Anonim şirket yönetim kurulu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/2234 E. 2011/5637 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
anonim şirket yönetim kurulu↗ ortaklık sözleşmesi↗ pasif husumet ehliyeti↗ şahsi sorumluluk↗ pay sahipliği↗ husumet ehliyeti↗ pasif husumet↗ anonim şirket↗ taraf ehliyeti↗ ek tasfiye↗ yönetim kurulu kararı↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan anonim şirket ve davacının da davalı şirkette hissesi olduğu, TTK'nun 405/2. maddesinde "pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, tasfiye payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar
dava dilekçesinde ... ve ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan anonim şirket yönetim kurulu başkanının ve yönetim kurulu üyesinin şahsi sorumluluğunu gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi ortaklık sözleşmesinin kurulması sırasında adı geçen davalıların sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği, bu davalıların pasif husumet ehliyetlerinin olmadığı gerekçesiyle davalı şirket hakkında açılan davanın esastan, diğer davalılar hakkında açılan davanın husumetten yönünden reddine dair tesis ettiği karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Davalılar vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalılar vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Anonim şirket yönetim kurulu 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/2336 E. 2011/6277 K.
Ortak:anonim şirket yönetim kurulu · ortaklık sözleşmesi · şahsi sorumluluk · pay sahipliği · pasif husumet · anonim şirket · ek tasfiye · yönetim kurulu kararı · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan «anonim şirket» ve davacının da davalı şirkette hissesi olduğu, TTK'nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... ve ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının ve yönetim kurulu üyesinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalıların sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği, bu davalıların «pasif husumet ehliyetlerinin» olmadığı gerekçesiyle davalı şirket hakkında açılan davanın esastan, diğer davalılar hakkında açılan davanın husumetten yönünden reddine dair tesis ettiği karar, d …
Benzer bu kararda… avanın, davacının davalı şirkete sermaye olarak verdiği paranın tahsili talebine ilişkin olduğu, şirketlerin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan «anonim şirket», davacının da şirket ortağı olduğu, TTK'nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirkette «payının» bulunması halinde bile, davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar «yönetim kurulu» üyeleri hakkında dava açılmış ise de, davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan Anonim Şirket yönetim kurulu başkanı ve üyelerinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalıların sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle davalı ...Ş'ye yönelik davanın esastan, diğer davalılara yönelik davanın «pasif husumet» yönünden reddine dair karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kâr payı
Benzer bu kararda… avanın, davacının davalı şirkete sermaye olarak verdiği paranın tahsili talebine ilişkin olduğu, şirketlerin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan «anonim şirket», davacının da şirket ortağı olduğu, TTK'nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirkette «payının» bulunması halinde bile, davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar «yönetim kurulu» üyeleri hakkında dava açılmış ise de, davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan Anonim Şirket yönetim kurulu başkanı ve üyelerinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalıların sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle davalı ...Ş'ye yönelik davanın esastan, diğer davalılara yönelik davanın «pasif husumet» yönünden reddine dair karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
-
Anonim şirket yönetim kurulu 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/1503 E. 2011/4489 K.
Ortak:anonim şirket yönetim kurulu · ortaklık sözleşmesi · şahsi sorumluluk · pay sahipliği · anonim şirket · ek tasfiye · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan «anonim şirket» ve davacının da davalı şirkette hissesi olduğu, TTK'nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... ve ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının ve yönetim kurulu üyesinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalıların sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği, bu davalıların «pasif husumet ehliyetlerinin» olmadığı gerekçesiyle davalı şirket hakkında açılan davanın esastan, diğer davalılar hakkında açılan davanın husumetten yönünden reddine dair tesis ettiği karar, d …
Benzer bu kararda… şbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan bir Anonim şirket ve davacının da davalı şirkette toplam 1000 pay ile ortak olduğu, TTK'nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, davacının talebinin yerinde olmadığı, ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan Anonim Şirket «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davanın red …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Anonim şirket yönetim kurulu 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/1497 E. 2011/4486 K.
Ortak:anonim şirket yönetim kurulu · ortaklık sözleşmesi · şahsi sorumluluk · pay sahipliği · anonim şirket · ek tasfiye · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan «anonim şirket» ve davacının da davalı şirkette hissesi olduğu, TTK'nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... ve ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının ve yönetim kurulu üyesinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalıların sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği, bu davalıların «pasif husumet ehliyetlerinin» olmadığı gerekçesiyle davalı şirket hakkında açılan davanın esastan, diğer davalılar hakkında açılan davanın husumetten yönünden reddine dair tesis ettiği karar, d …
Benzer bu kararda… avacının davalı şirkete sermaye olarak verdiği paranın tahsili talebine ilişkin olduğu, davalı Yimpaş'ın Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan bir «anonim şirket» ve davacının da davalı şirket ortağı olduğu, TTK'nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, davacının talebinin yerinde olmadığı, davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında bu kişinin sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediğinden davalı ...'ın kişisel sorumlul …
Sonuç: 🔶 iki emsal
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/2273 E. 2011/5640 K.
Ortak:anonim şirket yönetim kurulu · şahsi sorumluluk · pay sahipliği · anonim şirket · ek tasfiye · yönetim kurulu kararı · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan «anonim şirket» ve davacının da davalı şirkette hissesi olduğu, TTK'nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... ve ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının ve yönetim kurulu üyesinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalıların sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği, bu davalıların «pasif husumet ehliyetlerinin» olmadığı gerekçesiyle davalı şirket hakkında açılan davanın esastan, diğer davalılar hakkında açılan davanın husumetten yönünden reddine dair tesis ettiği karar, d …
Benzer bu kararda… dığı, davanın, davacının şirkete sermaye olarak verdiği paranın tahsili talebine ilişkin olduğu, şirketlerin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan «anonim şirket», davacının da şirket ortağı olduğu, TTK.nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirkette «payının» bulunması halinde bile, davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, davacının talebinin yerinde olmadığı, TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanı ve üyelerinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın «husumet» yönünden reddine dair tesis ettiği karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kâr payı
Benzer bu kararda… dığı, davanın, davacının şirkete sermaye olarak verdiği paranın tahsili talebine ilişkin olduğu, şirketlerin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan «anonim şirket», davacının da şirket ortağı olduğu, TTK.nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirkette «payının» bulunması halinde bile, davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, davacının talebinin yerinde olmadığı, TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanı ve üyelerinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın «husumet» yönünden reddine dair tesis ettiği karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/2327 E. 2011/5842 K.
Ortak:anonim şirket yönetim kurulu · ortaklık sözleşmesi · şahsi sorumluluk · pay sahipliği · pasif husumet · anonim şirket · ek tasfiye · yönetim kurulu kararı · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan «anonim şirket» ve davacının da davalı şirkette hissesi olduğu, TTK'nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... ve ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının ve yönetim kurulu üyesinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalıların sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği, bu davalıların «pasif husumet ehliyetlerinin» olmadığı gerekçesiyle davalı şirket hakkında açılan davanın esastan, diğer davalılar hakkında açılan davanın husumetten yönünden reddine dair tesis ettiği karar, d …
Benzer bu kararda… avanın, davacının davalı şirkete sermaye olarak verdiği paranın tahsili talebine ilişkin olduğu, şirketlerin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan «anonim şirket», davacının da şirket ortağı olduğu, TTK'nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirkette «payının» bulunması halinde bile davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar «yönetim kurulu» üyeleri hakkında dava açılmış ise de, davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanı ve üyelerinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalıların sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği, davacının davalı ...Ş. …
Paz. ve Tic.A.Ş.'ne yönelik davanın esastan, diğer davalılara yönelik davanın «pasif husumet» yönünden reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 29.11.2010 günlü ilamında açıklanan gerekçelerle davacı yararına bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kâr payı
Benzer bu kararda… avanın, davacının davalı şirkete sermaye olarak verdiği paranın tahsili talebine ilişkin olduğu, şirketlerin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan «anonim şirket», davacının da şirket ortağı olduğu, TTK'nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirkette «payının» bulunması halinde bile davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar «yönetim kurulu» üyeleri hakkında dava açılmış ise de, davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanı ve üyelerinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalıların sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği, davacının davalı ...Ş. …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/1491 E. 2011/5014 K.
Ortak:anonim şirket yönetim kurulu · ortaklık sözleşmesi · pasif husumet ehliyeti · şahsi sorumluluk · pay sahipliği · husumet ehliyeti · pasif husumet · anonim şirket · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan «anonim şirket» ve davacının da davalı şirkette hissesi olduğu, TTK'nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... ve ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının ve yönetim kurulu üyesinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalıların sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği, bu davalıların «pasif husumet ehliyetlerinin» olmadığı gerekçesiyle davalı şirket hakkında açılan davanın esastan, diğer davalılar hakkında açılan davanın husumetten yönünden reddine dair tesis ettiği karar, d …
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara göre, davalı şirketlerin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan «anonim şirket» ve davacının da davalı şirketlerde hissesi olduğu, TTK'nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... ve Abdullah Örnek davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının ve yönetim kurulu üyesinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalıların sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği, bu davalıların «pasif husumet ehliyetlerinin» olmadığı gerekçesiyle, davalı şirketler hakkında açılan davanın esastan, davalı gerçek kişiler hakkında açılan davanın «husumet yokluğu» nedeni ile reddine dair tesis ettiği karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:husumet yokluğu
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara göre, davalı şirketlerin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan «anonim şirket» ve davacının da davalı şirketlerde hissesi olduğu, TTK'nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... ve Abdullah Örnek davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının ve yönetim kurulu üyesinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalıların sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği, bu davalıların «pasif husumet ehliyetlerinin» olmadığı gerekçesiyle, davalı şirketler hakkında açılan davanın esastan, davalı gerçek kişiler hakkında açılan davanın «husumet yokluğu» nedeni ile reddine dair tesis ettiği karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/1492 E. 2011/5012 K.
Ortak:anonim şirket yönetim kurulu · ortaklık sözleşmesi · pasif husumet ehliyeti · şahsi sorumluluk · pay sahipliği · husumet ehliyeti · pasif husumet · anonim şirket · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan «anonim şirket» ve davacının da davalı şirkette hissesi olduğu, TTK'nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... ve ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının ve yönetim kurulu üyesinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalıların sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği, bu davalıların «pasif husumet ehliyetlerinin» olmadığı gerekçesiyle davalı şirket hakkında açılan davanın esastan, diğer davalılar hakkında açılan davanın husumetten yönünden reddine dair tesis ettiği karar, d …
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara göre, davalı şirketlerin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan «anonim şirket» ve davacının da davalı şirketlerde hissesi olduğu, TTK'nun 405/2. maddesinde " «pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı,davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... ve Abdullah Örnek davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının ve yönetim kurulu üyesinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalıların sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği, bu davalıların «pasif husumet ehliyetlerinin» olmadığı gerekçesiyle, davalı şirketler hakkında açılan davanın esastan, davalı gerçek kişiler hakkında açılan davanın «husumet yokluğu» nedeni ile reddine dair tesis ettiği karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:husumet yokluğu
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara göre, davalı şirketlerin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan «anonim şirket» ve davacının da davalı şirketlerde hissesi olduğu, TTK'nun 405/2. maddesinde " «pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı,davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... ve Abdullah Örnek davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının ve yönetim kurulu üyesinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalıların sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği, bu davalıların «pasif husumet ehliyetlerinin» olmadığı gerekçesiyle, davalı şirketler hakkında açılan davanın esastan, davalı gerçek kişiler hakkında açılan davanın «husumet yokluğu» nedeni ile reddine dair tesis ettiği karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/1491 E. 2011/5014 K.
Ortak:anonim şirket yönetim kurulu · ortaklık sözleşmesi · pasif husumet ehliyeti · şahsi sorumluluk · pay sahipliği · husumet ehliyeti · pasif husumet · anonim şirket · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan «anonim şirket» ve davacının da davalı şirkette hissesi olduğu, TTK'nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... ve ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının ve yönetim kurulu üyesinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalıların sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği, bu davalıların «pasif husumet ehliyetlerinin» olmadığı gerekçesiyle davalı şirket hakkında açılan davanın esastan, diğer davalılar hakkında açılan davanın husumetten yönünden reddine dair tesis ettiği karar, d …
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara göre, davalı şirketlerin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan «anonim şirket» ve davacının da davalı şirketlerde hissesi olduğu, TTK'nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... ve Abdullah Örnek davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının ve yönetim kurulu üyesinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalıların sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği, bu davalıların «pasif husumet ehliyetlerinin» olmadığı gerekçesiyle, davalı şirketler hakkında açılan davanın esastan, davalı gerçek kişiler hakkında açılan davanın «husumet yokluğu» nedeni ile reddine dair tesis ettiği karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:husumet yokluğu
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara göre, davalı şirketlerin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan «anonim şirket» ve davacının da davalı şirketlerde hissesi olduğu, TTK'nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... ve Abdullah Örnek davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının ve yönetim kurulu üyesinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalıların sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği, bu davalıların «pasif husumet ehliyetlerinin» olmadığı gerekçesiyle, davalı şirketler hakkında açılan davanın esastan, davalı gerçek kişiler hakkında açılan davanın «husumet yokluğu» nedeni ile reddine dair tesis ettiği karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/2234 E. , 2011/5637 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/02/2009 gün ve 2008/1026-2009/225 sayılı kararı bozan Daire’nin 30.11.2010 gün ve 2009/6383 - 2010/12245 sayılı kararı aleyhinde davalılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin, yüksek oranda kâr verileceği ve parasını istediği her an geri alabileceği taahhüdünde bulunulması karşısında 20.451 €'yu “Devir tutanağı” ibaresi bulunan bir belge karşılığında davalılara verdiğini, kısa bir süre sonra ihtiyacı nedeniyle ödediği parayı talep ettiğini, ancak davalı tarafça ödenmediğini, davalıların para toplama faaliyetinin Bankalar Kanunu’na, TTK'na ve SPK’na aykırı olduğunu, hisse senetlerinin usulsüz olarak halka arz edildiğini, müvekkili ile davalı şirket arasında ortaklık ilişkisinin bulunmadığını, müvekkiline süresi içinde hisse senedi teslimi yapılmadığını, şirket anasözleşmesinin ihlal edildiğini, şirket yöneticilerinin TTK’nun 67 nci maddesine ve SPK’na muhalefet suçlarından ceza aldığını ileri sürerek, davalılara verilen 20.451€ alacağın şimdilik 6.500 TL'lik kısmının ödendiği tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline, müvekkilinin davalı şirketlerle kurulmuş geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine, mevzuata aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan anonim şirket ve davacının da davalı şirkette hissesi olduğu, TTK'nun 405/2. maddesinde "pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, tasfiye payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar
dava dilekçesinde ... ve ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan anonim şirket yönetim kurulu başkanının ve yönetim kurulu üyesinin şahsi sorumluluğunu gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi ortaklık sözleşmesinin kurulması sırasında adı geçen davalıların sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği, bu davalıların pasif husumet ehliyetlerinin olmadığı gerekçesiyle davalı şirket hakkında açılan davanın esastan, diğer davalılar hakkında açılan davanın husumetten yönünden reddine dair tesis ettiği karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Davalılar vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalılar vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 38,20 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 185,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 10.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1025328200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz