6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Menfi tespit

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2426 E. 2023/6193 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kesin hüküm sonucu kefalet tarihi müteselsil kefalet esnaf kefalet sözleşmesi eş rızası kefalet kamu düzeni geçersizlik iflas menfi tespit cy/cy kaydı yükleten (shipper) kesin hüküm istinaf yoluna başvurulabilirlik

Atıf yapılan mevzuat: İİK — İİK 72 · TBK — TBK 584 · HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 07.05.2013 tarihinde evlendiği, sözleşme tarihinde halen evli olduğu, kefalet tarihine kadar kefalete ilişkin eş rızası alınmadığı, davacının Esnaf ve Sanatkarlar Odasında kaydının bulunmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 584 üncü maddesinin üçüncü fıkrasındaki istisnai hallerin tespit edilmediği gibi, böyle bir istisnai halin de ileri sürülmediği, kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı banka ile dava dışı müşteri arasındaki 24.05.2016 tarihli kredi genel sözleşmesinde, davacının 06.03.2017 tarihinde imzalamış olduğu 500.000,00 TL müteselsil kefaleti sebebiyle davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının kefalet bilgilerini kendi el yazısı ile yazdığını, bilirkişi raporlarına itirazlarının değerlendirilmediğini, bilirkişinin kesin bir sonuca varmadığını, Adli Tıp Kurumundan yeniden rapor alınması gerektiğini, davacının esnaflık yaptığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığı, kamu düzenine herhangi bir aykırılığa rastlanmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının kefalet bilgilerini yasal düzenlemeye uygun düzenleyip kendi el yazısı ile yazdığını, sözleşmenin birer suretinin taraflara verildiğini, bilirkişi raporlarına itirazlarının değerlendirilmediğini, bilirkişinin kanaat bildirdiğini, kesin bir sonuca varmadığını, Adli Tıp Kurumundan yeniden rapor alınması gerektiğini, davacının esnaflık yaptığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi.

3. 6098 sayılı Kanun'un 583 ile 584 üncü maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • İhtiyati haciz

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1306 E. 2016/1277 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İhtiyati haciz

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4997 E. 2015/6071 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İhtiyati haciz

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12388 E. 2016/8554 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

3 benzer karar daha
  • İhtiyati haciz

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1370 E. 2016/1236 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8567 E. 2013/7958 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İhtiyati haciz

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4679 E. 2016/4907 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/2426 E.  ,  2023/6193 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin taşınmazı üzerine arkadaşının eşi tarafından çekilecek krediye 50.000,00 TL limit ipoteği tesis edildiğini, 50.000,00 TL’den sorumlu olduğu düşüncesiyle davacının taksitlerin büyük kısmını ödediğini, ancak bankanın müvekkiline kefil olarak 500.000,00 TL üzerinden sorumlu olduğunu bildirdiğini, kredi sözleşmesinin davacıya ipoteğin eki olarak imzalatıldığını, sözleşmede kefalet limitinin gerek yazı gerekse rakam bölümünün müvekkilinin eli ürünü olmadığını, eş rızasının da alınmadığını, müvekkilinin dahi kefaletten haberinin bulunmadığını ileri sürerek kefilliğin geçersizliğini, müvekkilinin kefaletten kaynaklı borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kredi genel sözleşmesinin kefalet bölümünü ve tüm bilgileri kendi el yazısı ile yazarak müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 07.05.2013 tarihinde evlendiği, sözleşme tarihinde halen evli olduğu, kefalet tarihine kadar kefalete ilişkin eş rızası alınmadığı, davacının Esnaf ve Sanatkarlar Odasında kaydının bulunmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 584 üncü maddesinin üçüncü fıkrasındaki istisnai hallerin tespit edilmediği gibi, böyle bir istisnai halin de ileri sürülmediği, kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı banka ile dava dışı müşteri arasındaki 24.05.2016 tarihli kredi genel sözleşmesinde, davacının 06.03.2017 tarihinde imzalamış olduğu 500.000,00 TL müteselsil kefaleti sebebiyle davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının kefalet bilgilerini kendi el yazısı ile yazdığını, bilirkişi raporlarına itirazlarının değerlendirilmediğini, bilirkişinin kesin bir sonuca varmadığını, Adli Tıp Kurumundan yeniden rapor alınması gerektiğini, davacının esnaflık yaptığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığı, kamu düzenine herhangi bir aykırılığa rastlanmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının kefalet bilgilerini yasal düzenlemeye uygun düzenleyip kendi el yazısı ile yazdığını, sözleşmenin birer suretinin taraflara verildiğini, bilirkişi raporlarına itirazlarının değerlendirilmediğini, bilirkişinin kanaat bildirdiğini, kesin bir sonuca varmadığını, Adli Tıp Kurumundan yeniden rapor alınması gerektiğini, davacının esnaflık yaptığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi.

3. 6098 sayılı Kanun'un 583 ile 584 üncü maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/981916400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.