6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ticari davada arabuluculuk dava şartına uyulmaması nedeniyle usulden ret

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1269 E. 2022/1034 K. · · İlk derece: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Davacının nitelemesi: Arabuluculuk Dava Şartı mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

TTK 4. maddesi kapsamında ticari dava niteliğindeki alacak davalarında, dava açılmadan önce TTK 5/A maddesi uyarınca arabuluculuğa başvurulması dava şartıdır; bu şart yerine getirilmeden açılan dava, dava şartı yokluğundan usulden reddedilir. Lehine usulden ret kararı verilen taraf vekilinin, hukuki yarar bulunmaksızın ve süreci uzatmak amacıyla bu karara karşı istinaf yoluna başvurması durumunda, HMK m.329/2 uyarınca istinaf başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle vekil hakkında disiplin para cezasına hükmedilebilir.

Ele alınan sorunlar

Ticari dava niteliğindeki alacak davasında arabuluculuğa başvurulmadan dava açılması → ret

İddia: Davalı vekili, dava lehine reddedilmiş olmakla birlikte, dava şartlarını taşımayan dava dilekçelerinin işleme konulamaması ve dava ikamesine mani olunması için kayıt sisteminin uyarı verici hale getirilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Gerekçe: Eldeki dava TTK 4. maddesine göre ticari dava niteliğinde olduğundan, 6102 sayılı TTK'nun 5/A maddesine göre dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurma zorunluluğu bulunmaktadır. Dava öncesi arabuluculuğa başvuru şartı yerine getirilmediğinden, ilk derece mahkemesince davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Davalı vekilinin ileri sürdüğü, dava şartı taşımayan dilekçelerin işleme konulmaması ve dava ikamesine mani olunması gerektiği yönündeki sebepler, hükme yönelik bir hukuka aykırılık nedeni teşkil etmemektedir; uyap sisteminde mevcut eksiklerin istinaf incelemesiyle çözümü de mümkün değildir. Davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiş olması, davalı yönünden esasen lehe bir sonuç olduğundan, davalı vekilinin bu karara karşı istinaf yoluna başvurmasında hukuki yarar bulunmadığı anlaşılmıştır. Hükümde kamu düzenine aykırılık bulunmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Lehine sonuçlanan kararı istinaf eden vekil hakkında disiplin para cezası → kabul

Gerekçe: HMK m.329/2'ye göre kötü niyet sahibi davalı veya hiçbir hakkı olmadığı halde dava açan taraf disiplin para cezası ile mahkûm edilebilir; bu durumda vekil sebebiyet vermişse ceza vekil hakkında uygulanır. Davalı vekili, dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiş olmasına ve bu kararın davalı lehine olmasına rağmen, süreci uzatacak şekilde karara karşı istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalının istinaf başvuru hakkını kötüye kullandığı ve buna vekilin sebebiyet verdiği gözetilerek davalı vekili aleyhine disiplin para cezasına hükmedilmesi gerekmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararın emsal değeri iki ayrı sorunda görülmektedir: (i) tersane kızak işgaliye bedeli alacağının TTK 4. madde kapsamında ticari dava niteliğinde sayılarak TTK 5/A uyarınca arabuluculuk dava şartına tabi olduğu tespiti; (ii) lehine usulden ret kararı verilen tarafın hukuki yarar bulunmaksızın istinaf yoluna başvurması halinde HMK 329/2 uyarınca vekil hakkında disiplin para cezası uygulanabileceği yönündeki içtihat.

Usul tespitleri

Dava şartı
Ticari dava niteliğindeki alacak davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olması (TTK 5/A) dava şartıdır; bu şart yerine getirilmeden açılan dava, dava şartı yokluğundan usulden reddedilir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
arabuluculuk dava şartı ticari dava kızak işgaliye bedeli hukuki yarar disiplin para cezası istinaf başvuru hakkının kötüye kullanılması

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 4TTK 5/A · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 114HMK 329/2

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/1269

KARAR NO 2022/1034

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 22/04/2022

NUMARASI 2022/76 Esas 2022/247 Karar

DAVA

Alacak (Kurtarma Ve Yardımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 05/07/2022

Arabuluculuk dava şartı yokluğundan davanın reddine ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkillerinin ... tersanesinin işletmecisi olduklarını, davalının donatanı olduğu, ... IMO numaralı Türk Bayraklı M/F SİYA isimli geminin, kaza nedeni ile hasarlandığını,tarafların 08/08/2020 tarihinde geminin tamir ve bakımı için anlaştıklarını, 09/08/2020 günü tersaneye getirilerek kızağa çekildiğini, taraflar arasında kararlaştırılan 23 günlük lumpsum anlaşması doğrultusunda süre 31/08/2020 tarihinde sona ermesine rağmen, davalı şirket tarafından pervane teslim edilmediği için sürecin uzadığını, davalı şirketin pervaneyi 10/10/2020 tarihinde ulaştırdığını, 23/10/2020 tarihinde davalı şirkete tamir ve bakımın tamamlandığının bildirildiğini, ancak davalının gemiyi teslim almadığını, uzunca bir süre kızakta beklettiğini, ihtarname gönderilmesine rağmen davalının herhangi bir çaba sarfetmediğini, yapılan uzlaşma çabası neticesinde 15/01/2021 tarihinde kızaktan indirilip götürülmesi karşılığında ve biriken bakiye 120.000- USD ödenmesi koşuluyla ekstra ücretsiz olarak bakım ve tamir işlemleri yapılarak 15/01/2021 tarihinde teslime hazır olduğunun davalı şirkete bildirildiğini, ancak gemi kaydında seferden men şerhi olduğu için geminin tersaneden alınmasının mümkün olmadığının bildirildiğini, davalı şirketin talebi doğrultusunda 23/02/2021 tarihinde geminin kızaktan indirilerek bekleme rıhtımına alındığını, geminin teslim alınmaması ve bakiye bedellerin ödenmemesi üzerine ihtarname gönderildiğini, cevap verilmediğini, takibin adi ortaklık adına takip başlatılamayacağı gerekçesiyle iptaline karar verildiğini, 29/11/2021 tarihindeki lodos fırtınasında geminin iskeleye çarparak hasarlandığını ve batma tehlikesi geçirdiğini, geminin emniyete alınması için tersanenin yeni inşa bölümüne çekilmesini talep ettiklerini, davalıya gönderilen ihtarnamelerin cevapsız kaldığını, geminin 31/12/2021 tarihinde karaya çekildiğini ve operasyonun 13/01/2022 tarihinde tamamlanarak geminin yeni inşa bölümünde emniyete alındığını, tüm sürecin Yalova Liman Başkanlığı tarafından 08/02/2022 tarihli raporda özetlendiğini, davalı şirketin donatanı olduğu İstanbul Limanı'na tescilli, TUGS:2213 sırasında kayıtlı, ...

IMO numaralı, Türk Bayraklı, ... isimli gemiden kaynaklı alacaklarının tespiti ile hüküm altına alınmasını, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 250.000-USD -1 USD =13,6604 TL olmak üzere dava tarihinde 3.415.100- TL- olarak,tespit edilecek tutar doğrultusunda bedel arttırım dilekçesi sunulacağını, davalı gemi kaydında TTK m.1320/1-c uyarınca kanuni rehin hakkı tanınmasını, TTK m.1013 uyarınca tespit edilip hüküm altına alınacak alacak tutarı kadar, davalı gemi siciline ipotek tesis edilmesini,gemi üzerinde hapis hakkının tanınmasını, dava tarihinden itibaren geminin muhafazası nedeniyle ayrılış tarihine kadar, günlük ücretin 750- USD olarak tespitini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, geminin tamiri konusunda davacılarla anlaştıklarını, ancak anlaşmalara uymayarak fiyatları çok yükselttiklerini, ... firmasının isim değişikliği yaparak ... Tic. Ltd. Şti.'nin kendi kredi borçlarına ... firmasını kefil ederek borçlandırdığını, daha sonra iflas ederek borcun kefilin üzerine kalmasına sebep olduğunu, bu nedenle gemilerin bağlandığını, davacıların gemiye fiilen el koyduklarını, ihmalleri ve tedbirsizlikleri yüzünden geminin zarar gördüğünü, hasar zararının hesaplanarak mahsuplaşılması gerektiğini, davacıların fahiş taleplerinin yerinde olmadığını, geminin çalışmasına engel olarak müvekkilinin zararına neden olduklarını, davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, tamir ve bakım için davacıya ait tersaneye alınan geminin davalıdan kaynaklanan nedenle tamir süresinin uzaması ve iş bitiminden sonrada tersaneden çıkarılmaması nedeniyle kızak işgaliye bedelinin tahsili talep edildiği, bu itibarla dava, TTK 'nun 4.maddesine göre ticari dava niteliğinde olduğundan, 6102 sayılı TTK'nun 7155 sayılı yasa ile eklenen 5/A maddesine göre dava açılmadan önce davacı tarafça arabulucuya başvurulmuş olması gerektiği, anılan yasa hükmüne göre arabuluculuk dava şartı niteliğinde olduğu, dava dilekçesi ekinde arabulucuya başvurulduğuna ilişkin herhangi bir belge sunulmayıp, davacı vekili 13/04/2022 tarihli dilekçesinde arabuluculuk yoluna gidilmeden dava açıldığını beyan etttiği, davacı tarafça dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna gidilmediğinden HMK 'nun 114/son, 6102 sayılı TTK 'nun 5/A maddesine göre davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili; dava her ne kadar lehine reddolunmuş ise de; dava açılırken kayıt sistemin net ve uyarı verici hale getirilmesi gerektiğini, dava ikamesine mani olunması gerektiğini, dava şartlarını taşımayan dava dilekçelerinin işleme konulamaması gerektiğini, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, tamir ve bakım için davacıya ait tersaneye alınan geminin davalıdan kaynaklanan nedenle tamir süresinin uzaması ve iş bitiminden sonrada tersaneden çıkarılmaması nedeniyle kızak işgaliye bedelinin tahsili istemine ilişkin olduğu, mahkemece arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığı gerekçesiyle davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.6100 sayılı HMK'nın 114.maddesinde dava şartlarının neler olduğu sayılmış, diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir. Eldeki dava TTK 4.maddesine göre ticari dava niteliğinde olduğundan 6102 sayılı TTK 'nun 5/A maddesine göre arabuluculuğa başvurma zorunluluğunun bulunduğu, dava öncesi arabuluculuğa başvuru şartı yerine getirilmemiş olup, ilk derece mahkemesince davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Davalı vekili dava şartı taşımayan dava dilekçelerinin işleme konulamaması, dava ikamesine mani olunması gerektiğini ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuş ise de; hukuka aykırılık nedeni gösterilmemiştir. Davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiş olup, davalı vekilinin istinaf yoluna başvurmasında hukuki yarar bulunmadığı anlaşılmıştır. Hükümde kamu düzenine aykırılık bulunmadığı, hükme yönelik istinaf sebebi gösterilmediği ,uyap sisteminde mevcut eksiklerin istinaf incelemesi ile çözümünün mümkün olmadığı dikkate alınarak davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK m.329/2 ''Kötü niyet sahibi davalı veya hiçbir hakkı olmadığı hâlde dava açan taraf, bundan başka beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar disiplin para cezası ile mahkûm edilebilir.

Bu hâllere vekil sebebiyet vermiş ise disiplin para cezası vekil hakkında uygulanır.'' hükmünü haizdir. Davalı vekili dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesine rağmen süreci uzatacak şekilde lehine karar verilmesine rağmen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalının istinaf başvuru hakkını kötüye kullandığı, duruma da vekilin sebebiyet verdiği gözetilerek davalı vekili aleyhine disiplin para cezasına hükmedilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Davalı vekili Av. ... hakkında HMK 329/2 gereği 1.000-TL disiplin para cezası verilmesine,Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 05/07/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/98590 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/6184 E. 2024/2522 K. · Onandı

Lehine karar verilen tarafın kanun yoluna başvurmasında hukuki yarar yoktur

Gerekçe özeti

Ticari davada dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmamışsa dava, dava şartı yokluğundan usulden reddedilir. Lehine hüküm kurulan tarafın bu karara karşı, hukuka aykırılık nedeni de göstermeksizin kanun yoluna başvurmasında hukuki yararı bulunmaz; süreci uzatmaya yönelik böyle bir başvuru kanun yolu hakkının kötüye kullanılması sayılır ve bu duruma vekil sebebiyet verdiğinden disiplin para cezası asil hakkında değil vekil hakkında uygulanır. Aynı yaptırım, temyiz talebinin kötü niyetle yapılması hâlinde temyiz aşamasında da uygulanır.

Emsal değeri

Lehine karar verilen tarafın kanun yoluna başvurmasında hukuki yarar bulunmadığı ve süreci uzatmaya yönelik başvurunun kötüye kullanma sayılarak vekil hakkında disiplin para cezasını gerektirdiği yönündeki holding, hem istinaf hem temyiz aşaması için emsal değeri taşır; Yargıtay onaması ve kendi disiplin cezası nedeniyle bağlayıcı içtihat ağırlığı doğurur.

Kavramlar: dava şartı olarak arabuluculuk ticari dava usulden ret hukuki yarar kanun yolu hakkının kötüye kullanılması disiplin para cezası vekilin sorumluluğu

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2022/6184 E.  ,  2024/2522 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2022/1269 Esas, 2022/1034 Karar

DAVACILAR 1- ...

2- ... vekilleri Avukat ...

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI

: 2022/76 E., 2022/247 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin ... tersanesinin işletmecisi olduklarını, davalının donatanı olduğu, geminin kaza nedeni ile hasarlandığını, tarafların 08.08.2020 tarihinde geminin tamir ve bakımı için anlaştıklarını, geminin 09.08.2020 günü tersaneye getirilerek kızağa çekildiğini, 23.10.2020 tarihinde davalı şirkete tamir ve bakımın tamamlandığının bildirildiğini, ancak davalının gemiyi teslim almadığını, uzunca bir süre kızakta beklettiğini, ihtarname gönderilmesine rağmen davalının herhangi bir çaba sarfetmediğini, gemi kaydında seferden men şerhi olduğu için geminin tersaneden alınmasının mümkün olmadığının bildirildiğini, davalı şirketin talebi doğrultusunda geminin kızaktan indirilerek bekleme rıhtımına alındığını, lodos fırtınasında geminin iskeleye çarparak hasarlandığını ve batma tehlikesi geçirdiğini, geminin karaya çekildiğini emniyete alındığını, tüm sürecin Yalova Liman Başkanlığı tarafından düzenlenen raporda özetlendiğini ileri sürerek davalı şirketin donatanı olduğu gemiden kaynaklı alacaklarının tespiti ile davalı gemi kaydında kanuni rehin hakkı tanınmasını, hüküm altına alınacak alacak tutarı kadar davalı gemi siciline ipotek tesis edilmesini, gemi üzerinde hapis hakkı tanınmasını, dava tarihinden itibaren geminin muhafazası nedeniyle ayrılış tarihine kadar günlük ücretin 750,00 USD olarak tespitini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; geminin tamiri konusunda davacılarla anlaştıklarını, ancak anlaşmalara uymayarak fiyatları çok yükselttiklerini, geminin bağlandığını, davacıların gemiye fiilen el koyduklarını, ihmalleri ve tedbirsizlikleri yüzünden geminin zarar gördüğünü, hasar zararının hesaplanarak mahsuplaşılması gerektiğini, davacıların fahiş taleplerinin yerinde olmadığını, geminin çalışmasına engel olarak müvekkilinin zararına neden olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tamir ve bakım için davacıya ait tersaneye alınan geminin davalıdan kaynaklanan nedenle tamir süresinin uzaması ve iş bitiminden sonrada tersaneden çıkarılmaması nedeniyle kızak işgaliye bedelinin tahsili talep edildiği, bu itibarla davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 4 üncü maddesine göre ticari dava niteliğinde olduğu, 6102 sayılı Kanun'a 7155 sayılı Yasa ile eklenen 5/A maddesine göre dava açılmadan önce davacı tarafça arabulucuya başvurulmuş olması gerektiği, dava dilekçesi ekinde arabulucuya başvurulduğuna ilişkin herhangi bir belge sunulmadığı, davacı vekilinin 13.04.2022 tarihli dilekçesinde arabuluculuk yoluna gidilmeden dava açıldığını beyan etttiği, davacı tarafça dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna gidilmediği gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin son fıkrası ve 6102 sayılı Kanun'un 5/A maddesine göre davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava her ne kadar müvekkili lehine reddolunmuş ise de dava açılırken kayıt sistemin net ve uyarı verici hale getirilmesi gerektiğini, dava ikamesine mani olunması ve dava şartlarını taşımayan dava dilekçelerinin işleme konulmaması gerektiğini belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı vekilince istinaf yoluna başvurulduğu ancak hukuka aykırılık nedeni gösterilmediği, davalı vekilinin istinaf yoluna başvurmasında hukuki yararı bulunmadığı, hükümde kamu düzenine aykırılık bulunmadığı, hükme yönelik istinaf sebebi gösterilmediği bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, fakat 6100 sayılı Kanun'un 329 uncu maddesinin ikinci fıkrası ''Kötü niyet sahibi davalı veya hiçbir hakkı olmadığı hâlde dava açan taraf, bundan başka beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar disiplin para cezası ile mahkûm edilebilir.

Bu hâllere vekil sebebiyet vermiş ise disiplin para cezası vekil hakkında uygulanır.'' hükmünü içerdiği, davalı vekili dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesine rağmen süreci uzatacak şekilde lehine karar verilmesine rağmen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurduğu, davalının istinaf başvuru hakkını kötüye kullandığı, bu duruma da vekilin sebebiyet verdiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekili Avukat ... hakkında 6100 sayılı Kanun'un 329 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince 1.000,00 TL disiplin para cezası verilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; disiplin para cezası verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin dosyanın istinaf ve temyiz kanun yolundan geçmesini istediğini, asil yerine vekile ceza verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, arabulucuya müracaat konusunun tam olarak netleşmediğini, istinafa başvurmanın yasal hakkı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, tamir ve bakım için davacıya ait tersaneye alınan geminin davalıdan kaynaklanan nedenle tamir süresinin uzaması ve iş bitiminden sonrada tersaneden çıkarılmaması nedeniyle kızak işgaliye bedelinin tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.6100 sayılı Kanun'un 329, 368 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Bölge Adliye Mahkemesi kararına ilişkin temyiz talebinin kötü niyetle yapıldığı anlaşıldığından, 6100 sayılı Kanun'un 368 inci maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 329 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca temyiz talep eden davalı vekili Avukat ...'ın takdiren 2.500,00 TL disiplin para cezası ile CEZALANDIRILMASINA,

Para cezasının İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.