Acentelik sözleşmesinden borcu olmadığının tespiti | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/8431 E. 2013/22422 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
delil sözleşmesi↗ zeyilname↗ acentelik sözleşmesi↗ mükerrerlik↗ acentelik↗ ek prim↗ komisyon↗ asıl alacak↗ sigorta poliçesi↗ ibraz↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında ihtilaf çıkması halinde sigorta şirketinin defter ve kayıtlarının herhangi bir belge ibrazına gerek olmaksızın delil teşkil edeceği şeklinde delil sözleşmesi yapıldığı, buna göre düzenlenen bilirkişi heyeti raporuna göre davacının 12.426,87 TL borçlu olduğunun anlaşıldığı, davacının davalı şirkete gönderdiği bazı poliçelerin iptal edildiğine ilişkin yazı ekinde, sözleşmenin 9/a maddesi uyarınca poliçe ve zeyilnamelerin bütün kopyalarının ve bunlara ait bütün evrakların gönderilmesi gerektiği halde, davacının bu maddeye uygun iptal isteminde de bulunmadığı, bu durumda sözleşmenin 15/b maddesine göre poliçe ve zeyilnamelerin primlerinin esas itibariyle nakden ve peşin olarak tahsil edileceğine ilişkin hüküm ile acentelik sözleşmesinin diğer hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, davacının, düzenlediği ve usulüne uygun olarak iptal edilmeyen poliçe ve zeyilnameler karşılığı tahsil edilmesi gereken primlerden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Dava, iptali gerektiği ileri sürülen sigorta poliçeleri nedeniyle tahakkuk ettirilen primlerden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Görüşüne başvurulan ve 23.06.2006 tarihli raporu ibraz eden bilirkişi heyeti "mükerrer düzenlenen poliçe için prim toplamının borçtan düşülmesi ile davalının takip tarihi itibariyle 11.973,65 TL alacağının bulunduğu" yönünde rapor vermiş, 16.06.2008 tarihli raporu sunan bilirkişi heyeti de "davacı hesabına mükerrer verilen komisyonun tenzili ile davalı alacağını 12.426,87 TL" olarak hesaplamıştır. Davalı icra takibini 12.929,75 TL asıl alacak üzerinden başlatmıştır. Mahkemece, davalı ... şirketinin defterlerine göre bilirkişilerce hesaplanan borç miktarları gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davanın tümüyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Kaldı ki; davalı vekili, 24.09.2012 tarihli dilekçesi ile "davacının 12.426,87 TL prim borcunun bulunduğu belirlenen 16.06.2008 tarihli rapora göre karar verilmesini" talep etmiş olup davalı vekilinin bu beyanı da değerlendirilmeksizin verilen kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/7579 E. 2012/164 K.
Ortak:delil sözleşmesi · zeyilname · acentelik sözleşmesi · acentelik · ek prim · komisyon · ibraz · e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında ihtilaf çıkması halinde sigorta şirketinin «defter» ve kayıtlarının herhangi bir belge «ibrazına» gerek olmaksızın delil teşkil edeceği şeklinde «delil sözleşmesi» yapıldığı, buna göre düzenlenen bilirkişi heyeti raporuna göre davacının 12.426,87 TL borçlu olduğunun anlaşıldığı, davacının davalı şirkete gönderdiği bazı poliçelerin iptal edildiğine ilişkin yazı ekinde, sözleşmenin 9/a maddesi uyarınca poliçe ve «zeyilnamelerin» bütün kopyalarının ve bunlara ait bütün evrakların gönderilmesi gerektiği halde, davacının bu maddeye uygun iptal isteminde de bulunmadığı, bu durumda sözleşmenin 15/b maddesine göre poliçe ve zeyilnamelerin «primlerinin» esas itibariyle nakden ve peşin olarak tahsil edileceğine ilişkin hüküm ile «acentelik sözleşmesinin» diğer hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, davacının, düzenlediği ve usulüne uygun olarak iptal edilmeyen poliçe ve zeyilnameler karşılığı tahsil edilmesi gere …
Görüşüne başvurulan ve 23.06.2006 tarihli raporu «ibraz» eden bilirkişi heyeti "«mükerrer» düzenlenen poliçe için «prim» toplamının borçtan düşülmesi ile davalının takip tarihi itibariyle 11.973,65 TL alacağının bulunduğu" yönünde rapor vermiş, 16.06.2008 tarihli raporu sunan bilirkişi heyeti de "davacı hesabına mükerrer verilen «komisyonun» tenzili ile davalı alacağını 12.426,87 TL" olarak hesaplamıştır.
Mahkemece, davalı ... şirketinin «defterlerine» göre bilirkişilerce hesaplanan borç miktarları gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davanın tümüyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer bu karardaBu takdirde poliçe 01.01.1995 tarihinde yürürlüğe giren «sigorta acenteleri» yönetmeliğinin ilgili maddeleri gereğince iptal edilecektir"; yine 15/b maddesinde "Acente, şirketçe tanzim edilerek kendisine gönderilecek her türlü poliçe ve «zeyilnamelerin» «primlerini» esas itibariyle nakden ve peşin olarak tahsil edecektir"; 16/a maddesinde "Acente, bir hafta süresince tahsil ettiği sigorta primlerinden «komisyon» düştükten sonra kalan kısmını vergileri ile birlikte en geç ertesi haftanın iş gününün bitimine kadar şirkete ödeyecek veya şirkete «havale» veya şirket adına açılmış banka hesabına yatırmış olacak ve bu tahsilatı bu süre içinde bir bordro ile şirkete bildirecektir"; 18/j maddesinde de, "Bu sözleşmenin yürürlüğü esnasında veya daha sonra acentenin şirket «defter» muhasebe kayıtlarına göre çıkacak borçlarından ve ihtilaflarından dolayı herhangi bir «borç ikrarına» veya «hesap mutabakatına» yahut sair herhangi bir delil ve belge «ibrazına» gerek olmaksızın sadece şirketin defter ve kayıtları delil teşkil edecektir" şeklinde hükümler bulunmaktadır.
Bu durumda sözleşmenin 15/b maddesine göre poliçe ve «zeyilnamelerin» «primlerinin» esas itibariyle nakden ve peşin olarak tahsil edileceğine ilişkin hüküm ile «acentelik sözleşmesinin» yukarıda anılan diğer hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, davacının, düzenlediği ve usulüne uygun olarak iptal edilmeyen poliçe ve zeylnameler karşılığı tahsil edilmesi gereken primlerden sorumlu olduğu kural olarak kabul edilerek oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken, belirtilen gerekçe ile «eksik inceleme» sonucu hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen ve 23.10.2000 tarihinden itibaren geçerli olan «acentelik sözleşmesinin» 9/a maddesinde, "Acente, sigorta sahipleri tarafından kabul ve imza edilmeyen her türlü poliçe ve «tecditname», «zeyilnamelerin» bütün kopyalarını ve bunlara ait bütün evraklarını derhal şirkete iade etmiş veya iadeli «taahhütlü» olarak postalamış olacaktır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tecdit · hesap mutabakatı · sigorta acenteliği · borç ikrarı · çerçeve sözleşme · ipoteğin kaldırılması · ipoteğin fekki · borçlu olunmadığının tespiti
Benzer bu karardaBu takdirde poliçe 01.01.1995 tarihinde yürürlüğe giren «sigorta acenteleri» yönetmeliğinin ilgili maddeleri gereğince iptal edilecektir"; yine 15/b maddesinde "Acente, şirketçe tanzim edilerek kendisine gönderilecek her türlü poliçe ve «zeyilnamelerin» «primlerini» esas itibariyle nakden ve peşin olarak tahsil edecektir"; 16/a maddesinde "Acente, bir hafta süresince tahsil ettiği sigorta primlerinden «komisyon» düştükten sonra kalan kısmını vergileri ile birlikte en geç ertesi haftanın iş gününün bitimine kadar şirkete ödeyecek veya şirkete «havale» veya şirket adına açılmış banka hesabına yatırmış olacak ve bu tahsilatı bu süre içinde bir bordro ile şirkete bildirecektir"; 18/j maddesinde de, "Bu sözleşmenin yürürlüğü esnasında veya daha sonra acentenin şirket «defter» muhasebe kayıtlarına göre çıkacak borçlarından ve ihtilaflarından dolayı herhangi bir «borç ikrarına» veya «hesap mutabakatına» yahut sair herhangi bir delil ve belge «ibrazına» gerek olmaksızın sadece şirketin defter ve kayıtları delil teşkil edecektir" şeklinde hükümler bulunmaktadır.
Mahkemece, 13.10.2008 tarihli rapor dikkate alınarak, «acentelik sözleşmesinin» 15. maddesinin (b) bendinin «acente» tarafından ihlal edildiğinde tereddüt bulunmasa da, davalının bu hükümden hareketle, poliçenin düzenlenmiş olmasından paranın tahsil edilmiş olduğu sonucunu çıkararak acentenin bu tutardan doğrudan sorumlu olduğu iddiasının yerinde olmadığı, acentenin maddede belirtilen yükümlülüğünü yerine getirmemesinden dolayı sadece genel prensipler «çerçevesinde sözleşmeye aykırılık» dolayısıyla davalının uğradığı zararlardan sorumlu olabileceği, davalının ise poliçelerin düzenlenmesinden kaynaklı zarara uğradığı yönünde iddiasının bulunmadığı, sözleşme hükümlerinin ihlal edilmesi halinde 24. madde gereğince sigorta şirketine sözleşmeyi tek taraflı feshetme hakkı verildiği, bunun haricinde tazminat yükümlülüğü veya «cezayi şarta» ilişkin sözleşmede düzenlemeye yer verilmediği, «ihtarnamelere» cevap verilmemesinin de borç miktarının kabul edildiği anlamına gelmeyeceği, davalı şirketin dava konusu poliçelere ilişkin tahsil edilmeyen primlerden dolayı davacı acenteden alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalı ... şirketine acentelik sözleşmesinden ötürü 12.929,75 TL borçlu olmadığının tespitine, «ipoteğin kaldırılmasına», icra takibinin haksız olması nedeniyle takip konusu alacağın % 40'ı oranında icra tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2010/7579 2012/164 S.2 Dava, «acentelik sözleşmesine» dayalı olarak sigorta şirketi tarafından başlatılan icra takibinde «borçlu olunmadığının tespiti» ve «ipoteğin fekki» istemine ilişkindir.
Taraflar arasında düzenlenen ve 23.10.2000 tarihinden itibaren geçerli olan «acentelik sözleşmesinin» 9/a maddesinde, "Acente, sigorta sahipleri tarafından kabul ve imza edilmeyen her türlü poliçe ve «tecditname», «zeyilnamelerin» bütün kopyalarını ve bunlara ait bütün evraklarını derhal şirkete iade etmiş veya iadeli «taahhütlü» olarak postalamış olacaktır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/8431 E. , 2013/22422 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İnegöl 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.11.2012 tarih ve 2012/224-2012/592 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin önceden davalı ... şirketinin acenteliğini yaptığını, bir kısım sigorta poliçesinin tanzim edilmesinden sonra ilgililerin vazgeçtiğini, bu hususun liste halinde davalının Bölge Müdürlüğü'ne bildirildiğini ve anılan poliçelerin iptalinin istendiğini, ancak davalının bu poliçeleri iptal etmediğini, sanki poliçe bedelleri tahsil edilmiş gibi de müvekkiline borç tahakkuk ettirilip aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlattığını ileri sürerek müvekkilinin acentelik sözleşmesinden dolayı borcu bulunmadığının tespitini, ipoteğin fekkini, %40 tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, acentelik sözleşmesindeki hükmün hilafına davacının iddia ettiği gibi Bölge Müdürlüğü'ne poliçe iptali talebi yapılmadığını, sadece 01.11.2004 tarihinde müvekkiline ulaşan tarihsiz yazısı dışında bir talebinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında ihtilaf çıkması halinde sigorta şirketinin defter ve kayıtlarının herhangi bir belge ibrazına gerek olmaksızın delil teşkil edeceği şeklinde delil sözleşmesi yapıldığı, buna göre düzenlenen bilirkişi heyeti raporuna göre davacının 12.426,87 TL borçlu olduğunun anlaşıldığı, davacının davalı şirkete gönderdiği bazı poliçelerin iptal edildiğine ilişkin yazı ekinde, sözleşmenin 9/a maddesi uyarınca poliçe ve zeyilnamelerin bütün kopyalarının ve bunlara ait bütün evrakların gönderilmesi gerektiği halde, davacının bu maddeye uygun iptal isteminde de bulunmadığı, bu durumda sözleşmenin 15/b maddesine göre poliçe ve zeyilnamelerin primlerinin esas itibariyle nakden ve peşin olarak tahsil edileceğine ilişkin hüküm ile acentelik sözleşmesinin diğer hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, davacının, düzenlediği ve usulüne uygun olarak iptal edilmeyen poliçe ve zeyilnameler karşılığı tahsil edilmesi gereken primlerden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Dava, iptali gerektiği ileri sürülen sigorta poliçeleri nedeniyle tahakkuk ettirilen primlerden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Görüşüne başvurulan ve 23.06.2006 tarihli raporu ibraz eden bilirkişi heyeti "mükerrer düzenlenen poliçe için prim toplamının borçtan düşülmesi ile davalının takip tarihi itibariyle 11.973,65 TL alacağının bulunduğu" yönünde rapor vermiş, 16.06.2008 tarihli raporu sunan bilirkişi heyeti de "davacı hesabına mükerrer verilen komisyonun tenzili ile davalı alacağını 12.426,87 TL" olarak hesaplamıştır. Davalı icra takibini 12.929,75 TL asıl alacak üzerinden başlatmıştır. Mahkemece, davalı ... şirketinin defterlerine göre bilirkişilerce hesaplanan borç miktarları gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davanın tümüyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Kaldı ki; davalı vekili, 24.09.2012 tarihli dilekçesi ile "davacının 12.426,87 TL prim borcunun bulunduğu belirlenen 16.06.2008 tarihli rapora göre karar verilmesini" talep etmiş olup davalı vekilinin bu beyanı da değerlendirilmeksizin verilen kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/569772700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz