Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/6777 E. 2012/12168 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfaat çatışması↗ dava açma ehliyeti↗ limited şirket müdürü↗ vesayet↗ limited şirket ortağı↗ ortaklık sıfatı↗ kayyım atanması↗ sorumluluk davası↗ kayyım↗ şirket müdürü↗ derdestlik↗ uyuşmazlık konusu↗ sulh hukuk mahkemesi↗ taraf ehliyeti↗ usulden reddi↗ limited şirket↗ yetki↗ sulh↗ yetkisizlik kararı↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacı küçüklerin, davalının müdürü olduğu limitet şirkete miras yoluyla ortak oldukları, davanın şirket müdürünün azlı ve sorumluluk davası niteliğinde bulunduğu, davacı küçüklere ortaklıklarıyla ilgili olarak dedelerinin kayyım atandığı, davacının kayyımın azli davası açtığı, derdest olan bu davada aldığı yetkiyle eldeki davayı ikame ettiği, TMK’nun 460. maddesi uyarınca böyle bir davayı kayyımın dahi özel yetkiyle açabileceği, küçükler adına hareket etmeye yasal olarak mezun olmayan kişi tarafından açılıp yürütülmesinin mümkün bulunmadığı, davacının bu yetkisinin olmadığı, kayyımın azli davasında sulh hukuk mahkemesi tarafından verilen dava açma yetkisinin, davacıya dava açma ehliyeti kazandırmayacağı, öncelikle temsilci sıfatını kazanması gerektiği, sonra vesayet makamından izin alınmasının zorunlu olduğu, dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, limitet şirket müdürü davalının azli ile şirkete verdiği zararın tahsili istemine ilişkindir.
Davalının müdür ve ortak olduğu dava dışı limitet şirketin üç ortağının bulunduğu, iki ortağın öldüğü, davacı küçüklerin miras yoluyla ortaklık sıfatını kazandığı, annelerinin de aynı şekilde ortak olduğu, küçüklerin ortaklık haklarının kullanılması bakımından menfaat çatışması nedeniyle kendilerine dedelerinin kayyım olarak atandığı, onlar adına eldeki davayı açan halalarının da küçüklere atanan kayyımın görevini gereği gibi yerine getirmediği iddiasıyla bu sıfatının sona erdirilerek kendisinin kayyım atanması istemli dava açtığı, anılan davada küçüklerin menfaatlerinin korunması bakımından kendisine dava açma yetkisi verildiği, temyize konu bu davanın da anılan yetki kapsamında açıldığı hususları uyuşmazlık konusu değildir. Kayyımın görevinin sona erdirilmesi istemli davada yetkisizlik karar verildiği, bu davanın devamı niteliğinde Eskişehir 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/513 esasında kayıtlı davada da davacı küçüklerin menfaatlerinin korunması bakımından eldeki davayı takip etmesi için davacılar temsilcisi gibi hareket eden halaları talepçiye yetki verildiği yönleri de dosya kapsamıyla sabittir. Davacı küçüklere atanan kayyımın görevinin sona erdirilmesi ve halaları talepçinin kayyım atanması istemli davada davalı limitet şirket müdürünün eylemlerinden de bahsedildiği, hali hazırdaki kayyımın davacı küçüklerin menfaatlerini korumak için harekete geçmediği ileri sürülmüştür. Küçüklerin menfaatlerini ilgilendiren konularda gerekli önlemleri almakla yükümlü vesayet makamı konumundaki sulh hukuk mahkemesi, işbu davada küçüklere kayyım olarak atanması istenilen ve küçükler adına hareket eden kişiye onların menfaatlerinin korunması bakımından dava açma yetkisi vermiştir. O halde, davacı küçükler adına eldeki davayı açan kişinin kendisinin kayyım olarak atanması istemli açtığı davanın sonucunun özellikle dava açma ehliyeti bakımından eldeki davayı etkileyeceği çekişmesizdir.
Bu durum karşısında, davacı küçükler adına dava açan kişinin mevcut kayyımın görevinden alınması, kendisinin bu göreve atanması istemli dava sonucu beklenilmeden yazılı gerekçe ile davanın reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1866 E. 2019/3462 K.
Ortak:kayyım atanması · kayyım · limited şirket
İncelediğiniz karardaDavalının müdür ve ortak olduğu dava dışı «limitet şirketin» üç ortağının bulunduğu, iki ortağın öldüğü, davacı küçüklerin miras yoluyla «ortaklık sıfatını» kazandığı, annelerinin de aynı şekilde ortak olduğu, küçüklerin ortaklık haklarının kullanılması bakımından «menfaat çatışması» nedeniyle kendilerine dedelerinin «kayyım» olarak atandığı, onlar adına eldeki davayı açan halalarının da küçüklere atanan kayyımın görevini gereği gibi yerine getirmediği iddiasıyla bu sıfatının sona erdirilerek kendisinin «kayyım atanması» istemli dava açtığı, anılan davada küçüklerin menfaatlerinin korunması bakımından kendisine dava açma yetkisi verildiği, temyize konu bu davanın da anılan «yetki» kapsamında açıldığı hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Davacı küçüklere atanan «kayyımın» görevinin sona erdirilmesi ve halaları talepçinin «kayyım atanması» istemli davada davalı «limitet şirket» müdürünün eylemlerinden de bahsedildiği, hali hazırdaki kayyımın davacı küçüklerin menfaatlerini korumak için harekete geçmediği ileri sürülmüştür.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacı küçüklerin, davalının müdürü olduğu «limitet şirkete» miras yoluyla ortak oldukları, davanın şirket müdürünün azlı ve «sorumluluk davası» niteliğinde bulunduğu, davacı küçüklere ortaklıklarıyla ilgili olarak dedelerinin «kayyım» atandığı, davacının kayyımın azli davası açtığı, «derdest» olan bu davada aldığı yetkiyle eldeki davayı ikame ettiği, TMK’nun 460. maddesi uyarınca böyle bir davayı kayyımın dahi özel yetkiyle açabileceği, küçükler adına hareket etmeye yasal olarak mezun olmayan kişi tarafından açılıp yürütülmesinin mümkün bulunmadığı, davacının bu «yetkisinin» olmadığı, kayyımın azli davasında «sulh hukuk» mahkemesi tarafından verilen dava açma yetkisinin, davacıya dava «açma ehliyeti» kazandırmayacağı, öncelikle «temsilci» sıfatını kazanması gerektiği, sonra «vesayet» makamından izin alınmasının zorunlu olduğu, dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAncak, dava dilekçesi ve istinaf başvuru dilekçesiyle birlikte tüm dosya kapsamı incelendiğinde, davacının «haklı sebep» olarak yalnızca yaş küçüklüğüne dayanmayıp, yaş küçüklüğüyle birlikte kendisinin ve şirket ortağı olan oğlunun tecrübesizliğine, şirketin aktif bir faaliyetinin bulunmamasına, şirketin vergi borcu bulunmasına, şirket «ortaklar kurulu» toplantılarına davet edilmemelerine ve şirketin diğer ortaklarıyla olan iletişimdeki zayıflığa da dayandığı anlaşılmakta olup; ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesince davacının yaş küçüklüğüyle birlikte dayandığı bu hususların şirket «ortaklığından çıkma» için haklı gerekçe teşkil edip etmediği tartışılmamış, «kayyımın» vefat etmiş olması ve yerine başka bir «kayyım atanmamış» olması hususu da gözden kaçırılarak, yaş küçüklüğünün şirket ortaklığından çıkma için haklı bir sebep teşkil etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi …
Dava, 6102 sayılı TTK'nın 638. maddesi gereğince «limited şirket ortaklığından çıkma» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirkette ortaklıktan çıkma · ortaklıktan çıkma · limited şirket ortaklığı · haklı sebep · ortaklar kurulu kararı
Benzer bu karardaDava, 6102 sayılı TTK'nın 638. maddesi gereğince «limited şirket ortaklığından çıkma» istemine ilişkindir.
Ancak, dava dilekçesi ve istinaf başvuru dilekçesiyle birlikte tüm dosya kapsamı incelendiğinde, davacının «haklı sebep» olarak yalnızca yaş küçüklüğüne dayanmayıp, yaş küçüklüğüyle birlikte kendisinin ve şirket ortağı olan oğlunun tecrübesizliğine, şirketin aktif bir faaliyetinin bulunmamasına, şirketin vergi borcu bulunmasına, şirket «ortaklar kurulu» toplantılarına davet edilmemelerine ve şirketin diğer ortaklarıyla olan iletişimdeki zayıflığa da dayandığı anlaşılmakta olup; ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesince davacının yaş küçüklüğüyle birlikte dayandığı bu hususların şirket «ortaklığından çıkma» için haklı gerekçe teşkil edip etmediği tartışılmamış, «kayyımın» vefat etmiş olması ve yerine başka bir «kayyım atanmamış» olması hususu da gözden kaçırılarak, yaş küçüklüğünün şirket ortaklığından çıkma için haklı bir sebep teşkil etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi …
Mahkemece, yaş küçüklüğünün şirket «ortaklığından çıkma» için haklı bir sebep olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi’nce, mahkemece şirket ortağının yaşının küçüklüğünün, şirket ortaklığından ayrılması için «haklı sebep» sayılamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18091 E. 2015/3405 K.
Ortak:limited şirket · temsil
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacı küçüklerin, davalının müdürü olduğu «limitet şirkete» miras yoluyla ortak oldukları, davanın şirket müdürünün azlı ve «sorumluluk davası» niteliğinde bulunduğu, davacı küçüklere ortaklıklarıyla ilgili olarak dedelerinin «kayyım» atandığı, davacının kayyımın azli davası açtığı, «derdest» olan bu davada aldığı yetkiyle eldeki davayı ikame ettiği, TMK’nun 460. maddesi uyarınca böyle bir davayı kayyımın dahi özel yetkiyle açabileceği, küçükler adına hareket etmeye yasal olarak mezun olmayan kişi tarafından açılıp yürütülmesinin mümkün bulunmadığı, davacının bu «yetkisinin» olmadığı, kayyımın azli davasında «sulh hukuk» mahkemesi tarafından verilen dava açma yetkisinin, davacıya dava «açma ehliyeti» kazandırmayacağı, öncelikle «temsilci» sıfatını kazanması gerektiği, sonra «vesayet» makamından izin alınmasının zorunlu olduğu, dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
1-Dava, «limitet şirket müdürü» davalının azli ile şirkete verdiği zararın tahsili istemine ilişkindir.
Davalının müdür ve ortak olduğu dava dışı «limitet şirketin» üç ortağının bulunduğu, iki ortağın öldüğü, davacı küçüklerin miras yoluyla «ortaklık sıfatını» kazandığı, annelerinin de aynı şekilde ortak olduğu, küçüklerin ortaklık haklarının kullanılması bakımından «menfaat çatışması» nedeniyle kendilerine dedelerinin «kayyım» olarak atandığı, onlar adına eldeki davayı açan halalarının da küçüklere atanan kayyımın görevini gereği gibi yerine getirmediği iddiasıyla bu sıfatının sona erdirilerek kendisinin «kayyım atanması» istemli dava açtığı, anılan davada küçüklerin menfaatlerinin korunması bakımından kendisine dava açma yetkisi verildiği, temyize konu bu davanın da anılan «yetki» kapsamında açıldığı hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamından, davacı vekilinin hukuki sebep olarak sadece müvekkilinin yaşının küçüklüğüne dayandığı, yaş küçüklüğünün «haklı sebep» teşkil etmediği, «kanunu temsilcisinin» şirket faaliyetini her zaman takip etme imkanı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «limited şirket ortaklığından çıkma» istemine ilişkindir.
Mahkeme karar gerekçesinde davanın yaş küçüklüğü nedeniyle «limited şirket ortaklığından çıkma» istemine dayandığı belirtilmişse de; dava dilekçesi içeriğinden, davacı tarafın aynı zamanda davalı şirketin «kar dağıtımı» yapmaması hususunu da çıkma istemine gerekçe yaptığı ancak mahkemece değinilen iddia üzerinde durulmadığı anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirkette ortaklıktan çıkma · kanuni temsilci · kar dağıtımı · ortaklıktan çıkma · limited şirket ortaklığı · haklı sebep · kâr dağıtımı
Benzer bu karardaMahkeme karar gerekçesinde davanın yaş küçüklüğü nedeniyle «limited şirket ortaklığından çıkma» istemine dayandığı belirtilmişse de; dava dilekçesi içeriğinden, davacı tarafın aynı zamanda davalı şirketin «kar dağıtımı» yapmaması hususunu da çıkma istemine gerekçe yaptığı ancak mahkemece değinilen iddia üzerinde durulmadığı anlaşılmaktadır.
Dava, «limited şirket ortaklığından çıkma» istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamından, davacı vekilinin hukuki sebep olarak sadece müvekkilinin yaşının küçüklüğüne dayandığı, yaş küçüklüğünün «haklı sebep» teşkil etmediği, «kanunu temsilcisinin» şirket faaliyetini her zaman takip etme imkanı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
-
Şirketin feshi | Genel kurul kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3547 E. 2015/10765 K.
Ortak:kayyım
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacı küçüklerin, davalının müdürü olduğu «limitet şirkete» miras yoluyla ortak oldukları, davanın şirket müdürünün azlı ve «sorumluluk davası» niteliğinde bulunduğu, davacı küçüklere ortaklıklarıyla ilgili olarak dedelerinin «kayyım» atandığı, davacının kayyımın azli davası açtığı, «derdest» olan bu davada aldığı yetkiyle eldeki davayı ikame ettiği, TMK’nun 460. maddesi uyarınca böyle bir davayı kayyımın dahi özel yetkiyle açabileceği, küçükler adına hareket etmeye yasal olarak mezun olmayan kişi tarafından açılıp yürütülmesinin mümkün bulunmadığı, davacının bu «yetkisinin» olmadığı, kayyımın azli davasında «sulh hukuk» mahkemesi tarafından verilen dava açma yetkisinin, davacıya dava «açma ehliyeti» kazandırmayacağı, öncelikle «temsilci» sıfatını kazanması gerektiği, sonra «vesayet» makamından izin alınmasının zorunlu olduğu, dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Davalının müdür ve ortak olduğu dava dışı «limitet şirketin» üç ortağının bulunduğu, iki ortağın öldüğü, davacı küçüklerin miras yoluyla «ortaklık sıfatını» kazandığı, annelerinin de aynı şekilde ortak olduğu, küçüklerin ortaklık haklarının kullanılması bakımından «menfaat çatışması» nedeniyle kendilerine dedelerinin «kayyım» olarak atandığı, onlar adına eldeki davayı açan halalarının da küçüklere atanan kayyımın görevini gereği gibi yerine getirmediği iddiasıyla bu sıfatının sona erdirilerek kendisinin «kayyım atanması» istemli dava açtığı, anılan davada küçüklerin menfaatlerinin korunması bakımından kendisine dava açma yetkisi verildiği, temyize konu bu davanın da anılan «yetki» kapsamında açıldığı hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Davacı küçüklere atanan «kayyımın» görevinin sona erdirilmesi ve halaları talepçinin «kayyım atanması» istemli davada davalı «limitet şirket» müdürünün eylemlerinden de bahsedildiği, hali hazırdaki kayyımın davacı küçüklerin menfaatlerini korumak için harekete geçmediği ileri sürülmüştür.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kısmen kabulüne, davalı «şirketin feshine», şirket müdürünün müdürlük görevinin kaldırılak şirkete «kayyım tayinine», fazlaya ilişkin taleplerinin reddine dair verilen karar, davalı H..
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kayyım tayini · şirketin feshi
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kısmen kabulüne, davalı «şirketin feshine», şirket müdürünün müdürlük görevinin kaldırılak şirkete «kayyım tayinine», fazlaya ilişkin taleplerinin reddine dair verilen karar, davalı H..
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/6777 E. , 2012/12168 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Rize 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/01/2012 tarih ve 2011/450-2012/43 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, temsilcisi olarak hareket ettiği küçükler ile annelerinin davalının müdürlük yaptığı limitet şirkete miras yoluyla ortak olduklarını, küçüklerin dedelerinin kayyım olarak atandığını, dava dışı bu kayyımın görevini ifa etmediğini, şirketin dolayısıyla davacıların zarara uğradığını, kayyımın azli ve kendisinin kayyım atanması istemli dava açtığını, anılan bu davada davalı aleyhine sorumluluk davası açılması için yetki verildiğini, bu amaçla dava dışı şirkete ait taşınmazlar üzerine tedbir kararı konulduğunu, tarafların ortak olduğu şirketin davacı küçüklerin murisinin hayatta olduğu dönemde kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalayarak yüklenici sıfatını aldığını, kayıtların düzenli tutulmadığını, daire satışlarının gerçek bedeli yansıtmadığını, davalının satışları rayicin altında gösterip aradaki farkı uhtesinde tuttuğunu, şirketi zarara uğrattığını, müdürlük görevini kötüye kullandığını ileri sürerek ve ıslah isteminde bulunarak, davalının müdürlükten azline, sorumluluğunun tespitiyle şimdilik 400.000.00 TL tazminatın ........, Haf.
Ltd. Şti’ne verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davacıların temsilcisi olarak hareket eden kişinin küçüklerin halası olduğunu, anneleriyle menfaat çatışması olacağından dedelerinin kayyım atandığını, davacı çocukların, anneleri ve dedeleriyle yaşadıklarını, temsilci olarak dava açan halanın menfaat amacı güttüğünü, tedbir koşullarının bulunmadığını savunarak, davanın reddine istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacı küçüklerin, davalının müdürü olduğu limitet şirkete miras yoluyla ortak oldukları, davanın şirket müdürünün azlı ve sorumluluk davası niteliğinde bulunduğu, davacı küçüklere ortaklıklarıyla ilgili olarak dedelerinin kayyım atandığı, davacının kayyımın azli davası açtığı, derdest olan bu davada aldığı yetkiyle eldeki davayı ikame ettiği, TMK’nun 460. maddesi uyarınca böyle bir davayı kayyımın dahi özel yetkiyle açabileceği, küçükler adına hareket etmeye yasal olarak mezun olmayan kişi tarafından açılıp yürütülmesinin mümkün bulunmadığı, davacının bu yetkisinin olmadığı, kayyımın azli davasında sulh hukuk mahkemesi tarafından verilen dava açma yetkisinin, davacıya dava açma ehliyeti kazandırmayacağı, öncelikle temsilci sıfatını kazanması gerektiği, sonra vesayet makamından izin alınmasının zorunlu olduğu, dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, limitet şirket müdürü davalının azli ile şirkete verdiği zararın tahsili istemine ilişkindir.
Davalının müdür ve ortak olduğu dava dışı limitet şirketin üç ortağının bulunduğu, iki ortağın öldüğü, davacı küçüklerin miras yoluyla ortaklık sıfatını kazandığı, annelerinin de aynı şekilde ortak olduğu, küçüklerin ortaklık haklarının kullanılması bakımından menfaat çatışması nedeniyle kendilerine dedelerinin kayyım olarak atandığı, onlar adına eldeki davayı açan halalarının da küçüklere atanan kayyımın görevini gereği gibi yerine getirmediği iddiasıyla bu sıfatının sona erdirilerek kendisinin kayyım atanması istemli dava açtığı, anılan davada küçüklerin menfaatlerinin korunması bakımından kendisine dava açma yetkisi verildiği, temyize konu bu davanın da anılan yetki kapsamında açıldığı hususları uyuşmazlık konusu değildir.
Kayyımın görevinin sona erdirilmesi istemli davada yetkisizlik karar verildiği, bu davanın devamı niteliğinde Eskişehir 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/513 esasında kayıtlı davada da davacı küçüklerin menfaatlerinin korunması bakımından eldeki davayı takip etmesi için davacılar temsilcisi gibi hareket eden halaları talepçiye yetki verildiği yönleri de dosya kapsamıyla sabittir. Davacı küçüklere atanan kayyımın görevinin sona erdirilmesi ve halaları talepçinin kayyım atanması istemli davada davalı limitet şirket müdürünün eylemlerinden de bahsedildiği, hali hazırdaki kayyımın davacı küçüklerin menfaatlerini korumak için harekete geçmediği ileri sürülmüştür. Küçüklerin menfaatlerini ilgilendiren konularda gerekli önlemleri almakla yükümlü vesayet makamı konumundaki sulh hukuk mahkemesi, işbu davada küçüklere kayyım olarak atanması istenilen ve küçükler adına hareket eden kişiye onların menfaatlerinin korunması bakımından dava açma yetkisi vermiştir.
O halde, davacı küçükler adına eldeki davayı açan kişinin kendisinin kayyım olarak atanması istemli açtığı davanın sonucunun özellikle dava açma ehliyeti bakımından eldeki davayı etkileyeceği çekişmesizdir.
Bu durum karşısında, davacı küçükler adına dava açan kişinin mevcut kayyımın görevinden alınması, kendisinin bu göreve atanması istemli dava sonucu beklenilmeden yazılı gerekçe ile davanın reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1011301000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz