Rücuen tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/7439 E. 2011/697 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
re'sen gözetme↗ usulüne uygun tebligat↗ dava dilekçesinin tebliği↗ tebligat kanunu m.35↗ tahkikat↗ savunma hakkı↗ sigorta sözleşmesi↗ rücuen tazminat↗ tebligat↗ geçersizlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılardan Hamit vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, taşıma sigorta sözleşmesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Bir davanın görülmesi için taraf teşkilinin sağlanması esas olup, hakimin bu hususu re'sen gözetmesi gerekir. Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırabilmesi, öncelikle tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Kişinin hangi yargı merciinde duruşmasının bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usulüne uygun olarak tebligat yapılması ile sağlanabilir. HUMK'nun 73. maddesinde çok açık bir şekilde vurgulanan temel kurala göre; mahkeme, tarafları dinlemeden, onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez. Bu nedenle tebligatın davadaki önemi büyüktür. Tebligat, bilgilendirme yanında, belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemi olması nedeniyle, tebliğ ile ilgili 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tüzüğü hükümleri tamamen şeklidir. Kanun ve Tüzüğün amacı, tebliğin muhatabına ulaşması, kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususun belgeye bağlanmasıdır. Hal böyle olunca, kanun ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur.
Somut olayda; mahkemece, mümeyyiz davalıya dava dilekçesinin tebliğine ilişkin çıkartılan davetiyenin tebliği, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine aykırıdır. Zira, anılan hükme göre yapılan tebliğ işleminde, kendisine tebligat yapılacak kimse veya muhatap adına tebligatı kabul edebilecek olanlardan hiçbirisinin gösterilen adreste bulunmaması ve tebligattan kaçınmaları halinde, tebliğ memurunun ne şekilde davranacağı Tüzüğün 28. maddesinde yazılı olup, buna göre tebliğ memurunun “adreste neden bulunulmadığını bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtardan tahkik ederek, beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak tevsik etmesi” gerekir iken, bu kurala riayet edilmeden, davalının adreste neden bulunmadığına ilişkin komşu ve muhtardan araştırma yapılmamış olması ve bu kişilerin beyanlarının tebliğ tutanağına yazılmamış olması tebliğ işlemini geçersiz kılar. Dosyada bulunan davalıya çıkarılan tebligat mazbatasında mümeyyiz davalının neden adreste bulunmadığına ilişkin bir kayıt olmadığı gibi yukarıda yazılı kişilerden de buna ilişkin beyan ve imza alınmamıştır. Ayrıca tebliğ memuru tarafından tebligat zarfına yazılan yazının da ne olduğu anlaşılamamaktadır.
Tüzüğün 28. maddesinin 1. fıkrası hükmünün aynen yerine getirilmesi halinde, tebliğ memurunun gerçekten muhatabın evine gittiği ve fakat evinde bulunmadığı belgelendirilmiş olur. Bu yolla işlem yapılmış olmadıkça, muhatabın veya muhatap namına tebliğ yapılabilecek kişilerin adreste bulunmadığı yolundaki beyan, tebliğ memurunun soyut beyanından ibaret kalır. Böyle bir beyana dayalı olarak Tebligat Kanunun 21. maddesine göre yapılan tebligatın da geçerliliği kabul edilemez. Bu nedenle davalıya Tebligat Kanunun 21. ve Tebligat Tüzüğü’nün 28. maddesi uyarınca gerekli tebligat yapılıp, taraf teşkili sağlandıktan ve davalıya savunma hakkını kullanma olanağı verildikten sonra işin esasına girilerek sonuca ulaşılması gereklidir.
2- Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, mümeyyiz davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13088 E. 2012/4223 K.
Ortak:tahkikat · tebligat
İncelediğiniz karardaZira, anılan hükme göre yapılan tebliğ işleminde, kendisine «tebligat» yapılacak kimse veya muhatap adına tebligatı kabul edebilecek olanlardan hiçbirisinin gösterilen adreste bulunmaması ve tebligattan kaçınmaları halinde, tebliğ memurunun ne şekilde davranacağı Tüzüğün 28. maddesinde yazılı olup, buna göre tebliğ memurunun “adreste neden bulunulmadığını bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtardan «tahkik» ederek, beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak tevsik etmesi” gerekir iken, bu kurala riayet edilmeden, davalının adreste neden bulunmadığına ilişkin komşu ve muhtardan araştırma yapılmamış olması ve bu kişilerin beyanlarının tebliğ tutanağına yazılmamış olması tebliğ işlemini «geçersiz» kılar.
Kişinin hangi yargı merciinde duruşmasının bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usulüne uygun olarak «tebligat» yapılması ile sağlanabilir.
Bu nedenle «tebligatın» davadaki önemi büyüktür.
Benzer bu karardaMaddeleri uyarınca geçerli bir «tebligattan» söz edilebilmesi için, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılacak olanlardan hiç birinin gösterilen adreste bulunmaması, tebliğ memurunun, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, vs. «tahkik» ederek beyanlarının tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, tebliğ evrakının o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memuruna «teslim» etmesi, 2 numaralı «ihbar» fişinin kapıya yapıştırılması, keyfiyetin en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilmesi gerekir.
Kişinin hangi yargı merciinde duruşması bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilmesi, 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tebligat Tüzüğü'nde açıklanan usule uygun «tebligat» yapılması ile sağlanabilir.
Anılan yasal düzenlemede muhatabın adreste geçici bulunmama halinde «tebligatın» nasıl yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulüne uygun tebliğ · sigorta ettiren · gerçek zarar · alacağın temliki · işlemiş faiz · temlik · ihbar · asıl alacak
Benzer bu kararda58. maddeleri ile MK'nun 730. maddesinden kaynaklandığı, her ne kadar davacı tarafça ödeme yapılan dekorasyon malzemeleri sigorta kapsamında değil ise de «alacağın temliki» hükümleri uyarınca davacının bu bedeli de isteyebileceği, davacının ödediği miktar ne olursa olsun ancak ortaya çıkan «gerçek zararı» davalıdan talep hakkına sahip olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 6.741,15 TL «asıl alacak» ve 867,94 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 7.609,09 TL'na yönelik itirazın iptaline, asıl alacağa icra takip tarihinden itibaren «avans faizi» uygulanmasına, «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, dava dışı «sigorta ettirenin» işyerinde meydana gelen «hasarı» ödediği, hasara davalının maliki olduğu bürodaki su musluğunun patlaması sonucu sızan suyun neden olduğu, davalının sorumluluğunun BK'nun 41.
Maddeleri uyarınca geçerli bir «tebligattan» söz edilebilmesi için, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılacak olanlardan hiç birinin gösterilen adreste bulunmaması, tebliğ memurunun, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, vs. «tahkik» ederek beyanlarının tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, tebliğ evrakının o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memuruna «teslim» etmesi, 2 numaralı «ihbar» fişinin kapıya yapıştırılması, keyfiyetin en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilmesi gerekir.
O halde, dava dilekçesinin davalıya «usulüne uygun tebliğ» edildiğinin kabulü mümkün değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4896 E. 2011/4915 K.
Ortak:tahkikat · savunma hakkı · tebligat · geçersizlik
İncelediğiniz karardaZira, anılan hükme göre yapılan tebliğ işleminde, kendisine «tebligat» yapılacak kimse veya muhatap adına tebligatı kabul edebilecek olanlardan hiçbirisinin gösterilen adreste bulunmaması ve tebligattan kaçınmaları halinde, tebliğ memurunun ne şekilde davranacağı Tüzüğün 28. maddesinde yazılı olup, buna göre tebliğ memurunun “adreste neden bulunulmadığını bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtardan «tahkik» ederek, beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak tevsik etmesi” gerekir iken, bu kurala riayet edilmeden, davalının adreste neden bulunmadığına ilişkin komşu ve muhtardan araştırma yapılmamış olması ve bu kişilerin beyanlarının tebliğ tutanağına yazılmamış olması tebliğ işlemini «geçersiz» kılar.
Bu nedenle davalıya Tebligat Kanunun 21. ve Tebligat Tüzüğü’nün 28. maddesi uyarınca gerekli «tebligat» yapılıp, taraf teşkili sağlandıktan ve davalıya «savunma hakkını» kullanma olanağı verildikten sonra işin esasına girilerek sonuca ulaşılması gereklidir.
Kişinin hangi yargı merciinde duruşmasının bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usulüne uygun olarak «tebligat» yapılması ile sağlanabilir.
Benzer bu karardaBu hali ile «tebligat» «geçersizdir».
Davalıya, dava dilekçesi ve duruşma günü 7201 sayılı Kanunun 21. maddesine göre tebliğ edilmiş ise de yapılan «tebligat» yasal düzenlemeye uygun olmamıştır.
Tebligat Yasası' nın 20, 21 ve özellikle Tüzüğün 28. maddesi uyarınca muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan her biri gösterilen adreste bulunmaz iseler tebliğ memurunun, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu, zabıta amir ve memurlarından «tahkik» ederek, beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak imzalaması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:savunma hakkının kısıtlanması · kısıtlılık · taşıyıcı · kusur · dava sebebi · hasar
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıya ait ev eşyasının davacı tarafından taşındığı esnada «taşıyıcının» «kusuru» ile meydana gelen kazada «hasar» gördüğü ve hasar bedelinin davalıca ödenmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 3.320,00 TL'nın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu yön davalının «savunma hakkını kısıtlayan» önemli bir usul yanlışlığı olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
1) Dava, taşıma sırasında emtiada oluşan «hasarın» tazmini istemine ilişkindir.
Tebligat Yasası' nın 20, 21 ve özellikle Tüzüğün 28. maddesi uyarınca muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan her biri gösterilen adreste bulunmaz iseler tebliğ memurunun, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu, zabıta amir ve memurlarından «tahkik» ederek, beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak imzalaması gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/9402 E. 2010/1100 K.
Ortak:tebligat · geçersizlik
İncelediğiniz karardaZira, anılan hükme göre yapılan tebliğ işleminde, kendisine «tebligat» yapılacak kimse veya muhatap adına tebligatı kabul edebilecek olanlardan hiçbirisinin gösterilen adreste bulunmaması ve tebligattan kaçınmaları halinde, tebliğ memurunun ne şekilde davranacağı Tüzüğün 28. maddesinde yazılı olup, buna göre tebliğ memurunun “adreste neden bulunulmadığını bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtardan «tahkik» ederek, beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak tevsik etmesi” gerekir iken, bu kurala riayet edilmeden, davalının adreste neden bulunmadığına ilişkin komşu ve muhtardan araştırma yapılmamış olması ve bu kişilerin beyanlarının tebliğ tutanağına yazılmamış olması tebliğ işlemini «geçersiz» kılar.
Kişinin hangi yargı merciinde duruşmasının bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usulüne uygun olarak «tebligat» yapılması ile sağlanabilir.
Bu nedenle «tebligatın» davadaki önemi büyüktür.
Benzer bu karardaDavada davalıya yapılan «tebligatta» tüzüğün bu hükümlerine riayet edilmediğinden davalıya yapılan tebligat «geçersiz» olup, bu itibarla HUMK'nun 73 ncü maddesine aykırı olarak verilen kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücuen alacak · alacak davası · asıl alacak · dava sebebi
Benzer bu kararda1-Dava TTK 1301 maddesi uyarınca açılmış bulunan «rücuen alacak davası» olup davalıya dava dilekçesi ve duruşma gününü bildirir davetiyenin Tebligat Kanununun 21. maddesi uyarınca tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre davalı bina malikinin hasardan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının 1.887.45 YTL «asıl alacak» ve 295,18 YTL faiz alacağı üzerinden kısmen iptaline karar verilmiştir.
Tebligat Tüzüğünün 28. maddesi hükmüne göre muhatabın adresinde bulunmaması halinde tebliğ memurunun muhatabın adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel olan komşu, kapıcı gibi kimselerden veya o yerin muhtar veya ihtiyar kurulu üyelerinden veyahut zabıta amir ve memurlarından soruşturarak vaki olacak beyanı tebliğ mazbatasına yazıp altını imzalatması, imzadan çekinme halinde de bu durumu yazarak imzalaması gerekir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/14350 E. 2012/4724 K.
Ortak:tahkikat · tebligat
İncelediğiniz karardaZira, anılan hükme göre yapılan tebliğ işleminde, kendisine «tebligat» yapılacak kimse veya muhatap adına tebligatı kabul edebilecek olanlardan hiçbirisinin gösterilen adreste bulunmaması ve tebligattan kaçınmaları halinde, tebliğ memurunun ne şekilde davranacağı Tüzüğün 28. maddesinde yazılı olup, buna göre tebliğ memurunun “adreste neden bulunulmadığını bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtardan «tahkik» ederek, beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak tevsik etmesi” gerekir iken, bu kurala riayet edilmeden, davalının adreste neden bulunmadığına ilişkin komşu ve muhtardan araştırma yapılmamış olması ve bu kişilerin beyanlarının tebliğ tutanağına yazılmamış olması tebliğ işlemini «geçersiz» kılar.
Kişinin hangi yargı merciinde duruşmasının bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usulüne uygun olarak «tebligat» yapılması ile sağlanabilir.
Bu nedenle «tebligatın» davadaki önemi büyüktür.
Benzer bu kararda… 12.1993 tarih,18/778-876 sayılı kararında da ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, Tebligat Kanunu’nun 21 ve Tebligat Tüzüğü’nün 28 nci maddeleri uyarınca geçerli bir «tebligattan» söz edilebilmesi için, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılacak olanlardan hiç birinin gösterilen adreste bulunmaması, tebliğ memurunun, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar v.s.'den «tahkik» ederek, beyanlarının tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, tebliğ evrakını, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memuruna «teslim» etmesi, 2 numaralı «ihbar» fişinin kapıya yapıştırılması, keyfiyetin en yakın komşularından birine varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilmesi gerekir.
Anılan kanuni düzenlemede, muhatabın adreste geçici bulunmama halinde, «tebligatın» nasıl yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Tebligat Tüzüğü’nün 28 inci maddesinde de, muhatabın adreste geçici bulunmaması halinde, «tebligat» memurunun nasıl davranacağı düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulüne uygun tebliğ · davadan feragat · taşıma sözleşmesi · yenileme · ihbar · feragat · ıslah · dava sebebi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı ... hakkındaki «davadan feragat» edildiği, diğer davalıların zarardan sorumlu olduğu, zararın belirlendiği gerekçesiyle, bu davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulüne, davalı ... hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.
Dava dilekçesi, «yenileme» istemi ve «ıslah» dilekçesi davalı ...’a Tebligat Kanunu’nun 21 nci maddesi uyarınca tebliğ edilerek hüküm kurulmuştur.
… 12.1993 tarih,18/778-876 sayılı kararında da ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, Tebligat Kanunu’nun 21 ve Tebligat Tüzüğü’nün 28 nci maddeleri uyarınca geçerli bir «tebligattan» söz edilebilmesi için, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılacak olanlardan hiç birinin gösterilen adreste bulunmaması, tebliğ memurunun, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar v.s.'den «tahkik» ederek, beyanlarının tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, tebliğ evrakını, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memuruna «teslim» etmesi, 2 numaralı «ihbar» fişinin kapıya yapıştırılması, keyfiyetin en yakın komşularından birine varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilmesi gerekir.
1-Dava, «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/471 E. 2010/12459 K.
Ortak:tahkikat · tebligat
İncelediğiniz karardaZira, anılan hükme göre yapılan tebliğ işleminde, kendisine «tebligat» yapılacak kimse veya muhatap adına tebligatı kabul edebilecek olanlardan hiçbirisinin gösterilen adreste bulunmaması ve tebligattan kaçınmaları halinde, tebliğ memurunun ne şekilde davranacağı Tüzüğün 28. maddesinde yazılı olup, buna göre tebliğ memurunun “adreste neden bulunulmadığını bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtardan «tahkik» ederek, beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak tevsik etmesi” gerekir iken, bu kurala riayet edilmeden, davalının adreste neden bulunmadığına ilişkin komşu ve muhtardan araştırma yapılmamış olması ve bu kişilerin beyanlarının tebliğ tutanağına yazılmamış olması tebliğ işlemini «geçersiz» kılar.
Kişinin hangi yargı merciinde duruşmasının bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usulüne uygun olarak «tebligat» yapılması ile sağlanabilir.
Bu nedenle «tebligatın» davadaki önemi büyüktür.
Benzer bu karardaMaddeleri uyarınca geçerli bir «tebligattan» söz edilebilmesi için, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılacak olanlardan hiç birinin gösterilen adreste bulunmaması, tebliğ memurunun, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, vs. «tahkik» ederek beyanlarının tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, tebliğ evrakının o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memuruna «teslim» etmesi, 2 numaralı «ihbar» fişinin kapıya yapıştırılması, keyfiyetin en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilmesi gerekir.
Anılan yasal düzenlemede muhatabın adreste geçici bulunmama halinde «tebligatın» nasıl yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Tebligat Tüzüğü'nün 28. maddesinde de muhatabın adreste geçici bulunmama halinde «tebligat» memurunun nasıl davranacağı düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulüne uygun tebliğ · ihbar · sigorta poliçesi · dava sebebi · teslim
Benzer bu karardaMaddeleri uyarınca geçerli bir «tebligattan» söz edilebilmesi için, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılacak olanlardan hiç birinin gösterilen adreste bulunmaması, tebliğ memurunun, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, vs. «tahkik» ederek beyanlarının tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, tebliğ evrakının o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memuruna «teslim» etmesi, 2 numaralı «ihbar» fişinin kapıya yapıştırılması, keyfiyetin en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilmesi gerekir.
1-Dava, emtia taşıma «sigorta poliçesine» dayalı rucuan tazminat istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık konusu olayda davalıya duruşma gününü bildirir «tebligat» parçasının incelenmesinde adreste bulunmama «sebebinin» araştırılmadığı ve bu duruma ilişkin beyanların tebliğ tutağına yazılıp imzalatılmadığı anlaşılmaktadır.
O halde, dava dilekçesinin davalıya «usulüne uygun tebliğ» edildiğinin kabulü mümkün değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2847 E. 2012/6223 K.
Ortak:dava dilekçesinin tebliği · tebligat
İncelediğiniz karardaKişinin hangi yargı merciinde duruşmasının bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usulüne uygun olarak «tebligat» yapılması ile sağlanabilir.
Bu nedenle «tebligatın» davadaki önemi büyüktür.
Somut olayda; mahkemece, mümeyyiz davalıya dava «dilekçesinin tebliğine» ilişkin çıkartılan davetiyenin tebliği, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine aykırıdır.
Benzer bu karardaKişinin hangi yargı merciinde duruşması bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilmesi, 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tebligat Tüzüğü'nde açıklanan usule uygun «tebligat» yapılması ile sağlanabilir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesinde, adresini değiştiren kimsenin yenisini bildirmediği ve yeni adreste tebliğ memurunca tespit edilemediği takdirde eski adrese «tebligat» yapılabileceği, daha önce tebligat yapılmamış olsa bile kamu kurum ve kuruluşlarına verilen en «son» adreslerdeki değişiklikler hakkında da bu madde hükümlerinin uygulanacağı düzenlemesi mevcuttur.
Somut olayda, dava dilekçesi, davalı ...'ın dava dilekçesinde bildirilen adresine tebliğe çıkarılmış olup, adı geçenin adresten ayrıldığının anlaşılması üzerine bu defa Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca dava «dilekçesi tebliğ» edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çek hamili · kesin delil · ciro · hamil · keşideci · feragat · çek · kesin hüküm
Benzer bu kararda… ilen talimata uygun biçimde işlemde bulunduğu, ancak icra dairesinin davacıya gönderdiği birden fazla yazı içeriklerinin uyumlu olmadığı, davalı ...'ın, dava konusu «çek» bedelinin ödenmesine rağmen çeki «ciro» ettiği, aslında kendisinde bulunmaması ve fiziken haczi gereken çek üzerinde işlem yaptığı, davacının «keşideci» ad ve hesabına «çek hamiline» ödemede bulunduğu, davalı Çelimli Gıda'nın bu ödemeden sorumlu olduğuna dair açık ve «kesin delil» bulunmadığı, banka aleyhine hileli davranışlarda bulunan davalı ...'in ise ödenen miktardan sorumlu olduğu gerekçesiyle davalı Meriç Petrol Ltd.
Şti. hakkındaki davanın «feragat» nedeniyle, diğer davalı şirket hakkındaki davanın ise esastan reddine, 7.760 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/7439 E. , 2011/697 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/02/2009 tarih ve 2006/554-2009/48 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılardan Hamit vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline nakliyat sigorta sözleşmesi ile sigortalı emtianın davalılardan Mehmet’in taşıma komisyoncusu, diğer davalının ise maliki bulunduğu araç ile taşınması sırasında emtianın alıcısına teslim edilmediğini, davalıların oluşan hasardan sorumlu olduklarını, hasar bedelinin müvekkili tarafından sigortalısına ödendiğini ileri sürerek, 9.043,21 YTL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılardan Hamit vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, taşıma sigorta sözleşmesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Bir davanın görülmesi için taraf teşkilinin sağlanması esas olup, hakimin bu hususu re'sen gözetmesi gerekir. Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırabilmesi, öncelikle tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Kişinin hangi yargı merciinde duruşmasının bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usulüne uygun olarak tebligat yapılması ile sağlanabilir. HUMK'nun 73. maddesinde çok açık bir şekilde vurgulanan temel kurala göre; mahkeme, tarafları dinlemeden, onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez.
Bu nedenle tebligatın davadaki önemi büyüktür. Tebligat, bilgilendirme yanında, belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemi olması nedeniyle, tebliğ ile ilgili 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tüzüğü hükümleri tamamen şeklidir. Kanun ve Tüzüğün amacı, tebliğin muhatabına ulaşması, kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususun belgeye bağlanmasıdır. Hal böyle olunca, kanun ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur.
Somut olayda; mahkemece, mümeyyiz davalıya dava dilekçesinin tebliğine ilişkin çıkartılan davetiyenin tebliği, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine aykırıdır. Zira, anılan hükme göre yapılan tebliğ işleminde, kendisine tebligat yapılacak kimse veya muhatap adına tebligatı kabul edebilecek olanlardan hiçbirisinin gösterilen adreste bulunmaması ve tebligattan kaçınmaları halinde, tebliğ memurunun ne şekilde davranacağı Tüzüğün 28. maddesinde yazılı olup, buna göre tebliğ memurunun “adreste neden bulunulmadığını bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtardan tahkik ederek, beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak tevsik etmesi” gerekir iken, bu kurala riayet edilmeden, davalının adreste neden bulunmadığına ilişkin komşu ve muhtardan araştırma yapılmamış olması ve bu kişilerin beyanlarının tebliğ tutanağına yazılmamış olması tebliğ işlemini geçersiz kılar.
Dosyada bulunan davalıya çıkarılan tebligat mazbatasında mümeyyiz davalının neden adreste bulunmadığına ilişkin bir kayıt olmadığı gibi yukarıda yazılı kişilerden de buna ilişkin beyan ve imza alınmamıştır. Ayrıca tebliğ memuru tarafından tebligat zarfına yazılan yazının da ne olduğu anlaşılamamaktadır.
Tüzüğün 28. maddesinin 1. fıkrası hükmünün aynen yerine getirilmesi halinde, tebliğ memurunun gerçekten muhatabın evine gittiği ve fakat evinde bulunmadığı belgelendirilmiş olur. Bu yolla işlem yapılmış olmadıkça, muhatabın veya muhatap namına tebliğ yapılabilecek kişilerin adreste bulunmadığı yolundaki beyan, tebliğ memurunun soyut beyanından ibaret kalır. Böyle bir beyana dayalı olarak Tebligat Kanunun 21. maddesine göre yapılan tebligatın da geçerliliği kabul edilemez. Bu nedenle davalıya Tebligat Kanunun 21. ve Tebligat Tüzüğü’nün 28. maddesi uyarınca gerekli tebligat yapılıp, taraf teşkili sağlandıktan ve davalıya savunma hakkını kullanma olanağı verildikten sonra işin esasına girilerek sonuca ulaşılması gereklidir.
2- Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, mümeyyiz davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda, 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün mümeyyiz davalı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, mümeyyiz davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1009609400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz