6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/2138 E. 2021/3004 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kefaletin kapsamı ön inceleme aşaması teminat mektubu teminat kapsamı müteselsil kefil cy/cy şerhi kefalet genel kredi sözleşmesi komisyon kefil kredi sözleşmesi harç taşıyan dosya masrafı teminat

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalının, dava dışı şirket tarafından imzalanan sözleşmeye kefaletinden dolayı davacıya dava tarihi itibariyle 40.872,16 TL borçlu olduğu, ancak davacı tarafça 37.500.- TL üzerinden harç yatırıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 37.500.- TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1-) Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı borcun sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçelerle, dava dışı kredi borçlusu lehine verilen teminat mektubundan kaynaklanan borcun davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Ancak sözleşmenin “Kefalet Şerhi” başlığını taşıyan kısmının 1. maddesi; “Kefalet borcu; anapara ile bu sözleşme hükümlerine göre ödenmesi gereken her türlü faiz, komisyon vergi ve vekalet ücretleri ile diğer her türlü masraflar eklenerek hesaplanacak ve müşterek müteselsil borçlu ve müteselsil kefilin sorumluluğu bütün bu hususları kapsayacaktır.” hükmünü haizdir. Anılan sözleşme hükmüyle, nakdi kredilerden kaynaklı anapara, faiz ve masraflara ilişkin borçlar kefalet kapsamına alınmışsa da gayrinakdi kredilerden kaynaklanan borçların teminat kapsamına alınmadığı anlaşılmaktadır. Sözleşmenin diğer hükümlerinde de müteselsil kefilin gayri nakdi kredilerden kaynaklı borçlardan sorumlu olduğuna ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu itibarla, mahkemece, belirtilen hususlar gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

2-) Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5084 E. 2022/4400 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10973 E. 2018/3344 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1580 E. 2013/2419 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/2138 E.  ,  2021/3004 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Isparta 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 25.02.2020 tarih ve 2016/469 E. - 2020/47 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalının, müvekkiliyle dava dışı bir şirket arasında akdedilen kredi genel sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, borcun ödenmemesi üzerine davalı aleyhine giriştikleri takibin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, % 40'tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiş olup, 31.08.2012 havale tarihli dilekçesi ile itirazın iptali taleplerinin alacak davası olarak ıslahı için müracaatta bulunulduğunu, açılan itirazın iptali davasının dayanak icra takibinin açıldığı tarih itibariyle banka alacakları hakkında olup alacak davasında da aynı tarih itibariyle davalıdan olan alacaklarının miktarının hesaplanması gerektiğini beyan ederek dava dilekçelerinin arz edilen biçimde ıslahı ile bankalarının davalı ...'den Isparta 1.

İcra Müdürlüğü'nün 2010/3225 Esas sayılı dosyasının takip tarihi olan 30.11.2010 tarihi itibariyle alacaklarının tespit ve tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalının, dava dışı şirket tarafından imzalanan sözleşmeye kefaletinden dolayı davacıya dava tarihi itibariyle 40.872,16 TL borçlu olduğu, ancak davacı tarafça 37.500.- TL üzerinden harç yatırıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 37.500.- TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1-) Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı borcun sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçelerle, dava dışı kredi borçlusu lehine verilen teminat mektubundan kaynaklanan borcun davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Ancak sözleşmenin “Kefalet Şerhi” başlığını taşıyan kısmının 1. maddesi; “Kefalet borcu; anapara ile bu sözleşme hükümlerine göre ödenmesi gereken her türlü faiz, komisyon vergi ve vekalet ücretleri ile diğer her türlü masraflar eklenerek hesaplanacak ve müşterek müteselsil borçlu ve müteselsil kefilin sorumluluğu bütün bu hususları kapsayacaktır.” hükmünü haizdir. Anılan sözleşme hükmüyle, nakdi kredilerden kaynaklı anapara, faiz ve masraflara ilişkin borçlar kefalet kapsamına alınmışsa da gayrinakdi kredilerden kaynaklanan borçların teminat kapsamına alınmadığı anlaşılmaktadır.

Sözleşmenin diğer hükümlerinde de müteselsil kefilin gayri nakdi kredilerden kaynaklı borçlardan sorumlu olduğuna ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu itibarla, mahkemece, belirtilen hususlar gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

2-) Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazların kabulü ile, hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 29.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/663459900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.