Sözleşme serbestisi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/6130 E. 2010/2066 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sözleşme serbestisi↗ kar mahrumiyeti↗ kazanç kaybı↗ kâr mahrumiyeti↗ sözleşmenin feshi↗ bayilik sözleşmesi↗ cezai şart↗ kâr kaybı↗ bilirkişi incelemesi↗ ıslah↗ taahhütname↗ tacir↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile kar mahrumiyetine yönelik davacı talebinin reddine, cezai şart yönünden talebinin ise ıslah ile artırılan miktar da dikkate alınmak suretiyle toplam 106.534,37 YTL' nın faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, tüp gaz bayilik sözleşmesinin feshi nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde cezai şart alacağı yanında, sözleşmenin 26. maddesi uyarınca davalının, sözleşme gereği müvekkilinden ayda ortalama 25 ton LPG alımı yaptığını, davalının sözleşmesinin bitimine 27 ay kaldığından müvekkilinin bu süre için kazanç kaybına uğradığını ileri sürerek, yoksun kaldığı karı da talep etmiştir. Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşme feshedildiğinden müsbet zarar olan kar mahrumiyetinin talep edilemeyeceği gerekçesiyle kar mahrumiyetine yönelik talebin reddine karar verilmiştir. Kural olarak, BK'nun 106. maddesi hükmü uyarınca sözleşme feshedilmiş ise müsbet zarar istenemeyecektir. Ancak dava konusu olayda, taraflar sözleşmenin 26. maddesinde bu durumun aksini kararlaştırmış olduklarından davacı kar mahrumiyetini de talep edebilecektir. Bu itibarla mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin 26. maddesi hükmü uyarınca davacının kar yoksunluğu zararının bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle tesbiti ile sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3- Ancak, BK ve TTK sözleşme serbestisi ilkesini kabul ettiğinden taraflar cezai şart miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. TTK' nun 24. maddesine göre, tacir olan borçlu için taraflarca kararlaştırılan ücret ve cezanın fahiş olduğu ileri sürülerek indirim yapılamayacağı hükme bağlanmıştır. Fakat, bu ceza tacirin ekonomik yıkımına neden olacak bir miktarda ise, o zaman cezai şart BK' nun 19. ve 20. maddeleri uyarınca indirilebilir. O halde mahkemece, davalının cezai şartın kabul edildiği tarihteki ekonomik durumu, taahhüt olunan işin değeri ve sözleşme hükümleri de göz önünde bulundurularak uzman bilirkişiler aracılığıyla istenilen cezai şartın borçlunun ekonomik yönden yıkımına sebebiyet verecek derecede yüksek olup olmadığının, bu halin ahlak ve adaba aykırı sayılıp sayılmadığının tesbiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/8378 E. 2010/8469 K.
Ortak:kâr mahrumiyeti · cezai şart
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile «kar mahrumiyetine» yönelik davacı talebinin reddine, «cezai şart» yönünden talebinin ise «ıslah» ile artırılan miktar da dikkate alınmak suretiyle toplam 106.534,37 YTL' nın faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde «cezai şart» alacağı yanında, sözleşmenin 26. maddesi uyarınca davalının, sözleşme gereği müvekkilinden ayda ortalama 25 ton LPG alımı yaptığını, davalının sözleşmesinin bitimine 27 ay kaldığından müvekkilinin bu süre için «kazanç kaybına» uğradığını ileri sürerek, yoksun kaldığı karı da talep etmiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşme feshedildiğinden müsbet zarar olan «kar mahrumiyetinin» talep edilemeyeceği gerekçesiyle kar mahrumiyetine yönelik talebin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, kâr «mahrumiyetine» ilişkin talebin reddine, 106.534,37 YTL «cezai şartın» faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ilişkin olarak verilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce taraflar yararına bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/523 E. 2010/2068 K.
Ortak:sözleşmenin feshi · bayilik sözleşmesi
İncelediğiniz kararda1- Dava, tüp gaz «bayilik sözleşmesinin feshi» nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı müsbet ve «menfi zararlarını» talep etmiş ise de «sözleşmeyi fesh» etmeyip BK 106/II maddesi uyarınca ifayı istediğinden, davacının müsbet zarar isteminin esas alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 146.379.484 TL’nın dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalılardan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu alınmak suretiyle, davacı müsbet ve «menfi zararlarını» talep etmiş ise de «sözleşmeyi fesh» etmeyip BK 106/II maddesi uyarınca ifayı istediğinden müsbet zarar istemi esas alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, dava dilekçesinde davalıların cam ihtiyaçlarının davacı tarafından karşılandığı, davalıların davacıya «protokol» gereği verdikleri «çek» ve senetler ile cari hesaba dayalı borçlarını süresinde ödemediklerinden davacının bayisi olduğu dava dışı Cantaş Düzcam A.Ş. ile olan «bayilik sözleşmesinin iptal» edildiği, davacının bu nedenle büyük zarara uğradığı iddiasının yanında, davalıların 26.12.2004 tarihli protokolün 3, 4, 5 ve 6 numaralı bentlerinde düzenlenen yük …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:menfi zarar · sözleşmenin iptali · protokol · çek · yasal faiz · eksik inceleme
Benzer bu karardaAncak, dava dilekçesinde davalıların cam ihtiyaçlarının davacı tarafından karşılandığı, davalıların davacıya «protokol» gereği verdikleri «çek» ve senetler ile cari hesaba dayalı borçlarını süresinde ödemediklerinden davacının bayisi olduğu dava dışı Cantaş Düzcam A.Ş. ile olan «bayilik sözleşmesinin iptal» edildiği, davacının bu nedenle büyük zarara uğradığı iddiasının yanında, davalıların 26.12.2004 tarihli protokolün 3, 4, 5 ve 6 numaralı bentlerinde düzenlenen yük …
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı müsbet ve «menfi zararlarını» talep etmiş ise de «sözleşmeyi fesh» etmeyip BK 106/II maddesi uyarınca ifayı istediğinden, davacının müsbet zarar isteminin esas alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 146.379.484 TL’nın dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalılardan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla mahkemece dava dilekçesinde ileri sürülen taraflar arasında düzenlenen 26.12.2004 tarihli «protokolün» 3, 4, 5 ve 6 numaralı bentlerinde düzenlenen yükümlülüklerin davalılar tarafından yerine getirilip getirilmediği ve davacının bu nedenle doğan bir zararının bulunup bulunmadığı hususlarında yeniden bir inceleme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Dava, taraflar arasında alacak ve borçların tasfiyesi için düzenlenen 26.12.1994 tarihli «protokole» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5079 E. 2022/2571 K.
Ortak:kâr mahrumiyeti · cezai şart
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile «kar mahrumiyetine» yönelik davacı talebinin reddine, «cezai şart» yönünden talebinin ise «ıslah» ile artırılan miktar da dikkate alınmak suretiyle toplam 106.534,37 YTL' nın faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde «cezai şart» alacağı yanında, sözleşmenin 26. maddesi uyarınca davalının, sözleşme gereği müvekkilinden ayda ortalama 25 ton LPG alımı yaptığını, davalının sözleşmesinin bitimine 27 ay kaldığından müvekkilinin bu süre için «kazanç kaybına» uğradığını ileri sürerek, yoksun kaldığı karı da talep etmiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşme feshedildiğinden müsbet zarar olan «kar mahrumiyetinin» talep edilemeyeceği gerekçesiyle kar mahrumiyetine yönelik talebin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, sözleşmenin davalı tarafça haklı olarak feshedildiği, davacının sözleşmeye dayalı ve haksız feshe dayalı olarak «cezai şart» ve kâr «mahrumiyeti» talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/6130 E. , 2010/2066 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 12.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26.03.2007 tarih ve 2004/380-2007/115 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 23.02.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında yapılan bayilik sözleşmesi ile davalının müvekkili şirketin Denizli bayiliğini aldığını, davalının sözleşme devam ederken daha önce şirket tarafından bedeli alınarak kendisine verilen ve şirket aboneleri nezdinde maruf hale gelen 6 adet telefonu muvazaalı olarak başka bir LPG dağıtım firmasının bayisine sattığını ve tüketicilerin bu firmadan tüp almalarına neden olduğunu, davalının bu eyleminin mahkemece tesbit edildiğini, davalının bayilik sözleşmesinin 20.10.2004 tarihli ihtarla feshedildiğini, davalının sözleşme gereği müvekkilinden ayda ortalama 25 ton LPG alımı yaptığını, davalının sözleşmesinin bitimine 27 ay kaldığından müvekkilinin kazanç kaybına uğradığını, sözleşmenin 27.
maddesinde cezai şartın düzenlendiğini ileri sürerek, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalması kaydıyla şimdilik, 10.000.000.000 TL kar yoksunluğu ve 20.000.000.000 TL cezai şartın 20.10.2004 tarihinden itibaren faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 15.3.2006 tarihli ıslah dilekçesi ile cezai şarta ilişkin talep ıslah edilerek 86.534.372.700 TL' nın faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin bazı telefonları uzun süre gerçek olmayan, yanıltıcı tüp siparişleri verildiği için kullanım dışı bıraktığını, daha sonra tüp gaz bayiliği ile ilgisi olmayan ... isimli kişiye devir ettiğini, bu kişinin telefonları devir etmek için gazetede ilan verdiğini ve kime devir yaptığını bilmediklerini, bu numaraların maruf numara olmadığını, bu telefonları üçüncü bir kişiden müvekkilinin devir aldığını, davacının vermediğini, sözleşmede de telefonlar ile ilgili hüküm bulunmadığını, davacının müvekkilinin bayiliği devam ederken müvekkilinin bayi olmadığına dair el ilanları dağıttığını, taraflar arasındaki sözleşmede bitim tarihinin yazılı olmadığını, davacının kötüniyetle doldurduğunu, müvekkilinin davacının zararına uygulama yapmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile kar mahrumiyetine yönelik davacı talebinin reddine, cezai şart yönünden talebinin ise ıslah ile artırılan miktar da dikkate alınmak suretiyle toplam 106.534,37 YTL' nın faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, tüp gaz bayilik sözleşmesinin feshi nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde cezai şart alacağı yanında, sözleşmenin 26. maddesi uyarınca davalının, sözleşme gereği müvekkilinden ayda ortalama 25 ton LPG alımı yaptığını, davalının sözleşmesinin bitimine 27 ay kaldığından müvekkilinin bu süre için kazanç kaybına uğradığını ileri sürerek, yoksun kaldığı karı da talep etmiştir. Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşme feshedildiğinden müsbet zarar olan kar mahrumiyetinin talep edilemeyeceği gerekçesiyle kar mahrumiyetine yönelik talebin reddine karar verilmiştir. Kural olarak, BK'nun 106. maddesi hükmü uyarınca sözleşme feshedilmiş ise müsbet zarar istenemeyecektir.
Ancak dava konusu olayda, taraflar sözleşmenin 26. maddesinde bu durumun aksini kararlaştırmış olduklarından davacı kar mahrumiyetini de talep edebilecektir. Bu itibarla mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin 26. maddesi hükmü uyarınca davacının kar yoksunluğu zararının bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle tesbiti ile sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3- Ancak, BK ve TTK sözleşme serbestisi ilkesini kabul ettiğinden taraflar cezai şart miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. TTK' nun 24. maddesine göre, tacir olan borçlu için taraflarca kararlaştırılan ücret ve cezanın fahiş olduğu ileri sürülerek indirim yapılamayacağı hükme bağlanmıştır. Fakat, bu ceza tacirin ekonomik yıkımına neden olacak bir miktarda ise, o zaman cezai şart BK' nun 19. ve 20. maddeleri uyarınca indirilebilir. O halde mahkemece, davalının cezai şartın kabul edildiği tarihteki ekonomik durumu, taahhüt olunan işin değeri ve sözleşme hükümleri de göz önünde bulundurularak uzman bilirkişiler aracılığıyla istenilen cezai şartın borçlunun ekonomik yönden yıkımına sebebiyet verecek derecede yüksek olup olmadığının, bu halin ahlak ve adaba aykırı sayılıp sayılmadığının tesbiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 750,00 TL vekalet ücretinin her iki taraftan alınarak yekdiğerine verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 23.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1009621300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz