İtirazın İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/15211 E. 2012/5768 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
icra dairesinin yetkisine itiraz↗ yetkisizlik itirazı↗ ilk itiraz↗ savunma hakkının kısıtlanması↗ hizmet bedeli↗ savunma hakkı↗ yetki itirazı↗ kısıtlılık↗ işbölümü↗ ara karar↗ cy/cy şerhi↗ taşıma sözleşmesi↗ ticari defter↗ tebligat↗ yetki↗ taahhütname↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ yetkisizlik kararı↗ temsil↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporlarına dayanılarak, davalının 10.07.2007 tarihli Kargo Taşıma Sözleşmesi ile yurtdışı alıcılarının ödemeli kargo bedellerini ödemeyi kabul etmemeleri halinde, kargo bedelini standart fiyat listesine göre davacıya ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, davalı tarafça bu sözleşmedeki imzanın sahte olup, şirketi temsile yetkili kişinin imzası taklit edilerek düzenlendiği iddia olunmuş ise de, davalının takibe itiraz dilekçesinde kargo hizmet bedelinin alıcı tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığını ileri sürmesi, keza davacı tarafından kesilen takibe konu 24.10.2007 tarihli 35,47 TL bedelli faturanın davalı kayıtlarına işlenmiş olması karşısında sözleşmenin taraflarca uygulandığı ve geçerli hale geldiği, buna göre davacının kargo bedelini davalıdan talep edebileceği, davalının usulüne uygun tutulmayan ticari defterlerine karşın, davacının usulüne uygun olarak tutulmuş ticari kayıtları içeriğinden 24.10.2007, 28.11.2007, 05.12.2007 tarihli faturalar nedeniyle davalıdan 7.400,24 TL alacaklı olduğu, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiği gerekçesi ile, davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının kısmen iptaline, taleple bağlı kalınarak takibin 7.400 TL üzerinden devamına, davalının davacıya %40 icra inkar tazminatı ödemesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taşıma bedelinin tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalı davaya cevabında, takip dosyasında yaptığı icra dairesinin yetkisine olan itirazı ile birlikte mahkemenin yetkisine de itiraz etmiş, yetki konusunda karar verildikten sonra esasa ilişkin detaylı savunmalarını ve delillerini sunacağını bildirmiştir. Mahkemece, davalının katılmadığı 18.12.2008 tarihli oturumda davalının icra dairesinin yetkisine ilişkin itirazı reddedilmiştir. Aynı oturumun (2) nolu ara kararı ile yetki itirazının reddine ilişkin karar ve davacı taraf delillerinin davalıya tebliğine karar verilmiş, ancak buna ilişkin tebligat zarfında davacı taraf delillerinin ekli olduğu belirtilmekle birlikte, yetki konusundaki kararın da gönderildiğine dair bir şerh düşülmemiştir. Dava dosyasında yetki itirazı ile ilgili red kararının davalıya tebliğ olunduğuna dair başkaca bir bilgi de bulunmamaktadır.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 224/II'nci maddesi hükmü gereğince, yetki ve işbölümü itirazı ilk itirazlardan olup "hadise" prosedürü içinde incelenir. Buna göre, yetki itirazı mahkemeye gelmeden yazılı olarak ileri sürülebileceğinden, davalının bu itirazın incelendiği oturumda bulunmak zorunluluğu yoktur. Yine, HUMK.nun 225'inci maddesi hükmü uyarınca, mahkemece, yetki ve işbölümü itirazının reddine karar verilmiş ise, bu kararın, oturumda bulunmayan davalıya tebliği gerekir. Somut olaya gelince, davalı suresinde gönderdigi cevap dilekcesi ile yetki itirazında bulunmuş olup mahkemece, davalının bulunmadığı oturumda yetki itirazının reddine karar verilmiş, ancak bu karar yukarıda açıklanan yasa hükmü gereğince davalıya tebliğ olunmamıştır. Oysa bu yanlışlık, savunma hakkını kısıtlayıcı ve hükmün sonucuna etkili olabilecek nitelikte bir usul hatası olduğundan, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/338 E. 2010/996 K.
Ortak:ilk itiraz · yetki itirazı · yetki · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaAynı oturumun (2) nolu «ara» kararı ile «yetki itirazının» reddine ilişkin karar ve davacı taraf delillerinin davalıya tebliğine karar verilmiş, ancak buna ilişkin «tebligat» zarfında davacı taraf delillerinin ekli olduğu belirtilmekle birlikte, yetki konusundaki kararın da gönderildiğine dair bir «şerh» düşülmemiştir.
Dava dosyasında «yetki itirazı» ile ilgili red kararının davalıya tebliğ olunduğuna dair başkaca bir bilgi de bulunmamaktadır.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 224/II'nci maddesi hükmü gereğince, «yetki» ve «işbölümü» itirazı «ilk itirazlardan» olup "hadise" prosedürü içinde incelenir.
Benzer bu karardaBuna göre «yetki itirazı» mahkemeye gelmeden yazılı olarak ileri sürülebileceğinden, davalının bu itirazının incelendiği oturumda bulunmak zorunluluğu yoktur (HUMK.’nun 224/II.m.).
Somut olayda da dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, «yetki itirazında» bulunan davalı vekilinin bu itirazının, kendisinin bulunmadığı 14.11.2006 tarihli oturumda reddedildiği halde, mahkemece verilen bu ret kararının davalı «vekiline tebliğ» edildiği hususunun usulüne uygun şekilde belgelenemediği anlaşılmaktadır.
Bu durum karşısında mahkemece, verilen «yetki itirazının» reddi kararının duruşma günüyle birlikte davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi ve bundan sonra işin esasının incelenmesine geçilmesi gerekirken, yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde davanın esası hakkında hüküm kurulması, hükmün sonucuna etkili olabilecek nitelikte bir usul hatası olduğundan doğru görülmemiş ve bozmaya gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekile tebliğ · işyeri sigortası · sigorta sözleşmesi · iş bölümü
Benzer bu kararda1- Dava, «işyeri sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Ancak mahkemece, «yetki» ve iş «bölümü» itirazının reddine karar verilmiş ise bu kararın, oturumda bulunmayan davalıya tebliği gerekir (HUMK.’nun 225.m.).
Somut olayda da dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, «yetki itirazında» bulunan davalı vekilinin bu itirazının, kendisinin bulunmadığı 14.11.2006 tarihli oturumda reddedildiği halde, mahkemece verilen bu ret kararının davalı «vekiline tebliğ» edildiği hususunun usulüne uygun şekilde belgelenemediği anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/488 E. 2011/10322 K.
Ortak:ilk itiraz · savunma hakkının kısıtlanması · savunma hakkı · yetki itirazı · kısıtlılık · yetki · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaOysa bu yanlışlık, «savunma hakkını kısıtlayıcı» ve hükmün sonucuna etkili olabilecek nitelikte bir usul hatası olduğundan, kararın bozulması gerekmiştir.
Aynı oturumun (2) nolu «ara» kararı ile «yetki itirazının» reddine ilişkin karar ve davacı taraf delillerinin davalıya tebliğine karar verilmiş, ancak buna ilişkin «tebligat» zarfında davacı taraf delillerinin ekli olduğu belirtilmekle birlikte, yetki konusundaki kararın da gönderildiğine dair bir «şerh» düşülmemiştir.
Dava dosyasında «yetki itirazı» ile ilgili red kararının davalıya tebliğ olunduğuna dair başkaca bir bilgi de bulunmamaktadır.
Benzer bu karardaSomut olayda, «yetki itirazının» reddine ilişkin karar oturumda bulunmayan davalı «vekiline tebliğ» edilmeden, mahkemece yargılamaya devam edilerek davanın esası hakkında karar verilmesi «savunma hakkını kısıtlayıcı» ve hükmün sonucuna etkili olabilecek nitelikte bir usul hatasıdır (YHGK.
Davalı vekili 19.02.2009 tarihli dilekçe ile «yetki itirazında» bulunmuştur.
Buna göre, «yetki itirazı» mahkemeye gelmeden yazılı olarak ileri sürülebileceğinden davalının yetki itirazının incelendiği oturumda bulunma zorunluluğu yoktur (HUMK. m.224/II).
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:makine kırılması sigortası · vekile tebliğ · teminat kapsamı · sigorta sözleşmesi · hasar · teminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «hasarın» «teminat kapsamı» içinde olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
1-Dava, «makine kırılması sigorta sözleşmesine» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, «yetki itirazının» reddine ilişkin karar oturumda bulunmayan davalı «vekiline tebliğ» edilmeden, mahkemece yargılamaya devam edilerek davanın esası hakkında karar verilmesi «savunma hakkını kısıtlayıcı» ve hükmün sonucuna etkili olabilecek nitelikte bir usul hatasıdır (YHGK.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/15211 E. , 2012/5768 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/03/2010 tarih ve 2008/566-2010/139 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin muhtelif kargo hizmetlerinden dolayı davalıdan faturaya bağlı 7.400 TL alacağı bulunduğunu, bu alacağın tahsili için başlatılan takibin davalının icra dairesinin yetkisine ve borca itirazı nedeniyle durduğunu, itirazın haksız olduğunu, zira davalıya taşıma hizmeti verildiği halde bedelinin ödenmediği gibi, sözleşmedeki yetki şartı nedeniyle İstanbul mahkeme ve icra dairelerinin yetkili kılındığını ileri sürerek, davalının takibe yaptığı itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket yetkilisi, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin Bursa mahkemeleri olduğunu, taraflar arasında yapılmış ve davalı şirket yetkilisinin imzasını taşıyan bir sözleşme .bulunmadığını, gönderi kağıdında kargo bedelinin teslim anında alıcıdan tahsil edileceğinin belirtildiğini, davacının kargo bedelini malın teslimi anında alıcıdan tahsil etmek zorunda olduğunu, alıcının kargo bedelini ödemeyi kabul etmemesi halinde ise kargonun geri getirilmesinin veya durumdan davalı şirketin haberdar edilmesinin gerektiğini, oysa gönderdikleri üç kargo için kargo bedelinin alıcıdan tahsil edilemediğine dair kendilerine bir bilgi verilmediğini, gönderi kağıdındaki açık düzenleme karşısında bedelin davalıdan istenemeyeceğini, öte yandan davacının kötü niyetli olarak Almanya fiyatlarını esas alarak fatura kestiğini, oysa Türkiye fiyatlarına göre kargo bedelinin 300-500 Euro civarında olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporlarına dayanılarak, davalının 10.07.2007 tarihli Kargo Taşıma Sözleşmesi ile yurtdışı alıcılarının ödemeli kargo bedellerini ödemeyi kabul etmemeleri halinde, kargo bedelini standart fiyat listesine göre davacıya ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, davalı tarafça bu sözleşmedeki imzanın sahte olup, şirketi temsile yetkili kişinin imzası taklit edilerek düzenlendiği iddia olunmuş ise de, davalının takibe itiraz dilekçesinde kargo hizmet bedelinin alıcı tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığını ileri sürmesi, keza davacı tarafından kesilen takibe konu 24.10.2007 tarihli 35,47 TL bedelli faturanın davalı kayıtlarına işlenmiş olması karşısında sözleşmenin taraflarca uygulandığı ve geçerli hale geldiği, buna göre davacının kargo bedelini davalıdan talep edebileceği, davalının usulüne uygun tutulmayan ticari defterlerine karşın, davacının usulüne uygun olarak tutulmuş ticari kayıtları içeriğinden 24.10.2007, 28.11.2007, 05.12.2007 tarihli faturalar nedeniyle davalıdan 7.400,24 TL alacaklı olduğu, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiği gerekçesi ile, davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının kısmen iptaline, taleple bağlı kalınarak takibin 7.400 TL üzerinden devamına, davalının davacıya %40 icra inkar tazminatı ödemesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taşıma bedelinin tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalı davaya cevabında, takip dosyasında yaptığı icra dairesinin yetkisine olan itirazı ile birlikte mahkemenin yetkisine de itiraz etmiş, yetki konusunda karar verildikten sonra esasa ilişkin detaylı savunmalarını ve delillerini sunacağını bildirmiştir. Mahkemece, davalının katılmadığı 18.12.2008 tarihli oturumda davalının icra dairesinin yetkisine ilişkin itirazı reddedilmiştir. Aynı oturumun (2) nolu ara kararı ile yetki itirazının reddine ilişkin karar ve davacı taraf delillerinin davalıya tebliğine karar verilmiş, ancak buna ilişkin tebligat zarfında davacı taraf delillerinin ekli olduğu belirtilmekle birlikte, yetki konusundaki kararın da gönderildiğine dair bir şerh düşülmemiştir. Dava dosyasında yetki itirazı ile ilgili red kararının davalıya tebliğ olunduğuna dair başkaca bir bilgi de bulunmamaktadır.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 224/II'nci maddesi hükmü gereğince, yetki ve işbölümü itirazı ilk itirazlardan olup "hadise" prosedürü içinde incelenir. Buna göre, yetki itirazı mahkemeye gelmeden yazılı olarak ileri sürülebileceğinden, davalının bu itirazın incelendiği oturumda bulunmak zorunluluğu yoktur. Yine, HUMK.nun 225'inci maddesi hükmü uyarınca, mahkemece, yetki ve işbölümü itirazının reddine karar verilmiş ise, bu kararın, oturumda bulunmayan davalıya tebliği gerekir. Somut olaya gelince, davalı suresinde gönderdigi cevap dilekcesi ile yetki itirazında bulunmuş olup mahkemece, davalının bulunmadığı oturumda yetki itirazının reddine karar verilmiş, ancak bu karar yukarıda açıklanan yasa hükmü gereğince davalıya tebliğ olunmamıştır.
Oysa bu yanlışlık, savunma hakkını kısıtlayıcı ve hükmün sonucuna etkili olabilecek nitelikte bir usul hatası olduğundan, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yerolmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1056175700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz