6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yetki sözleşmesi bulunan sözleşmeye dayalı itirazın iptali davasında yetkisiz icra dairesi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1439 E. 2022/1471 K. · · İlk derece: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ EmsalGörev ve yetkiDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Davacının nitelemesi: Ticari Satımdan Kaynaklanan mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Tacirler arasında akdedilen sözleşmede belirli mahkeme ve icra dairelerinin yetkili kılındığı hallerde (HMK 17), sözleşmeye dayalı bir alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibinin, sözleşmede kararlaştırılan icra dairesi dışında bir yerde başlatılması halinde, itirazın iptali davasının dinlenilme koşulu olan usulüne uygun ve yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir takip bulunmadığından, dava dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilir. Sözleşmenin sahteliği iddiası somut delille desteklenmedikçe ve taraflarca sözleşmesel ilişkinin varlığı kabul edildikçe, bu iddia yetki tespitini etkilemez.

Ele alınan sorunlar

Sözleşmedeki yetki şartının geçerliliği ve icra dairesinin yetkisi → ret

İddia: Davacı vekili, karara dayanak alınan 09.01.2017 tarihli sözleşmenin sahte olarak düzenlendiğini, bu nedenle geçersiz olduğunu, sözleşme sahteliğine ilişkin başlatılan ceza soruşturmalarının sonucunun bekletici mesele yapılmadan karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: İtirazın iptali davasının dinlenilme koşullarından biri, takibin yetkili icra dairesinde usulüne uygun olarak yapılmış olmasıdır. Yetkili icra dairesi İİK 50/1 maddesi yollamasıyla HMK'nın yetkiye ilişkin hükümlerine göre belirlenir. HMK 17 uyarınca tacirler aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilir ve aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece bu mahkemelerde açılabilir. Taraflar tacir olup, aralarındaki sözleşmenin 7. maddesinde bu sözleşmeden doğacak ihtilaflarda Antalya mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili olacağı kararlaştırılmıştır. Sözleşmeyi davacı adına imzalayan kişinin, ticaret sicil kayıtlarına göre sözleşme imza tarihi itibariyle şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili olduğu tespit edilmiştir. Davacı tarafça sözleşmenin sonradan geçmiş tarihli olarak düzenlendiği ileri sürülmüş ise de bu hususta dosyada somut bir delil bulunmamaktadır. Kaldı ki davacı vekili dava dilekçesinde taraflar arasında mermer satışından kaynaklanan sözleşmesel ilişkinin varlığı noktasında uyuşmazlık bulunmadığını belirtmiş olup sözleşmesel ilişkinin varlığı davacı tarafça da kabul edilmektedir. Davalının sorumluluğu sözleşmeye aykırılık iddiasına dayandığından, yetkili icra dairesinin de bu sözleşme hükmüne göre belirlenmesi gerekir. Sözleşmede Antalya icra daireleri ve mahkemeleri yetkili kılındığından, takibin başlatıldığı İstanbul icra dairesi yetkisizdir. Bu nedenle mahkemece icra dairesinin yetkisizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Tacirler arasındaki sözleşmede kararlaştırılan yetkili icra dairesi dışında başlatılan takibe dayalı itirazın iptali davasının, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesi gerektiğine ilişkin tespit yönünden bölgesel ve ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Yetkili mahkeme
Tacirler arasında akdedilen sözleşmede yetki şartı kararlaştırılmışsa (HMK 17), bu sözleşmeye dayalı uyuşmazlıklarda ve buna dayalı icra takiplerinde sözleşmede belirlenen mahkeme ve icra daireleri yetkilidir; aksi kararlaştırılmadıkça dava ve takip sadece bu yerlerde yapılabilir.
Dava şartı
İtirazın iptali davasında, takibin yetkili icra dairesinde usulüne uygun olarak başlatılmış olması dava şartıdır; sözleşmede kararlaştırılan yetkili icra dairesi dışında başlatılan takip yetkisiz olup bu durumda dava dava şartı yokluğundan reddedilir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yetki sözleşmesi itirazın iptali davası dava şartı yetkisiz icra dairesi temsil ve ilzam yetkisi tacirler arası yetki sözleşmesi

Atıf yapılan mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) — İİK 50/1 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 17

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/1439

KARAR NO 2022/1471

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 31/03/2022

NUMARASI 2021/485 Esas - 2022/254 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 20/10/2022

Davanın usulden reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinin, davacı müvekkili tarafından verilen siparişlere ilişkin avans ödemelerine karşılık, davalı tarafın mermer teslimatı şeklinde işlediğini, davalıya yapılan ödemelerden, davalı tarafça teslim edilen mermer emtia bedelleri mahsup edildiğinde, müvekkilinin kayıtlarına göre davalının 110.000-USD borçlu olduğunun anlaşıldığını, müvekkilinin alacağının davalıdan tahsili için İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalı/borçlunun haksız ve kötü niyetli olarak borca ve yetkiye itiraz ettiğini, iş bu itiraz nedeniyle de yapılan ilamsız takibin durduğunu, davalı taraf yetkiye itiraz etmişse de akdi ilişkiyi inkar etmediğini, taraflar arasında mermer satışından kaynaklanan bir sözleşmesel ilişkinin varlığı noktasında uyuşmazlık bulunmadığını, davalı tarafça para borcunun ifa yeri bakımından müvekkilinin ikametgahından başka bir yer kararlaştırıldığının iddia ve ispat edilmediğini, para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceğinden, ifa yerinin de alacaklının yerleşim yeri olduğunu belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; dava dışı ...'ın faaliyet gösterdiği Isparta Sütçüler ilçesindeki maden sahasında üreteceği mermerin davacı şirkete pazarlanması, davacı alıcı tarafından markalanması, satış ve teslimi ile ödeme koşulları hususunda davanın tarafları ile dava dışı ... arasında 09.01.2017 tarihli pazarlama ve blok mermer alım satım sözleşmesi akdedildiğini, davacının taraflar arasındaki akdi ilişkiyi inkar etmediğini, sözleşmenin imza tarihinde davacının şirketi temsil ve ilzama yetkili şirket müdürünün ... olduğunu, şirketin katılım sağladığı tüm fuarlarda şirketi ...'nin temsil ettiğini, sözleşmenin 7. maddesi ile sözleşmeden doğacak olan ihtilaflarda Antalya Mahkemeleri ile İcra Daireleri'nin yetkili kılındığını, taraflar tacir olup, sözleşmedeki yetki şartının geçerli olduğunu, Antalya mahkemelerinin kesin yetkisi dikkate alınarak davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin sözleşme gereğince davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, sözleşme hükümleri gereğince markalanan blok mermerlerin zilyetliğinin ve mülkiyetinin davacıya geçtiğini, müvekkilinin devir ve teslim yükümlülüğünün kalmadığını, markalanan blok mermerlerin maden sahasından sevki, nakli ve gümrük işlemlerinin davacıya ait olduğunu, davacının bu hususlarda gerekli izinleri almaması veya izin almakta geç kalması halinde müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını ve avans bedeli ve satım bedelinin iadesinin talep edilemeyeceğini, davalı şirketçe avans ödemesi yapılması halinde markalanan blok mermer bedelinin, avans bedelinden mahsup edildiğini, sözleşmenin 4.7.

maddesi uyarınca da ödenen avans bedelinin hiçbir şekilde iadesinin talep edilemeyeceğini belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davacı tarafça davalıdan, mermer blok alım-satımı nedeniyle cari hesaptan doğan alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığı, taraflar arasında mal alım-satımına dair ilişki olduğunun kabul edildiği, davalı tarafça sunulan 09/01/2017 tarihli sözleşmenin konusunun mermer blok alım-satımı olduğu, sözleşmede davacının kaşesi üzerinde yetkili müdürü ...'nin imzasının bulunduğu, ... tarafından imzanın kabul edildiği, sözleşmenin geçerli olduğu ve taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinin bu sözleşmeye dayandığı, sözleşmenin 7. maddesinde, sözleşmeden doğacak ihtilaflarda Antalya İcra Daireleri ile Mahkemelerinin yetkili olduğuna dair yetki sözleşmesi yapıldığı, taraflar tacir olup HMK'nın 17.

maddesi uyarınca aralarında akdettikleri yetki sözleşmesi uyarınca, icra takibinin Antalya İcra Dairelerinde açılması gerektiği, bu nedenle davalının İstanbul İcra Dairelerinin yetkisine itirazının yerinde olduğu, itirazın iptali davalarında, icra takibinin yetkili icra dairelerinde başlatılması, bu davaya yönelik özel dava şartı olduğundan, davacının yetkisiz icra dairesinden başlattığı ilamsız icra takibi usulsüz olup, ortada geçerli bir icra takibi mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

İstinaf yoluna başvuran davacı vekili; karara dayanak 09.01.2017 tarihli sözleşme sahte olarak düzenlenmiş olmakla geçersiz olduğunu, sahte sözleşmenin dosyaya sunulmasının akabinde İstanbul C. Başsavcılığının 2021/206676 soruşturma numaralı dosyası ile soruşturma başlatıldığını, davalı tarafça yapılan yetkiye itirazının durumu soruşturma dosyasının neticesine bağlı olduğu halde mahkemece soruşturma dosyası bekletici mesele yapılmadan karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirket çalışanı ...'nin çalıştığı dönemde şirket zararına iş ve işlemlerde bulunduğunun tespit edildiği, işten çıkarılmasından sonra da müvekkili şirketin çok sayıda borçlusuyla işbirliği yaparak geçmiş tarihli sahte belgeler düzenlediği, müvekkili şirketin alacaklı olduğu şirketlerle menfaat ilişkisine girerek şirketi dolandırdığı anlaşılmış olup, şikayetleri üzerine bu soruşturmanın başlatıldığını, karara dayanak sahte sözleşmenin, davalı şirket hakkında icra takibine girişilince eski tarihli olarak düzenlenip cevap dilekçesine eklendiğini, ...

tarafından geriye dönük ve sahte yetkiye dayanan imza ile 03/01/2017 tarihli mermer alım satım sözleşmeleri düzenlenmiş olup, müvekkili şirketi ... firmasına ve ... firmasına karşı borçlu konuma düşürdüğünü, bu konuyla ilgili İstanbul C. Başsavcılığının 2022/86297 ve 2022/32759 sayılı soruşturmalarının başlatıldığını, yine ... tarafından geriye dönük ve sahte yetkiye dayanan imza ile 19/12/2016 tarihli sözleşmenin düzenlenerek müvekkil şirketin ... firmasına karşı borçlu konuma düşürüldüğünü, bu konuda da İstanbul C. Başsavcılığının 2021/205431 sayılı soruşturmasının başlatıldığını, ...'nin düzenlemiş olduğu sahte ve geriye dönük eski tarihli sözleşmeler ile müvekkili aleyhine hareket ettiğini, sözleşmeye ilişkin sahtecilik iddiaları sonuçlanmadan sözleşmenin hiç bir işleme esas alınamayacağını belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; taraflar arasında akdedilen sözleşmeye dayalı olarak mermer alım satımına ilişkin ticari ilişkide, avans olarak ödenen bedelin davalıdan tahsili için başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.İtirazın iptali davasının dinlenilme koşullarından birisi de, takibin yetkili icra dairesinde usulüne uygun olarak yapılmış olmasıdır. Somut olayda davacı tarafından davalı aleyhine İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında başlatılan ilamsız takibe karşı davalı borçlu tarafından, yasal süresinde Antalya icra dairelerinin yetkili olduğundan bahisle icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiştir. Yetkili icra dairesi; İİK’nın 50/1 maddesi yollamasıyla, HMK’nın yetkiye ilişkin hükümlerine göre belirlenir.

HMK'nın 17. maddesinde; tacirler veya kamu tüzel kişilerinin, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilecekleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça davanın sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılacağı hükmüne yer verilmiştir.Eldeki davada taraflar tacir olup, taraflarca akdedilen sözleşmenin 7. maddesinde bu sözleşmeden doğacak olan ihtilaflarda Antalya mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili olacağı kararlaştırılmıştır. Sözleşmeyi davacı firma adına ... imzalamıştır. Ticaret sicil kayıtlarından; ...'nin 01.11.2016 tarihli genel kurul kararıyla münferit imzasıyla şirketi temsil ve ilzama yetkili olarak şirket müdürlüğüne seçildiği, bu kararın 14.11.2016 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayımlandığı, ...'nin bu görevinin istifa ile sonlandığı, istifanın kabulüne ilişkin 14.03.2017 tarihli genel kurul kararının da 22.03.2017 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayımlandığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda işbu davaya dayanak sözleşmenin imza tarihi itibariyle ... şirketi temsil ve ilzama yetkilidir. Davacı tarafça ...'nin işten çıkarılmasından sonra müvekkili şirketin borçlularıyla işbirliği yaparak geçmiş tarihli sahte belgeler düzenlediği, davaya dayanak sözleşmenin de bu kapsamda sonradan geçmiş tarihli olarak düzenlendiği ileri sürülmüştür. Ancak bu hususta yargılama dosyasında somut bir delil bulunmamaktadır. Kaldı ki davacı vekilince, dava dilekçesiyle de taraflar arasında mermer satışından kaynaklanan bir sözleşmesel ilişkinin varlığı noktasında uyuşmazlık bulunmadığı belirtilmiş olup, sözleşmesel ilişkinin varlığı kabul edilmektedir. Davalının sorumluluğu sözleşmeye aykırılık iddiasına dayalı olduğundan, yetkili icra dairesinin de bu doğrultuda belirlenmesi gerekmektedir.

Sözleşmede ise Antalya icra daireleri ve mahkemeleri yetkili kılınmış olup, bu hüküm gereği yetkili icra daireleri Antalya icra daireleridir. Bu durumda takibin başlatıldığı İstanbul ... İcra Dairesi yetkisizdir. Bu nedenle mahkemece icra dairesinin yetkisizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 20/10/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/98807 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/349 E. 2024/3935 K. · Onandı

Yetkisiz icra dairesinde başlatılan takipte itirazın iptali davasının reddi

Gerekçe özeti

Tacirler arasında yapılan yetki sözleşmesi geçerlidir ve sözleşmeye aykırılık iddiasına dayanan alacak yönünden yetkili icra dairesi de yetki sözleşmesine göre belirlenir. İtirazın iptali davasında takibin yetkili icra dairesinde başlatılmış olması özel bir dava şartıdır; yetkisiz icra dairesinde başlatılan takip usulsüz olduğundan geçerli bir takip bulunmadığı kabul edilir ve dava dava şartı yokluğundan usulden reddedilir. Sözleşmeyi imzalayanın temsil yetkisi ticaret sicilindeki tescil ve ilan tarihlerine göre belirlenir; sözleşmenin sonradan geçmiş tarihli düzenlendiği iddiası somut delille ispatlanmalıdır.

Emsal değeri

İtirazın iptali davasında takibin yetkili icra dairesinde başlatılmasının özel dava şartı olduğu ve yetki sözleşmesine aykırı takibe dayalı davanın dava şartı yokluğundan reddedileceği yönündeki kabul, Yargıtay'ca onanmakla emsal değer taşır.

Kavramlar: yetki sözleşmesi icra dairesinin yetkisi özel dava şartı itirazın iptali temsil ve ilzam yetkisi ticaret sicilinin aleniyeti sahtelik iddiası bekletici mesele

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2023/349 E.  ,  2024/3935 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2022/1439 E., 2022/1471 K.

HÜKÜM

Başvurunun esastan reddi

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2021/485 E., 2022/254 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinin, davacı müvekkili tarafından verilen siparişlere ilişkin avans ödemelerine karşılık, davalı tarafın mermer teslimatı şeklinde işlediğini, davalıya yapılan ödemelerden, davalı tarafça teslim edilen mermer emtia bedelleri mahsup edildiğinde, müvekkilinin kayıtlarına göre davalının 110.000 USD borçlu olduğunun anlaşıldığını, müvekkilinin alacağının davalıdan tahsili için İstanbul 25. İcra Dairesinin 2021/14287 E. sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalı/borçlunun haksız ve kötü niyetli olarak borca ve yetkiye itiraz ettiğini, işbu itiraz nedeniyle de yapılan ilamsız takibin durduğunu, davalı taraf yetkiye itiraz etmişse de akdi ilişkiyi inkâr etmediğini, taraflar arasında mermer satışından kaynaklanan bir sözleşmesel ilişkinin varlığı noktasında uyuşmazlık bulunmadığını, davalı tarafça para borcunun ifa yeri bakımından müvekkilinin ikâmetgâhından başka bir yer kararlaştırıldığının iddia ve ispat edilmediğini, para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceğinden, ifa yerinin de alacaklının yerleşim yeri olduğunu ileri sürerek davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dışı Karmersan'ın faaliyet gösterdiği Isparta Sütçüler ilçesindeki maden sahasında üreteceği mermerin davacı şirkete pazarlanması, davacı alıcı tarafından markalanması, satış ve teslimi ile ödeme koşulları hususunda davanın tarafları ile dava dışı Karmersan arasında 09.01.2017 tarihli pazarlama ve blok mermer alım satım sözleşmesi akdedildiğini, davacının taraflar arasındaki akdi ilişkiyi inkar etmediğini, sözleşmenin imza tarihinde davacının şirketi temsil ve ilzama yetkili şirket müdürünün ... olduğunu, şirketin katılım sağladığı tüm fuarlarda şirketi ...'nin temsil ettiğini, sözleşmenin 7 nci maddesi ile sözleşmeden doğacak olan ihtilaflarda Antalya Mahkemeleri ile İcra Daireleri'nin yetkili kılındığını, taraflar tacir olup, sözleşmedeki yetki şartının geçerli olduğunu, Antalya mahkemelerinin kesin yetkisi dikkate alınarak davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin sözleşme gereğince davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, sözleşme hükümleri gereğince markalanan blok mermerlerin zilyetliğinin ve mülkiyetinin davacıya geçtiğini, müvekkilinin devir ve teslim yükümlülüğünün kalmadığını, markalanan blok mermerlerin maden sahasından sevki, nakli ve gümrük işlemlerinin davacıya ait olduğunu, davacının bu hususlarda gerekli izinleri almaması veya izin almakta geç kalması halinde müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını ve avans bedeli ve satım bedelinin iadesinin talep edilemeyeceğini, davalı şirketçe avans ödemesi yapılması halinde markalanan blok mermer bedelinin, avans bedelinden mahsup edildiğini, sözleşmenin 4.7 nci maddesi uyarınca da ödenen avans bedelinin hiçbir şekilde iadesinin talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça davalıdan mermer blok alım-satımı nedeniyle cari hesaptan doğan alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığı, taraflar arasında mal alım-satımına dair ilişki olduğunun kabul edildiği, davalı tarafça sunulan 09.01.2017 tarihli sözleşmenin konusunun mermer blok alım-satımı olduğu, sözleşmede davacının kaşesi üzerinde yetkili müdürü ...'nin imzasının bulunduğu, ... tarafından imzanın kabul edildiği, sözleşmenin geçerli olduğu ve taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinin bu sözleşmeye dayandığı, sözleşmenin 7 nci maddesinde, sözleşmeden doğacak ihtilaflarda Antalya İcra Daireleri ile Mahkemelerinin yetkili olduğuna dair yetki sözleşmesi yapıldığı, taraflar tacir olup 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 17 nci maddesi uyarınca aralarında akdettikleri yetki sözleşmesi uyarınca icra takibinin Antalya İcra Dairelerinde açılması gerektiği, bu nedenle davalının İstanbul İcra Dairelerinin yetkisine itirazının yerinde olduğu, itirazın iptali davalarında, icra takibinin yetkili icra dairelerinde başlatılmasının, bu davaya yönelik özel dava şartı olduğu, davacının yetkisiz icra dairesinden başlattığı ilamsız icra takibinin usulsüz olup, ortada geçerli bir icra takibi mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; karara dayanak 09.01.2017 tarihli sözleşmenin sahte olarak düzenlenmiş olmakla geçersiz olduğunu, sahte sözleşmenin dosyaya sunulmasının akabinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/206676 soruşturma numaralı dosyası ile soruşturma başlatıldığını, davalı tarafça yapılan yetkiye itirazının durumu soruşturma dosyasının neticesine bağlı olduğu halde Mahkemece soruşturma dosyası bekletici mesele yapılmadan karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirket çalışanı ...'nin çalıştığı dönemde şirket zararına iş ve işlemlerde bulunduğunun tespit edildiğini, işten çıkarılmasından sonra da müvekkili şirketin çok sayıda borçlusuyla işbirliği yaparak geçmiş tarihli sahte belgeler düzenlediğini, müvekkili şirketin alacaklı olduğu şirketlerle menfaat ilişkisine girerek şirketi dolandırdığını, şikayetleri üzerine bu soruşturmanın başlatıldığını, karara dayanak sahte sözleşmenin, davalı şirket hakkında icra takibine girişilince eski tarihli olarak düzenlenip cevap dilekçesine eklendiğini, ...

tarafından geriye dönük ve sahte yetkiye dayanan imza ile 03.01.2017 tarihli mermer alım satım sözleşmeleri düzenlenmiş olup, müvekkili şirketi ... Elektrik ve Knk Grand Mermer şirketlerine karşı borçlu konuma düşürdüğünü, bu konuyla ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/86297 ve 2022/32759 sayılı soruşturmalarının başlatıldığını, yine ... tarafından geriye dönük ve sahte yetkiye dayanan imza ile 19.12.2016 tarihli sözleşmenin düzenlenerek müvekkil şirketin .......,Mermer şirketine karşı borçlu konuma düşürüldüğünü, bu konuda da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/205431 sayılı soruşturmasının başlatıldığını, ...'nin düzenlemiş olduğu sahte ve geriye dönük eski tarihli sözleşmeler ile müvekkili aleyhine hareket ettiğini, sözleşmeye ilişkin sahtecilik iddiaları sonuçlanmadan sözleşmenin hiç bir işleme esas alınamayacağını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, eldeki davada taraflar tacir olup akdedilen sözleşmenin 7 nci maddesinde bu sözleşmeden doğacak olan ihtilaflarda Antalya mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili olacağının kararlaştırıldığı, sözleşmeyi davacı adına ...'nin imzaladığı, Ticaret Sicil kayıtlarından ...'nin 01.11.2016 tarihli genel kurul kararıyla münferit imzasıyla şirketi temsil ve ilzama yetkili olarak şirket müdürlüğüne seçildiği, bu kararın 14.11.2016 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayımlandığı, ...'nin bu görevinin istifa ile sonlandığı, istifanın kabulüne ilişkin 14.03.2017 tarihli genel kurul kararının da 22.03.2017 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlandığı, bu durumda işbu davaya dayanak sözleşmenin imza tarihi itibariyle ...'nin şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğu, davacı tarafça ...'nin işten çıkarılmasından sonra müvekkili şirketin borçlularıyla işbirliği yaparak geçmiş tarihli sahte belgeler düzenlediği, davaya dayanak sözleşmenin de bu kapsamda sonradan geçmiş tarihli olarak düzenlendiği ileri sürülmüşse de bu hususta yargılama dosyasında somut bir delil bulunmadığı, kaldı ki davacı vekilince, dava dilekçesiyle de taraflar arasında mermer satışından kaynaklanan bir sözleşmesel ilişkinin varlığı noktasında uyuşmazlık bulunmadığının belirtildiği, bu nedenle taraflar arasında sözleşmesel ilişkinin varlığının kabul edilmesi gerektiği, davalının sorumluluğu sözleşmeye aykırılık iddiasına dayalı olduğundan, yetkili icra dairesinin de bu doğrultuda belirlenmesi gerektiği, sözleşmede ise Antalya icra daireleri ve mahkemelerinin yetkili kılındığı, bu hüküm gereği yetkili icra dairelerinin Antalya icra daireleri olduğu, takibin başlatıldığı İstanbul 25.

İcra Dairesinin yetkisiz olduğu, bu nedenle Mahkemece icra dairesinin yetkisizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, şu aşamada taraflar arasında akdedildiği iddiasıyla davalı yanca sunulan sözleşmenin davacının iddia ettiği gibi geçmiş tarihli düzenlenip düzenlenmediği ve bu sözleşmedeki yetki şartının eldeki davada dikkate alınıp alınmayacağı noktasındadır.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 5 ve devamı hükümleriyle, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 50 nci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.