Alacak | İade
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/6880 E. 2023/6886 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
avans iadesi↗ tenkis↗ kıdem tazminatı↗ kesin mehil↗ denetime elverişli rapor↗ ticari defter incelemesi↗ faiz başlangıç tarihi↗ ek mehil↗ ba beyannamesi↗ 3095 sayılı kanun↗ teminat mektubu↗ ticari defter kayıtları↗ satış sözleşmesi↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ hakkaniyet↗ cezai şart↗ denetime elverişlilik↗ ifa↗ mahsup↗ fesih↗ temlik↗ temerrüt faizi↗ ticari defter↗ yargılama gideri↗ ıslah↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗ teminat↗ kesin hüküm↗ husumet↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki 05.11.2007 tarihli varlık satış sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshine dayalı olarak davacı tarafından ödenen avansın iadesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
818 sayılı Kanun'un 107 nci maddesi.
3.Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/970 E. 2014/2380 K.
Ortak:avans iadesi · tenkis · ek mehil · satış sözleşmesi · cezai şart · mahsup · fesih · temlik · dava şartı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasındaki 05.11.2007 tarihli varlık «satış sözleşmesinin» davalı tarafından haksız feshine dayalı olarak davacı tarafından ödenen «avansın iadesi» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacı her ne kadar alacağını Arslan Atlı'ya «temlik» ettiğini 23.07.2008 tarihli «ihtar» ile belirtmiş ise de, söz konusu temlikin iptal edildiği, davacının dava açmakta «hukuki yararının» bulunduğu,kaldı ki sonrasında «ıslah» edilerek davaya devam olunduğu, BK'nın 125. maddesi hükmünce «zamanaşımı def»'inin yerinde görülmediği, taraflar arasında sözleşmenin tadili hususunda görüşmelerin bulunduğu, edimlerin taraflarca tam olarak tamamlanması ve belirlenmesi safhasında olduklarının anlaşıldığı, bu koşullar altında sözleşmenin 13.3 maddesinde yer alanın satıcının «kusuru» hariç ibaresi içerisinde alıcının kusuru ile feshin oluştuğu yönünde yorumlanamayacağı, tarafların tüm edimlerini eksiksiz yerine getirdikleri hususununda saptanamadığı, bu durumda sözleşmenin 13.1 maddesi gereğince davacının var ise «temerrüdü» cihetine gidileceği bu temerrüt için davalı satıcı tarafından ihtar «mehil» şartlarının yerine getirilmediği, büyük miktarlı bir sözleşme içerisinde sözleşmenin imza tarihi, müşterilerle ilgili işlemler, ihtar «fesih» ve yeniden sözleşme kurma onay işlemleri çerçevesinde 13.3. maddesi kapsamında fesih cihetine gidilip öncelikle 13.1 maddesi uygulanmasının dikkate alınmamasının iyi niyet açısından makul işlem olarak değerlendirilmediği, tarafların basiretli bir «tacir» olarak dikkate almaları gereken sözleşme hükümleri doğrultusunda sözleşme hükümlerinin zaaflar kapsamında değerlendirilemeyeceği, amaçlanan ekonomik ve hukuki dengenin tarafların lehine veya aleyhine yorumlanmaması gerektiği, sözleşmenin 16.3 maddesi ile sözleşmenin yürürlülüğü çerçevesinde tarafların birlikte hareketlerini de getirmiş iken, soyut kavramlar ve iddialar ile kapanışın gerçekleştirilmediği iddiası ile davalı edimlerinin yerine geldiği belirli değil iken 13.3 maddesine dayalı fesih işlemi ve bu işleme bağlı irat «kaydının» makul ve yerinde görülmediği, «sözleşmenin feshi» durumunda her iki tarafın beklenen amacının gerçekleşmeyeceği; dava konusu fesih kapsamında bu miktarın «cezai şart» olarak alıkonulma şartlarının da oluşmadığı, «temerrüt tarihinin» ise davacının 23.07.2008 tarihinde «alacağın temlikinin» yapıldığı ve ödemenin bu şahsa yapılmasının istendiği tarihin esas alındığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
2- Dava, taraflar arasındaki 05.11.2007 tarihli varlık «satış sözleşmesinin» davalı tarafından haksız feshine dayalı olarak davacı tarafından ödenen «avansın iadesi» istemine ilişkin olup,uyuşmazlık, davalının feshinin haklı olup olmadığı, bu bağlamda davacı tarafından avans olarak ödenen dava konusu bedelin sözleşmenin 13.3.maddesi uyarınca davalının «cezai şart» olarak mahsubunun yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davalının ilkesel olarak davacı tarafından yapılan avans ödemesini «cezai şart» olarak «mahsup» etmesinde sözleşmeye aykırı bir yönünün bulunmadığı kabul edilerek, bu mahsubun davacının ekonomik mahvına neden olacak bir miktar olup olmadığı, «tenkisine» gerek bulunup bulunmadığı değerlendirilmek ve sonucuna göre bir karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ödeme planı · alacağın temliki · temerrüt tarihi · sözleşmenin feshi · zamanaşımı def'i · def'i · ihtar · hukuki yarar
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacı her ne kadar alacağını Arslan Atlı'ya «temlik» ettiğini 23.07.2008 tarihli «ihtar» ile belirtmiş ise de, söz konusu temlikin iptal edildiği, davacının dava açmakta «hukuki yararının» bulunduğu,kaldı ki sonrasında «ıslah» edilerek davaya devam olunduğu, BK'nın 125. maddesi hükmünce «zamanaşımı def»'inin yerinde görülmediği, taraflar arasında sözleşmenin tadili hususunda görüşmelerin bulunduğu, edimlerin taraflarca tam olarak tamamlanması ve belirlenmesi safhasında olduklarının anlaşıldığı, bu koşullar altında sözleşmenin 13.3 maddesinde yer alanın satıcının «kusuru» hariç ibaresi içerisinde alıcının kusuru ile feshin oluştuğu yönünde yorumlanamayacağı, tarafların tüm edimlerini eksiksiz yerine getirdikleri hususununda saptanamadığı, bu durumda sözleşmenin 13.1 maddesi gereğince davacının var ise «temerrüdü» cihetine gidileceği bu temerrüt için davalı satıcı tarafından ihtar «mehil» şartlarının yerine getirilmediği, büyük miktarlı bir sözleşme içerisinde sözleşmenin imza tarihi, müşterilerle ilgili işlemler, ihtar «fesih» ve yeniden sözleşme kurma onay işlemleri çerçevesinde 13.3. maddesi kapsamında fesih cihetine gidilip öncelikle 13.1 maddesi uygulanmasının dikkate alınmamasının iyi niyet açısından makul işlem olarak değerlendirilmediği, tarafların basiretli bir «tacir» olarak dikkate almaları gereken sözleşme hükümleri doğrultusunda sözleşme hükümlerinin zaaflar kapsamında değerlendirilemeyeceği, amaçlanan ekonomik ve hukuki dengenin tarafların lehine veya aleyhine yorumlanmaması gerektiği, sözleşmenin 16.3 maddesi ile sözleşmenin yürürlülüğü çerçevesinde tarafların birlikte hareketlerini de getirmiş iken, soyut kavramlar ve iddialar ile kapanışın gerçekleştirilmediği iddiası ile davalı edimlerinin yerine geldiği belirli değil iken 13.3 maddesine dayalı fesih işlemi ve bu işleme bağlı irat «kaydının» makul ve yerinde görülmediği, «sözleşmenin feshi» durumunda her iki tarafın beklenen amacının gerçekleşmeyeceği; dava konusu fesih kapsamında bu miktarın «cezai şart» olarak alıkonulma şartlarının da oluşmadığı, «temerrüt tarihinin» ise davacının 23.07.2008 tarihinde «alacağın temlikinin» yapıldığı ve ödemenin bu şahsa yapılmasının istendiği tarihin esas alındığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçelerle davalının «sözleşmenin feshine» bağlı olarak dava konusu miktarı «cezai şart» olarak irat kaydetmesinin koşullarının oluşmadığı sonucuna varılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, davalının «sözleşmenin feshine» ilişkin 02.01.2008 tarihli «ihtarnamesinden» önce davacı tarafından davalıya çekilen ihtarnamede davalının sözleşmenin ön şartlardan hangi edimlerini yerine getirmediği veya eksik getirdiğine ilişkin açık bir beyanda bulunmadığı, aksine davaya dayanak sözleşmenin asıl edimi olan devir bedelinin bakiye kısmının kararlaştırılan tarihte ödenemeyeceğini açıkça ifade ettiği dosya kapsamı ile sabittir.
Davacının sözleşmede bakiye miktarın ödeme günü belli olduğu halde yeni bir «ödeme planı» sunması karşısında kabulün aksine sözleşmenin 13.1 maddesi gereğince davacıya yeni bir «mehil» verilmesi gerekmemektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6257 E. 2017/6784 K.
Ortak:avans iadesi · tenkis · denetime elverişli rapor · ek mehil · ba beyannamesi · satış sözleşmesi · cezai şart · denetime elverişlilik
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasındaki 05.11.2007 tarihli varlık «satış sözleşmesinin» davalı tarafından haksız feshine dayalı olarak davacı tarafından ödenen «avansın iadesi» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece tarafların bu iddia ve savunmaları yönünden bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın, sadece şirketin kurumlar vergisi «beyannamesi» ve bilanço kayıtları esas alınarak ilgili dönem itibariyle davacı «acentenin» öz kaynak miktarı ve bu miktarın 2010 yılında da korunduğu belirlemesi ile yetinilerek, «cezai şartın» ekonomik mahva sebebiyet vermediği ve «tenkis» koşullarının oluşmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, davacı şirketin ekonomik durumu yönünden konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bir heyet marifetiyle davacının «ticari defter» ve kayıtları, bilançoları, verilen vergi beyannameleri, icra takip dosyaları, şirket sicil dosyası vs. gibi kayıtlar üzerinde inceleme yaptırılarak yukarıda belirtilen indirim koşullarının bulunup bulunmadığı konusunda ayrıntılı ve Yargıtay «denetimine elverişli rapor» alınıp varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi amacıyla «eksik incelemeye» dayalı kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davacının sözleşme gereği ödeme borcunu yerine getireceği tarihin 31/12/2007 olarak belirlendiği, bu «kesin süreye» rağmen davacının sözleşme bedelini ödeyemeyeceğini bildirdiği ve sunduğu 15/08/2008 tarihine kadar «vadeler» içeren «ödeme planı» sunduğu, bu durumda ödemesinde şüphe ve tereddütle «kesin vade» konmasının sözleşme ve tereddütle kesin vade konmasının sözleşme hükümlerine ve karşılıklı edimlerin yerine getirilmesi ilkesine aykırı olacağı, davacının beyanları ile sözleşmenin asıl edimi olan devir bedelinin bakiyesini kararlaştırılan tarihte ödeyemeyeceğinin belirlendiği, yeni bir «mehilin» dahi sonuçsuz kalacağı, ayrıca söz konusu miktarın davacının ekonomik mahvına neden olmayacağı, zira dosyaya celbedilen kurumlar vergi «beyannamesi» ve bilanço kayıtlarında ilgili dönem itibariyle de öz kaynağının 15.133.388,75 TL olarak görüldüğü, davacının 2010 yılında da bu öz varlığının korunduğu, tarafların «tacir» sıfatları, sözleşmelerin imzalanırken ve ticari ilişkiye girildiğinde sonuçlarından «basiretli tacir» olarak emin olmaları gerektiği, düzenlenen sözleşme hükümlerini mali bünyelerinde inceleyerek kurmaları gerektiği, bu rakamlar karşısında «cezai-şart» olarak nitelenen rakamın ödenmesinde «tenkise» gidilme koşullarından oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasındaki 05.11.2007 tarihli varlık «satış sözleşmesinin» davalı tarafından haksız feshine dayalı olarak davacı tarafından ödenen «avansın iadesi» istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kesin vade · ödeme planı · sermaye artırımı · basiretli tacir · acentelik · kesin süre · vade · tacir
Benzer bu karardaMahkemece uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davacının sözleşme gereği ödeme borcunu yerine getireceği tarihin 31/12/2007 olarak belirlendiği, bu «kesin süreye» rağmen davacının sözleşme bedelini ödeyemeyeceğini bildirdiği ve sunduğu 15/08/2008 tarihine kadar «vadeler» içeren «ödeme planı» sunduğu, bu durumda ödemesinde şüphe ve tereddütle «kesin vade» konmasının sözleşme ve tereddütle kesin vade konmasının sözleşme hükümlerine ve karşılıklı edimlerin yerine getirilmesi ilkesine aykırı olacağı, davacının beyanları ile sözleşmenin asıl edimi olan devir bedelinin bakiyesini kararlaştırılan tarihte ödeyemeyeceğinin belirlendiği, yeni bir «mehilin» dahi sonuçsuz kalacağı, ayrıca söz konusu miktarın davacının ekonomik mahvına neden olmayacağı, zira dosyaya celbedilen kurumlar vergi «beyannamesi» ve bilanço kayıtlarında ilgili dönem itibariyle de öz kaynağının 15.133.388,75 TL olarak görüldüğü, davacının 2010 yılında da bu öz varlığının korunduğu, tarafların «tacir» sıfatları, sözleşmelerin imzalanırken ve ticari ilişkiye girildiğinde sonuçlarından «basiretli tacir» olarak emin olmaları gerektiği, düzenlenen sözleşme hükümlerini mali bünyelerinde inceleyerek kurmaları gerektiği, bu rakamlar karşısında «cezai-şart» olarak nitelenen rakamın ödenmesinde «tenkise» gidilme koşullarından oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dolayısıyla, mahkemenin tarafların «basiretli tacir» olarak sözleşmeler imzalanırken ve ticari ilişkiye girildiğinde sonuçlarından emin olmaları ve düzenlenen sözleşme hükümlerini mali bünyelerinde inceleyerek kurmaları gerektiği şeklindeki gerekçesi yerinde olmadığı gibi, «cezai şartın» ekonomik mahva sebebiyet verip vermediği konusunda ayrıntılı bir inceleme yapıldığından da söz edilemez.
Davalı yan ise, davacının iddialarının aksine şirketin borca batık durumda olmadığını, bilakis «sermaye artırım» kararı alındığını, bunun mali müşavir raporu ile de sabit olduğunu, şirketin ekonomik mahva uğramadığını savunmuştur.
Mahkemece tarafların bu iddia ve savunmaları yönünden bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın, sadece şirketin kurumlar vergisi «beyannamesi» ve bilanço kayıtları esas alınarak ilgili dönem itibariyle davacı «acentenin» öz kaynak miktarı ve bu miktarın 2010 yılında da korunduğu belirlemesi ile yetinilerek, «cezai şartın» ekonomik mahva sebebiyet vermediği ve «tenkis» koşullarının oluşmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, davacı şirketin ekonomik durumu yönünden konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bir heyet marifetiyle davacının «ticari defter» ve kayıtları, bilançoları, verilen vergi beyannameleri, icra takip dosyaları, şirket sicil dosyası vs. gibi kayıtlar üzerinde inceleme yaptırılarak yukarıda belirtilen indirim koşullarının bulunup bulunmadığı konusunda ayrıntılı ve Yargıtay «denetimine elverişli rapor» alınıp varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi amacıyla «eksik incelemeye» dayalı kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/6880 E. , 2023/6886 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/553 Esas, 2022/742 Karar
HÜKÜM
Kısmen Kabul
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı ... Doğal Ürün. Gıda Paz. İletişim Petrol Ürünleri San.ve Tic. Ltd. Şti. vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... Endüstriyel Gıda ve Temizlik Ürün. San. ve Tic. A.Ş. vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirket bünyesindeki varlıklarını satmaya karar vermesi üzerine alımına talip olduğunu, tarafların 05.11.2007 tarihli varlık satış sözleşmesi imzaladıklarını, sözleşmeye göre devir bedelinin 20.000.000 USD olup avans olarak 2.000.000 USD ödemenin öngörülmesi üzerine bu miktarın ödendiğini, kalan kısmın daha sonra ödenmesi için anlaşıldığını ancak ödemenin gerçekleşmediği gerekçesi ile davalının 02.01.2008 tarihli yazısı ile sözleşmeyi feshedip yapılan avans ödemesini ceza-i şart olarak kabul ederek irat kaydettiğini, fesih sonrası başka bir şirkete satış işleminin gerçekleştiğini, davalının bu davranışının hatalı ve haksız olup avans olarak verilen bedelin iadesinin gerektiğini ileri sürerek şimdilik 10.000,00 USD' nin 28.07.2008 tarihinden itibaren dövize uygulanan en yüksek faiz oranı ile tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından sözleşme gereğince ifa edilmesi gereken yükümlülüklerin zamanında ifa edilmediğini, sözleşmede satım bedelinin bir bütün olarak belirlendiğini, ön koşullarda yer alan kıdem tazminatı teminat mektubunun temin edilmediğini, ödeme için kesin mehle riayet edilmediğini, sözleşmede kesin mehil belirtildiğini, kesin mehile uyulmaması halinde sözleşmenin kendiliğinden fesh olunacağının kararlaştırıldığını, davacıya yeni bir mehil verilmesi zorunluluğu bulunmadığını, feshin usulsüz olmadığını, sözleşmenin 13.3 maddesi gereğince avans ödemesinin cezai şart olarak irat kaydedildiğini, müvekkili tarafından üzerine düşen bütün edimlerin süresi içinde yerine getirildiğini, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 107 nci maddesi gereğince ifa tarihinin kesin olarak belirlendiğini savunarak davanın husumet, zamanaşımı ve esas yönünden reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemenin bozma ilamına uyularak yaptığı yargılama sonucunda 28.12.2015 tarih, 2015/25 E. ve 2015/787 K. sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 30.11.2017 tarih, 2016/6257 E. ve 2017/6784 K. sayılı kararı ile önceki bozma ilamında, davalının ilkesel olarak davacı tarafından yapılan avans ödemesini cezai şart olarak mahsup etmesinde sözleşmeye aykırı bir yön bulunmadığı kabul edilerek, bu mahsubun davacının ekonomik mahvına neden olacak bir miktar olup olmadığı, tenkisine gerek bulunup bulunmadığı hususlarının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiş olup, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ise de bozma gereğinin yerine getirilmediği, davacı şirketin ekonomik durumu yönünden konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bir heyet marifetiyle davacının ticari defter ve kayıtları, bilançoları, verilen vergi beyannameleri, icra takip dosyaları, şirket sicil dosyası vs.
gibi kayıtlar üzerinde inceleme yaptırılarak indirim koşullarının bulunup bulunmadığı konusunda ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi amacıyla eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasına karar verilmiştir.
C. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemenin 18.07.2022 tarih, 2019/553 E. ve 2022/742 K. sayılı kararı ile bozma ilamı uyarınca aldırılan son ek raporda cezai şartta tenkisat koşulu konusunda bir açıklık olmadığı, ancak heyetçe davacı firmanın ödemiş olduğu avansı 2008 yılında iade alabildiği takdirde, 2008 yılında işletme sermayesi yabancı kaynak kullanımı olamayacağı, bu nedenle bu kaynak kullanımı için finansman gideri ödemeyeceği, bu nedenle de bilançonun pasif kaleminde ver alan mali borç kalemindeki değerin kâr kaleminde olacağı ve firmanın zarar yerine kâr etmiş olabileceği hareketle de tenkisat koşulunun oluşmuş olabileceğinin belirlenmiş olduğu, iddia ve itirazlar tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporlarında yapılan tespit ve değerlendirmeler ışığında cezai şartta % 50 oranında tenkisat yapılmasının her iki taraf yönünden de hakkaniyetli olacağı, sözleşme ile tayin edilen cezai şartın tahsilini isteme hakkına sahip olan davacının açtığı dava sonucunda cezai şartın hakim tarafından fahiş görülerek tenkis edilmesi halinde tenkis edilen miktardan dolayı davacı yan aleyhine avukatlık ücreti ve yargılama giderine hükmedilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile (cezai şarttan takdiren yapılan tenkisat da dikkate alınarak) 1.000.000,00 USD'nin (10.000 USD'lik kısmına dava tarihinden, 990.000 USD'lik kısmına ıslah tarihinden itibaren ) 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 4 üncü maddesinin a bendine göre işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı/temlik alana verilmesine, fazlaya ilişkin 1.000.000 USD lik talebin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... Doğal Ürün. Gıda Paz. İletişim Petrol Ürünleri San.ve Tic.Ltd.Şti. vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı ... Doğal Ürün. Gıda Paz. İletişim Petrol Ürünleri San.ve Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle; faiz başlangıç tarihinin ıslahla arttırılan kısım için ıslah tarihi olarak esas alınmasının hatalı olduğunu, vekalet ücreti hesaplamasında da hata yapıldığını, vekalet ücretinin bugünkü kur üzerinden dava değeri hesaplanarak vekalet ücreti hesaplanması gerektiğini, cezai tenkisat oranının çok daha az olması ve hatta hiç tenkisat yapılamayacağını belirterek kararın bu nedenlerle bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece incelenmesi istenen ticari defterler incelenmediğinden davacının ekonomik mahva uğrayıp uğramadığı ve mali durumu tespit edilemediğini, bu açıdan eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporu hükme esas alınmak karar verilmesinin yerinde olmadığını, davacı defterleri incelenmeden sadece vergi beyannameleri üzerinden davacının cezai şart ödemesi sebebi ile ekonomik açıdan mahva uğrayıp uğramadığı ve mali durumunun tespit edilemeyeceğini, somut olayda cezai şartta indirim koşullarının gerçekleşmediğini, davacı defterlerini sunmadığından tenkisat koşullarının oluştuğu hususunu da ispatlayamadığını, davacının satışlarının azalmasının ekonomik yıkıma neden olmasına hukuki bir gerekçe oluşturmayacağını, tenkisat koşullarının gerçekleştiği varsayımı kabulü halinde dahi mahkemece takdir edilen %50 oranındaki cezai şartın kararlaştırılma amacını sonuçsuz bırakacak derecede yüksek olduğunu belirterek kararın bu nedenlerle bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki 05.11.2007 tarihli varlık satış sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshine dayalı olarak davacı tarafından ödenen avansın iadesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
818 sayılı Kanun'un 107 nci maddesi.
3.Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
28.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/981728300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz