Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/523 E. 2010/2068 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi zarar↗ sözleşmenin iptali↗ sözleşmenin feshi↗ bayilik sözleşmesi↗ protokol↗ çek↗ yasal faiz↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı müsbet ve menfi zararlarını talep etmiş ise de sözleşmeyi fesh etmeyip BK 106/II maddesi uyarınca ifayı istediğinden, davacının müsbet zarar isteminin esas alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 146.379.484 TL’nın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında alacak ve borçların tasfiyesi için düzenlenen 26.12.1994 tarihli protokole dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece bilirkişi raporu alınmak suretiyle, davacı müsbet ve menfi zararlarını talep etmiş ise de sözleşmeyi fesh etmeyip BK 106/II maddesi uyarınca ifayı istediğinden müsbet zarar istemi esas alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, dava dilekçesinde davalıların cam ihtiyaçlarının davacı tarafından karşılandığı, davalıların davacıya protokol gereği verdikleri çek ve senetler ile cari hesaba dayalı borçlarını süresinde ödemediklerinden davacının bayisi olduğu dava dışı Cantaş Düzcam A.Ş. ile olan bayilik sözleşmesinin iptal edildiği, davacının bu nedenle büyük zarara uğradığı iddiasının yanında, davalıların 26.12.2004 tarihli protokolün 3, 4, 5 ve 6 numaralı bentlerinde düzenlenen yükümlülüklerini yerine getirmedikleri iddiası da bulunmaktadır. Ne var ki ne mahkeme kararında nede hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının bu iddiası üzerinde inceleme yapılmamıştır. Bu itibarla mahkemece dava dilekçesinde ileri sürülen taraflar arasında düzenlenen 26.12.2004 tarihli protokolün 3, 4, 5 ve 6 numaralı bentlerinde düzenlenen yükümlülüklerin davalılar tarafından yerine getirilip getirilmediği ve davacının bu nedenle doğan bir zararının bulunup bulunmadığı hususlarında yeniden bir inceleme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/7120 E. 2011/227 K.
Ortak:menfi zarar · sözleşmenin iptali
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı müsbet ve «menfi zararlarını» talep etmiş ise de «sözleşmeyi fesh» etmeyip BK 106/II maddesi uyarınca ifayı istediğinden, davacının müsbet zarar isteminin esas alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 146.379.484 TL’nın dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalılardan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu alınmak suretiyle, davacı müsbet ve «menfi zararlarını» talep etmiş ise de «sözleşmeyi fesh» etmeyip BK 106/II maddesi uyarınca ifayı istediğinden müsbet zarar istemi esas alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, dava dilekçesinde davalıların cam ihtiyaçlarının davacı tarafından karşılandığı, davalıların davacıya «protokol» gereği verdikleri «çek» ve senetler ile cari hesaba dayalı borçlarını süresinde ödemediklerinden davacının bayisi olduğu dava dışı Cantaş Düzcam A.Ş. ile olan «bayilik sözleşmesinin iptal» edildiği, davacının bu nedenle büyük zarara uğradığı iddiasının yanında, davalıların 26.12.2004 tarihli protokolün 3, 4, 5 ve 6 numaralı bentlerinde düzenlenen yük …
Benzer bu karardaDavacı, davalı kurumun, aralarında akdedilen seyahat «sözleşmesini iptal» etmesi nedeniyle müsbet ve «menfi zarar» kalemlerini içeren tazminat talebinde bulunmuş, davalı ise davacı şirket ile aralarında sözleşme ilişkisinin kurulmadığını savunmuştur.
… ren Devlet Bankaları tarafından bir yıllık USD cinsinden açılmış vadeli mevduata verilen en yüksek faizi ile tahsiline ve 6.828,00YTL'sının dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile davalıdan tahsiline fazlaya ait istemin ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz olunan karar bu kez, mahkemece, BK'nun 106.madde hükmüne aykırı olarak, davacının bu seyahatlerin gerçekleşmemesi nedeniyle ifaya olan menfaatinin karşılığı olan yoksun kaldığı «kar mahrumiyetine» karar verildiği halde bu sözleşmenin ifası uğruna davacı tarafından yapılan «masrafların» «menfi zarar» adı altında kabulü ile hüküm altına alınmasının doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozma kararına uyularak, toplam 30.000 ABD Doları «yoksun kalınan» kârın asıl ve ek dava tarihlerinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, Dairemizce verilen ilk bozma kararı doğrultusunda, taraflar arasında düzenlenmiş bir sözleşme olduğu kabul edilerek, kısmen kabul hükmü kurulmuşsa da, hüküm içeriğinin BK’nun 106. maddesine aykırı şekilde müsbet ve «menfi zarar» taleplerini birlikte içermesi nedeniyle kararın tekrar bozulması gerekmiş, bu kez mahkemece, davacı taleplerinden «yoksun kalınan» kara ilişkin kabul hükmü kurulmuş ve diğer taleplerin reddi yoluna gidilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:meslek kuruluşu · kar mahrumiyeti · yoksun kalınan kâr · usuli kazanılmış hak · kâr mahrumiyeti · cezai şart · kazanılmış hak · ifa
Benzer bu kararda… u olan 2. bentte, “BK’nun 106. madde hükmüne aykırı olarak, davacının bu seyahatlerin gerçekleşmemesi nedeniyle ifaya olan menfaatinin karşılığı olan yoksun kaldığı «kar mahrumiyetine» karar verildiği halde bu sözleşmenin ifası uğruna davacı tarafından yapılan «masrafların» «menfi zarar» adı altında kabulü ile hüküm altına alınması”, 3. bentte ise “01.04.2002 ve 03.04.2002 tarihlerinde davalı tarafça teklif verildikten sonra 05.04.2002 tarihinde iptal edilen seyahatler için bu tarihlerin öncesini ve sonrasını kapsayan konaklama, seyahat ve telefon giderlerinin de tahsiline karar verilmesinin hatalı olduğu” belirtilmiş, diğer hususlar ise bozma kapsamı dışında tutulmuş ve davacı lehine «usuli kazanılmış hak» oluşmuştur.
… ren Devlet Bankaları tarafından bir yıllık USD cinsinden açılmış vadeli mevduata verilen en yüksek faizi ile tahsiline ve 6.828,00YTL'sının dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile davalıdan tahsiline fazlaya ait istemin ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz olunan karar bu kez, mahkemece, BK'nun 106.madde hükmüne aykırı olarak, davacının bu seyahatlerin gerçekleşmemesi nedeniyle ifaya olan menfaatinin karşılığı olan yoksun kaldığı «kar mahrumiyetine» karar verildiği halde bu sözleşmenin ifası uğruna davacı tarafından yapılan «masrafların» «menfi zarar» adı altında kabulü ile hüküm altına alınmasının doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozma kararına uyularak, toplam 30.000 ABD Doları «yoksun kalınan» kârın asıl ve ek dava tarihlerinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, değinilen talebin Dairemiz bozma kararı kapsamı dışında kaldığı ve bu suretle davacı lehine «usuli kazanılmış hak» niteliği kazandığı kabul edilerek, talebin kabulü yönünde karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile red hükmü kurulması hatalı olup kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının 5590 sayılı Kanun’a göre kurulmuş bir kamu kurumu niteliğinde «meslek kuruluşu» olduğu, hukuki statüsü ve satınalma talimatlarına göre mal ve hizmet alımı için gereken kesinleşmiş bir «komisyon» kararı ve taraflar arasında yapılmış bir sözleşmenin, somut olayda mevcut olmadığı, harcama belgelerinin de bu organizasyon için düzenlendiğinin belli olmadığı ger …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/6130 E. 2010/2066 K.
Ortak:sözleşmenin feshi · bayilik sözleşmesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı müsbet ve «menfi zararlarını» talep etmiş ise de «sözleşmeyi fesh» etmeyip BK 106/II maddesi uyarınca ifayı istediğinden, davacının müsbet zarar isteminin esas alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 146.379.484 TL’nın dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalılardan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu alınmak suretiyle, davacı müsbet ve «menfi zararlarını» talep etmiş ise de «sözleşmeyi fesh» etmeyip BK 106/II maddesi uyarınca ifayı istediğinden müsbet zarar istemi esas alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, dava dilekçesinde davalıların cam ihtiyaçlarının davacı tarafından karşılandığı, davalıların davacıya «protokol» gereği verdikleri «çek» ve senetler ile cari hesaba dayalı borçlarını süresinde ödemediklerinden davacının bayisi olduğu dava dışı Cantaş Düzcam A.Ş. ile olan «bayilik sözleşmesinin iptal» edildiği, davacının bu nedenle büyük zarara uğradığı iddiasının yanında, davalıların 26.12.2004 tarihli protokolün 3, 4, 5 ve 6 numaralı bentlerinde düzenlenen yük …
Benzer bu kararda1- Dava, tüp gaz «bayilik sözleşmesinin feshi» nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşme serbestisi · kar mahrumiyeti · kazanç kaybı · kâr mahrumiyeti · cezai şart · kâr kaybı · bilirkişi incelemesi · ıslah
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile «kar mahrumiyetine» yönelik davacı talebinin reddine, «cezai şart» yönünden talebinin ise «ıslah» ile artırılan miktar da dikkate alınmak suretiyle toplam 106.534,37 YTL' nın faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde «cezai şart» alacağı yanında, sözleşmenin 26. maddesi uyarınca davalının, sözleşme gereği müvekkilinden ayda ortalama 25 ton LPG alımı yaptığını, davalının sözleşmesinin bitimine 27 ay kaldığından müvekkilinin bu süre için «kazanç kaybına» uğradığını ileri sürerek, yoksun kaldığı karı da talep etmiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşme feshedildiğinden müsbet zarar olan «kar mahrumiyetinin» talep edilemeyeceği gerekçesiyle kar mahrumiyetine yönelik talebin reddine karar verilmiştir.
Ancak dava konusu olayda, taraflar sözleşmenin 26. maddesinde bu durumun aksini kararlaştırmış olduklarından davacı «kar mahrumiyetini» de talep edebilecektir.
-
Haksız ihtiyati haciz tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/2692 E. 2012/8654 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız ihtiyati haciz · feragat nedeniyle davanın reddi · davadan feragat · ihtiyati haciz · feragat · havale · haciz · teminat
Benzer bu karardaAncak davacı 13/07/2010 «havale» tarihli dilekçe ile «davadan feragat» etmeyip, «ihtiyati haciz» nedeniyle alınan «teminatın» davalıya verilmemesi talebinden feragat etmiştir.
Dava «haksız ihtiyati haciz» nedeniyle tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davacı vekilinin «feragat» ettiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «feragat nedeniyle davanın reddine» karar verilmiştir.
Mahkemece bu husus «davadan feragat» şeklinde kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6878 E. 2013/9296 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı defi · olumsuz oy · zamanaşımı
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kabulüne ilişkin verilen karar Dairemizce “davalının «zamanaşımı defi» hakkında olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak, TTK’nın 106/2. maddesi gereğince bir yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/523 E. , 2010/2068 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/11/2000 tarih ve 1997/636-2000/580 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 03.06.2003 gününde taraflar ve avukatları tebliğe rağmen gelmediğinden tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalılar arasındaki alacak-borçların tasfiyesi için 26.12.1994 tarihli protokol düzenlendiğini, müvekkilinin protokolden doğan yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ancak davalıların edimlerini yerine getirmediğini, davalılara edimlerini ifa etmesi için İzmir 5. Noterliğinin 10.11.1995 tarihli ihtarın çekildiğini, müvekkilinin dava dışı Cantaş Düzcam A.Ş.nin İzmir bayilerinden olduğunu, davalıların cam ihtiyaçlarının müvekkili tarafından karşılandığını, davalıların müvekkiline verdikleri çek ve senetleri, cari hesaba dayalı borçlarını süresinde ödemediklerinden müvekkilinin de dava dışı şirkete olan borçlarını yerine getiremediğini bu nedenle bayiliğinin iptal edildiğini, müvekkilinin büyük zarara uğradığını, daha sonra Cantaş Düzcam A.Ş’.nin müvekkilinin tüm yükümlülüklerini yerine getirmesi kaydıyla bayilik sözleşmesinin yeniden yapılacağının bildirildiğini, davalılara bu durumun bildirilmesine rağmen yükümlülüklerini yerine getirmediklerini, davalıların 26.12.2004 tarihli protokolün 3, 4,5 ve 6 numaralı bentlerinde bulunan taahhütlerini de yerine getirmeyerek müvekkilinin zarara uğramasına neden olduklarını ileri sürerek, müvekkilinin müsbet ve menfi zararlarına karşılık olarak fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalması kaydıyla şimdilik, 5.000.000.000 TL’nin dava tarihinden itibaren faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının bayilik sözleşmesinin iptalinden bu yana bir yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, davacının protokolün 9. maddesi hükmü uyarınca muhtemel zararları karşılamak için verilen 3.000.000.000 TL. tutarındaki bonoyu takibe koyduğunu, davacının haksız kazanç peşinde olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı müsbet ve menfi zararlarını talep etmiş ise de sözleşmeyi fesh etmeyip BK 106/II maddesi uyarınca ifayı istediğinden, davacının müsbet zarar isteminin esas alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 146.379.484 TL’nın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında alacak ve borçların tasfiyesi için düzenlenen 26.12.1994 tarihli protokole dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece bilirkişi raporu alınmak suretiyle, davacı müsbet ve menfi zararlarını talep etmiş ise de sözleşmeyi fesh etmeyip BK 106/II maddesi uyarınca ifayı istediğinden müsbet zarar istemi esas alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, dava dilekçesinde davalıların cam ihtiyaçlarının davacı tarafından karşılandığı, davalıların davacıya protokol gereği verdikleri çek ve senetler ile cari hesaba dayalı borçlarını süresinde ödemediklerinden davacının bayisi olduğu dava dışı Cantaş Düzcam A.Ş. ile olan bayilik sözleşmesinin iptal edildiği, davacının bu nedenle büyük zarara uğradığı iddiasının yanında, davalıların 26.12.2004 tarihli protokolün 3, 4, 5 ve 6 numaralı bentlerinde düzenlenen yükümlülüklerini yerine getirmedikleri iddiası da bulunmaktadır.
Ne var ki ne mahkeme kararında nede hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının bu iddiası üzerinde inceleme yapılmamıştır. Bu itibarla mahkemece dava dilekçesinde ileri sürülen taraflar arasında düzenlenen 26.12.2004 tarihli protokolün 3, 4, 5 ve 6 numaralı bentlerinde düzenlenen yükümlülüklerin davalılar tarafından yerine getirilip getirilmediği ve davacının bu nedenle doğan bir zararının bulunup bulunmadığı hususlarında yeniden bir inceleme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1009458300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz