İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/7617 E. 2023/6953 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bozma sonrası yargılama↗ mazeret dilekçesi↗ hak arama özgürlüğü↗ hukuki dinlenilme hakkı↗ virman↗ adil yargılanma hakkı↗ mutlak ticari dava↗ mazeret↗ sözlü yargılama↗ temlik sözleşmesi↗ savunma hakkının kısıtlanması↗ haklı sebep↗ tanık beyanı↗ kefalet sözleşmesi↗ bozma sonrası karar↗ tahkikat↗ ticari kredi↗ savunma hakkı↗ alacağın temliki↗ muvazaa↗ ticari dava niteliği↗ kısıtlılık↗ rehin↗ ipotek↗ kefalet↗ garantörlük↗ temlik↗ kefil↗ ihbar↗ ihtar↗ hukuki yarar↗ görevsizlik kararı↗ geçersizlik↗ tacir↗ dava sebebi↗ zamanaşımı↗ teminat↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 186 ncı maddesinin birinci fıkrası (Değişik:22/7/2020-7251/20 md.) "mahkeme, tahkikatın bittiğini tefhim ettikten sonra aynı duruşmada sözlü yargılama aşamasına geçer. Bu durumda taraflardan birinin talebi üzerine duruşma iki haftadan az olmamak üzere ertelenir. Hazır bulunsun veya bulunmasın sözlü yargılama için taraflara ayrıca davetiye gönderilmez." hükmünü amirdir. Anayasa'nın 36 ncı maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına
sahiptir. Adil yargılanma hakkı hak arama özgürlüğünün uygulamaya yönelik uzantısı niteliğindedir.
2.Davalı vekili 07.10.2022 tarihli duruşmaya katılamayacağını belirtir mazeret dilekçesi sunmuş, Mahkemece mazeret kabul edilmesine rağmen, sözlü yargılama yapılmadan yargılamaya son verilmiştir. Kanun hükmüne aykırı olarak tahkikatın bitiminden sonra sözlü yargılama için gün tayin edilmeden hüküm kurulması savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğundan adil yargılanma hakkı ve hukuki dinlenilme hakkına aykırıdır. Mahkemece bu husus gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Şirketin ihyası | Kararın kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5232 E. 2023/5973 K.
Ortak:mazeret dilekçesi · hukuki dinlenilme hakkı · adil yargılanma hakkı · mazeret · sözlü yargılama · tahkikat · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda2.Davalı vekili 07.10.2022 tarihli duruşmaya katılamayacağını belirtir «mazeret dilekçesi» sunmuş, Mahkemece mazeret kabul edilmesine rağmen, «sözlü yargılama» yapılmadan yargılamaya «son» verilmiştir.
Kanun hükmüne aykırı olarak «tahkikatın» bitiminden sonra «sözlü yargılama» için gün tayin edilmeden hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Değerlendirme 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 186 ncı maddesinin birinci fıkrası (Değişik:22/7/2020-7251/20 md.) "mahkeme, «tahkikatın» bittiğini tefhim ettikten sonra aynı duruşmada «sözlü yargılama» aşamasına geçer.
Benzer bu karardaSomut olayda Mahkemece davalı vekilinin ön «inceleme duruşmasına» sunmuş olduğu «mazeret dilekçesi» kabul edilmemiş, ön inceleme aşamasına geçilerek dava sonuçlandırılmış olup 6100 sayılı Kanun'un 186 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca «sözlü yargılama» ve hüküm için ayrı bir gün tayin edilip taraflar davet edilmemiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı «tasfiye memuru» vekili istinaf dilekçesinde özetle; «mazeretinin» kabul edilmediği, yokluğunda ön inceleme «tahkikat» duruşması yapılarak karar verildiği, «şirketin tasfiyesi» usulüne uygun şekilde gerçekleştirildiğini, davacının bu davayı açmakta «hukuki menfaati» bulunmadığını, «rücu hakkının» doğduğu tarihin şirketin tasfiyesinden önce olmadığını, davacının alacak davasını şirketin «terkin» ve tasfiyesinden sonra ikame edildiği, şirketin tasfiye ve terkin tarihinde var olmamış bir alacağını gerekçe göstererek «ihya» talebinde bulunulamayacağını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Bu hususlar Anayasa ile güvence altına alınan «adil yargılanma hakkı» ve 6100 sayılı Kanun'un 27 nci maddesinde düzenlenen «hukuki dinlenme hakkının» ihlali niteliğindedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ek tasfiye işlemleri · hukuki menfaat · rücu hakkı · şirketin tasfiyesi · ön inceleme duruşması · şirketin ihyası · sicilden terkin · ihya
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı «tasfiye memuru» vekili istinaf dilekçesinde özetle; «mazeretinin» kabul edilmediği, yokluğunda ön inceleme «tahkikat» duruşması yapılarak karar verildiği, «şirketin tasfiyesi» usulüne uygun şekilde gerçekleştirildiğini, davacının bu davayı açmakta «hukuki menfaati» bulunmadığını, «rücu hakkının» doğduğu tarihin şirketin tasfiyesinden önce olmadığını, davacının alacak davasını şirketin «terkin» ve tasfiyesinden sonra ikame edildiği, şirketin tasfiye ve terkin tarihinde var olmamış bir alacağını gerekçe göstererek «ihya» talebinde bulunulamayacağını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca «sicilden terkin» edilen «şirketin ihyası» talebine ilişkindir.
Değerlendirme Dava, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca açılan «şirket ihyası» talebine ilişkin olup, iş bu dava basit yargılama usulüne tabi olmayıp yazılı yargılama usulüne tabidir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla alacağın tahsili amacı ile şirketin ihyasını sağlamak gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, şirketin ihyasına, ek «tasfiye işlemleri» için «son» «tasfiye memuru» olan Asaf Şairoğlu'nun atanmasına, kararın tescil ve «ilanına» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8275 E. 2013/14734 K.
Ortak:temlik sözleşmesi · alacağın temliki · temlik · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda2.Davalı vekili 07.10.2022 tarihli duruşmaya katılamayacağını belirtir «mazeret dilekçesi» sunmuş, Mahkemece mazeret kabul edilmesine rağmen, «sözlü yargılama» yapılmadan yargılamaya «son» verilmiştir.
Benzer bu kararda… lar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Tedbir isteyen davacı vekili, müvekkilinin 30.04.2009 tarihli «temlik sözleşmesi» kapsamında dava dışı bankaya olan borcu ödemek suretiyle temlik aldığı alacağın dava dışı kefillerden kısmen tahsil edildiğini, bakiye alacağın ise ödenmediği belirtilerek 53.590,39 TL «alacağın temlik» tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, bu kapsamda daha önce müvekkili tarafından başlatılan «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile «icra takibine itiraz» üzerine açılan «itirazın kaldırılması» davasının reddedilmesi, %40 «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesi ve kötü niyet tazminatının Ankara 15.
Mahkemece; bozmadan önce verilen İİK'nın 68/a-«son» maddesi ve İİK'nın 169/a-7. maddesi gereğince tedbir talebinin kabulü kararına karşı yapılan itirazın reddi kararı, Dairemiz ilamı ile «ihtiyati tedbir» kararına itirazın reddine dair karar verilmesi üzerine, HMK hükümleri uyarınca gerekçeli karar yazılmamış olduğu belirtilerek bozulmakla bozma ilamına uyulmakla tüm dosya kapsamına göre; somut olayda davacının Kadirli 2.
İcra Müdürlüğü'nün 2012/9858 E. sayılı dosyası kapsamında talep edilen tazminatın tahsilinin dava sonuna kadar tehir olunmasına karar verildiği, verilen tedbirin usul ve yasaya uygun olduğu, İİK’nın 68/a «son» hükmünün de aynı düzenlemeyi getirdiği gerekçesi ile davalı vekilinin tedbir talebinin kaldırılmasına ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtiyati tedbire itiraz · tedbire itiraz · itirazın kaldırılması · ipoteğin paraya çevrilmesi · yargılama giderleri · ihtiyati tedbir · icra takibine itiraz · kötü niyet tazminatı
Benzer bu kararda… lar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Tedbir isteyen davacı vekili, müvekkilinin 30.04.2009 tarihli «temlik sözleşmesi» kapsamında dava dışı bankaya olan borcu ödemek suretiyle temlik aldığı alacağın dava dışı kefillerden kısmen tahsil edildiğini, bakiye alacağın ise ödenmediği belirtilerek 53.590,39 TL «alacağın temlik» tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, bu kapsamda daha önce müvekkili tarafından başlatılan «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile «icra takibine itiraz» üzerine açılan «itirazın kaldırılması» davasının reddedilmesi, %40 «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesi ve kötü niyet tazminatının Ankara 15.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, «ihtiyati tedbire itiraz» eden karşı taraf vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
İcra Mahkemesi’nde açtığı «itirazın kaldırılması» davasının reddedildiği,davalı lehine «kötü niyet tazminatına» hükmedildiği, davalının bu tazminatı icraya koyduğu, davacıların genel mahkemelerde iş bu alacak davasını açtıkları,dava ile beraber tedbir talep ettikleri, İİK’nın 169/a maddesi uyarınca Ankara 15.
2- Ancak, mahkemece İİK’nın 169/a maddesi uyarınca sadece %40 «kötü niyet tazminatının» tahsilinin önlenmesi hususunda «ihtiyati tedbir» kararı verilmesi gerekirken karşı tarafın Kadirli 2.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/7617 E. , 2023/6953 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 2022/143 Esas, 2022/769 Karar
HÜKÜM
Davanın kabulü
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde;
30. 04.2009 tarihli temlik sözleşmesi ile dava dışı şirketin kullandığı ticari kredi nedeniyle doğan borcunu ödemek suretiyle banka alacağını temlik aldığını, davalının kefil olduğunu ve bir kısım tahsilattan sonra kalan 53.590,39 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kefalet sözleşmesinin 1992 yılında imzalandığını, bu nedenle davacının müvekkiline müracaat edemeyeceğini, davanın asıl borçluya karşı açılması gerektiğini, kefalet sözleşmesinin yasal şartlara uygun olmadığını, ayrıca dava konusu alacağın ipotekle garanti altına alınmış bir alacak olduğundan ipotek kaldırılmadan dava açılamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
1.Mahkemece 11.01.2016 tarih, 2012/271 E. ve 2016/12 K. sayılı kararı ile; davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine (Kapatılan) Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2016/19211 E. ve 2018/3074 K. sayılı kararı ile dava konusu olay temlik sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlık olup, temlik sözleşmesine konu kredi genel ticari kredi niteliğinde olmakla birlikte krediyi çeken de tacir olduğundan davanın mutlak ticari dava niteliğinde olduğu gözetilerek davanın görüm ve çözüm yerinin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu, bu itibarla eldeki davada Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esasına girilerek davanın esastan kabulüne karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
2.Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; gerek dava tarihi gerek ilk karar tarihi gerekse bozma sonrası yargılama devam ederken Mahkemece davanın asliye ticaret mahkemesi sıfatı ile görülmesine karar verildiği, bu şekilde yargılama yapılarak bozma öncesi verilen kararın esasına ilişkin bir bozma yapılmaması sebebiyle önceki kararın içeriğinde bir değişiklik yapılmadığı, Kadirli İş Bankası Şubesinin davalı ...'dan olan 188.590,39 TL'lik alacağını 30.04.2009 tarihli temlikname ile davacı ...'a temlik ettiği, davacının da işbu temlike istinaden Kadirli İcra Müdürlüğünün 2009/1839 E. sayılı dosyası ile takibe giriştiği, alacağın temliki işleminin muvazalı olduğundan bahisle borçlu ...
tarafından alacaklı ... ve müşterekleri aleyhine Kadirli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/179 E. sayılı dosyası ile dava açıldığı, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalı şirketin gizli ortaklarının bulunduğu iddialarının tanık beyanlarıyla kanıtlanamadığı, bununla birlikte davaya konu olan kredi borcunun davalı şirkete ait olmadığının da ispatlanamadığı, yapılan temlik işleminin muvazaalı olduğunun ispatı için dinlenen tanık beyanlarının bu konuda doğrudan bilgi içermediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, iş bu kararın 20.09.2013 tarihinde kesinleştiği, neticede iptal edilmeyen ve geçerliliğini sürdüren alacağın temliki işleminin mevcut olduğu, bu kapsamda borçlu tarafından temlik konusu alacağa ilişkin davacı alacaklıya herhangi bir ödeme yapılmadığı, bu nedenle davacının davasında haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece mesleki mazeret dilekçesi kabul edilmesine rağmen, tahkikatın bitirilip sözlü yargılamaya geçileceği ihtarı içerir yeni duruşma günü tebliğ edilmeden karar verilmesinin kanuna aykırı olduğunu, aşamalarda birçok kez davanın diğer sorumlu kişilere-ortaklara ihbar edilmesi talebinde bulunulmuş olmasına rağmen taleplerinin reddedildiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, kefalet sözleşmesinin 1992 yılında imzalandığını süresinin geçmesi nedeniyle kefile başvurulamayacağını, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davanın asıl borçluya ve diğer kefillere karşı açılması gerektiğini, kefalet sözleşmesinin yasal şartlara uygun olmadığından geçersiz olduğunu, kefalet sözleşmesinin tüm sayfalarının davalı tarafından imzalanmadığını, tüm sözleşmedeki kefalete dair üst limitin belli olmadığını, bu hususun Mahkemece araştırılmadığını, müvekkilinin 1935 doğumlu olup, sadece okur yazar olduğunu, diğer kişilerin kefil olmaması veya taşınmazlarını ipotek vermeyeceklerini bilmesi halinde sözleşmeye kesinlikle kefil olmayacağını, davacının dava dışı diğer kefillerin akrabası olduğunu ve diğer kefilleri kefaletten kurtardığını, ipotekli taşınmazlardaki ipotekleri kaldırdığını ve borcun en sağlam güvencelerini kefaletten ve ipotekten kötü niyetle kurtardığını, 818 sayılı Kanun'un 592 nci maddesi uyarınca “…Alacaklı,kefalet sırasında var olan veya daha sonra asıl borçludan alacağın özel güvencesi olmak üzere elde ettiği rehin haklarını,güvenceyi ve rüçhan haklarını kefilin zararına olarak azaltırsa,…” bundan sorumlu olacağının düzenlendiğini, Kadirli 1.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/179 E. sayılı dosyasına gönderilen bir cevapta davacının, müvekkilinin ipoteği dışındaki hiçbir teminatı almadığı belirtildiğini, 592/son maddesinde“…Alacaklı,haklı bir sebep olmaksızın yükümlülüklerini yerine getirmez,…….mevcut belgeleri veya rehinleri ya da sorumlu olduğu diğer güvenceleri elinden çıkarırsa, kefil borcundan kurtulur….” hükmü gereğince davalıya müracaat edilemeyeceğini, dava konusu alacağın ipotekle garanti altına alınmış bir alacak olduğundan ve ipotek fek edilmeden dava açılamayacağını, temlik sözleşmesinin geçersiz olduğunu, borcun davacı hesabından virman yapılarak kapatıldıktan sonra temlik sözleşmesi imzalandığını ileri sürerek ve re'sen tespit edilecek sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 186 ncı maddesinin birinci fıkrası (Değişik:22/7/2020-7251/20 md.) "mahkeme, tahkikatın bittiğini tefhim ettikten sonra aynı duruşmada sözlü yargılama aşamasına geçer. Bu durumda taraflardan birinin talebi üzerine duruşma iki haftadan az olmamak üzere ertelenir. Hazır bulunsun veya bulunmasın sözlü yargılama için taraflara ayrıca davetiye gönderilmez." hükmünü amirdir. Anayasa'nın 36 ncı maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına
sahiptir. Adil yargılanma hakkı hak arama özgürlüğünün uygulamaya yönelik uzantısı niteliğindedir.
2.Davalı vekili 07.10.2022 tarihli duruşmaya katılamayacağını belirtir mazeret dilekçesi sunmuş, Mahkemece mazeret kabul edilmesine rağmen, sözlü yargılama yapılmadan yargılamaya son verilmiştir. Kanun hükmüne aykırı olarak tahkikatın bitiminden sonra sözlü yargılama için gün tayin edilmeden hüküm kurulması savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğundan adil yargılanma hakkı ve hukuki dinlenilme hakkına aykırıdır. Mahkemece bu husus gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
29.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/984896800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz