İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/5358 E. 2011/4800 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müşterek temsilci↗ yetki↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davalının ikametgah mahkemesinin yetkili bulunduğu gerekçesiyle, dava dilekçesinin yetki yönünden reddine, talep halinde dosyanın İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine dair verilen kararın davacı vekili ile katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 27.03.2006 tarihli kararı ile mahkeme kararı davacı yararına bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak ve bilirkişi raporu alınarak davalının 05.02.2002 tarihli görüşmede müşteri temsilcisine herhangi bir iş emri vermediği, 31.01.2002 tarihli overall durumunu onaylaması o gün için verilen bir emir olmadığı için T-2 kuralının uygulanmasını gerektirecek bir durumunda olmadığı, T-2 kuralının uygulanabilmesi için 31.01.2002 tarihinde veya en erken 30.01.2002 tarihinde verilmiş bir müşteri emrinin olması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2702 E. 2013/2920 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:rücu davası · maddi hatanın düzeltilmesi · ödeme emri · maddi hata · sigorta sözleşmesi · rücu · yetkisizlik kararı · hasar
Benzer bu karardaBu durumda davalı hakkında düzenlenen 04.03.2011 tarihli «ödeme emrinin» «maddi hatanın düzeltilmesi» olarak kabul edilip, ayrıca talebin «rücu davası» niteliğinde olmasına göre, «zamanaşımı» süresinin de taraflar arasındaki ilişkiye göre belirlenip hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Dava, «sigorta sözleşmesi» sonucu «rücu» isteminden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir. ...
Sigorta A.Ş. tarafından takip yapılmış, icra müdürlüğünce «yetkisizlik» kararı verilmiş, davacı vekilinin talebi üzerine 04.03.2011 tarihinde alacaklı olarak Yapı Kredi Sigorta A.Ş. yazılmak suretiyle davalı hakkında yeniden takip «ödeme emri» düzenlenmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davalı hakkında icra takibinin 04.03.2011'de yapıldığı, «hasarın» ise ....02.2007 tarihinde meydana geldiği, ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/5358 E. , 2011/4800 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 15.07.2008 tarih ve 2006/789-2008/422 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 19.04.2011 gününde davacı avukatı ..... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkilinin eski müşterilerinden olduğunu, talimatları olmadan işlemler yapıldığı iddiasıyla İMBK’na başvurduğunu, tesis edilen 10.06.2003 tarihli kararda 05.02.2002 tarihine kadar hesaplarda gerçekleştirilen işlemlere ilişkin şikayetin reddine karar verildiğini, bu tarihe kadar yapılan işlemlerin SPK mevzuatına, tebliğlere ve taraflar arasındaki 13.02.2001 tarihli sözleşmeye uygun olduğunu, anılan İMBK kararına karşı davalının SPK’na itiraz ettiğini, 29.09.2003 tarihli karar ile İMBK Yönetim Kurulu kararının, 31.01.2002 (T+2 tarihi 04.02.2002) tarihinden (31.01.2002 tarihinde gerçekleşen işlemler hariç olmak üzere) 05.02.2002 (T+2 tarihi 07.02.2002) tarihine kadar olan kısmın bozulmasına karar verildiğini, anılan kararda belirtilen hususun doğru olmadığını, zira yatırım uzmanının davalının hesabının görüşme esnasındaki son durumu hakkında bilgilendirdiğini, kararda açıklandığı gibi 5 gün öncesine ait hesap durumundan haberdar etmesinin uygulamalara aykırı bulunduğunu, kullanılan programın 5 gün öncesine ait raporun basılmasına imkan sağladığını, 05.02.2002 tarihli müşteriye bildirilen anlık overall’un müşteri portfoy raporu ile ispatlanmasının teknik olarak mümkün olmadığını, hesap durumunun da bu durumu desteklediğini, müvekkilinin İMBK nezdindeki teminat tutarının azalması tehlikesi karşısında 27.01.2004 tarihinde ihtirazi kayıtla 46.226.629.033.-TL ödemede bulunduğunu, davalının haksız zenginleştiğini ileri sürerek, şimdilik 4 milyar TL’nin istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davada idari yargının görevli olduğunu, SPK kararının kesinleştiğini, sebepsiz zenginleşme davası adı altında esasen anılan kararın iptalinin istendiğini, İMBK Yönetmeliği’nin 43/2 nci maddesi uyarınca süresinde idari yargıya başvurulmadığını, yetkili mahkemenin müvekkilinin ikametgahı İstanbul Mahkemeleri olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalının ikametgah mahkemesinin yetkili bulunduğu gerekçesiyle, dava dilekçesinin yetki yönünden reddine, talep halinde dosyanın İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine dair verilen kararın davacı vekili ile katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 27.03.2006 tarihli kararı ile mahkeme kararı davacı yararına bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak ve bilirkişi raporu alınarak davalının 05.02.2002 tarihli görüşmede müşteri temsilcisine herhangi bir iş emri vermediği, 31.01.2002 tarihli overall durumunu onaylaması o gün için verilen bir emir olmadığı için T-2 kuralının uygulanmasını gerektirecek bir durumunda olmadığı, T-2 kuralının uygulanabilmesi için 31.01.2002 tarihinde veya en erken 30.01.2002 tarihinde verilmiş bir müşteri emrinin olması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 02,80 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 21.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1021240800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz