Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2486 E. 2023/6020 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
6325 sayılı kanun 18/a-15↗ alacağın devri↗ arabuluculuk başvurusu↗ ihtar tebliği↗ arabuluculuk↗ dava şartı yokluğu↗ protokol↗ usulden reddi↗ ihtar↗ hukuki yarar↗ yargılama gideri↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yükleten (shipper)↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden, somut olayda asıl davada davacı şirketin dava dışı 3 üncü kişi Selahattin Tavusbay’a olan 229.820,00 USD tutarındaki borcunun hisse devir bedelinden düşülerek davalılarca ödenmesi hususunda anlaşmaya varıldığı ve buna ilişkin 30.01.2018 tarihli alacağın devri sözleşmesi imzalandığı, davacı şirket ile 3 üncü kişi Selahattin Tavusbay ile arasındaki protokolde davacının borcunun 601.759,00 USD olduğu hususunda mutabık kalındığı ve davacı tarafından Selahattin Tavusbay'ın kızına iki adet taşınmaz devri yapılarak taşınmaz bedellerinin borçtan düşüldüğü, bakiye 229.820,00 USD tutarındaki borcun ise 30.01.2018 tarihli alacağın devri sözleşmesi uyarınca davalılar tarafından Selahattin Tavusbay'a ödenmesi hususunda anlaşıldığı, taraflarına ödemenin yapılmış olduğunun söylenmesine rağmen herhangi bir ödeme belgesi gönderilmediği, davalılar tarafından dava dışı Selahattin Tavusbay'a 08.02.2018 tarihinde ödeme yapıldığı, davacının ilgili ödeme belgelerini davalıdan istediğine dair dosya kapsamında herhangi bir belgeye rastlanılmadığı, davacının bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı, karşı davada yönünden ise karşı davacının arabuluculuğa başvurmadan doğrudan karşı dava açtığı, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun'un (6325 sayılı Kanun)18/A maddesi hükmü gereğince karşı davada dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar vermiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı karşı davada davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Asıl davada davacı karşı davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıların her ikisine de 08.06.2020 tarihinde dava dilekçesi ekinde sunulan Beyoğlu 57. Noterliğinin 05.06.2020 tarihli ve 8911 yevmiye no.lu ihtarının tebliğ edildiği, 3 üncü kişiye yapılan ödemeye ilişkin belgelerin davalılar tarafından ihtar gönderilmesine ve arabulucu görüşmesi yapılmasına rağmen davacıya verilmediği, ancak dava açıldıktan sonra İlk Derece Mahkemesine sunulduğu, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ve yargılama giderlerinin davalılara yükletilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafça dava dışı 3 üncü kişiye 08.02.2018 tarihinde ödeme yapıldığı, davacının asıl davada bu ödeme belgelerini davalıdan istediğine dair belge bulunmadığı belirtildiği, asıl davanın 01.09.2020 tarihinde açıldığı, ödemenin davalı tarafça 3 üncü kişiye 08.02.2018 tarihinde yapılması karşısında, dava tarihinden çok önce 3 üncü şahsa davalının yaptığı ödeme nedeniyle asıl davada davacının dava açmakta hukuki yararı olmadığı gerekçesiyle asıl davada davacı karşı davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı karşı davada davalı vekili vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davacı karşı davada davalı vekilince, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunduğu, istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada davacının dava açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davacı karşı davada davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Alacak 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2486 E. 2023/6020 K.
Ortak:alacağın devri · arabuluculuk başvurusu · ihtar tebliği · arabuluculuk · dava şartı yokluğu · protokol · usulden reddi · ihtar · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz kararda… ay’a olan 229.820,00 USD tutarındaki borcunun hisse devir bedelinden düşülerek davalılarca ödenmesi hususunda anlaşmaya varıldığı ve buna ilişkin 30.01.2018 tarihli «alacağın devri» sözleşmesi imzalandığı, davacı şirket ile 3 üncü kişi Selahattin Tavusbay ile arasındaki «protokolde» davacının borcunun 601.759,00 USD olduğu hususunda mutabık kalındığı ve davacı tarafından Selahattin Tavusbay'ın kızına iki adet taşınmaz devri yapılarak taşınmaz bedellerinin borçtan düşüldüğü, bakiye 229.820,00 USD tutarındaki borcun ise 30.01.2018 tarihli alacağın devri sözleşmesi uyarınca davalılar tarafından Selahattin Tavusbay'a ödenmesi hususunda anlaşıldığı, taraflarına ödemenin yapılmış olduğunun söylenmesine rağmen herhangi bir ödeme belgesi gönderilmediği, davalılar tarafından dava dışı Selahattin Tavusbay'a 08.02.2018 tarihinde ödeme yapıldığı, davacının ilgili ödeme belgelerini davalıdan istediğine dair dosya kapsamında herhangi bir belgeye rastlanılmadığı, davacının bu davayı açmakta «hukuki yararı» bulunmadığı, karşı davada yönünden ise karşı davacının «arabuluculuğa başvurmadan» doğrudan karşı dava açtığı, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun'un (6325 sayılı Kanun)18/A maddesi hükmü gereğince karşı davada dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı dava «şartı yokluğu» nedeni ile «usulden reddine» karar vermiştir.
Noterliğinin 05.06.2020 tarihli ve 8911 yevmiye no.lu «ihtarının tebliğ» edildiği, 3 üncü kişiye yapılan ödemeye ilişkin belgelerin davalılar tarafından ihtar gönderilmesine ve «arabulucu» görüşmesi yapılmasına rağmen davacıya verilmediği, ancak dava açıldıktan sonra İlk Derece Mahkemesine sunulduğu, konusuz kalan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi ve «yargılama giderlerinin» davalılara yükletilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu kararda… ay’a olan 229.820,00 USD tutarındaki borcunun hisse devir bedelinden düşülerek davalılarca ödenmesi hususunda anlaşmaya varıldığı ve buna ilişkin 30.01.2018 tarihli «alacağın devri» sözleşmesi imzalandığı, davacı şirket ile 3 üncü kişi Selahattin Tavusbay ile arasındaki «protokolde» davacının borcunun 601.759,00 USD olduğu hususunda mutabık kalındığı ve davacı tarafından Selahattin Tavusbay'ın kızına iki adet taşınmaz devri yapılarak taşınmaz bedellerinin borçtan düşüldüğü, bakiye 229.820,00 USD tutarındaki borcun ise 30.01.2018 tarihli alacağın devri sözleşmesi uyarınca davalılar tarafından Selahattin Tavusbay'a ödenmesi hususunda anlaşıldığı, taraflarına ödemenin yapılmış olduğunun söylenmesine rağmen herhangi bir ödeme belgesi gönderilmediği, davalılar tarafından dava dışı Selahattin Tavusbay'a 08.02.2018 tarihinde ödeme yapıldığı, davacının ilgili ödeme belgelerini davalıdan istediğine dair dosya kapsamında herhangi bir belgeye rastlanılmadığı, davacının bu davayı açmakta «hukuki yararı» bulunmadığı, karşı davada yönünden ise karşı davacının «arabuluculuğa başvurmadan» doğrudan karşı dava açtığı, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun'un (6325 sayılı Kanun)18/A maddesi hükmü gereğince karşı davada dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı dava «şartı yokluğu» nedeni ile «usulden reddine» karar vermiştir.
Noterliğinin 05.06.2020 tarihli ve 8911 yevmiye no.lu «ihtarının tebliğ» edildiği, 3 üncü kişiye yapılan ödemeye ilişkin belgelerin davalılar tarafından ihtar gönderilmesine ve «arabulucu» görüşmesi yapılmasına rağmen davacıya verilmediği, ancak dava açıldıktan sonra İlk Derece Mahkemesine sunulduğu, konusuz kalan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi ve «yargılama giderlerinin» davalılara yükletilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1529 E. 2023/5106 K.
Ortak:arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · usulden reddi · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz kararda… ay’a olan 229.820,00 USD tutarındaki borcunun hisse devir bedelinden düşülerek davalılarca ödenmesi hususunda anlaşmaya varıldığı ve buna ilişkin 30.01.2018 tarihli «alacağın devri» sözleşmesi imzalandığı, davacı şirket ile 3 üncü kişi Selahattin Tavusbay ile arasındaki «protokolde» davacının borcunun 601.759,00 USD olduğu hususunda mutabık kalındığı ve davacı tarafından Selahattin Tavusbay'ın kızına iki adet taşınmaz devri yapılarak taşınmaz bedellerinin borçtan düşüldüğü, bakiye 229.820,00 USD tutarındaki borcun ise 30.01.2018 tarihli alacağın devri sözleşmesi uyarınca davalılar tarafından Selahattin Tavusbay'a ödenmesi hususunda anlaşıldığı, taraflarına ödemenin yapılmış olduğunun söylenmesine rağmen herhangi bir ödeme belgesi gönderilmediği, davalılar tarafından dava dışı Selahattin Tavusbay'a 08.02.2018 tarihinde ödeme yapıldığı, davacının ilgili ödeme belgelerini davalıdan istediğine dair dosya kapsamında herhangi bir belgeye rastlanılmadığı, davacının bu davayı açmakta «hukuki yararı» bulunmadığı, karşı davada yönünden ise karşı davacının «arabuluculuğa başvurmadan» doğrudan karşı dava açtığı, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun'un (6325 sayılı Kanun)18/A maddesi hükmü gereğince karşı davada dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı dava «şartı yokluğu» nedeni ile «usulden reddine» karar vermiştir.
Noterliğinin 05.06.2020 tarihli ve 8911 yevmiye no.lu «ihtarının tebliğ» edildiği, 3 üncü kişiye yapılan ödemeye ilişkin belgelerin davalılar tarafından ihtar gönderilmesine ve «arabulucu» görüşmesi yapılmasına rağmen davacıya verilmediği, ancak dava açıldıktan sonra İlk Derece Mahkemesine sunulduğu, konusuz kalan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi ve «yargılama giderlerinin» davalılara yükletilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça yargılama aşamasında «arabuluculuğa başvurulduğu» bildirilmesine rağmen «son tutanağın» sunulmadığı, dava tarihi itibari ile arabuluculuk faaliyetinin sonuçlanmadığı, buna ilişkin son tutanağın bulunmadığı 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu' nun (6325 sayılı Kanun) 18 inci maddesinin A fıkrası gereğince mahkemece davanın arabuluculuk dava şartı nedeni ile davanın «usulden reddine» karar verilmesinde hukuki yönden isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın bir miktar alacağa ilişkin olduğu ve özü itibari ile «arabuluculuğa» tabi olması gerektiği, davacı tarafça arabuluculuk yoluna 30.07.2019 tarihinde başvuru yapıldığı ancak henüz sonuçlanmadan işbu davanın açıldığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «zorunlu arabuluculuk» bulunan hallerde arabulucu dosya numarası bilgisi UYAP sistemi üzerinden girilmeden davanın açılamadığı, arabuluculuk dosya numarası bilgisine rağmen davanın arabulucuya gitmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini belirterek «maddi hataya» dayanan hukuka aykırı kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:son tutanak · zorunlu arabuluculuk · maddi hata · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «zorunlu arabuluculuk» bulunan hallerde arabulucu dosya numarası bilgisi UYAP sistemi üzerinden girilmeden davanın açılamadığı, arabuluculuk dosya numarası bilgisine rağmen davanın arabulucuya gitmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini belirterek «maddi hataya» dayanan hukuka aykırı kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça yargılama aşamasında «arabuluculuğa başvurulduğu» bildirilmesine rağmen «son tutanağın» sunulmadığı, dava tarihi itibari ile arabuluculuk faaliyetinin sonuçlanmadığı, buna ilişkin son tutanağın bulunmadığı 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu' nun (6325 sayılı Kanun) 18 inci maddesinin A fıkrası gereğince mahkemece davanın arabuluculuk dava şartı nedeni ile davanın «usulden reddine» karar verilmesinde hukuki yönden isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4029 E. 2022/8478 K.
Ortak:arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · dava şartı yokluğu · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz kararda… ay’a olan 229.820,00 USD tutarındaki borcunun hisse devir bedelinden düşülerek davalılarca ödenmesi hususunda anlaşmaya varıldığı ve buna ilişkin 30.01.2018 tarihli «alacağın devri» sözleşmesi imzalandığı, davacı şirket ile 3 üncü kişi Selahattin Tavusbay ile arasındaki «protokolde» davacının borcunun 601.759,00 USD olduğu hususunda mutabık kalındığı ve davacı tarafından Selahattin Tavusbay'ın kızına iki adet taşınmaz devri yapılarak taşınmaz bedellerinin borçtan düşüldüğü, bakiye 229.820,00 USD tutarındaki borcun ise 30.01.2018 tarihli alacağın devri sözleşmesi uyarınca davalılar tarafından Selahattin Tavusbay'a ödenmesi hususunda anlaşıldığı, taraflarına ödemenin yapılmış olduğunun söylenmesine rağmen herhangi bir ödeme belgesi gönderilmediği, davalılar tarafından dava dışı Selahattin Tavusbay'a 08.02.2018 tarihinde ödeme yapıldığı, davacının ilgili ödeme belgelerini davalıdan istediğine dair dosya kapsamında herhangi bir belgeye rastlanılmadığı, davacının bu davayı açmakta «hukuki yararı» bulunmadığı, karşı davada yönünden ise karşı davacının «arabuluculuğa başvurmadan» doğrudan karşı dava açtığı, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun'un (6325 sayılı Kanun)18/A maddesi hükmü gereğince karşı davada dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı dava «şartı yokluğu» nedeni ile «usulden reddine» karar vermiştir.
Noterliğinin 05.06.2020 tarihli ve 8911 yevmiye no.lu «ihtarının tebliğ» edildiği, 3 üncü kişiye yapılan ödemeye ilişkin belgelerin davalılar tarafından ihtar gönderilmesine ve «arabulucu» görüşmesi yapılmasına rağmen davacıya verilmediği, ancak dava açıldıktan sonra İlk Derece Mahkemesine sunulduğu, konusuz kalan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi ve «yargılama giderlerinin» davalılara yükletilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu kararda… a kapsamına göre; uyuşmazlık itirazın iptali talebine ilişkin olup 6102 sayılı TTK 5/A-1 maddesi ile 6325 sayılı yasanın 18/A.2 maddesi uyarınca dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartı olduğundan davacı tarafça dava dilekçesi ekinde tarafların anlaşamadığına ilişkin «arabuluculuk son tutanağının» fotokopisi «ibraz» edilmiş uyuşmazlığa ilişkin arabuluculuk son tutanağı aslı yada arabulucu tarafından onaylı bir örneği «kesin süreye» rağmen dosya kapsamına sunulmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:arabuluculuk son tutanağı · son tutanak · kesin süre · ibraz · kesin hüküm · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… a kapsamına göre; uyuşmazlık itirazın iptali talebine ilişkin olup 6102 sayılı TTK 5/A-1 maddesi ile 6325 sayılı yasanın 18/A.2 maddesi uyarınca dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartı olduğundan davacı tarafça dava dilekçesi ekinde tarafların anlaşamadığına ilişkin «arabuluculuk son tutanağının» fotokopisi «ibraz» edilmiş uyuşmazlığa ilişkin arabuluculuk son tutanağı aslı yada arabulucu tarafından onaylı bir örneği «kesin süreye» rağmen dosya kapsamına sunulmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2486 E. , 2023/6020 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki asıl ve karşı alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, karşı davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın asıl davada davacı karşı davada davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı karşı davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA VE CEVAP
Asıl davada davacı karşı davada davalı vekili dava ve cevap dilekçesinde; davacı şirketin de dahil olduğu adi ortaklık tarafından konut ve alışveriş merkezi projesi inşaatı işi üstlenildiğini ve arsa maliki olarak davalılara tesliminin yapıldığını, inşaat sonucu oluşan binada hasılat paylaşımı ve bina yönetimine ilişkin Pashador Yönetim ve Danışmanlık A.Ş. isimli şirket kurulduğunu ve davacı şirketin de bu şirketin %15,6 hissesine sahip olduğunu, davacı şirketin ticari olarak zor duruma düşmesi nedeniyle borçların ödenebilmesi için Pashador hisselerinin davalılara devri için görüşmeler yapıldığını, ayrıca davacı şirketin dava dışı 3 üncü kişi Selahattin Tavusbay’a olan 229.820,00 USD tutarındaki borcunun da söz konusu hisse devir bedelinden düşülerek davalılarca ödenmesi hususunda anlaşmaya varıldığını ve buna ilişkin 30.01.2018 tarihli alacağın devri sözleşmesi imzalandığını, davacı şirket ile 3 üncü kişi Selahattin Tavusbay arasındaki protokolde bakiye 229.820,00 USD tutarındaki borcun ise 30.01.2018 tarihli alacağın devri sözleşmesi uyarınca davalılar tarafından Selahattin Tavusbay'a ödenmesi hususunda anlaşıldığını, taraflarına ödemenin yapılmış olduğunun söylenmesine rağmen herhangi bir ödeme belgesi gönderilmediğini, davalılarca yapılacak ödeme ile davacı şirketin Selahattin Tavusbay'a olan borçlarının ödenmiş olmasına rağmen Selahattin Tavusbay'ın yetkilisi olduğu Orbak ...
A.Ş. lehine keşide edilen 20.01.2018 tarihli protokolde yazılı olan 3 adet çekin davacı şirkete iade edilmeyerek aleyhine kambiyo takibi başlatıldığını, davalıların sözleşmeye aykırı fiilleri nedeniyle davacı şirketin icra takibine maruz kaldığını ve ticari hayatı içerisinde ilk defa çekleri yazdırıldığını, bu nedenle ticari olarak da zor durumda kaldığını, bankalar nezdinde sakıncalı konuma düştüğünü, davalılarca 3 üncü kişiye yapılması gereken 229.820,00 USD tutarındaki ödemenin yapılmaması nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 2.000,00 USD'nin 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 4/A maddesi uyarınca işlemiş faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki kur üzerinden davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalılarca 3.
kişiye yapılması gereken ödemenin yapılmaması nedeniyle davacı şirketin uğramış olduğu zararlardan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL'nin ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, karşı davaya cevap dilekçesinde davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olmasına karşın bu zorunluluğun yerine getirilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
II. CEVAP VE KARŞI DAVA
1.Asıl davada davalı karşı davada davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; "alacağın devri sözleşmesi" başlıklı metinde düzenlenen konuların çoğu gayrimenkulün aynına ilişkin olduğunu ve metinin şekle aykırı olduğunu, davacının alacağın temliki sözleşmesi ile birlikte alacağı talep hakkının kalmadığını, sözleşme geçersiz olsa da sözleşmede müvekkiline düşen yükümlülüklerin yerine getirildiğini, davalı tarafından dava dışı Selahattin Tavusbay'a ödenmesi gereken 229.820,00 USD bedelin neye dayanarak belirlendiği hakkında hiçbir açıklama yapılmadığını, sözleşme başlıklı metinde 229.820,00 USD'ye ilişkin bedelin davalı şirket tarafından dava dışı Selahattin Tavusbay'a ödeneceğine ilişkin bir hüküm yer almadığını, davalının böyle bir borcu olduğuna ilişkin herhangi bir delil sunulmadığını, davacı her ne kadar davalı şirketin sözleşmeye aykırı hareketinden dolayı maddi zarara uğradığını iddia etmiş olsa da davalının temlik ilişkisinden doğan tüm borçlarını gereği gibi ifa ettiğini savunarak davanın reddini istemiş, karşı dava dilekçesinde, asıl davada davacı karşı davada davalı şirket ile davacı arasında, davalıya ait arsada Pashador Bayrampaşa projesinin yapılması, sonrasın mülkiyetinin paylaşılması ve ortak alanların yönetilmesi amacıyla senelerdir süre gelen ticari ilişki bulunduğunu, tüm bu ticari faaliyetler sonucunda müvekkilinin davalıdan halen tahsil edemediği alacakları mevcut olduğunu ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; "alacağın devri sözleşmesi" başlıklı metinde düzenlenen konuların çoğu gayrimenkulün aynına ilişkin olduğunu ve metinin şekle aykırı olduğunu, davacının alacağın temliki sözleşmesi ile birlikte alacağı talep hakkının kalmadığını, sözleşme geçersiz olsa da sözleşmede müvekkiline düşen yükümlülüklerin yerine getirildiğini, davalı tarafından dava dışı Selahattin Tavusbay'a ödenmesi gereken 229.820,00 USD bedelin neye dayanarak belirlendiği hakkında hiçbir açıklama yapılmadığını, sözleşme başlıklı metinde 229.820,00 USD ilişkin bedelin davalı şirket tarafından dava dışı Selahattin Tavusbay'a ödeneceğine ilişkin bir hüküm yer almadığını, davalının böyle bir borcu olduğuna ilişkin herhangi bir delil sunulmadığını, davacı her ne kadar davalı şirketin sözleşmeye aykırı hareketinden dolayı maddi zarara uğradığını iddia etmiş olsa da davalının temlik ilişkisinden doğan tüm borçlarını gereği gibi ifa ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden, somut olayda asıl davada davacı şirketin dava dışı 3 üncü kişi Selahattin Tavusbay’a olan 229.820,00 USD tutarındaki borcunun hisse devir bedelinden düşülerek davalılarca ödenmesi hususunda anlaşmaya varıldığı ve buna ilişkin 30.01.2018 tarihli alacağın devri sözleşmesi imzalandığı, davacı şirket ile 3 üncü kişi Selahattin Tavusbay ile arasındaki protokolde davacının borcunun 601.759,00 USD olduğu hususunda mutabık kalındığı ve davacı tarafından Selahattin Tavusbay'ın kızına iki adet taşınmaz devri yapılarak taşınmaz bedellerinin borçtan düşüldüğü, bakiye 229.820,00 USD tutarındaki borcun ise 30.01.2018 tarihli alacağın devri sözleşmesi uyarınca davalılar tarafından Selahattin Tavusbay'a ödenmesi hususunda anlaşıldığı, taraflarına ödemenin yapılmış olduğunun söylenmesine rağmen herhangi bir ödeme belgesi gönderilmediği, davalılar tarafından dava dışı Selahattin Tavusbay'a 08.02.2018 tarihinde ödeme yapıldığı, davacının ilgili ödeme belgelerini davalıdan istediğine dair dosya kapsamında herhangi bir belgeye rastlanılmadığı, davacının bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı, karşı davada yönünden ise karşı davacının arabuluculuğa başvurmadan doğrudan karşı dava açtığı, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun'un (6325 sayılı Kanun)18/A maddesi hükmü gereğince karşı davada dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar vermiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı karşı davada davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Asıl davada davacı karşı davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıların her ikisine de 08.06.2020 tarihinde dava dilekçesi ekinde sunulan Beyoğlu 57. Noterliğinin 05.06.2020 tarihli ve 8911 yevmiye no.lu ihtarının tebliğ edildiği, 3 üncü kişiye yapılan ödemeye ilişkin belgelerin davalılar tarafından ihtar gönderilmesine ve arabulucu görüşmesi yapılmasına rağmen davacıya verilmediği, ancak dava açıldıktan sonra İlk Derece Mahkemesine sunulduğu, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ve yargılama giderlerinin davalılara yükletilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafça dava dışı 3 üncü kişiye 08.02.2018 tarihinde ödeme yapıldığı, davacının asıl davada bu ödeme belgelerini davalıdan istediğine dair belge bulunmadığı belirtildiği, asıl davanın 01.09.2020 tarihinde açıldığı, ödemenin davalı tarafça 3 üncü kişiye 08.02.2018 tarihinde yapılması karşısında, dava tarihinden çok önce 3 üncü şahsa davalının yaptığı ödeme nedeniyle asıl davada davacının dava açmakta hukuki yararı olmadığı gerekçesiyle asıl davada davacı karşı davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı karşı davada davalı vekili vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davacı karşı davada davalı vekilince, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunduğu, istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada davacının dava açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davacı karşı davada davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/988297500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz