Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/528 E. 2012/1472 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kamu düzenine aykırılık↗ kamu düzeni↗ ek tasfiye↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davacının davalı şirkette ortaklığı bulunduğu, TTK’nun 405/2. maddesi gereğince pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri istemeyeceği, tasfiye payına müteallik haklarının mahfuz olduğu, davaya konu yabancı mahkeme kararının sonuçları ile Türk Yargı kararlarının çeliştiği ve bu kararının uygulanmasının eşitsizliğe ve istikrarsızlığa yol açacağı, Türk şirketlerinin mali ve iktisadi durumun da etkileneceği, kamu düzenine aykırılık olduğu gerekçesiyle davanın reddine dair tesis edilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/8698 E. 2011/12207 K.
Ortak:ek tasfiye
İncelediğiniz karardaMahkemece, davacının davalı şirkette ortaklığı bulunduğu, TTK’nun 405/2. maddesi gereğince pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri istemeyeceği, «tasfiye» payına müteallik haklarının mahfuz olduğu, davaya konu yabancı mahkeme kararının sonuçları ile Türk Yargı kararlarının çeliştiği ve bu kararının uygulanmasının eşitsizliğe ve istikrarsızlığa yol açacağı, Türk şirketlerinin mali ve iktisadi durumun da etkileneceği, «kamu düzenine aykırılık» olduğu gerekçesiyle davanın reddine dair tesis edilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Benzer bu kararda… e, davanın davacının davalı şirkete sermaye olarak verdiği paranın tahsili talebine ilişkin olduğu, davalı şirketin Sermaye Piyasası Kurulu'nun kaydında bulunan bir «anonim şirket», davacının da şirket ortağı olduğu, TTK'nun 405/2. maddesindeki "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" düzenleme uyarınca sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin geri istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine kara …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay sahipliği · anonim şirket
Benzer bu kararda… e, davanın davacının davalı şirkete sermaye olarak verdiği paranın tahsili talebine ilişkin olduğu, davalı şirketin Sermaye Piyasası Kurulu'nun kaydında bulunan bir «anonim şirket», davacının da şirket ortağı olduğu, TTK'nun 405/2. maddesindeki "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" düzenleme uyarınca sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin geri istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine kara …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2450 E. 2012/4939 K.
Ortak:ek tasfiye
İncelediğiniz karardaMahkemece, davacının davalı şirkette ortaklığı bulunduğu, TTK’nun 405/2. maddesi gereğince pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri istemeyeceği, «tasfiye» payına müteallik haklarının mahfuz olduğu, davaya konu yabancı mahkeme kararının sonuçları ile Türk Yargı kararlarının çeliştiği ve bu kararının uygulanmasının eşitsizliğe ve istikrarsızlığa yol açacağı, Türk şirketlerinin mali ve iktisadi durumun da etkileneceği, «kamu düzenine aykırılık» olduğu gerekçesiyle davanın reddine dair tesis edilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Benzer bu karardaMahkemece, davalı şirketlerin Anonim Şirket olduğu, davacının davalı şirketlerde hisselerinin bulunduğu, TTK'nun 405/2. maddesindeki "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" hükmü gereği sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, şirketlerin tasfiye halinde olmadığı, davalı ...'ın sermaye şirketleri olan Anonim Şirket «yönetim kurulu» başkanı olup «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan herhangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçeleriyle davalı şirketler hakkında açılan davanın reddine, davalı ... hakkında açılan davanın ise «husumetten» reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 21.11.2011 günlü ilamında açıklanan nedenlerle davacı yararına bozul …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklık sözleşmesi · şahsi sorumluluk · pay sahipliği · yönetim kurulu kararı · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, davalı şirketlerin Anonim Şirket olduğu, davacının davalı şirketlerde hisselerinin bulunduğu, TTK'nun 405/2. maddesindeki "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" hükmü gereği sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, şirketlerin tasfiye halinde olmadığı, davalı ...'ın sermaye şirketleri olan Anonim Şirket «yönetim kurulu» başkanı olup «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan herhangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçeleriyle davalı şirketler hakkında açılan davanın reddine, davalı ... hakkında açılan davanın ise «husumetten» reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 21.11.2011 günlü ilamında açıklanan nedenlerle davacı yararına bozul …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/2273 E. 2011/5640 K.
Ortak:ek tasfiye
İncelediğiniz karardaMahkemece, davacının davalı şirkette ortaklığı bulunduğu, TTK’nun 405/2. maddesi gereğince pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri istemeyeceği, «tasfiye» payına müteallik haklarının mahfuz olduğu, davaya konu yabancı mahkeme kararının sonuçları ile Türk Yargı kararlarının çeliştiği ve bu kararının uygulanmasının eşitsizliğe ve istikrarsızlığa yol açacağı, Türk şirketlerinin mali ve iktisadi durumun da etkileneceği, «kamu düzenine aykırılık» olduğu gerekçesiyle davanın reddine dair tesis edilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Benzer bu kararda… dığı, davanın, davacının şirkete sermaye olarak verdiği paranın tahsili talebine ilişkin olduğu, şirketlerin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan «anonim şirket», davacının da şirket ortağı olduğu, TTK.nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirkette «payının» bulunması halinde bile, davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, davacının talebinin yerinde olmadığı, TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanı ve üyelerinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın «husumet» yönünden reddine dair tesis ettiği karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:anonim şirket yönetim kurulu · şahsi sorumluluk · pay sahipliği · anonim şirket · kâr payı · yönetim kurulu kararı · husumet
Benzer bu kararda… dığı, davanın, davacının şirkete sermaye olarak verdiği paranın tahsili talebine ilişkin olduğu, şirketlerin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan «anonim şirket», davacının da şirket ortağı olduğu, TTK.nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirkette «payının» bulunması halinde bile, davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, davacının talebinin yerinde olmadığı, TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanı ve üyelerinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın «husumet» yönünden reddine dair tesis ettiği karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/2331 E. 2011/6714 K.
Ortak:ek tasfiye
İncelediğiniz karardaMahkemece, davacının davalı şirkette ortaklığı bulunduğu, TTK’nun 405/2. maddesi gereğince pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri istemeyeceği, «tasfiye» payına müteallik haklarının mahfuz olduğu, davaya konu yabancı mahkeme kararının sonuçları ile Türk Yargı kararlarının çeliştiği ve bu kararının uygulanmasının eşitsizliğe ve istikrarsızlığa yol açacağı, Türk şirketlerinin mali ve iktisadi durumun da etkileneceği, «kamu düzenine aykırılık» olduğu gerekçesiyle davanın reddine dair tesis edilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Benzer bu karardaMahkemece, davacının davalı şirkette ortaklığı bulunmadığı, bu nedenle davalı şirketlere yönelik davanın «pasif husumet yokluğundan» reddinin gerekeceği, davanın esasına girilmesi halinde de davanın davacının davalı şirkete sermaye olarak verdiği paranın tahsili talebine ilişkin olduğu, şirketlerin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan «anonim şirket», davacının da şirket ortağı olduğu, TTK'nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirkette «payının» bulunması halinde bile davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, davacının talebinin yerinde olmadığı, TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan Anonim Şirket «yönetim kurulu» başkanı ve üyelerinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın husumet yönünden reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dair …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şahsi sorumluluk · pay sahipliği · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · anonim şirket · kâr payı · yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaMahkemece, davacının davalı şirkette ortaklığı bulunmadığı, bu nedenle davalı şirketlere yönelik davanın «pasif husumet yokluğundan» reddinin gerekeceği, davanın esasına girilmesi halinde de davanın davacının davalı şirkete sermaye olarak verdiği paranın tahsili talebine ilişkin olduğu, şirketlerin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan «anonim şirket», davacının da şirket ortağı olduğu, TTK'nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirkette «payının» bulunması halinde bile davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, davacının talebinin yerinde olmadığı, TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan Anonim Şirket «yönetim kurulu» başkanı ve üyelerinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın husumet yönünden reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dair …
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi | Tenfiz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5321 E. 2023/144 K.
Ortak:kamu düzeni
İncelediğiniz karardaMahkemece, davacının davalı şirkette ortaklığı bulunduğu, TTK’nun 405/2. maddesi gereğince pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri istemeyeceği, «tasfiye» payına müteallik haklarının mahfuz olduğu, davaya konu yabancı mahkeme kararının sonuçları ile Türk Yargı kararlarının çeliştiği ve bu kararının uygulanmasının eşitsizliğe ve istikrarsızlığa yol açacağı, Türk şirketlerinin mali ve iktisadi durumun da etkileneceği, «kamu düzenine aykırılık» olduğu gerekçesiyle davanın reddine dair tesis edilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Benzer bu karardaMahkemece 17.06.2010 tarih, 2009/677 E. ve 2010/204 K. sayılı kararı ile davacının davalı şirkette ortak olduğu ve şirkete karşı alacak davaları açarak hisse «bedelinin iadesi» yönünde taleplerde bulunduğu, açılan davaların 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 405 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri istemeyezler" şeklindeki yasal düzenlemeye dayalı reddedildiği, davacının yabancı mahkemede dava açarak talebini hüküm altına aldırdığı, davaya konu yabancı mahkeme kararının sonuçları ile Türk yargı kararlarının çeliştiği, eşitsizliğe ve istikrarsızlığa yol açacağı, «kamu düzenine» aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile Türk «kamu düzeninin» ihlaline yol açacak, dolayısıyla yabancı mahkeme ilamının «tenfizine» engel olacak bir durum olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, Federal Almanya Cumhuriyeti Köln Eyalet Mahkemesinin 29.
Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle 1) Davalı şirketin 7194 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu sebeple kararın Türk «kamu düzenine» aykırı olduğu, Türk Hukuku’nun uygulanması gerektiği, «kesin yetki kuralı» bulunduğu, 2) Ortada geçerli bir şirket ortaklığının bulunmadığı, taleplerin haksız olduğu, 3) Şirkete konulan sermayenin geri istenemeyeceği 4) Kararın eşitlik il …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kesin yetki kuralı · kesin yetki · bedel iadesi · pay sahipliği · tenfiz · yetki · kesin hüküm
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle 1) Davalı şirketin 7194 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu sebeple kararın Türk «kamu düzenine» aykırı olduğu, Türk Hukuku’nun uygulanması gerektiği, «kesin yetki kuralı» bulunduğu, 2) Ortada geçerli bir şirket ortaklığının bulunmadığı, taleplerin haksız olduğu, 3) Şirkete konulan sermayenin geri istenemeyeceği 4) Kararın eşitlik il …
Mahkemece 17.06.2010 tarih, 2009/677 E. ve 2010/204 K. sayılı kararı ile davacının davalı şirkette ortak olduğu ve şirkete karşı alacak davaları açarak hisse «bedelinin iadesi» yönünde taleplerde bulunduğu, açılan davaların 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 405 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri istemeyezler" şeklindeki yasal düzenlemeye dayalı reddedildiği, davacının yabancı mahkemede dava açarak talebini hüküm altına aldırdığı, davaya konu yabancı mahkeme kararının sonuçları ile Türk yargı kararlarının çeliştiği, eşitsizliğe ve istikrarsızlığa yol açacağı, «kamu düzenine» aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile Türk «kamu düzeninin» ihlaline yol açacak, dolayısıyla yabancı mahkeme ilamının «tenfizine» engel olacak bir durum olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, Federal Almanya Cumhuriyeti Köln Eyalet Mahkemesinin 29.
2008 kesinleşme tarihli 22 O 73/05 no.lu dosyasından verilen kararın «tenfizine» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/2336 E. 2011/6277 K.
Ortak:ek tasfiye
İncelediğiniz karardaMahkemece, davacının davalı şirkette ortaklığı bulunduğu, TTK’nun 405/2. maddesi gereğince pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri istemeyeceği, «tasfiye» payına müteallik haklarının mahfuz olduğu, davaya konu yabancı mahkeme kararının sonuçları ile Türk Yargı kararlarının çeliştiği ve bu kararının uygulanmasının eşitsizliğe ve istikrarsızlığa yol açacağı, Türk şirketlerinin mali ve iktisadi durumun da etkileneceği, «kamu düzenine aykırılık» olduğu gerekçesiyle davanın reddine dair tesis edilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Benzer bu kararda… avanın, davacının davalı şirkete sermaye olarak verdiği paranın tahsili talebine ilişkin olduğu, şirketlerin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan «anonim şirket», davacının da şirket ortağı olduğu, TTK'nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirkette «payının» bulunması halinde bile, davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar «yönetim kurulu» üyeleri hakkında dava açılmış ise de, davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan Anonim Şirket yönetim kurulu başkanı ve üyelerinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalıların sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle davalı ...Ş'ye yönelik davanın esastan, diğer davalılara yönelik davanın «pasif husumet» yönünden reddine dair karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklık sözleşmesi · şahsi sorumluluk · pay sahipliği · pasif husumet · anonim şirket · kâr payı · yönetim kurulu kararı · husumet
Benzer bu kararda… avanın, davacının davalı şirkete sermaye olarak verdiği paranın tahsili talebine ilişkin olduğu, şirketlerin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan «anonim şirket», davacının da şirket ortağı olduğu, TTK'nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirkette «payının» bulunması halinde bile, davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar «yönetim kurulu» üyeleri hakkında dava açılmış ise de, davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan Anonim Şirket yönetim kurulu başkanı ve üyelerinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalıların sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle davalı ...Ş'ye yönelik davanın esastan, diğer davalılara yönelik davanın «pasif husumet» yönünden reddine dair karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/2234 E. 2011/5637 K.
Ortak:ek tasfiye
İncelediğiniz karardaMahkemece, davacının davalı şirkette ortaklığı bulunduğu, TTK’nun 405/2. maddesi gereğince pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri istemeyeceği, «tasfiye» payına müteallik haklarının mahfuz olduğu, davaya konu yabancı mahkeme kararının sonuçları ile Türk Yargı kararlarının çeliştiği ve bu kararının uygulanmasının eşitsizliğe ve istikrarsızlığa yol açacağı, Türk şirketlerinin mali ve iktisadi durumun da etkileneceği, «kamu düzenine aykırılık» olduğu gerekçesiyle davanın reddine dair tesis edilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan «anonim şirket» ve davacının da davalı şirkette hissesi olduğu, TTK'nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... ve ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının ve yönetim kurulu üyesinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalıların sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği, bu davalıların «pasif husumet ehliyetlerinin» olmadığı gerekçesiyle davalı şirket hakkında açılan davanın esastan, diğer davalılar hakkında açılan davanın husumetten yönünden reddine dair tesis ettiği karar, d …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:anonim şirket yönetim kurulu · ortaklık sözleşmesi · pasif husumet ehliyeti · şahsi sorumluluk · pay sahipliği · husumet ehliyeti · pasif husumet · anonim şirket
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan «anonim şirket» ve davacının da davalı şirkette hissesi olduğu, TTK'nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... ve ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının ve yönetim kurulu üyesinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalıların sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği, bu davalıların «pasif husumet ehliyetlerinin» olmadığı gerekçesiyle davalı şirket hakkında açılan davanın esastan, diğer davalılar hakkında açılan davanın husumetten yönünden reddine dair tesis ettiği karar, d …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/528 E. , 2012/1472 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01.10.2009 gün ve 2009/364 - 2009/780 sayılı kararı bozan Daire’nin 26.09.2011 gün ve 2010/1920 - 2010/10922 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkilinden para tahsil ettiğini ve ödemediğini, bunun üzerine açılan davada Frankfurt Main am Yüksek Eyalet Mahkemesi'nin 122.822,97 Euro anaparanın 13.01.1997 tarihinden itibaren % 5 faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verdiğini, kararın 13/01/2009 tarihinde kesinleşerek apostille ile onandığını ileri sürerek Frankfurt Main am Yüksek Eyalet Mahkemesi kararının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının davalı şirkette ortaklığı bulunduğu, TTK’nun 405/2. maddesi gereğince pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri istemeyeceği, tasfiye payına müteallik haklarının mahfuz olduğu, davaya konu yabancı mahkeme kararının sonuçları ile Türk Yargı kararlarının çeliştiği ve bu kararının uygulanmasının eşitsizliğe ve istikrarsızlığa yol açacağı, Türk şirketlerinin mali ve iktisadi durumun da etkileneceği, kamu düzenine aykırılık olduğu gerekçesiyle davanın reddine dair tesis edilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 05,70 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 203,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 07.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1010935000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz