Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/338 E. 2010/996 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ilk itiraz↗ vekile tebliğ↗ işyeri sigortası↗ yetki itirazı↗ sigorta sözleşmesi↗ iş bölümü↗ yetki↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak,davanın kabulü ile (90.000) YTL.'nın 07.08.2006 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, işyeri sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Yetki itirazı ilk itirazlardan olup “hadise” prosedürü içinde incelenir. Buna göre yetki itirazı mahkemeye gelmeden yazılı olarak ileri sürülebileceğinden, davalının bu itirazının incelendiği oturumda bulunmak zorunluluğu yoktur (HUMK.’nun 224/II.m.). Ancak mahkemece, yetki ve iş bölümü itirazının reddine karar verilmiş ise bu kararın, oturumda bulunmayan davalıya tebliği gerekir (HUMK.’nun 225.m.). Somut olayda da dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, yetki itirazında bulunan davalı vekilinin bu itirazının, kendisinin bulunmadığı 14.11.2006 tarihli oturumda reddedildiği halde, mahkemece verilen bu ret kararının davalı vekiline tebliğ edildiği hususunun usulüne uygun şekilde belgelenemediği anlaşılmaktadır. Yetki itirazının reddedildiği hususunun davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliği sağlanmadan, yargılamaya devam edilip işin esasının incelenmesine girişilmesi ise mümkün değildir.
Bu durum karşısında mahkemece, verilen yetki itirazının reddi kararının duruşma günüyle birlikte davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi ve bundan sonra işin esasının incelenmesine geçilmesi gerekirken, yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde davanın esası hakkında hüküm kurulması, hükmün sonucuna etkili olabilecek nitelikte bir usul hatası olduğundan doğru görülmemiş ve bozmaya gerektirmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/488 E. 2011/10322 K.
Ortak:ilk itiraz · vekile tebliğ · yetki itirazı · sigorta sözleşmesi · yetki · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaSomut olayda da dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, «yetki itirazında» bulunan davalı vekilinin bu itirazının, kendisinin bulunmadığı 14.11.2006 tarihli oturumda reddedildiği halde, mahkemece verilen bu ret kararının davalı «vekiline tebliğ» edildiği hususunun usulüne uygun şekilde belgelenemediği anlaşılmaktadır.
Buna göre «yetki itirazı» mahkemeye gelmeden yazılı olarak ileri sürülebileceğinden, davalının bu itirazının incelendiği oturumda bulunmak zorunluluğu yoktur (HUMK.’nun 224/II.m.).
Bu durum karşısında mahkemece, verilen «yetki itirazının» reddi kararının duruşma günüyle birlikte davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi ve bundan sonra işin esasının incelenmesine geçilmesi gerekirken, yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde davanın esası hakkında hüküm kurulması, hükmün sonucuna etkili olabilecek nitelikte bir usul hatası olduğundan doğru görülmemiş ve bozmaya gerektirmiştir.
Benzer bu karardaSomut olayda, «yetki itirazının» reddine ilişkin karar oturumda bulunmayan davalı «vekiline tebliğ» edilmeden, mahkemece yargılamaya devam edilerek davanın esası hakkında karar verilmesi «savunma hakkını kısıtlayıcı» ve hükmün sonucuna etkili olabilecek nitelikte bir usul hatasıdır (YHGK.
Davalı vekili 19.02.2009 tarihli dilekçe ile «yetki itirazında» bulunmuştur.
Buna göre, «yetki itirazı» mahkemeye gelmeden yazılı olarak ileri sürülebileceğinden davalının yetki itirazının incelendiği oturumda bulunma zorunluluğu yoktur (HUMK. m.224/II).
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:makine kırılması sigortası · savunma hakkının kısıtlanması · savunma hakkı · kısıtlılık · teminat kapsamı · hasar · teminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «hasarın» «teminat kapsamı» içinde olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda, «yetki itirazının» reddine ilişkin karar oturumda bulunmayan davalı «vekiline tebliğ» edilmeden, mahkemece yargılamaya devam edilerek davanın esası hakkında karar verilmesi «savunma hakkını kısıtlayıcı» ve hükmün sonucuna etkili olabilecek nitelikte bir usul hatasıdır (YHGK.
1-Dava, «makine kırılması sigorta sözleşmesine» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15211 E. 2012/5768 K.
Ortak:ilk itiraz · yetki itirazı · yetki · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaBuna göre «yetki itirazı» mahkemeye gelmeden yazılı olarak ileri sürülebileceğinden, davalının bu itirazının incelendiği oturumda bulunmak zorunluluğu yoktur (HUMK.’nun 224/II.m.).
Somut olayda da dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, «yetki itirazında» bulunan davalı vekilinin bu itirazının, kendisinin bulunmadığı 14.11.2006 tarihli oturumda reddedildiği halde, mahkemece verilen bu ret kararının davalı «vekiline tebliğ» edildiği hususunun usulüne uygun şekilde belgelenemediği anlaşılmaktadır.
Bu durum karşısında mahkemece, verilen «yetki itirazının» reddi kararının duruşma günüyle birlikte davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi ve bundan sonra işin esasının incelenmesine geçilmesi gerekirken, yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde davanın esası hakkında hüküm kurulması, hükmün sonucuna etkili olabilecek nitelikte bir usul hatası olduğundan doğru görülmemiş ve bozmaya gerektirmiştir.
Benzer bu karardaAynı oturumun (2) nolu «ara» kararı ile «yetki itirazının» reddine ilişkin karar ve davacı taraf delillerinin davalıya tebliğine karar verilmiş, ancak buna ilişkin «tebligat» zarfında davacı taraf delillerinin ekli olduğu belirtilmekle birlikte, yetki konusundaki kararın da gönderildiğine dair bir «şerh» düşülmemiştir.
Dava dosyasında «yetki itirazı» ile ilgili red kararının davalıya tebliğ olunduğuna dair başkaca bir bilgi de bulunmamaktadır.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 224/II'nci maddesi hükmü gereğince, «yetki» ve «işbölümü» itirazı «ilk itirazlardan» olup "hadise" prosedürü içinde incelenir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:savunma hakkının kısıtlanması · hizmet bedeli · savunma hakkı · kısıtlılık · işbölümü · ara karar · cy/cy şerhi · ticari defter
Benzer bu karardaOysa bu yanlışlık, «savunma hakkını kısıtlayıcı» ve hükmün sonucuna etkili olabilecek nitelikte bir usul hatası olduğundan, kararın bozulması gerekmiştir.
… leşmesi ile yurtdışı alıcılarının ödemeli kargo bedellerini ödemeyi kabul etmemeleri halinde, kargo bedelini standart fiyat listesine göre davacıya ödemeyi kabul ve «taahhüt» ettiği, davalı tarafça bu sözleşmedeki imzanın sahte olup, şirketi «temsile» yetkili kişinin imzası taklit edilerek düzenlendiği iddia olunmuş ise de, davalının takibe itiraz dilekçesinde kargo «hizmet bedelinin» alıcı tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığını ileri sürmesi, keza davacı tarafından kesilen takibe konu 24.10.2007 tarihli 35,47 TL bedelli faturanın davalı kayıtlarına işlenmiş olması karşısında sözleşmenin taraflarca uygulandığı ve geçerli hale geldiği, buna göre davacının kargo bedelini davalıdan talep edebileceği, davalının usulüne uygun tutulmayan «ticari defterlerine» karşın, davacının usulüne uygun olarak tutulmuş ticari kayıtları içeriğinden 24.10.2007, 28.11.2007, 05.12.2007 tarihli faturalar nedeniyle davalıdan 7.400,24 TL alacaklı olduğu, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiği gerekçesi ile, davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının kısmen iptaline, taleple bağlı kalınarak takibin 7.400 TL üzerinden devamına, davalının davacıya %40 «icra inkar tazminatı» ödemesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Aynı oturumun (2) nolu «ara» kararı ile «yetki itirazının» reddine ilişkin karar ve davacı taraf delillerinin davalıya tebliğine karar verilmiş, ancak buna ilişkin «tebligat» zarfında davacı taraf delillerinin ekli olduğu belirtilmekle birlikte, yetki konusundaki kararın da gönderildiğine dair bir «şerh» düşülmemiştir.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 224/II'nci maddesi hükmü gereğince, «yetki» ve «işbölümü» itirazı «ilk itirazlardan» olup "hadise" prosedürü içinde incelenir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/3924 E. 2010/9898 K.
Ortak:ilk itiraz · yetki itirazı · yetki · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaBuna göre «yetki itirazı» mahkemeye gelmeden yazılı olarak ileri sürülebileceğinden, davalının bu itirazının incelendiği oturumda bulunmak zorunluluğu yoktur (HUMK.’nun 224/II.m.).
Somut olayda da dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, «yetki itirazında» bulunan davalı vekilinin bu itirazının, kendisinin bulunmadığı 14.11.2006 tarihli oturumda reddedildiği halde, mahkemece verilen bu ret kararının davalı «vekiline tebliğ» edildiği hususunun usulüne uygun şekilde belgelenemediği anlaşılmaktadır.
Bu durum karşısında mahkemece, verilen «yetki itirazının» reddi kararının duruşma günüyle birlikte davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi ve bundan sonra işin esasının incelenmesine geçilmesi gerekirken, yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde davanın esası hakkında hüküm kurulması, hükmün sonucuna etkili olabilecek nitelikte bir usul hatası olduğundan doğru görülmemiş ve bozmaya gerektirmiştir.
Benzer bu karardaBuna göre, «yetki itirazı» mahkemeye gelmeden yazılı olarak ileri sürülebileceğinden HUMK'nun 224/2. maddesi gereğince davalının yetki itirazının incelendiği oturumda bulunma zorunluluğu yoktur.
Mahkeme, HUMK'nun 190-196. maddeleri hükmü uyarınca davalı gelmese dahi «yetki itirazını» öncelikle ve esasa girişilmeden önce inceleyip sonuçlandırır.
Anılan Yasa'nın 225. maddesine göre «yetki itirazının» reddine karar verilmiş ise, bu kararın oturumda bulunmayan davalıya tebliği gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetki ilk itirazı · savunma hakkının kısıtlanması · savunma hakkı · kısıtlılık · marka hakkına tecavüz · terkin · ilan · haksız rekabet
Benzer bu kararda1-Dava, unvan ve marka hakkına dayalı olarak, «haksız rekabetin» tespiti ile önlenmesi, davalı unvanındaki “...” ibaresinin «terkini», «marka hakkına tecavüzün» durdurularak giderilmesi ve «ilan» istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, tarafların iştigal alanlarının aynı veya benzer olduğu, unvanlarının da «iltibasa» yol açabilecek biçimde aynı ibareyi (...) esas unsur olarak içerdiği, davacının önceki tarihli unvan tescili nedeniyle öncelikli bir hak sahibi olduğu, davalının, tescilli unvan kullanımı söz konusu olduğundan, tescille elde edilen bir hakkın, tescilin «terkini» yönünde bir karara kadar ki kullanımının «haksız rekabet» teşkil etmeyeceği, davalı şirketin unvanında yer alan “...” ibaresinin, davacının unvanı ve markası ile iltibasa yol açacak biçimde çakıştığı ve silinmesi gerektiği, davacı taraf kısmi terkin talebinde bulundu ise de geri kalan ibarelerin tanımlayıcı sözcükler olması nedeniyle unvanın tamamen silinmesi gerektiği, unvan iptaline ilişkin hükmün «ilanı» için yasal bir düzenleme bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı unvanının sicilden terkinine, diğer istemlerin reddine karar verilmiştir.
Yetki itirazının reddine ilişkin karar oturumda bulunmayan davalıya tebliğ edilmeden, mahkemece yargılamaya devam edilerek davanın esası hakkında karar verilmesi «savunma hakkını kısıtlayıcı» ve hükmün sonucuna etkili olabilecek nitelikte bir usul hatasıdır. (YHGK.
Asliye Hukuk Mahkemesin Mahkemesine sunduğu 02.11.2007 tarihli cevap dilekçesi ile «yetki ilk itirazında» bulunmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/338 E. , 2010/996 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Batman 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07.12.2007 tarih ve 2006/621-2007/479 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait ve davalı şirkete sigortalı bulunan işyerinin 11.04.2006 tarihinde meydana gelen yangın olayı sonucunda uğradığı hasar bedelinin, usulüne uygun müracaata rağmen ödenmediğini ileri sürerek, şimdilik (90.000) YTL.'nın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmşitir.
Davalı vekili, süresinde sunduğu cevap dilekçesiyle yetki ve esas yönünden davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak,davanın kabulü ile (90.000) YTL.'nın 07.08.2006 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, işyeri sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Yetki itirazı ilk itirazlardan olup “hadise” prosedürü içinde incelenir. Buna göre yetki itirazı mahkemeye gelmeden yazılı olarak ileri sürülebileceğinden, davalının bu itirazının incelendiği oturumda bulunmak zorunluluğu yoktur (HUMK.’nun 224/II.m.). Ancak mahkemece, yetki ve iş bölümü itirazının reddine karar verilmiş ise bu kararın, oturumda bulunmayan davalıya tebliği gerekir (HUMK.’nun 225.m.). Somut olayda da dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, yetki itirazında bulunan davalı vekilinin bu itirazının, kendisinin bulunmadığı 14.11.2006 tarihli oturumda reddedildiği halde, mahkemece verilen bu ret kararının davalı vekiline tebliğ edildiği hususunun usulüne uygun şekilde belgelenemediği anlaşılmaktadır.
Yetki itirazının reddedildiği hususunun davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliği sağlanmadan, yargılamaya devam edilip işin esasının incelenmesine girişilmesi ise mümkün değildir.
Bu durum karşısında mahkemece, verilen yetki itirazının reddi kararının duruşma günüyle birlikte davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi ve bundan sonra işin esasının incelenmesine geçilmesi gerekirken, yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde davanın esası hakkında hüküm kurulması, hükmün sonucuna etkili olabilecek nitelikte bir usul hatası olduğundan doğru görülmemiş ve bozmaya gerektirmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1008579300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz