Sigorta tazminatı | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/6997 E. 2011/578 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hasar şerhi↗ irsaliyeli fatura↗ nakliyat sigortası↗ irsaliye↗ rücuen tazminat↗ cy/cy şerhi↗ fatura↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ taşıyan↗ inkar tazminatı↗ sigorta poliçesi↗ hasar↗ eksik inceleme↗ ibraz↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne, icra takibini devamına ve 5.102,83 TL asıl alacak üzerinden % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, nakliyat sigorta poliçesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Mahkeme, davalı tarafından taşınan emtialardan üç adedinin hasarlı olarak davacıya teslim edildiğini bilirkişi raporuna dayalı olarak kabul etmiştir. Ancak, mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunda 14.09.2006 tarihli irsaliyeli fatura üzerindeki hasar şerhinin kime ait olduğu belirlenmemiş ve bu şerhin ne şekilde emtianın hasarlı olarak teslim edildiğini ispatladığı açıklanmadan afakî görüş bildirilmiş olup, mahkemece de davalı tarafının savunmaları karşılanmadan karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, davalı taşıyanın davaya konu emtiaları hasarsız olarak teslim ettiğini savunması karşısında davacının ibraz ettiği 14.09.2006 ve 09.02.2007 tarihli belgelerin ispat kuvveti üzerinde durulmak ve davaya konu üç adet televizyonun hasarlı olarak teslim edilip edilmediğini taraf delilerine göre belirlemek gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak eksik inceleme sonucu hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Ayrıca, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 74. maddesi hükmüne göre, hâkim, her iki tarafın iddia ve savunması ile bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Davacı vekili, dava dilekçesinde icra-inkar tazminat talebinde bulunmadığı halde İİK.nun 67/2 nci madde hükmüne aykırı olarak, davacı lehine icra-inkar tazminatına hükmedilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17342 E. 2013/16035 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket zararı · havale · avans faizi · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaDavacı taraf, 07.02.2012 «havale» tarihli dilekçesi ile 29.000 TL'lik isteme ilişkin olarak «son» ödeme tarihi olan 25.06.2005 tarihinden itibaren «avans faizi» talep ettiği halde, talebi aşar şekilde anılan tarihten önceki ödeme tarihleri esas alınarak faize hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve dosya kapsamına göre, davalı ... ve ...'un 9.850 TL ve 29.000 TL yönünden «şirketi zarara» uğrattığı, davalı ... ... yönünden davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle, davalı ... yönünden davanın reddine, davalı Ümut ve Ayhan yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2445 E. 2019/7645 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7977 E. 2011/8612 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/8673 E. 2012/15436 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sahtecilik · eş rızası · fesih · limited şirket · ilan · cy/cy kaydı · husumet
Benzer bu kararda… kemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davalı şirketin kuruluşuna ilişkin usulü işlemlerin tamamlandığını, vergi dairesinden vergi numarası alınarak tescil ve «ilan» ile faaliyete başladığı, sicil dosyasında bulunan nüfus «kaydı» ve fotoğraf ile davacının aynı şahıs olmadığının duruşmada davacının bizzat görülerek teyit edildiği, davacının kaybolan kimlik bilgileri kullanılarak «rızası» dışında ve «sahtecilikle» davalı şirketin kurulduğu, iki ortaklı «limited şirketlerde» davacının talebi gibi karar verilmesinin hukuki sonuç doğurmayacağı, faaliyet gösterdiği anlaşılan şirketin üçüncü şahıslarla olan hak ve ilişkileri nedeni ile «fesih» ve tasfiyesine karar vermek gerektiği, davalı ..., Ankara ... ve ...'na «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, bu davalılar hakkındaki davanın husumetten reddine, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiştir.
… kim, her iki tarafın iddia ve müdafaası ile bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye hüküm veremez” maddesine aykırı şekilde talebi aşılarak, davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesine şeklinde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/4748 E. 2010/841 K.
Ortak:rücuen tazminat
İncelediğiniz karardaDava, «nakliyat sigorta poliçesine» dayalı «rücuen tazminat» istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda1-Dava, «hizmet sözleşmesinden» kaynaklanan «rücuen tazminat» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hizmet sözleşmesi · olumsuz oy
Benzer bu kararda1-Dava, «hizmet sözleşmesinden» kaynaklanan «rücuen tazminat» istemine ilişkindir.
Anılan bu davalara ilişkin taleplerinde incelenerek olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde birleşen davalar hakkında hüküm kurulmaması doğru görülmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/6997 E. , 2011/578 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/11/2008 tarih ve 2008/166-2008/1241 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından emtia nakliyat sigorta poliçesiyle sigortalanan televizyonların 14.09.2006 ve 09.02.2007 tarihlerinde davalının işleteni bulunduğu kamyonla taşınması esnasında üç adedinin hasarlandığını ve bedellerinin sigortalısına ödendiğini ileri sürerek, 585,00 sovtaj bedeli düşüldükten sonra faiziyle birlikte bakiye 5.464,56 TL’nin tahsili için başlatılan icra takibine davalı itirazının haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taşıma esnasında hasar oluştuğuna ilişkin teslimat anında tutanak tanzim olunmadığını, emtiaların hasarsız olarak teslim edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne, icra takibini devamına ve 5.102,83 TL asıl alacak üzerinden % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, nakliyat sigorta poliçesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Mahkeme, davalı tarafından taşınan emtialardan üç adedinin hasarlı olarak davacıya teslim edildiğini bilirkişi raporuna dayalı olarak kabul etmiştir. Ancak, mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunda 14.09.2006 tarihli irsaliyeli fatura üzerindeki hasar şerhinin kime ait olduğu belirlenmemiş ve bu şerhin ne şekilde emtianın hasarlı olarak teslim edildiğini ispatladığı açıklanmadan afakî görüş bildirilmiş olup, mahkemece de davalı tarafının savunmaları karşılanmadan karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, davalı taşıyanın davaya konu emtiaları hasarsız olarak teslim ettiğini savunması karşısında davacının ibraz ettiği 14.09.2006 ve 09.02.2007 tarihli belgelerin ispat kuvveti üzerinde durulmak ve davaya konu üç adet televizyonun hasarlı olarak teslim edilip edilmediğini taraf delilerine göre belirlemek gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak eksik inceleme sonucu hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Ayrıca, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 74. maddesi hükmüne göre, hâkim, her iki tarafın iddia ve savunması ile bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Davacı vekili, dava dilekçesinde icra-inkar tazminat talebinde bulunmadığı halde İİK.nun 67/2 nci madde hükmüne aykırı olarak, davacı lehine icra-inkar tazminatına hükmedilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1009605400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz