Maddi ve Manevi Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/7120 E. 2011/227 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
meslek kuruluşu↗ menfi zarar↗ kar mahrumiyeti↗ yoksun kalınan kâr↗ sözleşmenin iptali↗ usuli kazanılmış hak↗ kâr mahrumiyeti↗ cezai şart↗ kazanılmış hak↗ ifa↗ komisyon↗ dosya masrafı↗ avans faizi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının 5590 sayılı Kanun’a göre kurulmuş bir kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olduğu, hukuki statüsü ve satınalma talimatlarına göre mal ve hizmet alımı için gereken kesinleşmiş bir komisyon kararı ve taraflar arasında yapılmış bir sözleşmenin, somut olayda mevcut olmadığı, harcama belgelerinin de bu organizasyon için düzenlendiğinin belli olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine dair kararın, davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 2004/109-9292 sayılı kararı ile mahkeme kararı bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyulmak suretiyle, davanın kısmen kabulü ile 11.672,00 USD nin dava tarihinden itibaren Devlet Bankaları tarafından bir yıllık USD cinsinden açılmış vadeli mevduata verilen en yüksek faizi ile tahsiline ve 6.828,00YTL'sının dava tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline fazlaya ait istemin ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz olunan karar bu kez, mahkemece, BK'nun 106.madde hükmüne aykırı olarak, davacının bu seyahatlerin gerçekleşmemesi nedeniyle ifaya olan menfaatinin karşılığı olan yoksun kaldığı kar mahrumiyetine karar verildiği halde bu sözleşmenin ifası uğruna davacı tarafından yapılan masrafların menfi zarar adı altında kabulü ile hüküm altına alınmasının doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozma kararına uyularak, toplam 30.000 ABD Doları yoksun kalınan kârın asıl ve ek dava tarihlerinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, seyahat düzenleme ilişkisinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davacı, davalı kurumun, aralarında akdedilen seyahat sözleşmesini iptal etmesi nedeniyle müsbet ve menfi zarar kalemlerini içeren tazminat talebinde bulunmuş, davalı ise davacı şirket ile aralarında sözleşme ilişkisinin kurulmadığını savunmuştur. Mahkemece, Dairemizce verilen ilk bozma kararı doğrultusunda, taraflar arasında düzenlenmiş bir sözleşme olduğu kabul edilerek, kısmen kabul hükmü kurulmuşsa da, hüküm içeriğinin BK’nun 106. maddesine aykırı şekilde müsbet ve menfi zarar taleplerini birlikte içermesi nedeniyle kararın tekrar bozulması gerekmiş, bu kez mahkemece, davacı taleplerinden yoksun kalınan kara ilişkin kabul hükmü kurulmuş ve diğer taleplerin reddi yoluna gidilmiştir.
Davacı vekili tarafından, Dairemizce verilen 04.06.2007 tarihli bozma ilamı ile davacı şirket tarafından, dava dışı Green Travel şirketine ödenen cezai şart bedeli istemine yönelik kabul kararının, bozma kapsamı dışında bırakılarak kesinleştiği halde, mahkemece bozma kararına uyulmasına karşın, bu talep hakkında red hükmü kurulduğu belirtilerek, anılan kararın bozulması isteminde bulunulmuştur. Bu durumda uyuşmazlık, cezai şart ödemesine ilişkin kabul hükmünün, bozma kararı dışında kalıp kalmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dairemizce verilen 04.06.2007 tarihli bozma ilamının 1. bendinde, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise diğer bentler dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. Bozma kararına konu olan 2. bentte, “BK’nun 106. madde hükmüne aykırı olarak, davacının bu seyahatlerin gerçekleşmemesi nedeniyle ifaya olan menfaatinin karşılığı olan yoksun kaldığı kar mahrumiyetine karar verildiği halde bu sözleşmenin ifası uğruna davacı tarafından yapılan masrafların menfi zarar adı altında kabulü ile hüküm altına alınması”, 3. bentte ise “01.04.2002 ve 03.04.2002 tarihlerinde davalı tarafça teklif verildikten sonra 05.04.2002 tarihinde iptal edilen seyahatler için bu tarihlerin öncesini ve sonrasını kapsayan konaklama, seyahat ve telefon giderlerinin de tahsiline karar verilmesinin hatalı olduğu” belirtilmiş, diğer hususlar ise bozma kapsamı dışında tutulmuş ve davacı lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Görüldüğü üzere, davacı tarafça yapılan cezai şart ödemesine ilişkin talep bu kapsamda yer almamaktadır. Öte yandan, bozma ilamının 2. bendinde yer alan, ifaya bağlı olan menfaatlerin karşılığı olan müsbet zarar kavramı, ifaya olan yararların kaybedilmesinden doğan bir zarar olup borçlunun, borcunu sözleşmeye uygun olarak ifa etmiş olsaydı, alacaklının uğramayacağı tüm zararları kapsamaktadır. Davacı şirket tarafından, dava dışı firmaya yapılan cezai şart ödemesi de bu zararlara dahildir. Bu durumda, mahkemece, değinilen talebin Dairemiz bozma kararı kapsamı dışında kaldığı ve bu suretle davacı lehine usuli kazanılmış hak niteliği kazandığı kabul edilerek, talebin kabulü yönünde karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile red hükmü kurulması hatalı olup kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/523 E. 2010/2068 K.
Ortak:menfi zarar · sözleşmenin iptali
İncelediğiniz karardaDavacı, davalı kurumun, aralarında akdedilen seyahat «sözleşmesini iptal» etmesi nedeniyle müsbet ve «menfi zarar» kalemlerini içeren tazminat talebinde bulunmuş, davalı ise davacı şirket ile aralarında sözleşme ilişkisinin kurulmadığını savunmuştur.
… ren Devlet Bankaları tarafından bir yıllık USD cinsinden açılmış vadeli mevduata verilen en yüksek faizi ile tahsiline ve 6.828,00YTL'sının dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile davalıdan tahsiline fazlaya ait istemin ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz olunan karar bu kez, mahkemece, BK'nun 106.madde hükmüne aykırı olarak, davacının bu seyahatlerin gerçekleşmemesi nedeniyle ifaya olan menfaatinin karşılığı olan yoksun kaldığı «kar mahrumiyetine» karar verildiği halde bu sözleşmenin ifası uğruna davacı tarafından yapılan «masrafların» «menfi zarar» adı altında kabulü ile hüküm altına alınmasının doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozma kararına uyularak, toplam 30.000 ABD Doları «yoksun kalınan» kârın asıl ve ek dava tarihlerinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, Dairemizce verilen ilk bozma kararı doğrultusunda, taraflar arasında düzenlenmiş bir sözleşme olduğu kabul edilerek, kısmen kabul hükmü kurulmuşsa da, hüküm içeriğinin BK’nun 106. maddesine aykırı şekilde müsbet ve «menfi zarar» taleplerini birlikte içermesi nedeniyle kararın tekrar bozulması gerekmiş, bu kez mahkemece, davacı taleplerinden «yoksun kalınan» kara ilişkin kabul hükmü kurulmuş ve diğer taleplerin reddi yoluna gidilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı müsbet ve «menfi zararlarını» talep etmiş ise de «sözleşmeyi fesh» etmeyip BK 106/II maddesi uyarınca ifayı istediğinden, davacının müsbet zarar isteminin esas alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 146.379.484 TL’nın dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalılardan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu alınmak suretiyle, davacı müsbet ve «menfi zararlarını» talep etmiş ise de «sözleşmeyi fesh» etmeyip BK 106/II maddesi uyarınca ifayı istediğinden müsbet zarar istemi esas alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, dava dilekçesinde davalıların cam ihtiyaçlarının davacı tarafından karşılandığı, davalıların davacıya «protokol» gereği verdikleri «çek» ve senetler ile cari hesaba dayalı borçlarını süresinde ödemediklerinden davacının bayisi olduğu dava dışı Cantaş Düzcam A.Ş. ile olan «bayilik sözleşmesinin iptal» edildiği, davacının bu nedenle büyük zarara uğradığı iddiasının yanında, davalıların 26.12.2004 tarihli protokolün 3, 4, 5 ve 6 numaralı bentlerinde düzenlenen yük …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmenin feshi · bayilik sözleşmesi · protokol · çek · yasal faiz · eksik inceleme
Benzer bu karardaAncak, dava dilekçesinde davalıların cam ihtiyaçlarının davacı tarafından karşılandığı, davalıların davacıya «protokol» gereği verdikleri «çek» ve senetler ile cari hesaba dayalı borçlarını süresinde ödemediklerinden davacının bayisi olduğu dava dışı Cantaş Düzcam A.Ş. ile olan «bayilik sözleşmesinin iptal» edildiği, davacının bu nedenle büyük zarara uğradığı iddiasının yanında, davalıların 26.12.2004 tarihli protokolün 3, 4, 5 ve 6 numaralı bentlerinde düzenlenen yük …
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı müsbet ve «menfi zararlarını» talep etmiş ise de «sözleşmeyi fesh» etmeyip BK 106/II maddesi uyarınca ifayı istediğinden, davacının müsbet zarar isteminin esas alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 146.379.484 TL’nın dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalılardan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla mahkemece dava dilekçesinde ileri sürülen taraflar arasında düzenlenen 26.12.2004 tarihli «protokolün» 3, 4, 5 ve 6 numaralı bentlerinde düzenlenen yükümlülüklerin davalılar tarafından yerine getirilip getirilmediği ve davacının bu nedenle doğan bir zararının bulunup bulunmadığı hususlarında yeniden bir inceleme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Dava, taraflar arasında alacak ve borçların tasfiyesi için düzenlenen 26.12.1994 tarihli «protokole» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/12561 E. 2011/16220 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:marka hakkına tecavüz · ilan
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, 'Seyahatname' ibaresinin davacı markası olarak tescilli olduğu, ayrıca aynı ibarenin alan adı olarak kullanıldığı, davalının kullanımının «marka hakkına tecavüz» teşkil ettiği gerekçesiyle, markaya tecavüzün önlenmesine, «ilan» talebinin reddine dair verilen karar davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 30.05.2011 tarihli kararı ile bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/6130 E. 2010/2066 K.
Ortak:kar mahrumiyeti · kâr mahrumiyeti · cezai şart
İncelediğiniz kararda… ren Devlet Bankaları tarafından bir yıllık USD cinsinden açılmış vadeli mevduata verilen en yüksek faizi ile tahsiline ve 6.828,00YTL'sının dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile davalıdan tahsiline fazlaya ait istemin ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz olunan karar bu kez, mahkemece, BK'nun 106.madde hükmüne aykırı olarak, davacının bu seyahatlerin gerçekleşmemesi nedeniyle ifaya olan menfaatinin karşılığı olan yoksun kaldığı «kar mahrumiyetine» karar verildiği halde bu sözleşmenin ifası uğruna davacı tarafından yapılan «masrafların» «menfi zarar» adı altında kabulü ile hüküm altına alınmasının doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozma kararına uyularak, toplam 30.000 ABD Doları «yoksun kalınan» kârın asıl ve ek dava tarihlerinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… u olan 2. bentte, “BK’nun 106. madde hükmüne aykırı olarak, davacının bu seyahatlerin gerçekleşmemesi nedeniyle ifaya olan menfaatinin karşılığı olan yoksun kaldığı «kar mahrumiyetine» karar verildiği halde bu sözleşmenin ifası uğruna davacı tarafından yapılan «masrafların» «menfi zarar» adı altında kabulü ile hüküm altına alınması”, 3. bentte ise “01.04.2002 ve 03.04.2002 tarihlerinde davalı tarafça teklif verildikten sonra 05.04.2002 tarihinde iptal edilen seyahatler için bu tarihlerin öncesini ve sonrasını kapsayan konaklama, seyahat ve telefon giderlerinin de tahsiline karar verilmesinin hatalı olduğu” belirtilmiş, diğer hususlar ise bozma kapsamı dışında tutulmuş ve davacı lehine «usuli kazanılmış hak» oluşmuştur.
Davacı vekili tarafından, Dairemizce verilen 04.06.2007 tarihli bozma ilamı ile davacı şirket tarafından, dava dışı Green Travel şirketine ödenen «cezai şart» bedeli istemine yönelik kabul kararının, bozma kapsamı dışında bırakılarak kesinleştiği halde, mahkemece bozma kararına uyulmasına karşın, bu talep hakkında red hükmü kurulduğu belirtilerek, anılan kararın bozulması isteminde bulunulmuştur.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile «kar mahrumiyetine» yönelik davacı talebinin reddine, «cezai şart» yönünden talebinin ise «ıslah» ile artırılan miktar da dikkate alınmak suretiyle toplam 106.534,37 YTL' nın faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşme feshedildiğinden müsbet zarar olan «kar mahrumiyetinin» talep edilemeyeceği gerekçesiyle kar mahrumiyetine yönelik talebin reddine karar verilmiştir.
Ancak dava konusu olayda, taraflar sözleşmenin 26. maddesinde bu durumun aksini kararlaştırmış olduklarından davacı «kar mahrumiyetini» de talep edebilecektir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşme serbestisi · kazanç kaybı · sözleşmenin feshi · bayilik sözleşmesi · kâr kaybı · bilirkişi incelemesi · ıslah · taahhütname
Benzer bu kararda1- Dava, tüp gaz «bayilik sözleşmesinin feshi» nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde «cezai şart» alacağı yanında, sözleşmenin 26. maddesi uyarınca davalının, sözleşme gereği müvekkilinden ayda ortalama 25 ton LPG alımı yaptığını, davalının sözleşmesinin bitimine 27 ay kaldığından müvekkilinin bu süre için «kazanç kaybına» uğradığını ileri sürerek, yoksun kaldığı karı da talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile «kar mahrumiyetine» yönelik davacı talebinin reddine, «cezai şart» yönünden talebinin ise «ıslah» ile artırılan miktar da dikkate alınmak suretiyle toplam 106.534,37 YTL' nın faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu itibarla mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin 26. maddesi hükmü uyarınca davacının kar yoksunluğu zararının «bilirkişi incelemesi» yapılmak suretiyle tesbiti ile sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/7120 E. , 2011/227 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 21/02/2008 tarih ve 2007/541-2008/61 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin, davalı birliğin kendi üyeleriyle birlikte Budapeşte ve Barcelona şehirlerine seyahat düzenlenmesi işini üstlenip tüm organizasyonu tamamlayarak seyahate hazır hale getirdiğini, davalının geziye katılacak üyelerinin pasaportlarını dahi müvekkiline göndermişken her iki seyahati de tek taraflı olarak iptal ettiğini, müvekkilinin bu nedenle maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek, şimdilik (12.150) ABD Doları, (1.000) Euro ve (2.828.000.000.-) TL maddi tazminat ile (16.000.000.000.-) TL manevi tazminatın, birleşen davada ise (20.000) ABD Doları yoksun kalınan kar ve (25.000) ABD Doları cezai şart ödemesinin temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin mal ve hizmet alımlarının satın alma talimatının 11 nci maddesi uyarınca satınalma komisyonu kararının kesinleşip ilgiliye tebliği, sözleşmenin imzalanması ve kesin teminatın yatırılması suretiyle yapıldığını, davacı ile bu şekilde bir bağıt kurulmadığını, davacının müvekkili ile daha önce bir çok seyahat organizasyonu yaptığını ve kamu kurumlarının ihale prosedürünü bilmesi gerektiğini, ihale sonuçlanmadan ve sözleşme imzalanmadan harcama yapmasının kendi hatası olduğunu, dava konusu organizasyonun, teklifler toplanıp ihale henüz sonuçlanmadan iptal edildiğini, ek davanın zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının 5590 sayılı Kanun’a göre kurulmuş bir kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olduğu, hukuki statüsü ve satınalma talimatlarına göre mal ve hizmet alımı için gereken kesinleşmiş bir komisyon kararı ve taraflar arasında yapılmış bir sözleşmenin, somut olayda mevcut olmadığı, harcama belgelerinin de bu organizasyon için düzenlendiğinin belli olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine dair kararın, davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 2004/109-9292 sayılı kararı ile mahkeme kararı bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyulmak suretiyle, davanın kısmen kabulü ile 11.672,00 USD nin dava tarihinden itibaren Devlet Bankaları tarafından bir yıllık USD cinsinden açılmış vadeli mevduata verilen en yüksek faizi ile tahsiline ve 6.828,00YTL'sının dava tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline fazlaya ait istemin ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz olunan karar bu kez, mahkemece, BK'nun 106.madde hükmüne aykırı olarak, davacının bu seyahatlerin gerçekleşmemesi nedeniyle ifaya olan menfaatinin karşılığı olan yoksun kaldığı kar mahrumiyetine karar verildiği halde bu sözleşmenin ifası uğruna davacı tarafından yapılan masrafların menfi zarar adı altında kabulü ile hüküm altına alınmasının doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozma kararına uyularak, toplam 30.000 ABD Doları yoksun kalınan kârın asıl ve ek dava tarihlerinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, seyahat düzenleme ilişkisinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davacı, davalı kurumun, aralarında akdedilen seyahat sözleşmesini iptal etmesi nedeniyle müsbet ve menfi zarar kalemlerini içeren tazminat talebinde bulunmuş, davalı ise davacı şirket ile aralarında sözleşme ilişkisinin kurulmadığını savunmuştur. Mahkemece, Dairemizce verilen ilk bozma kararı doğrultusunda, taraflar arasında düzenlenmiş bir sözleşme olduğu kabul edilerek, kısmen kabul hükmü kurulmuşsa da, hüküm içeriğinin BK’nun 106. maddesine aykırı şekilde müsbet ve menfi zarar taleplerini birlikte içermesi nedeniyle kararın tekrar bozulması gerekmiş, bu kez mahkemece, davacı taleplerinden yoksun kalınan kara ilişkin kabul hükmü kurulmuş ve diğer taleplerin reddi yoluna gidilmiştir.
Davacı vekili tarafından, Dairemizce verilen 04.06.2007 tarihli bozma ilamı ile davacı şirket tarafından, dava dışı Green Travel şirketine ödenen cezai şart bedeli istemine yönelik kabul kararının, bozma kapsamı dışında bırakılarak kesinleştiği halde, mahkemece bozma kararına uyulmasına karşın, bu talep hakkında red hükmü kurulduğu belirtilerek, anılan kararın bozulması isteminde bulunulmuştur. Bu durumda uyuşmazlık, cezai şart ödemesine ilişkin kabul hükmünün, bozma kararı dışında kalıp kalmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dairemizce verilen 04.06.2007 tarihli bozma ilamının 1. bendinde, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise diğer bentler dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. Bozma kararına konu olan 2. bentte, “BK’nun 106. madde hükmüne aykırı olarak, davacının bu seyahatlerin gerçekleşmemesi nedeniyle ifaya olan menfaatinin karşılığı olan yoksun kaldığı kar mahrumiyetine karar verildiği halde bu sözleşmenin ifası uğruna davacı tarafından yapılan masrafların menfi zarar adı altında kabulü ile hüküm altına alınması”, 3. bentte ise “01.04.2002 ve 03.04.2002 tarihlerinde davalı tarafça teklif verildikten sonra 05.04.2002 tarihinde iptal edilen seyahatler için bu tarihlerin öncesini ve sonrasını kapsayan konaklama, seyahat ve telefon giderlerinin de tahsiline karar verilmesinin hatalı olduğu” belirtilmiş, diğer hususlar ise bozma kapsamı dışında tutulmuş ve davacı lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur.
Görüldüğü üzere, davacı tarafça yapılan cezai şart ödemesine ilişkin talep bu kapsamda yer almamaktadır. Öte yandan, bozma ilamının 2. bendinde yer alan, ifaya bağlı olan menfaatlerin karşılığı olan müsbet zarar kavramı, ifaya olan yararların kaybedilmesinden doğan bir zarar olup borçlunun, borcunu sözleşmeye uygun olarak ifa etmiş olsaydı, alacaklının uğramayacağı tüm zararları kapsamaktadır. Davacı şirket tarafından, dava dışı firmaya yapılan cezai şart ödemesi de bu zararlara dahildir. Bu durumda, mahkemece, değinilen talebin Dairemiz bozma kararı kapsamı dışında kaldığı ve bu suretle davacı lehine usuli kazanılmış hak niteliği kazandığı kabul edilerek, talebin kabulü yönünde karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile red hükmü kurulması hatalı olup kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1009206800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz