Maddi ve Manevi Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/9209 E. 2014/17248 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mal sigortası↗ cayma hakkı↗ sigorta teminatı kapsamı↗ hayat sigortası↗ sigorta teminatı↗ sigorta ettiren↗ teminat kapsamı↗ sigorta sözleşmesi↗ riziko↗ maddi tazminat↗ sigorta poliçesi↗ yasal faiz↗ eksik inceleme↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde sigorta ettirenin sigorta sözleşmesinin eki teklifnamede ciddi bir hastalık geçirilip geçirilmediği sorusuna "hayır" yanıtını verdiği, sözleşme devam ederken rahatsızlandığı, davalının sigorta ettirenin hastalığını riziko gerçekleştikten sonra öğrendiği ancak cayma hakkını kullanmadığı gerekçesiyle davacının yaptığı sağlık giderleri toplamı 3.244,00 TL'nin ödeme tarihi olan 06/10/2006 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; davacının manevi tazminat talebinin ise, TMK'nın 24.maddesi ve 818 sayılı BK'nın 47 ve 49. maddelerinde belirtilen yasal koşulların oluşmadığı gerekçesiyle, reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, Grup Sağlık Sigortası Poliçesi'nden kaynaklanan sigorta bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece maddi tazminata ilişkin dava kabul edilmiş ise de; somut olayda sigorta ettiren, sigortalının Sigorta Teklifnamesi'nin Sağlık Beyanı Bölümündeki sağlığı ile ilgili bir sorunu bulunup bulunmadığı sorusuna "hayır" yanıtını vermiş; daha sonra, sözleşme devam ederken rahatsızlığı nedeniyle, Medicana Bahçelievler Hastanesine başvurmuş ve kendisine Ülser Kolit ve Gis kanaması teşhisi konmuştur. Davalı, sigorta ettirenin poliçe tanzimi sırasında mevcut olan rahatsızlığını gizlediğini ileri sürmüştür.
Sigorta sözleşmesinin kurulmasında doğru bilgi verme yükümlülüğü ile ilgili TTK.nun 1290. maddesi hükmü mal sigortalarına ilişkin olmakla birlikte, yerleşmiş Yargıtay uygulaması ile hayat sigortalarında da uygulanmakta olup, esasen bu yükümlülük Poliçe Genel Şartları'nda sözleşme hükmü haline getirilmiş bulunmaktadır. Davalı savunmasında, rizikonun gizlenen hastalığa bağlı olarak ortaya çıktığını, davacının doğru bilgi verme yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle talebe konu hastalığın sigorta teminatı kapsamı içinde olmadığını savunduğuna göre, mahkemece; davalının ileri sürdüğü kanıtlar arasında yer alan, sigortalının tedavi belgelerinin Nisa ve Amerikan hastanelerinden getirtilerek ve bunların ilişkin bulunduğu tarihler de gözetilerek, davacı sigortalının rizikonun meydana gelmesine neden olan hastalığının ne zaman ortaya çıktığı ve poliçe düzenlenmesinden önce var olup olmadığı hususlarında, aralarında tıp alanında uzman doktor bilirkişinin de bulunacağı bilirkişi kurulundan görüş sorularak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/7725 E. 2011/174 K.
Ortak:sigorta sözleşmesi · sigorta poliçesi · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaMahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde «sigorta ettirenin» «sigorta sözleşmesinin» eki teklifnamede ciddi bir hastalık geçirilip geçirilmediği sorusuna "hayır" yanıtını verdiği, sözleşme devam ederken rahatsızlandığı, davalının sigorta ettirenin hastalığını «riziko» gerçekleştikten sonra öğrendiği ancak «cayma hakkını» kullanmadığı gerekçesiyle davacının yaptığı sağlık giderleri toplamı 3.244,00 TL'nin ödeme tarihi olan 06/10/2006 tarihinden işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; davacının manevi tazminat talebinin ise, TMK'nın 24.maddesi ve 818 sayılı BK'nın 47 ve 49. maddelerinde belirtilen …
Davalı savunmasında, «rizikonun» gizlenen hastalığa bağlı olarak ortaya çıktığını, davacının doğru bilgi verme yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle talebe konu hastalığın «sigorta teminatı kapsamı» içinde olmadığını savunduğuna göre, mahkemece; davalının ileri sürdüğü kanıtlar arasında yer alan, sigortalının tedavi belgelerinin Nisa ve Amerikan hastanelerinden getirtilerek ve bunların ilişkin bulunduğu tarihler de gözetilerek, davacı sigortalının rizikonun meydana gelmesine neden olan hastalığının ne zaman ortaya çıktığı ve poliçe düzenlenmesinden önce var olup olmadığı hususlarında, aralarında tıp alanında uzman doktor bilirkişinin de bulunacağı bilirkişi kurulundan görüş sorularak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik inceleme» ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Benzer bu karardaDava, sağlık «sigorta poliçesine» dayalı olarak açılan, «sigorta sözleşmesinin» haksız feshinin iptali ve tazminat istemine ilişkindir.
Davanın kabulüne ilişkin verilen ilk karar «eksik inceleme» gerekçesiyle Dairemizce bozulmuş ve uyuşmazlığın çözümü için tespit edilmesi gereken hususlar açıkça ortaya konmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:beyan yükümlülüğü · illiyet bağı · şikayet
Benzer bu kararda… yapılırken kendisine sorulan prostat büyümesi sorusuna hayır yanıtını vermiş olmakla, prostat büyümesi ile, yargılama konusu tedaviye neden olan hastalığı arasında «illiyet bağı» olup olmadığı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece, uyulmasına karar verilen bozma ilamı doğrultusunda yapılan araştırma sonucu, davacının sözleşmenin kuruluş aşamasında «beyan yükümlülüğünü» yerine getirdiği, poliçe öncesindeki rahatsızlığının mevcut rahatsızlığından tamamen bağımsız olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda yalnızca, davacının1999 yılında kullandığı 1 kutu Hytin 5 mg tablet ile ilgili değerlendirme yapılmış, bozma ilamında işaret edilen 2000 ve 2001 yıllarındaki tetkikler ile, davacının 2004 yılında tedavi için hastaneye başvururken «şikayetlerinin» iki yıldan beri devam ettiğine ilişkin beyanı üzerinde durulmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12657 E. 2012/3651 K.
Ortak:teminat kapsamı · eksik inceleme · teminat
İncelediğiniz karardaDavalı savunmasında, «rizikonun» gizlenen hastalığa bağlı olarak ortaya çıktığını, davacının doğru bilgi verme yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle talebe konu hastalığın «sigorta teminatı kapsamı» içinde olmadığını savunduğuna göre, mahkemece; davalının ileri sürdüğü kanıtlar arasında yer alan, sigortalının tedavi belgelerinin Nisa ve Amerikan hastanelerinden getirtilerek ve bunların ilişkin bulunduğu tarihler de gözetilerek, davacı sigortalının rizikonun meydana gelmesine neden olan hastalığının ne zaman ortaya çıktığı ve poliçe düzenlenmesinden önce var olup olmadığı hususlarında, aralarında tıp alanında uzman doktor bilirkişinin de bulunacağı bilirkişi kurulundan görüş sorularak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik inceleme» ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının poliçe başvuru formunda herhangi bir hastalığından bahsetmediği, göz hastalıkları tedavisinin «teminat kapsamında» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, sağlık sigortasından kaynaklanmakta olup, uyuşmazlık davacının dava konusu göz rahatsızlığının ne zaman başladığı, sigorta başvuru formunun düzenlendiği tarihte anılan hastalığının bulunup bulunmadığı, hastalığın «teminat kapsamında» olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece, davacının sigorta başvuru formunda göz rahatsızlığından bahsetmediği, hastalığın «teminat» dışında olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı taraf hastalığına ilişkin olarak ilk defa Batman’da özel bir hastanede tedavi gördüğünü, poliçenin ilk olarak 02.10.2006 tarihinde tanzim edildiğini, rahatsızlığının ise 01.12.2006 tarihinde ortaya çıktığını, yine davalının tedavi «masraflarını» ödememe gerekçesi olarak gösterdiği provizyon formunda hastane personelinin hatalı olarak hastalığın geçmişini 3 yıl olarak belirttiğini, ancak sonradan itirazı üz …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dosya masrafı
Benzer bu karardaMahkemece, davacının sigorta başvuru formunda göz rahatsızlığından bahsetmediği, hastalığın «teminat» dışında olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı taraf hastalığına ilişkin olarak ilk defa Batman’da özel bir hastanede tedavi gördüğünü, poliçenin ilk olarak 02.10.2006 tarihinde tanzim edildiğini, rahatsızlığının ise 01.12.2006 tarihinde ortaya çıktığını, yine davalının tedavi «masraflarını» ödememe gerekçesi olarak gösterdiği provizyon formunda hastane personelinin hatalı olarak hastalığın geçmişini 3 yıl olarak belirttiğini, ancak sonradan itirazı üz …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/16472 E. 2012/7462 K.
Ortak:hayat sigortası · sigorta sözleşmesi · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaMahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde «sigorta ettirenin» «sigorta sözleşmesinin» eki teklifnamede ciddi bir hastalık geçirilip geçirilmediği sorusuna "hayır" yanıtını verdiği, sözleşme devam ederken rahatsızlandığı, davalının sigorta ettirenin hastalığını «riziko» gerçekleştikten sonra öğrendiği ancak «cayma hakkını» kullanmadığı gerekçesiyle davacının yaptığı sağlık giderleri toplamı 3.244,00 TL'nin ödeme tarihi olan 06/10/2006 tarihinden işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; davacının manevi tazminat talebinin ise, TMK'nın 24.maddesi ve 818 sayılı BK'nın 47 ve 49. maddelerinde belirtilen …
Sigorta sözleşmesinin kurulmasında doğru bilgi verme yükümlülüğü ile ilgili TTK.nun 1290. maddesi hükmü «mal sigortalarına» ilişkin olmakla birlikte, yerleşmiş Yargıtay uygulaması ile «hayat sigortalarında» da uygulanmakta olup, esasen bu yükümlülük Poliçe Genel Şartları'nda sözleşme hükmü haline getirilmiş bulunmaktadır.
Davalı savunmasında, «rizikonun» gizlenen hastalığa bağlı olarak ortaya çıktığını, davacının doğru bilgi verme yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle talebe konu hastalığın «sigorta teminatı kapsamı» içinde olmadığını savunduğuna göre, mahkemece; davalının ileri sürdüğü kanıtlar arasında yer alan, sigortalının tedavi belgelerinin Nisa ve Amerikan hastanelerinden getirtilerek ve bunların ilişkin bulunduğu tarihler de gözetilerek, davacı sigortalının rizikonun meydana gelmesine neden olan hastalığının ne zaman ortaya çıktığı ve poliçe düzenlenmesinden önce var olup olmadığı hususlarında, aralarında tıp alanında uzman doktor bilirkişinin de bulunacağı bilirkişi kurulundan görüş sorularak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik inceleme» ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Benzer bu karardaDava, «hayat sigorta sözleşmesine» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacının murisi tarafından davalı nezdinde 12.11.1989 başlangıç tarihli «hayat sigorta sözleşmesinin» düzenlenmiş olduğu ve sözleşmenin 12.11.1999 tarihinde «yenilendiği», bu yenileme sırasında davacının murisi tarafından “ciddi bir rahatsızlık geçirdiniz mi?” sorusuna hayır cevabı verildiği ve murisin 01.06.2002 tarihinde vefat ettiği ve davalı sigorta şirketi tarafından davacıya 5.492,50 TL ölüm tazminatı, 2.204,03 TL iştira bedeli ve 55,18 TL «prim» fazlası olarak toplam 7.751,72 TL ödendiği hususlarında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
… alı tarafından ödenen tazminatın yerinde olup olmadığı hususlarında Yargıtay denetimine açık bir rapor alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» sonucu yeterince açık ve «denetime elverişli» olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ek prim · zamanaşımı def'i · denetime elverişlilik · yenileme · def'i · zamanaşımı
Benzer bu karardaMahkemece, «zamanaşımı» nedeniyle davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “cevap süresinden sonra ileri sürülen «zamanaşımı def»’ine davacı tarafın karşı çıkması nedeniyle usulüne uygun olmayan zamanaşımı def’inin reddi ile işin esasına girilmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece b …
Somut olayda, davacının murisi tarafından davalı nezdinde 12.11.1989 başlangıç tarihli «hayat sigorta sözleşmesinin» düzenlenmiş olduğu ve sözleşmenin 12.11.1999 tarihinde «yenilendiği», bu yenileme sırasında davacının murisi tarafından “ciddi bir rahatsızlık geçirdiniz mi?” sorusuna hayır cevabı verildiği ve murisin 01.06.2002 tarihinde vefat ettiği ve davalı sigorta şirketi tarafından davacıya 5.492,50 TL ölüm tazminatı, 2.204,03 TL iştira bedeli ve 55,18 TL «prim» fazlası olarak toplam 7.751,72 TL ödendiği hususlarında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, sigortalının ölüm nedeninin poliçenin «yenilenmesinden» önce var olup da gizlenen bir rahatsızlıktan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, dolayısı ile davalı tarafından tazminattan yapılan indirimin doğru olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece, hükme esas alınan raporu hazırlayan bilirkişi sigorta uzmanı olup, davaya konu ölüm nedenine ilişkin tıbbi incelemede uzmanlığı olmadığı gibi hazırlanan raporda iştira bedelinin nasıl hesaplandığı, davalı tarafından yapılan ödemenin doğru olduğuna ilişkin sonuca nasıl varıldığı «denetime elverişli» bir şekilde açıklanmamıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/9209 E. , 2014/17248 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 3. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 13/06/2013
NUMARASI 2013/272-2013/1320
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen verilen 13/06/2013 tarih ve 2013/272-2013/1320 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2005 yılında davalı sigorta şirketi nezdinde hayat sigortası yaptırdığını, sözleşme süresinin 1 yıl olduğunu, davaya konu hastalığın belirtilerinin poliçenin düzenlenmesinden sonra ortaya çıktığını, davalı tarafın davacının hastalığını bilmesine rağmen sözleşmenin yenilenmesine muvafakat ettiğini, müvekkilinin yeni dönem pirimi üzerinden ödeme yaptığını, müvekkilinin 01/10/2006 tarihinde rektal kanamalarının yoğunlaşması sonucunda acil olarak Medicana Hastanesine sevk edildiğini, tedavi masraflarının sigorta teminatı kapsamında olmasına rağmen müvekkili tarafından karşılandığını, ileri sürerek 3.300,00 TL maddi tazminatın ve 2.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yetki itirazında bulunmuş ve yetkili mahkemenin Beyoğlu Sulh Hukuk Mahkemesi olduğunu ve davalının kendisince bilinen rahatsızlıklarını kasten müvekkilinden gizlediğini, davacının Grup Sağlık Sigorta Poliçesi kapsamında sigortalandığını, özel şartlarda sigorta poliçesi tanziminden önce var olan hastalıklarla ilgili tedavilerin poliçe teminat kapsamı dışında olduğunu ayrıca mahkemece hüküm kurulması halinde tahakkuk ettirilen prim ile tahakkuk ettirilmesi gereken prim arasındaki oran dairesinde tazminattan indirim yapılması gerektiğini savunarak, davanın usülden ve esastan reddini istemiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde sigorta ettirenin sigorta sözleşmesinin eki teklifnamede ciddi bir hastalık geçirilip geçirilmediği sorusuna "hayır" yanıtını verdiği, sözleşme devam ederken rahatsızlandığı, davalının sigorta ettirenin hastalığını riziko gerçekleştikten sonra öğrendiği ancak cayma hakkını kullanmadığı gerekçesiyle davacının yaptığı sağlık giderleri toplamı 3.244,00 TL'nin ödeme tarihi olan 06/10/2006 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; davacının manevi tazminat talebinin ise, TMK'nın 24.maddesi ve 818 sayılı BK'nın 47 ve 49. maddelerinde belirtilen yasal koşulların oluşmadığı gerekçesiyle, reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, Grup Sağlık Sigortası Poliçesi'nden kaynaklanan sigorta bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece maddi tazminata ilişkin dava kabul edilmiş ise de; somut olayda sigorta ettiren, sigortalının Sigorta Teklifnamesi'nin Sağlık Beyanı Bölümündeki sağlığı ile ilgili bir sorunu bulunup bulunmadığı sorusuna "hayır" yanıtını vermiş; daha sonra, sözleşme devam ederken rahatsızlığı nedeniyle, Medicana Bahçelievler Hastanesine başvurmuş ve kendisine Ülser Kolit ve Gis kanaması teşhisi konmuştur. Davalı, sigorta ettirenin poliçe tanzimi sırasında mevcut olan rahatsızlığını gizlediğini ileri sürmüştür.
Sigorta sözleşmesinin kurulmasında doğru bilgi verme yükümlülüğü ile ilgili TTK.nun 1290. maddesi hükmü mal sigortalarına ilişkin olmakla birlikte, yerleşmiş Yargıtay uygulaması ile hayat sigortalarında da uygulanmakta olup, esasen bu yükümlülük Poliçe Genel Şartları'nda sözleşme hükmü haline getirilmiş bulunmaktadır. Davalı savunmasında, rizikonun gizlenen hastalığa bağlı olarak ortaya çıktığını, davacının doğru bilgi verme yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle talebe konu hastalığın sigorta teminatı kapsamı içinde olmadığını savunduğuna göre, mahkemece; davalının ileri sürdüğü kanıtlar arasında yer alan, sigortalının tedavi belgelerinin Nisa ve Amerikan hastanelerinden getirtilerek ve bunların ilişkin bulunduğu tarihler de gözetilerek, davacı sigortalının rizikonun meydana gelmesine neden olan hastalığının ne zaman ortaya çıktığı ve poliçe düzenlenmesinden önce var olup olmadığı hususlarında, aralarında tıp alanında uzman doktor bilirkişinin de bulunacağı bilirkişi kurulundan görüş sorularak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101996900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz