Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/6607 E. 2023/6214 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sözleşme özgürlüğü↗ nisbi harç↗ ticari defter ibrazı↗ rekabet yasağı sözleşmesi↗ müspet zarar↗ maktu harç↗ franchise sözleşmesi↗ zararın ispatı↗ ba/bs formları↗ ticari defter incelemesi↗ ticari itibar↗ muhtıra↗ esas sözleşme↗ başvurma harcı↗ rekabet yasağı↗ ticari defter kayıtları↗ sözleşmenin feshi↗ sözleşmeye aykırılık↗ ticari faiz↗ hakkaniyet↗ oy yasağı↗ fesih↗ ihtar↗ haksız fiil↗ maddi ve manevi tazminat↗ ticari defter↗ taahhütname↗ ihtarname↗ harç↗ maddi tazminat↗ haksız rekabet↗ ibraz↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 11.05.2016 tarih, 2014/778 E. ve 2016/424 K. sayılı kararı ile taraflar arasındaki franchise sözleşmesinin 20.10.2010 tarihinde feshedildiği, fesih sözleşmesine göre sözleşmenin sona ermesinden sonraki 1 yıllık süre boyunca davalı şirketin aynı adreste Dia işletmeleri ile rekabet yaratacak doğrudan veya dolaylı faaliyetlerde bulunmaktan kaçınacağını ve sözleşmeye aykırı davranmayacağını taahhüt ettiği, tespit raporunda davalının işyerinde marketçilik faaliyeti yürüttüğü ve işyerinin reklam tabelasında indirim süpermarketi yazısının olduğu, bu yazının üzerinin boyanmak sureti ile kapatılmış olduğu, kapatılan yazının muhtemelen Diasa olduğu, marketin giriş kapısı üzerinde de Torba Süpermarket yazısının bulunduğu belirtilmiş, davalının sözleşmeler ile yasaklanan faaliyeti icra ettiği yani rekabet yasağına aykırı davrandığı kanaati hasıl olmuş ise de davacının zararını ve miktarını kanıtlayan belgelere ve diğer delillere rastlanmadığı, bu davada davalıya ait ticari kayıtlardan hareket ederek davacı zararının hesaplanamayacağı, davacının manevi zararın varlığını da kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 25.04.2018 tarih, 2016/10011 E. ve 2018/3093 K. sayılı kararıyla tarafların sözleşme özgürlüğü çerçevesinde yapmış oldukları rekabet yasağı sözleşmelerine aykırılık halinde davacı tarafın, bir haksız fiil şekli olan haksız rekabet eyleminden farklı olarak sözleşmeyle yüklendiği yapmama edimini haklı neden olmaksızın ve kusurlu olarak ihlal eden davalıya karşı müspet zararının tahsilini talep edebileceği, bu durumda, davacı lehine tazminata hükmedilebilmesi için öncelikle davalının kusurlu olduğunun ispatı gerekeceği, davalı, fesih sonrası elinde stokta kalan malları davacının iade almadığını bu nedenle stoğu tüketmek amacıyla satmaya devam ettiğini savunduğuna göre, davalının ticari defter ve kayıtları incelenerek fesih sonrası bir yıllık dönemde işletmesine başka üreticilerden yeni mal tedarik edip etmediği, yalnızca stoktaki malları satıp satmadığı hususunun araştırılması, şayet işletmesine yeni mal tedarik ederek ticari faaliyetine devam etmiş ise bu durumda kusurlu kabul edilmesi ve davacı lehine makul bir tazminata hükmedilmesi gerektiğine işaret edilerek Mahkeme kararı bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı doğrultunda davalının bulunduğu yer Mahkemesine talimat yazılarak davalı tarafın ticari defterleri incelenmesi için sunulmasının ihtar edilmiş olmasına rağmen davalı tarafın ticari defterlerini sunmadığı, bundan dolayı BA-BS formları incelenerek ve evvelce talimat yoluyla alınan bilirkişi raporu da değerlendirilerek bilirkişiden rapor alındığı, davalı tarafın sözleşmenin fesih tarihi olan 20.10.2010 ile 20.11.2011 tarihleri arasında 2010 yılında 812.665,00 TL, 2011 yılında 521.190,00 TL olmak üzere 1.333,855,00 TL mal tedarik ettiği, davalının 20.10.2010-31.10.2011 döneminde net 1.288.447,41 TL hasılat yaptığı, aynı dönemde 31.869,57 TL zarar tespit edildiği, davalı şirketin belirlenen tarih aralığında tedarik ettiği mallardan menfaat temin etmediği, davacı maddi zararlarını ispat edemediği, davalının alt imtiyaz sözleşmesi kapsamında davacıdan aldığı malları elinden çıkartmak için satışa devam ettiğini iddiasının gerçeği yansıtmadığı, bu süre zarfında davalının yeni mal tedarik ettiğinin de anlaşıldığı, kusurlu olarak kabul edilerek manevi tazminatın kısmen kabulüne karar verildiği gerekçesiyle maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, 20.000,00 TL'nin 20.10.2010 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından hükme esas alınan 11.01.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda davalının rekabet yasağını ihlal ettiği tarih 20.10.2010-31.10.2011 tarihleri arasında net 1.288.447,41 TL hasılat yaptığı, anılan dönemde 31.869,57 TL zarar ettiği ve tedarik ettiği ürünlerden menfaat temin etmediği tespitine yer verildiğini, Yargıtay bozma ilamında davalının rekabet yasağı olan dönemde işletmesine yeni ürün tedarik edip etmediğinin araştırılması gerektiği açıkça belirtildiğini, tedarik ettiği ürünlerden menfaat temin edip etmediği yönünde herhangi bir değerlendirme veya inceleme yapılması gerektiğine yer verilmediğini, hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda ise bozma ilamının aksine davalının rekabet yasağının olduğu dönemde tedarik ettiği ürünlerden menfaat temin edip etmediği yönünde inceleme yapılmış olması bozma ilamının gereklerine aykırılık teşkil ettiğini, 27.05.2020 tarihli bilirkişi raporunda, davalının rekabet yasağının olduğu bir yıl içerisinde, toplamda 43 farklı tedarikçiden 1.333.855,00 TL mal tedarik ettiği açıkça ortaya konulduğunu, Yargıtay bozma ilamında da açıkça işaret edilen ve incelenmesi gerektiği belirtilen husus da tam olarak bu olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 56 ncı maddesi gereği muhtemel zararın hesaplanması gerektiğini, davalının taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerine ve rekabet yasağına aykırı olarak 43 farklı tedarikçiden ürün temin ederek, bu ürünleri müvekkilinin logosunun bulunduğu tabelayı alelade boyadığı adreste satması nedeniyle, müvekkilinin ticari itibarı da göz önüne alınarak, talep edilen manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, sözleşmeyle öngörülen rekabet yasağına aykırılık nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun'un 54 vd. maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Dava, sözleşmeyle öngörülen rekabet yasağına aykırılık nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece bozma ilamına uyulmuşsa da bozmanın gerekleri yerine getirilmemiştir. Taraflardan ticari defterleri ibrazlarının ne şekilde isteneceğine ilişkin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un (6100 sayılı Kanun) 222 nci maddesinde doğrudan bir düzenleme bulunmamakta ise de, ticari defterlerin de aynı zamanda bir belge niteliği taşıması itibariyle bu hususta 6100 sayılı Kanun'un 220 nci maddesi uygulanarak, usulüne uygun muhtıra ile davalının defterleri istenerek ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa olayların olağan akışına ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarının hakkaniyete uygun olarak belirleneceğine ilişkin düzenleme de göz önüne alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmekteyken bozma ilamında işaret edilmemiş bir husus olan davalının tedarik ettiği mallardan menfaat temin etmediği gerekçesiyle davanın maddi tazminat yönünden reddine karar verilmiş olması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3. Kabule göre de davacı vekili tarafından hükmün temyizi için maktu harç ve temyiz yoluna başvuru harcı yatırılmış olmasına ve bu harcın temyiz yoluna başvuru için gerekli ve yeterli olmasına karşın, davacı vekiline muhtıra tebliğ edilerek manevi tazminat yönünden ayrıca nisbi harç ve temyiz yoluna başvuru harcı ödemesinin sağlanması doğru olmamıştır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10011 E. 2018/3093 K.
Ortak:sözleşme özgürlüğü · rekabet yasağı sözleşmesi · müspet zarar · franchise sözleşmesi · rekabet yasağı · sözleşmenin feshi · sözleşmeye aykırılık · oy yasağı · Tazminat
İncelediğiniz karardaBozma Kararı Dairemizin 25.04.2018 tarih, 2016/10011 E. ve 2018/3093 K. sayılı kararıyla tarafların «sözleşme özgürlüğü» çerçevesinde yapmış oldukları «rekabet yasağı sözleşmelerine aykırılık» halinde davacı tarafın, bir «haksız fiil» şekli olan «haksız rekabet» eyleminden farklı olarak sözleşmeyle yüklendiği yapmama edimini haklı neden olmaksızın ve kusurlu olarak ihlal eden davalıya karşı «müspet zararının» tahsilini talep edebileceği, bu durumda, davacı lehine tazminata hükmedilebilmesi için öncelikle davalının kusurlu olduğunun ispatı gerekeceği, davalı, «fesih» sonrası elinde stokta kalan malları davacının iade almadığını bu nedenle stoğu tüketmek amacıyla satmaya devam ettiğini savunduğuna göre, davalının «ticari defter» ve kayıtları incelenerek fesih sonrası bir yıllık dönemde işletmesine başka üreticilerden yeni mal tedarik edip etmediği, yalnızca stoktaki malları satıp satmadığı …
Mahkemece 11.05.2016 tarih, 2014/778 E. ve 2016/424 K. sayılı kararı ile taraflar arasındaki «franchise sözleşmesinin» 20.10.2010 tarihinde feshedildiği, «fesih» sözleşmesine göre sözleşmenin sona ermesinden sonraki 1 yıllık süre boyunca davalı şirketin aynı adreste Dia işletmeleri ile rekabet yaratacak doğrudan veya dolaylı faaliyetlerde bulunmaktan kaçınacağını ve sözleşmeye aykırı davranmayacağını «taahhüt» ettiği, tespit raporunda davalının işyerinde marketçilik faaliyeti yürüttüğü ve işyerinin reklam tabelasında indirim süpermarketi yazısının olduğu, bu yazının üzerinin boyanmak sureti ile kapatılmış olduğu, kapatılan yazının muhtemelen Diasa olduğu, marketin giriş kapısı üzerinde de Torba Süpermarket yazısının bulunduğu belirtilmiş, davalının sözleşmeler ile yasaklanan faaliyeti icra ettiği yani «rekabet yasağına» aykırı davrandığı kanaati hasıl olmuş ise de davacının zararını ve miktarını kanıtlayan belgelere ve diğer delillere rastlanmadığı, bu davada davalıya ait ticari k …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından hükme esas alınan 11.01.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda davalının «rekabet yasağını» ihlal ettiği tarih 20.10.2010-31.10.2011 tarihleri arasında net 1.288.447,41 TL hasılat yaptığı, anılan dönemde 31.869,57 TL zarar ettiği ve tedarik ettiği ürünlerden menfaat temin etmediği tespitine yer verildiğini, Yargıtay bozma ilamında davalının rekabet yasağı olan dönemde işletmesine yeni ürün tedarik edip etmediğinin araştırılması gerektiği açıkça belirtildiğini, tedarik ettiği ürünlerden menfaat temin edip etmediği yönünde herhangi bir değerlendirme veya inceleme yapılması gerektiğine yer verilmediğini, hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda ise bozma ilamının aksine davalının rekabet yasağının olduğu dönemde tedarik ettiği ürünlerden menfaat temin edip etmediği yönünde inceleme yapılmış olması bozma ilamının gereklerine aykırılık teşkil ettiğini, 27.05.2020 tarihli bilirkişi raporunda, davalının rekabet yasağının olduğu bir yıl içerisinde, toplamda 43 farklı tedarikçiden 1.333.855,00 TL mal tedarik ettiği açıkça ortaya konulduğunu, Yargıtay bozma ilamında da açıkça işaret edilen ve incelenmesi gerektiği belirtilen husus da tam olarak bu olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 56 ncı maddesi gereği muhtemel zararın hesaplanması gerektiğini, davalının taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerine ve rekabet yasağına aykırı olarak 43 farklı tedarikçiden ürün temin ederek, bu ürünleri müvekkilinin logosunun bulunduğu tabelayı alelade boyadığı adreste satması nedeniyle, müvekkilinin «ticari itibarı» da göz önüne alınarak, talep edilen manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
Benzer bu karardaTarafların «sözleşme özgürlüğü» çerçevesinde yapmış oldukları «rekabet yasağı sözleşmelerine aykırılık» halinde davacı taraf, bir «haksız fiil» şekli olan «haksız rekabet» eyleminden farklı olarak sözleşmeyle yüklendiği yapmama edimini haklı neden olmaksızın ve kusurlu olarak ihlal eden davalıya karşı «müspet zararının» tahsilini talep edebilir.
Davacı, taraflar arasında «franchise sözleşmesi» ve «fesih» sözleşmesi imzalandığı, fesih sözleşmesinde davalı alt imtiyaz sahibinin «sözleşmenin feshini» takip eden bir yıl boyunca aynı adreste herhangi bir marketçilik faaliyeti yapmayacağına ilişkin düzenleme bulunduğu, fesih sonrasında davalının aynı adreste faaliyetine devam ettiği ve «rekabet yasağını» ihlal ettiğini ileri sürmekte, buna karşın davalı da sözleşmenin feshi sonrasında elinde kalan malları davacının iade almadığını, elindeki stokları tüketmek için f …
Mahkemece yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki «franchise sözleşmesinin» 20.....2010 tarihinde feshedildiği, «fesih» sözleşmesine göre sözleşmenin sona ermesinden sonraki 1 yıllık süre boyunca davalı şirketin aynı adreste dia işletmeleri ile rekabet yaratacak doğrudan veya dolaylı faaliyetlerde bulunmaktan kaçınacağını ve sözleşmeye aykırı davranmayacağını «taahhüt» ettiği, tespit raporunda davalının işyerinde marketçilik faaliyeti yürüttüğü ve işyerinin reklam tabelasında indirim süpermarketi yazısının olduğu, bu yazının üzerinin boyanmak sureti ile kapatılmış olduğu, kapatılan yazının muhtemelen Diasa olduğu, marketin giriş kapısı üzerinde de Torba Süpermarket yazısının bulunduğu belirtilmiş, davalının sözleşmeler ile yasaklanan faaliyeti icra ettiği yani «rekabet yasağına» aykırı davrandığı kanaati hasıl olmuş ise de davacının zararını ve miktarını kanıtlayan belgelere ve diğer delillere rastlanmadığı, bu davada davalıya ait ticari k …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2454 E. 2017/4313 K.
Ortak:sözleşmenin feshi · ihtar · ihtarname
İncelediğiniz kararda… Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı doğrultunda davalının bulunduğu yer Mahkemesine talimat yazılarak davalı tarafın «ticari defterleri incelenmesi» için sunulmasının «ihtar» edilmiş olmasına rağmen davalı tarafın ticari defterlerini sunmadığı, bundan dolayı BA-BS «formları» incelenerek ve evvelce talimat yoluyla alınan bilirkişi raporu da değerlendirilerek bilirkişiden rapor alındığı, davalı tarafın sözleşmenin «fesih» tarihi olan 20.10.2010 ile 20.11.2011 tarihleri arasında 2010 yılında 812.665,00 TL, 2011 yılında 521.190,00 TL olmak üzere 1.333,855,00 TL mal tedarik ettiği, davalının 20.10.2010-31.10.2011 döneminde net 1.288.447,41 TL hasılat yaptığı, aynı dönemde 31.869,57 TL zarar tespit edildiği, davalı şirketin belirlenen tarih aralığında tedarik ettiği mallardan menfaat temin etmediği, davacı maddi «zararlarını ispat» edemediği, davalının alt imtiyaz sözleşmesi kapsamında davacıdan aldığı malları elinden çıkartmak için satışa devam ettiğini iddiasının gerçeği yansıtmadığı, bu süre zarfında davalının yeni mal tedarik ettiğinin de anlaşıldığı, kusurlu olarak kabul edilerek manevi tazminatın kısmen kabulüne karar verildiği gerekçesiyle «maddi tazminat» isteminin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, 20.000,00 TL'nin 20.10.2010 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar …
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından gönderilen 14/12/2007 tarihli «ihtarname» ile davalının 24/05/2007 tarihli alt imtiyaz «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğinin «ihtar» edildiği, verilen süre içerisinde gereği yerine getirilmediğinden 08/01/2008 tarihinde haklı sebeplerle alt-imtiyaz sözleşmesinin feshedildiğinin «ihbar» edildiği, davacının «sözleşmeyi feshine» gerekçe gösterdiği hususlarda davalının sözleşmede belirtilen yükümlülüklerini yerine getirdiğine dair somut delil sunamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile taraf …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eda davası · sözleşmeden doğan dava · tespit davası · ihbar · hukuki yarar
Benzer bu karardaDava tarihi itibariyle «eda davası» açılmasının mümkün olduğu hallerde ayrıca «tespit davası» açılmasında «hukuki yarar» bulunmadığından bu davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerekirken, mahkemece işin esası hakkında karar vermesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından gönderilen 14/12/2007 tarihli «ihtarname» ile davalının 24/05/2007 tarihli alt imtiyaz «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğinin «ihtar» edildiği, verilen süre içerisinde gereği yerine getirilmediğinden 08/01/2008 tarihinde haklı sebeplerle alt-imtiyaz sözleşmesinin feshedildiğinin «ihbar» edildiği, davacının «sözleşmeyi feshine» gerekçe gösterdiği hususlarda davalının sözleşmede belirtilen yükümlülüklerini yerine getirdiğine dair somut delil sunamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile taraf …
-
Haksız rekabet | Manevi tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13452 E. 2017/1516 K.
Ortak:haksız rekabet
İncelediğiniz karardaBozma Kararı Dairemizin 25.04.2018 tarih, 2016/10011 E. ve 2018/3093 K. sayılı kararıyla tarafların «sözleşme özgürlüğü» çerçevesinde yapmış oldukları «rekabet yasağı sözleşmelerine aykırılık» halinde davacı tarafın, bir «haksız fiil» şekli olan «haksız rekabet» eyleminden farklı olarak sözleşmeyle yüklendiği yapmama edimini haklı neden olmaksızın ve kusurlu olarak ihlal eden davalıya karşı «müspet zararının» tahsilini talep edebileceği, bu durumda, davacı lehine tazminata hükmedilebilmesi için öncelikle davalının kusurlu olduğunun ispatı gerekeceği, davalı, «fesih» sonrası elinde stokta kalan malları davacının iade almadığını bu nedenle stoğu tüketmek amacıyla satmaya devam ettiğini savunduğuna göre, davalının «ticari defter» ve kayıtları incelenerek fesih sonrası bir yıllık dönemde işletmesine başka üreticilerden yeni mal tedarik edip etmediği, yalnızca stoktaki malları satıp satmadığı …
Benzer bu karardaDava, «haksız rekabet» nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkin olup; davalı, haksız rekabet içeren yazının kendisi tarafından yazılmadığını ve tedarikçi firmalara gönderilmediğini savunmuştur.
Bu durumda, mahkemece «haksız rekabet» teşkil ettiği kabul edilen yazının tedarikçi firmalara davalı tarafından gönderilip gönderilmediği belirlenmeden «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru olmayıp kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sadakat yükümlülüğü · delil değerlendirmesi · eksik inceleme
Benzer bu kararda2- Kabule göre de; davalı, davacının «sadakat yükümlülüğüne» aykırı davrandığını ve buna dair delilleri olduğunu savunmuş olmasına rağmen mahkemece davalının buna yönelik «delillerinin değerlendirilmemesi» dahi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Bu durumda, mahkemece «haksız rekabet» teşkil ettiği kabul edilen yazının tedarikçi firmalara davalı tarafından gönderilip gönderilmediği belirlenmeden «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru olmayıp kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1917 E. 2022/6418 K.
Ortak:ticari defter · ibraz · e-defter · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaTaraflardan «ticari defterleri ibrazlarının» ne şekilde isteneceğine ilişkin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un (6100 sayılı Kanun) 222 nci maddesinde doğrudan bir düzenleme bulunmamakta ise de, ticari defterlerin de aynı zamanda bir belge niteliği taşıması itibariyle bu hususta 6100 sayılı Kanun'un 220 nci maddesi uygulanarak, usulüne uygun «muhtıra» ile davalının defterleri istenerek ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa olayların olağan akışına ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarının «hakkaniyete» uygun olarak belirleneceğine ilişkin düzenleme de göz önüne alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmekteyken bozma ilamında işaret edilmemiş bir husus olan davalının tedarik ettiği mallardan menfaat temin etmediği gerekçesiyle davanın «maddi tazminat» yönünden reddine karar verilmiş olması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Bozma Kararı Dairemizin 25.04.2018 tarih, 2016/10011 E. ve 2018/3093 K. sayılı kararıyla tarafların «sözleşme özgürlüğü» çerçevesinde yapmış oldukları «rekabet yasağı sözleşmelerine aykırılık» halinde davacı tarafın, bir «haksız fiil» şekli olan «haksız rekabet» eyleminden farklı olarak sözleşmeyle yüklendiği yapmama edimini haklı neden olmaksızın ve kusurlu olarak ihlal eden davalıya karşı «müspet zararının» tahsilini talep edebileceği, bu durumda, davacı lehine tazminata hükmedilebilmesi için öncelikle davalının kusurlu olduğunun ispatı gerekeceği, davalı, «fesih» sonrası elinde stokta kalan malları davacının iade almadığını bu nedenle stoğu tüketmek amacıyla satmaya devam ettiğini savunduğuna göre, davalının «ticari defter» ve kayıtları incelenerek fesih sonrası bir yıllık dönemde işletmesine başka üreticilerden yeni mal tedarik edip etmediği, yalnızca stoktaki malları satıp satmadığı …
… Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı doğrultunda davalının bulunduğu yer Mahkemesine talimat yazılarak davalı tarafın «ticari defterleri incelenmesi» için sunulmasının «ihtar» edilmiş olmasına rağmen davalı tarafın ticari defterlerini sunmadığı, bundan dolayı BA-BS «formları» incelenerek ve evvelce talimat yoluyla alınan bilirkişi raporu da değerlendirilerek bilirkişiden rapor alındığı, davalı tarafın sözleşmenin «fesih» tarihi olan 20.10.2010 ile 20.11.2011 tarihleri arasında 2010 yılında 812.665,00 TL, 2011 yılında 521.190,00 TL olmak üzere 1.333,855,00 TL mal tedarik ettiği, davalının 20.10.2010-31.10.2011 döneminde net 1.288.447,41 TL hasılat yaptığı, aynı dönemde 31.869,57 TL zarar tespit edildiği, davalı şirketin belirlenen tarih aralığında tedarik ettiği mallardan menfaat temin etmediği, davacı maddi «zararlarını ispat» edemediği, davalının alt imtiyaz sözleşmesi kapsamında davacıdan aldığı malları elinden çıkartmak için satışa devam ettiğini iddiasının gerçeği yansıtmadığı, bu süre zarfında davalının yeni mal tedarik ettiğinin de anlaşıldığı, kusurlu olarak kabul edilerek manevi tazminatın kısmen kabulüne karar verildiği gerekçesiyle «maddi tazminat» isteminin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, 20.000,00 TL'nin 20.10.2010 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar …
Benzer bu karardaBu durumda öncelikle, HMK m.222 kapsamında «ticari defter» ve kayıtlarını «ibraz» etmesi için davalı yana ihtarlı davetiye tebliğ edilmesi ve ibrazı durumunda davalı defter ve kayıtları incelendikten sonra oluşacak sonuca göre, ibrazdan kaçınılması durumunda ise HMK m.222/«son» hükmü nazara alınarak bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmadığından, bu karara karşı davacı tarafça yapılan istinaf başvurusu …
Mahkemece yaptırılan «bilirkişi incelemesinde»; davacının usulüne uygun tutulan «defter» ve kayıtlarına göre alacaklı olduğu tespit edilmiş, davalıların «ibraz» etmemeleri nedeniyle defterleri üzerinde inceleme yapılamamıştır.
… leşmeden kaynaklanan borçlarını ödemediğinden bahisle feshedildiği ve sözleşmenin geçerli olduğu dönemde yapılan mal satışı ile demirbaşların bedelinden kaynaklanan «cari hesap alacağının» tahsili amacıyla davalılar hakkında takip başlatılmış ise de, davacının cari hesaptan kaynaklanan alacağına dayanak «fatura», «teslim» belgesi ve benzeri belge «ibraz» edemediği, davalıların borçlu olduğu hususu ile sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin ispat edilemediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:faturanın tebliği · istinaf kanun yolu · cari hesap alacağı · i̇i̇k 194 · ispat külfeti · cari hesap · kanun yolu · istinaf incelemesi
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre yapılan «istinaf incelemesi» sonucunda; HMK'nın «194».maddesine göre somutlaştırma yükümlülüğü bulunan davacı yandan talepleri somutlaştırması istendiğinde, 09/05/2017 tarihli dilekçesi ile alacağın kaynağı olarak mal satışı, «komisyon», hizmet vs. gibi ticari iş ve işlemlere ilişkin faturaya dayalı «cari hesap alacağı» talep edildiği, ancak ilgili faturaların DİA döneminden kalan faturalar olması, davacının tüm hak ve alacakları ile DİA'yı devraldığı ilişkinin çok eski tarihe dayandığı, faturaların hacimli ve fazla olması nedeni ile «faturaların tebliği» ve mal «teslimine» ilişkin belgelerin henüz hazır edilemediğinin beyan edildiği, alınan ek raporda alacağın "Tercerization" ( küçük demirbaşlar) alacağı niteliğinde olduğu, «fatura» ve mal teslimine ilişkin belgelerin «ibraz» edilemediğinin bildirildiği, itirazın iptali davasında alacağın varlık ve miktarını «ispat külfetinin» davacıya ait olduğu, ilk derece mahkemesince, akdi ilişkinin feshinin haklılık veya haksızlığı tartışılmamış, sadece talep gibi cari hesaba ilişkin yapılan incelem …
Dava, faturaya dayalı «cari hesap alacağının» tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince, ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin «istinaf kanun yolu» başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince esastan red edilmiştir.
… leşmeden kaynaklanan borçlarını ödemediğinden bahisle feshedildiği ve sözleşmenin geçerli olduğu dönemde yapılan mal satışı ile demirbaşların bedelinden kaynaklanan «cari hesap alacağının» tahsili amacıyla davalılar hakkında takip başlatılmış ise de, davacının cari hesaptan kaynaklanan alacağına dayanak «fatura», «teslim» belgesi ve benzeri belge «ibraz» edemediği, davalıların borçlu olduğu hususu ile sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin ispat edilemediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/6607 E. , 2023/6214 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
HÜKÜM
Kısmen kabul
Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın maddi tazminat isteminin reddine manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı arasında imzalanan sözleşmenin "Alt İmtiyaz Sahibinin Taahhütleri" başlıklı 5 inci maddesinde, alt imtiyaz sahibinin yükümlülüklerinin açıkça düzenlendiğini, bahse konu açık hükme rağmen, davalı tarafın sözleşmeye uymadığını, buna istinaden müvekkili şirketin ihtarnameler ile sözleşmeye aykırı davranışlara son vermemesi durumunda sözleşmenin feshedileceğinin ihtar edildiğini, ancak davalının çekilen ihtarnamelere uygun davranmadığını ve 20.10.2010 tarihinde davalı ile fesih sözleşmesi imzalandığını, fesih ve esas sözleşme uyarınca davalı tarafın sözleşmenin feshini takip eden 1 yıllık süre boyunca aynı adreste herhangi bir marketçilik faaliyeti yapmayacağının sözleşmeyle hüküm altına alındığını, ancak davalı tarafın belirtilen adreste marketçilik faaliyetlerine devam ettiğini bunun alt imtiyaz sözleşmesinin rekabet yasağına ilişkin maddesinin ihlali ve sözleşmeye aykırılık oluşturduğunu ileri sürerek müvekkili şirketin uğramış olduğu 10.000,00 TL maddi zarar ile 30.000,00 TL manevi zararın 20.10.2010 tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının sözleşme şartlarına riayet etmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 11.05.2016 tarih, 2014/778 E. ve 2016/424 K. sayılı kararı ile taraflar arasındaki franchise sözleşmesinin 20.10.2010 tarihinde feshedildiği, fesih sözleşmesine göre sözleşmenin sona ermesinden sonraki 1 yıllık süre boyunca davalı şirketin aynı adreste Dia işletmeleri ile rekabet yaratacak doğrudan veya dolaylı faaliyetlerde bulunmaktan kaçınacağını ve sözleşmeye aykırı davranmayacağını taahhüt ettiği, tespit raporunda davalının işyerinde marketçilik faaliyeti yürüttüğü ve işyerinin reklam tabelasında indirim süpermarketi yazısının olduğu, bu yazının üzerinin boyanmak sureti ile kapatılmış olduğu, kapatılan yazının muhtemelen Diasa olduğu, marketin giriş kapısı üzerinde de Torba Süpermarket yazısının bulunduğu belirtilmiş, davalının sözleşmeler ile yasaklanan faaliyeti icra ettiği yani rekabet yasağına aykırı davrandığı kanaati hasıl olmuş ise de davacının zararını ve miktarını kanıtlayan belgelere ve diğer delillere rastlanmadığı, bu davada davalıya ait ticari kayıtlardan hareket ederek davacı zararının hesaplanamayacağı, davacının manevi zararın varlığını da kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 25.04.2018 tarih, 2016/10011 E. ve 2018/3093 K. sayılı kararıyla tarafların sözleşme özgürlüğü çerçevesinde yapmış oldukları rekabet yasağı sözleşmelerine aykırılık halinde davacı tarafın, bir haksız fiil şekli olan haksız rekabet eyleminden farklı olarak sözleşmeyle yüklendiği yapmama edimini haklı neden olmaksızın ve kusurlu olarak ihlal eden davalıya karşı müspet zararının tahsilini talep edebileceği, bu durumda, davacı lehine tazminata hükmedilebilmesi için öncelikle davalının kusurlu olduğunun ispatı gerekeceği, davalı, fesih sonrası elinde stokta kalan malları davacının iade almadığını bu nedenle stoğu tüketmek amacıyla satmaya devam ettiğini savunduğuna göre, davalının ticari defter ve kayıtları incelenerek fesih sonrası bir yıllık dönemde işletmesine başka üreticilerden yeni mal tedarik edip etmediği, yalnızca stoktaki malları satıp satmadığı hususunun araştırılması, şayet işletmesine yeni mal tedarik ederek ticari faaliyetine devam etmiş ise bu durumda kusurlu kabul edilmesi ve davacı lehine makul bir tazminata hükmedilmesi gerektiğine işaret edilerek Mahkeme kararı bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı doğrultunda davalının bulunduğu yer Mahkemesine talimat yazılarak davalı tarafın ticari defterleri incelenmesi için sunulmasının ihtar edilmiş olmasına rağmen davalı tarafın ticari defterlerini sunmadığı, bundan dolayı BA-BS formları incelenerek ve evvelce talimat yoluyla alınan bilirkişi raporu da değerlendirilerek bilirkişiden rapor alındığı, davalı tarafın sözleşmenin fesih tarihi olan 20.10.2010 ile 20.11.2011 tarihleri arasında 2010 yılında 812.665,00 TL, 2011 yılında 521.190,00 TL olmak üzere 1.333,855,00 TL mal tedarik ettiği, davalının 20.10.2010-31.10.2011 döneminde net 1.288.447,41 TL hasılat yaptığı, aynı dönemde 31.869,57 TL zarar tespit edildiği, davalı şirketin belirlenen tarih aralığında tedarik ettiği mallardan menfaat temin etmediği, davacı maddi zararlarını ispat edemediği, davalının alt imtiyaz sözleşmesi kapsamında davacıdan aldığı malları elinden çıkartmak için satışa devam ettiğini iddiasının gerçeği yansıtmadığı, bu süre zarfında davalının yeni mal tedarik ettiğinin de anlaşıldığı, kusurlu olarak kabul edilerek manevi tazminatın kısmen kabulüne karar verildiği gerekçesiyle maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, 20.000,00 TL'nin 20.10.2010 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından hükme esas alınan 11.01.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda davalının rekabet yasağını ihlal ettiği tarih 20.10.2010-31.10.2011 tarihleri arasında net 1.288.447,41 TL hasılat yaptığı, anılan dönemde 31.869,57 TL zarar ettiği ve tedarik ettiği ürünlerden menfaat temin etmediği tespitine yer verildiğini, Yargıtay bozma ilamında davalının rekabet yasağı olan dönemde işletmesine yeni ürün tedarik edip etmediğinin araştırılması gerektiği açıkça belirtildiğini, tedarik ettiği ürünlerden menfaat temin edip etmediği yönünde herhangi bir değerlendirme veya inceleme yapılması gerektiğine yer verilmediğini, hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda ise bozma ilamının aksine davalının rekabet yasağının olduğu dönemde tedarik ettiği ürünlerden menfaat temin edip etmediği yönünde inceleme yapılmış olması bozma ilamının gereklerine aykırılık teşkil ettiğini, 27.05.2020 tarihli bilirkişi raporunda, davalının rekabet yasağının olduğu bir yıl içerisinde, toplamda 43 farklı tedarikçiden 1.333.855,00 TL mal tedarik ettiği açıkça ortaya konulduğunu, Yargıtay bozma ilamında da açıkça işaret edilen ve incelenmesi gerektiği belirtilen husus da tam olarak bu olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 56 ncı maddesi gereği muhtemel zararın hesaplanması gerektiğini, davalının taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerine ve rekabet yasağına aykırı olarak 43 farklı tedarikçiden ürün temin ederek, bu ürünleri müvekkilinin logosunun bulunduğu tabelayı alelade boyadığı adreste satması nedeniyle, müvekkilinin ticari itibarı da göz önüne alınarak, talep edilen manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, sözleşmeyle öngörülen rekabet yasağına aykırılık nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun'un 54 vd. maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Dava, sözleşmeyle öngörülen rekabet yasağına aykırılık nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece bozma ilamına uyulmuşsa da bozmanın gerekleri yerine getirilmemiştir. Taraflardan ticari defterleri ibrazlarının ne şekilde isteneceğine ilişkin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un (6100 sayılı Kanun) 222 nci maddesinde doğrudan bir düzenleme bulunmamakta ise de, ticari defterlerin de aynı zamanda bir belge niteliği taşıması itibariyle bu hususta 6100 sayılı Kanun'un 220 nci maddesi uygulanarak, usulüne uygun muhtıra ile davalının defterleri istenerek ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa olayların olağan akışına ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarının hakkaniyete uygun olarak belirleneceğine ilişkin düzenleme de göz önüne alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmekteyken bozma ilamında işaret edilmemiş bir husus olan davalının tedarik ettiği mallardan menfaat temin etmediği gerekçesiyle davanın maddi tazminat yönünden reddine karar verilmiş olması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3. Kabule göre de davacı vekili tarafından hükmün temyizi için maktu harç ve temyiz yoluna başvuru harcı yatırılmış olmasına ve bu harcın temyiz yoluna başvuru için gerekli ve yeterli olmasına karşın, davacı vekiline muhtıra tebliğ edilerek manevi tazminat yönünden ayrıca nisbi harç ve temyiz yoluna başvuru harcı ödemesinin sağlanması doğru olmamıştır.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
26.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/981940600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz