Faturaya dayalı akdi ilişkinin defter dışı delillerle ispatı ve itirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1255 E. 2023/6772 K. · · İlk derece: İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
İtirazın iptali davası genel hükümlere tabidir; akdi ilişkinin inkârı halinde ispat yükü faturayı düzenleyen davacıdadır. Tek başına fatura veya faturanın yalnız satıcı defterinde kayıtlı olması akdi ilişkiyi ispatlamaz; faturanın alıcı defterine kaydı ise akdi ilişkiyi ispatlar, kayıtlı değilse satıcı diğer delillerle ispat edebilir. E-postayla bildirilen tutarların fatura tutarlarıyla birebir örtüşmesi ve aynı kişinin karşı defterde kayıtlı başka bir faturayı teslim alması, o kişinin yetkisizliği savunmasını geçersiz kılarak hizmetin ispatını sağlar.
Ele alınan sorunlar
Faturaya dayalı hizmet (akdi ilişki) alacağının ispatı → kabul
İddia: Davacı, davalıya ihale reasürans danışmanlık hizmeti verdiğini; kesilecek fatura miktarının davalı çalışanınca e-posta ile bildirildiğini, faturaların teslim alındığını ve tutarların örtüştüğünü ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Gerekçe: İtirazın iptali davası genel hükümlere tabi olduğundan ispat yükü normal alacak davasındaki gibidir; 6100 sayılı Kanun'un 190 ıncı maddesi gereğince ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan lehine hak çıkaran tarafa aittir. 6102 sayılı Kanun'un 21 inci maddesine göre fatura düzenlenmesi için taraflar arasında akdi ilişki bulunması gerekir; davalı akdi ilişkiyi inkâr ederse davacı öncelikle (hizmet) alım-satım ilişkisini ispatlamalıdır. Tek başına fatura düzenlenmesi veya faturanın satıcı defterinde kayıtlı olması akdi ilişkiyi ispata yetmez; ancak faturanın alıcı defterine kaydedilmesi akdi ilişkiyi ispatlar, kayıtlı değilse satıcı diğer delillerle ispatlar. Somut olayda e-posta yazışmalarında bildirilen komisyon tutarlarının takip konusu iki faturanın KDV'siz ve indirimsiz tutarlarıyla birebir örtüşmesi ve dava dışı 20.12.2013 tarihli faturanın her iki tarafın ticari defterinde kayıtlı olup aynı kişi tarafından teslim alınması karşısında, bu kişinin temsile yetkili olmadığı savunmasına itibar edilemez; böylece hizmetin verildiği ispatlanmıştır. Bu durumda davanın kabulü gerekirken hatalı değerlendirme ile reddi doğru olmamış, hüküm davacı yararına bozulmuştur.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Faturaya dayalı alacakta akdi ilişkinin inkârı halinde ispat yükünün dağılımı ve defter dışı delillerle (örtüşen e-posta tutarları, karşı defterdeki kayıt) ispatı yönünden bağlayıcı Yargıtay içtihadıdır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali↗ ispat yükü↗ fatura↗ akdi ilişkinin ispatı↗ ticari defter kaydı↗ temsil yetkisi↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18605 E. 2015/808 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:brokerlik · sınırlı sorumluluk · sigorta tazminatı · rücu hakkı · kusur oranı · sigorta sözleşmesi · rücu · bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaBrokerliği hakkında asli kusuruyla «hasara» sebebiyet verdiği aracın sigortacısı olduğu belirtilerek dava açılmış ise de, buna ilişkin olarak «sigorta poliçesi» «ibraz» edilemediği gibi, bu şirketin sigorta ve reasürans «brokeri» olduğu, sigorta ve reasürans brokerlerinin sigorta ve reüsürans sözleşmesi yaptırmak isteyenleri «temsil» ederek «sigorta sözleşmelerinin» akdinden önceki hazırlık çalışmalarını yürüten ve gerektiğinde sözleşmelerin uygulanmasında veya tazminatın tahsilinde yardımcı olmayı meslek edinen kişi olup, «sigorta tazminatı» ödemesinin yasak olduğu gerekçesiyle, bu davalı hakkındaki davanın «husumetten» reddine, davalılardan ... hakkındaki davanın ise, olayın meydana gelmesindeki tarafların ayrı ayrı tespit edilen «kusur oranlarına» göre asli kusurlu olup, kusur oranına karşılık gelen hasar miktarının 13.407,77 Euro olarak tespit edildiği gerekçesiyle, kabulü ile, 31.618,20 TL'nin (13.407,77 Euro karşılığı ) ödeme nedeniyle «rücu hakkının» doğduğu tarihten itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, yapılan yargılama sırasında zararın belirlenmesi bakımından «bilirkişi incelemeleri» yaptırılarak kök ve ek raporlar alınması yoluna gidilmesine rağmen, ilk bilirkişi raporuna dönülerek, hem de anılan hususta uzman olmayan nakliyeci bilirkişi görüşüne itibar edilip, esas alınan bilirkişi raporları birbirini doğrulamadığı halde, raporların birbirini doğruladığı da kabul edilerek karar verildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda mahkemece, taşınan emtia konusunda uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla yükteki «hasar» tutarının belirlenmesi ve ...'nin 23. maddesinde hükme bağlanan «sınırlı sorumluluk» esas ve kuralları da gözetilerek bir değerlendirme yapılıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10616 E. 2013/11164 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:brokerlik · kötüniyet tazminatı · kötüniyet
Benzer bu karardaDava sigorta «brokerlik» sözleşmesine dayalı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine ve davacının davalıya «kötüniyet tazminatı» ödemesine karar verilmiştir.
Ancak, davacı aleyhine «kötüniyet tazminatına» hükmedilebilmesi için davacının yaptığı icra takibinin haksız olması yeterli olmayıp, aynı zamanda bu icra takibinin kötüniyetli olarak yapıldığının da ispat edilmesi gerekir.
Bu itibarla, mahkemece, gerekçesi açıklanmaksızın davalı lehine «kötüniyet tazminatınan» karar verilmesi doğru olmamış ve kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Somut uyuşmazlıkta davacının «kötüniyetli» olarak icra takibi yaptığı davalı tarafça kanıtlanamamıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1255 E. , 2023/6772 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1162 Esas, 2021/1728 Karar
HÜKÜM
Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2015/903 E., 2018/1450 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 21.11.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin davalı şirkete "İhale Reasürans Danışmanlık" hizmeti verdiğini, bu hizmete karşılık 25.06.2013 ve 26.06.2013 tarihli faturaların düzenlendiğin, davalının bu faturaları ödemediğini, müvekkilinin bu faturalar nedeniyle davalı ... şirketinden 313.517,94 TL alacağının bulunduğunu, müvekkili şirket yetkilisi ile davalı ... şirketinin yetkili çalışanları arasındaki elektronik posta yazışmalarının müvekkilinin alacağını ispat ettiğini, ayrıca bahse konu faturaların davalı şirket çalışanı tarafından müvekkiline ne şekilde düzenleneceği hususunda el yazılı izahat yaptığını, bunun dışında dava konusu faturaların davalı şirket çalışanına imza karşılığında teslim edildiğini, davalının borcunu ödememesi nedeniyle davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının borca itiraz ederek icra takibini durdurduğunu ileri sürerek itirazının iptalini, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davaya dayanak yapılan icra takibine konu faturalarda, makbuzlarda gösterildiği şekilde "İhale Reasürans Danışmanlık" bedeli adı altında hiçbir hak ve alacağının olmadığını, davacının fatura muhteviyatında belirtildiği şekilde, hukuki bir ilişki bulunmadığını, müvekkilinin davacıyı herhangi bir ihale ile ilgili olarak danışmanlık yapmak üzere yetkilendirmediğini, davacının daha önce danışmanlık bedeli olarak davalıya herhangi bir fatura kesmediğini, davaya konu 3 ve 4 no'lu faturaların müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini, bahse konu faturaların şirkete giriş kaydının olmadığını, bu faturalarla ilgili muhasebe tarafından herhangi bir bildirim yapılmadığını, müvekkili şirket çalışanı olan ...'un müvekkili şirket adına borç ikrarında bulunma yetkisi bulunmadığını, bu konudaki e-posta içeriklerini kabul etmediklerini, kaldı ki bu yazışmaların hangi ilişkiye ilişkin olduğunun anlaşılamadığını, müvekkili şirket çalışanlarından ...'ün faturayı teslim alma gibi bir görevinin bulunmadığını, imzanın bu çalışana ait olup olmadığının belli olmadığını, bahse konu faturaların müvekkili şirkete usulü dairesinde tebliğ edilmediğini, yine müvekkili şirket çalışanlarından ...'un şirketi borç altına sokma yetkisi bulunmadığını, bu çalışan tarafından yazıldığı iddia edilen imzasız ve tarihsiz notun neye ilişkin yazıldığının anlaşılamadığını belirterek davanın reddine, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki elektronik posta yazışmalarından davacının davalıya danışmanlık hizmeti verdiği, ayrıca davacının gönderdiği faturaların düzeltmesine ilişkin e-posta yazışmalarına göre fatura konusu miktarın davalının kabulünde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının itirazının iptali ile takibin aynı miktar ve faiz üzerinden devamına, davacı lehine %20 oranında icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının davaya dayanak yapılan icra takibine konu faturalarda, makbuzlarda gösterildiği şekilde "İhale Reasürans Danışmanlık" bedeli adı altında hiçbir hak ve alacağının olmadığını, müvekkilinin davacıyı herhangi bir ihale ile ilgili olarak danışmanlık yapmak üzere yetkilendirmediğini, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'na dayalı olarak çıkarılan Sigorta ve Reasürans Brokerleri Yönetmeliği'nin 13 üncü maddesine göre brokerlik gelirlerinin belli ve sınırlı olduğunu, brokerlerin komisyon ile temsil ettikleri müşterilerden aldıkları danışmanlık ve risk yönetim ücreti dışında hiçbir surette menfaat sağlayamayacağını, davacının daha önce danışmanlık bedeli olarak davalıya herhangi bir fatura kesmediğini, davaya konu 3 ve 4 no'lu faturaların müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini, bahse konu faturaların şirkete giriş kaydının olmadığını, e-posta yazışmalarında müvekkili sigorta şirketi tarafından fatura konusu miktarların kabul edildiğine dair gerekçenin de yerinde olmadığını, çalışanların müvekkili şirket adına borç ikrarında bulunma, şirketi borç altına sokma yetkisinin bulunmadığını, bu yazışmaların hangi ilişkiye ilişkin olduğunun anlaşılamadığını, bu hususun bilirkişi raporunda da belirtildiğini, davacının haksız menfaat elde etmek için yapmış olduğu usulsüz işlemlerin soruşturma dosyasında yer alan bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, mahkeme dosyasına kim tarafından gönderildiği belli olmayan ve yazı cevaplarına itibar edilmesinin yerinde olmadığını, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul veya yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu faturaların davalının defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalı ... şirketi tarafından gönderilen mail içeriği davacı tarafından düzenlenen dava konusu faturaların KDV'siz ve indirimsiz hali ile uyuşmakta ise de dava konusu faturaların hangi hizmetin karşılığında düzenlendiği, yapılan hizmetin komisyon oranı ve alacağın sebebi konusunda açıklık bulunmadığı, faturalara konu olan işin, her iki tarafın defterlerinde kayıtlı olan ve davalı tarafından davacıya bedeli ödenen 20.12.2013 tarihli faturanın kapsamı dışında olduğuna dair de bir delil bulunmadığı, öte yandan Yönetmelik gereği brokerlerin, temsil ettikleri kendi müşterilerinden aldıkları danışmanlık ve risk yönetim ücreti dışında hiçbir surette menfaat sağlayamayacaklarının düzenlendiği, dava konusu faturaların davalı şirket çalışanı tarafından imzalanmış olması halinde de sonucun değişmeyeceği gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın reddine, davacının kötü niyetli olduğuna dair bir delil bulunmadığından koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
20. 12.2013 tarihli faturada ...'un yetkili tacir yardımcısı olarak aynı yetkileri kullandığını, Bölge Adliye Mahkemesinin '' davacıya bedeli ödenen 20.12.2013 tarihli 40.720,00 TL bedelli faturanın kapsamı dışında olduğuna dair delil bulunmadığına şeklindeki gerekçesinin davalının savunmasında dahi bulunmadığını, kesilecek fatura miktarının müvekkiline mail ile bildirildiğini, maillerin delil mahiyetinde olduğunu, miktarın uyuştuğunun Bölge Adliye Mahkemesince de kabul edildiğini, maillerde ...'un da cc kısmında yer aldığını ve kendisinin faturanın ne şekilde kesileceğine dair bilgi notu verdiğini, faturaların buna göre kesildiğini, faturalarda ödeme talimatının bulunduğunu, faturanın teslim alındığını, defterlere işlenmemesinin müvekkilini ilgilendirmediğini, başka bir davada aynı maillerin delil olarak kullanıldığını, taraflar arasında maile dayalı faturalaşmanın bir teamül olduğunu, Yönetmelik'te danışmanlık ücretinin açıkça yazılı olduğunu, Yönetmeliğe aykırı bir durum olmadığını, olsa dahi bunun yaptırımının faturaların ödenmemesi olmayacağını, ödenen faturalar yönünden Yönetmelik hükmüne aykırılığın gündeme getirilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, faturaya dayalı icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, faturaya konu hizmetin verilip verilmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi.
2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 21 nci madde, 190 ncı madde
3. Değerlendirme
1. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tâbi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. 6100 sayılı Kanun'un 190 ıncı maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
2. İcra takibinin dayanağı fatura olup 6102 sayılı Kanun'un 21 inci maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşme ilişkisini inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi, başka bir ifadeyle (hizmet) alım-(hizmet) satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.
3. Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura alıcının ticarî defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir.
4. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, davacı taraf davalıya ihale reasürans danışmanlık hizmeti verildiğini iddia etmekte, davalı taraf ise böyle bir hizmet almadığını savunmaktadır. Bu durumda davacı davalıya bu hizmeti verdiğini ispat etmelidir.
5. Davacı taraf delil olarak, faturanın davanın çalışanı ... imzasına tebliğini ve faturaya yasal süresi içerisinde itiraz edilmemiş olmasına, davalının muhasebe personeli tarafından faturanın nasıl tanzim edileceğine dair el yazısı ile düzenlenen not kağıdına ve davalının ilgili müdürü ... tarafından gönderilen elektronik posta içeriğine ve kendi defterlerinde yer alan kayıtlara dayanmaktadır. Davalı tarafça faturaya konu sözleşme ilişkisi inkar edildiği için faturanın tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olmasına bir sonuç bağlanamayacağı gibi, faturanın salt davacı ticari defterlerinde kayıtlı olması da davacı lehine yorumlanamaz.
6. Ancak taraflar arasındaki e-posta yazışmaları incelendiğinde; 21 Mayıs 2013 tarihinde davacı adına Hakan tarafından davalı taraf adına ...'a ödeme yapılması talebine ilişkin gönderilen maile, aynı gün davalı tarafından liste bazında bilgi verileceği, aynı zamanda nasıl bir faturalandırma olacağını da ...'in kendilerine ileteceği, (...'in) şu anda müsait olmadığı, 1-2 saate kendisini (...'ı) yanına çağıracağı şeklinde cevap verildiği, davalı tarafından davacıya gönderilen 13 Haziran 2023 tarihli mailde ise tabloda ihale komisyonları listesinin bulunduğu, 107.974,00 TL ve 200.000,00 TL flat komisyon tahakkuku olacağının bildirildiği anlaşılmıştır.
7. Takip konusu iki adet faturanın birinin KDV'siz ve indirimsiz tutarı 107.974, 00 TL, diğerininki ise 200.000,00 TL olup, ... tarafından davacıya gönderilen mailde yer alan tutarlar ile birebir örtüşmektedir.
8. Her ne kadar davalı taraf müvekkili ...'un kendisini temsile yetkili olmadığını ve bu nedenle onun tarafından gönderilen mailin bağlayıcı olmayacağını savunmuş ise de; dava konusu olmayan, poliçeler için reasürans destek bedeli açıklamalı 20.12.2013 tarihli fatura her iki tarafın ticari defterinde kayıtlı olup, anılan faturayı teslim alan kişi de ... olup bu nedenle davalının anılan savunmasına itibar edilemez.
9. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile reddi doğru olmamış hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/993543700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz