Menfi tespit | Menfi tespit | İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4643 E. 2023/6535 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kefalet sözleşmesi↗ hakkın kötüye kullanılması↗ vekâlet ücreti↗ müteselsil kefil↗ basiretli tacir↗ kefalet↗ oy yasağı↗ dürüstlük kuralı↗ kefil↗ taraf ehliyeti↗ istirdat↗ esastan ret↗ yetki↗ geçersizlik↗ kredi sözleşmesi↗ ihtarname↗ tacir↗ yetkisizlik kararı↗ menfi tespit↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/541 E., 2021/798 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit ve istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 07.11.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı banka tarafından müvekkiline gönderilen 05.07.2019 tarihli ihtarname ile borçlusu ... İmar İnşaat San. Tic. Ltd. Şti. kefili ... Belediyesi Başkanlığı gösterilmiş olan kredi sözleşmesi bulunduğunu, hesabın kat edildiğini, müşterek ve müteselsil kefil olarak imzası bulunan müvekkilinin sorumlu olduğunun belirtildiğini, ... adına yetkisiz bir biçimde ve hukuken geçersiz bir imza olduğundan müvekkilinin ihtarnamede belirtilen borçtan hukuken bir sorumluluğunun bulunmadığını, adı geçen şirket borcuna kefil olacağına ilişkin alınmış bir Belediye Meclisi kararının da olmadığını ileri sürerek ihtarname ile talep edilen borcunun bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ...'nin %100 hissesine sahip olduğu ... İmar İnş. San. Tic. Ltd. Şti. adına kredi kullanılırken Belediye adına belediye başkanının da kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığını, 05.05.2017 tarihli toplantıda Belediye Meclisi tarafından ... İmar İnş. San. Tic. Ltd. Şti.nin kullanacağı kredi ile ilgili her türlü işlemi yapması için Belediye Başkanına yetki verildiğini, bu yetkiye istinaden davacı ... tarafından imzalanan kefalet sözleşmesinin geçerli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun (5393 sayılı Kanun) ilgili 15, 18, 38, 60 ve 68 inci maddeleri birlikte değerlendirildiğinde yasal mevzuatta davalı Belediyenin kefil olabileceğine ilişkin açık bir hükmün bulunmadığı, kefaletin borçlanma olarak kabul edilemeyeceği, kefaletle ilgili hiçbir ibarenin bulunmadığı tespit edilmekle davalı Belediyenin kredi sözleşmelerindeki kefaletinin geçersiz olduğu kanaatine varıldığı, Sayıştay raporlarının da bu durumu doğruladığı, bu hususta alınmış bir Belediye Meclis kararının da bulunmadığı, kaldı ki gayri nakdi alacaklar yönünden kefalet için de sözleşmede açık hüküm bulunması gerektiği, yapılan kısmi ödemelerin istirdat istemine dönüştüğü gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının toplam 2.206.301,26 TL ile kefaleten borçlu olmadığının tespitine, ödenen toplam 1.550.757,88 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Belediyelerin mali özerklik kapsamında borçlanma usulüne uyarak borçlanabileceği ve hatta kefil olabileceğini, davacı tarafından kefaletin geçersiz olduğunun ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'nin bir kamu tüzel kişisi olup yetki ve görevlerinin özel kanunlarda tanımlandığını, kamu tüzel kişilerinin ancak kanunla açıkça yetkili kılındığı takdirde kefil olma ehliyetlerinin bulunduğu, yasal mevzuatta davalı ...'nin kefil olabileceğine ilişkin açık bir hükmün bulunmadığı, bu hususta yetki veren bir Belediye Meclis kararının da olmadığı, kefaletin geçerli olmadığı, öte yandan davalının basiretli tacir olup, davacının kefalet ehliyetinin araştırarak buna göre hareket etmesinin gerektiği nazara alınarak beyan ve savunmalarına itibar edilmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 05.05.2017 tarihli Belediye Meclis kararıyla sözleşme yapabilmesi hususunda belediye başkanına yetki verildiğini, artık belediye başkanının attığı imza ile kefalet borcunun doğduğunu, yasal mevzuatta açıkça kefalet yasağı getirilmediğini, kefaletin de bir tür borçlanma olduğunu ve belediyelerin de borçlanmasının mümkün olduğunu, 5393 sayılı Kanun'un 68 inci maddesinde öngörülen borçlanma limitlerinin aşılmadığını, Belediye'nin kefalet sorumluluğunu inkar etmesinin iyi niyet ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, davacı ...'nin %100 hisse sahibi olduğu ... İmar İnş. San. Tic. Ltd. Şti.'nin davalı bankadan kullandığı kredilere kefalet ehliyetinin bulunup bulunmadığı ve yapılan ödemelerin istirdadına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 5393 sayılı Kanun'un 15, 18, 38, 68, 70 inci maddeleri ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 581 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, özellikle 5393 sayılı Kanun'un 68 inci maddesindeki şartların sağlanamamış olmasına ve 05.05.2017 tarihli Belediye Meclis kararının bu kapsamda kabul edilebilecek bir karar olmamasına göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Ticaret sicil memurluğu kararına itiraz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/134 E. 2024/4364 K.
Ortak:yetki · yetkisizlik kararı
İncelediğiniz karardaBelediyesi Başkanlığı gösterilmiş olan «kredi sözleşmesi» bulunduğunu, hesabın kat edildiğini, müşterek ve «müteselsil kefil» olarak imzası bulunan müvekkilinin sorumlu olduğunun belirtildiğini, ... adına «yetkisiz» bir biçimde ve hukuken «geçersiz» bir imza olduğundan müvekkilinin «ihtarnamede» belirtilen borçtan hukuken bir sorumluluğunun bulunmadığını, adı geçen şirket borcuna kefil olacağına ilişkin alınmış bir Belediye Meclisi kararının da olmadığını …
Şti.nin kullanacağı kredi ile ilgili her türlü işlemi yapması için Belediye Başkanına «yetki» verildiğini, bu yetkiye istinaden davacı ... tarafından imzalanan «kefalet sözleşmesinin» geçerli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'nin bir kamu tüzel kişisi olup «yetki» ve görevlerinin özel kanunlarda tanımlandığını, kamu tüzel kişilerinin ancak kanunla açıkça yetkili kılındığı takdirde «kefil» olma «ehliyetlerinin» bulunduğu, yasal mevzuatta davalı ...'nin kefil olabileceğine ilişkin açık bir hükmün bulunmadığı, bu hususta yetki veren bir Belediye Meclis kararının da olmadığı, «kefaletin» geçerli olmadığı, öte yandan davalının «basiretli tacir» olup, davacının kefalet ehliyetinin araştırarak buna göre hareket etmesinin gerektiği nazara alınarak beyan ve savunmalarına itibar edilmediği gerekçesiyle davalı …
Benzer bu karardaSiciline kayıtlı özel hukuk tüzel kişisi olduğunu, 07.08.2019 tarihinde «olağanüstü genel kurul» toplantısının yapıldığını, genel kurulun tescili için 20.08.2019 tarihinde davalıya başvuruda bulunulduğunu, başvurunun davalı tarafından tüzel kişi tarafından belirlenecek gerçek kişinin seçiminin belediye meclisi tarafından yapılması gerektiğinden bahisle reddedildiğini, «yetkinin» belediye başkanında olduğunu belirterek 07.08.2019 tarihli olağanüstü genel kurulun tescil ve «ilan» talebinin reddine ilişkin kararının iptaline, genel kurulunun tesciline ve Ticaret Sicil Gazetesinde ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; kararda hukuka aykırılık bulunmadığını, davacı şirketin birden fazla ortaklı bir «anonim şirket» olduğunu, 07.08.2019 tarihli «olağanüstü genel kurul» toplantısına İzmir Büyükşehir Belediyesi'ni «temsilen» ...'in katıldığını, belediye «tüzel kişiliğini» temsilen gerçek kişinin «görevlendirilmesine» dair herhangi bir meclis kararı bulunmadığını, Belediye tüzel kişiliği tarafından temsilci görevlendirilme «yetkisinin» Belediyenin karar organı olan Belediye Meclisinde olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüzel kişi adına gerçek kişiyi belirleme «yetkisinin» belediye başkanının yetkisinde olduğu, kanun hükümlerinin genelge veya düzenleyici işlemler ile kaldırılamayacağı, davalının öncelikle kanun hükümlerini uygulamakla yükümlü olduğu, bu nedenle red kararının ilgili Kanun ve «normlar hiyerarşisine» aykırı bulunduğu belirtilerek davanın kabulü ile davacı şirketin 07.08.2019 tarihli genel kurulunun tesciline ve Ticaret Sicil Gazetesinde «ilanına» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:normlar hiyerarşisi · istinaf kanun yolu · davanın konusuz kalması · olağanüstü genel kurul · kanun yolu · tüzel kişilik · kaldırma ve yeniden hüküm · anonim şirket
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile belediye «tüzel kişiliğinin» «temsilcisi» olan belediye başkanının belirlemiş olduğu temsilcisinin genel kurulda belediyeyi temsil kabiliyeti bulunduğu, «normlar hiyerarşisi» çerçevesinde uyuşmazlığın çözümünde öncelikle 5393 sayılı Belediye Kanunu (5393 sayılı Kanun) hükümlerinin uygulanması gerektiği, bu itibarla davacının tescil talebinin yerinde olduğu, tarafların kabulünde olduğu üzere davaya konu genel kurul kararının davalı ... tarafından karar tarihinden sonra 23.10.2019 tarihinde tescil ve «ilan» edildiği, esasen «istinaf kanun yolu» aşamasında davacının davasının konusuz kaldığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 331 inci maddesi gereğince «davanın konusuz kalması» sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre «yargılama giderlerine» hükmedileceği, davacının davasının konusuz kalmış olması nedeni ile davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığı», davanın açılmasına davalı neden olduğundan davacı lehine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesine karar verilmesi gerektiği gerekçeleriyle davacının is …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; kararda hukuka aykırılık bulunmadığını, davacı şirketin birden fazla ortaklı bir «anonim şirket» olduğunu, 07.08.2019 tarihli «olağanüstü genel kurul» toplantısına İzmir Büyükşehir Belediyesi'ni «temsilen» ...'in katıldığını, belediye «tüzel kişiliğini» temsilen gerçek kişinin «görevlendirilmesine» dair herhangi bir meclis kararı bulunmadığını, Belediye tüzel kişiliği tarafından temsilci görevlendirilme «yetkisinin» Belediyenin karar organı olan Belediye Meclisinde olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Siciline kayıtlı özel hukuk tüzel kişisi olduğunu, 07.08.2019 tarihinde «olağanüstü genel kurul» toplantısının yapıldığını, genel kurulun tescili için 20.08.2019 tarihinde davalıya başvuruda bulunulduğunu, başvurunun davalı tarafından tüzel kişi tarafından belirlenecek gerçek kişinin seçiminin belediye meclisi tarafından yapılması gerektiğinden bahisle reddedildiğini, «yetkinin» belediye başkanında olduğunu belirterek 07.08.2019 tarihli olağanüstü genel kurulun tescil ve «ilan» talebinin reddine ilişkin kararının iptaline, genel kurulunun tesciline ve Ticaret Sicil Gazetesinde ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
-
Belediyeyi şirket genel kurulunda temsilciyi başkan belirler
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3039 E. 2023/7365 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:geçici tescil
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri 1-Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; red kararının şirketin üçüncü şahıslar nezdinde işlem doğurmaya yetkili «temsilcisine» ilişkin bir karar olduğu da dikkate alındığında tedbir talep ederek müvekkili şirkete ait bu kararın «geçici tescilini» talep ettiklerini belirterek tedbir yönünden verilen ret kararının kaldırılarak tedbir niteliğindeki geçici tescil talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2- Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu olayda idari yargının «görevli» olduğunu, Ticaret Bakanlığının, mezkur Çevre ve Şehircilik Bakanlığı görüşü doğrultusunda hareket edilmesine ilişkin 15.05.2019 tarihli talimat yazısına istinaden dava konusu edilen tescil başvurusunu iade ettiğini, belediye tarafından kurulan şirketler adına hareket edecek gerçek kişinin, belediye meclisi tarafından belirlenmesi gerektiğinin talimatlandırıldığını, «geçici tescil» talebinin reddine karar verilmesini, müvekkilinin dava açılmasına sebebiyet vermediğinden «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
… tarih ve sayısı belirtilen kararı ile belediye meclisine verilmiş yetkiler dışında kalan hususlarda yetkili bulunan belediye başkanın bağlı şirketin genel kurulunda «temsili» sağlanmak üzere temsilci atayamayacağını kabul edilmesinin yasal düzenlemelere aykırı olacağı, somut olayda 6102 sayılı Kanun'un 32 nci madde koşulları bulunmadığından davacı vekilinin bu hususa yönelik istinaf nedeni yerinde görülmediği, «geçici tescilin» itiraz aşamasından önceki evreye ilişkin olduğu, belediyenin paydaşı bulunduğu şirketlerde belediye «tüzel kişiliğini» temsil edecek kişinin belirlenmesi belediye başkanı tarafından yapılacağından İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 21.05.2021 tarihli red kararının iptaline karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmediği, yasal düzenlemelere aykırı işlem ile davanın açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine vekâlet ücreti ve «yargı gideri» ile sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/4643 E. , 2023/6535 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/121 Esas, 2022/917 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2020/541 E., 2021/798 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit ve istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 07.11.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı banka tarafından müvekkiline gönderilen 05.07.2019 tarihli ihtarname ile borçlusu ... İmar İnşaat San. Tic. Ltd. Şti. kefili ... Belediyesi Başkanlığı gösterilmiş olan kredi sözleşmesi bulunduğunu, hesabın kat edildiğini, müşterek ve müteselsil kefil olarak imzası bulunan müvekkilinin sorumlu olduğunun belirtildiğini, ... adına yetkisiz bir biçimde ve hukuken geçersiz bir imza olduğundan müvekkilinin ihtarnamede belirtilen borçtan hukuken bir sorumluluğunun bulunmadığını, adı geçen şirket borcuna kefil olacağına ilişkin alınmış bir Belediye Meclisi kararının da olmadığını ileri sürerek ihtarname ile talep edilen borcunun bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ...'nin %100 hissesine sahip olduğu ... İmar İnş. San. Tic. Ltd. Şti. adına kredi kullanılırken Belediye adına belediye başkanının da kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığını, 05.05.2017 tarihli toplantıda Belediye Meclisi tarafından ... İmar İnş. San. Tic. Ltd. Şti.nin kullanacağı kredi ile ilgili her türlü işlemi yapması için Belediye Başkanına yetki verildiğini, bu yetkiye istinaden davacı ... tarafından imzalanan kefalet sözleşmesinin geçerli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun (5393 sayılı Kanun) ilgili 15, 18, 38, 60 ve 68 inci maddeleri birlikte değerlendirildiğinde yasal mevzuatta davalı Belediyenin kefil olabileceğine ilişkin açık bir hükmün bulunmadığı, kefaletin borçlanma olarak kabul edilemeyeceği, kefaletle ilgili hiçbir ibarenin bulunmadığı tespit edilmekle davalı Belediyenin kredi sözleşmelerindeki kefaletinin geçersiz olduğu kanaatine varıldığı, Sayıştay raporlarının da bu durumu doğruladığı, bu hususta alınmış bir Belediye Meclis kararının da bulunmadığı, kaldı ki gayri nakdi alacaklar yönünden kefalet için de sözleşmede açık hüküm bulunması gerektiği, yapılan kısmi ödemelerin istirdat istemine dönüştüğü gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının toplam 2.206.301,26 TL ile kefaleten borçlu olmadığının tespitine, ödenen toplam 1.550.757,88 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Belediyelerin mali özerklik kapsamında borçlanma usulüne uyarak borçlanabileceği ve hatta kefil olabileceğini, davacı tarafından kefaletin geçersiz olduğunun ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'nin bir kamu tüzel kişisi olup yetki ve görevlerinin özel kanunlarda tanımlandığını, kamu tüzel kişilerinin ancak kanunla açıkça yetkili kılındığı takdirde kefil olma ehliyetlerinin bulunduğu, yasal mevzuatta davalı ...'nin kefil olabileceğine ilişkin açık bir hükmün bulunmadığı, bu hususta yetki veren bir Belediye Meclis kararının da olmadığı, kefaletin geçerli olmadığı, öte yandan davalının basiretli tacir olup, davacının kefalet ehliyetinin araştırarak buna göre hareket etmesinin gerektiği nazara alınarak beyan ve savunmalarına itibar edilmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
05. 05.2017 tarihli Belediye Meclis kararıyla sözleşme yapabilmesi hususunda belediye başkanına yetki verildiğini, artık belediye başkanının attığı imza ile kefalet borcunun doğduğunu, yasal mevzuatta açıkça kefalet yasağı getirilmediğini, kefaletin de bir tür borçlanma olduğunu ve belediyelerin de borçlanmasının mümkün olduğunu, 5393 sayılı Kanun'un 68 inci maddesinde öngörülen borçlanma limitlerinin aşılmadığını, Belediye'nin kefalet sorumluluğunu inkar etmesinin iyi niyet ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, davacı ...'nin %100 hisse sahibi olduğu ... İmar İnş. San. Tic. Ltd. Şti.'nin davalı bankadan kullandığı kredilere kefalet ehliyetinin bulunup bulunmadığı ve yapılan ödemelerin istirdadına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 5393 sayılı Kanun'un 15, 18, 38, 68, 70 inci maddeleri ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 581 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, özellikle 5393 sayılı Kanun'un 68 inci maddesindeki şartların sağlanamamış olmasına ve 05.05.2017 tarihli Belediye Meclis kararının bu kapsamda kabul edilebilecek bir karar olmamasına göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/986891400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz