6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Faturaya dayalı akdi ilişkinin defter dışı delillerle ispatı ve itirazın iptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1255 E. 2023/6772 K. · · İlk derece: İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Gerekçe özeti

İtirazın iptali davası genel hükümlere tabidir; akdi ilişkinin inkârı halinde ispat yükü faturayı düzenleyen davacıdadır. Tek başına fatura veya faturanın yalnız satıcı defterinde kayıtlı olması akdi ilişkiyi ispatlamaz; faturanın alıcı defterine kaydı ise akdi ilişkiyi ispatlar, kayıtlı değilse satıcı diğer delillerle ispat edebilir. E-postayla bildirilen tutarların fatura tutarlarıyla birebir örtüşmesi ve aynı kişinin karşı defterde kayıtlı başka bir faturayı teslim alması, o kişinin yetkisizliği savunmasını geçersiz kılarak hizmetin ispatını sağlar.

Ele alınan sorunlar

Faturaya dayalı hizmet (akdi ilişki) alacağının ispatı → kabul

İddia: Davacı, davalıya ihale reasürans danışmanlık hizmeti verdiğini; kesilecek fatura miktarının davalı çalışanınca e-posta ile bildirildiğini, faturaların teslim alındığını ve tutarların örtüştüğünü ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

Gerekçe: İtirazın iptali davası genel hükümlere tabi olduğundan ispat yükü normal alacak davasındaki gibidir; 6100 sayılı Kanun'un 190 ıncı maddesi gereğince ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan lehine hak çıkaran tarafa aittir. 6102 sayılı Kanun'un 21 inci maddesine göre fatura düzenlenmesi için taraflar arasında akdi ilişki bulunması gerekir; davalı akdi ilişkiyi inkâr ederse davacı öncelikle (hizmet) alım-satım ilişkisini ispatlamalıdır. Tek başına fatura düzenlenmesi veya faturanın satıcı defterinde kayıtlı olması akdi ilişkiyi ispata yetmez; ancak faturanın alıcı defterine kaydedilmesi akdi ilişkiyi ispatlar, kayıtlı değilse satıcı diğer delillerle ispatlar. Somut olayda e-posta yazışmalarında bildirilen komisyon tutarlarının takip konusu iki faturanın KDV'siz ve indirimsiz tutarlarıyla birebir örtüşmesi ve dava dışı 20.12.2013 tarihli faturanın her iki tarafın ticari defterinde kayıtlı olup aynı kişi tarafından teslim alınması karşısında, bu kişinin temsile yetkili olmadığı savunmasına itibar edilemez; böylece hizmetin verildiği ispatlanmıştır. Bu durumda davanın kabulü gerekirken hatalı değerlendirme ile reddi doğru olmamış, hüküm davacı yararına bozulmuştur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Faturaya dayalı alacakta akdi ilişkinin inkârı halinde ispat yükünün dağılımı ve defter dışı delillerle (örtüşen e-posta tutarları, karşı defterdeki kayıt) ispatı yönünden bağlayıcı Yargıtay içtihadıdır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali ispat yükü fatura akdi ilişkinin ispatı ticari defter kaydı temsil yetkisi

Atıf yapılan mevzuat: 2004 sayılı Kanun — 2004 sayılı Kanun 67 · 6102 sayılı Kanun — 6102 sayılı Kanun 21 · 6100 sayılı Kanun — 6100 sayılı Kanun 190

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Rücuen tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18605 E. 2015/808 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10616 E. 2013/11164 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/1255 E.  ,  2023/6772 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2019/1162 Esas, 2021/1728 Karar

HÜKÜM

Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2015/903 E., 2018/1450 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 21.11.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin davalı şirkete "İhale Reasürans Danışmanlık" hizmeti verdiğini, bu hizmete karşılık 25.06.2013 ve 26.06.2013 tarihli faturaların düzenlendiğin, davalının bu faturaları ödemediğini, müvekkilinin bu faturalar nedeniyle davalı ... şirketinden 313.517,94 TL alacağının bulunduğunu, müvekkili şirket yetkilisi ile davalı ... şirketinin yetkili çalışanları arasındaki elektronik posta yazışmalarının müvekkilinin alacağını ispat ettiğini, ayrıca bahse konu faturaların davalı şirket çalışanı tarafından müvekkiline ne şekilde düzenleneceği hususunda el yazılı izahat yaptığını, bunun dışında dava konusu faturaların davalı şirket çalışanına imza karşılığında teslim edildiğini, davalının borcunu ödememesi nedeniyle davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının borca itiraz ederek icra takibini durdurduğunu ileri sürerek itirazının iptalini, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davaya dayanak yapılan icra takibine konu faturalarda, makbuzlarda gösterildiği şekilde "İhale Reasürans Danışmanlık" bedeli adı altında hiçbir hak ve alacağının olmadığını, davacının fatura muhteviyatında belirtildiği şekilde, hukuki bir ilişki bulunmadığını, müvekkilinin davacıyı herhangi bir ihale ile ilgili olarak danışmanlık yapmak üzere yetkilendirmediğini, davacının daha önce danışmanlık bedeli olarak davalıya herhangi bir fatura kesmediğini, davaya konu 3 ve 4 no'lu faturaların müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini, bahse konu faturaların şirkete giriş kaydının olmadığını, bu faturalarla ilgili muhasebe tarafından herhangi bir bildirim yapılmadığını, müvekkili şirket çalışanı olan ...'un müvekkili şirket adına borç ikrarında bulunma yetkisi bulunmadığını, bu konudaki e-posta içeriklerini kabul etmediklerini, kaldı ki bu yazışmaların hangi ilişkiye ilişkin olduğunun anlaşılamadığını, müvekkili şirket çalışanlarından ...'ün faturayı teslim alma gibi bir görevinin bulunmadığını, imzanın bu çalışana ait olup olmadığının belli olmadığını, bahse konu faturaların müvekkili şirkete usulü dairesinde tebliğ edilmediğini, yine müvekkili şirket çalışanlarından ...'un şirketi borç altına sokma yetkisi bulunmadığını, bu çalışan tarafından yazıldığı iddia edilen imzasız ve tarihsiz notun neye ilişkin yazıldığının anlaşılamadığını belirterek davanın reddine, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki elektronik posta yazışmalarından davacının davalıya danışmanlık hizmeti verdiği, ayrıca davacının gönderdiği faturaların düzeltmesine ilişkin e-posta yazışmalarına göre fatura konusu miktarın davalının kabulünde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının itirazının iptali ile takibin aynı miktar ve faiz üzerinden devamına, davacı lehine %20 oranında icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının davaya dayanak yapılan icra takibine konu faturalarda, makbuzlarda gösterildiği şekilde "İhale Reasürans Danışmanlık" bedeli adı altında hiçbir hak ve alacağının olmadığını, müvekkilinin davacıyı herhangi bir ihale ile ilgili olarak danışmanlık yapmak üzere yetkilendirmediğini, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'na dayalı olarak çıkarılan Sigorta ve Reasürans Brokerleri Yönetmeliği'nin 13 üncü maddesine göre brokerlik gelirlerinin belli ve sınırlı olduğunu, brokerlerin komisyon ile temsil ettikleri müşterilerden aldıkları danışmanlık ve risk yönetim ücreti dışında hiçbir surette menfaat sağlayamayacağını, davacının daha önce danışmanlık bedeli olarak davalıya herhangi bir fatura kesmediğini, davaya konu 3 ve 4 no'lu faturaların müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini, bahse konu faturaların şirkete giriş kaydının olmadığını, e-posta yazışmalarında müvekkili sigorta şirketi tarafından fatura konusu miktarların kabul edildiğine dair gerekçenin de yerinde olmadığını, çalışanların müvekkili şirket adına borç ikrarında bulunma, şirketi borç altına sokma yetkisinin bulunmadığını, bu yazışmaların hangi ilişkiye ilişkin olduğunun anlaşılamadığını, bu hususun bilirkişi raporunda da belirtildiğini, davacının haksız menfaat elde etmek için yapmış olduğu usulsüz işlemlerin soruşturma dosyasında yer alan bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, mahkeme dosyasına kim tarafından gönderildiği belli olmayan ve yazı cevaplarına itibar edilmesinin yerinde olmadığını, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul veya yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu faturaların davalının defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalı ... şirketi tarafından gönderilen mail içeriği davacı tarafından düzenlenen dava konusu faturaların KDV'siz ve indirimsiz hali ile uyuşmakta ise de dava konusu faturaların hangi hizmetin karşılığında düzenlendiği, yapılan hizmetin komisyon oranı ve alacağın sebebi konusunda açıklık bulunmadığı, faturalara konu olan işin, her iki tarafın defterlerinde kayıtlı olan ve davalı tarafından davacıya bedeli ödenen 20.12.2013 tarihli faturanın kapsamı dışında olduğuna dair de bir delil bulunmadığı, öte yandan Yönetmelik gereği brokerlerin, temsil ettikleri kendi müşterilerinden aldıkları danışmanlık ve risk yönetim ücreti dışında hiçbir surette menfaat sağlayamayacaklarının düzenlendiği, dava konusu faturaların davalı şirket çalışanı tarafından imzalanmış olması halinde de sonucun değişmeyeceği gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın reddine, davacının kötü niyetli olduğuna dair bir delil bulunmadığından koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;

20. 12.2013 tarihli faturada ...'un yetkili tacir yardımcısı olarak aynı yetkileri kullandığını, Bölge Adliye Mahkemesinin '' davacıya bedeli ödenen 20.12.2013 tarihli 40.720,00 TL bedelli faturanın kapsamı dışında olduğuna dair delil bulunmadığına şeklindeki gerekçesinin davalının savunmasında dahi bulunmadığını, kesilecek fatura miktarının müvekkiline mail ile bildirildiğini, maillerin delil mahiyetinde olduğunu, miktarın uyuştuğunun Bölge Adliye Mahkemesince de kabul edildiğini, maillerde ...'un da cc kısmında yer aldığını ve kendisinin faturanın ne şekilde kesileceğine dair bilgi notu verdiğini, faturaların buna göre kesildiğini, faturalarda ödeme talimatının bulunduğunu, faturanın teslim alındığını, defterlere işlenmemesinin müvekkilini ilgilendirmediğini, başka bir davada aynı maillerin delil olarak kullanıldığını, taraflar arasında maile dayalı faturalaşmanın bir teamül olduğunu, Yönetmelik'te danışmanlık ücretinin açıkça yazılı olduğunu, Yönetmeliğe aykırı bir durum olmadığını, olsa dahi bunun yaptırımının faturaların ödenmemesi olmayacağını, ödenen faturalar yönünden Yönetmelik hükmüne aykırılığın gündeme getirilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, faturaya dayalı icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, faturaya konu hizmetin verilip verilmediği noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

1. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi.

2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 21 nci madde, 190 ncı madde

3. Değerlendirme

1. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tâbi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. 6100 sayılı Kanun'un 190 ıncı maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.

2. İcra takibinin dayanağı fatura olup 6102 sayılı Kanun'un 21 inci maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşme ilişkisini inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi, başka bir ifadeyle (hizmet) alım-(hizmet) satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.

3. Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura alıcının ticarî defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir.

4. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, davacı taraf davalıya ihale reasürans danışmanlık hizmeti verildiğini iddia etmekte, davalı taraf ise böyle bir hizmet almadığını savunmaktadır. Bu durumda davacı davalıya bu hizmeti verdiğini ispat etmelidir.

5. Davacı taraf delil olarak, faturanın davanın çalışanı ... imzasına tebliğini ve faturaya yasal süresi içerisinde itiraz edilmemiş olmasına, davalının muhasebe personeli tarafından faturanın nasıl tanzim edileceğine dair el yazısı ile düzenlenen not kağıdına ve davalının ilgili müdürü ... tarafından gönderilen elektronik posta içeriğine ve kendi defterlerinde yer alan kayıtlara dayanmaktadır. Davalı tarafça faturaya konu sözleşme ilişkisi inkar edildiği için faturanın tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olmasına bir sonuç bağlanamayacağı gibi, faturanın salt davacı ticari defterlerinde kayıtlı olması da davacı lehine yorumlanamaz.

6. Ancak taraflar arasındaki e-posta yazışmaları incelendiğinde; 21 Mayıs 2013 tarihinde davacı adına Hakan tarafından davalı taraf adına ...'a ödeme yapılması talebine ilişkin gönderilen maile, aynı gün davalı tarafından liste bazında bilgi verileceği, aynı zamanda nasıl bir faturalandırma olacağını da ...'in kendilerine ileteceği, (...'in) şu anda müsait olmadığı, 1-2 saate kendisini (...'ı) yanına çağıracağı şeklinde cevap verildiği, davalı tarafından davacıya gönderilen 13 Haziran 2023 tarihli mailde ise tabloda ihale komisyonları listesinin bulunduğu, 107.974,00 TL ve 200.000,00 TL flat komisyon tahakkuku olacağının bildirildiği anlaşılmıştır.

7. Takip konusu iki adet faturanın birinin KDV'siz ve indirimsiz tutarı 107.974, 00 TL, diğerininki ise 200.000,00 TL olup, ... tarafından davacıya gönderilen mailde yer alan tutarlar ile birebir örtüşmektedir.

8. Her ne kadar davalı taraf müvekkili ...'un kendisini temsile yetkili olmadığını ve bu nedenle onun tarafından gönderilen mailin bağlayıcı olmayacağını savunmuş ise de; dava konusu olmayan, poliçeler için reasürans destek bedeli açıklamalı 20.12.2013 tarihli fatura her iki tarafın ticari defterinde kayıtlı olup, anılan faturayı teslim alan kişi de ... olup bu nedenle davalının anılan savunmasına itibar edilemez.

9. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile reddi doğru olmamış hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/993543700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Bozuldu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/1162 E. 2021/1728 K.

Brokerlik ücreti dışında menfaat sağlanamayacağından fatura alacağı reddedildi

Gerekçe özeti

Bir alacağın fatura ile talep edilmesi halinde, faturaya konu hizmetin verildiğinin ve alacağın sebebi ile kapsamının davacı tarafça ispatlanması gerekir; faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olmaması ve ilgili yazışmaların alacağın sebebini açıklığa kavuşturmaması halinde alacak ispatlanmış sayılmaz. Ayrıca, brokerlik faaliyeti yürüten tarafın, ilgili yönetmelik uyarınca komisyon ile temsil ettiği müşterilerden aldığı danışmanlık ve risk yönetim ücreti dışında başka bir menfaat talep etmesi mümkün değildir; bu sınırlama, ilgili faturanın karşı taraf çalışanınca imzalanmış olması halinde de geçerliliğini korur.

Emsal değeri

Sigorta ve Reasürans Brokerleri Yönetmeliği'nin 13. maddesi kapsamında, brokerlerin komisyon ile temsil ettikleri müşterilerden aldıkları danışmanlık ve risk yönetim ücreti dışında menfaat sağlayamayacağına ve bu sınırlamanın karşı taraf çalışanının fatura veya yazışmaları imzalamış olmasından bağımsız olarak uygulanacağına ilişkin tespiti nedeniyle bölgesel emsal değeri taşımaktadır.

Kavramlar: itirazın iptali brokerlik danışmanlık ve risk yönetim ücreti ispat yükü icra inkar tazminatı kötüniyet tazminatı

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/1162

KARAR NO 2021/1728

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 28/12/2018

NUMARASI 2015/903 Esas-2018/1450 Karar

DAVA

İtirazın İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ 25/11/2021

İlk derece mahkemesince verilen davanın kabulüne dair kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili şirketin davalı şirkete "İhale Reasürans Danışmanlık" hizmet verdiğini, bu hizmete karşılık 25.06.2013 ve 26.06.2013 tarihli faturaları düzenlendiği, davalının bu faturaları ödemediğini, müvekkilinin bu faturalar nedeniyle davalı sigorta şirketinden 313.517,94-TL alacağının bulunduğu, müvekkili şirket yetkilisi ile davalı sigorta şirketinin yetkili çalışanları arasındaki elektronik posta yazışmalarının müvekkilinin alacağını ispat ettiğini, ayrıca bahse konu faturaların davalı şirket çalışanı tarafından müvekkiline ne şekilde düzenleneceği hususunda el yazılı izahat yaptığını, bunun dışında dava konusu faturaların davalı şirket çalışanına imza karşılığında teslim edildiğini, davalının borcunu ödememesi nedeniyle davalı hakkında İstanbul ...

İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davalının borca itiraz ederek icra takibini durdurduğunu ileri sürerek davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına, davalının %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacının davaya dayanak yapılan icra takibine konu faturalarda, makbuzlarda gösterildiği şekilde "İhale Reasürans Danışmanlık" bedeli adı altında hiçbir hak ve alacağının olmadığını, davacının fatura muhteviyatında belirtildiği şekilde, hukuki bir ilişki bulunmadığını, müvekkilinin davacıyı her hangi bir ihale ile ilgili olarak danışmanlık yapmak üzere yetkilendirmediğini, davacının daha önce danışmanlık bedeli olarak davalıya her hangi bir fatura kesmediğini, davaya konu 3 ve 4 no lu faturaların müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini, bahse konu faturaların şirkete giriş kaydının olmadığını, bu faturalarla ilgili muhasebe tarafından herhangi bir bildirim yapılmadığını, müvekkili şirket çalışanı olan ...'un müvekkili şirket adına borç ikrarında bulunma yetkisi bulunmadığını, bu konudaki e-posta içeriklerini kabul etmediklerini, kaldı ki bu yazışmaların hangi ilişkiye ilişkin olduğunun anlaşılamadığını, müvekkili şirket çalışanlarından ...'ün faturayı teslim alma gibi bir görevinin bulunmadığını, imzanın bu çalışana ait olup olmadığının belli olmadığını, bahse konu faturaların müvekkili şirkete usulü dairesinde tebliğ edilmediğini, yine müvekkili şirket çalışanlarından ...'un şirketi borç altına sokma yetkisi bulunmadığını, bu çalışan tarafından yazıldığı iddia edilen imzasız ve tarihsiz notun neye ilişkin yazıldığının anlaşılamadığını belirterek davanın reddine, davalı aleyhine %20 den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, taraflar arasındaki elektronik posta yazışmalarından davacının davalıya danışmanlık hizmeti verdiği, ayrıca davacının gönderdiği faturaların düzeltmesine ilişkin e-posta yazışmalarına göre fatura konusu miktarın davalının kabulünde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının itirazının iptali ile takibin aynı miktar ve faiz üzerinden devamına, davacı lehine % 20 oranında icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının davaya dayanak yapılan icra takibine konu faturalarda, makbuzlarda gösterildiği şekilde "İhale Reasürans Danışmanlık" bedeli adı altında hiçbir hak ve alacağının olmadığını, müvekkilinin davacıyı her hangi bir ihale ile ilgili olarak danışmanlık yapmak üzere yetkilendirmediğini, 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu'na dayalı olarak çıkarılan Sigorta ve Reasürans Brokerleri Yönetmeliği'nin 13. Maddesine göre brokerlik gelirlerinin belli ve sınırlı olduğunu, brokerlerin komisyon ile temsil ettikleri müşterilerden aldıkları danışmanlık ve risk yönetim ücreti dışında hiç bir surette menfaat sağlayamayacağını, davacının daha önce danışmanlık bedeli olarak davalıya her hangi bir fatura kesmediğini, davaya konu 3 ve 4 no lu faturaların müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini, bahse konu faturaların şirkete giriş kaydının olmadığını, E-posta yazışmalarında müvekkili sigorta şirket tarafından fatura konusu miktarların kabul edildiğine dair gerekçenin de yerinde olmadığını, e-posta yazışmaları yapıldığı iddia edilen çalışanların müvekkili şirket adına borç ikrarında bulunma, şirketi borç altına sokma yetkisinin bulunmadığını, bu yazışmaların hangi ilişkiye ilişkin olduğunun anlaşılamadığını, bu hususun bilirkişi raporunda da belirtildiğini, davacının haksız menfaat elde etmek için yapmış olduğu usulsüz işlemlerin İstanbul Anadolu CBS'nin 2017/187323 nolu dosyasında düzenlenen 07/03/2018 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, buna karşılık mahkeme dosyasına kim tarafından gönderildiği belli olmayan ve yazı cevaplarına itibar edilmesinin yerinde olmadığını, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul veya yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin davalı sigorta şirketine 25.06.2013 ve 26.06.2013 tarihli fatura içeriği "ihale reasürans danışmanlık" hizmetini sunduğunu ileri sürerek iki adet fatura bedeli 313.517,94-TL'nin icra yoluyla davalıdan tahsili talep etmiş olup, davalı ise faturaya konu hizmetin verilmediğini belirtilerek davanın reddini savunmuştur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık 25.06.2013 ve 26.06.2013 tarihli fatura içeriği hizmetin sunulup sunulmadığı, davacının fatura bedellerine hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır. Taraflar arasında 31/10/2011 tarihli Brokerlik Protokolü düzenlenmiştir. Sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte olan 21/6/2008 tarihli ve 26913 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sigorta ve Reasürans Brokerleri Yönetmeliği'nin 13.

Maddesinde brokerlerin, komisyon ile temsil ettikleri müşterilerden aldıkları danışmanlık ve risk yönetim ücreti dışında hiçbir surette menfaat sağlayamayacakları düzenlenmiştir. Davacı tarafından davalı adına 25/06/2013 tarihli 109.917,94-TL bedelli, 26/06/2013 tarihli 203.600-TL bedelli ve 20/12/2013 tarihli 40.720-TL bedelli fatura düzenlemiş olup, yapılan bilirkişi incelemesinde dava konusu 25/06/2013 ve 26/06/2013 tarihli faturaların davalının defterlerinde kayıtlı olmadığı, uyuşmazlık konusu olmayan 20/12/2013 tarihli faturanın ise her iki tarafın defterlerinde kayıtlı olduğu ve ödendiği tespit edilmiştir. Davalı sigorta şirketinde Broker ve Direkt Satış Müdürü olarak görev yapan ... tarafından davacı şirket yetkilisine gönderilen 13/06/2013 tarihli e-postada davacı şirketin ihale komisyonları nedeniyle önceki dönemden 19.879,20-TL, daha sonraki ihaleler nedeniyle nedeniyle 107.974,40-TL ve 200.000-TL komisyon tahakkuk edeceği yönünde bilgi verilmiştir.

Bahse konu e-posta içeriği davacı tarafından düzenlenen dava konusu faturaların KDV'siz ve indirimsiz hali ile uyuşmakta ise de dava konusu faturaların hangi hizmetin karşılığında düzenlendiği, yapılan hizmetin komisyon oranı ve alacağın sebebi konusunda açıklık bulunmamaktadır. Dava konusu faturalara konu olan işin, her iki tarafın defterlerinde kayıtlı olan ve davalı tarafından davacıya bedeli ödenen 20/12/2013 tarihli 40.720-TL bedelli faturanın kapsamı dışında olduğuna dair de bir delil bulunmamaktadır. Öte yandan bahsi geçen Yönetmeliğin 13. maddesinde; brokerlerin, temsil ettikleri kendi müşterilerinden aldıkları danışmanlık ve risk yönetim ücreti dışında hiçbir surette menfaat sağlayamayacakları düzenlendiğinden dava konusu faturaların davalı şirket çalışanı tarafından imzalanmış olması halinde de sonuç değişmeyecektir.

Bu itibarla mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş ise de, bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın reddine, davacının kötüniyetli olduğuna dair bir delil bulunmadığından koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine dair yeniden hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/903 Esas-2018/1450 Karar sayılı 28/12/2018 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "Davanın reddine, Kötüniyet tazminat talebinin reddine" İlk derece mahkemesine ilişkin olarak; "Alınması gereken 59,30-TL harcın, peşin yatırılan 6.028,63‬-TL harçtan mahsubu ile fazla olan 5.969,33‬‬-TL'nin talep halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan yargı giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, Davalı lehine takdir olunan 33.161,10-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davalı tarafından yatırılan 822-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davalı tarafından yapılan 24,38-TL yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 25/11/2021

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.