Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4907 E. 2023/6982 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
arabuluculuk ücreti↗ zararın ispatı↗ munzam zarar↗ arabuluculuk↗ karine↗ tmsf↗ hak düşürücü süre↗ temlik↗ fer'i müdahil↗ temerrüt faizi↗ esastan ret↗ asıl alacak↗ harç↗ cy/cy kaydı↗ vekalet ücreti↗ avans faizi↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 10. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2019/397 E., 2021/435 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 28.11.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı Ing Bank A.Ş. vekili Avukat ... ile fer'i müdahil TMSF vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'in Egebank A.Ş.'nin Altunizade Şubesine 08.10.1999 tarihinde 108.431,11 TL, 19.10.1999 tarihinde 37.000,00 TL, 20.10.1999 tarihinde 200.000,00 USD ve 25.11.1999 tarihinde 133.654,97 TL parasını vadeli olarak yatırdığını, yatırılan paranın davalı bankanın kasıtlı yönlendirmesiyle KKTC'de paravan olarak kurulan Egebank Off Shore Ltd. adlı bankaya ait hesaba aktarıldığını, 21.12.1999 tarihinde BBDK tarafından banka yönetimine el konularak Egebank A.Ş.'nin bankacılık yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırıldığını, Egebank A.Ş.'nin önce Sümerbank A.Ş. ile birleştiğini, Sümerbank A.Ş.'nin çatısı altında birleşen bankalarla birlikte Oyakbank A.Ş.'ye satıldığını, Oyakbank A.Ş.'nin de davalı ...Ş.'ye devredildiğini, bankaya el konulmasından sonra dava dışı temlik eden Ali Kalındudak'ın mevduatının "Egebank Off Shore Ltd." adlı bankaya aktarıldığı ve off shore mevduatlarının sigorta kapsamında olmadığı gerekçesiyle ödenmediğini, kanuni halef olan İng Bank A.Ş.'ye karşı tazminat davaları açıldığını, açılan davaların kabul edildiğini, kararın harçlar yönünden düzelterek onandığını, alacakların 17.11.2014 tarihinde tahsil edildiğini, müvekkilinin davalı bankadan olan alacağını, temerrüt tarihinden yaklaşık 15 yıl sonra tahsil edilebildiğini, Mahkeme tarafından hükme bağlanan alacağın sadece asıl alacak kısmına bankaya yattığı tarihten itibaren avans faizi işletildiğini, müvekkilinin munzam zararının meydana geldiğini, açılan işbu davanın yalnızca müvekkilinin Egebank A.Ş.'ye yatırdığı 108.431,11 TL, 133.654,97 TL ve 37.000,00 TL mevduat alacakları için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 122 nci maddesinde düzenlenen munzam zararın tazmini için açıldığını belirterek müvekkilinin Egebank A.Ş.'nin Altunizade Şubesi'ne 08.10.1999 tarihinde yatırdığı 108.431,11 TL, 19.10.1999 tarihinde yatırdığı 37.000,00 TL ve 25.11.1999 tarihinde yatırdığı 133.654,97 TL'nin o tarihteki satın alma gücü ile daha önce hüküm altına alınan ve tahsil edilebilen tutar bakımından oluşan munzam zararın tespitiyle şimdilik 1.000,00 TL'nin davalı bankadan hükmen tahsiline, hüküm altına alınan alacağa tahsil edildiği tarih olan 17.11.2014'ten itibaren temerrüt faizi işletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; husumet, zamanaşımı, hak düşürücü süre itirazlarında bulunduklarını, hisse devir tarihinden önceki işlemlerden kaynaklanabilecek her türlü borcun TMSF tarafından üstlenilmesi sebebiyle sorumlu olmadığını, davacının müvekkili bankaya yönelttiği taraf sıfatını TMSF'ye yönelterek müvekkili bankanın taraf sıfatından çıkartılarak müvekkili yönünden davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiğini, off shore hesaplarına yatan paralara ilişkin olarak açılmış olan munzam zarar davalarının müvekkili açısından reddedilerek Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından onandığını, icra dosyalarında borcun ödendiğini, davacının munzam zarar talebini sadece enflasyona dayandırdığını ve başka bir zarar nedeni göstermediği gibi zararın ispatına yönelik de herhangi bir kanıt sunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Fer'i Müdahil TMSF vekili cevap dilekçesinde; davacının iddia ettiği zararı ve miktarını kanıtlamadığını, zararın dayanağını açıklamadığını, Mahkemece davacıya ödenmesine hükmedilen tutarın ödendiğini, dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
3.Fer'i Müdahil OYAK vekili cevap dilekçesinde; davacının muhtemel kâr ya da farz edilen gelir gibi somut olay gerçekliğine dayanmayan bir takım tespitlerin kapsamında talep ettiği munzam zararının gerçekliğe dayanmadığını, davanın asıl muhatap olan TMSF'ye tevcih edilmesi gerektiğini savunarak reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, devralan bankaya yatırdığı paranın geç ödenmesinden doğan somut ve şahsi bir zararın varlığına dayanmadığı, salt paranın yatırıldığı tarihte elde edilmesi muhtemel olduğu ileri sürülen mal varlığının yaşanan yüksek enflasyon sebebiyle artık edinilememesine, yani genel olguya dayalı olarak davasını açtığı, o hâlde davacının geç ödenen para sebebiyle somut bir zararının doğduğunu kanıtlayamadığı, davacının davasında haklı dayanak bulunmadığı, iddia edilen munzam zarar koşullarının oluştuğunun ispat bulmadığı gerekçesiyle davanın reddine, 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin, karar kesinleştiğinde davacıdan tahsili ile Devlet Hazinesi'ne gelir kaydına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yargıtay kararlarında, enflasyonist ortamda bireyin parasını atıl vaziyette tutmayacağının karine olarak kabul edilmesi gerektiğinin, somut ispat rejiminin aranmaması gerektiğinin, enflasyonun gündemde olmadığı ve döviz kurlarının istikrar kazandığı dönemde ise somut ispat rejiminin aranması gerektiğinin belirtildiğini, 1999 yılında yatırılan para ile 2014 yılında tahsil edilen paranın satın alma gücünün aynı olmadığını, munzam zararın oluştuğunu, adil yargılanma ve mülkiyet hakkının ihlâl edildiğini, Anayasa Mahkemesi kararının değerlendirilmediğini belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının zararın ne şekilde oluştuğunu somut olarak ispat etmesi gerektiği, mevduatı zamanında almış olsaydı, farklı yatırım araçlarında değerlendirileceği, daha fazla bir miktara ulaşacağı gibi bir takım farazi varsayımlar üzerinden davanın kabul edilmesi gerektiği yönündeki talebin, hukuk normuna ve normun uygulanışına uygun olmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 6098 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi hükmüne dayalı olarak açılan alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle geçmiş günler faizi ile karşılanmadığı iddia edilen munzam zararın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6098 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5277 E. 2023/7172 K.
Ortak:munzam zarar · karine · hak düşürücü süre · harç · temerrüt · zamanaşımı · husumet · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz karardaCEVAP 1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; «husumet», «zamanaşımı», «hak düşürücü süre» itirazlarında bulunduklarını, hisse devir tarihinden önceki işlemlerden kaynaklanabilecek her türlü borcun TMSF tarafından üstlenilmesi sebebiyle sorumlu olmadığını, davacının müvekkili bankaya yönelttiği taraf sıfatını TMSF'ye yönelterek müvekkili bankanın taraf sıfatından çıkartılarak müvekkili yönünden davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiğini, off shore hesaplarına yatan paralara ilişkin olarak açılmış olan «munzam zarar» davalarının müvekkili açısından reddedilerek Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından onandığını, icra dosyalarında borcun ödendiğini, davacının munzam zarar talebini sadece enflasyona dayandırdığını ve başka bir zarar nedeni göstermediği gibi «zararın ispatına» yönelik de herhangi bir kanıt sunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… ısı altında birleşen bankalarla birlikte Oyakbank A.Ş.'ye satıldığını, Oyakbank A.Ş.'nin de davalı ...Ş.'ye devredildiğini, bankaya el konulmasından sonra dava dışı «temlik» eden Ali Kalındudak'ın mevduatının "Egebank Off Shore Ltd." adlı bankaya aktarıldığı ve off shore mevduatlarının sigorta kapsamında olmadığı gerekçesiyle ödenmediğini, kanuni halef olan İng Bank A.Ş.'ye karşı tazminat davaları açıldığını, açılan davaların kabul edildiğini, kararın «harçlar» yönünden düzelterek onandığını, alacakların 17.11.2014 tarihinde tahsil edildiğini, müvekkilinin davalı bankadan olan alacağını, «temerrüt» tarihinden yaklaşık 15 yıl sonra tahsil edilebildiğini, Mahkeme tarafından hükme bağlanan alacağın sadece «asıl alacak» kısmına bankaya yattığı tarihten itibaren «avans faizi» işletildiğini, müvekkilinin «munzam zararının» meydana geldiğini, açılan işbu davanın yalnızca müvekkilinin Egebank A.Ş.'ye yatırdığı 108.431,11 TL, 133.654,97 TL ve 37.000,00 TL mevduat alacakları için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 122 nci maddesinde düzenlenen munzam zararın tazmini için açıldığını belirterek müvekkilinin Egebank A.Ş.'nin Altunizade Şubesi'ne 08.10.1999 tarihinde yatırdığı 108.431,11 TL, 19.10.1999 tarihinde yatırdığı 37.000,00 TL ve 25.11.1999 tarihinde yatırdığı 133.654,97 TL'nin o tarihteki satın alma gücü ile daha önce hüküm altına alınan ve tahsil edilebilen tutar bakımından oluşan munzam zararın tespitiyle şimdilik 1.000,00 TL'nin davalı bankadan hükmen tahsiline, hüküm altına alınan alacağa tahsil edildiği tarih olan 17.11.2014'ten itibaren «temerrüt faizi» işletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yargıtay kararlarında, enflasyonist ortamda bireyin parasını atıl vaziyette tutmayacağının «karine» olarak kabul edilmesi gerektiğinin, somut ispat rejiminin aranmaması gerektiğinin, enflasyonun gündemde olmadığı ve döviz kurlarının istikrar kazandığı dönemde ise somut ispat rejiminin aranması gerektiğinin belirtildiğini, 1999 yılında yatırılan para ile 2014 yılında tahsil edilen paranın satın alma gücünün aynı olmadığını, «munzam zararın» oluştuğunu, adil yargılanma ve mülkiyet hakkının ihlâl edildiğini, Anayasa Mahkemesi kararının değerlendirilmediğini belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulü …
Benzer bu karardaCEVAP 1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın «husumet», «zamanaşımı», «hak düşürücü süre» yönünden reddi gerektiğini, davanın haksız olup esastan da reddi gerektiğini savunarak reddini istemiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/22 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, Mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, alacağın «temerrüt» tarihinden yaklaşık 15 yıl sonra tahsil edilebildiğini, mevduat alacağının zamanında ödenmiş olması durumunda, paranın daha yüksek gelir getiren bir yatırıma yönlendirilmesi, bankada TL veya döviz «mevduat hesabı» açılarak değerlendirilmiş olması durumunda faize faiz işletilmiş olacağından en azından parası ... değerini korumuş ve satın alma gücünün azalmamış olacağını iddia ederek fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla 26.11.1999 tarihinde davalı bankaya yatırılan 220.000,00 TL'nin o tarihteki satın alma gücü ile tahsil edilebilen tutar bakımından oluşan «munzam zararın» tespitiyle şimdilik 1.000,00 TL'nin davalı bankadan hükmen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 20.09.2021 tarihli bedel artırım dilekçesi ile davasını 1.301.2 …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yargıtay kararlarında, enflasyonist ortamda bireyin parasını atıl vaziyette tutmayacağının «karine» olarak kabul edilmesi, somut ispat rejiminin aranmaması gerektiğine, enflasyonun gündemde olmadığı ve döviz kurlarının istikrar kazandığı dönemde ise somut ispat rejiminin aranması gerektiğine yer verildiğini, «munzam zararın» oluştuğu zaman diliminin ayrı ayrı incelenmesi gerektiğini, munzam zarar davasında somut ispat rejiminin aranmasının başvurucuya aşırı ve olağan dışı külfet yüklediğini, aradan geçen 15 yıl boyunca müvekkilinin parasının «değer kaybına» uğradığını, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 2.550,00 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:değer kaybı · mevduat hesabı · kâr kaybı
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yargıtay kararlarında, enflasyonist ortamda bireyin parasını atıl vaziyette tutmayacağının «karine» olarak kabul edilmesi, somut ispat rejiminin aranmaması gerektiğine, enflasyonun gündemde olmadığı ve döviz kurlarının istikrar kazandığı dönemde ise somut ispat rejiminin aranması gerektiğine yer verildiğini, «munzam zararın» oluştuğu zaman diliminin ayrı ayrı incelenmesi gerektiğini, munzam zarar davasında somut ispat rejiminin aranmasının başvurucuya aşırı ve olağan dışı külfet yüklediğini, aradan geçen 15 yıl boyunca müvekkilinin parasının «değer kaybına» uğradığını, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 2.550,00 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar …
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/22 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, Mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, alacağın «temerrüt» tarihinden yaklaşık 15 yıl sonra tahsil edilebildiğini, mevduat alacağının zamanında ödenmiş olması durumunda, paranın daha yüksek gelir getiren bir yatırıma yönlendirilmesi, bankada TL veya döviz «mevduat hesabı» açılarak değerlendirilmiş olması durumunda faize faiz işletilmiş olacağından en azından parası ... değerini korumuş ve satın alma gücünün azalmamış olacağını iddia ederek fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla 26.11.1999 tarihinde davalı bankaya yatırılan 220.000,00 TL'nin o tarihteki satın alma gücü ile tahsil edilebilen tutar bakımından oluşan «munzam zararın» tespitiyle şimdilik 1.000,00 TL'nin davalı bankadan hükmen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 20.09.2021 tarihli bedel artırım dilekçesi ile davasını 1.301.2 …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3844 E. 2024/2003 K.
Ortak:munzam zarar · asıl alacak · harç · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz kararda… ısı altında birleşen bankalarla birlikte Oyakbank A.Ş.'ye satıldığını, Oyakbank A.Ş.'nin de davalı ...Ş.'ye devredildiğini, bankaya el konulmasından sonra dava dışı «temlik» eden Ali Kalındudak'ın mevduatının "Egebank Off Shore Ltd." adlı bankaya aktarıldığı ve off shore mevduatlarının sigorta kapsamında olmadığı gerekçesiyle ödenmediğini, kanuni halef olan İng Bank A.Ş.'ye karşı tazminat davaları açıldığını, açılan davaların kabul edildiğini, kararın «harçlar» yönünden düzelterek onandığını, alacakların 17.11.2014 tarihinde tahsil edildiğini, müvekkilinin davalı bankadan olan alacağını, «temerrüt» tarihinden yaklaşık 15 yıl sonra tahsil edilebildiğini, Mahkeme tarafından hükme bağlanan alacağın sadece «asıl alacak» kısmına bankaya yattığı tarihten itibaren «avans faizi» işletildiğini, müvekkilinin «munzam zararının» meydana geldiğini, açılan işbu davanın yalnızca müvekkilinin Egebank A.Ş.'ye yatırdığı 108.431,11 TL, 133.654,97 TL ve 37.000,00 TL mevduat alacakları için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 122 nci maddesinde düzenlenen munzam zararın tazmini için açıldığını belirterek müvekkilinin Egebank A.Ş.'nin Altunizade Şubesi'ne 08.10.1999 tarihinde yatırdığı 108.431,11 TL, 19.10.1999 tarihinde yatırdığı 37.000,00 TL ve 25.11.1999 tarihinde yatırdığı 133.654,97 TL'nin o tarihteki satın alma gücü ile daha önce hüküm altına alınan ve tahsil edilebilen tutar bakımından oluşan munzam zararın tespitiyle şimdilik 1.000,00 TL'nin davalı bankadan hükmen tahsiline, hüküm altına alınan alacağa tahsil edildiği tarih olan 17.11.2014'ten itibaren «temerrüt faizi» işletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP 1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; «husumet», «zamanaşımı», «hak düşürücü süre» itirazlarında bulunduklarını, hisse devir tarihinden önceki işlemlerden kaynaklanabilecek her türlü borcun TMSF tarafından üstlenilmesi sebebiyle sorumlu olmadığını, davacının müvekkili bankaya yönelttiği taraf sıfatını TMSF'ye yönelterek müvekkili bankanın taraf sıfatından çıkartılarak müvekkili yönünden davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiğini, off shore hesaplarına yatan paralara ilişkin olarak açılmış olan «munzam zarar» davalarının müvekkili açısından reddedilerek Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından onandığını, icra dosyalarında borcun ödendiğini, davacının munzam zarar talebini sadece enflasyona dayandırdığını ve başka bir zarar nedeni göstermediği gibi «zararın ispatına» yönelik de herhangi bir kanıt sunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Fer'i Müdahil TMSF vekili cevap dilekçesinde; davacının iddia ettiği zararı ve miktarını kanıtlamadığını, zararın dayanağını açıklamadığını, Mahkemece davacıya ödenmesine hükmedilen tutarın ödendiğini, dava konusu alacağın «zamanaşımına» uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu kararda… İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu'nun 22.04.2022 tarih, 2021/7 E. ve 2022/2 K. sayılı kararı ile uzun zaman aradan sonra açılan off-shore alacağından kaynaklı «derdest» davalarda «zamanaşımı» nedeniyle «asıl alacakların» dahi tahsil imkânının ortadan kalkmış olmasına göre mahkeme kararı usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bo …
… esinleşen mahkeme kararları ile yaklaşık 15 yıl sonra tahsil edebildiğini, tahsil edilen faiz ile karşılanamayan munzam zararımızın tespiti ile şimdilik 1.000,00 TL «munzam zarar» alacağının davalı bankadan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının iddiasını muhtemel kâr «kaybına» ve farz edilen gelire dayandırdığını, yasa hükümleri ve içtihatlar karşısında davacı talebinin «munzam zarar» kapsamında değerlendirilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hak arama özgürlüğü · ihbar olunan · derdestlik · kâr kaybı · ihbar
Benzer bu karardaTaylan Demir, «ihbar olunan» OYAK vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının iddiasını muhtemel kâr «kaybına» ve farz edilen gelire dayandırdığını, yasa hükümleri ve içtihatlar karşısında davacı talebinin «munzam zarar» kapsamında değerlendirilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; enflasyonist bir ortamda «munzam zararın» somut olarak ispatlanmasının müvekkilinin «hak arama özgürlüğünün» ve mülkiyet hakkının ihlali anlamına geldiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
… İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu'nun 22.04.2022 tarih, 2021/7 E. ve 2022/2 K. sayılı kararı ile uzun zaman aradan sonra açılan off-shore alacağından kaynaklı «derdest» davalarda «zamanaşımı» nedeniyle «asıl alacakların» dahi tahsil imkânının ortadan kalkmış olmasına göre mahkeme kararı usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bo …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4803 E. 2023/6771 K.
Ortak:munzam zarar · karine · harç
İncelediğiniz kararda… ısı altında birleşen bankalarla birlikte Oyakbank A.Ş.'ye satıldığını, Oyakbank A.Ş.'nin de davalı ...Ş.'ye devredildiğini, bankaya el konulmasından sonra dava dışı «temlik» eden Ali Kalındudak'ın mevduatının "Egebank Off Shore Ltd." adlı bankaya aktarıldığı ve off shore mevduatlarının sigorta kapsamında olmadığı gerekçesiyle ödenmediğini, kanuni halef olan İng Bank A.Ş.'ye karşı tazminat davaları açıldığını, açılan davaların kabul edildiğini, kararın «harçlar» yönünden düzelterek onandığını, alacakların 17.11.2014 tarihinde tahsil edildiğini, müvekkilinin davalı bankadan olan alacağını, «temerrüt» tarihinden yaklaşık 15 yıl sonra tahsil edilebildiğini, Mahkeme tarafından hükme bağlanan alacağın sadece «asıl alacak» kısmına bankaya yattığı tarihten itibaren «avans faizi» işletildiğini, müvekkilinin «munzam zararının» meydana geldiğini, açılan işbu davanın yalnızca müvekkilinin Egebank A.Ş.'ye yatırdığı 108.431,11 TL, 133.654,97 TL ve 37.000,00 TL mevduat alacakları için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 122 nci maddesinde düzenlenen munzam zararın tazmini için açıldığını belirterek müvekkilinin Egebank A.Ş.'nin Altunizade Şubesi'ne 08.10.1999 tarihinde yatırdığı 108.431,11 TL, 19.10.1999 tarihinde yatırdığı 37.000,00 TL ve 25.11.1999 tarihinde yatırdığı 133.654,97 TL'nin o tarihteki satın alma gücü ile daha önce hüküm altına alınan ve tahsil edilebilen tutar bakımından oluşan munzam zararın tespitiyle şimdilik 1.000,00 TL'nin davalı bankadan hükmen tahsiline, hüküm altına alınan alacağa tahsil edildiği tarih olan 17.11.2014'ten itibaren «temerrüt faizi» işletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yargıtay kararlarında, enflasyonist ortamda bireyin parasını atıl vaziyette tutmayacağının «karine» olarak kabul edilmesi gerektiğinin, somut ispat rejiminin aranmaması gerektiğinin, enflasyonun gündemde olmadığı ve döviz kurlarının istikrar kazandığı dönemde ise somut ispat rejiminin aranması gerektiğinin belirtildiğini, 1999 yılında yatırılan para ile 2014 yılında tahsil edilen paranın satın alma gücünün aynı olmadığını, «munzam zararın» oluştuğunu, adil yargılanma ve mülkiyet hakkının ihlâl edildiğini, Anayasa Mahkemesi kararının değerlendirilmediğini belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulü …
CEVAP 1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; «husumet», «zamanaşımı», «hak düşürücü süre» itirazlarında bulunduklarını, hisse devir tarihinden önceki işlemlerden kaynaklanabilecek her türlü borcun TMSF tarafından üstlenilmesi sebebiyle sorumlu olmadığını, davacının müvekkili bankaya yönelttiği taraf sıfatını TMSF'ye yönelterek müvekkili bankanın taraf sıfatından çıkartılarak müvekkili yönünden davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiğini, off shore hesaplarına yatan paralara ilişkin olarak açılmış olan «munzam zarar» davalarının müvekkili açısından reddedilerek Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından onandığını, icra dosyalarında borcun ödendiğini, davacının munzam zarar talebini sadece enflasyona dayandırdığını ve başka bir zarar nedeni göstermediği gibi «zararın ispatına» yönelik de herhangi bir kanıt sunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu kararda… aporundaki hesaplamanın teknik anlamda hatalı olduğunu, rapora itirazlarının dikkate alınmadığını, icra dosyasına müvekkili tarafından iade edilen 418.993,85 TL'nin «munzam zarar» hesabında dikkate alınması talebinin değerlendirilmediğini, Yargıtay kararlarında; enflasyonist ortamda bireyin parasını atıl vaziyette tutmayacağının «karine» olarak kabul edilmesi gerektiği, somut ispat rejiminin aranmaması gerektiğinin; aksi dönemde ise enflasyonun gündemde olmadığı ve döviz kurlarının istikrar kazandı …
DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin davalı bankadan olan alacağının yaklaşık 15 yıl sonra tahsil edilebildiğini, enflasyonun «olumsuz» etkisi sonucu paranın satın alma gücündeki yüksek orandaki düşüş nedeniyle faiz ile karşılanmayan «munzam zararının» meydana geldiğini ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere TL alacakları için şimdilik 1.000 TL, USD alacakları için 100,00 USD ve euro cinsi alacak i …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «munzam zarara» ilişkin açılan emsal dosyaların reddedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:olumsuz oy
Benzer bu karardaDAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin davalı bankadan olan alacağının yaklaşık 15 yıl sonra tahsil edilebildiğini, enflasyonun «olumsuz» etkisi sonucu paranın satın alma gücündeki yüksek orandaki düşüş nedeniyle faiz ile karşılanmayan «munzam zararının» meydana geldiğini ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere TL alacakları için şimdilik 1.000 TL, USD alacakları için 100,00 USD ve euro cinsi alacak i …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/4907 E. , 2023/6982 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/2212 Esas, 2022/801 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 10. Tüketici Mahkemesi
SAYISI 2019/397 E., 2021/435 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 28.11.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı Ing Bank A.Ş. vekili Avukat ... ile fer'i müdahil TMSF vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'in Egebank A.Ş.'nin Altunizade Şubesine 08.10.1999 tarihinde 108.431,11 TL, 19.10.1999 tarihinde 37.000,00 TL, 20.10.1999 tarihinde 200.000,00 USD ve 25.11.1999 tarihinde 133.654,97 TL parasını vadeli olarak yatırdığını, yatırılan paranın davalı bankanın kasıtlı yönlendirmesiyle KKTC'de paravan olarak kurulan Egebank Off Shore Ltd. adlı bankaya ait hesaba aktarıldığını, 21.12.1999 tarihinde BBDK tarafından banka yönetimine el konularak Egebank A.Ş.'nin bankacılık yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırıldığını, Egebank A.Ş.'nin önce Sümerbank A.Ş. ile birleştiğini, Sümerbank A.Ş.'nin çatısı altında birleşen bankalarla birlikte Oyakbank A.Ş.'ye satıldığını, Oyakbank A.Ş.'nin de davalı ...Ş.'ye devredildiğini, bankaya el konulmasından sonra dava dışı temlik eden Ali Kalındudak'ın mevduatının "Egebank Off Shore Ltd." adlı bankaya aktarıldığı ve off shore mevduatlarının sigorta kapsamında olmadığı gerekçesiyle ödenmediğini, kanuni halef olan İng Bank A.Ş.'ye karşı tazminat davaları açıldığını, açılan davaların kabul edildiğini, kararın harçlar yönünden düzelterek onandığını, alacakların 17.11.2014 tarihinde tahsil edildiğini, müvekkilinin davalı bankadan olan alacağını, temerrüt tarihinden yaklaşık 15 yıl sonra tahsil edilebildiğini, Mahkeme tarafından hükme bağlanan alacağın sadece asıl alacak kısmına bankaya yattığı tarihten itibaren avans faizi işletildiğini, müvekkilinin munzam zararının meydana geldiğini, açılan işbu davanın yalnızca müvekkilinin Egebank A.Ş.'ye yatırdığı 108.431,11 TL, 133.654,97 TL ve 37.000,00 TL mevduat alacakları için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 122 nci maddesinde düzenlenen munzam zararın tazmini için açıldığını belirterek müvekkilinin Egebank A.Ş.'nin Altunizade Şubesi'ne 08.10.1999 tarihinde yatırdığı 108.431,11 TL, 19.10.1999 tarihinde yatırdığı 37.000,00 TL ve 25.11.1999 tarihinde yatırdığı 133.654,97 TL'nin o tarihteki satın alma gücü ile daha önce hüküm altına alınan ve tahsil edilebilen tutar bakımından oluşan munzam zararın tespitiyle şimdilik 1.000,00 TL'nin davalı bankadan hükmen tahsiline, hüküm altına alınan alacağa tahsil edildiği tarih olan 17.11.2014'ten itibaren temerrüt faizi işletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; husumet, zamanaşımı, hak düşürücü süre itirazlarında bulunduklarını, hisse devir tarihinden önceki işlemlerden kaynaklanabilecek her türlü borcun TMSF tarafından üstlenilmesi sebebiyle sorumlu olmadığını, davacının müvekkili bankaya yönelttiği taraf sıfatını TMSF'ye yönelterek müvekkili bankanın taraf sıfatından çıkartılarak müvekkili yönünden davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiğini, off shore hesaplarına yatan paralara ilişkin olarak açılmış olan munzam zarar davalarının müvekkili açısından reddedilerek Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından onandığını, icra dosyalarında borcun ödendiğini, davacının munzam zarar talebini sadece enflasyona dayandırdığını ve başka bir zarar nedeni göstermediği gibi zararın ispatına yönelik de herhangi bir kanıt sunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Fer'i Müdahil TMSF vekili cevap dilekçesinde; davacının iddia ettiği zararı ve miktarını kanıtlamadığını, zararın dayanağını açıklamadığını, Mahkemece davacıya ödenmesine hükmedilen tutarın ödendiğini, dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
3.Fer'i Müdahil OYAK vekili cevap dilekçesinde; davacının muhtemel kâr ya da farz edilen gelir gibi somut olay gerçekliğine dayanmayan bir takım tespitlerin kapsamında talep ettiği munzam zararının gerçekliğe dayanmadığını, davanın asıl muhatap olan TMSF'ye tevcih edilmesi gerektiğini savunarak reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, devralan bankaya yatırdığı paranın geç ödenmesinden doğan somut ve şahsi bir zararın varlığına dayanmadığı, salt paranın yatırıldığı tarihte elde edilmesi muhtemel olduğu ileri sürülen mal varlığının yaşanan yüksek enflasyon sebebiyle artık edinilememesine, yani genel olguya dayalı olarak davasını açtığı, o hâlde davacının geç ödenen para sebebiyle somut bir zararının doğduğunu kanıtlayamadığı, davacının davasında haklı dayanak bulunmadığı, iddia edilen munzam zarar koşullarının oluştuğunun ispat bulmadığı gerekçesiyle davanın reddine, 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin, karar kesinleştiğinde davacıdan tahsili ile Devlet Hazinesi'ne gelir kaydına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yargıtay kararlarında, enflasyonist ortamda bireyin parasını atıl vaziyette tutmayacağının karine olarak kabul edilmesi gerektiğinin, somut ispat rejiminin aranmaması gerektiğinin, enflasyonun gündemde olmadığı ve döviz kurlarının istikrar kazandığı dönemde ise somut ispat rejiminin aranması gerektiğinin belirtildiğini, 1999 yılında yatırılan para ile 2014 yılında tahsil edilen paranın satın alma gücünün aynı olmadığını, munzam zararın oluştuğunu, adil yargılanma ve mülkiyet hakkının ihlâl edildiğini, Anayasa Mahkemesi kararının değerlendirilmediğini belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının zararın ne şekilde oluştuğunu somut olarak ispat etmesi gerektiği, mevduatı zamanında almış olsaydı, farklı yatırım araçlarında değerlendirileceği, daha fazla bir miktara ulaşacağı gibi bir takım farazi varsayımlar üzerinden davanın kabul edilmesi gerektiği yönündeki talebin, hukuk normuna ve normun uygulanışına uygun olmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 6098 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi hükmüne dayalı olarak açılan alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle geçmiş günler faizi ile karşılanmadığı iddia edilen munzam zararın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6098 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Davacı harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/990818500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz