Aktif husumet ehliyeti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/7329 E. 2010/2979 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aktif husumet ehliyeti↗ aktif husumet↗ husumet ehliyeti↗ taraf ehliyeti↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara göre,davaya konu marka başvurusunun esasen davanın açıldığı tarihten önce 23.05.2006'da NEW VIACOM INT.CORPORATION'a devredildiği, davacının kendisine ait olmayan bir başvuru ile ilgili olarak gerçekleşen ret kararına karşı itirazda bulunmuş olması ve bu itirazın reddi üzerine dava açmış olmasında aktif husumetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davacı marka tescil başvurusunu davalı ... Tic .A.Ş’nin itirazı üzerine kısmen reddeden davalı TPE YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın açıldığı tarihten önce davaya konu marka başvurusunun New Vıacom Int.Corporatıon’a devrediliğinden bahisle, davacının kendisine at olmayan bir başvuru nedeniyle gerçekleşen ret kararına karşı itiraz etmesi ve bu itirazın reddi üzerine dava açmakta aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de;davaya konu markanın 23.05.2006 tarihinde New Vıacom Int.Corp.’a devir sonrasında devralan şirketin ticaret ünvanının Vıacom Int.Inc. olarak değişmiş olduğu ve bu değişikliğin davalı TPE nezdindeki kayıtlara da işlendiği davacı tarafından temyiz dilekçesinde belirtilerek bir takım belgeler sunulmuş olması karşısında davacının aktif husumet ehliyetinin bu beyan ve sunulan belgeler dikkate alınarak belirlenmesi gerekirken davacıya bu hususta diyecekleri sorulmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6763 E. 2010/12723 K.
Ortak:husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara göre,davaya konu marka başvurusunun esasen davanın açıldığı tarihten önce 23.05.2006'da NEW VIACOM INT.CORPORATION'a devredildiği, davacının kendisine ait olmayan bir başvuru ile ilgili olarak gerçekleşen ret kararına karşı itirazda bulunmuş olması ve bu itirazın reddi üzerine dava açmış olmasında «aktif husumetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… devrediliğinden bahisle, davacının kendisine at olmayan bir başvuru nedeniyle gerçekleşen ret kararına karşı itiraz etmesi ve bu itirazın reddi üzerine dava açmakta «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de;davaya konu markanın 23.05.2006 tarihinde New Vıacom Int.Corp.’a devir sonrasında devralan şirketin …
Benzer bu karardaŞti.'nin «alt taşıyan» olup, «acente» sıfatıyla hareket ettiğine dair bir delilin bulunmadığı, davanın anılan şirkete acente sıfatıyla yöneltilmiş olduğu, davada «ıslah» yoluyla dahi taraf değiştirilemeyeceği, taşıyan sıfatıyla davanın açılmamış olduğu gerekçesiyle davanın «husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Şti.’ye açıldığı, ancak yapılan yargılama sonucu Hamann&Hellmann Int.Nak.Ltd.Şti.’nin Davaya konu taşımada «acente» olmayıp, «alt taşıyan» olduğu belirlenmiştir.Dosya kapsamından “Hamann&Hellmann” unvanını taşıyan ayrı bir gerçek veya tüzel kişinin mevcut olmadığı, davaya konu taşımaya ilişkin faturanın “Hamann&Hellmann” başlığı altında “Hamann&Hellmann International Nakliyat Limited Şirketi” tarafından düzenlendiği anlaşılmış olup, “Hamann&Hellmann” ibaresinin tamamen anılan şirketi «temsil» ettiği, bu unvanda başka bir gerçek veya «tüzel kişilik» olmadığı, bu durumda “Hamann&Hellmann’a «izafeten»” ibaresinin sadece faturadaki yazılıma verilen yanlış anlamdan kaynaklanan maddi bir hataya dayalı olduğu, Hamann&Hellmann Int.Nak.Ltd.Şti.’nin uyuşmazlığa ilişkin taşımada «alt taşıyıcı» olmasına göre de davanın doğrudan bu şirkete karşı açıldığının kabulü ile yargılamaya devam olunarak uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde «husumet yokluğundan» davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:alt taşıyan · alt taşıyıcı · izafeten dava · acente · tüzel kişilik · husumet yokluğu · taşıyıcı · ıslah
Benzer bu karardaŞti.’ye açıldığı, ancak yapılan yargılama sonucu Hamann&Hellmann Int.Nak.Ltd.Şti.’nin Davaya konu taşımada «acente» olmayıp, «alt taşıyan» olduğu belirlenmiştir.Dosya kapsamından “Hamann&Hellmann” unvanını taşıyan ayrı bir gerçek veya tüzel kişinin mevcut olmadığı, davaya konu taşımaya ilişkin faturanın “Hamann&Hellmann” başlığı altında “Hamann&Hellmann International Nakliyat Limited Şirketi” tarafından düzenlendiği anlaşılmış olup, “Hamann&Hellmann” ibaresinin tamamen anılan şirketi «temsil» ettiği, bu unvanda başka bir gerçek veya «tüzel kişilik» olmadığı, bu durumda “Hamann&Hellmann’a «izafeten»” ibaresinin sadece faturadaki yazılıma verilen yanlış anlamdan kaynaklanan maddi bir hataya dayalı olduğu, Hamann&Hellmann Int.Nak.Ltd.Şti.’nin uyuşmazlığa ilişkin taşımada «alt taşıyıcı» olmasına göre de davanın doğrudan bu şirkete karşı açıldığının kabulü ile yargılamaya devam olunarak uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde «husumet yokluğundan» davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Şti.'nin «alt taşıyan» olup, «acente» sıfatıyla hareket ettiğine dair bir delilin bulunmadığı, davanın anılan şirkete acente sıfatıyla yöneltilmiş olduğu, davada «ıslah» yoluyla dahi taraf değiştirilemeyeceği, taşıyan sıfatıyla davanın açılmamış olduğu gerekçesiyle davanın «husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşımaya ilişkin CMR senedinde davalının «taşıyıcı» olarak adının geçmediği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın temyiz edilmesi sonucu Dairemizce bozulması üzerine mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu taşımada Hamann Hellman Int.Nak.Ltd.
Davanın Hamann&Hellmann’a «izafeten» Hamann& Hellmann Int.Nak.Ltd.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2006 E. 2018/7657 K.
Ortak:taraf ehliyeti
İncelediğiniz kararda… devrediliğinden bahisle, davacının kendisine at olmayan bir başvuru nedeniyle gerçekleşen ret kararına karşı itiraz etmesi ve bu itirazın reddi üzerine dava açmakta «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de;davaya konu markanın 23.05.2006 tarihinde New Vıacom Int.Corp.’a devir sonrasında devralan şirketin …
Benzer bu karardaLmtd. ...Uluslararası Nakliyat Ltd Şti'ye yönlendirdiği, sonra davalının ...Int ... firması olduğunu açıkladığı, davacı şirketin dava konusu «hasar» ile ilgili olarak sigortalının üçüncü şahıslara karşı olan talep ve dava haklarını sigorta ilişkisi dışında «alacağın temliki» hükümlerine göre talep hakkının olmadığı, sigorta ilişkisi dahilinde de «halefiyet» koşullarının oluşmadığı, davacının kanuni ve «akdi halefiyetten» kaynaklanan aktif dava «ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, davacı şirketin dava konusu «hasar» ile ilgili olarak sigortalının üçüncü şahıslara karşı olan talep ve dava haklarını sigorta ilişkisi dışında «alacağın temliki» hükümlerine göre talep hakkının olmadığı, sigorta ilişkisi dahilinde de «halefiyet» koşullarının oluşmadığı, davacının kanuni ve «akdi halefiyetten» kaynaklanan aktif dava «ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:akdi halefiyet · fiili taşıyıcı · halefiyet · rücuen tahsil · sorumluluk sigortası · alacağın temliki · temlik · taşıyıcı
Benzer bu karardaLmtd. ...Uluslararası Nakliyat Ltd Şti'ye yönlendirdiği, sonra davalının ...Int ... firması olduğunu açıkladığı, davacı şirketin dava konusu «hasar» ile ilgili olarak sigortalının üçüncü şahıslara karşı olan talep ve dava haklarını sigorta ilişkisi dışında «alacağın temliki» hükümlerine göre talep hakkının olmadığı, sigorta ilişkisi dahilinde de «halefiyet» koşullarının oluşmadığı, davacının kanuni ve «akdi halefiyetten» kaynaklanan aktif dava «ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, davacı şirketin dava konusu «hasar» ile ilgili olarak sigortalının üçüncü şahıslara karşı olan talep ve dava haklarını sigorta ilişkisi dışında «alacağın temliki» hükümlerine göre talep hakkının olmadığı, sigorta ilişkisi dahilinde de «halefiyet» koşullarının oluşmadığı, davacının kanuni ve «akdi halefiyetten» kaynaklanan aktif dava «ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...Int....Lmtd'nin hem akdi hem de «fiili taşıyıcı» olduğu, dava dışı sigortalı ...A.Ş'ye ait emtianın taşıma sırasında «hasara» uğradığı, diğer davalının «sorumluluk sigortacısı» olduğu, davacının önce davasının ...Int....
Bu durumda, davacı tarafın sigorta ilişkisi dışında «alacağın temliki» hükümlerine göre de talep hakkı bulunmaktadır.
-
Taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14687 E. 2016/6153 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:protesto · izafeten dava · acente · navlun · acentelik · taşıma sözleşmesi · olumsuz oy · taşıyıcı
Benzer bu karardaBu gibi mukavelelerden çıkacak ihtilaflardan dolayı «acente» müvekkili namına dava açabileceği gibi kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir.” hükmüne yer verilmiş olup benzer bir düzenleme 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 105. maddesinde “Acente, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili her türlü «ihtar», «ihbar» ve «protesto» gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya ve bunları kabule yetkilidir.
S.L'ye «izafeten» Türkiye'deki «acentesine» dava açılabilecektir.
A.Ş'nin davalının «acentesi» olmadığının anlaşılması halinde taraf teşkilinin doğrudan doğruya davalı asile davetiye tebliği suretiyle sağlanması ve bundan sonra işin esasına girilerek sonucuna göre olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmesi gerekirken ...
S.L'nin bir bütünlük oluşturacak şekilde birlikte hareket ettikleri, bu suretle taşıma işini beraber üstlendiklerinin kabul edildiği, davalı «taşıyıcının» üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirerek malları ...
3 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5176 E. 2019/6788 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infazda tereddüt · istinaf başvurusunun reddi · infaz · marka hakkına tecavüz · bilirkişi incelemesi · dosya masrafı · ilan · haksız rekabet
Benzer bu kararda… vacıya ait Aquela markasına yönelik davalı tarafların satışa sunduğu AQELLA NEW Babs ürünlerin orjinal ürün olmayıp davacıya ait AQUELLA marka ve ambalajına yönelik «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» olduğunun tespiti ve men'i'ne, davalı tarafların satışa sunduğu AQUELLA NEW Babs ürünlerine el konulmasına, ürünlerin piyasaya sunulmasının, satışının ve tanıtımının yapılmasının engellenmesine, el konulan ürünlerin «masrafı» davalı taraftan alınmak suretiyle imhasına, kararın kesinleştikten sonra 5 büyük gazeteden birinde masrafı davalılardan alınmak suretiyle «ilanına» karar verilmiştir.
… argılamasında usul ve yasaya hiçbir aykırılık bulunmayan hallerde verilmesi gereken istinaf başvurusunun esastan reddi biçimindeki hüküm fıkrası arasında çelişki ve «infazda tereddüt» oluşacağı, bu durumun ise kanuna açık aykırılık nedeniyle re’sen bozma nedeni teşkil edeceği açıktır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, dosyadaki mevcut rapor ve ek rapor arasında çelişki olduğundan bahisle «bilirkişi incelemesi» yaptırılmış ve 2 ayrı heyetten 2 bilirkişi raporu alınmış ve bu raporlar doğrultusunda ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Dava, «haksız rekabetin» tespiti,men’i ve giderilmesi istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince, yukarıda açıklandığı gibi davanın kabulüne karar verilmiş; davalılar vekilinin «istinaf yoluna başvurması» üzerine de Bölge Adliye Mahkemesince yeniden bilirkişi raporu alınmış ve akabinde istinaf başvurusunun HMK m.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6917 E. 2013/23318 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:navlun bedeli · itirazın iptali davası · navlun · taşıma sözleşmesi · iptal davası
Benzer bu karardaDava, uluslararası karayolu taşıması nedeniyle «navlun bedelinin» tahsili istemine ilişkin «itirazın iptali davası» olup CMR hükümlerine tabidir.
Mahkemece, davacı şirket ile dava dışı şirket arasında alt «taşıma sözleşmesinin» bulunduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı şirket, «navlun» ücretini ancak kendi akdi ilişkisinin bulunduğu taraftan isteyebilir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13983 E. 2013/17263 K.
Ortak:dava şartı
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müktesep hak · davanın konusu · kazanılmış hak · tüzel kişilik · hak düşürücü süre · uyuşmazlık konusu · kötüniyet
Benzer bu karardaMahkemece, söz konusu markaların tescilinden itibaren işbu «davanın konusu» başvurunun yapıldığı tarihe kadar geçen 3 yıllık sürenin «kazanılmış hak» oluşturması için yeterli olmadığı, bu sürenin 556 sayılı KHK'nin 42. maddesi kapsamında dikkate alınan 5 yıllık «hak düşürücü süreye» ulaşması gerektiği görüşü benimsenerek davacının bu iddiası yerinde görülmemiş ise de, söz konusu 5 yıllık süre 556 sayılı KHK'nin 42. maddesi hükmüne dayalı olarak açılan hükümsüzlük davası aşamasında dikkate alınacak olup, «kötüniyet» halinde de böyle bir sürenin dikkate alınması mümkün değildir.
… ür olduğu, marklar arasında KHK nın 7/1 (b) m. anlamında benzerlik bulunduğu, davacı ile G-Star Int. arasında bağ bulunduğunu ispata yarar delil sunulmadığı, farklı «tüzel kişilikler» olması sebebiyle, farklı kişilere ait markaların «müktesap hak» sağlamayacağı, davacı adına tescilli markaların «dava konusu» marka başvurusunun yapıldığı tarih itibariyle henüz 3 yıllık markalar oldukları, hükümsüzlük davası açmak için gerekli 5 yıllık süreyi doldurmadıkları bu sebeple h …
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve «uyuşmazlık konusu» başvuru ile redde dayanak markaların 556 Sayılı KHK'nin 7/1-b maddesi anlamında benzer bulunmalarına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, davacı başvuru ve yargılama aşamasında daha önce 2004 tarihinde başvuruları yapılan ve 2005 tarihinde tescili gerçekleştirilen markalarından dolayı «uyuşmazlık konusu» işaret üzerinde müktesep hakkı olduğunu ileri sürmüştür.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/7329 E. , 2010/2979 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06.03.2008 tarih ve 2007/228 - 2008/54 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 16.03.2010 gününde davacı avukatı ...gelip, davalı avuaktı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 11.04.2005 tarihinde gerçekleştirdiği 3, 9, 16, 18, 25, 28, 29, 30, 38 ve 41.sınıflarda tescil başvurusunda bulunduğu “nick jr.dora the explorer şekil” ibareli markanın davalı TPE tarafından 3,16,25,29,30 ve 41.sınıflar yönünden 556 sayılı KHK'nın 7/1-b ve 38.sınıfta kısmen diğer davalının itirazı üzerine 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi esas alınarak reddedildiğini, oysa müvekkili başvurusunun konusunu oluşturan işaret ile redde mesnet alınan markaların benzer olmadığı gibi, uzun yıllardır kullanım sonucu ayırtedici nitelik kazandığı ve tanınmış olması nedeniyle başvurunun reddinin yerinde olmadığını ileri sürerek başvurunun reddine dair kurum kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara göre,davaya konu marka başvurusunun esasen davanın açıldığı tarihten önce 23.05.2006'da NEW VIACOM INT.CORPORATION'a devredildiği, davacının kendisine ait olmayan bir başvuru ile ilgili olarak gerçekleşen ret kararına karşı itirazda bulunmuş olması ve bu itirazın reddi üzerine dava açmış olmasında aktif husumetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davacı marka tescil başvurusunu davalı ... Tic .A.Ş’nin itirazı üzerine kısmen reddeden davalı TPE YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın açıldığı tarihten önce davaya konu marka başvurusunun New Vıacom Int.Corporatıon’a devrediliğinden bahisle, davacının kendisine at olmayan bir başvuru nedeniyle gerçekleşen ret kararına karşı itiraz etmesi ve bu itirazın reddi üzerine dava açmakta aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de;davaya konu markanın 23.05.2006 tarihinde New Vıacom Int.Corp.’a devir sonrasında devralan şirketin ticaret ünvanının Vıacom Int.Inc. olarak değişmiş olduğu ve bu değişikliğin davalı TPE nezdindeki kayıtlara da işlendiği davacı tarafından temyiz dilekçesinde belirtilerek bir takım belgeler sunulmuş olması karşısında davacının aktif husumet ehliyetinin bu beyan ve sunulan belgeler dikkate alınarak belirlenmesi gerekirken davacıya bu hususta diyecekleri sorulmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ…:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1009794000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz