İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/9422 E. 2010/813 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kurtuluş beyyinesi↗ olağanüstü hal↗ nedensellik bağı↗ taşıtan↗ cmr konvansiyonu↗ sorumluluktan kurtulma↗ taşıyıcının sorumluluğu↗ cmr↗ basiretli tacir↗ taşıma sözleşmesi↗ taşıyıcı↗ taşıyan↗ tacir↗ kusur↗ hasar↗ eksik inceleme↗ teslim↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, aşırı yağış nedeniyle tır parkının sular altında kalmasının ve emtianın hasarlanmasının önlenmesine imkan bulunmayan olağanüstü hal olarak kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle CMR Konvansiyonu’nun 17/2. maddesine göre davalının sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taşıma sözleşmesine dayalı alacak için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalı taşıyanın davacı taşıtandan 30.06.2006 Perşembe günü teslim aldığı tekstil ürünlerinin yüklendiği TIR’ın yola çıkmadan önce beklediği TIR parkında, 04.07.2006 Pazartesi günü son 20 yılın en şiddetli ve fazla yağan olağanüstü yağmurun neden olduğu dere taşması olayı sonucu yükselen suyun, TIR seviyesindeki yüke ulaşıp zarar verdiği dosya kapsamı ile sabit ve çekişmesizdir. Mahkemece, yağmurun önceden tahmin edilemeyecek şiddette olduğunun sabit olması nedeniyle CMR Konvansiyonu’nun 17/2. maddesi uyarınca davalının sorumlu tutulamayacağı kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, davacı vekili tüm aşamalarda yükün teslim alınmasından sonra davalı tarafından hemen hareket edilmeyip aracın bekletildiğini, bu sırada da anılan olayın meydana geldiğini, şayet hemen hareket edilse idi bu zararın meydana gelmeyeceğini, davalının bu nedenle kusurlu olduğunu ileri sürmüştür.
Gerçekten de CMR Konvansiyonu’nun 17/2. maddesinde, kayıp, hasar ve gecikmenin taşıyıcının kaçınamayacağı ve sonuçlarına engel olamayacağı bir olaydan doğmuş ise taşıyıcının sorumluluktan kurtulacağı öngörülmüştür. Deneyimli ve basiretli bir taşımacının göstermesi gereken özen ve tedbire rağmen bu sonuç ortaya çıkacak ise taşıyıcının sorumlu olmadığı kabul edilebilecektir. Doktrinde bir görüşe göre basiretli bir tacirin göstereceği özenin üzerinde, hatta basiretli bir taşımacıdan beklenen dikkat ve özenin ötesinde en üst düzeyde özenin gösterilmesine ihtiyaç duyulur (Bkz:Arıkan Sabih, Karada Yapılan Eşya Taşımalarında Taşıyıcının Sorumluluğu, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü Yayın No:40, Ankara, 1982, Sh 44).
Meydana gelen aynı olay nedeniyle davalı hakkında açılan bir başka dosyada Dairemizin 2008/2440 Esas, 2009/6634 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere, yaz ortasında anormal bir kış havası yaşanması ve bunun meteoroloji tarafından önceden bildirilmemiş olması gibi durumların taşıyıcıyı sorumluluktan kurtaracağı, somut olayda olduğu gibi davalının öngöremeyeceği ve önleyemeyeceği bir doğa olayı nedeniyle meydana gelen zarardan anılan 17/2. madde uyarınca davalının sorumlu tutulamayacağı sonucuna varılmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır.
Ancak, mahkemece davacının itirazları üzerinde yeterince durulmadan yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir. Oysa, taşıma sözleşmesi ve ekleri ile gümrük işlemlerine ilişkin belgeler celbedilerek ve ek rapor alınarak, taşıma süresi ve taşımaya başlama gününün kararlaştırılıp kararlaştırılmadığı, kararlaştırılmamışsa, makul bir taşıma süresinin ve buna göre ne zaman yola çıkılması gerekeceğinin belirlenmesi, yükün teslim alınmasından sonra davalının Pazartesi gününe kadar beklemesinde zaruret bulunup bulunmadığı, beklemeye davacının neden olup olmadığı, tarafların karşılıklı kusurlarının bulunup bulunmadığı, yola çıkışta gecikme nedeniyle meydana gelen zararın gümrük işlemlerinin uzamasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı, zarar ile tarafların hangisinin hangi eylemi ile nedensellik bağı kurulabileceği, bir başka ifade ile davalının yukarıda bahsedilen kurtuluş beyyinesinden istifade edip edemeyeceği ve ayrıca aracın davacıya ait parkta beklerken meydana gelen su taşkınlığının aniden olup olmadığı, suyun yükselmesi esnasında aracın bu yerden uzaklaştırılmasının mümkün bulunup bulunmadığı, davalının bu konuda gerekli dikkat ve özen görevini yerine getirip getirmediği, dolayısıyla kusurunun bulunup bulunmadığı hususlarının açıklığa kavuşturulması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4385 E. 2013/8887 K.
Ortak:sorumluluktan kurtulma · taşıyıcının sorumluluğu · taşıyıcı · taşıyan · tacir · kusur · hasar · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaGerçekten de CMR Konvansiyonu’nun 17/2. maddesinde, kayıp, «hasar» ve gecikmenin «taşıyıcının» kaçınamayacağı ve sonuçlarına engel olamayacağı bir olaydan doğmuş ise «taşıyıcının sorumluluktan kurtulacağı» öngörülmüştür.
Deneyimli ve basiretli bir taşımacının göstermesi gereken özen ve tedbire rağmen bu sonuç ortaya çıkacak ise «taşıyıcının sorumlu» olmadığı kabul edilebilecektir.
… ar sayılı ilamında da açıklandığı üzere, yaz ortasında anormal bir kış havası yaşanması ve bunun meteoroloji tarafından önceden bildirilmemiş olması gibi durumların «taşıyıcıyı sorumluluktan» kurtaracağı, somut olayda olduğu gibi davalının öngöremeyeceği ve önleyemeyeceği bir doğa olayı nedeniyle meydana gelen zarardan anılan 17/2. madde uyarınca davalı …
Benzer bu karardaDava, «nakliyat sigorta» döviz poliçesine dayalı «rücuen tazminat» istemine ilişkin olup, yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, mücbir sebepten kaynaklanan «hasar» sebebiyle «taşıyıcıya» «kusur» isnadının mümkün olmadığı da belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.Davalı «taşıyanın» «teslim» aldığı ürünlerin yüklendiği TIR’ın beklediği TIR parkında, 09.09.2009 günü şiddetli yağmurun neden olduğu dere taşması olayı sonucu yükselen suyun, TIR seviyesinde …
Konvansiyonu’nun 17/2'nci maddesinde, kayıp, «hasar» ve gecikme «taşıyıcının» kaçınamayacağı ve sonuçlarına engel olamayacağı bir olaydan doğmuş ise «taşıyıcının sorumluluktan kurtulacağı» öngörülmüştür.
Deneyimli ve basiretli bir taşımacının göstermesi gereken özen ve tedbire rağmen bu sonuç ortaya çıkacak ise «taşıyıcının sorumlu» olmadığı kabul edilebilecektir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nakliyat sigortası · peşin karar harcı · rücuen tazminat · denetime elverişlilik
Benzer bu karardaDava, «nakliyat sigorta» döviz poliçesine dayalı «rücuen tazminat» istemine ilişkin olup, yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, mücbir sebepten kaynaklanan «hasar» sebebiyle «taşıyıcıya» «kusur» isnadının mümkün olmadığı da belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.Davalı «taşıyanın» «teslim» aldığı ürünlerin yüklendiği TIR’ın beklediği TIR parkında, 09.09.2009 günü şiddetli yağmurun neden olduğu dere taşması olayı sonucu yükselen suyun, TIR seviyesinde …
Bununla birlikte, yükün «teslim» alınmasından sonra davalının beklemesinde zaruret bulunup bulunmadığı ile karar gerekçesinde gösterilen davacı ... şirketine karşı davalının sorumlu tutulamayacağı hususlarının da tespitiyle gerekçeli ve «denetime elverişli» yeni bir rapor alınarak, ortaya çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru olmamıştır.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4247 E. 2020/2493 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15309 E. 2013/22689 K.
Ortak:taşıyıcının sorumluluğu · taşıma sözleşmesi · taşıyıcı · taşıyan · kusur · hasar · teslim
İncelediğiniz karardaGerçekten de CMR Konvansiyonu’nun 17/2. maddesinde, kayıp, «hasar» ve gecikmenin «taşıyıcının» kaçınamayacağı ve sonuçlarına engel olamayacağı bir olaydan doğmuş ise «taşıyıcının sorumluluktan kurtulacağı» öngörülmüştür.
Oysa, «taşıma sözleşmesi» ve ekleri ile gümrük işlemlerine ilişkin belgeler celbedilerek ve ek rapor alınarak, taşıma süresi ve taşımaya başlama gününün kararlaştırılıp kararlaştırılmadığı, kararlaştırılmamışsa, makul bir taşıma süresinin ve buna göre ne zaman yola çıkılması gerekeceğinin belirlenmesi, yükün «teslim» alınmasından sonra davalının Pazartesi gününe kadar beklemesinde zaruret bulunup bulunmadığı, beklemeye davacının neden olup olmadığı, tarafların karşılıklı «kusurlarının» bulunup bulunmadığı, yola çıkışta gecikme nedeniyle meydana gelen zararın gümrük işlemlerinin uzamasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı, zarar ile tarafların hangisinin hangi eylemi ile «nedensellik bağı» kurulabileceği, bir başka ifade ile davalının yukarıda bahsedilen «kurtuluş beyyinesinden» istifade edip edemeyeceği ve ayrıca aracın davacıya ait parkta beklerken meydana gelen su taşkınlığının aniden olup olmadığı, suyun yükselmesi esnasında aracın bu yerden uzaklaştırılmasının mümkün bulunup bulunmadığı, davalının bu konuda gerekli dikkat ve özen görevini yerine getirip getirmediği, dolayısıyla kusurunun bulunup bulunmadığı hususlarının açıklığa kavuşturulması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Davalı «taşıyanın» davacı «taşıtandan» 30.06.2006 Perşembe günü «teslim» aldığı tekstil ürünlerinin yüklendiği TIR’ın yola çıkmadan önce beklediği TIR parkında, 04.07.2006 Pazartesi günü «son» 20 yılın en şiddetli ve fazla yağan olağanüstü yağmurun neden olduğu dere taşması olayı sonucu yükselen suyun, TIR seviyesindeki yüke ulaşıp zarar verdiği dosya kapsamı ile sabit ve çekişmesizdir.
Benzer bu kararda… e, emtianın hasarlanmasının park halinde bulunan araçların bölgede başlayan yağmur nedeniyle meydana gelen sel felaketinden kaynaklandığı, mücbir sebepten kaynaklan «hasar» sebebiyle «taşıyıcıya» bir «kusur» isnadının mümkün olmadığı, «taşıma sözleşmesinin» tarafı olan gönderilene karşı «taşıyıcının sorumlu» tutulamayacağı ve onun halefi konumunda olan sigorta şirketine karşı da taşıyıcının sorumlu olamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar davacı vek …
Mahkemece mücbir sebepten kaynaklanan «hasar» nedeniyle «taşıyıcıya» «kusur» isnadının mümkün olmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı «taşıyanın» «teslim» aldığı malların yüklendiği TIR’ın beklediği «taşıyıcıya» ait TIR parkında 9.9.2009 günü şiddetli yağmurun neden olduğu dere taşması olayı sonucu yükselen suyun TIR seviyesindeki yüke ulaşıp zarar verdiği dosya kapsamı ile sabittir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:mücbir sebep · rücuen tazminat
Benzer bu karardaDava, Nakliyat Sigorta Poliçesine dayalı «rücuen tazminat» istemine ilişkindir.
… t hava fotoğrafları incelendiğinde olay günü su seviyesinin tesis sahasında en az 2.metre olduğu, bu nedenle 9.9.2009 tarihinde meydana gelen sel/su baskın olayının «mücbir sebep» olarak kabul edilmesi gerektiği, davalı «taşıyıcının sorumluluğunun» bulunmadığı anlaşılmış olmakla, mahkemenin davanın reddine dair kararının onanması gerekirken, bozulduğu anlaşıldığından,davalı vekilinin karar düzeltme itirazları …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5292 E. 2011/16086 K.
Ortak:taşıma sözleşmesi · hasar · teslim · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaDavalı «taşıyanın» davacı «taşıtandan» 30.06.2006 Perşembe günü «teslim» aldığı tekstil ürünlerinin yüklendiği TIR’ın yola çıkmadan önce beklediği TIR parkında, 04.07.2006 Pazartesi günü «son» 20 yılın en şiddetli ve fazla yağan olağanüstü yağmurun neden olduğu dere taşması olayı sonucu yükselen suyun, TIR seviyesindeki yüke ulaşıp zarar verdiği dosya kapsamı ile sabit ve çekişmesizdir.
Oysa, «taşıma sözleşmesi» ve ekleri ile gümrük işlemlerine ilişkin belgeler celbedilerek ve ek rapor alınarak, taşıma süresi ve taşımaya başlama gününün kararlaştırılıp kararlaştırılmadığı, kararlaştırılmamışsa, makul bir taşıma süresinin ve buna göre ne zaman yola çıkılması gerekeceğinin belirlenmesi, yükün «teslim» alınmasından sonra davalının Pazartesi gününe kadar beklemesinde zaruret bulunup bulunmadığı, beklemeye davacının neden olup olmadığı, tarafların karşılıklı «kusurlarının» bulunup bulunmadığı, yola çıkışta gecikme nedeniyle meydana gelen zararın gümrük işlemlerinin uzamasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı, zarar ile tarafların hangisinin hangi eylemi ile «nedensellik bağı» kurulabileceği, bir başka ifade ile davalının yukarıda bahsedilen «kurtuluş beyyinesinden» istifade edip edemeyeceği ve ayrıca aracın davacıya ait parkta beklerken meydana gelen su taşkınlığının aniden olup olmadığı, suyun yükselmesi esnasında aracın bu yerden uzaklaştırılmasının mümkün bulunup bulunmadığı, davalının bu konuda gerekli dikkat ve özen görevini yerine getirip getirmediği, dolayısıyla kusurunun bulunup bulunmadığı hususlarının açıklığa kavuşturulması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Dava, «taşıma sözleşmesine» dayalı alacak için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaYine, aynı Konvansiyonun 32/1-a maddesine göre «zamanaşımı»; kısmi kayıp, «hasar» veya gecikmelerde «teslim» etme tarihinden itibaren başlar ve aynı maddenin 1/«son» fıkrasına göre zamanaşımının işlemeye başladığı gün hesaba «dahil» edilemez.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamının incelenmesi ile CMR 32/1-b maddesine göre taşımacının yükü aldığı yerde dava açabileceği, bu suretten mahkemenin yetkili olduğu, emtianın 18.08.2008 tarihinde varış yerine «teslim» edildiği, kısmi «hasar» söz konusu olduğunda 1 yıllık «zamanaşımı» süresinin 18.08.2009 tarihinde sona erdiği, davanın 19.08.2009 tarihinde açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, CMR Konvansiyonu'na tabii «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan «hasar» bedelinin tazmini istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teslim tarihi · dahili dava · zamanaşımı
Benzer bu karardaYine, aynı Konvansiyonun 32/1-a maddesine göre «zamanaşımı»; kısmi kayıp, «hasar» veya gecikmelerde «teslim» etme tarihinden itibaren başlar ve aynı maddenin 1/«son» fıkrasına göre zamanaşımının işlemeye başladığı gün hesaba «dahil» edilemez.
Somut olayda «hasar» gören yükün «teslim tarihi» 18.08.2008 olup yukarıda açıklanan kurallar gereğince «zamanaşımı» süresi 19.08.2008 tarihinde başlamış ve görülmekte olan dava ise 19.08.2009 tarihinde harcın yatırılması suretiyle açılmış olduğuna göre, davanın zamanaşımı süresi geçtiğinden bahisle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamının incelenmesi ile CMR 32/1-b maddesine göre taşımacının yükü aldığı yerde dava açabileceği, bu suretten mahkemenin yetkili olduğu, emtianın 18.08.2008 tarihinde varış yerine «teslim» edildiği, kısmi «hasar» söz konusu olduğunda 1 yıllık «zamanaşımı» süresinin 18.08.2009 tarihinde sona erdiği, davanın 19.08.2009 tarihinde açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/9422 E. , 2010/813 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 2.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04.03.2008 tarih ve 2006/75-2008/84 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait tekstil emtiasının İstanbul’dan Slovenya’ya nakliyesinin davalı tarafından yapılmak üzere emtianın davalıya ait tıra yüklendiğini, daha sonra davalının aracı kendilerine ait otoparka park ettiğini, 4 gün sonra meydana gelen yağış nedeniyle park alanının yakınındaki derenin taşması sonucu suların tır içine girdiğini ve emtianın kullanılamayacak şekilde hasarlandığını, davalının taşıma sözleşmesine göre hasardan sorumlu olduğunu, alacağın tahsili için başlatılan takibe davalının haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, aşırı yağış nedeniyle tır parkının sular altında kalmasının ve emtianın hasarlanmasının önlenmesine imkan bulunmayan olağanüstü hal olarak kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle CMR Konvansiyonu’nun 17/2. maddesine göre davalının sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taşıma sözleşmesine dayalı alacak için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalı taşıyanın davacı taşıtandan 30.06.2006 Perşembe günü teslim aldığı tekstil ürünlerinin yüklendiği TIR’ın yola çıkmadan önce beklediği TIR parkında, 04.07.2006 Pazartesi günü son 20 yılın en şiddetli ve fazla yağan olağanüstü yağmurun neden olduğu dere taşması olayı sonucu yükselen suyun, TIR seviyesindeki yüke ulaşıp zarar verdiği dosya kapsamı ile sabit ve çekişmesizdir. Mahkemece, yağmurun önceden tahmin edilemeyecek şiddette olduğunun sabit olması nedeniyle CMR Konvansiyonu’nun 17/2. maddesi uyarınca davalının sorumlu tutulamayacağı kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, davacı vekili tüm aşamalarda yükün teslim alınmasından sonra davalı tarafından hemen hareket edilmeyip aracın bekletildiğini, bu sırada da anılan olayın meydana geldiğini, şayet hemen hareket edilse idi bu zararın meydana gelmeyeceğini, davalının bu nedenle kusurlu olduğunu ileri sürmüştür.
Gerçekten de CMR Konvansiyonu’nun 17/2. maddesinde, kayıp, hasar ve gecikmenin taşıyıcının kaçınamayacağı ve sonuçlarına engel olamayacağı bir olaydan doğmuş ise taşıyıcının sorumluluktan kurtulacağı öngörülmüştür. Deneyimli ve basiretli bir taşımacının göstermesi gereken özen ve tedbire rağmen bu sonuç ortaya çıkacak ise taşıyıcının sorumlu olmadığı kabul edilebilecektir. Doktrinde bir görüşe göre basiretli bir tacirin göstereceği özenin üzerinde, hatta basiretli bir taşımacıdan beklenen dikkat ve özenin ötesinde en üst düzeyde özenin gösterilmesine ihtiyaç duyulur (Bkz:Arıkan Sabih, Karada Yapılan Eşya Taşımalarında Taşıyıcının Sorumluluğu, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü Yayın No:40, Ankara, 1982, Sh 44).
Meydana gelen aynı olay nedeniyle davalı hakkında açılan bir başka dosyada Dairemizin 2008/2440 Esas, 2009/6634 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere, yaz ortasında anormal bir kış havası yaşanması ve bunun meteoroloji tarafından önceden bildirilmemiş olması gibi durumların taşıyıcıyı sorumluluktan kurtaracağı, somut olayda olduğu gibi davalının öngöremeyeceği ve önleyemeyeceği bir doğa olayı nedeniyle meydana gelen zarardan anılan 17/2. madde uyarınca davalının sorumlu tutulamayacağı sonucuna varılmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır.
Ancak, mahkemece davacının itirazları üzerinde yeterince durulmadan yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir. Oysa, taşıma sözleşmesi ve ekleri ile gümrük işlemlerine ilişkin belgeler celbedilerek ve ek rapor alınarak, taşıma süresi ve taşımaya başlama gününün kararlaştırılıp kararlaştırılmadığı, kararlaştırılmamışsa, makul bir taşıma süresinin ve buna göre ne zaman yola çıkılması gerekeceğinin belirlenmesi, yükün teslim alınmasından sonra davalının Pazartesi gününe kadar beklemesinde zaruret bulunup bulunmadığı, beklemeye davacının neden olup olmadığı, tarafların karşılıklı kusurlarının bulunup bulunmadığı, yola çıkışta gecikme nedeniyle meydana gelen zararın gümrük işlemlerinin uzamasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı, zarar ile tarafların hangisinin hangi eylemi ile nedensellik bağı kurulabileceği, bir başka ifade ile davalının yukarıda bahsedilen kurtuluş beyyinesinden istifade edip edemeyeceği ve ayrıca aracın davacıya ait parkta beklerken meydana gelen su taşkınlığının aniden olup olmadığı, suyun yükselmesi esnasında aracın bu yerden uzaklaştırılmasının mümkün bulunup bulunmadığı, davalının bu konuda gerekli dikkat ve özen görevini yerine getirip getirmediği, dolayısıyla kusurunun bulunup bulunmadığı hususlarının açıklığa kavuşturulması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1008251000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz