Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2629 E. 2023/6753 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
teminat mektubunun nakde çevrilmesi↗ teminat mektubu↗ ticari faiz↗ basiretli tacir↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ fesih↗ sebepsiz zenginleşme↗ ıslah↗ tacir↗ eksik inceleme↗ zamanaşımı↗ teminat↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Uyuşmazlık, sözleşmenin haksız feshi iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri.
2. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 20 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16418 E. 2014/6805 K.
Ortak:teminat mektubu · tacir · teminat · teslim · Alacak
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasında 07.08.2006 tarihinde sözleşme imzalandığı, 14.08.2006 tarihinde sözleşme kapsamında ihale edilen maden ocağının yer «teslim» işleminin yapıldığı yer teslim işleminden sonra süresi içerisinde davacı şirketin yapacağı işleri ve işletme metodunu gösteren projeyi davalı şirkete sunmadığı, sözleşmenin 3. maddesi gereğince hazırlık süresi sonunda her ay yüzde 25 torelanslı 2.000 ton cevher üretip davalı şirkete teslim etmesi gerekirken dosya arasındaki «hak ediş» raporları incelendiğinde, sözleşme kapsamında kararlaştırılan cevher miktarının davalı şirkete teslim edilemediği, teslim edilen cevher miktarının sözleşmede kararlaştırılan miktarın çok altında olduğu, bu nedenle iki yıllık sözleşme süresi sonunda sözleşmede kararlaştırılan toplam 48.000 ton cevherin teslim edilmesinin mümkün olmadığı, bu haliyle davacı tarafın yükümlülüklerini yerine getirmediği ve «sözleşmenin feshinin» kaçınılmaz olduğu, davalı şirketin ise sözleşmenin imzalanmasından sonra davacı tarafa, maden çıkarılacak sahanın teslimini yaptığı, sözleşmenin 23. maddesi gereğince sözleşmenin süresi içerisinde tamamlanması için gerekli «ihtarı» yaptığı bu nedenle sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmiş olduğu, sözleşmenin feshi ile «teminat mektubunun» irad kaydedilmesinde haklı olduğu, davacı tarafın sözleşme kapsamında davalı taraftan herhangi bir alacağının olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş …
Mahkemece, davacının iddialarının davalının da «tacir» olduğu hususu nazara alınarak, tacir olan davacının da dayanabileceği tartışmasız olan mülga BK'nın 20 ve 177. maddeleri kapsamında değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:borcun ifası · hak ediş · sözleşmenin feshi · ihtar · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasında 07.08.2006 tarihinde sözleşme imzalandığı, 14.08.2006 tarihinde sözleşme kapsamında ihale edilen maden ocağının yer «teslim» işleminin yapıldığı yer teslim işleminden sonra süresi içerisinde davacı şirketin yapacağı işleri ve işletme metodunu gösteren projeyi davalı şirkete sunmadığı, sözleşmenin 3. maddesi gereğince hazırlık süresi sonunda her ay yüzde 25 torelanslı 2.000 ton cevher üretip davalı şirkete teslim etmesi gerekirken dosya arasındaki «hak ediş» raporları incelendiğinde, sözleşme kapsamında kararlaştırılan cevher miktarının davalı şirkete teslim edilemediği, teslim edilen cevher miktarının sözleşmede kararlaştırılan miktarın çok altında olduğu, bu nedenle iki yıllık sözleşme süresi sonunda sözleşmede kararlaştırılan toplam 48.000 ton cevherin teslim edilmesinin mümkün olmadığı, bu haliyle davacı tarafın yükümlülüklerini yerine getirmediği ve «sözleşmenin feshinin» kaçınılmaz olduğu, davalı şirketin ise sözleşmenin imzalanmasından sonra davacı tarafa, maden çıkarılacak sahanın teslimini yaptığı, sözleşmenin 23. maddesi gereğince sözleşmenin süresi içerisinde tamamlanması için gerekli «ihtarı» yaptığı bu nedenle sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmiş olduğu, sözleşmenin feshi ile «teminat mektubunun» irad kaydedilmesinde haklı olduğu, davacı tarafın sözleşme kapsamında davalı taraftan herhangi bir alacağının olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş …
Davacının ileri sürdüğü bu hususlar ''edimin imkansızlığı'' olup, mülga BK'nın 117. maddesinde ''borçluya isnad olunamayan haller nedeniyle «borcun ifasının» mümkün olmaması halinde borcun sakıt olacağı düzenlenmiş olup, bu maddede düzenlenen imkansızlık, akitten sonra fakat «temerrütten» önce meydana gelen imkansızlıktır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2379 E. 2018/8079 K.
Ortak:eksik inceleme
Benzer bu karardaBu nedenle, ileri sürülen dava sebepleri çerçevesinde yeniden «keşif» yaparak ve yeni bir bilirkişi heyetinden rapor ya da ek rapor alarak, uyuşmazlığın mülga 818 sayılı BK' nın 20. ve 117. maddeleri kapsamında değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ayıplı ifa · borcun ifası · ifa imkansızlığı · butlan · keşif · ifa · kusur
Benzer bu karardaDavacı vekili, çalışma sahasında yeterli cevher olmadığını, ihaleyi daha önceden alan kişiler tarafından da yeterli cevher çıkartılamadığını, sahanın bir kısmının askeri yasak bölgede bulunduğunu ve izin verilmediğinden bu kısımda çalışma da yapılamadığını, davalının sözleşmenin kurulması aşamasında bu durumları gizlediğini iddia etmiş, davalı ise «ayıplı ifa» nedeniyle sözleşmenin feshedildiğini savunmuştur.
Eğer «ifa imkansızlığı» sadece sözleşmenin tarafları bakımından değil de aynı sözleşmeyi yapacak herkes için söz konusu ise buna "objektif imkansızlık", yalnız sözleşme tarafının tutumundan doğmuşsa buna da "sübjektif imkansızlık" denilmektedir.
Davaya konu sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 117. maddesi uyarınca borçluya yüklenemeyen nedenler dolayısıyla «borcun ifası» mümkün olmazsa borç ortadan kalkar.
Şayet imkansızlık sözleşmenin yapıldığı sırada veya bundan önce mevcutsa sözleşmenin «butlanına» neden olur.(BK m.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6611 E. 2014/14055 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:inanç sözleşmesi · limited şirket pay devri · resmi şekil · pay devri · hisse devri · hisse devir sözleşmesi · limited şirket · geçersizlik
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 6762 sayılı TTK'nın 520. maddesi uyarınca «hisse devrinin» «resmi şekilde» «hisse devir sözleşmesi» ile yapılabileceği, taraflar arasında böyle bir sözleşme bulunmadığı, inançlı sözleşme niteliğinde bir belgeye dayanılarak hak talep edilebileceği, ancak davacı tarafça delil olarak sunulan "karşılıklı «taahhütname»" olarak adlandırılan belgenin «inanç sözleşmesi» niteliği taşımadığı gibi şirket hisse devri sonucunu doğuracak icrai bir etkiye sahip görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin maden sahasının aidiyetine ilişkin hükümlerinin değerlendirilmesi gerekirken sadece taraflar arasındaki sözleşmenin «limited şirket pay devri» sözleşmesi olarak nitelenmek suretiyle TTK'nın 520. maddesi uyarınca «geçersiz» olduğu gerekçesiyle reddi doğru olmadığından uyuşmazlığın davacının açıklanan talebi değerlendirilerek sonuçlandırılması gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın redd …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9751 E. 2016/912 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cezai şart · geçersizlik · haksız rekabet · iltibas
Benzer bu karardaMahkemece, Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un 4. maddesine göre belli faaliyet alanlarında üretim yapılmamasına ilişkin olarak yapılan sözleşmelerin «geçersiz» olduğu, bu nedenle davalıların üretim ve satış eylemlerinin «haksız rekabet» teşkil etmeyeceği, davalı ..... firmasının ... ibareli markası bulunmadığı, davalının faturalar üzerindeki markasal kullanımının davacının ... ibareli markası ile «iltibasa» neden olacağı, davalı ..... firmasının ise diğer davalının fabrika sahasını ve makinelerini kiralayarak ve üretimde bulunarak ....'nin eylemine doğrudan yardımcı olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespitine, 10.000 TL manevi tazminatın tahsiline, «cezai şart» talebinin reddine dair verilen karar taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 03/03/2015 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/2629 E. , 2023/6753 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 2019/207 Esas, 2020/223 Karar
HÜKÜM
Kısmen kabul
KARAR DÜZELTME İSTEYEN Davalı vekili
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.
Davalı vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; taraflar arasında krom cevherinin maden ocaklarından çıkarılması ve davalı şirkete ait fabrika sahasına naklinin yapılması hususunda 07.08.2006 tarihli sözleşme bulunduğunu, sözleşme ile davacının her ay %25 toleranslı olarak 2000 ton cevher üretip davalı şirket fabrika sahasına teslim etmeyi üstlendiğini, ancak sahada yeterli cevher olmadığından edimin yerine getirilemediğini, çalışma sahasının bir kısmının askeri yasak bölgede kaldığı ve burada çalışma yapılamadığını, davalının bu durumları bilmesine rağmen sakladığını, basiretli bir tacir gibi davranmadığını, sözleşme gereği davacı tarafından verilen 75.000,00 USD teminat mektubunun nakde dönüştürüldüğünü, davacının iş makinesi ve kamyon kiraladığını, bazılarını ise kredi çekerek satın aldığını, sözleşme feshedilince araçların banka tarafından satıldığını, cevher çıkartmak için çok miktarda yakıt parası ödediğini, davacının uğradığı zararlara karşılık fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak şimdilik 800,00 TL’nin sözleşmenin fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, ayrıca 75.000,00 USD teminatın şimdilik 7.200,00 TL'sinin teminat mektubunun nakde çevrildiği tarihteki kur üzerinden TL'ye çevrilerek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 25.09.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 130.500,00 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; talebin zamanaşımına uğradığını, davacının sözleşme kapsamında yapması gereken işleri yapmadığını, 29.08.2007 tarihli yazı ile eksikliklerin giderilmesi istendiği ve aksi halde sözleşmenin fesih edileceğinin bildirildirildiği, davacının teklif vermeden önce maden sahasını incelemesi gerektiği, basiretli bir tacir gibi davranmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak, taraflar arasındaki sözleşme gereğince davacıya yüklenen edimin sözleşmenin kurulduğu sırada ifasının imkansız olduğu, objektif yönden imkânsızlık bulunduğundan 818 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi uyarınca borç ilişkisinin esasen meydana gelmeyeceği, bu itibarla taraflarca düzenlenen sözleşmenin batıl olduğu, tarafların birbirlerine verdiklerini sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince iade etmekle yükümlü oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Yargıtay Kararı
Dairenin 20.10.2022 tarih, 2021/1492 E. ve 2022/7227 K. sayılı kararıyla, yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.
V. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran
Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
B. Karar Düzeltme Sebepleri
Davalı vekili; eksik inceleme ile karar verildiğini, sahada yeterli inceleme yapılıp örnek alınmadığını, dosya kapsamındaki bilirkişi raporu ile sundukları uzman görüşünün çelişkili olduğunu, imkansızlık halinin söz konusu olmadığını, sahada yeterli rezerv bulunduğunu, yapılan avans ödemesinin de mahsubu gerektiğini, kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek kararın düzeltilmesini ve Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sözleşmenin haksız feshi iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri.
2. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 20 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin karar düzeltme isteminin 1086 sayılı Kanun'un 442 nci maddesi gereğince REDDİNE,
Aşağıda yazılı bakiye 187,55 TL karar düzeltme ret harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen 1086 sayılı Kanun'un 442 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca takdiren 1.581,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine,
22.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/987116200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz