YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2916 E. 2023/6709 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tanıma↗ kötü niyet↗ bilirkişi incelemesi↗ ortalama tüketici↗ terkin↗ ayırt edicilik↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ dahili dava↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/477 E., 2019/216 K.
Taraflar arasındaki Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davalılar vekillerinin başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin başvurusunun ise kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "akıllı" ibaresini esas unsur olarak içeren bir çok markanın sahibi olduğunu, davalı şirketçe yapılan 2017/55809 sayılı "AKILLI DESTEK+Şekil" ibareli marka başvurusuna mutlak ve nispi nedenlerle yapmış oldukları itirazın nihai olarak TPMK YİDK tarafından reddedildiğini ileri sürerek davaya konu YİDK kararının iptaline ve başvuruya konu markanın hükümsüz kılınarak sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının isabetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; dava konusu markanın soyut ve somut ayırt ediciliğinin bulunduğunu, markadaki "AKILLI" ve "DESTEK" ibarelerinin tanımlayıcı anlamlarından uzaklaştığını, şekil ile birlikte akılda kalıcı bir bütünlük kazandığını, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf marka işaretleri arasında bir bütün olarak bıraktıkları intiba bakımından benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı gibi davacı yanın, önceye dayalı kullanım, tanınmışlık ve kötü niyete dayalı iddialarının da ispatlanamadığı, “AKILLI DESTEK” ibaresinin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde aranan nitelikler yönünden, marka olabilirlik için gerekli ve yeterli asgari objektif şartları taşıdığı, “akıllı” ibaresinin teknoloji destekli cihaz, aksesuar, program, yazılım, uygulama (aplikasyon) ve akıllı teknolojinin kullanıldığı telefon, tablet gibi cihazlara yönelik pek çok hizmette sıklıkla kullanıldığı, "AKILLI DESTEK" ibaresinin ise teknoloji tabanlı akıllı cihaz ve uygulamalarda yaşanan sorunları çözmede kullanılacak bir hizmet ve / veya ilgili yazılımın, programın kendisi olarak algılandığı, bu tespitler ışığında 09/02. sınıf malların perakendeciliği hizmetlerinde ve 42/02. sınıf hizmetlerde kullanılması halinde, "akıllı cihazlara yönelik destek noktasını" tanımlar şekilde algılanacağı ve hizmetin kendisini tanımlayan bir ibare olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davaya konu YİDK kararının 35. sınıf “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Ses ve görüntünün kaydı, nakli veya yeniden meydana getirilmesi (reprodüksiyonu) için cihazlar: kameralar, fotoğraf makineleri, televizyonlar, videolar, cd-dvd kayıt ve oynatıcı cihazlar, mp3 çalar, bilgisayarlar, masa üstü-tablet bilgisayarlar, giyilebilir teknolojik cihazlar (akıllı saatler, bileklikler, başa takılan cihazlar), mikrofonlar, hoparlörler, kulaklıklar; haberleşme ve çoğaltma amaçlı cihazlar ve bilgisayar çevre donanımları: cep telefonları ve bunların kılıfları, sabit telefonlar, telefon santralleri, bilgisayar yazıcıları, tarayıcılar, fotokopi makineleri. malların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir).” ile 42. sınıf “Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri.” emtiaları yönünden kısmen iptaline ve başvuruya konu markanın yukarıda zikredilen hizmetler bakımından kısmen hükümsüz kılınarak sicilden terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; başvuru konusu markanın doğrudan tanımlayıcı olmayan, ticaret alanında herkes tarafından kullanılmayan ve asgari ayırt edicilik düzeyine sahip bir ibare olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin aksi yöndeki gerekçesinde isabet bulunmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; "AKILLI DESTEK+Şekil" markasının 35/05. ve 42/02. sınıf emtialar açısından da ayırt edici olduğunun kabul edilmesinin gerektiğini, başvurudaki “AKILLI” ve “DESTEK” ibarelerinin tanımlayıcı anlamlarını terk ederek, gerçek manalarını kaybetmiş olup, şekil unsuru ile birlikte akılda kalıcı bir bütünlük oluşturduğunu, "AKILLI" veya "DESTEK" ibarelerinin üzerinde tekel kurulmasının söz konusu olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
3. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; günümüzde pek çok hizmetin cep telefonları ile verilebildiği nazara alındığında, başvuru kapsamındaki tüm mal ve hizmetler açısından mutlak tescil engelinin bulunduğunu, ayrıca hem davalı şirket hem de müvekkili şirketin esas faaliyet alanı olan ve davalı markanın bizzat tanımlayıcı ibare olduğu ve herkesin kullanımına açık olan 38. sınıf “Radyo ve televizyon yayın hizmetleri. Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil).Haber ajansı hizmetleri.”nde neden hükümsüz kılınmadığını anlayamadıklarını, “akıllı destek” ibaresinin akıllı cep telefonları ile verilen destek hizmetinden çok daha geniş anlamlı bir destek yönetimini ve metodunu ifade ettiğini, bu nedenle “akıllı destek” kavramını sadece bir kısım mal ve hizmete hasredip, diğer mal ve hizmetleri bunların dışına tutmanın, günümüz üretim/ticari hayatının akışına uymayacağını, mahkemece tescil engelinin bulunmadığı belirtilen 9. sınıftaki pek çok ürünün de bu kapsamın içinde yer aldığını, örneğin “Bilim, denizcilik, topoğrafya, meteoroloji, sanayide ve laboratuvarda kullanım amaçlı olanlar dahil ölçme aletleri, cihazları”nın veya “Trafikte kullanım amaçlı sinyalizasyon, işaretle bildirme cihazları ve araçları.”nın, akıllı destek hizmetinin bir parçası, ana unsuru veya metodu olabileceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar vekillerince ileri sürülen istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, davacı vekilince ileri sürülen istinaf itirazlarının incelenmesine gelince, dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, 4 üncü madde kapsamında marka olamayacak işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceğinin düzenlendiği, aynı Kanun'un 4 üncü maddesinde ise "Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir." düzenlemesine yer verildiği, o halde, teşebbüslerin mal veya hizmetlerini diğer teşebbüslerin mal veya hizmetlerinden ayırt etmesi ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla her türlü işaretin marka olarak tescilinin mümkün olduğu, bu madde kapsamında tanımlanan ayırt ediciliğin, soyut ayırt edicilik olarak kabul edildiği, bir işaretin soyut ayırt ediciliğinin varlığının kabul edilebilmesi için işaretin belli bir bütünlük arz etmesi gerektiği, bütünlük arz etmenin, işaretin fark edilebilir, bir bütün olarak tanınabilir, sınırlarının tespit edilebilir olması anlamına geldiği, bu nedenle, işaretin tüketici tarafından uzun incelemeler sonucu anlaşılabildiği hallerde işaretin bütünselliğinden söz edilemeyeceği, örneğin, onlarca meyve sebzeden oluşan bir kompozisyonun ya da birçok cümleden oluşan bir paragrafın bütünlük şartını sağlamadığından soyut anlamda ayırt edici olmayacağı, işaret birçok unsurdan oluşsa da, bu unsurların kendi içinde bir bütünlük oluşturması halinde bütünlük şartının sağlandığının kabulü gerektiği, 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde ise herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretlerin tescil edilemeyeceğinin düzenlendiği, madde gerekçesinde de açıklandığı üzere sicilde gösterilebilir olmasına rağmen ilgili mal veya hizmet için ayırt ediciliğe sahip olmayan, dolayısıyla tüketiciler tarafından marka olarak algılanmayacak işaretlerin tescil edilemeyeceği, bir işaretin belli mal veya hizmetler açısından ayırt edici olup olmadığının ise "somut ayırt edicilik" olarak adlandırıldığı, bu hüküm ile sicilde gösterilebilir olması ve soyut ayırt ediciliğe sahip olmasına karşılık, tescilinin talep edildiği mal ve hizmetler bakımından ayırt ediciliği olmayan işaretlerin tesciline engel olunmasının amaçlandığı, dava ve başvuru konusu "Akıllı Destek" ibaresi, ilişkin olduğu mal ve hizmetlerden bağımsız olarak değerlendirildiğinde, çizimle görüntülenebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen, soyut anlamda ayırt ediciliği bulunan bir ibare olduğu, dava konusu başvuru, "Akıllı" ve "Destek" ibarelerinin düz yazı ile yazılmasından ibaret olup, başvuruda yer alan şekil unsurunun, herhangi bir ayırt edicilik içermediği, "Akıllı" kelimesi "gerçeği iyi gören ve ona göre davranan, akil" anlamlarına gelmekte olup "Destek" ibaresinin ise "bir şeyin yıkılmaması için konulan eğik veya düz dayak, payanda, yardım" anlamına geldiği, "destek" kelimesinin tüketici nezdindeki yardım anlamının daha baskın olduğu ve "akıllı" ibaresinin de bilişim sektöründeki yaygın kullanımı dikkate alındığında, dava konusu "Akıllı Destek" ibaresinin, ilk kez duyulduğunda ya da görüldüğünde, ortalama tüketiciler nezdinde, bilişim yoluyla verilen hizmeti çağrıştıracağı, marka algısı yaratmayacağı, zira Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda da anılan ibarenin, başvuru tarihinden önce, teknoloji tabanlı cihaz ve uygulamalarda yaşanan sorunların çözümünde kullanılan hizmetin ve/veya yazılımın, programın kendisi olarak kullanıldığının belirtildiği, bu nedenle dava konusu "Akıllı Destek" ibaresinin başvuru kapsamında bulunan tüm mal ve hizmetler yönünden, 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının b bendi gereğince somut ayırt ediciliği bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin başvurusunun ise kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; başvuru konusu markanın doğrudan tanımlayıcı olmayan, ticaret alanında herkes tarafından kullanılmayan ve asgari ayırt edicilik düzeyine sahip bir ibare olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; "AKILLI DESTEK+Şekil" markasının, hem soyut anlamda hem de somut anlamda ayırt edici olup, tanımlayıcı olmaktan uzak olduğunu, markayı oluşturan “akıllı” ve “destek” kelimelerinin tek başlarına günlük dilde GSM hizmetlerinin işlevi, amacı ile ilgili tanımlayıcı kelimeler iken, bu iki kelimenin sıradışı, sözdizimine aykırı biçimde yan yana bulunmasından ve şekil ile desteklenmesinden oluşan kombinasyonun, dava konusu markayı tanımlayıcı olmaktan çıkardığını, müvekkilinin, "akıllı" veya "destek" ibareleri üzerinde tekel oluşturmasının söz konusu olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davaya konu YİDK kararının isabetli olup olmadığı ve başvuruya konu markanın hükümsüz kılınması koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c) ve (d) bentleri.
3. Değerlendirme
1.Dava, marka başvurusuna mutlak ve nispi nedenlerle yapılan itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendiyle, herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceği düzenleme altına alınmıştır. Bu maddeyle düzenleme konusu yapılan ayırt edicilik, somut ayırt edicilik olarak isimlendirilmekte olup anılan Yasa hükmünün gerekçesinde de belirtildiği üzere sicilde gösterilebilir olmasına başka bir deyişle soyut ayırt ediciliğe sahip olmasına rağmen ilgili mal ve hizmetler için ayırt ediciliğe sahip olmayan, dolayısıyla tüketiciler tarafından marka olarak algılanmayacak işaretler marka olarak tescil edilemez. Bu nedenle bir işaretin somut olarak ayırt edici olup olmadığı tescil ettirilmek istenen mal veya hizmete göre bir değerlendirme yapılmasını zorunlu kılar.
3. Davaya konu marka başvurusu, "Akıllı Destek" ibaresinden ve şekil unsurundan oluşmakta olup İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere "Akıllı Destek" ibaresi, ortalama tüketici tarafından teknoloji tabanlı akıllı cihaz ve uygulamalarda yaşanan sorunları çözmede kullanılacak bir hizmet ve/ veya ilgili yazılımın programın kendisi olarak algılanacaktır. Dolayısıyla başvuruya konu ibarenin sadece çağrıştırdığı teknolojik ürünler ve hizmetler bakımından somut ayırt ediciliğe sahip olmadığı söylenebilecek olup bu çağrışımı yapmayan diğer mal ve hizmetler bakımından somut ayırt ediciliğe sahip olmadığı söylenemez. Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesince, yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak başvuruya konu işaretin, yukarıda açıklandığı şekilde tescil edilmek istendiği mal ve hizmetler bakımından somut ayırt ediciliğe sahip olup olmadığının belirlenmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak kapsamındaki tüm mal ve hizmetler bakımından somut olarak ayırt edici olmadığı sonucuna ulaşılması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/2886 E. 2024/4204 K.
Ortak:tanıma · kötü niyet · bilirkişi incelemesi · ortalama tüketici · ayırt edicilik · cy/cy kaydı · eksik inceleme · YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
İncelediğiniz kararda… ri arasında bir bütün olarak bıraktıkları intiba bakımından benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı gibi davacı yanın, önceye dayalı kullanım, tanınmışlık ve «kötü niyete» dayalı iddialarının da ispatlanamadığı, “AKILLI DESTEK” ibaresinin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde aranan nitelikler yönünden, marka olabilirlik için gerekli ve yeterli asgari objektif şartları taşıdığı, “akıllı” ibaresinin teknoloji destekli cihaz, aksesuar, program, yazılım, uygulama (aplikasyon) ve akıllı teknolojinin kullanıldığı telefon, tablet gibi cihazlara yönelik pek çok hizmette sıklıkla kullanıldığı, "AKILLI DESTEK" ibaresinin ise teknoloji tabanlı akıllı cihaz ve uygulamalarda yaşanan sorunları çözmede kullanılacak bir hizmet ve / veya ilgili yazılımın, programın kendisi olarak algılandığı, bu tespitler ışığında 09/02. sınıf malların perakendeciliği hizmetlerinde ve 42/02. sınıf hizmetlerde kullanılması halinde, "akıllı cihazlara yönelik destek noktasını" «tanımlar» şekilde algılanacağı ve hizmetin kendisini tanımlayan bir ibare olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davaya konu YİDK kararının 35. sınıf “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Ses ve görüntünün «kaydı», nakli veya yeniden meydana getirilmesi (reprodüksiyonu) için cihazlar: kameralar, fotoğraf makineleri, televizyonlar, videolar, cd-dvd kayıt ve oynatıcı cihazlar, …
Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesince, yeniden «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak başvuruya konu işaretin, yukarıda açıklandığı şekilde tescil edilmek istendiği mal ve hizmetler bakımından somut «ayırt ediciliğe» sahip olup olmadığının belirlenmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak kapsamındaki tüm mal ve hizmetler bakımından somut olarak ayırt edici olmadığı sonucuna ulaşılması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
… mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve «kesin» olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir." düzenlemesine yer verildiği, o halde, teşebbüslerin mal veya hizmetlerini diğer teşebbüslerin mal veya hizmetlerinden ayırt etmesi ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla her türlü işaretin marka olarak tescilinin mümkün olduğu, bu madde kapsamında tanımlanan «ayırt ediciliğin», soyut ayırt edicilik olarak kabul edildiği, bir işaretin soyut ayırt ediciliğinin varlığının kabul edilebilmesi için işaretin belli bir bütünlük arz etmesi gerektiği, bütünlük arz etmenin, işaretin fark edilebilir, bir bütün olarak tanınabilir, sınırlarının tespit edilebilir olması anlamına geldiği, bu nedenle, işaretin tüketici tarafından uzun incelemeler sonucu anlaşılabildiği hallerde işaretin bütünselliğinden söz edilemeyeceği, örneğin, onlarca meyve sebzeden oluşan bir kompozisyonun ya da birçok cümleden oluşan bir paragrafın bütünlük şartını sağlamadığından soyut anlamda ayırt edici olmayacağı, işaret birçok unsurdan oluşsa da, bu unsurların kendi içinde bir bütünlük oluşturması halinde bütünlük şartının sağlandığının kabulü gerektiği, 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde ise herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretlerin tescil edilemeyeceğinin düzenlendiği, madde gerekçesinde de açıklandığı üzere sicilde gösterilebilir olmasına rağmen ilgili mal veya hizmet için ayırt ediciliğe sahip olmayan, dolayısıyla tüketiciler tarafından marka olarak algılanmayacak işaretlerin tescil edilemeyeceği, bir işaretin belli mal veya hizmetler açısından ayırt edici olup olmadığının ise "somut ayırt edicilik" olarak adlandırıldığı, bu hüküm ile sicilde gösterilebilir olması ve soyut ayırt ediciliğe sahip olmasına karşılık, tescilinin talep edildiği mal ve hizmetler bakımından ayırt ediciliği olmayan işaretlerin tesciline engel olunmasının amaçlandığı, dava ve başvuru konusu "Akıllı Destek" ibaresi, ilişkin olduğu mal ve hizmetlerden bağımsız olarak değerlendirildiğinde, çizimle görüntülenebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen, soyut anlamda ayırt ediciliği bulunan bir ibare olduğu, dava konusu başvuru, "Akıllı" ve "Destek" ibarelerinin düz yazı ile yazılmasından ibaret olup, başvuruda yer alan şekil unsurunun, herhangi bir ayırt edicilik içermediği, "Akıllı" kelimesi "gerçeği iyi gören ve ona göre davranan, akil" anlamlarına gelmekte olup "Destek" ibaresinin ise "bir şeyin yıkılmaması için konulan eğik veya düz dayak, payanda, yardım" anlamına geldiği, "destek" kelimesinin tüketici nezdindeki yardım anlamının daha baskın olduğu ve "akıllı" ibaresinin de bilişim sektöründeki yaygın kullanımı dikkate alındığında, dava konusu "Akıllı Destek" ibaresinin, ilk kez duyulduğunda ya da görüldüğünde, «ortalama tüketiciler» nezdinde, bilişim yoluyla verilen hizmeti çağrıştıracağı, marka algısı yaratmayacağı, zira Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda da anılan ibarenin, ba …
Benzer bu kararda… yla, davaya konu marka başvurusu, "Akıllı Destek" ibaresinden ve şekil unsurundan oluşmakta olup, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere "Akıllı Destek" ibaresi, «ortalama tüketici» tarafından teknoloji tabanlı akıllı cihaz ve uygulamalarda yaşanan sorunları çözmede kullanılacak bir hizmet ve/veya ilgili yazılımın programın kendisi olarak algılanacağı, dolayısıyla başvuruya konu ibarenin sadece çağrıştırdığı teknolojik ürünler ve hizmetler bakımından somut «ayırt ediciliğe» sahip olmadığı söylenebilecek olup bu çağrışımı yapmayan diğer mal ve hizmetler bakımından somut ayırt ediciliğe sahip olmadığının söylenemeyeceği, bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesince, yeniden «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak başvuruya konu işaretin, yukarıda açıklandığı şekilde tescil edilmek istendiği mal ve hizmetler bakımından somut ayırt ediciliğe sahip olup olmadığının belirlenmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak kapsamındaki tüm mal ve hizmetler bakımından somut olarak ayırt edici olmadığı sonucuna ulaşılmasının doğru olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.
… ri arasında bir bütün olarak bıraktıkları intiba bakımından benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı gibi davacı yanın, önceye dayalı kullanım, tanınmışlık ve «kötü niyete» dayalı iddialarının da ispatlanamadığı, “AKILLI DESTEK” ibaresinin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde aranan nitelikler yönünden, marka olabilirlik için gerekli ve yeterli asgari objektif şartları taşıdığı, “akıllı” ibaresinin teknoloji destekli cihaz, aksesuar, program, yazılım, uygulama (aplikasyon) ve akıllı teknolojinin kullanıldığı telefon, tablet gibi cihazlara yönelik pek çok hizmette sıklıkla kullanıldığı, "AKILLI DESTEK" ibaresinin ise teknoloji tabanlı akıllı cihaz ve uygulamalarda yaşanan sorunları çözmede kullanılacak bir hizmet ve/veya ilgili yazılımın, programın kendisi olarak algılandığı, bu tespitler ışığında 09/02. sınıf malların perakendeciliği hizmetlerinde ve 42/02. sınıf hizmetlerde kullanılması halinde, "akıllı cihazlara yönelik destek noktasını" «tanımlar» şekilde algılanacağı ve hizmetin kendisini tanımlayan bir ibare olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davaya konu YİDK kararının 35. sınıf “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Ses ve görüntünün «kaydı», nakli veya yeniden meydana getirilmesi (reprodüksiyonu) için cihazlar: kameralar, fotoğraf makineleri, televizyonlar, videolar, cd-dvd kayıt ve oynatıcı cihazlar, …
… si, ilişkin olduğu mal ve hizmetlerden bağımsız olarak değerlendirildiğinde, çizimle görüntülenebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen, soyut anlamda «ayırt ediciliği» bulunan bir ibare olduğu, dava konusu başvuru, "Akıllı" ve "Destek" ibarelerinin düz yazı ile yazılmasından ibaret olup, başvuruda yer alan şekil unsurunun, herhangi bir ayırt edicilik içermediği, "Akıllı" kelimesi "gerçeği iyi gören ve ona göre davranan, akil" anlamlarına gelmekte olup "Destek" ibaresinin ise "bir şeyin yıkılmaması için konulan eğik veya düz dayak, payanda, yardım" anlamına geldiği, "destek" kelimesinin tüketici nezdindeki yardım anlamının daha baskın olduğu ve "akıllı" ibaresinin de bilişim sektöründeki yaygın kullanımı dikkate alındığında, dava konusu "Akıllı Destek" ibaresinin, ilk kez duyulduğunda ya da görüldüğünde, «ortalama tüketiciler» nezdinde, bilişim yoluyla verilen hizmeti çağrıştıracağı, marka algısı yaratmayacağı, bilirkişi raporunda da anılan ibarenin, başvuru tarihinden önce, teknoloji ta …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:direnme kararı
Benzer bu kararda… a verilecek teknik destek" anlamında kullanıldığı ve bu ibarenin tüm sektörlerde faaliyet gösteren müteşebbislerin kullanımına açık tutulması gerektiği gerekçesiyle «direnme» kararı verilerek, davalılar TÜRKPATENT vekili ile Türk Telekom A.Ş. vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabu …
Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen «direnme» kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Marka hükümsüzlüğü | YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8355 E. 2023/2460 K.
Ortak:kötü niyet · ortalama tüketici · terkin · ayırt edicilik · cy/cy kaydı · dahili dava
İncelediğiniz kararda… ri arasında bir bütün olarak bıraktıkları intiba bakımından benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı gibi davacı yanın, önceye dayalı kullanım, tanınmışlık ve «kötü niyete» dayalı iddialarının da ispatlanamadığı, “AKILLI DESTEK” ibaresinin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde aranan nitelikler yönünden, marka olabilirlik için gerekli ve yeterli asgari objektif şartları taşıdığı, “akıllı” ibaresinin teknoloji destekli cihaz, aksesuar, program, yazılım, uygulama (aplikasyon) ve akıllı teknolojinin kullanıldığı telefon, tablet gibi cihazlara yönelik pek çok hizmette sıklıkla kullanıldığı, "AKILLI DESTEK" ibaresinin ise teknoloji tabanlı akıllı cihaz ve uygulamalarda yaşanan sorunları çözmede kullanılacak bir hizmet ve / veya ilgili yazılımın, programın kendisi olarak algılandığı, bu tespitler ışığında 09/02. sınıf malların perakendeciliği hizmetlerinde ve 42/02. sınıf hizmetlerde kullanılması halinde, "akıllı cihazlara yönelik destek noktasını" «tanımlar» şekilde algılanacağı ve hizmetin kendisini tanımlayan bir ibare olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davaya konu YİDK kararının 35. sınıf “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Ses ve görüntünün «kaydı», nakli veya yeniden meydana getirilmesi (reprodüksiyonu) için cihazlar: kameralar, fotoğraf makineleri, televizyonlar, videolar, cd-dvd kayıt ve oynatıcı cihazlar, …
… mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve «kesin» olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir." düzenlemesine yer verildiği, o halde, teşebbüslerin mal veya hizmetlerini diğer teşebbüslerin mal veya hizmetlerinden ayırt etmesi ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla her türlü işaretin marka olarak tescilinin mümkün olduğu, bu madde kapsamında tanımlanan «ayırt ediciliğin», soyut ayırt edicilik olarak kabul edildiği, bir işaretin soyut ayırt ediciliğinin varlığının kabul edilebilmesi için işaretin belli bir bütünlük arz etmesi gerektiği, bütünlük arz etmenin, işaretin fark edilebilir, bir bütün olarak tanınabilir, sınırlarının tespit edilebilir olması anlamına geldiği, bu nedenle, işaretin tüketici tarafından uzun incelemeler sonucu anlaşılabildiği hallerde işaretin bütünselliğinden söz edilemeyeceği, örneğin, onlarca meyve sebzeden oluşan bir kompozisyonun ya da birçok cümleden oluşan bir paragrafın bütünlük şartını sağlamadığından soyut anlamda ayırt edici olmayacağı, işaret birçok unsurdan oluşsa da, bu unsurların kendi içinde bir bütünlük oluşturması halinde bütünlük şartının sağlandığının kabulü gerektiği, 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde ise herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretlerin tescil edilemeyeceğinin düzenlendiği, madde gerekçesinde de açıklandığı üzere sicilde gösterilebilir olmasına rağmen ilgili mal veya hizmet için ayırt ediciliğe sahip olmayan, dolayısıyla tüketiciler tarafından marka olarak algılanmayacak işaretlerin tescil edilemeyeceği, bir işaretin belli mal veya hizmetler açısından ayırt edici olup olmadığının ise "somut ayırt edicilik" olarak adlandırıldığı, bu hüküm ile sicilde gösterilebilir olması ve soyut ayırt ediciliğe sahip olmasına karşılık, tescilinin talep edildiği mal ve hizmetler bakımından ayırt ediciliği olmayan işaretlerin tesciline engel olunmasının amaçlandığı, dava ve başvuru konusu "Akıllı Destek" ibaresi, ilişkin olduğu mal ve hizmetlerden bağımsız olarak değerlendirildiğinde, çizimle görüntülenebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen, soyut anlamda ayırt ediciliği bulunan bir ibare olduğu, dava konusu başvuru, "Akıllı" ve "Destek" ibarelerinin düz yazı ile yazılmasından ibaret olup, başvuruda yer alan şekil unsurunun, herhangi bir ayırt edicilik içermediği, "Akıllı" kelimesi "gerçeği iyi gören ve ona göre davranan, akil" anlamlarına gelmekte olup "Destek" ibaresinin ise "bir şeyin yıkılmaması için konulan eğik veya düz dayak, payanda, yardım" anlamına geldiği, "destek" kelimesinin tüketici nezdindeki yardım anlamının daha baskın olduğu ve "akıllı" ibaresinin de bilişim sektöründeki yaygın kullanımı dikkate alındığında, dava konusu "Akıllı Destek" ibaresinin, ilk kez duyulduğunda ya da görüldüğünde, «ortalama tüketiciler» nezdinde, bilişim yoluyla verilen hizmeti çağrıştıracağı, marka algısı yaratmayacağı, zira Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda da anılan ibarenin, ba …
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; dava konusu markanın soyut ve somut «ayırt ediciliğinin» bulunduğunu, markadaki "AKILLI" ve "DESTEK" ibarelerinin tanımlayıcı anlamlarından uzaklaştığını, şekil ile birlikte akılda kalıcı bir bütünlük kazandığını, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu kararda… lmek istendiği sınıftaki mal ve hizmetleri diğer mal ve hizmetlerden ayırt edip etmediğine, daha sonra ise markanın tescil edildiği mal ve hizmetlerin muhatabı olan «ortalama tüketicilerin» bu işareti ne şekilde anlayacağına bakılacağını, dava konusu markada “akıllı” ve “destek” kelimelerinin tanımlayıcı anlamlarından uzaklaşmış olduğunu, kelimeler bir araya gelerek gerçek manalarını «terk» ettiklerini, yeni ve akılda kalıcı bir mana kazandıklarını, “akıllı” ve “destek” ibarelerinin üzerinde tekel kurulmasının söz konusu olmadığını, bu ibareyi «taşıyan» birçok markanın bulunduğunu, davacının «kötü niyet» iddialarının yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… va konusu "Akıllı Destek" ibaresinin başvuru ksapmında yer alan 35. sınıf “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Ses ve görüntünün «kaydı», nakli veya yeniden meydana getirilmesi (reprodüksiyonu) için cihazlar: kameralar, fotoğraf makineleri, televizyonlar, videolar, cd-dvd kayıt ve oynatıcı cihazlar, mp3 çalar, bilgisayarlar, masa üstü-tablet bilgisayarlar, giyilebilir teknolojik cihazlar (akıllı saatler, bileklikler, başa takılan cihazlar), mikrofonlar, hoparlörler, kulaklıklar; haberleşme ve çoğaltma amaçlı cihazlar ve bilgisayar çevre donanımları: cep telefonları ve bunların kılıfları, sabit telefonlar, telefon santralleri, bilgisayar yazıcıları, tarayıcılar, fotokopi makineleri. malların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)..” ile 42. sınıf “Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri” yönünden somut «ayırt ediciliği» bulunmadığı, dava ve başvuru konusu "Akıllı Destek" ibaresi, ilişkin olduğu mal ve hizmetlerden bağımsız olarak değerlendirildiğinde, soyut ayırt ediciliğinin bulunduğu, ancak "Akıllı" ve "Destek" ibarelerinin düz yazı ile yazılmasından ibaret olup başkaca bir ek kelime ya da şekil içermediği, destek kelimesinin tüketici nezdindeki yardım daha baskın olduğu ve "akıllı" ibaresinin de bilişim sektöründeki yaygın kullanımı dikkate alındığında dava konusu "Akıllı Destek" ibaresi ilk kez duyulduğunda ya da görüldüğünde «ortalama tüketiciler» nezdinde bilişim yoluyla verilen hizmeti çağrışacak, marka algısı yaratmayacağı, bilirkişi raporunda da anılan ibarenin, başvuru tarihinden önce, teknoloji tabanlı …
… ltuda dava konusu marka kapsamında tescil edilmiş olan 35. sınıf" Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için malların Ses ve görüntünün «kaydı», nakli veya yeniden meydana getirilmesi (reprodüksiyonu) için cihazlar: kameralar, fotoğraf makineleri, televizyonlar, videolar, cd-dvd kayıt ve oynatıcı cihazlar, mp3 çalar, bilgisayarlar, masa üstü-tablet bilgisayarlar, giyilebilir teknolojik cihazlar (akıllı saatler, bileklikler, başa takılan cihazlar), mikrofonlar, hoparlörler, kulaklıklar; haberleşme ve çoğaltma amaçlı cihazlar ve bilgisayar çevre donanımları: cep telefonları ve bunların kılıfları, sabit telefonlar, telefon santralleri, bilgisayar yazıcıları, tarayıcılar, fotokopi makineleri bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir) "ve 42. sınıf "Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri” bakımından 6769 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince ayırt edici olmadığı, anılan ibarenin dava konusu başvuru tarihinden önce teknoloji tabanlı akıllı cihaz ve uygulamalarda yaşanan sorunların çözümünde kullanılan bir hizmet ve/veya ilgili yazılımın, programın kendisi olarak kullanılmakta olduğu bu nedenle yine belirtilen hizmetler bakımından aynı hükmün (c) bendi gereğince de tescil engeli bulunduğu, yine dava konusu ibarenin anılan hizmetler bakımından ticaret alanında herkes tarafından kullanılan işaretlerden olduğu, zira belirtilen hizmetler, insanların gereksinimlerine yönelik araç ve gereçlerin yapılıp üretilmesi için gereken bilgi – yetenek veya bir sanayi dalıyla ilgili üretim yöntemlerini, kullanılan araç, gereç ve aletleri kapsayan bilgi şeklinde tanımlanan “teknoloji”nin özellikle günümüzde yaygın olarak kullanılmakta olan akıllı telefonlar tabletler gibi araçlarla oluşturulması, kontrol edilmesi veya çözümlenmesi ile ilgili bulunduğu, başka bir ifadeyle teknolojinin daha pratik biçimde hayata «dahil» olması ile ilgili olduğu, dolayısıyla söz konusu hizmetler bakımından aynı hükmün (d) bendi anlamında serbest işaret olması nedeniyle “akıllı destek” ibaresi bakım …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kaldırma ve yeniden hüküm · kötüniyet · taşıyan · iltibas
Benzer bu karardaKararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… in davalı şirketin “Akıllı Destek” ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazının nihai olarak YİDK tarafından reddine karar verildiğini, oysa dava konusu ibarenin «ayırt ediciliği» bulunmadığı, ayrıca sektördeki pek çok firma tarafından kullanılan ve ileride kullanılması kuvvetle muhtemel bir ibare olduğu gibi bu ibarenin tüketicilerce müşterilere ve abonelere çağın gereklerine uygun şekilde akıllı destek hizmeti verilmesini çağrıştıran tanımlayıcı bir ibare olarak algılanacak olması nedeniyle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (c) ve (d) bentleri gereğince tescil edilemeyeceğini, anılan ibarenin davalı şirketin tekeline verilmesinin mümkün olmadığını, davalı şirketin kimsenin tekeline verilmeyecek olan ibareyi marka olarak tescil ettirmek istemesinin «kötüniyetli» bulunduğunu, YİDK tarafından yapılan ayırt edicilik değerlendirilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek 2018-M-7603 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu mark …
… ka Kurumu vekili cevap dilekçesinde; dava konusu "akıllı destek” ibaresinin doğrudan tanımlayıcı olmayan, ticaret alanında herkes tarafından kullanılmayan ve asgari «ayırt edicilik» düzeyine sahip bir ibare olduğunu, davacının itirazına mesnet markaları ile dava konusu marka arasında «iltibas» tehlikesi bulunmadığı gibi davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
… lmek istendiği sınıftaki mal ve hizmetleri diğer mal ve hizmetlerden ayırt edip etmediğine, daha sonra ise markanın tescil edildiği mal ve hizmetlerin muhatabı olan «ortalama tüketicilerin» bu işareti ne şekilde anlayacağına bakılacağını, dava konusu markada “akıllı” ve “destek” kelimelerinin tanımlayıcı anlamlarından uzaklaşmış olduğunu, kelimeler bir araya gelerek gerçek manalarını «terk» ettiklerini, yeni ve akılda kalıcı bir mana kazandıklarını, “akıllı” ve “destek” ibarelerinin üzerinde tekel kurulmasının söz konusu olmadığını, bu ibareyi «taşıyan» birçok markanın bulunduğunu, davacının «kötü niyet» iddialarının yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3675 E. 2024/6014 K.
Ortak:ortalama tüketici · terkin · ayırt edicilik · YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
İncelediğiniz kararda… mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve «kesin» olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir." düzenlemesine yer verildiği, o halde, teşebbüslerin mal veya hizmetlerini diğer teşebbüslerin mal veya hizmetlerinden ayırt etmesi ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla her türlü işaretin marka olarak tescilinin mümkün olduğu, bu madde kapsamında tanımlanan «ayırt ediciliğin», soyut ayırt edicilik olarak kabul edildiği, bir işaretin soyut ayırt ediciliğinin varlığının kabul edilebilmesi için işaretin belli bir bütünlük arz etmesi gerektiği, bütünlük arz etmenin, işaretin fark edilebilir, bir bütün olarak tanınabilir, sınırlarının tespit edilebilir olması anlamına geldiği, bu nedenle, işaretin tüketici tarafından uzun incelemeler sonucu anlaşılabildiği hallerde işaretin bütünselliğinden söz edilemeyeceği, örneğin, onlarca meyve sebzeden oluşan bir kompozisyonun ya da birçok cümleden oluşan bir paragrafın bütünlük şartını sağlamadığından soyut anlamda ayırt edici olmayacağı, işaret birçok unsurdan oluşsa da, bu unsurların kendi içinde bir bütünlük oluşturması halinde bütünlük şartının sağlandığının kabulü gerektiği, 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde ise herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretlerin tescil edilemeyeceğinin düzenlendiği, madde gerekçesinde de açıklandığı üzere sicilde gösterilebilir olmasına rağmen ilgili mal veya hizmet için ayırt ediciliğe sahip olmayan, dolayısıyla tüketiciler tarafından marka olarak algılanmayacak işaretlerin tescil edilemeyeceği, bir işaretin belli mal veya hizmetler açısından ayırt edici olup olmadığının ise "somut ayırt edicilik" olarak adlandırıldığı, bu hüküm ile sicilde gösterilebilir olması ve soyut ayırt ediciliğe sahip olmasına karşılık, tescilinin talep edildiği mal ve hizmetler bakımından ayırt ediciliği olmayan işaretlerin tesciline engel olunmasının amaçlandığı, dava ve başvuru konusu "Akıllı Destek" ibaresi, ilişkin olduğu mal ve hizmetlerden bağımsız olarak değerlendirildiğinde, çizimle görüntülenebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen, soyut anlamda ayırt ediciliği bulunan bir ibare olduğu, dava konusu başvuru, "Akıllı" ve "Destek" ibarelerinin düz yazı ile yazılmasından ibaret olup, başvuruda yer alan şekil unsurunun, herhangi bir ayırt edicilik içermediği, "Akıllı" kelimesi "gerçeği iyi gören ve ona göre davranan, akil" anlamlarına gelmekte olup "Destek" ibaresinin ise "bir şeyin yıkılmaması için konulan eğik veya düz dayak, payanda, yardım" anlamına geldiği, "destek" kelimesinin tüketici nezdindeki yardım anlamının daha baskın olduğu ve "akıllı" ibaresinin de bilişim sektöründeki yaygın kullanımı dikkate alındığında, dava konusu "Akıllı Destek" ibaresinin, ilk kez duyulduğunda ya da görüldüğünde, «ortalama tüketiciler» nezdinde, bilişim yoluyla verilen hizmeti çağrıştıracağı, marka algısı yaratmayacağı, zira Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda da anılan ibarenin, ba …
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; dava konusu markanın soyut ve somut «ayırt ediciliğinin» bulunduğunu, markadaki "AKILLI" ve "DESTEK" ibarelerinin tanımlayıcı anlamlarından uzaklaştığını, şekil ile birlikte akılda kalıcı bir bütünlük kazandığını, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İstinaf Sebepleri 1.Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; başvuru konusu markanın doğrudan tanımlayıcı olmayan, ticaret alanında herkes tarafından kullanılmayan ve asgari «ayırt edicilik» düzeyine sahip bir ibare olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin aksi yöndeki gerekçesinde isabet bulunmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu kararda2.Diğer davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; dava konusu “AKILLI FİNANSMAN” ibareli markanın «ayırt ediciliğinin» bulunduğunu, tanımlayıcı olmadığını, Türkçe’de kullanılan alışılagelmiş bir kombinasyon olmadığını, kelimelerin bir araya gelerek gerçek manasını «terk» ettiğini, müvekkilinin «kötüniyetli» bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… ansman" ibareli marka başvurusu ile davacının YİDK kararında geçen tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanun'un (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki açısından iltibas ihtimali oluşmadığı, davalı başvurusunun aynı kanunun 6 ncı maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci anlamında «kötüniyetli» yapıldığının da kanıtlanmadığı, diğer yönden başvuru ibaresinin somut/soyut ayırtediciliği bulunduğu, cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kayn …
… yerinde olmadığını, bu ibarenin sektörde pek çok firma tarafından kullanıldığını, bir kimsenin tekeline verilemeyeceğini, söz konusu ibarenin tanımlayıcı olduğunu, «ayırt ediciliğinin» bulunmadığını, davanın reddinin yerinde olmadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kaldırma ve yeniden hüküm · kötüniyet · iltibas
Benzer bu kararda… ansman" ibareli marka başvurusu ile davacının YİDK kararında geçen tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanun'un (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki açısından iltibas ihtimali oluşmadığı, davalı başvurusunun aynı kanunun 6 ncı maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci anlamında «kötüniyetli» yapıldığının da kanıtlanmadığı, diğer yönden başvuru ibaresinin somut/soyut ayırtediciliği bulunduğu, cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kayn …
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
2.Diğer davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; dava konusu “AKILLI FİNANSMAN” ibareli markanın «ayırt ediciliğinin» bulunduğunu, tanımlayıcı olmadığını, Türkçe’de kullanılan alışılagelmiş bir kombinasyon olmadığını, kelimelerin bir araya gelerek gerçek manasını «terk» ettiğini, müvekkilinin «kötüniyetli» bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2916 E. , 2023/6709 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/683 Esas, 2022/115 Karar
HÜKÜM
Davanın kabulü
(Esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle)
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2018/477 E., 2019/216 K.
Taraflar arasındaki Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davalılar vekillerinin başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin başvurusunun ise kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "akıllı" ibaresini esas unsur olarak içeren bir çok markanın sahibi olduğunu, davalı şirketçe yapılan 2017/55809 sayılı "AKILLI DESTEK+Şekil" ibareli marka başvurusuna mutlak ve nispi nedenlerle yapmış oldukları itirazın nihai olarak TPMK YİDK tarafından reddedildiğini ileri sürerek davaya konu YİDK kararının iptaline ve başvuruya konu markanın hükümsüz kılınarak sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının isabetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; dava konusu markanın soyut ve somut ayırt ediciliğinin bulunduğunu, markadaki "AKILLI" ve "DESTEK" ibarelerinin tanımlayıcı anlamlarından uzaklaştığını, şekil ile birlikte akılda kalıcı bir bütünlük kazandığını, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf marka işaretleri arasında bir bütün olarak bıraktıkları intiba bakımından benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı gibi davacı yanın, önceye dayalı kullanım, tanınmışlık ve kötü niyete dayalı iddialarının da ispatlanamadığı, “AKILLI DESTEK” ibaresinin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde aranan nitelikler yönünden, marka olabilirlik için gerekli ve yeterli asgari objektif şartları taşıdığı, “akıllı” ibaresinin teknoloji destekli cihaz, aksesuar, program, yazılım, uygulama (aplikasyon) ve akıllı teknolojinin kullanıldığı telefon, tablet gibi cihazlara yönelik pek çok hizmette sıklıkla kullanıldığı, "AKILLI DESTEK" ibaresinin ise teknoloji tabanlı akıllı cihaz ve uygulamalarda yaşanan sorunları çözmede kullanılacak bir hizmet ve / veya ilgili yazılımın, programın kendisi olarak algılandığı, bu tespitler ışığında 09/02.
sınıf malların perakendeciliği hizmetlerinde ve 42/02. sınıf hizmetlerde kullanılması halinde, "akıllı cihazlara yönelik destek noktasını" tanımlar şekilde algılanacağı ve hizmetin kendisini tanımlayan bir ibare olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davaya konu YİDK kararının 35. sınıf “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Ses ve görüntünün kaydı, nakli veya yeniden meydana getirilmesi (reprodüksiyonu) için cihazlar: kameralar, fotoğraf makineleri, televizyonlar, videolar, cd-dvd kayıt ve oynatıcı cihazlar, mp3 çalar, bilgisayarlar, masa üstü-tablet bilgisayarlar, giyilebilir teknolojik cihazlar (akıllı saatler, bileklikler, başa takılan cihazlar), mikrofonlar, hoparlörler, kulaklıklar;
haberleşme ve çoğaltma amaçlı cihazlar ve bilgisayar çevre donanımları: cep telefonları ve bunların kılıfları, sabit telefonlar, telefon santralleri, bilgisayar yazıcıları, tarayıcılar, fotokopi makineleri. malların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir).” ile 42. sınıf “Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri.” emtiaları yönünden kısmen iptaline ve başvuruya konu markanın yukarıda zikredilen hizmetler bakımından kısmen hükümsüz kılınarak sicilden terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; başvuru konusu markanın doğrudan tanımlayıcı olmayan, ticaret alanında herkes tarafından kullanılmayan ve asgari ayırt edicilik düzeyine sahip bir ibare olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin aksi yöndeki gerekçesinde isabet bulunmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; "AKILLI DESTEK+Şekil" markasının 35/05. ve 42/02. sınıf emtialar açısından da ayırt edici olduğunun kabul edilmesinin gerektiğini, başvurudaki “AKILLI” ve “DESTEK” ibarelerinin tanımlayıcı anlamlarını terk ederek, gerçek manalarını kaybetmiş olup, şekil unsuru ile birlikte akılda kalıcı bir bütünlük oluşturduğunu, "AKILLI" veya "DESTEK" ibarelerinin üzerinde tekel kurulmasının söz konusu olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
3. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; günümüzde pek çok hizmetin cep telefonları ile verilebildiği nazara alındığında, başvuru kapsamındaki tüm mal ve hizmetler açısından mutlak tescil engelinin bulunduğunu, ayrıca hem davalı şirket hem de müvekkili şirketin esas faaliyet alanı olan ve davalı markanın bizzat tanımlayıcı ibare olduğu ve herkesin kullanımına açık olan 38. sınıf “Radyo ve televizyon yayın hizmetleri. Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil).Haber ajansı hizmetleri.”nde neden hükümsüz kılınmadığını anlayamadıklarını, “akıllı destek” ibaresinin akıllı cep telefonları ile verilen destek hizmetinden çok daha geniş anlamlı bir destek yönetimini ve metodunu ifade ettiğini, bu nedenle “akıllı destek” kavramını sadece bir kısım mal ve hizmete hasredip, diğer mal ve hizmetleri bunların dışına tutmanın, günümüz üretim/ticari hayatının akışına uymayacağını, mahkemece tescil engelinin bulunmadığı belirtilen 9.
sınıftaki pek çok ürünün de bu kapsamın içinde yer aldığını, örneğin “Bilim, denizcilik, topoğrafya, meteoroloji, sanayide ve laboratuvarda kullanım amaçlı olanlar dahil ölçme aletleri, cihazları”nın veya “Trafikte kullanım amaçlı sinyalizasyon, işaretle bildirme cihazları ve araçları.”nın, akıllı destek hizmetinin bir parçası, ana unsuru veya metodu olabileceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar vekillerince ileri sürülen istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, davacı vekilince ileri sürülen istinaf itirazlarının incelenmesine gelince, dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, 4 üncü madde kapsamında marka olamayacak işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceğinin düzenlendiği, aynı Kanun'un 4 üncü maddesinde ise "Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir." düzenlemesine yer verildiği, o halde, teşebbüslerin mal veya hizmetlerini diğer teşebbüslerin mal veya hizmetlerinden ayırt etmesi ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla her türlü işaretin marka olarak tescilinin mümkün olduğu, bu madde kapsamında tanımlanan ayırt ediciliğin, soyut ayırt edicilik olarak kabul edildiği, bir işaretin soyut ayırt ediciliğinin varlığının kabul edilebilmesi için işaretin belli bir bütünlük arz etmesi gerektiği, bütünlük arz etmenin, işaretin fark edilebilir, bir bütün olarak tanınabilir, sınırlarının tespit edilebilir olması anlamına geldiği, bu nedenle, işaretin tüketici tarafından uzun incelemeler sonucu anlaşılabildiği hallerde işaretin bütünselliğinden söz edilemeyeceği, örneğin, onlarca meyve sebzeden oluşan bir kompozisyonun ya da birçok cümleden oluşan bir paragrafın bütünlük şartını sağlamadığından soyut anlamda ayırt edici olmayacağı, işaret birçok unsurdan oluşsa da, bu unsurların kendi içinde bir bütünlük oluşturması halinde bütünlük şartının sağlandığının kabulü gerektiği, 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde ise herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretlerin tescil edilemeyeceğinin düzenlendiği, madde gerekçesinde de açıklandığı üzere sicilde gösterilebilir olmasına rağmen ilgili mal veya hizmet için ayırt ediciliğe sahip olmayan, dolayısıyla tüketiciler tarafından marka olarak algılanmayacak işaretlerin tescil edilemeyeceği, bir işaretin belli mal veya hizmetler açısından ayırt edici olup olmadığının ise "somut ayırt edicilik" olarak adlandırıldığı, bu hüküm ile sicilde gösterilebilir olması ve soyut ayırt ediciliğe sahip olmasına karşılık, tescilinin talep edildiği mal ve hizmetler bakımından ayırt ediciliği olmayan işaretlerin tesciline engel olunmasının amaçlandığı, dava ve başvuru konusu "Akıllı Destek" ibaresi, ilişkin olduğu mal ve hizmetlerden bağımsız olarak değerlendirildiğinde, çizimle görüntülenebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen, soyut anlamda ayırt ediciliği bulunan bir ibare olduğu, dava konusu başvuru, "Akıllı" ve "Destek" ibarelerinin düz yazı ile yazılmasından ibaret olup, başvuruda yer alan şekil unsurunun, herhangi bir ayırt edicilik içermediği, "Akıllı" kelimesi "gerçeği iyi gören ve ona göre davranan, akil" anlamlarına gelmekte olup "Destek" ibaresinin ise "bir şeyin yıkılmaması için konulan eğik veya düz dayak, payanda, yardım" anlamına geldiği, "destek" kelimesinin tüketici nezdindeki yardım anlamının daha baskın olduğu ve "akıllı" ibaresinin de bilişim sektöründeki yaygın kullanımı dikkate alındığında, dava konusu "Akıllı Destek" ibaresinin, ilk kez duyulduğunda ya da görüldüğünde, ortalama tüketiciler nezdinde, bilişim yoluyla verilen hizmeti çağrıştıracağı, marka algısı yaratmayacağı, zira Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda da anılan ibarenin, başvuru tarihinden önce, teknoloji tabanlı cihaz ve uygulamalarda yaşanan sorunların çözümünde kullanılan hizmetin ve/veya yazılımın, programın kendisi olarak kullanıldığının belirtildiği, bu nedenle dava konusu "Akıllı Destek" ibaresinin başvuru kapsamında bulunan tüm mal ve hizmetler yönünden, 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının b bendi gereğince somut ayırt ediciliği bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin başvurusunun ise kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; başvuru konusu markanın doğrudan tanımlayıcı olmayan, ticaret alanında herkes tarafından kullanılmayan ve asgari ayırt edicilik düzeyine sahip bir ibare olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; "AKILLI DESTEK+Şekil" markasının, hem soyut anlamda hem de somut anlamda ayırt edici olup, tanımlayıcı olmaktan uzak olduğunu, markayı oluşturan “akıllı” ve “destek” kelimelerinin tek başlarına günlük dilde GSM hizmetlerinin işlevi, amacı ile ilgili tanımlayıcı kelimeler iken, bu iki kelimenin sıradışı, sözdizimine aykırı biçimde yan yana bulunmasından ve şekil ile desteklenmesinden oluşan kombinasyonun, dava konusu markayı tanımlayıcı olmaktan çıkardığını, müvekkilinin, "akıllı" veya "destek" ibareleri üzerinde tekel oluşturmasının söz konusu olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davaya konu YİDK kararının isabetli olup olmadığı ve başvuruya konu markanın hükümsüz kılınması koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c) ve (d) bentleri.
3. Değerlendirme
1.Dava, marka başvurusuna mutlak ve nispi nedenlerle yapılan itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendiyle, herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceği düzenleme altına alınmıştır. Bu maddeyle düzenleme konusu yapılan ayırt edicilik, somut ayırt edicilik olarak isimlendirilmekte olup anılan Yasa hükmünün gerekçesinde de belirtildiği üzere sicilde gösterilebilir olmasına başka bir deyişle soyut ayırt ediciliğe sahip olmasına rağmen ilgili mal ve hizmetler için ayırt ediciliğe sahip olmayan, dolayısıyla tüketiciler tarafından marka olarak algılanmayacak işaretler marka olarak tescil edilemez. Bu nedenle bir işaretin somut olarak ayırt edici olup olmadığı tescil ettirilmek istenen mal veya hizmete göre bir değerlendirme yapılmasını zorunlu kılar.
3. Davaya konu marka başvurusu, "Akıllı Destek" ibaresinden ve şekil unsurundan oluşmakta olup İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere "Akıllı Destek" ibaresi, ortalama tüketici tarafından teknoloji tabanlı akıllı cihaz ve uygulamalarda yaşanan sorunları çözmede kullanılacak bir hizmet ve/ veya ilgili yazılımın programın kendisi olarak algılanacaktır. Dolayısıyla başvuruya konu ibarenin sadece çağrıştırdığı teknolojik ürünler ve hizmetler bakımından somut ayırt ediciliğe sahip olmadığı söylenebilecek olup bu çağrışımı yapmayan diğer mal ve hizmetler bakımından somut ayırt ediciliğe sahip olmadığı söylenemez. Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesince, yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak başvuruya konu işaretin, yukarıda açıklandığı şekilde tescil edilmek istendiği mal ve hizmetler bakımından somut ayırt ediciliğe sahip olup olmadığının belirlenmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak kapsamındaki tüm mal ve hizmetler bakımından somut olarak ayırt edici olmadığı sonucuna ulaşılması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/987315400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz