Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1621 E. 2024/353 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
arabuluculuk son tutanağı↗ 6325 sayılı kanun 18/a-15↗ son tutanak↗ dava şartı arabuluculuk↗ ticaret sicili tescil ve ilan↗ keşide yeri↗ keşide tarihi↗ arabuluculuk↗ vade tarihi↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ ticaret sicili tescili↗ ticari dava niteliği↗ iyiniyet↗ ara karar↗ dava şartı yokluğu↗ kesin süre↗ istinaf incelemesi↗ kazanılmış hak↗ kötü niyet tazminatı↗ bono↗ vade↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ anonim şirket↗ kötü niyet↗ usulden reddi↗ ticaret sicili↗ iflas↗ yönetim kurulu kararı↗ kötüniyet↗ yetkisizlik kararı↗ menfi tespit↗ ilan↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ ibraz↗ temsil↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırıkkale 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/113 E., 2020/148 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen menfi tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından aleyhlerine kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibi başlatıldığını, davacı şirketin dava ve takip konusu bono nedeniyle davalı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, bono üzerinde şirketin ... yetkilisinin imzasının bulunduğunu ve müvekkili şirketi bağlamayacağını, ayrıca senedin keşide yeri, keşide tarihi ve vade tarihi gibi diğer kısımlarının da davalı alacaklı tarafından doldurulduğunu, davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek icra takibinden ve takibe konu bonodan dolayı müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça dava şartı olan arabuluculuk yoluna başvurulmadığını, yerel mahkemece bu hususa dikkat edilmeden tensip yapıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 15.09.2020 tarih, 2020/113 E. ve 2020/148 K. sayılı kararıyla; uyuşmazlığın niteliğe göre dava şartı arabuluculuğa tabi olduğu, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 18/A maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ara kararla verilen kesin süreye rağmen arabuluculuk son tutanağının ... ya da arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin ibraz edilmediği gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 06.11.2020 tarih, 2020/1215 E. ve 2020/1362 K. sayılı kararıyla; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararının vekalet ücreti yönünden düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm verilmesine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 24.05.2022 tarih, 2021/139 E. ve 2022/3987 K. sayılı kararıyla ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabulucuya gidilmiş olmasının dava şartı olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 370 ... maddesinde anonim şirketlerin aksi öngörülmediği sürece çift imza ile temsil edileceğinin düzenleme altına alındığı, davacı şirketin de yönetim kurulu kararı gereğince üç yönetim kurulu üyesinden herhangi ikisinin atacağı müşterek imza ile temsil ve ilzam edildiği, takibe konu bono üzerinde iki aynı imza bulunduğu, imzaların iki ayrı kişiye ait olduğu yönünde bilgi, belge ve iddia bulunmadığı, davacı şirket ... imza ile borçlandırılamayacağından dava konusu senet ve takip nedeniyle sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, dava konusu olan 25.05.2017 keşide tarihli, 30.06.2017 vade tarihli, 382.000,00 TL bedelli senet ve Kırıkkale 3. İcra Müdürlüğünün 2018/2786 E. (2019/11425 ... Esas) sayılı icra takibi nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötüniyetin ispat edilememesi nedeniyle davacının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının ... imza ile düzenlenmiş bonoyu takibe konu etmek suretiyle açıkça kötü niyetli davrandığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; temsil yetkisinin sınırlandırılmasının bu sınırlandırma ticaret siciline tescil ve ilan edilse dahi şirketle işlem yapan iyiniyetli kişileri bağlamayacağı, bu sınırlamanın ancak sınırlamayı ... kişiler bakımından sonuç doğuracağını belirterek usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, icra takibinden ve takibe konu bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi, 6102 sayılı Kanun'un 370 ve 678 ... maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1308 E. 2024/4693 K.
Ortak:arabuluculuk · dava şartı yokluğu · kötü niyet tazminatı · kaldırma ve yeniden hüküm · kötü niyet · usulden reddi · ticaret sicili · yönetim kurulu kararı · dava şartı · Menfi tespit
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 15.09.2020 tarih, 2020/113 E. ve 2020/148 K. sayılı kararıyla; uyuşmazlığın niteliğe göre dava «şartı arabuluculuğa» tabi olduğu, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 18/A maddesinin ikinci fıkrası uyarınca «ara» kararla verilen «kesin süreye» rağmen «arabuluculuk son tutanağının» ... ya da arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin «ibraz» edilmediği gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
… AVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından aleyhlerine kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibi başlatıldığını, davacı şirketin dava ve takip konusu «bono» nedeniyle davalı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, bono üzerinde şirketin ... yetkilisinin imzasının bulunduğunu ve müvekkili şirketi bağlamayacağını, ayrıca senedin «keşide yeri», «keşide tarihi» ve «vade tarihi» gibi diğer kısımlarının da davalı alacaklı tarafından doldurulduğunu, davalının «kötüniyetli» olduğunu ileri sürerek icra takibinden ve takibe konu bonodan dolayı müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine «kötü niyet tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
… ak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 370 ... maddesinde «anonim şirketlerin» aksi öngörülmediği sürece çift imza ile «temsil» edileceğinin düzenleme altına alındığı, davacı şirketin de «yönetim kurulu» kararı gereğince üç yönetim kurulu üyesinden herhangi ikisinin atacağı müşterek imza ile temsil ve ilzam edildiği, takibe konu «bono» üzerinde iki aynı imza bulunduğu, imzaların iki ayrı kişiye ait olduğu yönünde bilgi, belge ve iddia bulunmadığı, davacı şirket ... imza ile borçlandırılamayacağından dava konusu senet ve takip nedeniyle sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, dava konusu olan 25.05.2017 keşide tarihli, 30.06.2017 «vade» tarihli, 382.000,00 TL bedelli senet ve Kırıkkale 3.
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesinin 2020/113 E. sayılı dosyasında davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verildiği, kararın sadece vekâlet ücreti yönünden istinaf edildiği, dava tarihi itibariyle kararın vekâlet ücreti dışında kesinleşmiş olması nedeniyle «derdestlik» yönünden herhangi bir aykırılığın bulunmadığı, Ticaret Sicil Gazetesinde «ilan» edilen 23.05.2017 tarihli karara göre davacı şirketin «yönetim kurulu» üyelerinden herhangi ikisinin «müştereken temsil» ve ilzama yetkili olduğu, tek imza ile davacı şirketin borç altına sokulmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının takipte kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden davacının «kötü niyet tazminatı» isteminin reddine karar verilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/113 E., 2020/148 K. sayılı dosyası üzerinden «menfi tespit davası» açtığı, mahkemece «arabuluculuk» dava «şartı yokluğundan» 15.09.2020 tarihinde davanın «usulden reddine» karar verildiği, kararın davalı tarafından «vekalet ücreti» yönünden istinaf edildiği, Daireleri 16.11.2020 tarih, 2020/1215 E., 2020/1362 K. sayılı kararı ile vekâlet ücreti yönünden hüküm düzeltilmek suretiyle yeniden esas hakkında karar verildiği, kararın davalı tarafından vekâlet ücreti yönünden temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 24.05.2022 tarih, 2021/139 E. ve 2022/3987 K. sayılı ilamı ile, menfi tespit davasının «zorunlu arabuluculuk» dava şartına tabi olmadığı gerekçesiyle bozulduğu, bozma üzerine Dairelerince duruşma açılmak suretiyle 20.12.2022 tarihinde bozma ilamına uyularak davanın esası hakkında davanın kabulüne karar verildiği ve kararın henüz kesinleşmediği, 15.09.2020 tarihinden sonra 19.10.2020 tarihinde davacı tarafından arabuluculuk yoluna başvurulduğu, arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile sonuçlanması üzerine 25.11.2020 tarihinde eldeki davanın tekrar açıldığı, bu nedenle davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zorunlu arabuluculuk · müşterek temsilci · menfi tespit davası · lehtar · tespit davası · derdestlik · yargılama gideri
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesinin 2020/113 E., 2020/148 K. sayılı dosyası üzerinden «menfi tespit davası» açtığı, mahkemece «arabuluculuk» dava «şartı yokluğundan» 15.09.2020 tarihinde davanın «usulden reddine» karar verildiği, kararın davalı tarafından «vekalet ücreti» yönünden istinaf edildiği, Daireleri 16.11.2020 tarih, 2020/1215 E., 2020/1362 K. sayılı kararı ile vekâlet ücreti yönünden hüküm düzeltilmek suretiyle yeniden esas hakkında karar verildiği, kararın davalı tarafından vekâlet ücreti yönünden temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 24.05.2022 tarih, 2021/139 E. ve 2022/3987 K. sayılı ilamı ile, menfi tespit davasının «zorunlu arabuluculuk» dava şartına tabi olmadığı gerekçesiyle bozulduğu, bozma üzerine Dairelerince duruşma açılmak suretiyle 20.12.2022 tarihinde bozma ilamına uyularak davanın esası hakkında davanın kabulüne karar verildiği ve kararın henüz kesinleşmediği, 15.09.2020 tarihinden sonra 19.10.2020 tarihinde davacı tarafından arabuluculuk yoluna başvurulduğu, arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile sonuçlanması üzerine 25.11.2020 tarihinde eldeki davanın tekrar açıldığı, bu nedenle davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/113 E. sayılı dosyasında davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verildiği, kararın sadece vekâlet ücreti yönünden istinaf edildiği, dava tarihi itibariyle kararın vekâlet ücreti dışında kesinleşmiş olması nedeniyle «derdestlik» yönünden herhangi bir aykırılığın bulunmadığı, Ticaret Sicil Gazetesinde «ilan» edilen 23.05.2017 tarihli karara göre davacı şirketin «yönetim kurulu» üyelerinden herhangi ikisinin «müştereken temsil» ve ilzama yetkili olduğu, tek imza ile davacı şirketin borç altına sokulmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının takipte kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden davacının «kötü niyet tazminatı» isteminin reddine karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; «derdestliğe» dayanak kararın «arabuluculuk» ön «şart yokluğu» nedeniyle usulden reddedildiğini ve sadece «vekalet ücreti» yönünden kanun yoluna başvurulmakla sair hususlar yönünden kesinleştiğini, derdest «menfi tespit» talepli dava kalmadığını, derdestlik durumunun ilk davanın bozulmasıyla ortaya çıktığını, eldeki davayı açmakta hukuki yararları olduğunu ve buna göre de aleyhlerinde «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini savunarak kararın bozulmasını istemiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/113 E. sayılı dosyası ile aynı senet nedeniyle açtığı «menfi tespit» davasının yargılamasının devam ettiğini, dosyanın temyiz aşamasında olduğunu, davanın «derdestlikten» reddi gerektiğini, senedin açık senet olarak verildiğini, senet verildikten sonra kötü niyetli olarak davacı şirketin çift imza ile «temsil» edildiğine dair «ilanın» Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığını savunarak davanın reddine ve tazminata karara verilmesini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1529 E. 2023/5106 K.
Ortak:son tutanak · arabuluculuk · usulden reddi · i̇i̇k 72/son · dava şartı
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 15.09.2020 tarih, 2020/113 E. ve 2020/148 K. sayılı kararıyla; uyuşmazlığın niteliğe göre dava «şartı arabuluculuğa» tabi olduğu, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 18/A maddesinin ikinci fıkrası uyarınca «ara» kararla verilen «kesin süreye» rağmen «arabuluculuk son tutanağının» ... ya da arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin «ibraz» edilmediği gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça dava şartı olan «arabuluculuk» yoluna başvurulmadığını, yerel mahkemece bu hususa dikkat edilmeden tensip yapıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Dairemizin 24.05.2022 tarih, 2021/139 E. ve 2022/3987 K. sayılı kararıyla «ticari nitelikteki» «menfi tespit» davalarında dava açılmadan önce «arabulucuya» gidilmiş olmasının dava şartı olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça yargılama aşamasında «arabuluculuğa başvurulduğu» bildirilmesine rağmen «son tutanağın» sunulmadığı, dava tarihi itibari ile arabuluculuk faaliyetinin sonuçlanmadığı, buna ilişkin son tutanağın bulunmadığı 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu' nun (6325 sayılı Kanun) 18 inci maddesinin A fıkrası gereğince mahkemece davanın arabuluculuk dava şartı nedeni ile davanın «usulden reddine» karar verilmesinde hukuki yönden isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın bir miktar alacağa ilişkin olduğu ve özü itibari ile «arabuluculuğa» tabi olması gerektiği, davacı tarafça arabuluculuk yoluna 30.07.2019 tarihinde başvuru yapıldığı ancak henüz sonuçlanmadan işbu davanın açıldığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «zorunlu arabuluculuk» bulunan hallerde arabulucu dosya numarası bilgisi UYAP sistemi üzerinden girilmeden davanın açılamadığı, arabuluculuk dosya numarası bilgisine rağmen davanın arabulucuya gitmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini belirterek «maddi hataya» dayanan hukuka aykırı kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zorunlu arabuluculuk · arabuluculuk başvurusu · maddi hata
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «zorunlu arabuluculuk» bulunan hallerde arabulucu dosya numarası bilgisi UYAP sistemi üzerinden girilmeden davanın açılamadığı, arabuluculuk dosya numarası bilgisine rağmen davanın arabulucuya gitmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini belirterek «maddi hataya» dayanan hukuka aykırı kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça yargılama aşamasında «arabuluculuğa başvurulduğu» bildirilmesine rağmen «son tutanağın» sunulmadığı, dava tarihi itibari ile arabuluculuk faaliyetinin sonuçlanmadığı, buna ilişkin son tutanağın bulunmadığı 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu' nun (6325 sayılı Kanun) 18 inci maddesinin A fıkrası gereğince mahkemece davanın arabuluculuk dava şartı nedeni ile davanın «usulden reddine» karar verilmesinde hukuki yönden isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4029 E. 2022/8478 K.
Ortak:arabuluculuk son tutanağı · son tutanak · arabuluculuk · dava şartı yokluğu · kesin süre · usulden reddi · ibraz · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 15.09.2020 tarih, 2020/113 E. ve 2020/148 K. sayılı kararıyla; uyuşmazlığın niteliğe göre dava «şartı arabuluculuğa» tabi olduğu, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 18/A maddesinin ikinci fıkrası uyarınca «ara» kararla verilen «kesin süreye» rağmen «arabuluculuk son tutanağının» ... ya da arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin «ibraz» edilmediği gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça dava şartı olan «arabuluculuk» yoluna başvurulmadığını, yerel mahkemece bu hususa dikkat edilmeden tensip yapıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Dairemizin 24.05.2022 tarih, 2021/139 E. ve 2022/3987 K. sayılı kararıyla «ticari nitelikteki» «menfi tespit» davalarında dava açılmadan önce «arabulucuya» gidilmiş olmasının dava şartı olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… a kapsamına göre; uyuşmazlık itirazın iptali talebine ilişkin olup 6102 sayılı TTK 5/A-1 maddesi ile 6325 sayılı yasanın 18/A.2 maddesi uyarınca dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartı olduğundan davacı tarafça dava dilekçesi ekinde tarafların anlaşamadığına ilişkin «arabuluculuk son tutanağının» fotokopisi «ibraz» edilmiş uyuşmazlığa ilişkin arabuluculuk son tutanağı aslı yada arabulucu tarafından onaylı bir örneği «kesin süreye» rağmen dosya kapsamına sunulmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:arabuluculuk başvurusu
Benzer bu kararda… a kapsamına göre; uyuşmazlık itirazın iptali talebine ilişkin olup 6102 sayılı TTK 5/A-1 maddesi ile 6325 sayılı yasanın 18/A.2 maddesi uyarınca dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartı olduğundan davacı tarafça dava dilekçesi ekinde tarafların anlaşamadığına ilişkin «arabuluculuk son tutanağının» fotokopisi «ibraz» edilmiş uyuşmazlığa ilişkin arabuluculuk son tutanağı aslı yada arabulucu tarafından onaylı bir örneği «kesin süreye» rağmen dosya kapsamına sunulmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/1621 E. , 2024/353 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1189 Esas, 2022/1798 Karar
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Davanın kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ Kırıkkale 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2020/113 E., 2020/148 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen menfi tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından aleyhlerine kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibi başlatıldığını, davacı şirketin dava ve takip konusu bono nedeniyle davalı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, bono üzerinde şirketin ... yetkilisinin imzasının bulunduğunu ve müvekkili şirketi bağlamayacağını, ayrıca senedin keşide yeri, keşide tarihi ve vade tarihi gibi diğer kısımlarının da davalı alacaklı tarafından doldurulduğunu, davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek icra takibinden ve takibe konu bonodan dolayı müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça dava şartı olan arabuluculuk yoluna başvurulmadığını, yerel mahkemece bu hususa dikkat edilmeden tensip yapıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 15.09.2020 tarih, 2020/113 E. ve 2020/148 K. sayılı kararıyla; uyuşmazlığın niteliğe göre dava şartı arabuluculuğa tabi olduğu, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 18/A maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ara kararla verilen kesin süreye rağmen arabuluculuk son tutanağının ... ya da arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin ibraz edilmediği gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 06.11.2020 tarih, 2020/1215 E. ve 2020/1362 K. sayılı kararıyla; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararının vekalet ücreti yönünden düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm verilmesine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 24.05.2022 tarih, 2021/139 E. ve 2022/3987 K. sayılı kararıyla ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabulucuya gidilmiş olmasının dava şartı olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 370 ... maddesinde anonim şirketlerin aksi öngörülmediği sürece çift imza ile temsil edileceğinin düzenleme altına alındığı, davacı şirketin de yönetim kurulu kararı gereğince üç yönetim kurulu üyesinden herhangi ikisinin atacağı müşterek imza ile temsil ve ilzam edildiği, takibe konu bono üzerinde iki aynı imza bulunduğu, imzaların iki ayrı kişiye ait olduğu yönünde bilgi, belge ve iddia bulunmadığı, davacı şirket ... imza ile borçlandırılamayacağından dava konusu senet ve takip nedeniyle sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, dava konusu olan 25.05.2017 keşide tarihli, 30.06.2017 vade tarihli, 382.000,00 TL bedelli senet ve Kırıkkale 3.
İcra Müdürlüğünün 2018/2786 E. (2019/11425 ... Esas) sayılı icra takibi nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötüniyetin ispat edilememesi nedeniyle davacının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının ... imza ile düzenlenmiş bonoyu takibe konu etmek suretiyle açıkça kötü niyetli davrandığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; temsil yetkisinin sınırlandırılmasının bu sınırlandırma ticaret siciline tescil ve ilan edilse dahi şirketle işlem yapan iyiniyetli kişileri bağlamayacağı, bu sınırlamanın ancak sınırlamayı ... kişiler bakımından sonuç doğuracağını belirterek usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, icra takibinden ve takibe konu bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi, 6102 sayılı Kanun'un 370 ve 678 ... maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/999339000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz