6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/6607 E. 2023/6214 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Haksız rekabet

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sözleşme özgürlüğü nisbi harç ticari defter ibrazı rekabet yasağı sözleşmesi müspet zarar maktu harç franchise sözleşmesi zararın ispatı ba/bs formları ticari defter incelemesi ticari itibar muhtıra esas sözleşme başvurma harcı rekabet yasağı ticari defter kayıtları sözleşmenin feshi sözleşmeye aykırılık ticari faiz hakkaniyet oy yasağı fesih ihtar haksız fiil maddi ve manevi tazminat ticari defter taahhütname ihtarname harç maddi tazminat haksız rekabet ibraz e-defter i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: TBK — TBK 50 · HMK · TTK — TTK 56

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece 11.05.2016 tarih, 2014/778 E. ve 2016/424 K. sayılı kararı ile taraflar arasındaki franchise sözleşmesinin 20.10.2010 tarihinde feshedildiği, fesih sözleşmesine göre sözleşmenin sona ermesinden sonraki 1 yıllık süre boyunca davalı şirketin aynı adreste Dia işletmeleri ile rekabet yaratacak doğrudan veya dolaylı faaliyetlerde bulunmaktan kaçınacağını ve sözleşmeye aykırı davranmayacağını taahhüt ettiği, tespit raporunda davalının işyerinde marketçilik faaliyeti yürüttüğü ve işyerinin reklam tabelasında indirim süpermarketi yazısının olduğu, bu yazının üzerinin boyanmak sureti ile kapatılmış olduğu, kapatılan yazının muhtemelen Diasa olduğu, marketin giriş kapısı üzerinde de Torba Süpermarket yazısının bulunduğu belirtilmiş, davalının sözleşmeler ile yasaklanan faaliyeti icra ettiği yani rekabet yasağına aykırı davrandığı kanaati hasıl olmuş ise de davacının zararını ve miktarını kanıtlayan belgelere ve diğer delillere rastlanmadığı, bu davada davalıya ait ticari kayıtlardan hareket ederek davacı zararının hesaplanamayacağı, davacının manevi zararın varlığını da kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı

Dairemizin 25.04.2018 tarih, 2016/10011 E. ve 2018/3093 K. sayılı kararıyla tarafların sözleşme özgürlüğü çerçevesinde yapmış oldukları rekabet yasağı sözleşmelerine aykırılık halinde davacı tarafın, bir haksız fiil şekli olan haksız rekabet eyleminden farklı olarak sözleşmeyle yüklendiği yapmama edimini haklı neden olmaksızın ve kusurlu olarak ihlal eden davalıya karşı müspet zararının tahsilini talep edebileceği, bu durumda, davacı lehine tazminata hükmedilebilmesi için öncelikle davalının kusurlu olduğunun ispatı gerekeceği, davalı, fesih sonrası elinde stokta kalan malları davacının iade almadığını bu nedenle stoğu tüketmek amacıyla satmaya devam ettiğini savunduğuna göre, davalının ticari defter ve kayıtları incelenerek fesih sonrası bir yıllık dönemde işletmesine başka üreticilerden yeni mal tedarik edip etmediği, yalnızca stoktaki malları satıp satmadığı hususunun araştırılması, şayet işletmesine yeni mal tedarik ederek ticari faaliyetine devam etmiş ise bu durumda kusurlu kabul edilmesi ve davacı lehine makul bir tazminata hükmedilmesi gerektiğine işaret edilerek Mahkeme kararı bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı doğrultunda davalının bulunduğu yer Mahkemesine talimat yazılarak davalı tarafın ticari defterleri incelenmesi için sunulmasının ihtar edilmiş olmasına rağmen davalı tarafın ticari defterlerini sunmadığı, bundan dolayı BA-BS formları incelenerek ve evvelce talimat yoluyla alınan bilirkişi raporu da değerlendirilerek bilirkişiden rapor alındığı, davalı tarafın sözleşmenin fesih tarihi olan 20.10.2010 ile 20.11.2011 tarihleri arasında 2010 yılında 812.665,00 TL, 2011 yılında 521.190,00 TL olmak üzere 1.333,855,00 TL mal tedarik ettiği, davalının 20.10.2010-31.10.2011 döneminde net 1.288.447,41 TL hasılat yaptığı, aynı dönemde 31.869,57 TL zarar tespit edildiği, davalı şirketin belirlenen tarih aralığında tedarik ettiği mallardan menfaat temin etmediği, davacı maddi zararlarını ispat edemediği, davalının alt imtiyaz sözleşmesi kapsamında davacıdan aldığı malları elinden çıkartmak için satışa devam ettiğini iddiasının gerçeği yansıtmadığı, bu süre zarfında davalının yeni mal tedarik ettiğinin de anlaşıldığı, kusurlu olarak kabul edilerek manevi tazminatın kısmen kabulüne karar verildiği gerekçesiyle maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, 20.000,00 TL'nin 20.10.2010 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından hükme esas alınan 11.01.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda davalının rekabet yasağını ihlal ettiği tarih 20.10.2010-31.10.2011 tarihleri arasında net 1.288.447,41 TL hasılat yaptığı, anılan dönemde 31.869,57 TL zarar ettiği ve tedarik ettiği ürünlerden menfaat temin etmediği tespitine yer verildiğini, Yargıtay bozma ilamında davalının rekabet yasağı olan dönemde işletmesine yeni ürün tedarik edip etmediğinin araştırılması gerektiği açıkça belirtildiğini, tedarik ettiği ürünlerden menfaat temin edip etmediği yönünde herhangi bir değerlendirme veya inceleme yapılması gerektiğine yer verilmediğini, hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda ise bozma ilamının aksine davalının rekabet yasağının olduğu dönemde tedarik ettiği ürünlerden menfaat temin edip etmediği yönünde inceleme yapılmış olması bozma ilamının gereklerine aykırılık teşkil ettiğini, 27.05.2020 tarihli bilirkişi raporunda, davalının rekabet yasağının olduğu bir yıl içerisinde, toplamda 43 farklı tedarikçiden 1.333.855,00 TL mal tedarik ettiği açıkça ortaya konulduğunu, Yargıtay bozma ilamında da açıkça işaret edilen ve incelenmesi gerektiği belirtilen husus da tam olarak bu olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 56 ncı maddesi gereği muhtemel zararın hesaplanması gerektiğini, davalının taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerine ve rekabet yasağına aykırı olarak 43 farklı tedarikçiden ürün temin ederek, bu ürünleri müvekkilinin logosunun bulunduğu tabelayı alelade boyadığı adreste satması nedeniyle, müvekkilinin ticari itibarı da göz önüne alınarak, talep edilen manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, sözleşmeyle öngörülen rekabet yasağına aykırılık nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6102 sayılı Kanun'un 54 vd. maddeleri.

3. Değerlendirme

1. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.

2.Dava, sözleşmeyle öngörülen rekabet yasağına aykırılık nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Mahkemece bozma ilamına uyulmuşsa da bozmanın gerekleri yerine getirilmemiştir. Taraflardan ticari defterleri ibrazlarının ne şekilde isteneceğine ilişkin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un (6100 sayılı Kanun) 222 nci maddesinde doğrudan bir düzenleme bulunmamakta ise de, ticari defterlerin de aynı zamanda bir belge niteliği taşıması itibariyle bu hususta 6100 sayılı Kanun'un 220 nci maddesi uygulanarak, usulüne uygun muhtıra ile davalının defterleri istenerek ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa olayların olağan akışına ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarının hakkaniyete uygun olarak belirleneceğine ilişkin düzenleme de göz önüne alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmekteyken bozma ilamında işaret edilmemiş bir husus olan davalının tedarik ettiği mallardan menfaat temin etmediği gerekçesiyle davanın maddi tazminat yönünden reddine karar verilmiş olması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

3. Kabule göre de davacı vekili tarafından hükmün temyizi için maktu harç ve temyiz yoluna başvuru harcı yatırılmış olmasına ve bu harcın temyiz yoluna başvuru için gerekli ve yeterli olmasına karşın, davacı vekiline muhtıra tebliğ edilerek manevi tazminat yönünden ayrıca nisbi harç ve temyiz yoluna başvuru harcı ödemesinin sağlanması doğru olmamıştır.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10011 E. 2018/3093 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2454 E. 2017/4313 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Haksız rekabet | Manevi tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13452 E. 2017/1516 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1917 E. 2022/6418 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/6607 E.  ,  2023/6214 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

HÜKÜM

Kısmen kabul

Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın maddi tazminat isteminin reddine manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı arasında imzalanan sözleşmenin "Alt İmtiyaz Sahibinin Taahhütleri" başlıklı 5 inci maddesinde, alt imtiyaz sahibinin yükümlülüklerinin açıkça düzenlendiğini, bahse konu açık hükme rağmen, davalı tarafın sözleşmeye uymadığını, buna istinaden müvekkili şirketin ihtarnameler ile sözleşmeye aykırı davranışlara son vermemesi durumunda sözleşmenin feshedileceğinin ihtar edildiğini, ancak davalının çekilen ihtarnamelere uygun davranmadığını ve 20.10.2010 tarihinde davalı ile fesih sözleşmesi imzalandığını, fesih ve esas sözleşme uyarınca davalı tarafın sözleşmenin feshini takip eden 1 yıllık süre boyunca aynı adreste herhangi bir marketçilik faaliyeti yapmayacağının sözleşmeyle hüküm altına alındığını, ancak davalı tarafın belirtilen adreste marketçilik faaliyetlerine devam ettiğini bunun alt imtiyaz sözleşmesinin rekabet yasağına ilişkin maddesinin ihlali ve sözleşmeye aykırılık oluşturduğunu ileri sürerek müvekkili şirketin uğramış olduğu 10.000,00 TL maddi zarar ile 30.000,00 TL manevi zararın 20.10.2010 tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının sözleşme şartlarına riayet etmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Mahkemece Verilen Karar

Mahkemece 11.05.2016 tarih, 2014/778 E. ve 2016/424 K. sayılı kararı ile taraflar arasındaki franchise sözleşmesinin 20.10.2010 tarihinde feshedildiği, fesih sözleşmesine göre sözleşmenin sona ermesinden sonraki 1 yıllık süre boyunca davalı şirketin aynı adreste Dia işletmeleri ile rekabet yaratacak doğrudan veya dolaylı faaliyetlerde bulunmaktan kaçınacağını ve sözleşmeye aykırı davranmayacağını taahhüt ettiği, tespit raporunda davalının işyerinde marketçilik faaliyeti yürüttüğü ve işyerinin reklam tabelasında indirim süpermarketi yazısının olduğu, bu yazının üzerinin boyanmak sureti ile kapatılmış olduğu, kapatılan yazının muhtemelen Diasa olduğu, marketin giriş kapısı üzerinde de Torba Süpermarket yazısının bulunduğu belirtilmiş, davalının sözleşmeler ile yasaklanan faaliyeti icra ettiği yani rekabet yasağına aykırı davrandığı kanaati hasıl olmuş ise de davacının zararını ve miktarını kanıtlayan belgelere ve diğer delillere rastlanmadığı, bu davada davalıya ait ticari kayıtlardan hareket ederek davacı zararının hesaplanamayacağı, davacının manevi zararın varlığını da kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı

Dairemizin 25.04.2018 tarih, 2016/10011 E. ve 2018/3093 K. sayılı kararıyla tarafların sözleşme özgürlüğü çerçevesinde yapmış oldukları rekabet yasağı sözleşmelerine aykırılık halinde davacı tarafın, bir haksız fiil şekli olan haksız rekabet eyleminden farklı olarak sözleşmeyle yüklendiği yapmama edimini haklı neden olmaksızın ve kusurlu olarak ihlal eden davalıya karşı müspet zararının tahsilini talep edebileceği, bu durumda, davacı lehine tazminata hükmedilebilmesi için öncelikle davalının kusurlu olduğunun ispatı gerekeceği, davalı, fesih sonrası elinde stokta kalan malları davacının iade almadığını bu nedenle stoğu tüketmek amacıyla satmaya devam ettiğini savunduğuna göre, davalının ticari defter ve kayıtları incelenerek fesih sonrası bir yıllık dönemde işletmesine başka üreticilerden yeni mal tedarik edip etmediği, yalnızca stoktaki malları satıp satmadığı hususunun araştırılması, şayet işletmesine yeni mal tedarik ederek ticari faaliyetine devam etmiş ise bu durumda kusurlu kabul edilmesi ve davacı lehine makul bir tazminata hükmedilmesi gerektiğine işaret edilerek Mahkeme kararı bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı doğrultunda davalının bulunduğu yer Mahkemesine talimat yazılarak davalı tarafın ticari defterleri incelenmesi için sunulmasının ihtar edilmiş olmasına rağmen davalı tarafın ticari defterlerini sunmadığı, bundan dolayı BA-BS formları incelenerek ve evvelce talimat yoluyla alınan bilirkişi raporu da değerlendirilerek bilirkişiden rapor alındığı, davalı tarafın sözleşmenin fesih tarihi olan 20.10.2010 ile 20.11.2011 tarihleri arasında 2010 yılında 812.665,00 TL, 2011 yılında 521.190,00 TL olmak üzere 1.333,855,00 TL mal tedarik ettiği, davalının 20.10.2010-31.10.2011 döneminde net 1.288.447,41 TL hasılat yaptığı, aynı dönemde 31.869,57 TL zarar tespit edildiği, davalı şirketin belirlenen tarih aralığında tedarik ettiği mallardan menfaat temin etmediği, davacı maddi zararlarını ispat edemediği, davalının alt imtiyaz sözleşmesi kapsamında davacıdan aldığı malları elinden çıkartmak için satışa devam ettiğini iddiasının gerçeği yansıtmadığı, bu süre zarfında davalının yeni mal tedarik ettiğinin de anlaşıldığı, kusurlu olarak kabul edilerek manevi tazminatın kısmen kabulüne karar verildiği gerekçesiyle maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, 20.000,00 TL'nin 20.10.2010 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından hükme esas alınan 11.01.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda davalının rekabet yasağını ihlal ettiği tarih 20.10.2010-31.10.2011 tarihleri arasında net 1.288.447,41 TL hasılat yaptığı, anılan dönemde 31.869,57 TL zarar ettiği ve tedarik ettiği ürünlerden menfaat temin etmediği tespitine yer verildiğini, Yargıtay bozma ilamında davalının rekabet yasağı olan dönemde işletmesine yeni ürün tedarik edip etmediğinin araştırılması gerektiği açıkça belirtildiğini, tedarik ettiği ürünlerden menfaat temin edip etmediği yönünde herhangi bir değerlendirme veya inceleme yapılması gerektiğine yer verilmediğini, hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda ise bozma ilamının aksine davalının rekabet yasağının olduğu dönemde tedarik ettiği ürünlerden menfaat temin edip etmediği yönünde inceleme yapılmış olması bozma ilamının gereklerine aykırılık teşkil ettiğini, 27.05.2020 tarihli bilirkişi raporunda, davalının rekabet yasağının olduğu bir yıl içerisinde, toplamda 43 farklı tedarikçiden 1.333.855,00 TL mal tedarik ettiği açıkça ortaya konulduğunu, Yargıtay bozma ilamında da açıkça işaret edilen ve incelenmesi gerektiği belirtilen husus da tam olarak bu olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 56 ncı maddesi gereği muhtemel zararın hesaplanması gerektiğini, davalının taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerine ve rekabet yasağına aykırı olarak 43 farklı tedarikçiden ürün temin ederek, bu ürünleri müvekkilinin logosunun bulunduğu tabelayı alelade boyadığı adreste satması nedeniyle, müvekkilinin ticari itibarı da göz önüne alınarak, talep edilen manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, sözleşmeyle öngörülen rekabet yasağına aykırılık nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6102 sayılı Kanun'un 54 vd. maddeleri.

3. Değerlendirme

1. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.

2.Dava, sözleşmeyle öngörülen rekabet yasağına aykırılık nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Mahkemece bozma ilamına uyulmuşsa da bozmanın gerekleri yerine getirilmemiştir. Taraflardan ticari defterleri ibrazlarının ne şekilde isteneceğine ilişkin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un (6100 sayılı Kanun) 222 nci maddesinde doğrudan bir düzenleme bulunmamakta ise de, ticari defterlerin de aynı zamanda bir belge niteliği taşıması itibariyle bu hususta 6100 sayılı Kanun'un 220 nci maddesi uygulanarak, usulüne uygun muhtıra ile davalının defterleri istenerek ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa olayların olağan akışına ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarının hakkaniyete uygun olarak belirleneceğine ilişkin düzenleme de göz önüne alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmekteyken bozma ilamında işaret edilmemiş bir husus olan davalının tedarik ettiği mallardan menfaat temin etmediği gerekçesiyle davanın maddi tazminat yönünden reddine karar verilmiş olması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

3. Kabule göre de davacı vekili tarafından hükmün temyizi için maktu harç ve temyiz yoluna başvuru harcı yatırılmış olmasına ve bu harcın temyiz yoluna başvuru için gerekli ve yeterli olmasına karşın, davacı vekiline muhtıra tebliğ edilerek manevi tazminat yönünden ayrıca nisbi harç ve temyiz yoluna başvuru harcı ödemesinin sağlanması doğru olmamıştır.

V. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

26.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/981940600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.