İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4848 E. 2023/6750 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ödeme emrinin iptali↗ geçerli icra takibi↗ ödeme emrine itiraz↗ rehin sözleşmesi↗ cevap süresi↗ ilamsız takip↗ rehin hakkı↗ ödeme emri↗ bekletici mesele↗ icra hukuk mahkemesi↗ icra inkâr tazminatı↗ itirazın iptali davası↗ ilamsız icra takibi↗ davanın konusu↗ kötüniyet tazminatı↗ rehin↗ şikayet↗ maddi hata↗ müteselsil kefil↗ dava şartı yokluğu↗ yargılama giderleri↗ kötü niyet tazminatı↗ ihtiyati haciz↗ iptal davası↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ kefil↗ kötü niyet↗ temerrüt faizi↗ feragat↗ haciz↗ iflas↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ kredi sözleşmesi↗ ihtarname↗ kötüniyet↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ dava sebebi↗ vekalet ücreti↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ temerrüt↗ teminat↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/722 E., 2020/739 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına ve kötüniyet tazminatının reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına ve kötüniyet tazminatının kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalılar vekili, duruşma istemi olmaksızın davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 21.11.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekilleri Av. ... ve Av. ..., davalı ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu kredi sözleşmesini davalı borçlular ... ve ... Endüstri Tesisleri İmalat ve Montaj A.Ş.nin müteselsil kefil olarak imzaladığı, ödenmeyen kredi borçları nedeniyle hesabın kat edildiğini, ihtarnameye itiraz edilmediğini, ihtiyati haciz kararı ile icra takibi başlattıklarını ileri sürerek haksız itirazın iptaline, fazlaya ilişkin alacak ve talep haklar saklı kalmak kaydıyla bakiye alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık %31,87 temerrüt faizi ile birlikte takibin devamına karar verilmesini, alacağın %20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatının davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacı Banka’nın, ... Holding A.Ş.’nin tüm paylarının %10’una tekabül eden payları üzerinde rehin hakkına sahip olduğunu, bu hakkın paraya çevrilmesi için bir takip başlatmış bulunduğunu, rehnin borcu fazlasıyla karşılamaya yeterli olduğunu, rehin hakkı paraya çevrilmeden, müteselsil kefil olan müvekkili şirketten bir talepte bulunamayacağını, davacının İstanbul 34. İcra Müdürlüğünün 2018/24671 E. sayılı dosyası üzerinden genel haciz yolu ile ilamsız takip başlatmış olduğunu, müvekkiline bir ödeme emri gönderdiğini, bu ödeme emrine karşı süresi içerisinde itiraz ederek şikâyet yoluna başvurduğunu, ödeme emri hakkında henüz İcra Mahkemesince bir karar verilmediğini, davacı bankanın müvekkili şirkete kötü niyetli bir şekilde yeni ödeme emirleri tebliğ ettirdiğini savunarak davanın reddi ile davacının reddedilen miktarın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının iddia ettiği alacakları için rehin sözleşmesi tanzim edildiğini, teminata konu rehinler paraya çevrilmeden kefillere müracaat edilemeyeceğini, icra dosyasından gönderilen ödeme emrine itiraz edilip şikayet yoluna gidildiğini, aynı dosyadan ikinci kez ödeme emri gönderilmesinin de sonuç doğurmayacağını, şikayete ilişkin dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiğini savunarak davanın reddi ile dava değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra dosyasında davalılara tebliğ edilen ödeme emirlerinin mahkeme kararı ile kesin olarak iptal edildiği gerekçesiyle konusuz kalan davada esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, icra takibi ile istenen alacağın %20'si oranında kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalılara verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin kötü niyet tazminatına mahkum edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, somut olayda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 586 ncı maddesinin ikinci fıkrasının uygulanamayacağını, kefillere başvuru koşullarının mevut olduğunu, ayrıca davanın açıldığı tarihte müvekkilinin alacağı mevcut olup esas yönünden davada haklı olduğunu, davanın açılmasına müvekkilinin sebebiyet vermediğini, buna göre yargılama giderlerinden davalı tarafın sorumlu olduğunu, bu nedenle davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmesinin bu açıklamalara aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. Davacı vekili, 01.04.2022 tarihli dilekçesiyle, davadan, davaya ilişkin istinaf, temyiz ve tüm taleplerden feragat ettiklerini bildirmiş ise de aynı tarihli bir diğer dilekçe ile bu dilekçenin maddi hata sonucu verildiğini bildirmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf talebinde bulunduğu, feragat dilekçesinin maddi hataya dayalı olduğunun kabulüyle incelemeye geçildiği, davanın konusu olan icra takibi, takip hukuku kapsamında istinaf mahkemesince iptal edilip ortadan kalktığından, eldeki itirazın iptali davasının konusunun kalmadığı, davanın konusuz kaldığı durumlarda icra inkâr ya da kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin mevcudiyetini koruması ve takibin esası bakımından haklılığın ya da haksızlığın belirlenmiş olması gerektiği, somut olayda iptal kararı ile ortada takip hukuku bakımından geçerli bir icra takibinin bulunmadığı hususu kesinleşmiş olup, ortada geçerli bir takip bulunmadığına göre, artık davacının takibin esası bakımından haklı ya da haksız olduğu değerlendirilmesinin de yapılamayacağı için davalılar yararına kötü niyet tazminatına hükmedilemeyeceği gerekçesiyle davalıların tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görüldüğünden, davacı vekilinin bu konudaki istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine, davacı tarafın bekletici sorun talebinin, doğrudan bağlantılı olmadığından reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı tarafından başlatılan takibin kötü niyetli olduğunu, kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davacının birden fazla istinaf dilekçesi verdiğini, sonradan istinaf ve temyiz hakkından feragat ettiğini, feragatin dikkate alınması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
1.Dava, hukuki niteliği itibariyle, banka kredi alacağının davalı kefillerden tahsili için başlatılmış olan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
2.Uyuşmazlık, takip tarihinden davacının haklı olup olmadığı ve kötü niyet tazminatına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi, 6098 sayılı Kanun'un 586 ncı maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 326 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve davacı vekilinin feragat dilekçesinin maddi hataya dayalı olmasına göre davalılar vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazının reddi gerekmiştir.
2. İtirazın iptali davası; 2004 sayılı Kanun'un 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; geçerli bir ilamsız takip yapılmış olması, borçlunun bu takibe süresinde itiraz etmesi, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tâbidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. İtirazın iptali davası; icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
3. Davaya konu ilamsız icra takibiyle ilgili olarak takip borçlusu ... Endüstri...A.Ş. vekilinin şikayeti üzerine İstanbul 18. İcra Mahkemesinin 2018/712 E. 2018/875 K. sayılı kararıyla, ödeme emrinin iptaline, takibin iptali talebinin reddine, karar verilmiş ise de, bu kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 2019/338 E. 2019/2247 K. sayılı kararıyla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile İstanbul 34. İcra Müdürlüğünün 2018/24671 E. sayılı takibinin iptaline karar verilmiş, bu kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2020/830 E. 2020/8639 K. sayılı kararıyla onanmış ve karar bu tarihte kesinleşmiştir.
4. Takip borçlusu ... vekilinin şikayeti üzerine de İstanbul 18. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/700 E. 2018/873 K. sayılı kararıyla, takibin iptali talebinin reddine, karar verilmiş ise de, borçlu vekilinin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 2019/327 E. 2019/2246 K. sayılı kararıyla istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesinin şikayetin reddine dair kararının kaldırılmasına ve şikayetin kabulü ile icra takibinin şikayet eden yönünden iptaline karar verilmiş, bu kararın alacaklı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2020/1396 E. 2020/7390 K. sayılı kararıyla onanmış ve karar bu tarihte kesinleşmiştir.
5. İcra takip dosyasında davacı vekilinin talebi üzerine davalı kefillere 02.08.2018 tarihinde ikinci defa olarak ödeme emri gönderilmesine ilişkin memur işleminin ise iptal edilmesine karar verilmiş, karara karşı yapılan istinaf istemi esastan reddedilmiş ve bu kararlar da kesinleşmiştir.
4. İtirazın iptali davasının icra takibine sıkı sıkıya bağlı olduğu, icra takiplerinin ve ödeme emirlerinin borçluların şikayeti üzerine iptaline karar verildiği anlaşılmakla artık geçerli bir takip olmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece yanılgılı değerlendirme ile konusuz kalan davada esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi doğru olmadığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7053 E. 2016/1130 K.
Ortak:ödeme emri · dava şartı
İncelediğiniz karardaİcra Müdürlüğünün 2018/24671 E. sayılı dosyası üzerinden genel «haciz» yolu ile «ilamsız takip» başlatmış olduğunu, müvekkiline bir «ödeme emri» gönderdiğini, bu ödeme emrine karşı süresi içerisinde itiraz ederek şikâyet yoluna başvurduğunu, ödeme emri hakkında henüz İcra Mahkemesince bir karar verilmediğini, davacı bankanın müvekkili şirkete kötü niyetli bir şekilde yeni ödeme emirleri tebliğ ettirdiğini savunarak davanın reddi ile davacının reddedilen miktarın %20’sinden aşağı olmamak üzere «kötü niyet tazminatına» mahkum edilmesini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının iddia ettiği alacakları için «rehin sözleşmesi» tanzim edildiğini, «teminata» konu rehinler paraya çevrilmeden kefillere müracaat edilemeyeceğini, icra dosyasından gönderilen «ödeme emrine itiraz» edilip «şikayet» yoluna gidildiğini, aynı dosyadan ikinci kez «ödeme emri» gönderilmesinin de sonuç doğurmayacağını, şikayete ilişkin dosyanın «bekletici mesele» yapılması gerektiğini savunarak davanın reddi ile dava değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesini istemiştir.
2018/875 K. sayılı kararıyla, «ödeme emrinin iptaline», takibin iptali talebinin reddine, karar verilmiş ise de, bu kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21.
Benzer bu karardaMahkemece, davacı tarafından yapılan takipte, birinci takip talebinde davalıya «ödeme emri» gönderildiği halde ikinci takip talebinde «donatan» ile «acentesine» ödeme emri gönderilip davalıya ödeme emrinin gönderilmediği, ikinci takiple takibin «yenilendiği», bu nedenle davalıya yeniden ödeme emrinin gönderilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
İcra takip dosyasında, borçlu olarak adı geçen davalıya da «ödeme emri» gönderilmiş ve davalının itirazı üzerine takip durmuştur.
İlk ödeme emrinde, diğer borçlu olarak gösterilen «donatanın» «acentesinin» davalı ...Nakliyat şirketi olmadığı iddiası üzerine yapılan araştırmada tespit edilen acenteye bu kez davalının da adı zikredilerek «ödeme emri» gönderilmiş, bu ödeme emri davalı adına ikinci bir ödeme emri kabul edilerek, davalı hakkındaki ilk ödeme emrinden vazgeçilip ikinci ödeme emri düzenlendiği ancak …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:navlun alacağı · donatan · rücuen tahsil · navlun · pasif husumet yokluğu · acentelik · pasif husumet · yenileme
Benzer bu karardaMahkemece, davacı tarafından yapılan takipte, birinci takip talebinde davalıya «ödeme emri» gönderildiği halde ikinci takip talebinde «donatan» ile «acentesine» ödeme emri gönderilip davalıya ödeme emrinin gönderilmediği, ikinci takiple takibin «yenilendiği», bu nedenle davalıya yeniden ödeme emrinin gönderilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Dava, «navlun alacağının» «rücuen tahsili» için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk ödeme emrinde, diğer borçlu olarak gösterilen «donatanın» «acentesinin» davalı ...Nakliyat şirketi olmadığı iddiası üzerine yapılan araştırmada tespit edilen acenteye bu kez davalının da adı zikredilerek «ödeme emri» gönderilmiş, bu ödeme emri davalı adına ikinci bir ödeme emri kabul edilerek, davalı hakkındaki ilk ödeme emrinden vazgeçilip ikinci ödeme emri düzenlendiği ancak …
İcra Müdürlüğünün «acenteye» gönderdiği «ödeme emri», daha önce takibe itiraz eden borçlu davalı hakkında ikinci bir ödeme emri niteliğinde ve ilk ödeme emrini ortadan kaldıracak ve iptali sonucunu doğuran işlem niteliğinde değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5358 E. 2011/4800 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:müşterek temsilci · yetki · temsil
Benzer bu karardaMahkemece bozma kararına uyularak ve bilirkişi raporu alınarak davalının 05.02.2002 tarihli görüşmede «müşteri temsilcisine» herhangi bir iş emri vermediği, 31.01.2002 tarihli overall durumunu onaylaması o gün için verilen bir emir olmadığı için T-2 kuralının uygulanmasını gerektirecek b …
Mahkemece, davalının ikametgah mahkemesinin yetkili bulunduğu gerekçesiyle, dava dilekçesinin «yetki» yönünden reddine, talep halinde dosyanın İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine dair verilen kararın davacı vekili ile katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 27.03.2006 tarihli kararı ile mahkeme kararı davacı yararına bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3352 E. 2024/5527 K.
Ortak:ödeme emrine itiraz · ödeme emri · ilamsız icra takibi · kötüniyet tazminatı · müteselsil kefil · dava şartı yokluğu · kötü niyet tazminatı · kefil · dava şartı · İtirazın iptali
İncelediğiniz kararda2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının iddia ettiği alacakları için «rehin sözleşmesi» tanzim edildiğini, «teminata» konu rehinler paraya çevrilmeden kefillere müracaat edilemeyeceğini, icra dosyasından gönderilen «ödeme emrine itiraz» edilip «şikayet» yoluna gidildiğini, aynı dosyadan ikinci kez «ödeme emri» gönderilmesinin de sonuç doğurmayacağını, şikayete ilişkin dosyanın «bekletici mesele» yapılması gerektiğini savunarak davanın reddi ile dava değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesini istemiştir.
Endüstri Tesisleri İmalat ve Montaj A.Ş.nin «müteselsil kefil» olarak imzaladığı, ödenmeyen kredi borçları nedeniyle hesabın kat edildiğini, «ihtarnameye» itiraz edilmediğini, «ihtiyati haciz» kararı ile icra takibi başlattıklarını ileri sürerek haksız itirazın iptaline, fazlaya ilişkin alacak ve talep haklar saklı kalmak kaydıyla bakiye alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık %31,87 «temerrüt faizi» ile birlikte takibin devamına karar verilmesini, alacağın %20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatının davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Holding A.Ş.’nin tüm paylarının %10’una tekabül eden payları üzerinde «rehin hakkına» sahip olduğunu, bu hakkın paraya çevrilmesi için bir takip başlatmış bulunduğunu, rehnin borcu fazlasıyla karşılamaya yeterli olduğunu, rehin hakkı paraya çevrilmeden, «müteselsil kefil» olan müvekkili şirketten bir talepte bulunamayacağını, davacının İstanbul 34.
Benzer bu karardaA.Ş'nin «kefalet» limitleri dahilinde davalının borçlu olduğunun açıkça ortaya çıkmasına rağmen mahkeme tarafından davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, «müteselsil kefilin» yargılama neticesinde «kefalet limiti» ile icra dosyasındaki borçtan sorumlu olup olmadığının ortaya konması gerektiğini, kaldı ki bilirkişi raporunda da davalının borçtan sorumlu olduğu ortaya konulmuş olmasına rağmen mahkemenin bu konuda herhangi bir karar vermeden sadece usul yönünden karar vermesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu beyan ederek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davalının icra takibine konu alacağın tamamına, «işlemiş faize» ve ferilerine yönelik itirazlarının iptaline, takibin 5.000.000,00 TL üzerinden devamına, itiraz olunan alacağın %20'sinden az olmamak «kaydı» ile «icra inkar tazminatına» hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan delillere göre ödeme emrinde yazan 08.01.2019 tarihli bir «genel kredi sözleşmesinin» bulunmadığı, icra takibinde «takip talebi» ile «ödeme emrinin» içerik olarak birbirinden farklı olduğu, geçerli bir icra takibinin bulunmadığı, itirazın iptali davasında geçerli bir icra takibi bulunmasının dava şartı olduğu bu sebeple davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacının takip yapmakta «kötüniyetli» olmadığı anlaşıldığından davalının «kötüniyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvuru taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir …
İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı, itiraz dilekçesinde «ödeme emrine itiraz» etmediğini, takip hukuku bakımından süresi içerisinde «ödeme emrinin» içeriğine itiraz edilmemesi nedeniyle ödeme emrinin içeriğinin kesinleştiğini, İlk Derece Mahkemesinin bu yönde davalının bir iddiasının bulunmamasına rağmen incel …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:yetkisizlik itirazı · takip talebi · re'sen gözetilme · kefalet limiti · karine · pasif husumet yokluğu · eş rızası · kefalet
Benzer bu karardaCEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; öncelikle icra dairesinin ve mahkemenin «yetkisine itiraz» etmiş, «zamanaşımı», «hak düşürücü süre», «hukuki yarar» ve «pasif husumet yokluğu» itirazları ile eş «rızası» yokluğu itirazlarında bulunmuş, takibe konu «takip talebi» ile «ödeme emrinin» de farklı olduğunu beyan etmiş ve ayrıca davanın esastan da reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile borcun «sebebi» olarak gösterilen 3 sözleşmenin farklı olması nedeniyle, davalı hakkında usulüne uygun ve geçerli bir takip bulunmadığı sonucuna varıldığı, Yargıtay emsal içtihadında da belirtildiği üzere, geçerli bir takibin bulunması özel dava şartı olup, dava şartının her aşamada ve re'«sen gözetilmesi» gerektiği sonucuna varılarak davacının davasının dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesi gerektiği, davalı taraf, tazminat talebinde bulunmuş ise de; davalı borçlu lehine tazminat hükmedilebilmesi için takibin haksız olması yeterli olmayıp, aynı zamanda kötü niyetli olarak da yapılması gerekeceği, bilirkişi raporundan davalı tarafın borçlu olduğunun anlaşıldığı, takibin usulden reddinin gerektiği belirlenmiş, davacı bankanın kötü niyetli ve haksız takip yaptığının davalı tarafından ispatlanamayıp, iyi niyetin «karine» olarak mevcut olduğu sonucuna varılmış olduğu, davalının şartları oluşmayan feri nitelikteki tazminat talebinin de reddine karar verilerek ve oluşan vicdani kanaat …
A.Ş'nin «kefalet» limitleri dahilinde davalının borçlu olduğunun açıkça ortaya çıkmasına rağmen mahkeme tarafından davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, «müteselsil kefilin» yargılama neticesinde «kefalet limiti» ile icra dosyasındaki borçtan sorumlu olup olmadığının ortaya konması gerektiğini, kaldı ki bilirkişi raporunda da davalının borçtan sorumlu olduğu ortaya konulmuş olmasına rağmen mahkemenin bu konuda herhangi bir karar vermeden sadece usul yönünden karar vermesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu beyan ederek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davalının icra takibine konu alacağın tamamına, «işlemiş faize» ve ferilerine yönelik itirazlarının iptaline, takibin 5.000.000,00 TL üzerinden devamına, itiraz olunan alacağın %20'sinden az olmamak «kaydı» ile «icra inkar tazminatına» hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan delillere göre ödeme emrinde yazan 08.01.2019 tarihli bir «genel kredi sözleşmesinin» bulunmadığı, icra takibinde «takip talebi» ile «ödeme emrinin» içerik olarak birbirinden farklı olduğu, geçerli bir icra takibinin bulunmadığı, itirazın iptali davasında geçerli bir icra takibi bulunmasının dava şartı olduğu bu sebeple davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacının takip yapmakta «kötüniyetli» olmadığı anlaşıldığından davalının «kötüniyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvuru taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/4848 E. , 2023/6750 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/249 Esas, 2022/643 Karar
HÜKÜM
Karar verilmesine yer olmadığına
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/722 E., 2020/739 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına ve kötüniyet tazminatının reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına ve kötüniyet tazminatının kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalılar vekili, duruşma istemi olmaksızın davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 21.11.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekilleri Av. ... ve Av. ..., davalı ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu kredi sözleşmesini davalı borçlular ... ve ... Endüstri Tesisleri İmalat ve Montaj A.Ş.nin müteselsil kefil olarak imzaladığı, ödenmeyen kredi borçları nedeniyle hesabın kat edildiğini, ihtarnameye itiraz edilmediğini, ihtiyati haciz kararı ile icra takibi başlattıklarını ileri sürerek haksız itirazın iptaline, fazlaya ilişkin alacak ve talep haklar saklı kalmak kaydıyla bakiye alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık %31,87 temerrüt faizi ile birlikte takibin devamına karar verilmesini, alacağın %20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatının davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacı Banka’nın, ... Holding A.Ş.’nin tüm paylarının %10’una tekabül eden payları üzerinde rehin hakkına sahip olduğunu, bu hakkın paraya çevrilmesi için bir takip başlatmış bulunduğunu, rehnin borcu fazlasıyla karşılamaya yeterli olduğunu, rehin hakkı paraya çevrilmeden, müteselsil kefil olan müvekkili şirketten bir talepte bulunamayacağını, davacının İstanbul 34. İcra Müdürlüğünün 2018/24671 E. sayılı dosyası üzerinden genel haciz yolu ile ilamsız takip başlatmış olduğunu, müvekkiline bir ödeme emri gönderdiğini, bu ödeme emrine karşı süresi içerisinde itiraz ederek şikâyet yoluna başvurduğunu, ödeme emri hakkında henüz İcra Mahkemesince bir karar verilmediğini, davacı bankanın müvekkili şirkete kötü niyetli bir şekilde yeni ödeme emirleri tebliğ ettirdiğini savunarak davanın reddi ile davacının reddedilen miktarın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının iddia ettiği alacakları için rehin sözleşmesi tanzim edildiğini, teminata konu rehinler paraya çevrilmeden kefillere müracaat edilemeyeceğini, icra dosyasından gönderilen ödeme emrine itiraz edilip şikayet yoluna gidildiğini, aynı dosyadan ikinci kez ödeme emri gönderilmesinin de sonuç doğurmayacağını, şikayete ilişkin dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiğini savunarak davanın reddi ile dava değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra dosyasında davalılara tebliğ edilen ödeme emirlerinin mahkeme kararı ile kesin olarak iptal edildiği gerekçesiyle konusuz kalan davada esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, icra takibi ile istenen alacağın %20'si oranında kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalılara verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin kötü niyet tazminatına mahkum edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, somut olayda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 586 ncı maddesinin ikinci fıkrasının uygulanamayacağını, kefillere başvuru koşullarının mevut olduğunu, ayrıca davanın açıldığı tarihte müvekkilinin alacağı mevcut olup esas yönünden davada haklı olduğunu, davanın açılmasına müvekkilinin sebebiyet vermediğini, buna göre yargılama giderlerinden davalı tarafın sorumlu olduğunu, bu nedenle davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmesinin bu açıklamalara aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. Davacı vekili, 01.04.2022 tarihli dilekçesiyle, davadan, davaya ilişkin istinaf, temyiz ve tüm taleplerden feragat ettiklerini bildirmiş ise de aynı tarihli bir diğer dilekçe ile bu dilekçenin maddi hata sonucu verildiğini bildirmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf talebinde bulunduğu, feragat dilekçesinin maddi hataya dayalı olduğunun kabulüyle incelemeye geçildiği, davanın konusu olan icra takibi, takip hukuku kapsamında istinaf mahkemesince iptal edilip ortadan kalktığından, eldeki itirazın iptali davasının konusunun kalmadığı, davanın konusuz kaldığı durumlarda icra inkâr ya da kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin mevcudiyetini koruması ve takibin esası bakımından haklılığın ya da haksızlığın belirlenmiş olması gerektiği, somut olayda iptal kararı ile ortada takip hukuku bakımından geçerli bir icra takibinin bulunmadığı hususu kesinleşmiş olup, ortada geçerli bir takip bulunmadığına göre, artık davacının takibin esası bakımından haklı ya da haksız olduğu değerlendirilmesinin de yapılamayacağı için davalılar yararına kötü niyet tazminatına hükmedilemeyeceği gerekçesiyle davalıların tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görüldüğünden, davacı vekilinin bu konudaki istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine, davacı tarafın bekletici sorun talebinin, doğrudan bağlantılı olmadığından reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı tarafından başlatılan takibin kötü niyetli olduğunu, kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davacının birden fazla istinaf dilekçesi verdiğini, sonradan istinaf ve temyiz hakkından feragat ettiğini, feragatin dikkate alınması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
1.Dava, hukuki niteliği itibariyle, banka kredi alacağının davalı kefillerden tahsili için başlatılmış olan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
2.Uyuşmazlık, takip tarihinden davacının haklı olup olmadığı ve kötü niyet tazminatına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi, 6098 sayılı Kanun'un 586 ncı maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 326 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve davacı vekilinin feragat dilekçesinin maddi hataya dayalı olmasına göre davalılar vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazının reddi gerekmiştir.
2. İtirazın iptali davası; 2004 sayılı Kanun'un 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; geçerli bir ilamsız takip yapılmış olması, borçlunun bu takibe süresinde itiraz etmesi, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tâbidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır.
Eğer cevap süresi içinde borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. İtirazın iptali davası; icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
3. Davaya konu ilamsız icra takibiyle ilgili olarak takip borçlusu ... Endüstri...A.Ş. vekilinin şikayeti üzerine İstanbul 18. İcra Mahkemesinin 2018/712 E. 2018/875 K. sayılı kararıyla, ödeme emrinin iptaline, takibin iptali talebinin reddine, karar verilmiş ise de, bu kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 2019/338 E. 2019/2247 K. sayılı kararıyla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile İstanbul 34. İcra Müdürlüğünün 2018/24671 E. sayılı takibinin iptaline karar verilmiş, bu kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2020/830 E.
2020/8639 K. sayılı kararıyla onanmış ve karar bu tarihte kesinleşmiştir.
4. Takip borçlusu ... vekilinin şikayeti üzerine de İstanbul 18. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/700 E. 2018/873 K. sayılı kararıyla, takibin iptali talebinin reddine, karar verilmiş ise de, borçlu vekilinin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 2019/327 E. 2019/2246 K. sayılı kararıyla istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesinin şikayetin reddine dair kararının kaldırılmasına ve şikayetin kabulü ile icra takibinin şikayet eden yönünden iptaline karar verilmiş, bu kararın alacaklı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2020/1396 E. 2020/7390 K. sayılı kararıyla onanmış ve karar bu tarihte kesinleşmiştir.
5. İcra takip dosyasında davacı vekilinin talebi üzerine davalı kefillere 02.08.2018 tarihinde ikinci defa olarak ödeme emri gönderilmesine ilişkin memur işleminin ise iptal edilmesine karar verilmiş, karara karşı yapılan istinaf istemi esastan reddedilmiş ve bu kararlar da kesinleşmiştir.
4. İtirazın iptali davasının icra takibine sıkı sıkıya bağlı olduğu, icra takiplerinin ve ödeme emirlerinin borçluların şikayeti üzerine iptaline karar verildiği anlaşılmakla artık geçerli bir takip olmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece yanılgılı değerlendirme ile konusuz kalan davada esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi doğru olmadığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/994558300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz