Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5277 E. 2023/7172 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
değer kaybı↗ munzam zarar↗ karine↗ avukatlık asgari ücret tarifesi↗ ihbar olunan↗ mevduat hesabı↗ vekâlet ücreti↗ tmsf↗ hak düşürücü süre↗ kâr kaybı↗ içtihadı birleştirme kararı↗ fer'i müdahil↗ ihbar↗ esastan ret↗ harç↗ vekalet ücreti↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 8. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2019/399 E., 2021/592 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 05.12.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Avukat ..., fer'i müdahil vekili Avukat ... ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, ... A.Ş.'nin Isparta Şubesi'ne 26.11.1999 tarihinde 220.000,00 TL parasını vadeli olarak yatırdığını, yatırılan paranın davalı bankanın kasıtlı yönlendirmesiyle KKTC'de paravan olarak kurulan ... Offshore Ltd. adlı banka hesabına aktarıldığını, 21.12.1999 tarihinde BDDK tarafından banka yönetimine el konularak ... A.Ş.'nin bankacılık yapma ve mevdut kabul etme izninin kaldırıldığını, ... A.Ş.'nin önce ... A.Ş. ile birleştirildiğini, ... A.Ş. çatısı altında birleşen bankalarla birlikte ... A.Ş.'ye satıldığını ve ... A.Ş.'nin de davalı ...Ş.'ye devredildiğini, bankaya el konulmasından sonra offshore mevduatlarının sigorta kapsamında olmadığı gerekçesiyle müvekkilinin mevduatının ödenmediğini, İng Bank A.Ş.'ye karşı müvekkilinin alacağı için İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/22 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, Mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, alacağın temerrüt tarihinden yaklaşık 15 yıl sonra tahsil edilebildiğini,
mevduat alacağının zamanında ödenmiş olması durumunda, paranın daha yüksek gelir getiren bir yatırıma yönlendirilmesi, bankada TL veya döviz mevduat hesabı açılarak değerlendirilmiş olması durumunda faize faiz işletilmiş olacağından en azından parası ... değerini korumuş ve satın alma gücünün azalmamış olacağını iddia ederek fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla 26.11.1999 tarihinde davalı bankaya yatırılan 220.000,00 TL'nin o tarihteki satın alma gücü ile tahsil edilebilen tutar bakımından oluşan munzam zararın tespitiyle şimdilik 1.000,00 TL'nin davalı bankadan hükmen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 20.09.2021 tarihli bedel artırım dilekçesi ile davasını 1.301.229,76 TL olarak belirlemiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın husumet, zamanaşımı, hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, davanın haksız olup esastan da reddi gerektiğini savunarak reddini istemiştir.
2.Fer'i Müdahil TMSF vekili; müvekkili aleyhine idare hukuku ilkelerine göre dava açılması gerektiğini, dolayısıyla davanın idari yargıda görülmesi gerektiğinden öncelikle görev yönünden reddine karar verilmesini istemiş, esas yönünden de davanın haksız olduğunu savunarak reddini istemiştir.
3.İhbar Olunan ... vekili; davanın usul ve esas yönünden reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 122 nci maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan zararın, somut ve davacının durumuna özgü vakıalarla ispatlanması gerektiği, ancak davacı tarafça somut vakıalara dayanılarak bir zararın gerçekleştiği ileri sürülüp kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yargıtay kararlarında, enflasyonist ortamda bireyin parasını atıl vaziyette tutmayacağının karine olarak kabul edilmesi, somut ispat rejiminin aranmaması gerektiğine, enflasyonun gündemde olmadığı ve döviz kurlarının istikrar kazandığı dönemde ise somut ispat rejiminin aranması gerektiğine yer verildiğini, munzam zararın oluştuğu zaman diliminin ayrı ayrı incelenmesi gerektiğini, munzam zarar davasında somut ispat rejiminin aranmasının başvurucuya aşırı ve olağan dışı külfet yüklediğini, aradan geçen 15 yıl boyunca müvekkilinin parasının değer kaybına uğradığını, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 2.550,00 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin vekâlet ücretinin maktu takdiri gerektiğini ileri sürdüğü, dava esastan incelenip red edildiğinden bu hususa yönelik istinaf nedeninin yerinde olmadığı, davacının zararın ne şekilde oluştuğunu somut olarak ispat etmesi gerektiği, mevduatı zamanında almış olsaydı farklı şekillerde değerlendirileceği gibi bir takım farazi varsayımlar üzerinden davanın kabul edilmesi gerektiği yönündeki talebin, hukuk normuna ve normun uygulanışına uygun olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 6098 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi hükmüne dayalı olarak açılan alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle geçmiş günler faizi ile karşılanmadığı iddia edilen munzam zararın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2.6098 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Munzam zarar istemine esas İstanbul (Kapatılan) 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01.02.2013 tarih, 2012/22 E. ve 2013/18 K. sayılı ilamı ile hükme bağlanan alacağın, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 22.04.2022 tarih, 2021/7 E. ve 2022/2 K. sayılı kararı uyarınca esasen zamanaşımına uğramış bir alacak olduğu da anlaşılmıştır.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4803 E. 2023/6771 K.
Ortak:munzam zarar · karine
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yargıtay kararlarında, enflasyonist ortamda bireyin parasını atıl vaziyette tutmayacağının «karine» olarak kabul edilmesi, somut ispat rejiminin aranmaması gerektiğine, enflasyonun gündemde olmadığı ve döviz kurlarının istikrar kazandığı dönemde ise somut ispat rejiminin aranması gerektiğine yer verildiğini, «munzam zararın» oluştuğu zaman diliminin ayrı ayrı incelenmesi gerektiğini, munzam zarar davasında somut ispat rejiminin aranmasının başvurucuya aşırı ve olağan dışı külfet yüklediğini, aradan geçen 15 yıl boyunca müvekkilinin parasının «değer kaybına» uğradığını, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 2.550,00 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar …
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/22 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, Mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, alacağın «temerrüt» tarihinden yaklaşık 15 yıl sonra tahsil edilebildiğini, mevduat alacağının zamanında ödenmiş olması durumunda, paranın daha yüksek gelir getiren bir yatırıma yönlendirilmesi, bankada TL veya döviz «mevduat hesabı» açılarak değerlendirilmiş olması durumunda faize faiz işletilmiş olacağından en azından parası ... değerini korumuş ve satın alma gücünün azalmamış olacağını iddia ederek fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla 26.11.1999 tarihinde davalı bankaya yatırılan 220.000,00 TL'nin o tarihteki satın alma gücü ile tahsil edilebilen tutar bakımından oluşan «munzam zararın» tespitiyle şimdilik 1.000,00 TL'nin davalı bankadan hükmen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 20.09.2021 tarihli bedel artırım dilekçesi ile davasını 1.301.2 …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, 6098 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi hükmüne dayalı olarak açılan alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle geçmiş günler faizi ile karşılanmadığı iddia edilen «munzam zararın» tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… aporundaki hesaplamanın teknik anlamda hatalı olduğunu, rapora itirazlarının dikkate alınmadığını, icra dosyasına müvekkili tarafından iade edilen 418.993,85 TL'nin «munzam zarar» hesabında dikkate alınması talebinin değerlendirilmediğini, Yargıtay kararlarında; enflasyonist ortamda bireyin parasını atıl vaziyette tutmayacağının «karine» olarak kabul edilmesi gerektiği, somut ispat rejiminin aranmaması gerektiğinin; aksi dönemde ise enflasyonun gündemde olmadığı ve döviz kurlarının istikrar kazandı …
DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin davalı bankadan olan alacağının yaklaşık 15 yıl sonra tahsil edilebildiğini, enflasyonun «olumsuz» etkisi sonucu paranın satın alma gücündeki yüksek orandaki düşüş nedeniyle faiz ile karşılanmayan «munzam zararının» meydana geldiğini ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere TL alacakları için şimdilik 1.000 TL, USD alacakları için 100,00 USD ve euro cinsi alacak i …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «munzam zarara» ilişkin açılan emsal dosyaların reddedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:olumsuz oy
Benzer bu karardaDAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin davalı bankadan olan alacağının yaklaşık 15 yıl sonra tahsil edilebildiğini, enflasyonun «olumsuz» etkisi sonucu paranın satın alma gücündeki yüksek orandaki düşüş nedeniyle faiz ile karşılanmayan «munzam zararının» meydana geldiğini ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere TL alacakları için şimdilik 1.000 TL, USD alacakları için 100,00 USD ve euro cinsi alacak i …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4907 E. 2023/6982 K.
Ortak:munzam zarar · karine · hak düşürücü süre · harç · temerrüt · zamanaşımı · husumet · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz karardaCEVAP 1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın «husumet», «zamanaşımı», «hak düşürücü süre» yönünden reddi gerektiğini, davanın haksız olup esastan da reddi gerektiğini savunarak reddini istemiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/22 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, Mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, alacağın «temerrüt» tarihinden yaklaşık 15 yıl sonra tahsil edilebildiğini, mevduat alacağının zamanında ödenmiş olması durumunda, paranın daha yüksek gelir getiren bir yatırıma yönlendirilmesi, bankada TL veya döviz «mevduat hesabı» açılarak değerlendirilmiş olması durumunda faize faiz işletilmiş olacağından en azından parası ... değerini korumuş ve satın alma gücünün azalmamış olacağını iddia ederek fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla 26.11.1999 tarihinde davalı bankaya yatırılan 220.000,00 TL'nin o tarihteki satın alma gücü ile tahsil edilebilen tutar bakımından oluşan «munzam zararın» tespitiyle şimdilik 1.000,00 TL'nin davalı bankadan hükmen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 20.09.2021 tarihli bedel artırım dilekçesi ile davasını 1.301.2 …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yargıtay kararlarında, enflasyonist ortamda bireyin parasını atıl vaziyette tutmayacağının «karine» olarak kabul edilmesi, somut ispat rejiminin aranmaması gerektiğine, enflasyonun gündemde olmadığı ve döviz kurlarının istikrar kazandığı dönemde ise somut ispat rejiminin aranması gerektiğine yer verildiğini, «munzam zararın» oluştuğu zaman diliminin ayrı ayrı incelenmesi gerektiğini, munzam zarar davasında somut ispat rejiminin aranmasının başvurucuya aşırı ve olağan dışı külfet yüklediğini, aradan geçen 15 yıl boyunca müvekkilinin parasının «değer kaybına» uğradığını, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 2.550,00 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar …
Benzer bu karardaCEVAP 1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; «husumet», «zamanaşımı», «hak düşürücü süre» itirazlarında bulunduklarını, hisse devir tarihinden önceki işlemlerden kaynaklanabilecek her türlü borcun TMSF tarafından üstlenilmesi sebebiyle sorumlu olmadığını, davacının müvekkili bankaya yönelttiği taraf sıfatını TMSF'ye yönelterek müvekkili bankanın taraf sıfatından çıkartılarak müvekkili yönünden davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiğini, off shore hesaplarına yatan paralara ilişkin olarak açılmış olan «munzam zarar» davalarının müvekkili açısından reddedilerek Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından onandığını, icra dosyalarında borcun ödendiğini, davacının munzam zarar talebini sadece enflasyona dayandırdığını ve başka bir zarar nedeni göstermediği gibi «zararın ispatına» yönelik de herhangi bir kanıt sunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… ısı altında birleşen bankalarla birlikte Oyakbank A.Ş.'ye satıldığını, Oyakbank A.Ş.'nin de davalı ...Ş.'ye devredildiğini, bankaya el konulmasından sonra dava dışı «temlik» eden Ali Kalındudak'ın mevduatının "Egebank Off Shore Ltd." adlı bankaya aktarıldığı ve off shore mevduatlarının sigorta kapsamında olmadığı gerekçesiyle ödenmediğini, kanuni halef olan İng Bank A.Ş.'ye karşı tazminat davaları açıldığını, açılan davaların kabul edildiğini, kararın «harçlar» yönünden düzelterek onandığını, alacakların 17.11.2014 tarihinde tahsil edildiğini, müvekkilinin davalı bankadan olan alacağını, «temerrüt» tarihinden yaklaşık 15 yıl sonra tahsil edilebildiğini, Mahkeme tarafından hükme bağlanan alacağın sadece «asıl alacak» kısmına bankaya yattığı tarihten itibaren «avans faizi» işletildiğini, müvekkilinin «munzam zararının» meydana geldiğini, açılan işbu davanın yalnızca müvekkilinin Egebank A.Ş.'ye yatırdığı 108.431,11 TL, 133.654,97 TL ve 37.000,00 TL mevduat alacakları için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 122 nci maddesinde düzenlenen munzam zararın tazmini için açıldığını belirterek müvekkilinin Egebank A.Ş.'nin Altunizade Şubesi'ne 08.10.1999 tarihinde yatırdığı 108.431,11 TL, 19.10.1999 tarihinde yatırdığı 37.000,00 TL ve 25.11.1999 tarihinde yatırdığı 133.654,97 TL'nin o tarihteki satın alma gücü ile daha önce hüküm altına alınan ve tahsil edilebilen tutar bakımından oluşan munzam zararın tespitiyle şimdilik 1.000,00 TL'nin davalı bankadan hükmen tahsiline, hüküm altına alınan alacağa tahsil edildiği tarih olan 17.11.2014'ten itibaren «temerrüt faizi» işletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yargıtay kararlarında, enflasyonist ortamda bireyin parasını atıl vaziyette tutmayacağının «karine» olarak kabul edilmesi gerektiğinin, somut ispat rejiminin aranmaması gerektiğinin, enflasyonun gündemde olmadığı ve döviz kurlarının istikrar kazandığı dönemde ise somut ispat rejiminin aranması gerektiğinin belirtildiğini, 1999 yılında yatırılan para ile 2014 yılında tahsil edilen paranın satın alma gücünün aynı olmadığını, «munzam zararın» oluştuğunu, adil yargılanma ve mülkiyet hakkının ihlâl edildiğini, Anayasa Mahkemesi kararının değerlendirilmediğini belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulü …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:arabuluculuk ücreti · zararın ispatı · arabuluculuk · temlik · temerrüt faizi · asıl alacak · cy/cy kaydı · avans faizi
Benzer bu kararda… ısı altında birleşen bankalarla birlikte Oyakbank A.Ş.'ye satıldığını, Oyakbank A.Ş.'nin de davalı ...Ş.'ye devredildiğini, bankaya el konulmasından sonra dava dışı «temlik» eden Ali Kalındudak'ın mevduatının "Egebank Off Shore Ltd." adlı bankaya aktarıldığı ve off shore mevduatlarının sigorta kapsamında olmadığı gerekçesiyle ödenmediğini, kanuni halef olan İng Bank A.Ş.'ye karşı tazminat davaları açıldığını, açılan davaların kabul edildiğini, kararın «harçlar» yönünden düzelterek onandığını, alacakların 17.11.2014 tarihinde tahsil edildiğini, müvekkilinin davalı bankadan olan alacağını, «temerrüt» tarihinden yaklaşık 15 yıl sonra tahsil edilebildiğini, Mahkeme tarafından hükme bağlanan alacağın sadece «asıl alacak» kısmına bankaya yattığı tarihten itibaren «avans faizi» işletildiğini, müvekkilinin «munzam zararının» meydana geldiğini, açılan işbu davanın yalnızca müvekkilinin Egebank A.Ş.'ye yatırdığı 108.431,11 TL, 133.654,97 TL ve 37.000,00 TL mevduat alacakları için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 122 nci maddesinde düzenlenen munzam zararın tazmini için açıldığını belirterek müvekkilinin Egebank A.Ş.'nin Altunizade Şubesi'ne 08.10.1999 tarihinde yatırdığı 108.431,11 TL, 19.10.1999 tarihinde yatırdığı 37.000,00 TL ve 25.11.1999 tarihinde yatırdığı 133.654,97 TL'nin o tarihteki satın alma gücü ile daha önce hüküm altına alınan ve tahsil edilebilen tutar bakımından oluşan munzam zararın tespitiyle şimdilik 1.000,00 TL'nin davalı bankadan hükmen tahsiline, hüküm altına alınan alacağa tahsil edildiği tarih olan 17.11.2014'ten itibaren «temerrüt faizi» işletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
… asını açtığı, o hâlde davacının geç ödenen para sebebiyle somut bir zararının doğduğunu kanıtlayamadığı, davacının davasında haklı dayanak bulunmadığı, iddia edilen «munzam zarar» koşullarının oluştuğunun ispat bulmadığı gerekçesiyle davanın reddine, 1.320,00 TL «arabuluculuk ücretinin», karar kesinleştiğinde davacıdan tahsili ile Devlet Hazinesi'ne gelir «kaydına» karar verilmiştir.
CEVAP 1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; «husumet», «zamanaşımı», «hak düşürücü süre» itirazlarında bulunduklarını, hisse devir tarihinden önceki işlemlerden kaynaklanabilecek her türlü borcun TMSF tarafından üstlenilmesi sebebiyle sorumlu olmadığını, davacının müvekkili bankaya yönelttiği taraf sıfatını TMSF'ye yönelterek müvekkili bankanın taraf sıfatından çıkartılarak müvekkili yönünden davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiğini, off shore hesaplarına yatan paralara ilişkin olarak açılmış olan «munzam zarar» davalarının müvekkili açısından reddedilerek Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından onandığını, icra dosyalarında borcun ödendiğini, davacının munzam zarar talebini sadece enflasyona dayandırdığını ve başka bir zarar nedeni göstermediği gibi «zararın ispatına» yönelik de herhangi bir kanıt sunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1537 E. 2024/4007 K.
Ortak:değer kaybı · munzam zarar · karine · mevduat hesabı · hak düşürücü süre · kâr kaybı · ihbar · temerrüt · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yargıtay kararlarında, enflasyonist ortamda bireyin parasını atıl vaziyette tutmayacağının «karine» olarak kabul edilmesi, somut ispat rejiminin aranmaması gerektiğine, enflasyonun gündemde olmadığı ve döviz kurlarının istikrar kazandığı dönemde ise somut ispat rejiminin aranması gerektiğine yer verildiğini, «munzam zararın» oluştuğu zaman diliminin ayrı ayrı incelenmesi gerektiğini, munzam zarar davasında somut ispat rejiminin aranmasının başvurucuya aşırı ve olağan dışı külfet yüklediğini, aradan geçen 15 yıl boyunca müvekkilinin parasının «değer kaybına» uğradığını, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 2.550,00 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar …
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/22 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, Mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, alacağın «temerrüt» tarihinden yaklaşık 15 yıl sonra tahsil edilebildiğini, mevduat alacağının zamanında ödenmiş olması durumunda, paranın daha yüksek gelir getiren bir yatırıma yönlendirilmesi, bankada TL veya döviz «mevduat hesabı» açılarak değerlendirilmiş olması durumunda faize faiz işletilmiş olacağından en azından parası ... değerini korumuş ve satın alma gücünün azalmamış olacağını iddia ederek fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla 26.11.1999 tarihinde davalı bankaya yatırılan 220.000,00 TL'nin o tarihteki satın alma gücü ile tahsil edilebilen tutar bakımından oluşan «munzam zararın» tespitiyle şimdilik 1.000,00 TL'nin davalı bankadan hükmen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 20.09.2021 tarihli bedel artırım dilekçesi ile davasını 1.301.2 …
CEVAP 1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın «husumet», «zamanaşımı», «hak düşürücü süre» yönünden reddi gerektiğini, davanın haksız olup esastan da reddi gerektiğini savunarak reddini istemiştir.
Benzer bu kararda… airenin 2013/13488 E., 2014/15512 K. sayılı kararının da aynı konuya ilişkin olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2000/1072 E., 2000/1124 K. sayılı ilamında ise «munzam zararın» oluştuğu zaman dilimindeki enflasyonist ortamın maruf ve meşhur vakıa olarak kabul edileceği, bu dönemde bireyin parasının değerini sabit tutmak için çaba harcayacağı ve bunun hayat tecrübelerine uygun düşen bir «karine» olduğunun kabul edildiğini, Anayasa Mahkemesinin 21.12.2017 tarihli, 2014/2267 E. sayılı kararında munzam zararın mülkiyet hakkı kapsamında olduğu, munzam zararın tahsiline yönelik açılan davada mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin değerlendirilmesi gerektiği, bu kapsamda alacağın enflasyonist ortamda «değer kaybına» uğratılarak ödendiği halde zararın tazmini için açılan munzam zarar davasında somut ispat rejiminin aranmasının başvurucuya aşırı ve olağan dışı külfet yüklediği, bu kapsamda mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçüsüz olduğu ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verildiğini, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğunu, davanın özü incelendiğinde müvekkilinin devlet güvencesi altında olan bankaya yatırdığı mevduatını ancak dava yoluyla «temerrüt faizi» işleterek tahsil edebildiğini, munzam zararın somut delillerle ispatlanmasının kabul edilmesinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Ek-1 Nolu Protokolünde koruma altına alınan mülkiyet hakkının ihlali olduğunu, enflasyonist bir ortamda munzam zararın somut olarak ispatlanması gerektiği kabulünün müvekkilinin «hak arama özgürlüğünün» ve mülkiyet hakkının ihlali anlamına geldiğini, ülkede süregelen hiperenflasyonun yüzde yüzlerde seyrettiğinin, vadeli mevduatların en az bu oranlarda gelir getird …
İcra Müdürlüğünün 2015/21623 E. sayılı dosyası ile 10.01.2017 tarihinde tahsil edildiğini, hükme bağlanan alacağın sadece «asıl alacak» kısmına bankaya yattığı tarihten itibaren «avans faizi» işletildiğini, bunun sonucu olarak 18 yıllık süre içinde müvekkilinin 155.566,00 TL alacağı işletilen avans faizi ile tahsil edilmiş olsa da enflasyonun «olumsuz» etkisi sonucu paranın satın alma gücündeki yüksek orandaki düşüş nedeniyle faiz ile karşılanamayan «munzam zararı» meydana geldiğini, müvekkilinin mevduat alacağı zamanında ödenmiş olsa idi bu para daha yüksek gelir getiren bir yatırıma yönlendirilmese, bankada TL veya döviz «mevduat hesabı» açılarak değerlendirmiş olsa dahi bu durumda faize faiz işletilmiş olacağından en azından parasının gerçek değerinin korunmuş ve satın alma gücünün azalmamış olacağını, bu yüzden sadece ana paraya faiz işletilmiş olmasının zararı karşılamadığını, munzam zarar meydana geldiğini, munzam zararının hesaplanmasının mümkün olmaması sebebiyle «belirsiz alacak davası» olarak dava açtıklarını iddia ederek 17.11.1999 tarihinde davalı hankaya yatırmış olduğu 155.566,00 TL'nin o tarihteki satın alma gücü ile daha önce verilen ve hük …
… liye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, alacağının 18 yıl sonra ödenmiş olması nedeniyle faiz ile karşılanamayan yüksek miktarda «munzam zararı» oluştuğunu, yüksek enflasyon nedeni ile mal varlığında azalma meydana geldiğini, mevduat alacağı zamanında ödenmiş olsa idi bu para daha yüksek gelir getiren bir yatırıma yönlendirilmese, bankada TL veya döviz «mevduat hesabı» açarak değerlendirmiş olsa dahi bu durumda faize faiz işletilmiş olacağından parasının gerçek değerinin korunmuş ve satın alma gücünün azalmamış olacağını, bu yüzd …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hak arama özgürlüğü · belirsiz alacak davası · husumet itirazı · derdestlik · olumsuz oy · alacak davası · temerrüt faizi · taahhütname
Benzer bu karardaİcra Müdürlüğünün 2015/21623 E. sayılı dosyası ile 10.01.2017 tarihinde tahsil edildiğini, hükme bağlanan alacağın sadece «asıl alacak» kısmına bankaya yattığı tarihten itibaren «avans faizi» işletildiğini, bunun sonucu olarak 18 yıllık süre içinde müvekkilinin 155.566,00 TL alacağı işletilen avans faizi ile tahsil edilmiş olsa da enflasyonun «olumsuz» etkisi sonucu paranın satın alma gücündeki yüksek orandaki düşüş nedeniyle faiz ile karşılanamayan «munzam zararı» meydana geldiğini, müvekkilinin mevduat alacağı zamanında ödenmiş olsa idi bu para daha yüksek gelir getiren bir yatırıma yönlendirilmese, bankada TL veya döviz «mevduat hesabı» açılarak değerlendirmiş olsa dahi bu durumda faize faiz işletilmiş olacağından en azından parasının gerçek değerinin korunmuş ve satın alma gücünün azalmamış olacağını, bu yüzden sadece ana paraya faiz işletilmiş olmasının zararı karşılamadığını, munzam zarar meydana geldiğini, munzam zararının hesaplanmasının mümkün olmaması sebebiyle «belirsiz alacak davası» olarak dava açtıklarını iddia ederek 17.11.1999 tarihinde davalı hankaya yatırmış olduğu 155.566,00 TL'nin o tarihteki satın alma gücü ile daha önce verilen ve hük …
3.Fer'i Müdahil OYAK vekili; davalı vekilinin «ihbar» dilekçesinde davalı tarafın borçlu sıfatını taşımadığından bahisle davanın kendilerine ihbarını talep ettiğini, ancak müvekkili Kurumun davalı bankanın borcunu üstlenmediğini, müvekkili Kurum ile davalı bankanın arasındaki sözleşmenin müvekkili Kurumu davalının belirttiği gibi bir «taahhüt» altına sokmadığını, bu davalarda TMSF'nin sorumluluğunun olduğunu, «husumet itirazı» ile «derdestlik» itirazlarının bulunduğunu, davanın asıl muhatap TMSF'ye tevcih edilmesi gerektiğini, «zamanaşımı» ve hak düşürücü sürelerin dolduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
… airenin 2013/13488 E., 2014/15512 K. sayılı kararının da aynı konuya ilişkin olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2000/1072 E., 2000/1124 K. sayılı ilamında ise «munzam zararın» oluştuğu zaman dilimindeki enflasyonist ortamın maruf ve meşhur vakıa olarak kabul edileceği, bu dönemde bireyin parasının değerini sabit tutmak için çaba harcayacağı ve bunun hayat tecrübelerine uygun düşen bir «karine» olduğunun kabul edildiğini, Anayasa Mahkemesinin 21.12.2017 tarihli, 2014/2267 E. sayılı kararında munzam zararın mülkiyet hakkı kapsamında olduğu, munzam zararın tahsiline yönelik açılan davada mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin değerlendirilmesi gerektiği, bu kapsamda alacağın enflasyonist ortamda «değer kaybına» uğratılarak ödendiği halde zararın tazmini için açılan munzam zarar davasında somut ispat rejiminin aranmasının başvurucuya aşırı ve olağan dışı külfet yüklediği, bu kapsamda mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçüsüz olduğu ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verildiğini, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğunu, davanın özü incelendiğinde müvekkilinin devlet güvencesi altında olan bankaya yatırdığı mevduatını ancak dava yoluyla «temerrüt faizi» işleterek tahsil edebildiğini, munzam zararın somut delillerle ispatlanmasının kabul edilmesinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Ek-1 Nolu Protokolünde koruma altına alınan mülkiyet hakkının ihlali olduğunu, enflasyonist bir ortamda munzam zararın somut olarak ispatlanması gerektiği kabulünün müvekkilinin «hak arama özgürlüğünün» ve mülkiyet hakkının ihlali anlamına geldiğini, ülkede süregelen hiperenflasyonun yüzde yüzlerde seyrettiğinin, vadeli mevduatların en az bu oranlarda gelir getird …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin alacağının yaklaşık 15 yıl sonra tahsil edilmesi ve asıl alacağa yalnızca «avans faizi» işletilmesi sebebiyle müvekkilinin parasının satın alma gücünde azalma meydana geldiğini, «munzam zararı» oluştuğunu, munzam zararın somut olarak ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin, davacının «hak arama özgürlüğünü» ve mülkiyet hakkını ihlal ettiğini, munzam zararın "somut vakıalarla ispatlanması" gerektiğinin kabulünün, emsal Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, Yargıtay 11.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17206 E. 2015/12126 K.
Ortak:munzam zarar
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin 2012/22 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, Mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, alacağın «temerrüt» tarihinden yaklaşık 15 yıl sonra tahsil edilebildiğini, mevduat alacağının zamanında ödenmiş olması durumunda, paranın daha yüksek gelir getiren bir yatırıma yönlendirilmesi, bankada TL veya döviz «mevduat hesabı» açılarak değerlendirilmiş olması durumunda faize faiz işletilmiş olacağından en azından parası ... değerini korumuş ve satın alma gücünün azalmamış olacağını iddia ederek fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla 26.11.1999 tarihinde davalı bankaya yatırılan 220.000,00 TL'nin o tarihteki satın alma gücü ile tahsil edilebilen tutar bakımından oluşan «munzam zararın» tespitiyle şimdilik 1.000,00 TL'nin davalı bankadan hükmen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 20.09.2021 tarihli bedel artırım dilekçesi ile davasını 1.301.2 …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yargıtay kararlarında, enflasyonist ortamda bireyin parasını atıl vaziyette tutmayacağının «karine» olarak kabul edilmesi, somut ispat rejiminin aranmaması gerektiğine, enflasyonun gündemde olmadığı ve döviz kurlarının istikrar kazandığı dönemde ise somut ispat rejiminin aranması gerektiğine yer verildiğini, «munzam zararın» oluştuğu zaman diliminin ayrı ayrı incelenmesi gerektiğini, munzam zarar davasında somut ispat rejiminin aranmasının başvurucuya aşırı ve olağan dışı külfet yüklediğini, aradan geçen 15 yıl boyunca müvekkilinin parasının «değer kaybına» uğradığını, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 2.550,00 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, 6098 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi hükmüne dayalı olarak açılan alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle geçmiş günler faizi ile karşılanmadığı iddia edilen «munzam zararın» tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ... nezdindeki mevduatının bir kısmının banka «görevlisi» tarafından usulsüz işlemlerle 26.11.1999 tarihinde hesaptan çekildiği, işbu dava konusunun, davacının zamanında ödenmeyen alacağı nedeniyle işleyen faiz ile de karşılanmayan zararı olduğu, diğer bir deyişle «munzam zarara» ilişkin bulunduğu, her ne kadar aynı konuda daha önce açılan dava olduğu savunulmuş ise de söz konusu davanın munzam zararı kapsamadığı, bilirkişi aracılığıyla davacının 303.083,04 TL munzam zararının bulunduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 9.000,00 TL'nin dava tarihinden, 28.370,78 TL'nin «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle geçmiş günler faizi ile karşılanamayan «munzam zararın» tahsiline ilişkin olup mahkemece uyulan bozma ilamı doğrultusunda alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
O halde mahkemece, «denetime elverişli» bir rapor alınmak suretiyle davacının «munzam zarar» alacağının tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişlilik · bilirkişi incelemesi · ıslah · yasal faiz · eksik inceleme · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ... nezdindeki mevduatının bir kısmının banka «görevlisi» tarafından usulsüz işlemlerle 26.11.1999 tarihinde hesaptan çekildiği, işbu dava konusunun, davacının zamanında ödenmeyen alacağı nedeniyle işleyen faiz ile de karşılanmayan zararı olduğu, diğer bir deyişle «munzam zarara» ilişkin bulunduğu, her ne kadar aynı konuda daha önce açılan dava olduğu savunulmuş ise de söz konusu davanın munzam zararı kapsamadığı, bilirkişi aracılığıyla davacının 303.083,04 TL munzam zararının bulunduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 9.000,00 TL'nin dava tarihinden, 28.370,78 TL'nin «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
O halde mahkemece, «denetime elverişli» bir rapor alınmak suretiyle davacının «munzam zarar» alacağının tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Bu hali ile rapor «denetime elverişli» bulunmamaktadır.
3-Ayrıca, mahkemece uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamında, «bilirkişi incelemesi» ile tespit edilecek «munzam zarar» alacağının somut olaya uygulanması gereken mülga 818 sayılı BK'nun 42. ve 43. maddeleri uyarınca değerlendirmeye tabi tutulması gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen mahkemece bu konuda bir değerlendirme yapılmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/5372 E. 2021/5538 K.
Ortak:munzam zarar · temerrüt · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin 2012/22 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, Mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, alacağın «temerrüt» tarihinden yaklaşık 15 yıl sonra tahsil edilebildiğini, mevduat alacağının zamanında ödenmiş olması durumunda, paranın daha yüksek gelir getiren bir yatırıma yönlendirilmesi, bankada TL veya döviz «mevduat hesabı» açılarak değerlendirilmiş olması durumunda faize faiz işletilmiş olacağından en azından parası ... değerini korumuş ve satın alma gücünün azalmamış olacağını iddia ederek fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla 26.11.1999 tarihinde davalı bankaya yatırılan 220.000,00 TL'nin o tarihteki satın alma gücü ile tahsil edilebilen tutar bakımından oluşan «munzam zararın» tespitiyle şimdilik 1.000,00 TL'nin davalı bankadan hükmen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 20.09.2021 tarihli bedel artırım dilekçesi ile davasını 1.301.2 …
CEVAP 1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın «husumet», «zamanaşımı», «hak düşürücü süre» yönünden reddi gerektiğini, davanın haksız olup esastan da reddi gerektiğini savunarak reddini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yargıtay kararlarında, enflasyonist ortamda bireyin parasını atıl vaziyette tutmayacağının «karine» olarak kabul edilmesi, somut ispat rejiminin aranmaması gerektiğine, enflasyonun gündemde olmadığı ve döviz kurlarının istikrar kazandığı dönemde ise somut ispat rejiminin aranması gerektiğine yer verildiğini, «munzam zararın» oluştuğu zaman diliminin ayrı ayrı incelenmesi gerektiğini, munzam zarar davasında somut ispat rejiminin aranmasının başvurucuya aşırı ve olağan dışı külfet yüklediğini, aradan geçen 15 yıl boyunca müvekkilinin parasının «değer kaybına» uğradığını, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 2.550,00 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar …
Benzer bu kararda3- Ayrıca, Dairemizin bozma ilamına uyularak «zamanaşımına» uğramayan «son» on yıl için «munzam zarar» hesabı yapılmış ise de davacının bu on yıl için aldığı «temerrüt faizinin» hesaplanan munzam zarardan mahsubu gerekirken, davacının bu süreden daha uzun süre için almış olduğu temerrüt faizinin tamamının zarardan düşülmesi doğru olmamış, mahkeme kararının davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece verilen davanın kabulüne ilişkin kararın bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılamada davacının talebinin «munzam zararın» tahsiline yönelik olduğu, davaya on yıllık zaman aşımı süresinin uygulanmasının gerektiği, asıl davanın açılmasının munzam zarar istemine yönelik zaman aşımı süresini kesmediği, davacının dava ve «ıslah» tarihinden önceki on yıla ilişkin zararını talep edebileceği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda her yıl itibariyle gerçekleşen yıllık enflasyon oranının eşya f …
2- Dava, «munzam zarar» istemine ilişkin olup mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek “davacının talep edebileceği 58,92 TL tutarında munzam zarar alacağı kalmadığı” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt faizi · ıslah · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda3- Ayrıca, Dairemizin bozma ilamına uyularak «zamanaşımına» uğramayan «son» on yıl için «munzam zarar» hesabı yapılmış ise de davacının bu on yıl için aldığı «temerrüt faizinin» hesaplanan munzam zarardan mahsubu gerekirken, davacının bu süreden daha uzun süre için almış olduğu temerrüt faizinin tamamının zarardan düşülmesi doğru olmamış, mahkeme kararının davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece verilen davanın kabulüne ilişkin kararın bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılamada davacının talebinin «munzam zararın» tahsiline yönelik olduğu, davaya on yıllık zaman aşımı süresinin uygulanmasının gerektiği, asıl davanın açılmasının munzam zarar istemine yönelik zaman aşımı süresini kesmediği, davacının dava ve «ıslah» tarihinden önceki on yıla ilişkin zararını talep edebileceği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda her yıl itibariyle gerçekleşen yıllık enflasyon oranının eşya f …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5277 E. , 2023/7172 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/769 Esas, 2022/802 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 8. Tüketici Mahkemesi
SAYISI 2019/399 E., 2021/592 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 05.12.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Avukat ..., fer'i müdahil vekili Avukat ... ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, ... A.Ş.'nin Isparta Şubesi'ne 26.11.1999 tarihinde 220.000,00 TL parasını vadeli olarak yatırdığını, yatırılan paranın davalı bankanın kasıtlı yönlendirmesiyle KKTC'de paravan olarak kurulan ... Offshore Ltd. adlı banka hesabına aktarıldığını, 21.12.1999 tarihinde BDDK tarafından banka yönetimine el konularak ... A.Ş.'nin bankacılık yapma ve mevdut kabul etme izninin kaldırıldığını, ... A.Ş.'nin önce ... A.Ş. ile birleştirildiğini, ... A.Ş. çatısı altında birleşen bankalarla birlikte ... A.Ş.'ye satıldığını ve ... A.Ş.'nin de davalı ...Ş.'ye devredildiğini, bankaya el konulmasından sonra offshore mevduatlarının sigorta kapsamında olmadığı gerekçesiyle müvekkilinin mevduatının ödenmediğini, İng Bank A.Ş.'ye karşı müvekkilinin alacağı için İstanbul 21.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/22 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, Mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, alacağın temerrüt tarihinden yaklaşık 15 yıl sonra tahsil edilebildiğini,
mevduat alacağının zamanında ödenmiş olması durumunda, paranın daha yüksek gelir getiren bir yatırıma yönlendirilmesi, bankada TL veya döviz mevduat hesabı açılarak değerlendirilmiş olması durumunda faize faiz işletilmiş olacağından en azından parası ... değerini korumuş ve satın alma gücünün azalmamış olacağını iddia ederek fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla 26.11.1999 tarihinde davalı bankaya yatırılan 220.000,00 TL'nin o tarihteki satın alma gücü ile tahsil edilebilen tutar bakımından oluşan munzam zararın tespitiyle şimdilik 1.000,00 TL'nin davalı bankadan hükmen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 20.09.2021 tarihli bedel artırım dilekçesi ile davasını 1.301.229,76 TL olarak belirlemiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın husumet, zamanaşımı, hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, davanın haksız olup esastan da reddi gerektiğini savunarak reddini istemiştir.
2.Fer'i Müdahil TMSF vekili; müvekkili aleyhine idare hukuku ilkelerine göre dava açılması gerektiğini, dolayısıyla davanın idari yargıda görülmesi gerektiğinden öncelikle görev yönünden reddine karar verilmesini istemiş, esas yönünden de davanın haksız olduğunu savunarak reddini istemiştir.
3.İhbar Olunan ... vekili; davanın usul ve esas yönünden reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 122 nci maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan zararın, somut ve davacının durumuna özgü vakıalarla ispatlanması gerektiği, ancak davacı tarafça somut vakıalara dayanılarak bir zararın gerçekleştiği ileri sürülüp kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yargıtay kararlarında, enflasyonist ortamda bireyin parasını atıl vaziyette tutmayacağının karine olarak kabul edilmesi, somut ispat rejiminin aranmaması gerektiğine, enflasyonun gündemde olmadığı ve döviz kurlarının istikrar kazandığı dönemde ise somut ispat rejiminin aranması gerektiğine yer verildiğini, munzam zararın oluştuğu zaman diliminin ayrı ayrı incelenmesi gerektiğini, munzam zarar davasında somut ispat rejiminin aranmasının başvurucuya aşırı ve olağan dışı külfet yüklediğini, aradan geçen 15 yıl boyunca müvekkilinin parasının değer kaybına uğradığını, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 2.550,00 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin vekâlet ücretinin maktu takdiri gerektiğini ileri sürdüğü, dava esastan incelenip red edildiğinden bu hususa yönelik istinaf nedeninin yerinde olmadığı, davacının zararın ne şekilde oluştuğunu somut olarak ispat etmesi gerektiği, mevduatı zamanında almış olsaydı farklı şekillerde değerlendirileceği gibi bir takım farazi varsayımlar üzerinden davanın kabul edilmesi gerektiği yönündeki talebin, hukuk normuna ve normun uygulanışına uygun olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 6098 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi hükmüne dayalı olarak açılan alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle geçmiş günler faizi ile karşılanmadığı iddia edilen munzam zararın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2.6098 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Munzam zarar istemine esas İstanbul (Kapatılan) 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01.02.2013 tarih, 2012/22 E. ve 2013/18 K. sayılı ilamı ile hükme bağlanan alacağın, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 22.04.2022 tarih, 2021/7 E. ve 2022/2 K. sayılı kararı uyarınca esasen zamanaşımına uğramış bir alacak olduğu da anlaşılmıştır.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince Tüketici Mahkemelerinde tüketici tarafından açılan davalar harçtan muaf olduğundan, davacıdan harç alınmasına yer olmadığına,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/989800200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz