Borçlu olmadığının tespiti | İcra takibine itirazın iptali | Tazminat | Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1015 E. 2023/7767 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
denetime elverişli rapor↗ temlik sözleşmesi↗ i̇i̇k 194↗ i̇i̇k 257↗ alacağın temliki↗ tasdik kararı↗ usuli kazanılmış hak↗ denetime elverişlilik↗ kazanılmış hak↗ ispat yükü↗ mahsup↗ temlik↗ limited şirket↗ ticari defter↗ iflas↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ menfi tespit↗ temsil↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 20.03.2015 tarih, 2014/523 E. ve 2015/132 K. sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. (Birinci) Bozma Kararı
Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 05.04.2018 tarih, 2016/14036 E. ve 2018/1879 K. sayılı kararıyla davacı ve temlik verenin ticari kayıtları ayrıntılı bir şekilde konusunda uzman bir bilirkişiye ya da bilirkişi kuruluna incelettirilip, denetime elverişli bir rapor alınarak, varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 03.12.2019 tarih, 2018/194 E. ve 2019/303 K. sayılı kararı ile davalının gerçek kişi olduğu ve ticari defterinin bulunmadığı, bu nedenle davacı ile davadışı temlik eden şirketin defterlerinin incelendiği, buna göre deftere kayıtlı faturalardan davacının banka havalesi yoluyla yaptığı ödemelerin mahsubu ile temlik eden şirketin temlik tarihi itibariyle davacıdan olan alacağının 138.742,15 TL olduğu, temlik tarihi itibariyle davalıya 186.257,85 TL fazla temlikte bulunulduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
D. (İkinci) Bozma Kararı
Dairemizin 31.05.2021 tarih, 2020/4095 E. ve 2021/4604 K. sayılı kararıyla davacının yaptığı ödemelerin bir kısmı ... ve ...'a yapılmış olup bu kişilerin davadışı temlik eden şirketin çalışanı ya da temsilcisi olmadıkları, bu durumda mahkemece bu ödemelerin ne sebeple davacının borcundan mahsup edildiği açıklanmadan yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesi ile bozulmuştur.
E. Mahkemece (İkinci) Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece 08.11.2022 tarih, 2022/334 E. ve 222/191 K. sayılı kararı ile dekontların bir kısmı incelendiğinde ... ve ...'ın alıcı olarak göründüğü, bu kişilere yapılan ödeme doğrudan temlik edene yapılan ödeme anlamına gelmeyeceği, bu kişilerin duruşmada alınan beyanlarında, kendilerinin ticari hesaplarını ... ...'nın kullandığını, kendi hesaplarına gelen parayı bu kişinin çektiğini, Solunay inşaatın ... ... ile bir ticari ilişkisi olduğunu bilmediklerini beyan ettikleri, dava dışı temlik veren şirketin sicil kayıtları incelendiğinde ismi geçen ... ... isimli kişinin şirket temsilcisi olmadığının anlaşıldığı, bu sebeple dava dışı temlik eden şirkete yapılan ödemeden söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ... ...’nın Ant Alt Yapı… Ltd. Şti.nin görünmeyen ortağı olduğunu, Ant Ltd. şirketi yetkilisi tarafından şirketi temsil etmek üzere bu şahsın yetkili kılındığını, tanık beyanlarında da belirtildiği üzere müvekkilinin ilgili şirkete ödemelerin bir kısmını direk banka hesabından, bir kısmını nakit olarak tutanak karşılığında ve bir kısmını da ilgili şirketin fiiliyatta ortağı olan ... ... isimli şahsın belirlediği ... ve ... isimli kişilerin hesabına Ant Alt Yapı cari borcuna karşılık olarak yaptığını, ilgili firma Ant Alt Yapı … Ltd. Şti.’nin temsilcisi olan ... beyanında belirttiği üzere ilgili firmanın müvekkil şirketten herhangi bir alacağı bulunmadığını, bozma ilamında adı geçen kişilerin ödemeleri Ant Yapı Şirketi ortağı ... ... adına aldıklarını açıkça beyan etmeleri ve ödeme dekontlarında da açıkça Ant Yapı adına bu ödemelerin yapıldığı belirtilmesine rağmen yapılan bu ödemelerin temlik eden şirket alacağından mahsup edilmemesi gerektiğini, mahkemece bozma ilamı doğrultusunda bu ödemelerin borçtan neden mahsup edildiğinin açıklaması yerine doğrudan davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalının ve temlik verenin davacı müvekkilden alacaklı olduğunu ispatlaması gerektiğini, ancak davalının zaten hiçbir bilgi, belge, ticari defteri olmamakla birlikte temlik verenin de usulüne uygun tutulmuş, onaylanmış, kapanış tasdiki yaptırılmış bir ticari defteri de bulunmadığını, müvekkilinin yapmış olduğu ödemelere ilişkin belgeler ve temlik veren şirket temsilcisinin beyanlarının görmezden gelindiğini, oysa temlik verenin müvekkilden alacaklı olduğunu ispat yükü davalı tarafta olup davalının bu ispat yükümlülüğüne ilişkin hiçbir belge sunamadığını, bu durumda davanın kabulü gerektiğini, ayrıca üç kez Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen icra inkar tazminatının reddine dair kararın müvekkili açısından usuli kazanılmış hak doğurmasına rağmen mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, temlike dayalı alacağın tahsiline yönelik başlatılan icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra İflas Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu.
3. Değerlendirme
1. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Mahkemenin 08.11.2022 tarih, 2022/334 E. ve 222/191 K. sayılı ilamı ile; davacının yaptığı ödemelerin bir kısmının ... ve ...'a yapılmış olduğu, bu kişilerin dava dışı temlik eden şirketin çalışanı ya da temsilcisi olmadıkları, bu durumda mahkemece bu ödemelerin ne gerekçe ile borçtan mahsup edildiğinin izahı gereğine işaret edilerek karar bozulmuştur. Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 05.04.2018 tarih, 2016/14036 E. ve 2018/1879 K. sayılı ilk bozma ilamında ise; davacı ile temlik veren arasında her zaman düzenlenecek belgenin gerçek bir ödeme olarak kabul edilemeyeceği belirtilmiştir. Mahkemece bozma ilamlarına uyulmasına rağmen, bizzat temlik eden şirket adına yapılan ödemeler dahi nazara alınmadan davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, davacı tarafından temlik eden şirket ile ilgisi bulunmayan gerçek kişiler adına yapılan ödemeler, temlik edene yapılan ödeme olarak kabul edilmemesi, bu miktarlar yönünden davanın reddi doğru ise de davacının temlik eden şirket adına yaptığı ödeme miktarı kadar ise borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken, bu ayrım yapılmadan yazılı gerekçe ile davanın tümden reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/6020 E. 2024/8383 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/519 E. 2023/3827 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanının terkini · ticaret unvanı · marka hakkına tecavüz · terkin · haksız rekabet · ibraz
Benzer bu karardaTaraflar arasındaki «ticaret unvanının terkini» ve «marka hakkına tecavüzün» tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… ıtlı olarak kullandığı ve marka olarak tescil edilen bu ibareye ilişkin yatırımlar yaparak bilinirlik kazandırdığı, davalının ticaret unvanındaki "ANT" kelimesi ile «ticaret unvanını» 2016 tarihinde tescil ettirdiğini, her iki tarafın da iştigal konusunun inşaata ilişkin olduğunu, davalının ve davacının ticaret unvanındaki "ANT" ibaresinden faydalanma kastının bulunduğunu, aynı alanda faaliyet gösteren davacıdan davalının haberdar olmamasının mümkün olmadığı, davalının eylemlerinin «haksız rekabet» oluşturacağı, davalının ticaret unvanındaki "ANT" ibaresini markasal olarak kullandığına ilişkin delil «ibraz» edilmediği, davalının tescilli ticaret unvanını kullanmasının marka hakkında tecavüz sayılmayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının ticaret unvanındaki "ANT" ibaresinin sicilden terkinine, «marka hakkına tecavüze» ilişkin davacının talebinin reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «ticaret unvanının terkini» ve «marka hakkına tecavüzün» tespiti istemine ilişkindir.
… 00 yılından bu yana ticaret sicilinde kayıtlı unvan olarak kullanıldığını, davalı tarafından müvekkili şirketin faaliyet alanına benzer nitelikteki alanda davacının «ticaret unvanı» ile karıştırılabilecek ticaret unvanının tescil edildiğini ileri sürerek ticaret unvanındaki "ANT" ibaresinin terkinine, «marka hakkına tecavüz» nedeniyle tecavüzün tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
-
YİDK kararının iptali | Kurum kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1581 E. 2023/5212 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:hak düşürücü süre · uyuşmazlık konusu · ortalama tüketici · ayırt edicilik · iltibas
Benzer bu kararda… lduğunu, başvuruya konu işarette yer alan “FINANCIAL” ibaresinin başvuru kapsamından çıkarılan mallar ve hizmetler bakımından doğrudan tanımlayıcı olup herhangi bir «ayırt ediciliği» bulunmadığını, başvuruya konu işarette esas unsur olarak yer alan “ANT” ibaresi ise redde mesnet markanın da esas unsurunu oluşturduğunu, bu itibarla başvuru konusu işaret ile redde mesnet marka arasında «ortalama tüketicinin» görsel, işitsel ve kavramsal algısı bakımından «iltibasa» neden olacak derecede benzerlik bulunduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
… ih ve sayısı belirtilen kararı ile 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi hükmünün uygulanabilmesi için markalar arasındaki benzerliğin «iltibasa» yol açacağının ayrıca inceleme yapılmasını gereksiz kılacak derecede güçlü ve açık olmasının gerektiği, buna göre dava konusu "ANT FINANCIAL" ibareli başvuru ile redde mesnet "şekil+ANT" ibareli markalar arasında belirtilen anlamda bir benzerliğin bulunmadığı, başvuruya, anılan madde kapsamında yeterli «ayırt ediciliğin» sağlandığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın 2 aylık «hak düşürücü süre» içerisinde açılmadığını, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında başvurunun reddedildiği 36 ncı sınıf yönünden 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğunu, Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «uyuşmazlık konusu» 36 ncı sınıf hizmetler ile redde mesnet marka kapsamında yer alan hizmetlerin aynı/aynı tür olduğu ancak dava konusu "ANT FINANCIAL" ibareli başvuru ile "ANT" ibar …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/1015 E. , 2023/7767 K.
"İçtihat Metni"
Esas No : 2023/1015
Karar No : 2023/7767
¸
T. C.
YARGITAY
1 1 . HUKUKDAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGITAYİL Â M I
Esas No : 2023/1015
Karar No : 2023/7767
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Aksaray 1.Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ 08.11.2022
SAYISI 2022/334 Esas - 2022/191 Karar
DAVACI Solunay İnşaat Maden Otomotiv Makina Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekili Avukat Fatih Önal
DAVALI ... vekili Avukat ...
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Davanın reddi
TEMYİZ EDEN Davacı vekili
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının davacıya yönelik 30.04.2014 tarihli 325.000,00 TL bedelli temlik senedine dayalı takip başlattığını, ancak davacının böyle bir borcu bulunmadığını, icra takibinin hangi alacağı kapsadığının anlaşılamadığını, davacının takip konusu alacağı temlik eden dava dışı Ant Alt Yapı Ltd. Şti. ile ticari ilişkisinin bulunduğunu, ancak bu ticari ilişki nedeniyle olan borcun ödendiğini ileri sürerek davacının icra takip dosyasından borcu olmadığının tespitine, % 20 oranında kötü niyetli takip tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davadışı temlik eden şirketten olan alacağının tahsili amacıyla takip dayanağı temlik sözleşmesinin yapıldığını, davacının dilekçe ekine eklediği ödeme dekontlarından temlik eden şirketin ismine yapılmayan, temlik eden şirketle ilgisi bulunmayan gerçek kişilerin isimlerine yapılan ödemeleri kabul etmediklerini belirterek davanın reddi ile % 20 oranında tazminat istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen (İlk) Karar
Mahkemece 20.03.2015 tarih, 2014/523 E. ve 2015/132 K. sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. (Birinci) Bozma Kararı
Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 05.04.2018 tarih, 2016/14036 E. ve 2018/1879 K. sayılı kararıyla davacı ve temlik verenin ticari kayıtları ayrıntılı bir şekilde konusunda uzman bir bilirkişiye ya da bilirkişi kuruluna incelettirilip, denetime elverişli bir rapor alınarak, varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 03.12.2019 tarih, 2018/194 E. ve 2019/303 K. sayılı kararı ile davalının gerçek kişi olduğu ve ticari defterinin bulunmadığı, bu nedenle davacı ile davadışı temlik eden şirketin defterlerinin incelendiği, buna göre deftere kayıtlı faturalardan davacının banka havalesi yoluyla yaptığı ödemelerin mahsubu ile temlik eden şirketin temlik tarihi itibariyle davacıdan olan alacağının 138.742,15 TL olduğu, temlik tarihi itibariyle davalıya 186.257,85 TL fazla temlikte bulunulduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
D. (İkinci) Bozma Kararı
Dairemizin 31.05.2021 tarih, 2020/4095 E. ve 2021/4604 K. sayılı kararıyla davacının yaptığı ödemelerin bir kısmı ... ve ...'a yapılmış olup bu kişilerin davadışı temlik eden şirketin çalışanı ya da temsilcisi olmadıkları, bu durumda mahkemece bu ödemelerin ne sebeple davacının borcundan mahsup edildiği açıklanmadan yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesi ile bozulmuştur.
E. Mahkemece (İkinci) Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece 08.11.2022 tarih, 2022/334 E. ve 222/191 K. sayılı kararı ile dekontların bir kısmı incelendiğinde ... ve ...'ın alıcı olarak göründüğü, bu kişilere yapılan ödeme doğrudan temlik edene yapılan ödeme anlamına gelmeyeceği, bu kişilerin duruşmada alınan beyanlarında, kendilerinin ticari hesaplarını ... ...'nın kullandığını, kendi hesaplarına gelen parayı bu kişinin çektiğini, Solunay inşaatın ... ... ile bir ticari ilişkisi olduğunu bilmediklerini beyan ettikleri, dava dışı temlik veren şirketin sicil kayıtları incelendiğinde ismi geçen ... ... isimli kişinin şirket temsilcisi olmadığının anlaşıldığı, bu sebeple dava dışı temlik eden şirkete yapılan ödemeden söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ... ...’nın Ant Alt Yapı… Ltd. Şti.nin görünmeyen ortağı olduğunu, Ant Ltd. şirketi yetkilisi tarafından şirketi temsil etmek üzere bu şahsın yetkili kılındığını, tanık beyanlarında da belirtildiği üzere müvekkilinin ilgili şirkete ödemelerin bir kısmını direk banka hesabından, bir kısmını nakit olarak tutanak karşılığında ve bir kısmını da ilgili şirketin fiiliyatta ortağı olan ... ... isimli şahsın belirlediği ... ve ... isimli kişilerin hesabına Ant Alt Yapı cari borcuna karşılık olarak yaptığını, ilgili firma Ant Alt Yapı … Ltd. Şti.’nin temsilcisi olan ... beyanında belirttiği üzere ilgili firmanın müvekkil şirketten herhangi bir alacağı bulunmadığını, bozma ilamında adı geçen kişilerin ödemeleri Ant Yapı Şirketi ortağı ...
... adına aldıklarını açıkça beyan etmeleri ve ödeme dekontlarında da açıkça Ant Yapı adına bu ödemelerin yapıldığı belirtilmesine rağmen yapılan bu ödemelerin temlik eden şirket alacağından mahsup edilmemesi gerektiğini, mahkemece bozma ilamı doğrultusunda bu ödemelerin borçtan neden mahsup edildiğinin açıklaması yerine doğrudan davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalının ve temlik verenin davacı müvekkilden alacaklı olduğunu ispatlaması gerektiğini, ancak davalının zaten hiçbir bilgi, belge, ticari defteri olmamakla birlikte temlik verenin de usulüne uygun tutulmuş, onaylanmış, kapanış tasdiki yaptırılmış bir ticari defteri de bulunmadığını, müvekkilinin yapmış olduğu ödemelere ilişkin belgeler ve temlik veren şirket temsilcisinin beyanlarının görmezden gelindiğini, oysa temlik verenin müvekkilden alacaklı olduğunu ispat yükü davalı tarafta olup davalının bu ispat yükümlülüğüne ilişkin hiçbir belge sunamadığını, bu durumda davanın kabulü gerektiğini, ayrıca üç kez Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen icra inkar tazminatının reddine dair kararın müvekkili açısından usuli kazanılmış hak doğurmasına rağmen mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, temlike dayalı alacağın tahsiline yönelik başlatılan icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra İflas Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu.
3. Değerlendirme
1. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Mahkemenin 08.11.2022 tarih, 2022/334 E. ve 222/191 K. sayılı ilamı ile; davacının yaptığı ödemelerin bir kısmının ... ve ...'a yapılmış olduğu, bu kişilerin dava dışı temlik eden şirketin çalışanı ya da temsilcisi olmadıkları, bu durumda mahkemece bu ödemelerin ne gerekçe ile borçtan mahsup edildiğinin izahı gereğine işaret edilerek karar bozulmuştur. Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 05.04.2018 tarih, 2016/14036 E. ve 2018/1879 K. sayılı ilk bozma ilamında ise; davacı ile temlik veren arasında her zaman düzenlenecek belgenin gerçek bir ödeme olarak kabul edilemeyeceği belirtilmiştir. Mahkemece bozma ilamlarına uyulmasına rağmen, bizzat temlik eden şirket adına yapılan ödemeler dahi nazara alınmadan davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, davacı tarafından temlik eden şirket ile ilgisi bulunmayan gerçek kişiler adına yapılan ödemeler, temlik edene yapılan ödeme olarak kabul edilmemesi, bu miktarlar yönünden davanın reddi doğru ise de davacının temlik eden şirket adına yaptığı ödeme miktarı kadar ise borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken, bu ayrım yapılmadan yazılı gerekçe ile davanın tümden reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
28.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1003585500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz