Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/2379 E. 2018/8079 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ayıplı ifa↗ borcun ifası↗ ifa imkansızlığı↗ butlan↗ bozma sonrası karar↗ keşif↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ ifa↗ kusur↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Dava, sözleşmenin haksız feshi iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, çalışma sahasında yeterli cevher olmadığını, ihaleyi daha önceden alan kişiler tarafından da yeterli cevher çıkartılamadığını, sahanın bir kısmının askeri yasak bölgede bulunduğunu ve izin verilmediğinden bu kısımda çalışma da yapılamadığını, davalının sözleşmenin kurulması aşamasında bu durumları gizlediğini iddia etmiş, davalı ise ayıplı ifa nedeniyle sözleşmenin feshedildiğini savunmuştur.
Bozma sonrası alınan bilirkişi raporu incelendiğinde, raporda, Maden İşleri Genel Müdürlüğü’ne verilen işletme projesine göre sahadaki görünür, muhtemel ve mümkün rezerv miktarlarına göre proje hazırlanacağı, bu proje çerçevesinde üretim yapılacağı, kapasite arttırımı ile ilgili ek rapor verileceği, saha mühendisleri tarafından hazırlanan iki projede de yıllık üretim miktarının 1.037 ton olduğu, sözleşmede belirtilen miktarın bu şartlara göre uygun olmayacağı, ayrıca sahada düzenli ve sistematik bir çalışma yapılmadığının tespit edildiğinin bildirildiği, raporun maden mühendisi bilirkişi tarafından hazırlandığı görülmektedir.
Davaya konu sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 117. maddesi uyarınca borçluya yüklenemeyen nedenler dolayısıyla borcun ifası mümkün olmazsa borç ortadan kalkar. Anılan hükme dayanılarak imkansızlıktan söz edebilmek için, imkansızlığın sözleşmeden sonra meydana gelmesi gerekir. Şayet imkansızlık sözleşmenin yapıldığı sırada veya bundan önce mevcutsa sözleşmenin butlanına neden olur.(BK m. 20) Doktrin ve Yargıtay uygulamasında imkansızlık, ortaya çıkış nedenine göre de bazı ayrımlara tabi tutulmaktadır. Eğer ifa imkansızlığı sadece sözleşmenin tarafları bakımından değil de aynı sözleşmeyi yapacak herkes için söz konusu ise buna "objektif imkansızlık", yalnız sözleşme tarafının tutumundan doğmuşsa buna da "sübjektif imkansızlık" denilmektedir. İmkansızlık, sözleşmeden sonra ve taraf kusurundan kaynaklanmışsa bu durum "kusurlu imkansızlık" ve fakat taraf kusuru olmadan meydana gelmişse "kusursuz imkansızlık" olarak adlandırılır. (Dairemiz’in 12.11.2015 tarih 2015/3197 - 2015/11946 sayılı ilamı)
Dairemiz bozma ilamında, davacının ileri sürdüğü hususların ''edimin imkansızlığı'' olduğu, uyuşmazlığın mülga BK 'nın 20. ve 117. maddeleri kapsamında değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği işaret edilmesine ve mahkemece bozma ilamına da uyulmasına rağmen, bozma gereği yerine getirilmemiş, yetersiz olduğu anlaşılan bilirkişi raporu ve bu raporda yapılan tespitlere dayanılarak hüküm kurulmuştur.
Bu nedenle, ileri sürülen dava sebepleri çerçevesinde yeniden keşif yaparak ve yeni bir bilirkişi heyetinden rapor ya da ek rapor alarak, uyuşmazlığın mülga 818 sayılı BK' nın 20. ve 117. maddeleri kapsamında değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16418 E. 2014/6805 K.
Ortak:borcun ifası
İncelediğiniz karardaDavaya konu sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 117. maddesi uyarınca borçluya yüklenemeyen nedenler dolayısıyla «borcun ifası» mümkün olmazsa borç ortadan kalkar.
Benzer bu karardaDavacının ileri sürdüğü bu hususlar ''edimin imkansızlığı'' olup, mülga BK'nın 117. maddesinde ''borçluya isnad olunamayan haller nedeniyle «borcun ifasının» mümkün olmaması halinde borcun sakıt olacağı düzenlenmiş olup, bu maddede düzenlenen imkansızlık, akitten sonra fakat «temerrütten» önce meydana gelen imkansızlıktır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hak ediş · teminat mektubu · sözleşmenin feshi · ihtar · tacir · temerrüt · teminat · teslim
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasında 07.08.2006 tarihinde sözleşme imzalandığı, 14.08.2006 tarihinde sözleşme kapsamında ihale edilen maden ocağının yer «teslim» işleminin yapıldığı yer teslim işleminden sonra süresi içerisinde davacı şirketin yapacağı işleri ve işletme metodunu gösteren projeyi davalı şirkete sunmadığı, sözleşmenin 3. maddesi gereğince hazırlık süresi sonunda her ay yüzde 25 torelanslı 2.000 ton cevher üretip davalı şirkete teslim etmesi gerekirken dosya arasındaki «hak ediş» raporları incelendiğinde, sözleşme kapsamında kararlaştırılan cevher miktarının davalı şirkete teslim edilemediği, teslim edilen cevher miktarının sözleşmede kararlaştırılan miktarın çok altında olduğu, bu nedenle iki yıllık sözleşme süresi sonunda sözleşmede kararlaştırılan toplam 48.000 ton cevherin teslim edilmesinin mümkün olmadığı, bu haliyle davacı tarafın yükümlülüklerini yerine getirmediği ve «sözleşmenin feshinin» kaçınılmaz olduğu, davalı şirketin ise sözleşmenin imzalanmasından sonra davacı tarafa, maden çıkarılacak sahanın teslimini yaptığı, sözleşmenin 23. maddesi gereğince sözleşmenin süresi içerisinde tamamlanması için gerekli «ihtarı» yaptığı bu nedenle sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmiş olduğu, sözleşmenin feshi ile «teminat mektubunun» irad kaydedilmesinde haklı olduğu, davacı tarafın sözleşme kapsamında davalı taraftan herhangi bir alacağının olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş …
Davacının ileri sürdüğü bu hususlar ''edimin imkansızlığı'' olup, mülga BK'nın 117. maddesinde ''borçluya isnad olunamayan haller nedeniyle «borcun ifasının» mümkün olmaması halinde borcun sakıt olacağı düzenlenmiş olup, bu maddede düzenlenen imkansızlık, akitten sonra fakat «temerrütten» önce meydana gelen imkansızlıktır.
Mahkemece, davacının iddialarının davalının da «tacir» olduğu hususu nazara alınarak, tacir olan davacının da dayanabileceği tartışmasız olan mülga BK'nın 20 ve 177. maddeleri kapsamında değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2629 E. 2023/6753 K.
Ortak:eksik inceleme
İncelediğiniz karardaBu nedenle, ileri sürülen dava sebepleri çerçevesinde yeniden «keşif» yaparak ve yeni bir bilirkişi heyetinden rapor ya da ek rapor alarak, uyuşmazlığın mülga 818 sayılı BK' nın 20. ve 117. maddeleri kapsamında değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/11759 E. 2015/3693 K.
Ortak:borcun ifası · ifa imkansızlığı · butlan · ifa · kusur · Tazminat
İncelediğiniz karardaEğer «ifa imkansızlığı» sadece sözleşmenin tarafları bakımından değil de aynı sözleşmeyi yapacak herkes için söz konusu ise buna "objektif imkansızlık", yalnız sözleşme tarafının tutumundan doğmuşsa buna da "sübjektif imkansızlık" denilmektedir.
Davacı vekili, çalışma sahasında yeterli cevher olmadığını, ihaleyi daha önceden alan kişiler tarafından da yeterli cevher çıkartılamadığını, sahanın bir kısmının askeri yasak bölgede bulunduğunu ve izin verilmediğinden bu kısımda çalışma da yapılamadığını, davalının sözleşmenin kurulması aşamasında bu durumları gizlediğini iddia etmiş, davalı ise «ayıplı ifa» nedeniyle sözleşmenin feshedildiğini savunmuştur.
Davaya konu sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 117. maddesi uyarınca borçluya yüklenemeyen nedenler dolayısıyla «borcun ifası» mümkün olmazsa borç ortadan kalkar.
Benzer bu karardaEğer «ifa imkansızlığı» sadece sözleşmenin tarafları bakımından değil aynı sözleşmeyi yapacak herkes için söz konusu ise buna "objektif imkansızlık", yalnız sözleşmenin taraflarından birinin tutumundan doğmuşsa buna da "sübjektif imkansızlık" denilmektedir.
1-Dava, sigortalıya ait emtiasının davalı tarafından işletilen antrepoda bulunduğu sırada meydana gelen sel baskını nedeniyle hasarlandığı iddiasına dayalı «rücuan tazminat» istemine ilişkin olup, Hasar tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 117. maddesi hükmü uyarınca karşılıklı «taahhütleri» içeren sözleşmelerde borçluya yüklenemeyen nedenler dolayısıyla «borcun ifası» mümkün olmazsa borç ortadan kalkar.
Buna göre; "Borçluya isnat olunamayan haller münasebeti nedeniyle «borcun ifası» mümkün olmazsa borç sakıt olur" yasa maddesine göre imkansızlıktan söz edebilmek için imkansızlığın sözleşmeden sonra meydana gelmesi gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:geçici depolama · mücbir sebep · rücuan tazminat · tanıma · taahhütname · dava sebebi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının «geçici depolama» yeri işleticisi olduğu, 818 sayılı BK'nın 474. maddesi uyarınca ardiye sahibini eşyayı ihtimam ile muhafaza etme yükümlülüğü bulunduğu, sorumluluğun depolama yerinden emtianın çıkışına kadar devam edeceği, antreponun dere yatağının üst kotundan iki metre aşağıya yapıldığı, yapı ruhsatı ve iskan belgesinin olmadığı, davalının sorumluluğunu ortadan kaldıracak «mücbir sebep» bulunmadığı, böyle bir zararın gerçekleşebileceğinin davalı tarafından öngörülebileceği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
1-Dava, sigortalıya ait emtiasının davalı tarafından işletilen antrepoda bulunduğu sırada meydana gelen sel baskını nedeniyle hasarlandığı iddiasına dayalı «rücuan tazminat» istemine ilişkin olup, Hasar tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 117. maddesi hükmü uyarınca karşılıklı «taahhütleri» içeren sözleşmelerde borçluya yüklenemeyen nedenler dolayısıyla «borcun ifası» mümkün olmazsa borç ortadan kalkar.
Genelde dış kuvvetlerin sonucu olan, borçlunun işletmesiyle bağlantılı bulunmayan, önceden görülemeyen, kaçınılmaz ve mutlak bir şekilde «borcun ifasını» engelleyen olay olarak doktrinde «tanımını» bulan mücbir «sebebin» varlığı, borçlu yönünden borcu ortadan kaldıran nedenler arasındadır.
Yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olunursa, davaya konu sel felaketinin 09.09.2009 tarihinde meydana geldiği dosya kapsamından anlaşılmakta olup, dairemize intikal eden emsal mahiyetteki dosyalar itibari ile dava konusu felaket, Dairemiz kararlarında borcu sona erdiren bir «mücbir sebep» hali olarak kabul edilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/2379 E. , 2018/8079 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 22/03/2017 tarih ve 2014/323-2017/78 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında krom cevherinin maden ocaklarından çıkarılması ve davalı şirkete ait fabrika sahasına naklinin yapılması hususunda 07.08.2006 tarihli sözleşme bulunduğunu, sözleşme ile davacının her ay % 25 toleranslı olarak 2.000 ton cevher üretip davalı şirket fabrika sahasına teslim etmeyi üstlendiğini, ancak sahada yeterli cevher olmadığından edimin yerine getirilemediğini, çalışma sahasının bir kısmının askeri yasak bölgede kaldığı ve burada çalışma yapılamadığını, davalının bu durumları bilmesine rağmen sakladığını, basiretli bir tacir gibi davranmadığını, sözleşme gereği davacı tarafından verilen 75.000 Amerikan Doları teminat mektubunun nakde dönüştürüldüğünü, davacının iş makinesi ve kamyon kiraladığını, bazılarını ise kredi çekerek satın aldığını, sözleşme feshedilince araçların banka tarafından satıldığını, cevher çıkartmak için çok miktarda yakıt parası ödediğini, davacının uğradığı zararlara karşılık fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak şimdilik 800,00 TL’nin sözleşmenin fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, ayrıca 75.000 Amerikan Doları teminatın şimdilik 7.200,00 TL'sinin teminat mektubunun nakde çevrildiği tarihteki kur üzerinden TL'ye çevrilerek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 25.09.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 130.500 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, sözleşmenin 26.09.2007 tarihinde feshedildiğini, talebin zamanaşımına uğradığını, davacının sözleşme kapsamında yapması gereken işleri yapmadığını, 29.08.2007 tarihli yazı ile eksikliklerin giderilmesi istendiği ve aksi halde sözleşmenin fesih edileceğinin bildirildirildiği, davacının teklif vermeden önce maden sahasını incelemesi gerektiği, basiretli bir tacir gibi davranmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı ile yaptığı sözleşmeye göre % 25 toleranslı 2000 ton / ay krom cevheri üretiminin saha şartlarına uygun olmayacağı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sözleşmenin haksız feshi iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, çalışma sahasında yeterli cevher olmadığını, ihaleyi daha önceden alan kişiler tarafından da yeterli cevher çıkartılamadığını, sahanın bir kısmının askeri yasak bölgede bulunduğunu ve izin verilmediğinden bu kısımda çalışma da yapılamadığını, davalının sözleşmenin kurulması aşamasında bu durumları gizlediğini iddia etmiş, davalı ise ayıplı ifa nedeniyle sözleşmenin feshedildiğini savunmuştur.
Bozma sonrası alınan bilirkişi raporu incelendiğinde, raporda, Maden İşleri Genel Müdürlüğü’ne verilen işletme projesine göre sahadaki görünür, muhtemel ve mümkün rezerv miktarlarına göre proje hazırlanacağı, bu proje çerçevesinde üretim yapılacağı, kapasite arttırımı ile ilgili ek rapor verileceği, saha mühendisleri tarafından hazırlanan iki projede de yıllık üretim miktarının 1.037 ton olduğu, sözleşmede belirtilen miktarın bu şartlara göre uygun olmayacağı, ayrıca sahada düzenli ve sistematik bir çalışma yapılmadığının tespit edildiğinin bildirildiği, raporun maden mühendisi bilirkişi tarafından hazırlandığı görülmektedir.
Davaya konu sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 117. maddesi uyarınca borçluya yüklenemeyen nedenler dolayısıyla borcun ifası mümkün olmazsa borç ortadan kalkar. Anılan hükme dayanılarak imkansızlıktan söz edebilmek için, imkansızlığın sözleşmeden sonra meydana gelmesi gerekir. Şayet imkansızlık sözleşmenin yapıldığı sırada veya bundan önce mevcutsa sözleşmenin butlanına neden olur.(BK m.
20) Doktrin ve Yargıtay uygulamasında imkansızlık, ortaya çıkış nedenine göre de bazı ayrımlara tabi tutulmaktadır. Eğer ifa imkansızlığı sadece sözleşmenin tarafları bakımından değil de aynı sözleşmeyi yapacak herkes için söz konusu ise buna "objektif imkansızlık", yalnız sözleşme tarafının tutumundan doğmuşsa buna da "sübjektif imkansızlık" denilmektedir. İmkansızlık, sözleşmeden sonra ve taraf kusurundan kaynaklanmışsa bu durum "kusurlu imkansızlık" ve fakat taraf kusuru olmadan meydana gelmişse "kusursuz imkansızlık" olarak adlandırılır. (Dairemiz’in 12.11.2015 tarih 2015/3197 - 2015/11946 sayılı ilamı)
Dairemiz bozma ilamında, davacının ileri sürdüğü hususların ''edimin imkansızlığı'' olduğu, uyuşmazlığın mülga BK 'nın 20. ve 117. maddeleri kapsamında değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği işaret edilmesine ve mahkemece bozma ilamına da uyulmasına rağmen, bozma gereği yerine getirilmemiş, yetersiz olduğu anlaşılan bilirkişi raporu ve bu raporda yapılan tespitlere dayanılarak hüküm kurulmuştur.
Bu nedenle, ileri sürülen dava sebepleri çerçevesinde yeniden keşif yaparak ve yeni bir bilirkişi heyetinden rapor ya da ek rapor alarak, uyuşmazlığın mülga 818 sayılı BK' nın 20. ve 117. maddeleri kapsamında değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 19/12/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/465634300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz