Genel Kurul Kararının İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/7179 E. 2023/6625 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
denetime elverişli rapor↗ denetime elverişlilik↗ istinaf incelemesi↗ kazanılmış hak↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ kötüniyet↗ ayırt edicilik↗ ilan↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 98 003727, 200618, 197558, 194287, 201593, 2008 67956, 2009 25198, 200829, 2009 25192, 2011 20848, 2011 20829, 2011 20838 sayılı "... şekil", "... şekil", "... şekil", "...", "...", "...","...", "...", "...", "...", "..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı Türk Patent ve Marka Kurumuna (TPMK) başvuruda bulunduğunu, 2017/05202 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek kısmen reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddedildiğini, oysa müvekkili şirketin 1998 yılından beri ... olarak Türkiye pazarında faaliyet göstermekte olduğunu, müvekkili adına tescilli tanınmış “...” ve “...” markaları ve davalının “...” markasının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu ve ... markasının müvekkili markaları ile seri marka izlenimi yaratarak halk tarafından karıştırılmaya sebebiyet verecek nitelikte bulunduğunu, davalı markasında yer alan “...” ibaresinin Türkçe’de yağ/gres yağı anlamına geldiğini ve markada tanımlayıcı unsur olarak yer aldığını, dolayısıyla markaların benzerlik değerlendirmesinde dikkate alınmaması gerektiğini, davalı tarafa ait ... markasının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun(6769 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin (f) bendi gereği kapsadığı ürünler açısından yanıltıcı marka niteliğinde olduğunu ve tescile uygun olmadığını, müvekkile ait ... ve ... markalarının 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası uyarınca tanınmış marka olduğunu, TPMK nezdinde T/03211 numara ile tanınmış marka statüsünde korunduğunu, dava konusu markanın tescil edilmesi halinde müvekkili şirketin emek ve zaman harcayarak itibar edindiği ... ve ... markalarının ayırt edici vasfının zedelenmesine neden olacağını, dava konusu markanın seçiminde davalı tarafın iyi niyetle hareket etmediğini, bu nedenle davaya konu kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek 2018-M-1803 sayılı YİDK’nın iptali ile, davalı şirket adına tescil edilen 2017/05202 sayılı “...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 06.02.2018 tarih, 2018/173 E. ve 2018/446 K. sayılı kararıyla; dava konusu başvurunun “...” ibaresinden oluştuğu, kapsamında 01 inci sınıftaki "Gübreler ve topraklar. İşlenmemiş suni reçineler ve işlenmemiş plastikler. Yangın söndürücü maddeler. Kırtasiye, tıbbi ve ev içi kullanım amaçlı olanlar hariç yapıştırıcılar. Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar" mallarının bulunduğu, itiraza dayanak markaların ise "... şekil", "... şekil", "... şekil", "...", "...", "...","...", "...", "...", "...", "..." ibarelerinden meydana geldiği ve koruma kapsamlarında 04, 07, 20, 35, 36, 37, 39, 40, 42 nci sınıflardaki mal ve hizmetlerin yer aldığı, başvuru kapsamındaki çekişmeli dava konusu malların ve hizmetlerin, itiraza dayanak markaların kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı/aynı tür/benzer olmadıkları, fonetik açıdan yapılan karşılaştırmada; başvuru markasının “...” kelimelerinden oluştuğu, “...” kelimenin Türkçe ya da başka bir dilde bilenen bir anlamının olmadığı, “...” ise İngilizce’de “yağlar” anlamına geldiği, davacının markalarının ise “...” ve “...” kelimelerinden oluştuğu, “...” markalarındaki “oil” sözcüğünün İngilizce’de “sıvı yağlar” anlamına geldiği, bu çerçevede değerlendirildiğinde ayırt edicilik vasfına haiz olmaları nedeniyle markaların fonetik olarak karıştırılma ihtimalinin olmadığı, bu hali ile markaların birbirlerine yakın olmadığı, markaların telaffuzlarının sadece “...” kelimesi açısından benzer olduğu, bu benzerliğin de düşük nitelikte olduğu, davalının başvuru markası ile redde gerekçe gösterilen davacı markaları arasında bu anlamda farklılaşacak unsurların mevcut olduğu, 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı, her ne kadar davacının itiraza mesnet markalarından “... VE ...” ibareli markasının TPMK nezdinde T/03211 sayı ile tanınmış marka olarak tescil edilmişse de davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığı, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasında yer alan koşulların oluşmadığı gibi taraf markaları arasında 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı, kötüniyetli bir başvurudan bahsedilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 26.06.2020 tarih, 2019/184 E. ve 2020/552 K. sayılı kararıyla; başvuru kapsamındaki çekişmeli dava konusu malların ve hizmetlerin, itiraza dayanak markaların kapsamındaki mal ve hizmetlerle benzer olmadıkları, markaların fonetik olarak karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davalının başvuru markası ile redde gerekçe gösterilen davacı markaları arasında bu anlamda farklılaşacak unsurların mevcut olduğu, 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, davacının itiraza mesnet markalarının tanınmış marka olarak tescil edildiği ancak, davalının başvurusunun, kendisine haksız bir yarar sağlanabileceği, davacının markalarının itibarına zarar verebileceği yönünde bir ispatın olmadığı gerekçeleriyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 15.03.2022 tarih, 2020/7285 E. ve 2022/1942 K. sayılı kararıyla ''..1..Mahkemenin kabulünün aksine; davacının “...” ve “...” unsurlu çok sayıda markası ile davalının “...” başvuru markası arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunduğu, “...” ibaresinin karşılığının “sınai yağlar” anlamına geldiği, bu ibarenin bazı petrol ve petrol türevi ürünler yönünden tanımlayıcı bazı ürünler yönünden ise ayırt edicilik düzeyi düşük bir ibare olduğu, “...” ibaresinin ise Türkçe'de bilinen bir anlamının bulunmadığı, bu sebeple de markasal ayırtedicilik düzeyinin yüksek olduğu, Dairemizin yerleşik uygulamasına göre de, bir markanın birden fazla ayırtedici unsurunun bulunması halinde her bir unsurunun karıştırılma ihtimali yönünden ayrı ayrı karşılaştırılması ve değerlendirilmesi gerektiği, bu anlamda taraf markaları arasında “...” asıl unsurunun aynı olması nedeniyle aynı veya ilişkilendirilecek türden mal/hizmet yönünden markaların karıştırılma ihtimalinin varlığının kabulü gerekirken mahkemece markanın görsel ve sescil olarak benzer olmadıkları gerekçesiyle davanın reddi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
II-) Kabul şekline göre de; mahkemece davacı “...” ve “...” markalarının petrol ve kimyasal ürünler endüstrisi sektöründe tanınmış marka olduğunun tespit edildiği ve davalının “...” unsurlu marka başvurusuna yine petrol endüstrisi sektöründe kullanılan ve “sınai yağlar” anlamına gelen “...” ibaresini eklemiş olduğu, davalı tarafın marka başvurusu kapsamında kalan “sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar” mallarının petrol ve kimyasal ürünler sektörüyle ilişkilendirilebilecek nitelikte mallar olduğu, bu nedenle mahkemece, başvuru markasının tescilinin 6769 sayılı SMK. 6/5'inci maddesi uyarınca davacı markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayıp sağlamayacağı ile davacı markalarının ayırtediciliğine zarar verip vermeyeceği hususlarında denetime elverişli ek rapor veya yeni bir rapor alınması gerekirken hatalı tespit içeren bilirkişi raporunun hükme esas alınarak karar verilmesi doğru olmadığı ..'' gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının “...” ve “...” unsurlu çok sayıda markası ile davalının “...” başvuru markası arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunduğu, “...” ibaresinin karşılığının “sınai yağlar” anlamına geldiği, bu ibarenin bazı petrol ve petrol türevi ürünler yönünden tanımlayıcı bazı ürünler yönünden ise ayırt edicilik düzeyi düşük bir ibare olduğu, “...” ibaresinin ise Türkçe'de bilinen bir anlamının bulunmadığı, bu sebeple de markasal ayırtedicilik düzeyinin yüksek olduğu, bir markanın birden fazla ayırt edici unsurunun bulunması halinde her bir unsurunun karıştırılma ihtimali yönünden ayrı ayrı karşılaştırılması ve değerlendirilmesi gerektiği, bu anlamda taraf markaları arasında “...” asıl unsurunun aynı olması nedeniyle aynı veya ilişkilendirilecek türden mal/hizmet yönünden markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, tanınmışlık yönünden de her ne kadar bilirkişi heyeti ek raporda davacı markasının tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığından, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasında yer alan koşulların oluşmadığını belirtmiş ise de; raporun aksi yönde davacı “...” ve “...” markalarının petrol ve kimyasal ürünler endüstrisi sektöründe tanınmış marka olduğunun tespit edildiği ve davalının “...” unsurlu marka başvurusuna yine petrol endüstrisi sektöründe kullanılan ve “sınai yağlar” anlamına gelen “...” ibaresini eklemiş olduğu, davalı tarafın marka başvurusu kapsamında kalan 01. Sınıf “Gübreler ve topraklar. İşlenmemiş suni reçineler ve işlenmemiş plastikler. Yangın söndürücü maddeler. Kırtasiye, tıbbi ve ev içi kullanım amaçlı olanlar hariç yapıştırıcılar.” mallarının petrol ve kimyasal ürünler sektörüyle ilişkilendirilebilecek nitelikte mallar olduğu, bu nedenle başvuru markasının tescilinin 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası uyarınca davacı markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağı ve davacı markalarının ayırtediciliğine zarar vereceği gerekçesiyle davanın kabulüne, TPMK YİDK'nun 2018-M-1803 sayılı kararının iptaline, dava konusu marka tescil edilmemiş olduğundan hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; başvuru markası ile itiraza mesnet markaları arasında bütün olarak bıraktığı izlenim itibariyle benzer olmadığını, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ve 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasındaki şartların somut olayda oluşmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tanınmışlık ve karıştırılma ihtimali sebebiyle YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğüne ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun(6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci ve beşinci fıkraları
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7285 E. 2022/1942 K.
Ortak:denetime elverişlilik · kötüniyet · ayırt edicilik
İncelediğiniz kararda… nın ise “...” ve “...” kelimelerinden oluştuğu, “...” markalarındaki “oil” sözcüğünün İngilizce’de “sıvı yağlar” anlamına geldiği, bu çerçevede değerlendirildiğinde «ayırt edicilik» vasfına haiz olmaları nedeniyle markaların fonetik olarak karıştırılma ihtimalinin olmadığı, bu hali ile markaların birbirlerine yakın olmadığı, markaların telaffu …
… nda 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı, «kötüniyetli» bir başvurudan bahsedilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
… duğu, “...” ibaresinin karşılığının “sınai yağlar” anlamına geldiği, bu ibarenin bazı petrol ve petrol türevi ürünler yönünden tanımlayıcı bazı ürünler yönünden ise «ayırt edicilik» düzeyi düşük bir ibare olduğu, “...” ibaresinin ise Türkçe'de bilinen bir anlamının bulunmadığı, bu sebeple de markasal ayırtedicilik düzeyinin yüksek olduğu, Dair …
Benzer bu kararda… e “Luk” ve “Lukoil” kelimelerinden oluştuğu, “Lukoil” markalarındaki “oil” sözcüğünün İngilizce’de “sıvı yağlar” anlamına geldiği, bu çerçevede değerlendirildiğinde «ayırt edicilik» vasfına haiz olmaları nedeniyle markaların fonetik olarak karıştırılma ihtimalinin olmadığı, bu hali ile markaların birbirlerine yakın olmadığı, markaların telaffuzlarının sadece “luk” kelimesi açısından benzer olduğu, bu benzerliğin de düşük nitelikte olduğu, davalının başvuru markası ile redde gerekçe gösterilen davacı markaları arasında bu anlamda farklılaşacak unsurların mevcut olduğu , 6769 sayılı SMK’nın 6/1 bendi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı, her ne kadar davacının itiraza mesnet markalarından “LUKOIL VE LUK” ibareli markasının TPMK nezdinde T/03211 sayı ile tanınmış marka olarak tescil edilmişse de davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığı, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı gibi taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı, «kötüniyetli» bir başvurudan bahsedilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
… lubricants” ibaresinin karşılığının “sınai yağlar” anlamına geldiği, bu ibarenin bazı petrol ve petrol türevi ürünler yönünden tanımlayıcı bazı ürünler yönünden ise «ayırt edicilik» düzeyi düşük bir ibare olduğu, “LUK” ibaresinin ise Türkçe'de bilinen bir anlamının bulunmadığı, bu sebeple de markasal ayırtedicilik düzeyinin yüksek olduğu, Dair …
6/5'inci maddesi uyarınca davacı markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayıp sağlamayacağı ile davacı markalarının ayırtediciliğine zarar verip vermeyeceği hususlarında «denetime elverişli» ek rapor veya yeni bir rapor alınması gerekirken hatalı tespit içeren bilirkişi raporunun hükme esas alınarak karar verilmesi doğru olmamış hükmün bu sebeple de davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1333 E. 2024/4393 K.
Ortak:ilan
İncelediğiniz kararda… ka olarak tescil ettirmek üzere davalı Türk Patent ve Marka Kurumuna (TPMK) başvuruda bulunduğunu, 2017/05202 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde «ilanı» üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek kısmen reddedildiğini, bu kararın yeniden in …
Benzer bu kararda… ekkilinin marka başvurusu ile davalının markasının benzer olmadığını, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, müvekkilinin markasının aynı zamanda «ticaret unvanını» içerdiğini, yapılan değerlendirmede müvekkiline ait markanın parçalara ayrılarak incelendiğini, kelime unsurları üzerinden değerlendirme yapıldığını, müvekkili markasında ön planda olan unsurun siyah renk ile çerçevelenmiş küçük “a” harfinden oluştuğunu, alıcıların ne almak istediğini bilen tüketici grubu olduğunu, müvekkilinin “astra” ibareli markasının seri marka olduğunu, müvekkilinin 05. sınıfta 2010/72559 no.lu “ASTRANOVA”, 2010/72576 no.lu "ASTRANOVA", 2011/55311 no.lu "ASTRADEX", 2013/00069 no.lu "ASTRANOVA", 2014/62209 nolu “ASTRAN”, 2014/62220 no.lu “ASTRANUR”, 2014/62229 no.lu “AVASTRA”, 2014/62240 no.lu “BORASTRA” 2014/62242 no.lu "CASTRA", 2014/71738 no.lu "ASTRALİSTO", 2016/15518 no.lu "ASTRA SHOW", 2016/15524 no.lu "ASTRACAP", 2016/66915 no.lu "ASTRADYN", 2017/02427 no.lu "ASTRAGİL", 2018/65307 no.lu "ASTRAVAX", 05 ve 35. sınıfta 2018/73259 no.lu "ASTRAXONİL", 2018/73250 no.lu "ASTRALOT", 2018/6566 no.lu "ASTRACOP", 2018/65348 no.lu “ASTRAKON”, 2018/65307 no.lu "ASTRAVAX" ibareli markaları nedeniyle kazanılmış hakkının bulunduğunu, buna rağmen 05. sınıftaki “İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı radyoaktif kimyasal maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler” emtialarının başvurudan çıkartıldığını, bununla bağlantılı olan 1. sınıfta “Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar” emtialarının da reddedildiğini, başvuru kapsamındaki tüm mal ve hizmetler yönünden müvekkili markasının tescil edilmesi gerektiğini, müvekkilinin "ASTRANOVA" ibareli ticaret unvanının 25.11.2010 tarihinde Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde «ilan» edildiğini, YİDK kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, YİDK'nın 07.11.2019 tarih ve 2019-M-9634 numaralı kararının iptaline, 2018/100499 başvuru …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanının korunması · ticaret unvanı · kâr dağıtımı · dahili dava · iltibas
Benzer bu kararda2.Davalı şirket cevap dilekçesinde; taraf markalarının birebir aynı olduğunu, her iki işaretin görsel, işitsel ve kavramsal anlamda tüketici nezdinde «iltibas» olasılığı yaratacağını, markaların 01. sınıf yönünden aynı mal sınıfı ve 05. sınıf yönünden benzer/ilişkili alt sınıfları kapsadığını, başvurudaki “a” harfinin müvekkilinin markası ile olan aynılığı geri plana itmekte yetersiz kaldığını, davacının seri marka iddiasına dayanak gösterdiği markalarının esas unsurlarının davaya konu “ASTRA” ibaresinden tamamen farklı olduğunu, davacının marka başvurusunun müvekkilinin yan unsuru değiştirilmiş seri markası olarak algılanacağını ve müvekkilinin tanınmışlık düzeyi yüksek markasına yanaşacağını, davacının «ticaret unvanının» tescil tarihinin 25.11.2010 olduğunu, müvekkilinin markasının tescil başvurusunun ise 05.06.2009 olduğunu, önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği ilkesi uyarınca müvekkilinin markası karşısında davacının markasının ya da «ticaret unvanının korunmasının» mümkün olmadığını, başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
… ekkilinin marka başvurusu ile davalının markasının benzer olmadığını, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, müvekkilinin markasının aynı zamanda «ticaret unvanını» içerdiğini, yapılan değerlendirmede müvekkiline ait markanın parçalara ayrılarak incelendiğini, kelime unsurları üzerinden değerlendirme yapıldığını, müvekkili markasında ön planda olan unsurun siyah renk ile çerçevelenmiş küçük “a” harfinden oluştuğunu, alıcıların ne almak istediğini bilen tüketici grubu olduğunu, müvekkilinin “astra” ibareli markasının seri marka olduğunu, müvekkilinin 05. sınıfta 2010/72559 no.lu “ASTRANOVA”, 2010/72576 no.lu "ASTRANOVA", 2011/55311 no.lu "ASTRADEX", 2013/00069 no.lu "ASTRANOVA", 2014/62209 nolu “ASTRAN”, 2014/62220 no.lu “ASTRANUR”, 2014/62229 no.lu “AVASTRA”, 2014/62240 no.lu “BORASTRA” 2014/62242 no.lu "CASTRA", 2014/71738 no.lu "ASTRALİSTO", 2016/15518 no.lu "ASTRA SHOW", 2016/15524 no.lu "ASTRACAP", 2016/66915 no.lu "ASTRADYN", 2017/02427 no.lu "ASTRAGİL", 2018/65307 no.lu "ASTRAVAX", 05 ve 35. sınıfta 2018/73259 no.lu "ASTRAXONİL", 2018/73250 no.lu "ASTRALOT", 2018/6566 no.lu "ASTRACOP", 2018/65348 no.lu “ASTRAKON”, 2018/65307 no.lu "ASTRAVAX" ibareli markaları nedeniyle kazanılmış hakkının bulunduğunu, buna rağmen 05. sınıftaki “İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı radyoaktif kimyasal maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler” emtialarının başvurudan çıkartıldığını, bununla bağlantılı olan 1. sınıfta “Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar” emtialarının da reddedildiğini, başvuru kapsamındaki tüm mal ve hizmetler yönünden müvekkili markasının tescil edilmesi gerektiğini, müvekkilinin "ASTRANOVA" ibareli ticaret unvanının 25.11.2010 tarihinde Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde «ilan» edildiğini, YİDK kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, YİDK'nın 07.11.2019 tarih ve 2019-M-9634 numaralı kararının iptaline, 2018/100499 başvuru …
… işaretleri arasında bütünsel açıdan benzerlik bulunduğu, davacının başvurusundan farklı olan ve kısmi redde mesnet alınan davalı şirket markasından sonraki tarihli «ticaret unvanı» nedeniyle kısmi tescil engelinin ortadan kalkmasının söz konusu olamayacağı, gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, YİDK'nın 2019-M-9634 sayılı kararının davacının …
… nin aynı dikkat seviyesine sahip olduklarını, söz konusu mal gruplarının işlenmesi, ham madde, mamul madde ilişkisi, pazarlama koşulları, amaçları, müşteri kitlesi, «dağıtım» kanallarının aynı olduğunu, marka başvurusunda yer alan 05. sınıftaki "insan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, ilaç ihtiva eden kozmetikler" ile müvekkile ait marka …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13571 E. 2017/1327 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ortalama tüketici · iltibas
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının "..." markası ile davalının "..." ibareli başvurusu arasında «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunsada YİDK kararında da belirtildiği şekilde davalının marka başvurusunda kalan “İşlenmemiş suni reçineler ve işlenmemiş plastikler.
Yangın söndürücü maddeler” mal ve hizmeti ile davacının tescilli marka kapsamında kalan mal ve hizmet yönünden «iltibas» oluşmadığı, belli bir bilinirlik seviyesine ulaşmış da olsa bir markanın kendisinin aynısı veya benzerine karşı korunabileceği oysa, davacı markası ile davalı başvurusu arasında bu yönde bir benzerlik ve iltibasın bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/7179 E. , 2023/6625 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara 3. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2022/254 Esas, 2022/379 Karar
HÜKÜM
Davanın kabulü
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurumu kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 98 003727, 200618, 197558, 194287, 201593, 2008 67956, 2009 25198, 200829, 2009 25192, 2011 20848, 2011 20829, 2011 20838 sayılı "... şekil", "... şekil", "... şekil", "...", "...", "...","...", "...", "...", "...", "..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı Türk Patent ve Marka Kurumuna (TPMK) başvuruda bulunduğunu, 2017/05202 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek kısmen reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddedildiğini, oysa müvekkili şirketin 1998 yılından beri ...
olarak Türkiye pazarında faaliyet göstermekte olduğunu, müvekkili adına tescilli tanınmış “...” ve “...” markaları ve davalının “...” markasının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu ve ... markasının müvekkili markaları ile seri marka izlenimi yaratarak halk tarafından karıştırılmaya sebebiyet verecek nitelikte bulunduğunu, davalı markasında yer alan “...” ibaresinin Türkçe’de yağ/gres yağı anlamına geldiğini ve markada tanımlayıcı unsur olarak yer aldığını, dolayısıyla markaların benzerlik değerlendirmesinde dikkate alınmaması gerektiğini, davalı tarafa ait ... markasının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun(6769 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin (f) bendi gereği kapsadığı ürünler açısından yanıltıcı marka niteliğinde olduğunu ve tescile uygun olmadığını, müvekkile ait ...
ve ... markalarının 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası uyarınca tanınmış marka olduğunu, TPMK nezdinde T/03211 numara ile tanınmış marka statüsünde korunduğunu, dava konusu markanın tescil edilmesi halinde müvekkili şirketin emek ve zaman harcayarak itibar edindiği ... ve ... markalarının ayırt edici vasfının zedelenmesine neden olacağını, dava konusu markanın seçiminde davalı tarafın iyi niyetle hareket etmediğini, bu nedenle davaya konu kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek 2018-M-1803 sayılı YİDK’nın iptali ile, davalı şirket adına tescil edilen 2017/05202 sayılı “...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 06.02.2018 tarih, 2018/173 E. ve 2018/446 K. sayılı kararıyla; dava konusu başvurunun “...” ibaresinden oluştuğu, kapsamında 01 inci sınıftaki "Gübreler ve topraklar. İşlenmemiş suni reçineler ve işlenmemiş plastikler. Yangın söndürücü maddeler. Kırtasiye, tıbbi ve ev içi kullanım amaçlı olanlar hariç yapıştırıcılar. Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar" mallarının bulunduğu, itiraza dayanak markaların ise "... şekil", "... şekil", "... şekil", "...", "...", "...","...", "...", "...", "...", "..." ibarelerinden meydana geldiği ve koruma kapsamlarında 04, 07, 20, 35, 36, 37, 39, 40, 42 nci sınıflardaki mal ve hizmetlerin yer aldığı, başvuru kapsamındaki çekişmeli dava konusu malların ve hizmetlerin, itiraza dayanak markaların kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı/aynı tür/benzer olmadıkları, fonetik açıdan yapılan karşılaştırmada;
başvuru markasının “...” kelimelerinden oluştuğu, “...” kelimenin Türkçe ya da başka bir dilde bilenen bir anlamının olmadığı, “...” ise İngilizce’de “yağlar” anlamına geldiği, davacının markalarının ise “...” ve “...” kelimelerinden oluştuğu, “...” markalarındaki “oil” sözcüğünün İngilizce’de “sıvı yağlar” anlamına geldiği, bu çerçevede değerlendirildiğinde ayırt edicilik vasfına haiz olmaları nedeniyle markaların fonetik olarak karıştırılma ihtimalinin olmadığı, bu hali ile markaların birbirlerine yakın olmadığı, markaların telaffuzlarının sadece “...” kelimesi açısından benzer olduğu, bu benzerliğin de düşük nitelikte olduğu, davalının başvuru markası ile redde gerekçe gösterilen davacı markaları arasında bu anlamda farklılaşacak unsurların mevcut olduğu, 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı, her ne kadar davacının itiraza mesnet markalarından “...
VE ...” ibareli markasının TPMK nezdinde T/03211 sayı ile tanınmış marka olarak tescil edilmişse de davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığı, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasında yer alan koşulların oluşmadığı gibi taraf markaları arasında 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı, kötüniyetli bir başvurudan bahsedilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 26.06.2020 tarih, 2019/184 E. ve 2020/552 K. sayılı kararıyla; başvuru kapsamındaki çekişmeli dava konusu malların ve hizmetlerin, itiraza dayanak markaların kapsamındaki mal ve hizmetlerle benzer olmadıkları, markaların fonetik olarak karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davalının başvuru markası ile redde gerekçe gösterilen davacı markaları arasında bu anlamda farklılaşacak unsurların mevcut olduğu, 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, davacının itiraza mesnet markalarının tanınmış marka olarak tescil edildiği ancak, davalının başvurusunun, kendisine haksız bir yarar sağlanabileceği, davacının markalarının itibarına zarar verebileceği yönünde bir ispatın olmadığı gerekçeleriyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 15.03.2022 tarih, 2020/7285 E. ve 2022/1942 K. sayılı kararıyla ''..1..Mahkemenin kabulünün aksine; davacının “...” ve “...” unsurlu çok sayıda markası ile davalının “...” başvuru markası arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunduğu, “...” ibaresinin karşılığının “sınai yağlar” anlamına geldiği, bu ibarenin bazı petrol ve petrol türevi ürünler yönünden tanımlayıcı bazı ürünler yönünden ise ayırt edicilik düzeyi düşük bir ibare olduğu, “...” ibaresinin ise Türkçe'de bilinen bir anlamının bulunmadığı, bu sebeple de markasal ayırtedicilik düzeyinin yüksek olduğu, Dairemizin yerleşik uygulamasına göre de, bir markanın birden fazla ayırtedici unsurunun bulunması halinde her bir unsurunun karıştırılma ihtimali yönünden ayrı ayrı karşılaştırılması ve değerlendirilmesi gerektiği, bu anlamda taraf markaları arasında “...” asıl unsurunun aynı olması nedeniyle aynı veya ilişkilendirilecek türden mal/hizmet yönünden markaların karıştırılma ihtimalinin varlığının kabulü gerekirken mahkemece markanın görsel ve sescil olarak benzer olmadıkları gerekçesiyle davanın reddi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
II-) Kabul şekline göre de; mahkemece davacı “...” ve “...” markalarının petrol ve kimyasal ürünler endüstrisi sektöründe tanınmış marka olduğunun tespit edildiği ve davalının “...” unsurlu marka başvurusuna yine petrol endüstrisi sektöründe kullanılan ve “sınai yağlar” anlamına gelen “...” ibaresini eklemiş olduğu, davalı tarafın marka başvurusu kapsamında kalan “sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar” mallarının petrol ve kimyasal ürünler sektörüyle ilişkilendirilebilecek nitelikte mallar olduğu, bu nedenle mahkemece, başvuru markasının tescilinin 6769 sayılı SMK. 6/5'inci maddesi uyarınca davacı markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayıp sağlamayacağı ile davacı markalarının ayırtediciliğine zarar verip vermeyeceği hususlarında denetime elverişli ek rapor veya yeni bir rapor alınması gerekirken hatalı tespit içeren bilirkişi raporunun hükme esas alınarak karar verilmesi doğru olmadığı ..'' gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının “...” ve “...” unsurlu çok sayıda markası ile davalının “...” başvuru markası arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunduğu, “...” ibaresinin karşılığının “sınai yağlar” anlamına geldiği, bu ibarenin bazı petrol ve petrol türevi ürünler yönünden tanımlayıcı bazı ürünler yönünden ise ayırt edicilik düzeyi düşük bir ibare olduğu, “...” ibaresinin ise Türkçe'de bilinen bir anlamının bulunmadığı, bu sebeple de markasal ayırtedicilik düzeyinin yüksek olduğu, bir markanın birden fazla ayırt edici unsurunun bulunması halinde her bir unsurunun karıştırılma ihtimali yönünden ayrı ayrı karşılaştırılması ve değerlendirilmesi gerektiği, bu anlamda taraf markaları arasında “...” asıl unsurunun aynı olması nedeniyle aynı veya ilişkilendirilecek türden mal/hizmet yönünden markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, tanınmışlık yönünden de her ne kadar bilirkişi heyeti ek raporda davacı markasının tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığından, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasında yer alan koşulların oluşmadığını belirtmiş ise de;
raporun aksi yönde davacı “...” ve “...” markalarının petrol ve kimyasal ürünler endüstrisi sektöründe tanınmış marka olduğunun tespit edildiği ve davalının “...” unsurlu marka başvurusuna yine petrol endüstrisi sektöründe kullanılan ve “sınai yağlar” anlamına gelen “...” ibaresini eklemiş olduğu, davalı tarafın marka başvurusu kapsamında kalan 01. Sınıf “Gübreler ve topraklar. İşlenmemiş suni reçineler ve işlenmemiş plastikler. Yangın söndürücü maddeler. Kırtasiye, tıbbi ve ev içi kullanım amaçlı olanlar hariç yapıştırıcılar.” mallarının petrol ve kimyasal ürünler sektörüyle ilişkilendirilebilecek nitelikte mallar olduğu, bu nedenle başvuru markasının tescilinin 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası uyarınca davacı markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağı ve davacı markalarının ayırtediciliğine zarar vereceği gerekçesiyle davanın kabulüne, TPMK YİDK'nun 2018-M-1803 sayılı kararının iptaline, dava konusu marka tescil edilmemiş olduğundan hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; başvuru markası ile itiraza mesnet markaları arasında bütün olarak bıraktığı izlenim itibariyle benzer olmadığını, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ve 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasındaki şartların somut olayda oluşmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tanınmışlık ve karıştırılma ihtimali sebebiyle YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğüne ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun(6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci ve beşinci fıkraları
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/981733400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz