Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2426 E. 2023/6193 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kesin hüküm sonucu↗ kefalet tarihi↗ müteselsil kefalet↗ esnaf↗ kefalet sözleşmesi↗ eş rızası↗ kefalet↗ kamu düzeni↗ geçersizlik↗ iflas↗ menfi tespit↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 07.05.2013 tarihinde evlendiği, sözleşme tarihinde halen evli olduğu, kefalet tarihine kadar kefalete ilişkin eş rızası alınmadığı, davacının Esnaf ve Sanatkarlar Odasında kaydının bulunmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 584 üncü maddesinin üçüncü fıkrasındaki istisnai hallerin tespit edilmediği gibi, böyle bir istisnai halin de ileri sürülmediği, kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı banka ile dava dışı müşteri arasındaki 24.05.2016 tarihli kredi genel sözleşmesinde, davacının 06.03.2017 tarihinde imzalamış olduğu 500.000,00 TL müteselsil kefaleti sebebiyle davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının kefalet bilgilerini kendi el yazısı ile yazdığını, bilirkişi raporlarına itirazlarının değerlendirilmediğini, bilirkişinin kesin bir sonuca varmadığını, Adli Tıp Kurumundan yeniden rapor alınması gerektiğini, davacının esnaflık yaptığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığı, kamu düzenine herhangi bir aykırılığa rastlanmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının kefalet bilgilerini yasal düzenlemeye uygun düzenleyip kendi el yazısı ile yazdığını, sözleşmenin birer suretinin taraflara verildiğini, bilirkişi raporlarına itirazlarının değerlendirilmediğini, bilirkişinin kanaat bildirdiğini, kesin bir sonuca varmadığını, Adli Tıp Kurumundan yeniden rapor alınması gerektiğini, davacının esnaflık yaptığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi.
3. 6098 sayılı Kanun'un 583 ile 584 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1306 E. 2016/1277 K.
Ortak:esnaf · eş rızası · kefalet
İncelediğiniz kararda… KEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 07.05.2013 tarihinde evlendiği, sözleşme tarihinde halen evli olduğu, «kefalet tarihine» kadar kefalete ilişkin eş «rızası» alınmadığı, davacının Esnaf ve Sanatkarlar Odasında «kaydının» bulunmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 584 üncü maddesinin üçüncü fıkrasındaki istisnai hallerin tespit edilmediği gibi, böyle bir istisnai halin de ileri sürülmediği, «kefalet sözleşmesinin» «geçersiz» olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı banka ile dava dışı müşteri arasındaki 24.05.2016 tarihli kredi genel sözleşmesinde, davacının 06.03.2017 tarihinde imzalamış olduğu 500.000,00 TL «müteselsil kefaleti» sebebiyle davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının «kefalet» bilgilerini kendi el yazısı ile yazdığını, bilirkişi raporlarına itirazlarının değerlendirilmediğini, bilirkişinin «kesin» bir sonuca varmadığını, Adli Tıp Kurumundan yeniden rapor alınması gerektiğini, davacının esnaflık yaptığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının «kefalet» bilgilerini yasal düzenlemeye uygun düzenleyip kendi el yazısı ile yazdığını, sözleşmenin birer suretinin taraflara verildiğini, bilirkişi raporlarına itirazlarının değerlendirilmediğini, bilirkişinin kanaat bildirdiğini, «kesin» bir sonuca varmadığını, Adli Tıp Kurumundan yeniden rapor alınması gerektiğini, davacının esnaflık yaptığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu kararda6098 sayılı TBK'nın 584. maddesine 11.04.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6455 sayılı Yasa'nın 77. maddesi ile eklenen fıkra ile, “Ticaret siciline kayıtlı «ticari işletmenin» sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek «kefaletler», mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak «esnaf» ve sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkarlar tarafından verilecek kefaletler, 27.12.2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkarlar kredi kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılan kredilerde verilecek kefaletler için eş «rızası» aranmaz.” hükmü düzenlenmiştir.
Bu itibarla, alacaklı banka tarafından «müteselsil kefiller» ... ve ...'nın ortağı oldukları ...Kollektif Şirketi ... ve Ortağı unvanlı şirkete 22.11.2013, 27.12.2013, 18.04.2014 ve 18.12.2014 tarihli Genel Kredi ve Teminat Sözleşmelerine istinaden kredi kullandırılmış olup, talebe dayanak bu «kredi sözleşmelerinin» imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 584/3. maddesine göre ticaret şirketinin ortakları tarafından şirketle ilgili olarak verilecek «kefaletlerde» eş «rızası» aranmayacağı nazara alınmadan, yine talebe dayanak 30.03.2009 tarihli kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte de müteselsil kefillerin birbirleri ile evli olduklar …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari işletme · müteselsil kefil · ihtiyati haciz · kefil · haciz · kredi sözleşmesi
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; haklarında «ihtiyati haciz» istenilen ... ile ...'nın sözleşmelerde «kefil» durumunda bulunduğu, kefillerin evli olduğu, fakat Türk Borçlar Kanunu'nun 584.maddesi gereğince eşlerinin rızasının alındığına ilişkin evrak bulunmadığı ve ayrıca ihtiyati haciz dayanağı evrak asıllarının sunulmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, alacaklı banka tarafından «müteselsil kefiller» ... ve ...'nın ortağı oldukları ...Kollektif Şirketi ... ve Ortağı unvanlı şirkete 22.11.2013, 27.12.2013, 18.04.2014 ve 18.12.2014 tarihli Genel Kredi ve Teminat Sözleşmelerine istinaden kredi kullandırılmış olup, talebe dayanak bu «kredi sözleşmelerinin» imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 584/3. maddesine göre ticaret şirketinin ortakları tarafından şirketle ilgili olarak verilecek «kefaletlerde» eş «rızası» aranmayacağı nazara alınmadan, yine talebe dayanak 30.03.2009 tarihli kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte de müteselsil kefillerin birbirleri ile evli olduklar …
Talep «ihtiyati haciz» istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile talebin reddine karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK'nın 584. maddesine 11.04.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6455 sayılı Yasa'nın 77. maddesi ile eklenen fıkra ile, “Ticaret siciline kayıtlı «ticari işletmenin» sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek «kefaletler», mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak «esnaf» ve sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkarlar tarafından verilecek kefaletler, 27.12.2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkarlar kredi kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılan kredilerde verilecek kefaletler için eş «rızası» aranmaz.” hükmü düzenlenmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4997 E. 2015/6071 K.
Ortak:esnaf · eş rızası · kefalet
İncelediğiniz kararda… KEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 07.05.2013 tarihinde evlendiği, sözleşme tarihinde halen evli olduğu, «kefalet tarihine» kadar kefalete ilişkin eş «rızası» alınmadığı, davacının Esnaf ve Sanatkarlar Odasında «kaydının» bulunmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 584 üncü maddesinin üçüncü fıkrasındaki istisnai hallerin tespit edilmediği gibi, böyle bir istisnai halin de ileri sürülmediği, «kefalet sözleşmesinin» «geçersiz» olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı banka ile dava dışı müşteri arasındaki 24.05.2016 tarihli kredi genel sözleşmesinde, davacının 06.03.2017 tarihinde imzalamış olduğu 500.000,00 TL «müteselsil kefaleti» sebebiyle davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının «kefalet» bilgilerini kendi el yazısı ile yazdığını, bilirkişi raporlarına itirazlarının değerlendirilmediğini, bilirkişinin «kesin» bir sonuca varmadığını, Adli Tıp Kurumundan yeniden rapor alınması gerektiğini, davacının esnaflık yaptığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının «kefalet» bilgilerini yasal düzenlemeye uygun düzenleyip kendi el yazısı ile yazdığını, sözleşmenin birer suretinin taraflara verildiğini, bilirkişi raporlarına itirazlarının değerlendirilmediğini, bilirkişinin kanaat bildirdiğini, «kesin» bir sonuca varmadığını, Adli Tıp Kurumundan yeniden rapor alınması gerektiğini, davacının esnaflık yaptığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu kararda6098 sayılı TBK'nın 584. maddesine 11.04.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6455 sayılı Yasa'nın 77. maddesi ile eklenen fıkra ile, “Ticaret siciline kayıtlı «ticari işletmenin» sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek «kefaletler», mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak «esnaf» ve sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkarlar tarafından verilecek kefaletler, 27.12.2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkarlar kredi kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılan kredilerde verilecek kefaletler için eş «rızası» aranmaz.” hükmü düzenlenmiştir.
Şti.'ne 25.06.2013 tarihli Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesine istinaden kredi kullandırılmış olup, talebe dayanak «kredi sözleşmesinin» imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 584/3. maddesine göre ticaret şirketinin ortakları tarafından şirketle ilgili olarak verilecek «kefaletlerde» eş «rızası» aranmayacağı nazara alınmadan yazılı gerekçeyle, «müteselsil kefil» ... yönünden talebin reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari işletme · müteselsil kefil · muvafakat · ihtiyati haciz · kefil · haciz · kredi sözleşmesi
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, 25.06.2013 tarihli sözleşmede «müteselsil kefil» ...'nin evli olup, eş «muvafakatı» bulunmadığından bu kişiye yönelik talebin reddi gerektiği, Genel Kredi ve Teminat Sözleşmelerine istinaden kullandırılan kredilerin kat edildiği, alacağın rehinle temin olunmadığı gerekçesiyle, müteselsil kefil ... yönünden talebin reddine, asıl borçlu ve diğer müteselsil kefiller yönünden «ihtiyati haciz» talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Talep «ihtiyati haciz» istemine ilişkin olup, mahkemece kredilerin kat edildiği, alacağın rehinle temin olunmadığı, sözleşmede «müteselsil kefil» ...'nin eş «muvafakatı» bulunmadığı gerekçesiyle, müteselsil kefil ... yönünden talebin reddine, asıl borçlu ve diğer müteselsil kefiller yönünden ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Şti.'ne 25.06.2013 tarihli Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesine istinaden kredi kullandırılmış olup, talebe dayanak «kredi sözleşmesinin» imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 584/3. maddesine göre ticaret şirketinin ortakları tarafından şirketle ilgili olarak verilecek «kefaletlerde» eş «rızası» aranmayacağı nazara alınmadan yazılı gerekçeyle, «müteselsil kefil» ... yönünden talebin reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» isteyen vekili temyiz etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12388 E. 2016/8554 K.
Ortak:esnaf · eş rızası · kefalet
İncelediğiniz kararda… KEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 07.05.2013 tarihinde evlendiği, sözleşme tarihinde halen evli olduğu, «kefalet tarihine» kadar kefalete ilişkin eş «rızası» alınmadığı, davacının Esnaf ve Sanatkarlar Odasında «kaydının» bulunmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 584 üncü maddesinin üçüncü fıkrasındaki istisnai hallerin tespit edilmediği gibi, böyle bir istisnai halin de ileri sürülmediği, «kefalet sözleşmesinin» «geçersiz» olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı banka ile dava dışı müşteri arasındaki 24.05.2016 tarihli kredi genel sözleşmesinde, davacının 06.03.2017 tarihinde imzalamış olduğu 500.000,00 TL «müteselsil kefaleti» sebebiyle davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının «kefalet» bilgilerini kendi el yazısı ile yazdığını, bilirkişi raporlarına itirazlarının değerlendirilmediğini, bilirkişinin «kesin» bir sonuca varmadığını, Adli Tıp Kurumundan yeniden rapor alınması gerektiğini, davacının esnaflık yaptığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının «kefalet» bilgilerini yasal düzenlemeye uygun düzenleyip kendi el yazısı ile yazdığını, sözleşmenin birer suretinin taraflara verildiğini, bilirkişi raporlarına itirazlarının değerlendirilmediğini, bilirkişinin kanaat bildirdiğini, «kesin» bir sonuca varmadığını, Adli Tıp Kurumundan yeniden rapor alınması gerektiğini, davacının esnaflık yaptığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu karardaFaiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek «kefaletler» ile tarım kredi, tarım satış ve «esnaf» ve sanatkarlar kredi kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılan kredilerde verilecek kefaletler için eş «rızası» aranmaz.” hükmü düzenlenmiştir.
6098 sayılı TBK'nın 584. maddesine ....04.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6455 sayılı Yasa'nın 77. maddesi ile eklenen fıkra ile, “Ticaret siciline kayıtlı «ticari işletmenin» sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek «kefaletler», mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak «esnaf» ve sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkarlar tarafından verilecek kefaletler, 27.....2006 tarihli ve 5570 sayılı ... .... ...
İhtiyati «haciz» talep dilekçesi içeriğinde «müteselsil kefil» ...'ın asıl borçlu şirketin ortak ya da yöneticisi olduğuna ilişkin herhangi bir beyana yer verilmemiş ise de, mahkemece talep dilekçesinde anılan şahsın «tüzel kişiliğin» yetkilisi olduğuna ilişkin «ticaret sicil» gazetesi suretinin eklendiğinin belirtildiği kabul edildiğine göre, gerektiğinde bu belgenin temininin sağlanması ve «kredi sözleşmelerinin» imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı ....'nın 584/.... maddesine göre ticaret şirketinin ortakları ya da yöneticisi tarafından şirketle ilgili olarak verilecek «kefaletlerde» eş «rızası» aranmayacağı nazara alınarak bir değerlendirme yapılması gerekirken, yazılı gerekçe ile müteselsil kefil ... yönünden «ihtiyati haciz» talebinin reddi doğru olmamış, hükmün ihtiyati haciz talep eden yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari işletme · müteselsil kefil · ihtiyati haciz · tüzel kişilik · kefil · ticaret sicili · haciz · kredi sözleşmesi
Benzer bu karardaİhtiyati «haciz» talep dilekçesi içeriğinde «müteselsil kefil» ...'ın asıl borçlu şirketin ortak ya da yöneticisi olduğuna ilişkin herhangi bir beyana yer verilmemiş ise de, mahkemece talep dilekçesinde anılan şahsın «tüzel kişiliğin» yetkilisi olduğuna ilişkin «ticaret sicil» gazetesi suretinin eklendiğinin belirtildiği kabul edildiğine göre, gerektiğinde bu belgenin temininin sağlanması ve «kredi sözleşmelerinin» imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı ....'nın 584/.... maddesine göre ticaret şirketinin ortakları ya da yöneticisi tarafından şirketle ilgili olarak verilecek «kefaletlerde» eş «rızası» aranmayacağı nazara alınarak bir değerlendirme yapılması gerekirken, yazılı gerekçe ile müteselsil kefil ... yönünden «ihtiyati haciz» talebinin reddi doğru olmamış, hükmün ihtiyati haciz talep eden yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, asıl borçlu şirket yönünden «ihtiyati haciz» talebinin kabulüne; borçlu ...... yönünden ise bu kişinin evli olduğu, eşinin rızasının alındığına dair herhangi bir belge sunulmadığı, ihtiyati haciz talep dilekçesinde, bu kişinin «tüzel kişiliğin» yetkilisi olduğuna ilişkin Ticaret Sicil Gazetesi suretinin eklendiği belirtilmesine rağmen, ekli evrakların incelenmesinde buna ilişkin bir belge bulunmadığının g …
Kararı, «ihtiyati haciz» talep eden (alacaklı) vekili temyiz etmiştir.
Talep «ihtiyati haciz» istemine ilişkindir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1370 E. 2016/1236 K.
Ortak:esnaf · kefalet sözleşmesi · eş rızası · kefalet
İncelediğiniz kararda… KEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 07.05.2013 tarihinde evlendiği, sözleşme tarihinde halen evli olduğu, «kefalet tarihine» kadar kefalete ilişkin eş «rızası» alınmadığı, davacının Esnaf ve Sanatkarlar Odasında «kaydının» bulunmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 584 üncü maddesinin üçüncü fıkrasındaki istisnai hallerin tespit edilmediği gibi, böyle bir istisnai halin de ileri sürülmediği, «kefalet sözleşmesinin» «geçersiz» olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı banka ile dava dışı müşteri arasındaki 24.05.2016 tarihli kredi genel sözleşmesinde, davacının 06.03.2017 tarihinde imzalamış olduğu 500.000,00 TL «müteselsil kefaleti» sebebiyle davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının «kefalet» bilgilerini kendi el yazısı ile yazdığını, bilirkişi raporlarına itirazlarının değerlendirilmediğini, bilirkişinin «kesin» bir sonuca varmadığını, Adli Tıp Kurumundan yeniden rapor alınması gerektiğini, davacının esnaflık yaptığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının «kefalet» bilgilerini yasal düzenlemeye uygun düzenleyip kendi el yazısı ile yazdığını, sözleşmenin birer suretinin taraflara verildiğini, bilirkişi raporlarına itirazlarının değerlendirilmediğini, bilirkişinin kanaat bildirdiğini, «kesin» bir sonuca varmadığını, Adli Tıp Kurumundan yeniden rapor alınması gerektiğini, davacının esnaflık yaptığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu kararda6098 sayılı TBK'nın 584. maddesine 11.04.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6455 sayılı Yasa'nın 77. maddesi ile eklenen fıkra ile, “Ticaret siciline kayıtlı «ticari işletmenin» sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek «kefaletler», mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak «esnaf» ve sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkarlar tarafından verilecek kefaletler, 27.12.2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkarlar kredi kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılan kredilerde verilecek kefaletler için eş «rızası» aranmaz.” hükmü getirilmiştir.
Mahkemece, talebin asıl borçlu yönünden kabulüne, «kefil» ... yönünden ise «kefalet sözleşmesinde» eş «muvafakatının» bulunmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiştir.
Şirketi'ne 26.09.2013 tarihli «genel kredi sözleşmesine» istinaden kredi kullandırılmış olup, talebe dayanak kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 584/3. maddesine göre ticaret şirketinin ortakları tarafından şirketle ilgili olarak verilecek «kefaletlerde» eş «rızası» aranmayacağı nazara alınmadan yazılı gerekçeyle, «müteselsil kefil» ... yönünden talebin reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari işletme · müteselsil kefil · muvafakat · genel kredi sözleşmesi · ihtiyati haciz · kefil · haciz · kredi sözleşmesi
Benzer bu karardaTalep «ihtiyati haciz» istemine ilişkin olup, mahkemece sözleşmede «müteselsil kefil» ...'in eşinin «muvafakatı» bulunmadığı gerekçesiyle, müteselsil kefil yönünden talebin reddine karar verilmiştir.
Şirketi'ne 26.09.2013 tarihli «genel kredi sözleşmesine» istinaden kredi kullandırılmış olup, talebe dayanak kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 584/3. maddesine göre ticaret şirketinin ortakları tarafından şirketle ilgili olarak verilecek «kefaletlerde» eş «rızası» aranmayacağı nazara alınmadan yazılı gerekçeyle, «müteselsil kefil» ... yönünden talebin reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, talebin asıl borçlu yönünden kabulüne, «kefil» ... yönünden ise «kefalet sözleşmesinde» eş «muvafakatının» bulunmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiştir.
Kararı «ihtiyati haciz» talep eden banka vekili temyiz etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8567 E. 2013/7958 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık hizmetleri sözleşmesi · kat ihtarı · cari hesap · hizmet sözleşmesi · uyuşmazlık konusu · ihtar · yasal faiz
Benzer bu kararda… borçlu olmadığı, kullandığı kredileri de düzenli bir şekilde ödediği anlaşılan ve esnaflık yapan bir kişiye yüklü bir miktarda borçlu olduğuna dair bu nitelikte bir «cari hesap» özeti tebliğ edilmesi haksız bir fiil teşkil ettiği gibi, taraflar arasındaki «bankacılık hizmetleri sözleşmesine» de aykırı bir davranış olduğu, bunun davacının şahsiyet hakkına saldırı niteliğinde bir hukuka aykırı davranış oluşturacağı, gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, ....000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, «ihtar» tarihi itibariyle davacının borcu olmamasına rağmen davalı banka tarafından yanlışlıkla «kat ihtarı» gönderildiği hususu taraflar arasında «uyuşmazlık konusu» değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4679 E. 2016/4907 K.
Ortak:esnaf · kefalet sözleşmesi · eş rızası · kefalet · geçersizlik
İncelediğiniz kararda… KEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 07.05.2013 tarihinde evlendiği, sözleşme tarihinde halen evli olduğu, «kefalet tarihine» kadar kefalete ilişkin eş «rızası» alınmadığı, davacının Esnaf ve Sanatkarlar Odasında «kaydının» bulunmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 584 üncü maddesinin üçüncü fıkrasındaki istisnai hallerin tespit edilmediği gibi, böyle bir istisnai halin de ileri sürülmediği, «kefalet sözleşmesinin» «geçersiz» olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı banka ile dava dışı müşteri arasındaki 24.05.2016 tarihli kredi genel sözleşmesinde, davacının 06.03.2017 tarihinde imzalamış olduğu 500.000,00 TL «müteselsil kefaleti» sebebiyle davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının «kefalet» bilgilerini kendi el yazısı ile yazdığını, bilirkişi raporlarına itirazlarının değerlendirilmediğini, bilirkişinin «kesin» bir sonuca varmadığını, Adli Tıp Kurumundan yeniden rapor alınması gerektiğini, davacının esnaflık yaptığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının «kefalet» bilgilerini yasal düzenlemeye uygun düzenleyip kendi el yazısı ile yazdığını, sözleşmenin birer suretinin taraflara verildiğini, bilirkişi raporlarına itirazlarının değerlendirilmediğini, bilirkişinin kanaat bildirdiğini, «kesin» bir sonuca varmadığını, Adli Tıp Kurumundan yeniden rapor alınması gerektiğini, davacının esnaflık yaptığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu karardaMüşterek borçlu ve «müteselsil kefil» «esnaf» olduğundan TBK'nın 584. maddesine 6455 S.Y. ile eklenmiş fıkradaki "Mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkarlar tarafından verilecek «kefaletler»" ibaresi doğrultusunda eş «rızası» aranmaz.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, gerek sözleşme tarihinin «kefil» tarafından elle yazılması ve gerekse eşin rızasının bulunması hususunun, Kefalet Sözleşmesinin kurucu ve «emredici» hükümleri olarak düzenlenmiş, olduğu, dosya kapsamında bu unsurların yerine getirildiği sabit olmadığı, Kefalet Sözleşmesinin «geçersiz» olduğu gerekçesiyle, «ihtiyati haciz» isteminin reddine karar verilmiştir.
Ayrıca «kefil» yönünden «kefalete» yönelik bir «ipotek» de bulunmadığından kefil bakımından davanın kabul edilmesi gerekirken, «ihtiyati haciz» isteminin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 257 · emredici hüküm · müteselsil kefil · ipotek · ihtiyati haciz · kefil · haciz
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, gerek sözleşme tarihinin «kefil» tarafından elle yazılması ve gerekse eşin rızasının bulunması hususunun, Kefalet Sözleşmesinin kurucu ve «emredici» hükümleri olarak düzenlenmiş, olduğu, dosya kapsamında bu unsurların yerine getirildiği sabit olmadığı, Kefalet Sözleşmesinin «geçersiz» olduğu gerekçesiyle, «ihtiyati haciz» isteminin reddine karar verilmiştir.
Ayrıca «kefil» yönünden «kefalete» yönelik bir «ipotek» de bulunmadığından kefil bakımından davanın kabul edilmesi gerekirken, «ihtiyati haciz» isteminin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Talep, «ihtiyati haciz» istemine ilişkin olup, ihtiyati haciz isteme koşulları İİK «257». maddesinde belirlenmiştir.
Kararı «ihtiyati haciz» isteyen (alacaklı) vekili temyiz etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2426 E. , 2023/6193 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin taşınmazı üzerine arkadaşının eşi tarafından çekilecek krediye 50.000,00 TL limit ipoteği tesis edildiğini, 50.000,00 TL’den sorumlu olduğu düşüncesiyle davacının taksitlerin büyük kısmını ödediğini, ancak bankanın müvekkiline kefil olarak 500.000,00 TL üzerinden sorumlu olduğunu bildirdiğini, kredi sözleşmesinin davacıya ipoteğin eki olarak imzalatıldığını, sözleşmede kefalet limitinin gerek yazı gerekse rakam bölümünün müvekkilinin eli ürünü olmadığını, eş rızasının da alınmadığını, müvekkilinin dahi kefaletten haberinin bulunmadığını ileri sürerek kefilliğin geçersizliğini, müvekkilinin kefaletten kaynaklı borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kredi genel sözleşmesinin kefalet bölümünü ve tüm bilgileri kendi el yazısı ile yazarak müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 07.05.2013 tarihinde evlendiği, sözleşme tarihinde halen evli olduğu, kefalet tarihine kadar kefalete ilişkin eş rızası alınmadığı, davacının Esnaf ve Sanatkarlar Odasında kaydının bulunmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 584 üncü maddesinin üçüncü fıkrasındaki istisnai hallerin tespit edilmediği gibi, böyle bir istisnai halin de ileri sürülmediği, kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı banka ile dava dışı müşteri arasındaki 24.05.2016 tarihli kredi genel sözleşmesinde, davacının 06.03.2017 tarihinde imzalamış olduğu 500.000,00 TL müteselsil kefaleti sebebiyle davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının kefalet bilgilerini kendi el yazısı ile yazdığını, bilirkişi raporlarına itirazlarının değerlendirilmediğini, bilirkişinin kesin bir sonuca varmadığını, Adli Tıp Kurumundan yeniden rapor alınması gerektiğini, davacının esnaflık yaptığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığı, kamu düzenine herhangi bir aykırılığa rastlanmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının kefalet bilgilerini yasal düzenlemeye uygun düzenleyip kendi el yazısı ile yazdığını, sözleşmenin birer suretinin taraflara verildiğini, bilirkişi raporlarına itirazlarının değerlendirilmediğini, bilirkişinin kanaat bildirdiğini, kesin bir sonuca varmadığını, Adli Tıp Kurumundan yeniden rapor alınması gerektiğini, davacının esnaflık yaptığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi.
3. 6098 sayılı Kanun'un 583 ile 584 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/981916400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz