Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/3666 E. 2011/448 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu↗ rücu davası↗ kooperatifler kanunu↗ müteselsil sorumluluk↗ hakkaniyet↗ rücu↗ feragat↗ yönetim kurulu kararı↗ kusur↗ eksik inceleme↗ zamanaşımı↗ i̇i̇k 72/son↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ... .... hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın ise subut bulmadığından reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı kooperatifin bir kısım eski yönetim kurulu üyeleri aleyhine, kooperatif tarafından arsa sahipleri aleyhine açılan kısmi davanın Anamur Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/345-2001/136 sayılı kararı ile sonuçlanıp kesinleşmesine rağmen, ek davanın açılmasında Avukatlara geç talimat vermeleri nedeniyle daha sonra Anamur Asliye Hukuk Mahkemesinde 2002/86 esas sayılı dosyasında açılan ek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesine neden oldukları gerekçesiyle açılan sorumluluk davasıdır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davacı tarafından açılan kısmi davada kooperatifin zararının tesbiti için alınan bilirkişi raporlarından bir tanesinde belirlenen tazminat miktarının talep edildiği, ancak ne kısmi nede ek davada kooperatifin talep edilen miktar kadar zarara uğradığının tesbit edilip hüküm altına alınmadığı, ortada kesinleşmiş bir zarar miktarının bulunmadığı bu nedenle davanın soyut iddiaya dayandığı ve ayrıca kısmi davanın açıldığı 07.11.1996 tarihinden 5 yıllık zamanaşımının dolduğu 07.11.2001 tarihine kadar bilirkişi raporunda belirtildiği gibi kooperatifte toplam 16 kişinin görev yaptığı, son dönemde kısa süre görev yapan davalıların sorumlu olduğu yönündeki iddianın eşitlik ve denkleştirici adalet kurallarına aykırı olduğu, hakkaniyete uymadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kooperatif Kanunu 62/2. maddesi hükmü uyarınca, kooperatif yönetim kurulu üyeleri kusurları ile meydana gelen zararlardan sorumludurlar. Kanun ve anasözleşmede yönetim kurulu üyelerinin bu sorumluluğunun niteliği yönünden açık bir hüküm mevcut değilse de, Koop. Kanunun 98. maddesinin yollaması ile TTK’nun 336/1 ve 5. maddesinde kanun ve anasözleşmenin kendilerine yüklediği vazifeleri kasten veya ihmal neticesi olarak yapmayan yönetim kurulu üyelerinin müteselsilen sorumlu bulundukları belirtilmiştir. Yönetim kurulu üyelerinin, bütün kooperatif işlerine titizlikle ilgi göstermek, yönetim kurulu adına yapılan işlemleri ve harcamaları kontrol etmek görevleri olup, bu görevlerini kasıt veya ihmal sonucu yerine getirmemeleri halinde birlikte ve müteselsilen sorumlu olacaklardır. Bu durumda yönetim kurulu üyelerinin göreve başladıkları ve ayrıldıkları tarihler ile kooperatifin zarar doğuran kararlar ve eylemlerinin tarihleri karşılaştırılarak üyelerin hangi zararlardan sorumlu olduklarını saptamak, başka bir ifade ile hangi zararlardan ve ne miktar için sorumlu oldukları ayrı ayrı tesbit olunmak gerekir. Davada taraf olmayan ancak sorumlu olduğu tesbit edilen yönetim kurulu üyelerine ise hakkında karar verilen yönetim kurulu üyelerinin rücu davası açma imkanı bulunmaktadır. Bu itibarla mahkemece, dava dilekçesinde davalıların sorumlu olduğu belirtilen nedenlerin doğru olarak değerlendirilmesi ile zamanaşımı süresi içinde ek davanın açılmamasında kooperatifin zarara uğrayıp uğramadığının, eğer zarar meydana gelmiş ise zamanaşımı içinde görev yapan yönetim kurulu üyelerinden hangilerinin ek davayı zamanında açmamakta kusuru olduğu ve zarardan sorumlu olduğu tesbit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı gerekçelerle karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12994 E. 2010/4122 K.
Ortak:kusur · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaBu itibarla mahkemece, dava dilekçesinde davalıların sorumlu olduğu belirtilen nedenlerin doğru olarak değerlendirilmesi ile «zamanaşımı» süresi içinde ek davanın açılmamasında kooperatifin zarara uğrayıp uğramadığının, eğer zarar meydana gelmiş ise zamanaşımı içinde görev yapan «yönetim kurulu» üyelerinden hangilerinin ek davayı zamanında açmamakta «kusuru» olduğu ve zarardan sorumlu olduğu tesbit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile yazılı gerekçelerle karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir,ancak olaya ilişkin Anamur Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2006/417 esas sayılı dosyasının getirtilip incelenerek, olayda davalıların kusurlu olup olmadığı, varsa «kusur» oranları tespit edilip zarardan sorumlu olup olmayacakları belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu konuda bir değerlendirme yapılmadan «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmaya gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücuan tazminat · sigorta poliçesi · hasar · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı sigortacının ödediği «hasar» miktarını TTK'nun 1301. maddesi gereğince zarar sorumlusu davalılardan talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 19.354,00 YTL'nın 15.02.2007 tarihinden itibaren «avans faizi» ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Dava, yangın «sigorta poliçesine» dayalı «rücuan tazminat» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6189 E. 2010/12226 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel yetki kuralı · sözleşmenin ifa yeri · genel yetki · ifa yeri · kesin yetki · sigorta sözleşmesi · rücuen tazminat · taşıma sözleşmesi
Benzer bu karardaBu itibarla, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda «taşıma sözleşmesinin ifa yeri» olan davanın açıldığı mahkeme iş bu davaya bakmada yetkili olup, mahkemece işin esasına girilmesi gerekirken, ortada «kesin yetki» durumu sözkonusu değil iken, HUMK’nın 21. maddesine göre kazanın meydana geldiği Anamur mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
HUMK’nın 9. maddesi hükmü ile her davanın davalının ikametgahı mahkemesinde açılacağına ilişkin «genel yetki kuralı» getirilmiş olup, anılan Yasa'nın 10. maddesinde de bu genel kural ile birlikte akdin «ifa yeri» mahkemesinin de yetkili olacağına ilişkin özel bir yetki kuralı öngörülmüştür.
Gerçekten de HUMK'nun 10. maddesinde, sözleşmenin «ifa» edildiği veya davalı yada vekilinin dava tarihinde orada bulunması kaydıyla, sözleşmenin yapıldığı yer mahkemesinde de dava açılabileceği düzenlenmiş olup, davaya konu «taşıma sözleşmesinin ifa yeri» varma yeri olan Mersin’dir.
2- Dava, taşıma «sigorta sözleşmesine» dayalı «rücuen tazminat» istemine ilişkindir.
-
Markanın hükümsüzlüğü | Sicilden çıkarma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13264 E. 2012/17645 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hükümsüzlüğün tespiti · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, davalının davaya konu markasını eylemli olarak kullandığını ispatlayan delil «ibraz» etmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile 1996/177670 nolu markanın «hükümsüzlüğünün tespitine», sicilden terkinine dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 06.04.2012 günlü ilamında açıklanan nedenlerle davalı yararına bozulmuştur.
1 benzer karar daha
-
HUMK 440 kapsamına girmeyen karar düzeltme isteminin reddi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18786 E. 2015/5565 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/3666 E. , 2011/448 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 31/08/2008 tarih ve 2006/458-2008/431 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı kooperatif temsilcisi, davalılardan ...’nın kooperatifin 06.02.2000-19.01.2003 tarihleri arasında, davalı ...’nun 05.05.2001-20.11.2002 ve davalı ...’ın 19.4.2000-23.11.2004 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını, kooperatifin açtığı kısmi davanın Anamur Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/345-2001/136 sayılı kararı ile sonuçlanıp kesinleştiğini, ek davanın açılmasında davalıların avukatlara geç talimat vermeleri nedeniyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilip kesinleştiğini, davalılardan ... ve ... hakkında açılan ceza davasının derdest olduğunu, davalıların kooperatifi zarara uğrattığının kısmi dava ile tesbit edildiğini ileri sürerek, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalması kaydıyla şimdilik, 78.000 YTL’nin zamanaşımı tarihinden itibaren faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, kooperatifin arsa sahibi aleyhine açtığı davada 1000 YTL’lik kısmın kesinleştiğini ancak, kooperatifin arsa sahibinden 78.000 YTL alacaklı olduğu hususunun kesinleşmediğini, ceza davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, asıl davanın açılması için zamanında avukata harç ve masrafların imzalı belge karşılığında teslim edildiğini, müvekkillerinin kooperatifi zarara uğratmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ... .... hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın ise subut bulmadığından reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı kooperatifin bir kısım eski yönetim kurulu üyeleri aleyhine, kooperatif tarafından arsa sahipleri aleyhine açılan kısmi davanın Anamur Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/345-2001/136 sayılı kararı ile sonuçlanıp kesinleşmesine rağmen, ek davanın açılmasında Avukatlara geç talimat vermeleri nedeniyle daha sonra Anamur Asliye Hukuk Mahkemesinde 2002/86 esas sayılı dosyasında açılan ek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesine neden oldukları gerekçesiyle açılan sorumluluk davasıdır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davacı tarafından açılan kısmi davada kooperatifin zararının tesbiti için alınan bilirkişi raporlarından bir tanesinde belirlenen tazminat miktarının talep edildiği, ancak ne kısmi nede ek davada kooperatifin talep edilen miktar kadar zarara uğradığının tesbit edilip hüküm altına alınmadığı, ortada kesinleşmiş bir zarar miktarının bulunmadığı bu nedenle davanın soyut iddiaya dayandığı ve ayrıca kısmi davanın açıldığı 07.11.1996 tarihinden 5 yıllık zamanaşımının dolduğu 07.11.2001 tarihine kadar bilirkişi raporunda belirtildiği gibi kooperatifte toplam 16 kişinin görev yaptığı, son dönemde kısa süre görev yapan davalıların sorumlu olduğu yönündeki iddianın eşitlik ve denkleştirici adalet kurallarına aykırı olduğu, hakkaniyete uymadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kooperatif Kanunu 62/2. maddesi hükmü uyarınca, kooperatif yönetim kurulu üyeleri kusurları ile meydana gelen zararlardan sorumludurlar. Kanun ve anasözleşmede yönetim kurulu üyelerinin bu sorumluluğunun niteliği yönünden açık bir hüküm mevcut değilse de, Koop. Kanunun 98. maddesinin yollaması ile TTK’nun 336/1 ve 5. maddesinde kanun ve anasözleşmenin kendilerine yüklediği vazifeleri kasten veya ihmal neticesi olarak yapmayan yönetim kurulu üyelerinin müteselsilen sorumlu bulundukları belirtilmiştir. Yönetim kurulu üyelerinin, bütün kooperatif işlerine titizlikle ilgi göstermek, yönetim kurulu adına yapılan işlemleri ve harcamaları kontrol etmek görevleri olup, bu görevlerini kasıt veya ihmal sonucu yerine getirmemeleri halinde birlikte ve müteselsilen sorumlu olacaklardır.
Bu durumda yönetim kurulu üyelerinin göreve başladıkları ve ayrıldıkları tarihler ile kooperatifin zarar doğuran kararlar ve eylemlerinin tarihleri karşılaştırılarak üyelerin hangi zararlardan sorumlu olduklarını saptamak, başka bir ifade ile hangi zararlardan ve ne miktar için sorumlu oldukları ayrı ayrı tesbit olunmak gerekir. Davada taraf olmayan ancak sorumlu olduğu tesbit edilen yönetim kurulu üyelerine ise hakkında karar verilen yönetim kurulu üyelerinin rücu davası açma imkanı bulunmaktadır. Bu itibarla mahkemece, dava dilekçesinde davalıların sorumlu olduğu belirtilen nedenlerin doğru olarak değerlendirilmesi ile zamanaşımı süresi içinde ek davanın açılmamasında kooperatifin zarara uğrayıp uğramadığının, eğer zarar meydana gelmiş ise zamanaşımı içinde görev yapan yönetim kurulu üyelerinden hangilerinin ek davayı zamanında açmamakta kusuru olduğu ve zarardan sorumlu olduğu tesbit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı gerekçelerle karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1008753500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz