İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/11546 E. 2010/2134 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
muaccel alacak↗ para borcu↗ rehnin paraya çevrilmesi↗ delillerin toplanmaması↗ ödeme emri↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ rehin↗ ikrar↗ acentelik↗ muacceliyet↗ ipotek↗ haciz↗ iflas↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, acentenin borcundan dolayı ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılabilmesi için öncelikle mahkemeye dava açılarak alacağın miktarının tespit edilmesi, ondan sonra ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılabileceği belirtilerek anılan takibe yapılan itirazın iptali istemiyle açılan davanın reddine karar verilmiştir. İİK’nun rehin ve ipotekle temin edilmiş alacaklara ilişkin 45 nci maddesinde rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusunun iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklının yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceği, ancak rehnin tutarının borcu ödemeye yetmediği takdirde alacaklının kalan alacağını iflas veya haciz yoluyla takip edebileceği belirtilmiştir.Aynı Kanun’un 149/b maddesinde ise 149 uncu maddede yazılı haller dışındaki muaccel alacaklar için icra memuru tarafından borçluya ve varsa taşınmaz sahibi üçüncü şahsa birer ödeme emri gönderileceği belirtilmiştir. Yine aynı Kanun’un 149 uncu maddesinde ise icra memurunun ibraz edilen akit tablosunun kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva ettiğini ve alacağın muaccel olduğunu anlaması halinde borçluya ve taşınmaz üçüncü şahıs tarafından rehnedilmiş veya taşınmazın mülkiyeti üçüncü şahsa geçmişse ayrıca bunlara birer icra emri göndereceği düzenlenmiştir. Somut olayda, davaya konu alacak kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva etmediğinden yapılan takipte icra emri gönderilmeyip, İİK’nun 149/b uyarınca davalıya ödeme emri gönderilmiştir. Bu durumda davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipte davalıya anılan 149/b maddesine uygun olarak ödeme emrinin gönderilmiş olduğu, davalının takibe itiraz etmesi sonucu takibin durduğunun anlaşılmasına göre mahkemece takibe yapılan itirazın iptaline ilişkin işbu davada tarafların gösterecekleri delillerin toplanarak sonucuna göre davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacağı varsa bunun tespiti ile buna göre itirazın iptali istemi hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7096 E. 2017/6043 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/30 E. 2012/20629 K.
Ortak:rehnin paraya çevrilmesi · ipoteğin paraya çevrilmesi · rehin · acentelik · ipotek · haciz · iflas
İncelediğiniz karardaİİK’nun «rehin» ve «ipotekle» temin edilmiş alacaklara ilişkin 45 nci maddesinde rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusunun «iflasa» tabi şahıslardan olsa bile alacaklının yalnız «rehnin paraya çevrilmesi» yoluyla takip yapabileceği, ancak rehnin tutarının borcu ödemeye yetmediği takdirde alacaklının kalan alacağını iflas veya «haciz» yoluyla takip edebileceği belirtilmiştir.Aynı Kanun’un 149/b maddesinde ise 149 uncu maddede yazılı haller dışındaki «muaccel alacaklar» için icra memuru tarafından borçluya ve varsa taşınmaz sahibi üçüncü şahsa birer «ödeme emri» gönderileceği belirtilmiştir.
Mahkemece, «acentenin» borcundan dolayı «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile takip yapılabilmesi için öncelikle mahkemeye dava açılarak alacağın miktarının tespit edilmesi, ondan sonra ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılabileceği belirtilerek anılan takibe yapılan itirazın iptali istemiyle açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile takipte davalıya anılan 149/b maddesine uygun olarak «ödeme emrinin» gönderilmiş olduğu, davalının takibe itiraz etmesi sonucu takibin durduğunun anlaşılmasına göre mahkemece takibe yapılan itirazın iptaline ilişkin işbu davada tarafların gösterecekleri «delillerin toplanarak» sonucuna göre davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacağı varsa bunun tespiti ile buna göre itirazın iptali istemi hakkında bir karar verilmesi gerekirken, …
Benzer bu karardaİİK’nun «rehin» ve «ipotekle» temin edilmiş alacaklara ilişkin 45 nci maddesinde rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusunun «iflasa» tabi şahıslardan olsa bile alacaklının yalnız «rehnin paraya çevrilmesi» yoluyla takip yapabileceği, ancak rehnin tutarının borcu ödemeye yetmediği takdirde alacaklının kalan alacağını iflas veya «haciz» yoluyla takip edebileceği belirtilmiştir.Bu durumda davacının «acenteden» doğacak alacağına karşılık olmak üzere tesis edilen ipotek sözleşmesi uyarınca ipotek bedeline kadar olan alacağı için mahkemeye «alacak davası» açmasına gerek olmaksızın «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile icra takibi başlatmasının anılan kanun hükmü uyarınca mümkün bulunmasına, ipotekle temin edilmiş alacaklar için kanunun alacaklıya bu yönde bir hak tanımış olmasına ve yapılan takibe karşı alacağın miktarına ilişkin itirazda bulunulması halinde açılacak itirazın iptali davasında zaten alacak tutarının ipotek bedeli kadar olup olmadığının da tespit edilecek bulunmasına göre mahkemece ipotek sözleşmesinin «teminat» ipoteği olarak tesis edildiği hallerde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılamayacağından bahisle yazılı şekilde bu takibe yönelik davanın bu nedenle red …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, alacaklının «acentelik ilişkisinden» doğan borçlara «teminat» olmak üzere verilen «ipotekten» dolayı genel mahkemede dava açıp alacağını miktar olarak belirlemeden «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile takip yapmasının usulsüz olduğu, «kötüniyet tazminatı» şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «acentelik sözleşmesinden» kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla yapılan «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile takibe olan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:acentelik ilişkisi · acentelik sözleşmesi · kötüniyet tazminatı · alacak davası · kötüniyet · teminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, alacaklının «acentelik ilişkisinden» doğan borçlara «teminat» olmak üzere verilen «ipotekten» dolayı genel mahkemede dava açıp alacağını miktar olarak belirlemeden «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile takip yapmasının usulsüz olduğu, «kötüniyet tazminatı» şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İİK’nun «rehin» ve «ipotekle» temin edilmiş alacaklara ilişkin 45 nci maddesinde rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusunun «iflasa» tabi şahıslardan olsa bile alacaklının yalnız «rehnin paraya çevrilmesi» yoluyla takip yapabileceği, ancak rehnin tutarının borcu ödemeye yetmediği takdirde alacaklının kalan alacağını iflas veya «haciz» yoluyla takip edebileceği belirtilmiştir.Bu durumda davacının «acenteden» doğacak alacağına karşılık olmak üzere tesis edilen ipotek sözleşmesi uyarınca ipotek bedeline kadar olan alacağı için mahkemeye «alacak davası» açmasına gerek olmaksızın «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile icra takibi başlatmasının anılan kanun hükmü uyarınca mümkün bulunmasına, ipotekle temin edilmiş alacaklar için kanunun alacaklıya bu yönde bir hak tanımış olmasına ve yapılan takibe karşı alacağın miktarına ilişkin itirazda bulunulması halinde açılacak itirazın iptali davasında zaten alacak tutarının ipotek bedeli kadar olup olmadığının da tespit edilecek bulunmasına göre mahkemece ipotek sözleşmesinin «teminat» ipoteği olarak tesis edildiği hallerde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılamayacağından bahisle yazılı şekilde bu takibe yönelik davanın bu nedenle red …
Dava, «acentelik sözleşmesinden» kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla yapılan «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile takibe olan itirazın iptali istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13739 E. 2010/11839 K.
Ortak:ikrar · muacceliyet · haciz
İncelediğiniz karardaİİK’nun «rehin» ve «ipotekle» temin edilmiş alacaklara ilişkin 45 nci maddesinde rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusunun «iflasa» tabi şahıslardan olsa bile alacaklının yalnız «rehnin paraya çevrilmesi» yoluyla takip yapabileceği, ancak rehnin tutarının borcu ödemeye yetmediği takdirde alacaklının kalan alacağını iflas veya «haciz» yoluyla takip edebileceği belirtilmiştir.Aynı Kanun’un 149/b maddesinde ise 149 uncu maddede yazılı haller dışındaki «muaccel alacaklar» için icra memuru tarafından borçluya ve varsa taşınmaz sahibi üçüncü şahsa birer «ödeme emri» gönderileceği belirtilmiştir.
Yine aynı Kanun’un 149 uncu maddesinde ise icra memurunun «ibraz» edilen akit tablosunun kayıtsız şartsız bir «para borcu» «ikrarını» ihtiva ettiğini ve alacağın «muaccel» olduğunu anlaması halinde borçluya ve taşınmaz üçüncü şahıs tarafından rehnedilmiş veya taşınmazın mülkiyeti üçüncü şahsa geçmişse ayrıca bunlara birer icra emri göndereceği düzenlenmiştir.
Somut olayda, davaya konu alacak kayıtsız şartsız bir «para borcu» «ikrarını» ihtiva etmediğinden yapılan takipte icra emri gönderilmeyip, İİK’nun 149/b uyarınca davalıya «ödeme emri» gönderilmiştir.
Benzer bu karardaTalep, «ihtiyati haciz» isteminin reddine itiraz niteliğinde olup mahkemece, alacağın «kredi sözleşmesine» dayanıp kayıtsız ve şartsız «borç ikrarını» içeren bir belgeye dayanmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmişse de, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın bir «para alacağı» ve «muaccel» olması ayrıca rehinle temin edilmemiş olması gereklidir.
Mahkemece, alacağın «kredi sözleşmesine» dayanıp kayıtsız ve şartsız «borç ikrarını» içeren bir belgeye dayanmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» talep eden vekili temyiz etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:borç ikrarı · para alacağı · ihtiyati haciz · kredi sözleşmesi · ihtarname
Benzer bu karardaTalep, «ihtiyati haciz» isteminin reddine itiraz niteliğinde olup mahkemece, alacağın «kredi sözleşmesine» dayanıp kayıtsız ve şartsız «borç ikrarını» içeren bir belgeye dayanmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmişse de, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın bir «para alacağı» ve «muaccel» olması ayrıca rehinle temin edilmemiş olması gereklidir.
Mahkemece, alacağın «kredi sözleşmesine» dayanıp kayıtsız ve şartsız «borç ikrarını» içeren bir belgeye dayanmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» talep eden vekili temyiz etmiştir.
Öte yandan alacağın varlığı konusunda mahkemede kanaat oluşması da yeterli olup somut olayda, dosya içinde mevcut «ihtarnamenin», borç dökümü ile birlikte borçlulara tebliğ edildiği anlaşılmakla, talebin kabulüne karar vermek gerekirken, yazılı gerekçe ile red hükmü kurulması hatalı olup kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/11546 E. , 2010/2134 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Sivas (Kapanan) 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06.12.2007 tarih ve 2007/192-2007/380 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili şirketin acentesi olarak faaliyet gösterdiğini, acentelik faaliyetleri nedeniyle müvekkili lehine doğmuş ve doğacak borçların teminatını teşkil etmek üzere davalıya ait taşınmaz üzerinde ipotek tesis edilmiş olduğunu, davalının müvekkiline olan borçlarından dolayı davalı hakkında icra takibine geçildiğini ancak yapılan itiraz sonucu takibin durduğunu, itirazın yasal dayanaktan yoksun bulunduğunu ileri sürerek, davalının takibe vaki itirazının iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece; iddia, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre ipoteğin taraflar arasında akdedilmiş bulunan acentelik sözleşmesinin teminatı olarak verildiği, bu nedenle genel mahkemede dava açılıp alacağın miktarı belirlenmeden ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılmasının usulsüz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının davalı acente nezdinde doğan alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, acentenin borcundan dolayı ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılabilmesi için öncelikle mahkemeye dava açılarak alacağın miktarının tespit edilmesi, ondan sonra ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılabileceği belirtilerek anılan takibe yapılan itirazın iptali istemiyle açılan davanın reddine karar verilmiştir. İİK’nun rehin ve ipotekle temin edilmiş alacaklara ilişkin 45 nci maddesinde rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusunun iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklının yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceği, ancak rehnin tutarının borcu ödemeye yetmediği takdirde alacaklının kalan alacağını iflas veya haciz yoluyla takip edebileceği belirtilmiştir.Aynı Kanun’un 149/b maddesinde ise 149 uncu maddede yazılı haller dışındaki muaccel alacaklar için icra memuru tarafından borçluya ve varsa taşınmaz sahibi üçüncü şahsa birer ödeme emri gönderileceği belirtilmiştir.
Yine aynı Kanun’un 149 uncu maddesinde ise icra memurunun ibraz edilen akit tablosunun kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva ettiğini ve alacağın muaccel olduğunu anlaması halinde borçluya ve taşınmaz üçüncü şahıs tarafından rehnedilmiş veya taşınmazın mülkiyeti üçüncü şahsa geçmişse ayrıca bunlara birer icra emri göndereceği düzenlenmiştir. Somut olayda, davaya konu alacak kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva etmediğinden yapılan takipte icra emri gönderilmeyip, İİK’nun 149/b uyarınca davalıya ödeme emri gönderilmiştir. Bu durumda davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipte davalıya anılan 149/b maddesine uygun olarak ödeme emrinin gönderilmiş olduğu, davalının takibe itiraz etmesi sonucu takibin durduğunun anlaşılmasına göre mahkemece takibe yapılan itirazın iptaline ilişkin işbu davada tarafların gösterecekleri delillerin toplanarak sonucuna göre davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacağı varsa bunun tespiti ile buna göre itirazın iptali istemi hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1009581300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz