Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1290 E. 2023/7452 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kefaletin kapsamı↗ gayrinakdi kredi↗ tahsilde tekerrür olmamak kaydı↗ gayri nakdi kredi↗ ilamsız takip↗ kefalet limiti↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ tahsilde tekerrür olmaması↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ tahsilde tekerrür↗ itirazın iptali davası↗ teminat mektubu↗ teminat kapsamı↗ müteselsil kefil↗ cy/cy şerhi↗ ipotek↗ infaz↗ kefalet↗ kötü niyet tazminatı↗ genel kredi sözleşmesi↗ iptal davası↗ alacak davası↗ komisyon↗ kefil↗ kötü niyet↗ havale↗ iflas↗ ıslah↗ kredi sözleşmesi↗ harç↗ icra inkar tazminatı↗ taşıyan↗ inkar tazminatı↗ dosya masrafı↗ cy/cy kaydı↗ temerrüt↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı borcun sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9981 E. 2016/2344 K.
Ortak:gayrinakdi kredi · tahsilde tekerrür olmamak kaydı · ilamsız takip · kefalet limiti · ipoteğin paraya çevrilmesi · tahsilde tekerrür olmaması · müşterek borçlu müteselsil kefil · tahsilde tekerrür
Benzer bu karardaİcra Müdürlüğü'nün 2010/ 3224 ve 2010/3225 Esas sayılı dosyalarına konu alacakların aynı «genel kredi sözleşmesine» dayandığı, alacak miktarlarının aynı olduğu, aynı risk için takip açıldığı ve «tahsilde tekerrür olmamak kaydını» içerdiği, 2010/3224 Esas sayılı dosyada «ipotekli» taşınmazın 305.000,00 TL'ye alacağa mahsuben banka tarafından satın alındığı, 255.017,92 TL ile 2010/3224 sayılı dosyanın infazen kapandığı, icra takipleri aynı kredi borcundan kaynaklandığından ve takipler tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile yapıldığından 2010/3224 sayılı ipotek dosyasının «infazı» ile birlikte 2010/3225 sayılı dosya da infaz olmuş sayılacağından davalının 2010/3225 sayılı dosyadan bir borç ve sorumluluğunun kalmadığı gerekçesiyle davanın red …
Bu itibarla mahkemece, davacıya, davalının «müşterek borçlu müteselsil kefil» olarak imzaladığı sözleşme kapsamında dava dışı kredi asıl borçlusuna kullandırılan nakit ve «gayrinakit kredi» alacaklarını ispat hakkı tanınarak, bu alacak kalemlerinin icra dosyalarından tahsil edilenden kalan bakiye kısmın, davalının «kefalet limiti» dahilinde olup olmadığının tespiti ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, icra dosyasının «infaz» edilmiş olması nedeniyle davalının sorumluluğun kalmadığı gerekçesiyle davanın reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Davacı banka, asıl borçlu ve davalı hakkında icra yoluyla «ilamsız takip» başlattığı gibi, asıl borçlu hakkında «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile de takip yoluna gitmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Alacak | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2138 E. 2021/3004 K.
Ortak:kefaletin kapsamı · teminat mektubu · teminat kapsamı · müteselsil kefil · kefalet · genel kredi sözleşmesi · komisyon · kefil
İncelediğiniz karardaDava, «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklı borcun sözleşmeyi «müteselsil kefil» sıfatıyla imzalayan davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda1-) Dava, «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklı borcun sözleşmeyi «müteselsil kefil» sıfatıyla imzalayan davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Ancak sözleşmenin “Kefalet Şerhi” başlığını «taşıyan» kısmının 1. maddesi; “Kefalet borcu; anapara ile bu sözleşme hükümlerine göre ödenmesi gereken her türlü faiz, «komisyon» vergi ve vekalet ücretleri ile diğer her türlü «masraflar» eklenerek hesaplanacak ve müşterek müteselsil borçlu ve «müteselsil kefilin» sorumluluğu bütün bu hususları kapsayacaktır.” hükmünü haizdir.
Anılan sözleşme hükmüyle, nakdi kredilerden kaynaklı anapara, faiz ve «masraflara» ilişkin borçlar «kefalet kapsamına» alınmışsa da gayrinakdi kredilerden kaynaklanan borçların «teminat kapsamına» alınmadığı anlaşılmaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
İhtiyati haciz | İhtiyati haciz kararı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8131 E. 2013/11101 K.
Ortak:gayrinakdi kredi · gayri nakdi kredi · müteselsil kefil · kefil · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaDava, «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklı borcun sözleşmeyi «müteselsil kefil» sıfatıyla imzalayan davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaŞti’nin borçlu, diğer davalılar müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatı ile imzalamışlardır.
Sözleşmenin 13. maddesi hükmüne göre, «gayrinakdi kredi» bedellerinin bankaya «depo» edilmesinin her zaman banka tarafından istenebileceği şart koşulmuş ve borçlu «kefiller» de bu sözleşmeyi imzalayarak bu şartları aynen kabul etmişlerdir.
Mahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, alacaklının «gayri nakdi kredi» nedeniyle «depo» talep hakkının varlığının ancak yargılama ile anlaşılabileceği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:hesap kat · depo kararı · muacceliyet · ihtiyati haciz · haciz
Benzer bu karardaKararı, «ihtiyati haciz» kararı verilmesini isteyen alacaklı vekili temyiz etmiştir.
Talep, bankacılık işleminden kaynaklanan «ihtiyati haciz» istemine ilişkindir.
Şti. arasında düzenlenen sözleşmeler ile adı geçen şirkete kredi kullandırıldığını, diğer borçluların ise «kredi sözleşmelerinin» müteselsil borçlu ve kefilleri olduklarını, borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini ileri sürerek, «ihtiyati haciz» kararı verilmesini talep etmiş, mahkemece yapılan inceleme sonunda yukarıda değinilen gerekçe ile reddine karar verilmiştir.Dosya içinde mevcut kredi sözleşmelerini M..
Şti’ne kullandırılan «gayrinakdi kredi» bedelleri için «hesap kat» edilerek alacak «muaccel» hale gelmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/1290 E. , 2023/7452 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2022/222 Esas, 2022/313 Karar
HÜKÜM
Ret
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile dava dışı şirket arasında akdedilen kredi genel sözleşmesini davalının müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, borcun ödenmemesi üzerine davalı aleyhine giriştikleri takibin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, % 40'... ... olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 31.08.2012 havale tarihli dilekçesi ile itirazın iptali taleplerini alacak davası olarak ıslah ettiklerini belirterek, itirazın iptali davasına dayanak icra takibinin açıldığı 30.11.2010 tarihi itibariyle alacaklarının tespit ve tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, icra takibinde talep olunan meblağın müvekkilinin kefil olduğu sözleşmeye aykırı olduğunu savunarak davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen (Birinci) Karar
Isparta 1. Asliye Hukuk Mahkemesince 18.12.2014 tarihli, 2011/56 E. ve 2014/740 K. sayılı karar ile davacı bankanın, dava dışı asıl borçlu şirketle imzalanan 24.02.2010 tarihli kredi genel sözleşmesine kefaletinden dolayı davalının 37.500,00 TL borçlu olduğunu ileri sürerek icra takibi yaptığı, itiraz üzerine itirazın iptali davası açıldığı, yargılama aşamasında davanın alacak davası olarak ıslah edildiği, davacı bankanın alacaklı sıfatıyla yürüttüğü Isparta 1. İcra Müdürlüğünün 2010/3224 ve 2010/3225 sayılı dosyalarına konu alacakların aynı genel kredi sözleşmesine dayandığı, alacak miktarlarının aynı olduğu, aynı risk için takip açıldığı ve tahsilde tekerrür olmamak kaydını içerdiği, 2010/3224 sayılı dosyada ipotekli taşınmazın 305.000,00 TL'ye alacağa mahsuben banka tarafından satın alındığı, 255.017,92 TL ile 2010/3224 sayılı dosyanın infazen kapandığı, icra takipleri aynı kredi borcundan kaynaklandığından ve takipler tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile yapıldığından 2010/3224 sayılı ipotek dosyasının infazı ile birlikte 2010/3225 sayılı dosya da infaz olmuş sayılacağından davalının 2010/3225 sayılı dosyadan bir borç ve sorumluluğunun kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 02.03.2016 tarihli, 2015/9981 E. ve 2016/2344 K. sayılı kararında, davanın genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın kefil olan davalıdan tahsili istemine ilişkin olarak açıldığı, davalının, davacı ile dava dışı firma arasında imzalanan 24.02.2010 tarihli genel kredi sözlşemesini 62.500,00 TL'lik limit dahilinde müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, kefalet dışında teminat olarak asıl borçludan ipotek de alındığı, davacının asıl borçlu ve davalı hakkında icra yoluyla ilamsız takip başlattığı gibi, asıl borçlu hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile de takip yoluna gittiği, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan takip ipoteğin satışı ile elde edilen para ile infazen kapatılmış ise de davacı bankanın anılan sözleşme ile asıl borçluya gayrinakdi krediler de kullandırıldığını, bu krediler nedeniyle halen alacaklı olduğunu ve kefil olan davalının da sözleşme kapsamında kullandırılan bu gayrinakit kredilerden kefalet limiti ile sorumluluğunun devam ettiğini, nakit olarak kullandırılan kredi borcunun tahsil edilmesiyle sorumluluğunun ortadan kalkmayacağını iddia ettiği, uyuşmazlık tarihi itibariyle geçerli bulunan Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca, kefillerin sorumluluğunun kefalet limiti ve kendi temerrütlerinin sonuçları ile sınırlı olduğu, bu itibarla mahkemece, davacıya, davalının müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzaladığı sözleşme kapsamında dava dışı kredi asıl borçlusuna kullandırılan nakit ve gayrinakit kredi alacaklarını ispat hakkı tanınarak, bu alacak kalemlerinin icra dosyalarından tahsil edilenden kalan bakiye kısmın, davalının kefalet limiti dahilinde olup olmadığının tespiti ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği, icra dosyasının infaz edilmiş olması nedeniyle davalının sorumluluğun kalmadığı gerekçesiyle davanın reddinin doğru görülmediği gerekçesiyle karar davacı yararına bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen (İkinci) Karar
Isparta 1. Asliye Hukuk Mahkemesince 25.02.2020 tarihli, 2016/469 E. ve 2020/47 K. sayılı karar ile davalının, dava dışı şirket tarafından imzalanan sözleşmeye kefaletinden dolayı davacıya dava tarihi itibariyle 40.872,16 TL borçlu olduğu, ancak davacı tarafça 37.500,00 TL üzerinden harç yatırıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 37.500,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
D. Bozma Kararı
Dairemizin 29.03.2021 tarihli, 2020/2138 E. ve 2021/3004 K. sayılı kararında, davalının kefaletinin bulunduğu sözleşmenin “Kefalet Şerhi” başlığını taşıyan kısmının 1. maddesinin, “Kefalet borcu; ana para ile bu sözleşme hükümlerine göre ödenmesi gereken her türlü faiz, komisyon vergi ve vekalet ücretleri ile diğer her türlü masraflar eklenerek hesaplanacak ve müşterek müteselsil borçlu ve müteselsil kefilin sorumluluğu bütün bu hususları kapsayacaktır.” hükmünü haiz olduğu, anılan sözleşme hükmüyle, nakdi kredilerden kaynaklı anapara, faiz ve masraflara ilişkin borçlar kefalet kapsamına alınmışsa da gayri nakdi kredilerden kaynaklanan borçların teminat kapsamına alınmadığı, sözleşmenin diğer hükümlerinde de müteselsil kefilin gayri nakdi kredilerden kaynaklı borçlardan sorumlu olduğuna ilişkin açık bir hüküm bulunmadığı, Mahkemece, belirtilen hususlar gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle kararın davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
Davacı vekilinin karar düzeltme talebi reddedilmiştir.
E. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtay ilamında belirtilen gayri nakdi kredinin 58.100,00 TL bedelli teminat mektubu olup lehine teminat verilen kurumun talebi üzerine takip ve dava tarihinden önce nakde dönüştüğünden davalı kefilin borçtan sorumlu olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı borcun sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Davacı harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
18.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/990142400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz