YİDK kararının iptali | Kurum kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1581 E. 2023/5212 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '2 aylık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hak düşürücü süre↗ uyuşmazlık konusu↗ esastan ret↗ ortalama tüketici↗ ayırt edicilik↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınâi Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/377 E., 2019/506 K.
Taraflar arasındaki Kurum kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "ANT FINANCIAL" ibareli marka başvurusunun Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından 2016/45370 sayılı "ANT" ibareli marka gerekçe gösterilerek tescili istenen 36 ncı sınıf yönünden 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendine istinaden reddedildiğini, bu karara karşı yaptıkları itirazlarının da YİDK tarafından nihai olarak reddine karar verildiğini, oysa markaların 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi anlamında benzer olmadığını ileri sürerek 2018-M-7022 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın 2 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında başvurunun reddedildiği 36 ncı sınıf yönünden 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğunu, Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyuşmazlık konusu 36 ncı sınıf hizmetler ile redde mesnet marka kapsamında yer alan hizmetlerin aynı/aynı tür olduğu ancak dava konusu "ANT FINANCIAL" ibareli başvuru ile "ANT" ibareli redde mesnet marka işaretleri arasında 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi anlamında ayırt edilmeyecek derecede benzerlik bulunmadığı, zira başvuru ve redde mesnet markalar arasında kısmen sescil benzerlik olsa da davacı başvurusunun içerdiği diğer kelime unsuru ve redde mesnet markadaki şekil unsuru itibariyle görsel olarak birbirlerinden farklılaştıkları, bu sayede ayrı işaretler olarak ortalama yararlanıcılar ve tüketiciler bakımından anlaşılabilir hale geldikleri, özellikle başvurudaki farklı kelime unsuru ile redde mesnet markadaki şekil ve renk unsurlarının başvuruyu redde mesnet markadan farklılaştırdığı, zira redde mesnet marka ve başvuru arasındaki benzerliğin ilk görüşte oluşan mutlak bir benzerlik olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu başvurunun reddedildiği 36 ncı sınıf hizmetler ile redde mesnet kapsamında yer alan hizmetlerin aynı/aynı tür olduğunu, başvuruya konu işarette yer alan “FINANCIAL” ibaresinin başvuru kapsamından çıkarılan mallar ve hizmetler bakımından doğrudan tanımlayıcı olup herhangi bir ayırt ediciliği bulunmadığını, başvuruya konu işarette esas unsur olarak yer alan “ANT” ibaresi ise redde mesnet markanın da esas unsurunu oluşturduğunu, bu itibarla başvuru konusu işaret ile redde mesnet marka arasında ortalama tüketicinin görsel, işitsel ve kavramsal algısı bakımından iltibasa neden olacak derecede benzerlik bulunduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi hükmünün uygulanabilmesi için markalar arasındaki benzerliğin iltibasa yol açacağının ayrıca inceleme yapılmasını gereksiz kılacak derecede güçlü ve açık olmasının gerektiği, buna göre dava konusu "ANT FINANCIAL" ibareli başvuru ile redde mesnet "şekil+ANT" ibareli markalar arasında belirtilen anlamda bir benzerliğin bulunmadığı, başvuruya, anılan madde kapsamında yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının markası ile redde mesnet marka arasında 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi anlamında ayniyet veya ayırt edilemeyecek kadar benzerlik olup olmadığı, YİDK kararının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi hükmü.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/519 E. 2023/3827 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanının terkini · ticaret unvanı · marka hakkına tecavüz · terkin · haksız rekabet · ibraz
Benzer bu karardaTaraflar arasındaki «ticaret unvanının terkini» ve «marka hakkına tecavüzün» tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… ıtlı olarak kullandığı ve marka olarak tescil edilen bu ibareye ilişkin yatırımlar yaparak bilinirlik kazandırdığı, davalının ticaret unvanındaki "ANT" kelimesi ile «ticaret unvanını» 2016 tarihinde tescil ettirdiğini, her iki tarafın da iştigal konusunun inşaata ilişkin olduğunu, davalının ve davacının ticaret unvanındaki "ANT" ibaresinden faydalanma kastının bulunduğunu, aynı alanda faaliyet gösteren davacıdan davalının haberdar olmamasının mümkün olmadığı, davalının eylemlerinin «haksız rekabet» oluşturacağı, davalının ticaret unvanındaki "ANT" ibaresini markasal olarak kullandığına ilişkin delil «ibraz» edilmediği, davalının tescilli ticaret unvanını kullanmasının marka hakkında tecavüz sayılmayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının ticaret unvanındaki "ANT" ibaresinin sicilden terkinine, «marka hakkına tecavüze» ilişkin davacının talebinin reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «ticaret unvanının terkini» ve «marka hakkına tecavüzün» tespiti istemine ilişkindir.
… 00 yılından bu yana ticaret sicilinde kayıtlı unvan olarak kullanıldığını, davalı tarafından müvekkili şirketin faaliyet alanına benzer nitelikteki alanda davacının «ticaret unvanı» ile karıştırılabilecek ticaret unvanının tescil edildiğini ileri sürerek ticaret unvanındaki "ANT" ibaresinin terkinine, «marka hakkına tecavüz» nedeniyle tecavüzün tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14933 E. 2016/6703 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sınırlı sorumluluk · sorumluluk sigortası · vekalet ücreti takdiri · ihbar olunan · müteselsil sorumluluk · yargılama giderleri · infaz · ihbar
Benzer bu kararda2- Mahkemece hükmedilen «maddi tazminattan» davalı ... şirketinin «sorumluluğunun sigorta» limitleri ile sınırlı olduğu bildirilmişse de sigorta şirketinin sorumlu olduğu miktarın gösterilmemesi bu suretle de «infazda» terddüt yaratacak şekilde hüküm kurulması doğru görülmediği gibi davalı ... şirketi maddi tazminattan poliçede belirtilen limitle «sınırlı sorumlu» olduğuna göre kabul edilen maddi tazminat miktarından sorumlu olduğu oran nispetinde «harç», «vekalet ücreti» ve «yargılama giderleriyle» yükümlü olması gerekirken harç, vekalet ücreti ve «yargılama giderlerinin» tamamından diğer davalılarla birlikte müştereken ve «müteselsilen sorumlu» tutulması doğru olmamıştır.
… iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davanın kısmen kabulüne, davacının manevi tazminat ve tedavi giderlerine ilişkin talepleri hususunda karar «verilmesine yer olmadığına», 561.536,41 TL kazanç kaybından oluşan «maddi tazminatın» (davalı ... şirketi açısından dava tarihinden ve sorumlu oldukları poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere ve tüm tarafların «ihbar olunan» sigortalara rucü hakkı saklı kalmak kaydıyla) davalılardan kaza tarihinden (11/05/2011) itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Bu suretle hükmedilen «maddi tazminattan» davalı ... şirketi poliçede belirtilen limitle sorumlu olduğuna göre davalı ... şirketi lehine sorumlu bulunmadığı kısım nazara alınarak «vekalet ücreti takdiri» gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması yerinde görülmemiş, kararın davalı .... yararına bozulması gerekmiştir.
-
Borçlu olmadığının tespiti | İcra takibine itirazın iptali | Tazminat | Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1015 E. 2023/7767 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 194 · i̇i̇k 257 · tasdik kararı · usuli kazanılmış hak · denetime elverişlilik · kazanılmış hak · ispat yükü · mahsup
Benzer bu karardaŞti.’nin «temsilcisi» olan ... beyanında belirttiği üzere ilgili firmanın müvekkil şirketten herhangi bir alacağı bulunmadığını, bozma ilamında adı geçen kişilerin ödemeleri Ant Yapı Şirketi ortağı ... ... adına aldıklarını açıkça beyan etmeleri ve ödeme dekontlarında da açıkça Ant Yapı adına bu ödemelerin yapıldığı belirtilmesine rağmen yapılan bu ödemelerin «temlik» eden şirket alacağından «mahsup» edilmemesi gerektiğini, mahkemece bozma ilamı doğrultusunda bu ödemelerin borçtan neden mahsup edildiğinin açıklaması yerine doğrudan davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalının ve temlik verenin davacı müvekkilden alacaklı olduğunu ispatlaması gerektiğini, ancak davalının zaten hiçbir bilgi, belge, «ticari defteri» olmamakla birlikte temlik verenin de usulüne uygun tutulmuş, onaylanmış, kapanış «tasdiki» yaptırılmış bir ticari defteri de bulunmadığını, müvekkilinin yapmış olduğu ödemelere ilişkin belgeler ve temlik veren şirket temsilcisinin beyanlarının görmezden gelindiğini, oysa temlik verenin müvekkilden alacaklı olduğunu «ispat yükü» davalı tarafta olup davalının bu ispat yükümlülüğüne ilişkin hiçbir belge sunamadığını, bu durumda davanın kabulü gerektiğini, ayrıca üç kez Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen «icra inkar tazminatının» reddine dair kararın müvekkili açısından «usuli kazanılmış hak» doğurmasına rağmen mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 03.12.2019 tarih, 2018/«194» E. ve 2019/303 K. sayılı kararı ile davalının gerçek kişi olduğu ve «ticari defterinin» bulunmadığı, bu nedenle davacı ile davadışı «temlik» eden şirketin defterlerinin incelendiği, buna göre deftere kayıtlı faturalardan davacının banka havalesi yoluyla yaptığı ödemelerin mahsubu ile temlik eden şirketin temlik tarihi itibariyle davacıdan olan alacağının 138.742,15 TL olduğu, temlik tarihi itibariyle davalıya 186.«257»,85 TL fazla temlikte bulunulduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Hukuk Dairesinin 05.04.2018 tarih, 2016/14036 E. ve 2018/1879 K. sayılı kararıyla davacı ve «temlik» verenin ticari kayıtları ayrıntılı bir şekilde konusunda uzman bir bilirkişiye ya da bilirkişi kuruluna incelettirilip, «denetime elverişli» bir rapor alınarak, varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
D. (İkinci) Bozma Kararı Dairemizin 31.05.2021 tarih, 2020/4095 E. ve 2021/4604 K. sayılı kararıyla davacının yaptığı ödemelerin bir kısmı ... ve ...'a yapılmış olup bu kişilerin davadışı «temlik» eden şirketin çalışanı ya da «temsilcisi» olmadıkları, bu durumda mahkemece bu ödemelerin ne sebeple davacının borcundan «mahsup» edildiği açıklanmadan yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesi ile bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1581 E. , 2023/5212 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/462 Esas, 2021/1506 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 1. Fikri ve Sınâi Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2018/377 E., 2019/506 K.
Taraflar arasındaki Kurum kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "ANT FINANCIAL" ibareli marka başvurusunun Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından 2016/45370 sayılı "ANT" ibareli marka gerekçe gösterilerek tescili istenen 36 ncı sınıf yönünden 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendine istinaden reddedildiğini, bu karara karşı yaptıkları itirazlarının da YİDK tarafından nihai olarak reddine karar verildiğini, oysa markaların 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi anlamında benzer olmadığını ileri sürerek 2018-M-7022 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın 2 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında başvurunun reddedildiği 36 ncı sınıf yönünden 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğunu, Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyuşmazlık konusu 36 ncı sınıf hizmetler ile redde mesnet marka kapsamında yer alan hizmetlerin aynı/aynı tür olduğu ancak dava konusu "ANT FINANCIAL" ibareli başvuru ile "ANT" ibareli redde mesnet marka işaretleri arasında 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi anlamında ayırt edilmeyecek derecede benzerlik bulunmadığı, zira başvuru ve redde mesnet markalar arasında kısmen sescil benzerlik olsa da davacı başvurusunun içerdiği diğer kelime unsuru ve redde mesnet markadaki şekil unsuru itibariyle görsel olarak birbirlerinden farklılaştıkları, bu sayede ayrı işaretler olarak ortalama yararlanıcılar ve tüketiciler bakımından anlaşılabilir hale geldikleri, özellikle başvurudaki farklı kelime unsuru ile redde mesnet markadaki şekil ve renk unsurlarının başvuruyu redde mesnet markadan farklılaştırdığı, zira redde mesnet marka ve başvuru arasındaki benzerliğin ilk görüşte oluşan mutlak bir benzerlik olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu başvurunun reddedildiği 36 ncı sınıf hizmetler ile redde mesnet kapsamında yer alan hizmetlerin aynı/aynı tür olduğunu, başvuruya konu işarette yer alan “FINANCIAL” ibaresinin başvuru kapsamından çıkarılan mallar ve hizmetler bakımından doğrudan tanımlayıcı olup herhangi bir ayırt ediciliği bulunmadığını, başvuruya konu işarette esas unsur olarak yer alan “ANT” ibaresi ise redde mesnet markanın da esas unsurunu oluşturduğunu, bu itibarla başvuru konusu işaret ile redde mesnet marka arasında ortalama tüketicinin görsel, işitsel ve kavramsal algısı bakımından iltibasa neden olacak derecede benzerlik bulunduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi hükmünün uygulanabilmesi için markalar arasındaki benzerliğin iltibasa yol açacağının ayrıca inceleme yapılmasını gereksiz kılacak derecede güçlü ve açık olmasının gerektiği, buna göre dava konusu "ANT FINANCIAL" ibareli başvuru ile redde mesnet "şekil+ANT" ibareli markalar arasında belirtilen anlamda bir benzerliğin bulunmadığı, başvuruya, anılan madde kapsamında yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının markası ile redde mesnet marka arasında 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi anlamında ayniyet veya ayırt edilemeyecek kadar benzerlik olup olmadığı, YİDK kararının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi hükmü.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/954489900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz