Markaya Tecavüzün Tespiti ve Meni
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3257 E. 2023/7280 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
taleple bağlılık ilkesi↗ taleple bağlılık↗ el koyma↗ pasif husumet ehliyeti↗ ticari defter kayıtları↗ husumet ehliyeti↗ maktu vekalet ücreti↗ hakkaniyet↗ olumsuz oy↗ pasif husumet↗ marka hakkına tecavüz↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ taraf ehliyeti↗ bilirkişi incelemesi↗ maddi ve manevi tazminat↗ ticari defter↗ taşıyan↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ maddi tazminat↗ yasal faiz↗ ilan↗ kusur↗ eksik inceleme↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ zamanaşımı↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mardin 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2018/376 E., 2020/351 K.
Taraflar arasındaki arkaya tecavüzün tespiti ve men’i, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili adına tescilli bulunan "Hypo" ve "Koruma Hypo" isimli markalara davalı tarafından herhangi bir izin olmaksızın üretim yapılmak suretiyle tecavüzde bulunulduğunu, davalılar tarafından kullanılan marka ile ... kuğu resminin müvekkil adına tescilli bulunan markalar ve resim ile birebir aynı olduğunu ileri sürerek 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (556 sayılı KHK) uyarınca tecavüzün önlenmesine, 10.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline, ilgili markaları taşıyan ürünlerin toplatılmasına, üretimde kullanılan araçlara el konulmasına, verilecek kararın 1 gazetede kamuya duyurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; mahkemenin yetkisiz olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, "Hypo" kelimesinin çamaşır suyu anlamını taşıması sebebiyle marka hakkının alınmasının mümkün olmadığını, müvekkili tarafından üretilen ürünlerin davacı tarafından tescilli olan marka ile herhangi bir alakasının bulunmadığını, istenilen tazminat miktarının fahiş olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporunda dava konusu olayda söz konusu marka ve işaretlerin kullanılmasının davacı tarafın korunmakta olan marka hakkına tecavüz eder nitelikte olduğunun tespit edildiği, raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle marka hakkına tecavüzün önlenmesine, dava konusu ürünlere el konularak imhasına, verilen kararın ülke çapında ilanına, 10.000,00 TL. manevi tazminatın ve söz konusu marka ve işaretleri içeren ürünlerin 30.09.2015 tarihli arama el koyma tarihinden önce üretildiği miktar ve zaman tespit edilemediğinden bu tarih esas alınmak suretiyle ele geçirilen ürünlere göre yapılan satışlarına oranlamak suretiyle tespit edilen maddi zarar miktarı olan 119,88 TL nin arama el koyma tarihi olan 30.09.2015 tarihinden itibaren yasal faiz ile davalılardan müşterek ve müteselsil olarak tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıların tecavüzünün tescilli markanın piyasa değerini ve şirketin pazar payına olumsuz etkisi olacağını, bu suretle maddi ve manevi zarara uğranılacağını, mahkemece maddi ve manevi tazminata ilişkin kısmen ret kararının kabulünün mümkün olmadığını, davalının markayı tecavüzün tespit tarihi olan 30.09.2015 tarihinden önce ve kuruluşundan itibaren kullanmakta olduğu hususunun açık ve net biçimde ortaya konulduğunu, davalıların markayı kullanarak haksız kazanç elde ettiği ürünü “çamaşır suyu” adı altında ticari defter ve kayıtlarında gösterdiği, müvekkili şirketin maruz kaldığı maddi ve manevi zararın tespitinin sadece el konulan ürünlerden elde edilebilecek satış gelirlerinin hesaplamasıyla sınırlı tutularak karar verilmesinin hatalı olduğunu, çamaşır suyu satışlarına ilişkin defter ve kayıtlarının incelenmesiyle, 2014-2015-2016 yıllarına göre yapılan incelemeler sonucunda zarar miktarının 28.534,56 TL olarak tespit edilmesine rağmen, maddi ve manevi zararın salt el konulan ürünlere ilişkin yapılan tespitler üzerinden hesaplanmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığını, eksik inceleme sonucu varılan tespitler ile verilen kararın tazminat miktarına ilişkin hükümlerinin hukuken mesnetsiz olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, maddi tazminat talebi 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin (b) bendine dayandırıldığına göre, mahkemece davalı tarafın ilgili yıllar ticari defterleri istenerek, davacı markasına tecavüz nedeniyle elde ettiği kazancın hesap ettirilmesi ve maddi tazminat yönünden bu hesaplama sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğini, dava konusu marka üzerinden herhangi bir kar elde edilmediği alınan bilirkişi raporundan da açıkça anlaşıldığını, "Hypo" bir marka olmadığı gibi marka olarak değerlendirilmesinin de mümkün olmadığını, ele geçen ürünlerin incelenmesinde de "Paxil Hypo" ibaresinin davacının kullandığı "Koruma Hypo" ile hiçbir ilgisi ve benzerliği bulunmadığını, davanın her iki davalıya yöneltilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, Hamdullah yönünden esasa dair bir karar verilmesine yer olmadığı ve husumet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkillerinin herhangi bir ticari kar-kazanç elde etmedikleri bilirkişi raporu ile tespit edilmesine rağmen davacı tarafın manevi tazminatına ilişkin taleplerinin şartları oluşmadığı halde davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece 119,88 TL maddi tazminata hükmedildiği halde manevi tazminat miktarının 10.000,00 TL olarak takdir edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, maddi tazminat yönünden davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin tazminat miktarından fazla olamayacağından maddi tazminat yönünden davacı lehine 3.400,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince tecavüzün önlenmesine, maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, şirketi temsile yetkili olanların üçüncü kişileri zarara uğratan eylemleri bilerek gerçekleştirmiş olmaları halinde temsile yetkili olanların da üçüncü kişilere karşı sorumlu olduklarının kabulü gerektiğinden davalı ...’un pasif husumet ehliyetinin bulunduğundan kendisi yönünden de davanın kabulünde yasaya aykırılık olmadığı, bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf talepleri yerinde görülmediği, davacı lehine kabul edilen maddi tazminat miktarını geçmeyecek şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığı, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf talebinin haklı olduğu,
davacı tarafça talep edilen maddi tazminatın 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin (b) maddesine göre hesaplanmasının talep edidiği, bilirkişi raporu ile marka hakkına tecavüz eden davalının markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazancın 28.534,56 TL olduğunun tespit edildiği, davacının maddi zararının 28.534,56 TL olduğu ancak taleple bağlılık ilkesi gereğince davacının talebi doğrultusunda 10.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesi gerektiği gözetilerek karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile sadece el konulan ürünler yönünden yapılan kar hesaplaması dikkate alınarak karar verilmesi doğru olmadığı manevi tazminat yönünden ise mahkemece takdir edilen manevi tazminatın somut olayın özelliklerine, kusurun ağırlığına ve hakkaniyete uygun olduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davacı adına tescilli bulunan "Koruma Hypo'' ve ''Hypo'' markasına davalı tarafından yapılan tecavüzün önlenmesine, davacı tarafın manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı tarafın maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL maddi tazminatın 30.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerine ek olarak bilirkişi incelemesinde davacı maddi zararının 119,88 TL olarak tespit edilmiş olmasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesince 10.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesinin yerinde olmadığını, davacı lehine takdir edilen maddi tazminat yönünden 7.375,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine şeklinde fazla vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının maddi zararının olmadığını, manevi zarar unsurunun gerçekleşmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının davacıya ait markayı haksız şekilde kullandığı iddiasına dayanan markaya tecavüzün tespiti ve men’i, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2.556 sayılı KHK'nın 61 ve 66 ncı maddeleri.
3.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 50 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7909 E. 2022/4564 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:reeskont faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia,savunma,uyulan bozma ilamı ve toplanan delillere göre, 46.534,65 TL'nın dava tarihi olan 30.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine dair kararın davalılar vekillerince ayrı ayrı temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9688 E. 2016/3338 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:usulden reddi
Benzer bu karardaMahkemece, davanın HMK 114. maddesinin 1/f ve 119. maddesinin 1/ç maddeleri gereğince «usulden reddine» dair kararın davacı vekilince temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4861 E. 2013/12969 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/13497 E. 2012/19894 K.
Ortak:el koyma
İncelediğiniz kararda… lirtilen kararı ile dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporunda dava konusu olayda söz konusu marka ve işaretlerin kullanılmasının davacı tarafın korunmakta olan «marka hakkına tecavüz» eder nitelikte olduğunun tespit edildiği, raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle marka hakkına tecavüzün önlenmesine, dava konusu ürünlere el konularak imhasına, verilen kararın ülke çapında «ilanına», 10.000,00 TL. manevi tazminatın ve söz konusu marka ve işaretleri içeren ürünlerin 30.09.2015 tarihli arama el «koyma» tarihinden önce üretildiği miktar ve zaman tespit edilemediğinden bu tarih esas alınmak suretiyle ele geçirilen ürünlere göre yapılan satışlarına oranlamak suretiyle tespit edilen maddi zarar miktarı olan 119,88 TL nin arama el koyma tarihi olan 30.09.2015 tarihinden itibaren «yasal faiz» ile davalılardan müşterek ve müteselsil olarak tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDavacı vekili, davalının müvekkiline ait endüstriyel tasarım ve faydalı model belgelerine dayalı haklarına tecavüz ettiğini ileri sürmüş, delil olarak, «delil tespiti» raporunun yanında, dosya içinde mevcut, arama ve al «koyma» tutanağına da dayanmıştır.
Her ne kadar mahkemece, davalının «delil tespiti» yapıldığı tarih itibari ile «tacir» olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmişse de davacı tarafça sunulan arama ve el «koyma» tutanağı tarihi itibari ile davalının ticaret ile iştigal ettiği sabittir.
Buna karşın arama ve el «koyma» tutanağı kapsamında yer alan emtianın davalıya iade edildiği anlaşılmaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tacir sıfatı · delil tespiti · terkin · tacir
Benzer bu karardaŞti.’nin merkezinde yapıldığı, davalının 31.12.2006 tarihi itibari ile ticareti «terk» ettiği ve tespitin yapıldığı 15.02.2007 tarihi itibari ile «tacir sıfatının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar mahkemece, davalının «delil tespiti» yapıldığı tarih itibari ile «tacir» olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmişse de davacı tarafça sunulan arama ve el «koyma» tutanağı tarihi itibari ile davalının ticaret ile iştigal ettiği sabittir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya dayanak olan «delil tespitinin» dava dışı Çağmer Yapı Malzemeleri Ltd.
Davacı vekili, davalının müvekkiline ait endüstriyel tasarım ve faydalı model belgelerine dayalı haklarına tecavüz ettiğini ileri sürmüş, delil olarak, «delil tespiti» raporunun yanında, dosya içinde mevcut, arama ve al «koyma» tutanağına da dayanmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5205 E. 2015/6460 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:zayi nedeniyle çek iptali · keşide tarihi · çek iptali · davanın açılmamış sayılması · ara karar · zayi · kesin süre · açılmamış sayılma
Benzer bu karardaDava, «zayi nedeniyle çek iptali» istemine ilişkin olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Mahkemece iddia ve dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 31.03.2014 tarihli «ara» karar uyarınca, davacıya dava konusu çekin seri numarası ve «keşide tarihini» bildirmesi için 2 haftalık «kesin süre» verildiği aksi takdirde dosyadaki mevcut duruma göre karar verileceğinin «ihtar» edildiği, ara kararın davacıya 16.04.2014 tarihinde tebliğ edildiği ancak verilen kesin süre içerisinde belirtilen eksikliğin davacı tarafça yerine getirilmediği gerekçesiyle, davanın HMK'nın 119/2 maddesi uyarınca «açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece hiçbir gerekçe belirtilmeksizin davanın 6100 sayılı HMK'nın 119/2 maddesi uyarınca «açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru olmadığı gibi, dava konusu çekin «keşide tarihi», muhatabı ve bedeli belirli olduğuna göre işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3257 E. , 2023/7280 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1193 Esas, 2022/533 Karar
DAVALILAR 1.Lavin Kimya Kozmetik Plas. San. ve Tic. Ltd. Şti.
HÜKÜM
Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ Mardin 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 2018/376 E., 2020/351 K.
Taraflar arasındaki arkaya tecavüzün tespiti ve men’i, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili adına tescilli bulunan "Hypo" ve "Koruma Hypo" isimli markalara davalı tarafından herhangi bir izin olmaksızın üretim yapılmak suretiyle tecavüzde bulunulduğunu, davalılar tarafından kullanılan marka ile ... kuğu resminin müvekkil adına tescilli bulunan markalar ve resim ile birebir aynı olduğunu ileri sürerek 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (556 sayılı KHK) uyarınca tecavüzün önlenmesine, 10.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline, ilgili markaları taşıyan ürünlerin toplatılmasına, üretimde kullanılan araçlara el konulmasına, verilecek kararın 1 gazetede kamuya duyurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; mahkemenin yetkisiz olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, "Hypo" kelimesinin çamaşır suyu anlamını taşıması sebebiyle marka hakkının alınmasının mümkün olmadığını, müvekkili tarafından üretilen ürünlerin davacı tarafından tescilli olan marka ile herhangi bir alakasının bulunmadığını, istenilen tazminat miktarının fahiş olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporunda dava konusu olayda söz konusu marka ve işaretlerin kullanılmasının davacı tarafın korunmakta olan marka hakkına tecavüz eder nitelikte olduğunun tespit edildiği, raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle marka hakkına tecavüzün önlenmesine, dava konusu ürünlere el konularak imhasına, verilen kararın ülke çapında ilanına, 10.000,00 TL. manevi tazminatın ve söz konusu marka ve işaretleri içeren ürünlerin 30.09.2015 tarihli arama el koyma tarihinden önce üretildiği miktar ve zaman tespit edilemediğinden bu tarih esas alınmak suretiyle ele geçirilen ürünlere göre yapılan satışlarına oranlamak suretiyle tespit edilen maddi zarar miktarı olan 119,88 TL nin arama el koyma tarihi olan 30.09.2015 tarihinden itibaren yasal faiz ile davalılardan müşterek ve müteselsil olarak tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıların tecavüzünün tescilli markanın piyasa değerini ve şirketin pazar payına olumsuz etkisi olacağını, bu suretle maddi ve manevi zarara uğranılacağını, mahkemece maddi ve manevi tazminata ilişkin kısmen ret kararının kabulünün mümkün olmadığını, davalının markayı tecavüzün tespit tarihi olan 30.09.2015 tarihinden önce ve kuruluşundan itibaren kullanmakta olduğu hususunun açık ve net biçimde ortaya konulduğunu, davalıların markayı kullanarak haksız kazanç elde ettiği ürünü “çamaşır suyu” adı altında ticari defter ve kayıtlarında gösterdiği, müvekkili şirketin maruz kaldığı maddi ve manevi zararın tespitinin sadece el konulan ürünlerden elde edilebilecek satış gelirlerinin hesaplamasıyla sınırlı tutularak karar verilmesinin hatalı olduğunu, çamaşır suyu satışlarına ilişkin defter ve kayıtlarının incelenmesiyle, 2014-2015-2016 yıllarına göre yapılan incelemeler sonucunda zarar miktarının 28.534,56 TL olarak tespit edilmesine rağmen, maddi ve manevi zararın salt el konulan ürünlere ilişkin yapılan tespitler üzerinden hesaplanmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığını, eksik inceleme sonucu varılan tespitler ile verilen kararın tazminat miktarına ilişkin hükümlerinin hukuken mesnetsiz olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, maddi tazminat talebi 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin (b) bendine dayandırıldığına göre, mahkemece davalı tarafın ilgili yıllar ticari defterleri istenerek, davacı markasına tecavüz nedeniyle elde ettiği kazancın hesap ettirilmesi ve maddi tazminat yönünden bu hesaplama sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğini, dava konusu marka üzerinden herhangi bir kar elde edilmediği alınan bilirkişi raporundan da açıkça anlaşıldığını, "Hypo" bir marka olmadığı gibi marka olarak değerlendirilmesinin de mümkün olmadığını, ele geçen ürünlerin incelenmesinde de "Paxil Hypo" ibaresinin davacının kullandığı "Koruma Hypo" ile hiçbir ilgisi ve benzerliği bulunmadığını, davanın her iki davalıya yöneltilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, Hamdullah yönünden esasa dair bir karar verilmesine yer olmadığı ve husumet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkillerinin herhangi bir ticari kar-kazanç elde etmedikleri bilirkişi raporu ile tespit edilmesine rağmen davacı tarafın manevi tazminatına ilişkin taleplerinin şartları oluşmadığı halde davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece 119,88 TL maddi tazminata hükmedildiği halde manevi tazminat miktarının 10.000,00 TL olarak takdir edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, maddi tazminat yönünden davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin tazminat miktarından fazla olamayacağından maddi tazminat yönünden davacı lehine 3.400,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince tecavüzün önlenmesine, maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, şirketi temsile yetkili olanların üçüncü kişileri zarara uğratan eylemleri bilerek gerçekleştirmiş olmaları halinde temsile yetkili olanların da üçüncü kişilere karşı sorumlu olduklarının kabulü gerektiğinden davalı ...’un pasif husumet ehliyetinin bulunduğundan kendisi yönünden de davanın kabulünde yasaya aykırılık olmadığı, bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf talepleri yerinde görülmediği, davacı lehine kabul edilen maddi tazminat miktarını geçmeyecek şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığı, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf talebinin haklı olduğu,
davacı tarafça talep edilen maddi tazminatın 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin (b) maddesine göre hesaplanmasının talep edidiği, bilirkişi raporu ile marka hakkına tecavüz eden davalının markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazancın 28.534,56 TL olduğunun tespit edildiği, davacının maddi zararının 28.534,56 TL olduğu ancak taleple bağlılık ilkesi gereğince davacının talebi doğrultusunda 10.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesi gerektiği gözetilerek karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile sadece el konulan ürünler yönünden yapılan kar hesaplaması dikkate alınarak karar verilmesi doğru olmadığı manevi tazminat yönünden ise mahkemece takdir edilen manevi tazminatın somut olayın özelliklerine, kusurun ağırlığına ve hakkaniyete uygun olduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davacı adına tescilli bulunan "Koruma Hypo'' ve ''Hypo'' markasına davalı tarafından yapılan tecavüzün önlenmesine, davacı tarafın manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı tarafın maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL maddi tazminatın 30.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerine ek olarak bilirkişi incelemesinde davacı maddi zararının 119,88 TL olarak tespit edilmiş olmasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesince 10.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesinin yerinde olmadığını, davacı lehine takdir edilen maddi tazminat yönünden 7.375,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine şeklinde fazla vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının maddi zararının olmadığını, manevi zarar unsurunun gerçekleşmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının davacıya ait markayı haksız şekilde kullandığı iddiasına dayanan markaya tecavüzün tespiti ve men’i, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2.556 sayılı KHK'nın 61 ve 66 ncı maddeleri.
3.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 50 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/990075000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz