Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/9981 E. 2010/1035 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
uyuşmazlık konusu↗ bilirkişi incelemesi↗ maddi ve manevi tazminat↗ terkin↗ eksik inceleme↗ haksız rekabet↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece,dosya kapsamına göre, uyuşmazlığın salt hukuki niteliği gözetilerek bilirkişi incelemesine gerek görülmediği, davalının ticaret unvanında "...Büfe" ibaresinin yer almadığı gözetilerek, ticaret unvanında ...Büfe adının terkini talebinin yerinde görülmediği, davacıya ait "...BÜFE ..." ibareli markanın sağladığı korumanın yalnızca 35. sınıfta yer alan “müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri sınıfına ilişkin olduğu, davacının büfe işletmeciliği alanında bir tescili bulunmadığı, bu nedenle davalının eyleminin davacı markasına tecavüz oluşturduğundan ve haksız rekabet teşkil ettiğinden söz edilemeyeceği, kaldı ki davalı şirketin dava dışı ...Gıda San. ve Ltd. Şti ile yaptığı lisans sözleşmesi gereğince, "Marmaris" markasını yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, restoran hizmetleri, kafeterya hizmetleri, kafe hizmetleri, kantin hizmetleri, snack bar hizmetleri, ikram hizmetleri sınıflarını da kapsayacak şekilde kullanmaya yetkili olduğu, lisans veren şirketin markasının "MARMARİS" ibareli olduğu ve bu markanın 43. sınıfta yer alan yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri restoran hizmetleri kafeterya hizmetleri, kafe hizmetleri, kantin hizmetleri, snack bar hizmetleri, ikram hizmetleri için tescilli olduğu, dolayısıyla davalı şirketin büfecilik faaliyetinde "Marmaris" markasını kullanmaya yetkili bulunduğu, bu nedenle dahi davalının eyleminin davacının markasına tecavüz yada haksız rekabet oluşturmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, haksız rekabetin tespit ve önlenmesi, davacıya ait olduğu iddia edilen markanın ve unvanın davalının ticaret unvanından terkini, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemlerine ilişkin olup, 35 ncü sınıfta "...BÜFE ..." ibareli markanın davacı adına tescilli olduğu, davalı şirketin ise dava dışı ...Gıda San ve Ltd. Şti ile yaptığı inhisari olmayan lisans sözleşmesi gereğince, 43 ncü sınıfta tescilli "MARMARİS" ibareli markayı kullanmaya yetkili olduğu, tarafların büfecilik işi ile uğraştığı uyuşmazlık konusu değildir.
Uyuşmazlık, davalının "...BÜFE" ibareli kullanımının davacı markasına tecavüz, bu bağlamda haksız rekabet oluşturup oluşturmayacağı noktasında toplanmakta olup, mahkemece, davalının kullanımının davacı markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmayacağı sonucuna varılarak yazılı şekilde karar verilmiştir.
Oysa, davacı markasının asıl unsuru "...BÜFE" olup, davalının kullanımı eğer davacının bir şubesi yada onunla bağlantısını çağrıştıran bir kullanım olduğunun tereddütsüz saptanıp belirlenmesi halinde mahkemenin kabulünün aksine davalının bu kullanımının somut olay itibariyle iltibasa yol açacağı kuşkusuzdur.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar ve 556 sayılı KHK.'nın 12 nci maddesi de nazara alınarak davalının dava konusu edilen markayı ne şekilde kullandığı kuşkuya yer bırakmaksızın belirlenmek, davalı kullanımının davacının markasının asıl unsurunu çağrıştıran bir kullanım olduğunun tespiti halinde davalının eyleminin markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturacağı kabul edilmek ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Marka hükümsüzlüğü | Hükümsüzlük
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/14672 E. 2012/5245 K.
Ortak:terkin
İncelediğiniz karardaMahkemece,dosya kapsamına göre, uyuşmazlığın salt hukuki niteliği gözetilerek «bilirkişi incelemesine» gerek görülmediği, davalının ticaret unvanında "...Büfe" ibaresinin yer almadığı gözetilerek, ticaret unvanında ...Büfe adının «terkini» talebinin yerinde görülmediği, davacıya ait "...BÜFE ..." ibareli markanın sağladığı korumanın yalnızca 35. sınıfta yer alan “müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri sınıfına ilişkin olduğu, davacının büfe işletmeciliği alanında bir tescili bulunmadığı, bu nedenle davalının eyleminin davacı markasına tecavüz oluşturduğundan ve «haksız rekabet» teşkil ettiğinden söz edilemeyeceği, kaldı ki davalı şirketin dava dışı ...Gıda San. ve Ltd.
Dava, «haksız rekabetin» tespit ve önlenmesi, davacıya ait olduğu iddia edilen markanın ve unvanın davalının ticaret unvanından «terkini», maddi ve manevi tazminatın tahsili istemlerine ilişkin olup, 35 ncü sınıfta "...BÜFE ..." ibareli markanın davacı adına tescilli olduğu, davalı şirketin ise dava dışı ...Gıda San ve Ltd.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı kuruma, markanın tescili sırasındaki işlemler yönünden inceleme ve değerlendirme «yetkisinin» tanındığı, markanın terkinine davacının resen karar veremeyeceği, ancak KHK'nun 7. maddesinde düzenlenen şartları taşımayan bir markanın söz konusu olması halinde davacının hükümsüzlük davası açma yetkisine sahip olduğunun kabulünün gerektiği, aynı işaretin birden fazla kişi adına aynı hizmet ve mal için tescilinin, ticari «kamu düzenini» «olumsuz» etkileyeceği, «mükerrer» tescilin giderilmesi yolunda karar vermekte fayda olduğu, hatalı işlem yapan davacı lehine «vekalet ücreti takdir» edilmeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı adına kayıtlı markanın tescilli olduğu emtialardan “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, restoran hizmetleri, lokanta hizmetleri, kafetarya hizmetleri, kafe hizmetleri, kantin hizmetleri, kokteyl salonu hizmetleri, snack bar hizmetleri, bar hizmetleri, ikram hizmetleri, yiyecek ve içecek hizmet araçlarının kiralanması hizmetleri yönünden hükümsüzlüğüne, «sicilden terkin» edilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti takdiri · mükerrerlik · sicilden terkin · olumsuz oy · kamu düzeni · yargılama gideri · yetkisizlik kararı · vekalet ücreti
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı kuruma, markanın tescili sırasındaki işlemler yönünden inceleme ve değerlendirme «yetkisinin» tanındığı, markanın terkinine davacının resen karar veremeyeceği, ancak KHK'nun 7. maddesinde düzenlenen şartları taşımayan bir markanın söz konusu olması halinde davacının hükümsüzlük davası açma yetkisine sahip olduğunun kabulünün gerektiği, aynı işaretin birden fazla kişi adına aynı hizmet ve mal için tescilinin, ticari «kamu düzenini» «olumsuz» etkileyeceği, «mükerrer» tescilin giderilmesi yolunda karar vermekte fayda olduğu, hatalı işlem yapan davacı lehine «vekalet ücreti takdir» edilmeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı adına kayıtlı markanın tescilli olduğu emtialardan “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, restoran hizmetleri, lokanta hizmetleri, kafetarya hizmetleri, kafe hizmetleri, kantin hizmetleri, kokteyl salonu hizmetleri, snack bar hizmetleri, bar hizmetleri, ikram hizmetleri, yiyecek ve içecek hizmet araçlarının kiralanması hizmetleri yönünden hükümsüzlüğüne, «sicilden terkin» edilmesine karar verilmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, tescilli markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece davanın açılmasına davacının hatalı işleminin yol açtığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davacı lehine «vekalet ücretine» ve «yargılama giderine» hükmedilmemiştir.
Ancak, davalı taraf yargılama sırasında davayı kabul etmemiş ve esas hakkında savunma yaparak davanın reddini istemiş olduğundan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmesi neticesinde davalı aleyhine «yargılama giderine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerektiğinden hükmün bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3488 E. 2024/1089 K.
Ortak:terkin
İncelediğiniz karardaMahkemece,dosya kapsamına göre, uyuşmazlığın salt hukuki niteliği gözetilerek «bilirkişi incelemesine» gerek görülmediği, davalının ticaret unvanında "...Büfe" ibaresinin yer almadığı gözetilerek, ticaret unvanında ...Büfe adının «terkini» talebinin yerinde görülmediği, davacıya ait "...BÜFE ..." ibareli markanın sağladığı korumanın yalnızca 35. sınıfta yer alan “müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri sınıfına ilişkin olduğu, davacının büfe işletmeciliği alanında bir tescili bulunmadığı, bu nedenle davalının eyleminin davacı markasına tecavüz oluşturduğundan ve «haksız rekabet» teşkil ettiğinden söz edilemeyeceği, kaldı ki davalı şirketin dava dışı ...Gıda San. ve Ltd.
Dava, «haksız rekabetin» tespit ve önlenmesi, davacıya ait olduğu iddia edilen markanın ve unvanın davalının ticaret unvanından «terkini», maddi ve manevi tazminatın tahsili istemlerine ilişkin olup, 35 ncü sınıfta "...BÜFE ..." ibareli markanın davacı adına tescilli olduğu, davalı şirketin ise dava dışı ...Gıda San ve Ltd.
Benzer bu karardaMahkemece 18.11.2019 tarih, 2019/24 E. ve 2019/185 K. sayılı kararı ile tescilli marka için mutlak ret «sebebinin» devam ettiği ve mutlak ret sebeplerinin her durumda incelenebileceği, dava açma süresi, sadece tanınmış markalar bakımından düzenlenmiş olup mutlak ret sebepleri bakımından herhangi bir sürenin söz konusu olmadığı, davacının dava «hakkını kötüye kullandığının» söylenemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüyle davalı adına kayıtlı 2004/42800 nolu markanın tescilli olduğu emtialardan "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri: Restoran hizmetleri, self servis restoran hizmetleri, lokanta hizmetleri, kafeterya hizmetleri, kafe hizmetleri, kantin hizmetleri, kokteyl salonu hizmetleri, snack bar hizmetleri, bar hizmetleri, ikram hizmetleri (catering), yiyecek ve içecek hizmet araçlarının kiralanması hizmetleri" yönünden kısmi hükümsüzlüğüne, «terkin» edilmesine, sair emtialar bakımından tescilin devamına karar verilmiş, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:hakkın kötüye kullanılması · hak düşürücü süre · dava sebebi
Benzer bu karardaMahkemece 18.11.2019 tarih, 2019/24 E. ve 2019/185 K. sayılı kararı ile tescilli marka için mutlak ret «sebebinin» devam ettiği ve mutlak ret sebeplerinin her durumda incelenebileceği, dava açma süresi, sadece tanınmış markalar bakımından düzenlenmiş olup mutlak ret sebepleri bakımından herhangi bir sürenin söz konusu olmadığı, davacının dava «hakkını kötüye kullandığının» söylenemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüyle davalı adına kayıtlı 2004/42800 nolu markanın tescilli olduğu emtialardan "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri: Restoran hizmetleri, self servis restoran hizmetleri, lokanta hizmetleri, kafeterya hizmetleri, kafe hizmetleri, kantin hizmetleri, kokteyl salonu hizmetleri, snack bar hizmetleri, bar hizmetleri, ikram hizmetleri (catering), yiyecek ve içecek hizmet araçlarının kiralanması hizmetleri" yönünden kısmi hükümsüzlüğüne, «terkin» edilmesine, sair emtialar bakımından tescilin devamına karar verilmiş, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak davacı tarafça sessiz kalınması ve ret «sebebine» ilişkin beş yıllık «hak düşürücü süre» geçtikten sonra dava açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalıya ait marka için mutlak ret sebeplerinin gerçekleştiğini, 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» tanınmamış markalar için kıyas yoluyla uygulanmayacağını, mutlak ret nedenlerinin her koşulda incelenmesi gerektiğini, davalının marka başvurusunda kötü niyetli olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, mülga 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde düzenlenen mutlak red «sebebine» dayalı hükümsüzlük iddiasına ilişkindir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7909 E. 2022/603 K.
Ortak:terkin · Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece,dosya kapsamına göre, uyuşmazlığın salt hukuki niteliği gözetilerek «bilirkişi incelemesine» gerek görülmediği, davalının ticaret unvanında "...Büfe" ibaresinin yer almadığı gözetilerek, ticaret unvanında ...Büfe adının «terkini» talebinin yerinde görülmediği, davacıya ait "...BÜFE ..." ibareli markanın sağladığı korumanın yalnızca 35. sınıfta yer alan “müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri sınıfına ilişkin olduğu, davacının büfe işletmeciliği alanında bir tescili bulunmadığı, bu nedenle davalının eyleminin davacı markasına tecavüz oluşturduğundan ve «haksız rekabet» teşkil ettiğinden söz edilemeyeceği, kaldı ki davalı şirketin dava dışı ...Gıda San. ve Ltd.
Dava, «haksız rekabetin» tespit ve önlenmesi, davacıya ait olduğu iddia edilen markanın ve unvanın davalının ticaret unvanından «terkini», maddi ve manevi tazminatın tahsili istemlerine ilişkin olup, 35 ncü sınıfta "...BÜFE ..." ibareli markanın davacı adına tescilli olduğu, davalı şirketin ise dava dışı ...Gıda San ve Ltd.
Benzer bu karardaMahkemece, bozmaya uyarak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; mutlak red «sebebi» devam ettiğinden, davalı markasının tescilinden bu yana geçen süreye rağmen hükümsüzlük koşullarının geçerli bulunduğu, MarkKHK kapsamında dava açma süresi, sadece tanınmış markalar bakımından düzenlenmiş olup mutlak red bakımından herhangi bir süre söz konusu olmadığından, TMK'nın 2.md dava «hakkının kötüye kullanılıp» kullanılmadığı değerlendirildiğinde davacı kurumun, bu konudaki istikrarsızlığı ve ihmaline rağmen, yasaya aykırı tescil kısmını düzeltmek istemesi nedeniyle, dava hakkını kötüye kullandığının söylenemeyeceği, piyasa düzeninin arzu edilen biçimde işlemesi, mal ve hizmetlerin karışmaması, tüketicilerin alışveriş ve hizmet alımı sırasında tercihte zorlanmamaları ve kısa zamanda kararlarını verebilmeleri bakımından aynı işaretin, aynı mal için bir başka kişiye tescili problemi, «kamu düzenine» ilişkin olduğundan dava hakkının kötüye kullanıldığı söylenemeyeceğinden Yargıtay'ın «kötü niyet» kapsamındaki bozması yerinde olmamakla birlikte, mutlak red nedenlerinin her durumda incelenebileceği gerekçesiyle davanın kabulüyle davalı adına kayıtlı 2004/42800 nolu markanın tescilli olduğu emtialardan "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri: Restoran hizmetleri, self servis restoran hizmetleri, lokanta hizmetleri, kafeterya hizmetleri, kafe hizmetleri, kantin hizmetleri, kokteyl salonu hizmetleri, snack bar hizmetleri, bar hizmetleri, ikram hizmetleri (catering), yiyecek ve içecek hizmet araçlarının kiralanması hizmetleri" yönünden, MarkKHK’nin 7/1 – b maddesi uyarınca, kısmi hükümsüzlüğüne, «terkin» edilmesine, sair emtialar bakımından tescilin devamına karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hakkın kötüye kullanılması · kamu düzeni · hak düşürücü süre · kötü niyet · kötüniyet · dava sebebi
Benzer bu karardaMahkemece, bozmaya uyarak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; mutlak red «sebebi» devam ettiğinden, davalı markasının tescilinden bu yana geçen süreye rağmen hükümsüzlük koşullarının geçerli bulunduğu, MarkKHK kapsamında dava açma süresi, sadece tanınmış markalar bakımından düzenlenmiş olup mutlak red bakımından herhangi bir süre söz konusu olmadığından, TMK'nın 2.md dava «hakkının kötüye kullanılıp» kullanılmadığı değerlendirildiğinde davacı kurumun, bu konudaki istikrarsızlığı ve ihmaline rağmen, yasaya aykırı tescil kısmını düzeltmek istemesi nedeniyle, dava hakkını kötüye kullandığının söylenemeyeceği, piyasa düzeninin arzu edilen biçimde işlemesi, mal ve hizmetlerin karışmaması, tüketicilerin alışveriş ve hizmet alımı sırasında tercihte zorlanmamaları ve kısa zamanda kararlarını verebilmeleri bakımından aynı işaretin, aynı mal için bir başka kişiye tescili problemi, «kamu düzenine» ilişkin olduğundan dava hakkının kötüye kullanıldığı söylenemeyeceğinden Yargıtay'ın «kötü niyet» kapsamındaki bozması yerinde olmamakla birlikte, mutlak red nedenlerinin her durumda incelenebileceği gerekçesiyle davanın kabulüyle davalı adına kayıtlı 2004/42800 nolu markanın tescilli olduğu emtialardan "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri: Restoran hizmetleri, self servis restoran hizmetleri, lokanta hizmetleri, kafeterya hizmetleri, kafe hizmetleri, kantin hizmetleri, kokteyl salonu hizmetleri, snack bar hizmetleri, bar hizmetleri, ikram hizmetleri (catering), yiyecek ve içecek hizmet araçlarının kiralanması hizmetleri" yönünden, MarkKHK’nin 7/1 – b maddesi uyarınca, kısmi hükümsüzlüğüne, «terkin» edilmesine, sair emtialar bakımından tescilin devamına karar verilmiştir.
Bu kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 28/11/2018 tarih, 2017/1772 E.- 2018/7440 K. sayılı ilamıyla; hükümsüzlük davası 5 yıllık «hak düşürücü süreye» tabi olmakla birlikte davalının tescilde «kötüniyetli» olduğu hususunun araştırılmadan karar verilmesi doğru görülmemiş, karar bozulmuştur.
Mahkemece mutlak red sebepleri yönünden herhangi bir sürenin söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de, dayanılan red «sebebi» KHK m.
7/1-b’de düzenlenen “aynı ve/veya ayırt edilemeyecek kadar benzer” olma «sebebi» olduğuna, davalının kötü niyetli olduğunun davacı tarafça ispat edilememiş bulunmasına ve bozma ilamına uyulduğuna göre sessiz kalınması ve beş yıllık hak düşümü süresinin geçmesi karşısında davacının bu davayı açma olanağının bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
3 benzer karar daha
-
Ticari Marka Tescilinin Hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11548 E. 2016/9222 K.
Ortak:uyuşmazlık konusu
İncelediğiniz karardaŞti ile yaptığı inhisari olmayan lisans sözleşmesi gereğince, 43 ncü sınıfta tescilli "MARMARİS" ibareli markayı kullanmaya yetkili olduğu, tarafların büfecilik işi ile uğraştığı «uyuşmazlık konusu» değildir.
Benzer bu karardaAncak, dava tarihi olan .../06/2013 tarihinden önce, 28/05/2013 tarihinde taraflar arasında inhisari olmayan marka lisans sözleşmesi yapıldığı ve anılan sözleşme ile davalı tarafından, dava konusu markanın, hükümsüzlüğü talep edilen hizmet sınıfında süresiz kullanım hakkının davacıya verildiği anlaşılmakta olup, bu husus taraflar arasında «uyuşmazlık konusu» da değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:idari işlem · iyiniyet kuralı · iyiniyet · yenileme · husumet
Benzer bu karardaŞti. görünmesi nedeniyle markanın bir kısmının .....'na devrinin «husumet» yönünden bir etkisinin olmayacağı, davalının kullanma olarak iddia ettiği markanın devrinin, lisans verilmesinin ve turizm imarlı arsanın varlığının markanın esaslı kullanımını göstermeyeceği, markasal kullanımda birincil amacın markanın tüketici nezdinde algılanabilir şekilde ekonomik kullanılması olduğu, bir markanın tescilinin belirlenmesinin veya devredilmesinin kullanma hali sayılmayacağı, markanın «yenileme» işleminin bir «idari işlem» olduğu ve markasal kullanım niteliğini taşımadığı, davalıya ait .... no’lu "..............." markasının 42. sınıfta yer alan "geçici konaklama hizmetlerinde" 556 s …
4721 sayılı TMK'nın .... maddesi uyarınca, herkes haklarını kullanmakta ve borçlarını ifada «iyiniyet kurallarına» riayetle mükellef olup, bir hakkın sırf başkasını ızrar eden kötüye kullanımını kanun himaye etmez.
… re, 2001/06739 nolu "..............." markasının ..., 27, 35, 38, 40, 41, 42, 43, 44 ve 45. sınıflarda .../04/2001 tarihinde tescil edildiği ve 04/04/2011 tarihinde «yenilenerek» "geçici konaklama hizmetleri" yönünden davalı adına tescilli olduğu, markanın 05/09/2013 tarihinde kısmi olarak "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, kafeterya …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/430 E. 2018/6278 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:münhasırlık · ortalama tüketici
Benzer bu kararda556 sayılı KHK'nın 7/1-d maddesinde ticaret alanında herkes tarafından kullanılan veya belirli bir meslek sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret ve adları «münhasıran» veya esas unsur olarak içeren işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceği düzenlenmiştir.
… a açık olması gerektiği, oysa "..." ibaresinin, markanın yönelik olduğu ortalama Türk tüketicilerince anlamı bilinmeyen yabancı dilde bir kelime olduğu, bu ibarenin «ortalama tüketici» kitlesi tarafından yaygın şekilde anlamı bilinen belirli bir meslek veya sanatı ifade eden bir ibare olarak anlaşılacağının kabulü mümkün olmayıp davacı tarafça bu …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4866 E. 2023/5066 K.
Ortak:uyuşmazlık konusu · iltibas
İncelediğiniz karardaŞti ile yaptığı inhisari olmayan lisans sözleşmesi gereğince, 43 ncü sınıfta tescilli "MARMARİS" ibareli markayı kullanmaya yetkili olduğu, tarafların büfecilik işi ile uğraştığı «uyuşmazlık konusu» değildir.
Oysa, davacı markasının asıl unsuru "...BÜFE" olup, davalının kullanımı eğer davacının bir şubesi yada onunla bağlantısını çağrıştıran bir kullanım olduğunun tereddütsüz saptanıp belirlenmesi halinde mahkemenin kabulünün aksine davalının bu kullanımının somut olay itibariyle «iltibasa» yol açacağı kuşkusuzdur.
Benzer bu karardaKARŞI OY Dava, TPMK da davalı adına müseccel 2006/05496 sayılı "MARMARİS KAFE ..." ibareli markanın, «iltibas» nedeniyle hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Davacı, «iltibas» iddiasına dayanak olarak "Etiler Marmaris", "Marmaris Cafe", "Marmaris Büfe" ve "Marmaris" ibareli markalarına dayanmış olup, bu markalardan "Marmaris Cafe" ve Marmaris Büfe" ibareli markalar yargılama aşamasında hükümsüz kılınmış, geride davacının "Etiler Marmaris" ve "Marmaris" ibareli markaları kalmıştır.
Uyuşmazlık, dava konusu markanın, davacının "Etiler Marmaris" ve "Marmaris" ibareli markalarına «iltibas» oluşturup oluşturmadığı noktasında toplanmaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/9981 E. , 2010/1035 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.03.2008 tarih ve 2006/532-2008/88 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili,uzun yıllardan beri büfe işletmeciliği yapan müvekkilinin "...BÜFE" ibaresini kullandığını, bu ibarenin marka olarak tescil ettirildiğini, davalının "...BÜFE" ibaresini haksız ve izinsiz olarak kullanmak suretiyle tüketiciler arasında yanılmaya yol açtığını, aynı zamanda bu eylemin haksız rekabet ve marka hakkına aykırılık oluşturduğunu, müvekkilinin itibarını zedelediğini ileri sürerek, davalının haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tespitini ve men’ini, davacının "...Büfe" unvan ve markasının davalının ticaret unvanından terkinini, bu ibarenin yer aldığı her türlü ürüne el konulmasını, 1,000 YTL maddi, 5,000 YTL manevi tazminatın tahsilini ve kararın ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin "MARMARİS" markasını bu markanın sahibi olan dava dışı ...Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. ile yaptığı marka lisans sözleşmesi gereğince kullandığını, davacının markasının "MARMARİS" değil "... ...BÜFE" biçiminde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece,dosya kapsamına göre, uyuşmazlığın salt hukuki niteliği gözetilerek bilirkişi incelemesine gerek görülmediği, davalının ticaret unvanında "...Büfe" ibaresinin yer almadığı gözetilerek, ticaret unvanında ...Büfe adının terkini talebinin yerinde görülmediği, davacıya ait "...BÜFE ..." ibareli markanın sağladığı korumanın yalnızca 35. sınıfta yer alan “müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri sınıfına ilişkin olduğu, davacının büfe işletmeciliği alanında bir tescili bulunmadığı, bu nedenle davalının eyleminin davacı markasına tecavüz oluşturduğundan ve haksız rekabet teşkil ettiğinden söz edilemeyeceği, kaldı ki davalı şirketin dava dışı ...Gıda San.
ve Ltd. Şti ile yaptığı lisans sözleşmesi gereğince, "Marmaris" markasını yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, restoran hizmetleri, kafeterya hizmetleri, kafe hizmetleri, kantin hizmetleri, snack bar hizmetleri, ikram hizmetleri sınıflarını da kapsayacak şekilde kullanmaya yetkili olduğu, lisans veren şirketin markasının "MARMARİS" ibareli olduğu ve bu markanın 43. sınıfta yer alan yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri restoran hizmetleri kafeterya hizmetleri, kafe hizmetleri, kantin hizmetleri, snack bar hizmetleri, ikram hizmetleri için tescilli olduğu, dolayısıyla davalı şirketin büfecilik faaliyetinde "Marmaris" markasını kullanmaya yetkili bulunduğu, bu nedenle dahi davalının eyleminin davacının markasına tecavüz yada haksız rekabet oluşturmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, haksız rekabetin tespit ve önlenmesi, davacıya ait olduğu iddia edilen markanın ve unvanın davalının ticaret unvanından terkini, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemlerine ilişkin olup, 35 ncü sınıfta "...BÜFE ..." ibareli markanın davacı adına tescilli olduğu, davalı şirketin ise dava dışı ...Gıda San ve Ltd. Şti ile yaptığı inhisari olmayan lisans sözleşmesi gereğince, 43 ncü sınıfta tescilli "MARMARİS" ibareli markayı kullanmaya yetkili olduğu, tarafların büfecilik işi ile uğraştığı uyuşmazlık konusu değildir.
Uyuşmazlık, davalının "...BÜFE" ibareli kullanımının davacı markasına tecavüz, bu bağlamda haksız rekabet oluşturup oluşturmayacağı noktasında toplanmakta olup, mahkemece, davalının kullanımının davacı markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmayacağı sonucuna varılarak yazılı şekilde karar verilmiştir.
Oysa, davacı markasının asıl unsuru "...BÜFE" olup, davalının kullanımı eğer davacının bir şubesi yada onunla bağlantısını çağrıştıran bir kullanım olduğunun tereddütsüz saptanıp belirlenmesi halinde mahkemenin kabulünün aksine davalının bu kullanımının somut olay itibariyle iltibasa yol açacağı kuşkusuzdur.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar ve 556 sayılı KHK.'nın 12 nci maddesi de nazara alınarak davalının dava konusu edilen markayı ne şekilde kullandığı kuşkuya yer bırakmaksızın belirlenmek, davalı kullanımının davacının markasının asıl unsurunu çağrıştıran bir kullanım olduğunun tespiti halinde davalının eyleminin markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturacağı kabul edilmek ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1008693100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz