Beyan yükümlülüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/4100 E. 2010/7861 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
beyan yükümlülüğü↗ uygun illiyet bağı↗ hayat sigortası↗ sigorta ettiren↗ illiyet bağı↗ sigorta sözleşmesi↗ denetime elverişlilik↗ uyuşmazlık konusu↗ ihbar↗ sigorta poliçesi↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacıların murisi sigortalı ...'ın ölümünün kalp rahatsızlığına bağlı olarak gelişen komplikasyon sonucu gerçekleştiği, kalp rahatsızlığını önceden bilmesine rağmen sigortalının poliçe tanzim edilirken bu rahatsızlığını gizlediği, böylelikle TTK'nun 1290 vd. maddelerindeki ihbar ve beyan yükümlüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, hayat sigortası poliçesinden kaynaklanan tazminatın davalı sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkin olup, davacıların murisi ... ile davalı arasında 02.10.2006/2016 tarihlerini kapsayan hayat sigortası sözleşmesi yapıldığı, sigortalının 03.06.2007 tarihinde yaşamını yitirdiği uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, sigortalının ölüm nedeninin ne olduğu ve poliçe tanzimi sırasında beyan edilmeyen mevcut rahatsızlıkla ölüm nedeni arasında uygun bir illiyet bağının bulunup bulunmadığı, bu bağlamda sigorta ettirenin ihbar ve beyan yükümlülüğünü ihlal edip etmediği noktasında toplanmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle ölüm sebebinin tepitiyle davacıların murisi sigortalının, davalı tarafça savunulduğu üzere, gerçekten de beyan yükümlülüğünü ihlal edip etmediğinin açıklığa kavuşturulması ve bilahare de beyan edilmediği belirtilen hastalık veya hastalıklarla ölüm sebebi arasında uygun illiyet bağının mevcut olup olmadığının kuşkuya yer bırakmaksızın saptanmasına bağlı olup, mahkemece bu yönde bir araştırılmaya girişilmiş ve bu hususta bilirkişiden rapor alınması cihetine gidilmiş ise de, alınan rapor içerik itibariyle bu hususta yeterli olmadığı gibi hükme esas alınan bu bilirkişi raporuna karşı davacı tarafın ciddi, sonuca etkili itirazları dahi karşılanmamış yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmişltir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, yeniden oluşturulacak başka bir bilirkişi kurulu aracılığıyla davacı tarafın ciddi ve sonuca etkili itirazlarını da karşılayan mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli yeni bir rapor alınmak ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmek gerekirken, eksik incelemeye ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/681 E. 2013/1417 K.
Ortak:beyan yükümlülüğü · hayat sigortası · uyuşmazlık konusu · dava sebebi · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaDava, «hayat sigortası poliçesinden» kaynaklanan tazminatın davalı sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkin olup, davacıların murisi ... ile davalı arasında 02.10.2006/2016 tarihlerini kapsayan hayat «sigortası sözleşmesi» yapıldığı, sigortalının 03.06.2007 tarihinde yaşamını yitirdiği «uyuşmazlık konusu» değildir.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle ölüm «sebebinin» tepitiyle davacıların murisi sigortalının, davalı tarafça savunulduğu üzere, gerçekten de «beyan yükümlülüğünü» ihlal edip etmediğinin açıklığa kavuşturulması ve bilahare de beyan edilmediği belirtilen hastalık veya hastalıklarla ölüm sebebi arasında «uygun illiyet bağının» mevcut olup olmadığının kuşkuya yer bırakmaksızın saptanmasına bağlı olup, mahkemece bu yönde bir araştırılmaya girişilmiş ve bu hususta bilirkişiden rapor alınmas …
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacıların murisi sigortalı ...'ın ölümünün kalp rahatsızlığına bağlı olarak gelişen komplikasyon sonucu gerçekleştiği, kalp rahatsızlığını önceden bilmesine rağmen sigortalının poliçe tanzim edilirken bu rahatsızlığını gizlediği, böylelikle TTK'nun 1290 vd. maddelerindeki «ihbar» ve «beyan yükümlüğünü» yerine getirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece, davacının murisinin «beyan yükümlülüğüne» aykırı davrandığı savunulduğuna göre, ölüm «sebebi» ile poliçe tanziminden önce mevcut rahatsızlıklar arasında irtibat bulunup bulunmadığı, başka bir ifade ile sözleşmenin düzenlenmesinden önce sigortalıda mevcut olduğu tespit olunan hastalıkların kalp yetmezliğine yol açıp açmadığı, poliçenin düzenlemesinden önce muriste kalp yetmezliği mevcut olup olmadığı belirlenip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak ve yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Oysa, davacının murisinin ölüm «sebebinin» kalp yetmezliği olduğu «uyuşmazlık konusu» değildir.
Dava, «hayat sigortasından» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece poliçe tanziminden önceki tarihlerde takip ve tedavi edilen davacının murisinin rahatsızlığının kendisi tarafından bilinmesinin bekleneceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/16389 E. 2012/6290 K.
Ortak:beyan yükümlülüğü · hayat sigortası · illiyet bağı
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık, sigortalının ölüm nedeninin ne olduğu ve poliçe tanzimi sırasında beyan edilmeyen mevcut rahatsızlıkla ölüm nedeni arasında uygun bir «illiyet bağının» bulunup bulunmadığı, bu bağlamda «sigorta ettirenin» «ihbar» ve «beyan yükümlülüğünü» ihlal edip etmediği noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle ölüm «sebebinin» tepitiyle davacıların murisi sigortalının, davalı tarafça savunulduğu üzere, gerçekten de «beyan yükümlülüğünü» ihlal edip etmediğinin açıklığa kavuşturulması ve bilahare de beyan edilmediği belirtilen hastalık veya hastalıklarla ölüm sebebi arasında «uygun illiyet bağının» mevcut olup olmadığının kuşkuya yer bırakmaksızın saptanmasına bağlı olup, mahkemece bu yönde bir araştırılmaya girişilmiş ve bu hususta bilirkişiden rapor alınmas …
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacıların murisi sigortalı ...'ın ölümünün kalp rahatsızlığına bağlı olarak gelişen komplikasyon sonucu gerçekleştiği, kalp rahatsızlığını önceden bilmesine rağmen sigortalının poliçe tanzim edilirken bu rahatsızlığını gizlediği, böylelikle TTK'nun 1290 vd. maddelerindeki «ihbar» ve «beyan yükümlüğünü» yerine getirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıların murisi ile davalı sigorta şirketi arasında 05.03.2008/2009 arası «hayat sigortası» tanzim edildiği, sigortanın süresi içinde «cayma hakkını» kullanmaması ve ek «prim» talep etmemesi nedeniyle muriste var olan hastalık ile ölüm arasındaki «illiyet bağının» araştırılmasına gerek olmadığı, bankaya «husumet» yöneltilemeyeceği, diğer poliçenin murisin vefatı sonrası tanzim edildiği gerekçesiyle, davalı banka yönünden davanın husumetten reddine, davalı sigorta yönünden 1 …
Dava, «hayat sigortasından» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece sigorta şirketinin süresi içinde «cayma hakkını» kullanmadığı, ek «prim» talep etmediği bu nedenle muriste var olan hastalık ile ölüm arasındaki «illiyet bağının» araştırılmasına gerek bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu itibarla mahkemece, davacıların murisinin «beyan yükümlülüğüne» aykırı davrandığı savunulduğuna göre, murisin ölüm sebebiyle bağlantılı olarak konusunda uzman tabibinde içinde bulunduğu bilirkişi heyetinden, Dairemizin emsal ka …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cayma hakkı · riziko · ek prim · teminat · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıların murisi ile davalı sigorta şirketi arasında 05.03.2008/2009 arası «hayat sigortası» tanzim edildiği, sigortanın süresi içinde «cayma hakkını» kullanmaması ve ek «prim» talep etmemesi nedeniyle muriste var olan hastalık ile ölüm arasındaki «illiyet bağının» araştırılmasına gerek olmadığı, bankaya «husumet» yöneltilemeyeceği, diğer poliçenin murisin vefatı sonrası tanzim edildiği gerekçesiyle, davalı banka yönünden davanın husumetten reddine, davalı sigorta yönünden 1 …
Dava, «hayat sigortasından» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece sigorta şirketinin süresi içinde «cayma hakkını» kullanmadığı, ek «prim» talep etmediği bu nedenle muriste var olan hastalık ile ölüm arasındaki «illiyet bağının» araştırılmasına gerek bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, davalı taraf «rizikonun» «teminat» harici olduğunu olayın gerçekleşmesinden sonra öğrendiğini savunmuş olup, sözleşmede aksine hüküm bulunmadığı takdirde rizikonun gerçekleşmesinden sonra cayma söz konusu olmayacağından, mahkemenin bu yöndeki gerekçesi yerinde değildir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/4100 E. , 2010/7861 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 7.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10.12.2009 tarih ve 2008/179 - 2009/690 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı sigorta şirketine hayat sigortası ile sigortalı müvekkilerinin babası ...'ın 03.06.2007 tarihinde kalp hastalığından öldüğünü, sözleşme yapılırken bu rahatsızlığını gizlediği gerekçesiyle tazminat ödemeyi reddettiğini, oysa ölüm nedeninin ince bağırsak tümörü olduğunu ileri sürerek, şimdilik 22.841,31 YTL'nın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın usul ve esas yönünden reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacıların murisi sigortalı ...'ın ölümünün kalp rahatsızlığına bağlı olarak gelişen komplikasyon sonucu gerçekleştiği, kalp rahatsızlığını önceden bilmesine rağmen sigortalının poliçe tanzim edilirken bu rahatsızlığını gizlediği, böylelikle TTK'nun 1290 vd. maddelerindeki ihbar ve beyan yükümlüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, hayat sigortası poliçesinden kaynaklanan tazminatın davalı sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkin olup, davacıların murisi ... ile davalı arasında 02.10.2006/2016 tarihlerini kapsayan hayat sigortası sözleşmesi yapıldığı, sigortalının 03.06.2007 tarihinde yaşamını yitirdiği uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, sigortalının ölüm nedeninin ne olduğu ve poliçe tanzimi sırasında beyan edilmeyen mevcut rahatsızlıkla ölüm nedeni arasında uygun bir illiyet bağının bulunup bulunmadığı, bu bağlamda sigorta ettirenin ihbar ve beyan yükümlülüğünü ihlal edip etmediği noktasında toplanmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle ölüm sebebinin tepitiyle davacıların murisi sigortalının, davalı tarafça savunulduğu üzere, gerçekten de beyan yükümlülüğünü ihlal edip etmediğinin açıklığa kavuşturulması ve bilahare de beyan edilmediği belirtilen hastalık veya hastalıklarla ölüm sebebi arasında uygun illiyet bağının mevcut olup olmadığının kuşkuya yer bırakmaksızın saptanmasına bağlı olup, mahkemece bu yönde bir araştırılmaya girişilmiş ve bu hususta bilirkişiden rapor alınması cihetine gidilmiş ise de, alınan rapor içerik itibariyle bu hususta yeterli olmadığı gibi hükme esas alınan bu bilirkişi raporuna karşı davacı tarafın ciddi, sonuca etkili itirazları dahi karşılanmamış yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmişltir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, yeniden oluşturulacak başka bir bilirkişi kurulu aracılığıyla davacı tarafın ciddi ve sonuca etkili itirazlarını da karşılayan mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli yeni bir rapor alınmak ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmek gerekirken, eksik incelemeye ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.07.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1026321300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz