İtirazın İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/30 E. 2012/20629 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
acentelik ilişkisi↗ rehnin paraya çevrilmesi↗ acentelik sözleşmesi↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ kötüniyet tazminatı↗ rehin↗ acentelik↗ ipotek↗ alacak davası↗ haciz↗ iflas↗ kötüniyet↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, alacaklının acentelik ilişkisinden doğan borçlara teminat olmak üzere verilen ipotekten dolayı genel mahkemede dava açıp alacağını miktar olarak belirlemeden ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapmasının usulsüz olduğu, kötüniyet tazminatı şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla yapılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe olan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, itirazın iptali istemine ilişkin olarak açılan davada ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılabilmesi için öncelikle mahkemeye dava açılarak alacağın miktarının tespit edilmesi ondan sonra ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılabileceği belirtilerek anılan takip yönünden açılan itirazın iptali isteminin reddine karar verilmiştir. İİK’nun rehin ve ipotekle temin edilmiş alacaklara ilişkin 45 nci maddesinde rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusunun iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklının yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceği, ancak rehnin tutarının borcu ödemeye yetmediği takdirde alacaklının kalan alacağını iflas veya haciz yoluyla takip edebileceği belirtilmiştir.Bu durumda davacının acenteden doğacak alacağına karşılık olmak üzere tesis edilen ipotek sözleşmesi uyarınca ipotek bedeline kadar olan alacağı için mahkemeye alacak davası açmasına gerek olmaksızın ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatmasının anılan kanun hükmü uyarınca mümkün bulunmasına, ipotekle temin edilmiş alacaklar için kanunun alacaklıya bu yönde bir hak tanımış olmasına ve yapılan takibe karşı alacağın miktarına ilişkin itirazda bulunulması halinde açılacak itirazın iptali davasında zaten alacak tutarının ipotek bedeli kadar olup olmadığının da tespit edilecek bulunmasına göre mahkemece ipotek sözleşmesinin teminat ipoteği olarak tesis edildiği hallerde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılamayacağından bahisle yazılı şekilde bu takibe yönelik davanın bu nedenle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/8970 E. 2010/1543 K.
Ortak:acentelik ilişkisi · rehnin paraya çevrilmesi · acentelik sözleşmesi · ipoteğin paraya çevrilmesi · rehin · acentelik · ipotek · alacak davası
İncelediğiniz karardaİİK’nun «rehin» ve «ipotekle» temin edilmiş alacaklara ilişkin 45 nci maddesinde rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusunun «iflasa» tabi şahıslardan olsa bile alacaklının yalnız «rehnin paraya çevrilmesi» yoluyla takip yapabileceği, ancak rehnin tutarının borcu ödemeye yetmediği takdirde alacaklının kalan alacağını iflas veya «haciz» yoluyla takip edebileceği belirtilmiştir.Bu durumda davacının «acenteden» doğacak alacağına karşılık olmak üzere tesis edilen ipotek sözleşmesi uyarınca ipotek bedeline kadar olan alacağı için mahkemeye «alacak davası» açmasına gerek olmaksızın «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile icra takibi başlatmasının anılan kanun hükmü uyarınca mümkün bulunmasına, ipotekle temin edilmiş alacaklar için kanunun alacaklıya bu yönde bir hak tanımış olmasına ve yapılan takibe karşı alacağın miktarına ilişkin itirazda bulunulması halinde açılacak itirazın iptali davasında zaten alacak tutarının ipotek bedeli kadar olup olmadığının da tespit edilecek bulunmasına göre mahkemece ipotek sözleşmesinin «teminat» ipoteği olarak tesis edildiği hallerde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılamayacağından bahisle yazılı şekilde bu takibe yönelik davanın bu nedenle red …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, alacaklının «acentelik ilişkisinden» doğan borçlara «teminat» olmak üzere verilen «ipotekten» dolayı genel mahkemede dava açıp alacağını miktar olarak belirlemeden «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile takip yapmasının usulsüz olduğu, «kötüniyet tazminatı» şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «acentelik sözleşmesinden» kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla yapılan «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile takibe olan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, itirazın iptali istemine ilişkin olarak açılan davada «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile takip yapılabilmesi için öncelikle mahkemeye dava açılarak alacağın miktarının tespit edilmesi ondan sonra ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılabileceği belirtilerek anılan takip yönünden açılan itirazın iptali isteminin reddine karar verilmiştir.İİK’nun «rehin» ve «ipotekle» temin edilmiş alacaklara ilişkin 45 nci maddesinde rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusunun «iflasa» tabi şahıslardan olsa bile alacaklının yalnız «rehnin paraya çevrilmesi» yoluyla takip yapabileceği, ancak rehnin tutarının borcu ödemeye yetmediği takdirde alacaklının kalan alacağını iflas veya «haciz» yoluyla takip edebileceği belirtilmiştir.Bu durumda davacının «acenteden» doğacak alacağına karşılık olmak üzere tesis edilen ipotek sözleşmesi uyarınca ipotek bedeline kadar olan alacağı için mahkemeye «alacak davası» açmasına gerek olmaksızın ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatmasının anılan kanun hükmü uyarınca mümkün bulunmasına, ipotekle temin edilmiş alacaklar için kanunun alacaklıya bu yönde bir hak tanımış olmasına ve yapılan takibe karşı alacağın miktarına ilişkin itirazda bulunulması halinde açılacak itirazın iptali davasında zaten alacak tutarının ipotek bedeli kadar olup olmadığının da tespit edilecek bulunmasına göre mahkemece ipotek sözleşmesinin «teminat» ipoteği olarak tesis edildiği hallerde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılamayacağından bahisle yazılı şekilde bu takibe yönelik davanın bu nedenle red …
… celendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalılardan İsmira Sigorta Aracılık....Ltd.Şti. ile müvekkili şirket arasında 17.10.2003 tarihli «acentelik sözleşmesi» akdedilmiş olduğunu, davalılar ... ve...’in işbu sözleşmeyi müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatı ile imzaladıklarını, davalı acentenin poliçe «primlerini» müvekkili şirkete ödemediğini, cari hesabındaki borç miktarının 54.156.794.928 TL’na ulaştığını, davalılar ..., ..., ... ve...’ın «acente» lehine «ipotek» vermiş olduklarını, acentenin primlerini ödememesinden kaynaklanan borçtan dolayı acente ve ipotek verenler aleyhine «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile, ipotek bedeli düşüldükten sonra kalan kısım için de sadece acente aleyhine genel «haciz» yolu ile icra takibine geçildiğini, ancak borçluların ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan icra takibinin tamamına, acentenin ise genel haciz yolu ile yapılan icra takibinin bir «kısmına itiraz» ettiklerini, davalıların takiplere vaki itirazlarının yerinde olmadığını, davalılar ... ve...’in de acentenin borçlarından sorumlu bulunduklarını ileri sürerek, davalıların takip dosyalarına vaki itirazlarının iptaline, «icra inkar tazminatına» karar verilmesine, davalılar ... ve...’in acentenin borcundan sorumlu olduklarına ve borcun işbu davalılardan da faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava …
… psamına göre davalılar ... ve ... ile ilgili davanın bu davalıların icra takip dosyalarında taraf olmadıklarından anılanlar hakkındaki alacak davasının işbu davadan «tefriki» ile ayrı bir esasa «kaydının» yapılmasına, diğer davalılarla ile ilgili olarak yapılan değerlendirmede ise «acentelik ilişkisinden» doğan alacak için kurulan «teminat» ipoteğinde alacaklının genel mahkemede dava açıp alacağını miktar olarak belirlemeden «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile «ilamsız takip» yapamayacağından ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olarak açılan davanın bu nedenle, davalı şirket aleyhine …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delil sözleşmesi · kısmi itiraz · ilamsız takip · tefrik · mutabakat · acente · müteselsil kefil · ek prim
Benzer bu kararda… celendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalılardan İsmira Sigorta Aracılık....Ltd.Şti. ile müvekkili şirket arasında 17.10.2003 tarihli «acentelik sözleşmesi» akdedilmiş olduğunu, davalılar ... ve...’in işbu sözleşmeyi müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatı ile imzaladıklarını, davalı acentenin poliçe «primlerini» müvekkili şirkete ödemediğini, cari hesabındaki borç miktarının 54.156.794.928 TL’na ulaştığını, davalılar ..., ..., ... ve...’ın «acente» lehine «ipotek» vermiş olduklarını, acentenin primlerini ödememesinden kaynaklanan borçtan dolayı acente ve ipotek verenler aleyhine «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile, ipotek bedeli düşüldükten sonra kalan kısım için de sadece acente aleyhine genel «haciz» yolu ile icra takibine geçildiğini, ancak borçluların ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan icra takibinin tamamına, acentenin ise genel haciz yolu ile yapılan icra takibinin bir «kısmına itiraz» ettiklerini, davalıların takiplere vaki itirazlarının yerinde olmadığını, davalılar ... ve...’in de acentenin borçlarından sorumlu bulunduklarını ileri sürerek, davalıların takip dosyalarına vaki itirazlarının iptaline, «icra inkar tazminatına» karar verilmesine, davalılar ... ve...’in acentenin borcundan sorumlu olduklarına ve borcun işbu davalılardan da faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava …
Davacı şirket kayıtları üzerinde yapılan incelemeler sonucu davacının davalıdan olan alacağı belirlenmiştir.Davacı ile «acentesi» arasında yapılan «acentelik sözleşmesinin» 16/e maddesinde «acente» ile şirket kayıtları arasında «mutabakatsızlık» olması halinde şirket kayıtlarının esas alınacağı yönünde hüküm bulunmakta olup, bu hüküm niteliği itibariyle taraflar arasında akdedilmiş bir «delil sözleşmesi» mahiyetindedir.
Davacı şirket kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu davalının borcunun belirlenmiş olmasına göre davalı «acentenin» davacı kayıtlarında belirlenen tutarda borcu olmadığına ilişkin iddiasını yaptığı ödemelere ilişkin belgeler, makbuzlar veya iptal nedeniyle «prim» tahsilatı sağlanamamış poliçeler varsa bunları dosyaya sunarak ispat etmesi gerekmekte olup mahkemece davacının alacağını, sözkonusu alacağa mahsuben davalı tarafından yapılmış ödemeler varsa bunlar da değerlendirilerek tespit edilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davalı «acente» aleyhine başlatılan icra takibine yapılan «kısmi itirazın» iptaline ilişkin davanın da reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
… psamına göre davalılar ... ve ... ile ilgili davanın bu davalıların icra takip dosyalarında taraf olmadıklarından anılanlar hakkındaki alacak davasının işbu davadan «tefriki» ile ayrı bir esasa «kaydının» yapılmasına, diğer davalılarla ile ilgili olarak yapılan değerlendirmede ise «acentelik ilişkisinden» doğan alacak için kurulan «teminat» ipoteğinde alacaklının genel mahkemede dava açıp alacağını miktar olarak belirlemeden «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile «ilamsız takip» yapamayacağından ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olarak açılan davanın bu nedenle, davalı şirket aleyhine …
-
İhtiyati haciz kararının kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/976 E. 2018/2597 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vade tarihi · ihtiyati hacze itiraz · muacceliyet · bono · vade
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamı uyarınca ihtiyati hacze konu «bonoda» yetkili mahkemenin ... olduğu, senedin «vade tarihi» de nazara alındığında borcun «muaccel» olduğu, ihtiyati haczin dayanağının bono olduğu ve bu borca ilişkin rehnin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, «ihtiyati hacze itiraz» eden (borçlu) vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, «ihtiyati hacze itiraz» eden (borçlu) vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/30 E. , 2012/20629 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06/12/2005 tarih ve 2004/396-2005/852 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11/12/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. .....dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkilinin Adana acentesi olduğunu, diğer davalıların ise taşınmaz ipoteği veren kişiler olduğunu, müvekkilinin acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla yaptığı ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek davalıların itirazlarının iptaline, takibin devamına, davalıların %40 icra inkar tazminatına mahkumiyetlerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar İskenderoğlu Sigorta Aracılık Ltd. Şti. ve ... vekili, poliçelerden tahsil edilen primlerin süresi içinde davacıya intikal ettirildiğini, bir kısım primlerin tahsil edilememiş olup poliçelerin iptal edildiğini, buna rağmen davacı tarafından borç tahakkuk ettirilmesinin doğru olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, alacaklının acentelik ilişkisinden doğan borçlara teminat olmak üzere verilen ipotekten dolayı genel mahkemede dava açıp alacağını miktar olarak belirlemeden ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapmasının usulsüz olduğu, kötüniyet tazminatı şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla yapılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe olan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, itirazın iptali istemine ilişkin olarak açılan davada ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılabilmesi için öncelikle mahkemeye dava açılarak alacağın miktarının tespit edilmesi ondan sonra ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılabileceği belirtilerek anılan takip yönünden açılan itirazın iptali isteminin reddine karar verilmiştir. İİK’nun rehin ve ipotekle temin edilmiş alacaklara ilişkin 45 nci maddesinde rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusunun iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklının yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceği, ancak rehnin tutarının borcu ödemeye yetmediği takdirde alacaklının kalan alacağını iflas veya haciz yoluyla takip edebileceği belirtilmiştir.Bu durumda davacının acenteden doğacak alacağına karşılık olmak üzere tesis edilen ipotek sözleşmesi uyarınca ipotek bedeline kadar olan alacağı için mahkemeye alacak davası açmasına gerek olmaksızın ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatmasının anılan kanun hükmü uyarınca mümkün bulunmasına, ipotekle temin edilmiş alacaklar için kanunun alacaklıya bu yönde bir hak tanımış olmasına ve yapılan takibe karşı alacağın miktarına ilişkin itirazda bulunulması halinde açılacak itirazın iptali davasında zaten alacak tutarının ipotek bedeli kadar olup olmadığının da tespit edilecek bulunmasına göre mahkemece ipotek sözleşmesinin teminat ipoteği olarak tesis edildiği hallerde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılamayacağından bahisle yazılı şekilde bu takibe yönelik davanın bu nedenle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1066721600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz