Genel kurul kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2882 E. 2023/6761 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kararın yürütülmesinin geri bırakılması↗ hamiline yazılı hisse senedi↗ yönetim kayyımı↗ iç yönerge↗ kayyım atanması↗ toplantı tutanağı↗ muhalefet şerhi↗ kayyım↗ yemin delili↗ genel kurul kararının iptali↗ yemin↗ hisse senedi↗ cy/cy şerhi↗ dava şartı yokluğu↗ yargılama giderleri↗ ihtiyati tedbir↗ istinaf incelemesi↗ hamil↗ iptal davası↗ kâr dağıtımı↗ usulden reddi↗ ticaret sicili↗ esastan ret↗ yönetim kurulu kararı↗ terkin↗ ilan↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2021/279 E., 2021/587 K.
Taraflar arasındaki şirket genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili ...'ın davalı şirketin 20.03.2019 tarihinde yapılan genel kurulunda şirket ortaklarından Jirayr Kınaryan ile birlikte 20.03.2022 tarihine kadar görev yapmak üzere yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini ve şirket hamiline yazılı %40 hisse senedine sahip olduğunu, 27.03.2019 tarihli yönetim kurulunun kararı ile hamiline yazılı pay senetlerinin bastırılmasına dair karar alındığını ancak bugüne kadar hissedarlara hamiline yazılı hisse senetlerinin dağıtılmadığını, şirketin ortaklarından ve yönetim kurulu üyesi olan Jirayr Kınaryan tek başına aldığı karar ile 12.02.2021 tarihinde genel kurul toplantısına karar verdiğini ve kararı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlattığını, usulsüz alınan yönetim kurulu kararı ve yapılan çağrı ile toplanmasına karar verilen şirketin yayınlanan genel kurul gündeminde olmamasına, hiç bir görüşme ve müzakere yapılmaksızın ve mevcut yönetim kurulunun görev süresi dolmaksızın haklı bir gerekçe de gösterilmeden şirketin %40 hissesine sahip ortak davacının yönetim dışında bırakılmasının hedeflendiğini, ayrıca Jirayr Kınaryan birlikte hareket ettiği finans müdürü Cennet Biçici ile kanuna, yönetmeliğe, şirket ana sözleşmesinin hükümlerine aykırı olarak 20.03.2022 tarihinde görev süresi dolacak olan yönetimi azlettiğini beyanla, ileride telafisi imkansız sonuçların doğmaması için tedbir talep edildiği ve davalı şirketin 10.03.2021 tarihli genel kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılmasını, karar kesinleşinceye kadar tarafsız bir yönetici kayyım atanmasını, talebin kabul edilmemesi halinde karar kesinleşinceye kadar şirketin denetlenmesi için denetçi kayyım atanmasına ve ticaret siciline kararların tesciline, davanın ise kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; hukuksuz ve mesnetsiz davanın öncelikle dava şartı yokluğundan esasa girilmeden reddine ve ihtiyati tedbir talebinin de reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 446 ncı maddesinde genel kurul kararlarının iptalinin şartları ve usulü düzenlemiş olup, anılan maddede toplantıda hazır bulunup karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirten pay sahibinin iptal davası açabileceğinin belirtildiği, somut talep açısından dava şartı olan muhalefetin bulunmadığının anlaşıldığı, bir an için muhalefet şerhinin bulunduğu varsayılsa bile; 6102 sayılı Kanun'un 413 üncü maddesi hükmüne göre; yönetim kurulu üyelerinin görevden alınmaları ve yenilerinin seçiminin yılsonu finansal tablolarının müzakeresi maddesiyle ilgili sayıldığı, genel kurul gündeminde yıl sonu finansal tablolarının müzakeresinin bulunduğu anlaşılmakla davanın esastan da reddi gerektiği, tüm yargılama dosyası kapsamına göre davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının usule, yasaya, dosyadaki bilgi, belgelere aykırı olduğu gibi davacının delilleri dahi toplanmaksızın hüküm tesis edildiğini, kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olmaması gerektiğini, genel kurul toplantısının usulüne uygun gerçekleştirilmediği gibi toplantı tutanakları usulsüz ve gerçeklere aykırı olarak düzenlendiğini, gündemin tümünün görüşülmediğini, toplantı sonlandırılmadan, muhalefet şerhleri tutanağa geçirtilmeden ve tutanak toplantı salonunda imza altına alınmadan odayı terk etmiş olmaları, Genel Kurul'da alınan kararların tamamını da batıl hale getirdiğini, deliller arasında yemin deliline de dayanılmasına rağmen delil kullandırılmaksızın hüküm kurulması usule, yasaya aykırı olduğunu, Şirket Genel Kurulunun Çalışma Esas ve Usulleri Hakkında İç Yönerge'sindeki "Muhalefet Şerhi" hükümlerini değerlendirmediği ve bu sebeple eksik ve hatalı değerlendirme yaptığını, davacının görev süresi devam etmesine rağmen genel kurulun ilan edilen gündemininde yönetim kurulu seçimine ilişkin madde olmaksızın ve gerekçe gösterilmeksizin görevinden azledildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına davacı vekilinin aksi yöndeki tüm istinaf sebepleri yerinde görülmediği gerekçesiyle davacının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, genel kurul kararının iptaline ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 413 ve 445 inci maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Genel kurul kararlarının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2098 E. 2016/9484 K.
Ortak:muhalefet şerhi · cy/cy şerhi · kâr dağıtımı · yönetim kurulu kararı · dava şartı
İncelediğiniz kararda… MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 446 ncı maddesinde «genel kurul kararlarının iptalinin» şartları ve usulü düzenlemiş olup, anılan maddede toplantıda hazır bulunup karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirten pay sahibinin «iptal davası» açabileceğinin belirtildiği, somut talep açısından dava şartı olan muhalefetin bulunmadığının anlaşıldığı, bir an için «muhalefet şerhinin» bulunduğu varsayılsa bile; 6102 sayılı Kanun'un 413 üncü maddesi hükmüne göre; «yönetim kurulu» üyelerinin görevden alınmaları ve yenilerinin seçiminin yılsonu finansal tablolarının müzakeresi maddesiyle ilgili sayıldığı, genel kurul gündeminde yıl sonu finansal tablolarının müzakeresinin bulunduğu anlaşılmakla davanın esastan da reddi gerektiği, tüm yargılama dosyası kapsamına göre davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… i ...'ın davalı şirketin 20.03.2019 tarihinde yapılan genel kurulunda şirket ortaklarından Jirayr Kınaryan ile birlikte 20.03.2022 tarihine kadar görev yapmak üzere «yönetim kurulu» üyesi olarak seçildiğini ve şirket «hamiline» yazılı %40 «hisse senedine» sahip olduğunu, 27.03.2019 tarihli yönetim kurulunun kararı ile hamiline yazılı pay senetlerinin bastırılmasına dair karar alındığını ancak bugüne kadar hissedarlara hamiline yazılı hisse senetlerinin «dağıtılmadığını», şirketin ortaklarından ve yönetim kurulu üyesi olan Jirayr Kınaryan tek başına aldığı karar ile 12.02.2021 tarihinde genel kurul toplantısına karar verdiğini ve kararı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlattığını, usulsüz alınan yönetim kurulu kararı ve yapılan çağrı ile toplanmasına karar verilen şirketin yayınlanan genel kurul gündeminde olmamasına, hiç bir görüşme ve müzakere yapılmaksızın ve mevcut yönetim kurulunun görev süresi dolmaksızın haklı bir gerekçe de gösterilmeden şirketin %40 hissesine sahip ortak davacının yönetim dışında bırakılmasının hedeflendiğini, ayrıca Jirayr Kınaryan birlikte hareket ettiği finans müdürü Cennet Biçici ile kanuna, yönetmeliğe, şirket ana sözleşmesinin hükümlerine aykırı olarak 20.03.2022 tarihinde görev süresi dolacak olan yönetimi azlettiğini beyanla, ileride telafisi imkansız sonuçların doğmaması için tedbir talep edildiği ve davalı şirketin 10.03.2021 tarihli genel kurul «kararının yürütülmesinin geri bırakılmasını», karar kesinleşinceye kadar tarafsız bir «yönetici kayyım atanmasını», talebin kabul edilmemesi halinde karar kesinleşinceye kadar şirketin denetlenmesi için denetçi kayyım atanmasına ve «ticaret siciline» kararların tesciline, davanın ise kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
… nmaksızın hüküm tesis edildiğini, kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olmaması gerektiğini, genel kurul toplantısının usulüne uygun gerçekleştirilmediği gibi «toplantı tutanakları» usulsüz ve gerçeklere aykırı olarak düzenlendiğini, gündemin tümünün görüşülmediğini, toplantı sonlandırılmadan, muhalefet şerhleri tutanağa geçirtilmeden ve tutanak toplantı salonunda imza altına alınmadan odayı «terk» etmiş olmaları, Genel Kurul'da alınan kararların tamamını da batıl hale getirdiğini, deliller arasında «yemin deliline» de dayanılmasına rağmen delil kullandırılmaksızın hüküm kurulması usule, yasaya aykırı olduğunu, Şirket Genel Kurulunun Çalışma Esas ve Usulleri Hakkında İç Yönerge'sindeki "Muhalefet Şerhi" hükümlerini değerlendirmediği ve bu sebeple eksik ve hatalı değerlendirme yaptığını, davacının görev süresi devam etmesine rağmen genel kurulun «ilan» edilen gündemininde «yönetim kurulu» seçimine ilişkin madde olmaksızın ve gerekçe gösterilmeksizin görevinden azledildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının «istinaf incelemesi» sonucunda kaldırılmasına, davanın kabulüne, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretinin» karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaAncak davacıların «ibra» kararına yönelik «muhalefet şerhi» bulunmasa da, TTK'nın 436. maddesi hükmü «emredici» olup bu madde hükmüne aykırı hareket edilmesi halinde kullanılan oylar «geçersiz» olacağından alınan genel kurul kararı da yok hükmünde olacaktır.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 25/03/2013 tarihli genel kurul tutanağının 1 nolu bendinde davacıların talebi üzerine finansal tablo ve bütçe müzakeresinin 1 ay sonraya ertelenmesine rağmen «yönetim kurulu» üyelerinin görevden alındığı ve yenilerinin seçildiği, kararın iptali gerekse de ...
… zleşmesi dikkate alındığında, davacıların bu yöndeki iptal istemlerinin yerinde olmadığı; 29/04/2013 tarihli genel kurul toplantısında tamamı ayrıca pay sahibi olan «yönetim kurulu» üyelerinden ..., ..,. ve ...'ın diğer yönetim kurulu oylarıyla «ibra» edildiği, ...'ın ise ibra edilmemesine karar verildiği, pay sahibinin «oydan yoksunluğu» hususunu düzenleyen TTK'nun 436/2.maddesi uyarınca, şirketin yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde «görevli», imza «yetkisine» haiz kişilerin «yönetim kurulu üyelerinin ibra» edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy hakkını kullanamayacakları, davalı şirketin 6 ortağı olup, davacılar da «dahil» olmak üzere 5 ortağın yönetim kurulu üyesi olduğu, yönetim kurulunda olmayan üyenin sadece ... ve Turistik Tesisler A.Ş. olduğu, ...'ın şirketin ortağı olduğu, ... ve Turistik Tesisler A.Ş'nin «temsilcisi» olduğu ileri sürülsede, Hüseyin'in yönetim kurulu üyesi olmayan şirketi temsilen oy kullanmalarının mümkün olduğu, yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmalarının sonuca etkili olmadığı, ... .'ın kendi ibrasına karşı dava açmakta «hukuki yararı» bulunmadığı, ayrıca davacıların ilgili karara dair muhalefet şerhlerininde bulunmadığı, keza denetim kurulu üyesinin de ibrasına karar verildiği, yönetim kurulu üyelerinin ibraya ilişkin oy kullanma «yasağının» denetçiler açısından geçerli olmadığı, kaldı ki buna ilişkin herhangi bir muhalefet de bulunmadığı, iptali istenen 4. maddenin içi boş sadece kapanış maddesi olduğ …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:oydan yoksunluk · yönetim kurulu üyelerinin ibrası · kar dağıtımı · emredici hüküm · ibra · denetime elverişlilik · oy yasağı · hukuki yarar
Benzer bu kararda… zleşmesi dikkate alındığında, davacıların bu yöndeki iptal istemlerinin yerinde olmadığı; 29/04/2013 tarihli genel kurul toplantısında tamamı ayrıca pay sahibi olan «yönetim kurulu» üyelerinden ..., ..,. ve ...'ın diğer yönetim kurulu oylarıyla «ibra» edildiği, ...'ın ise ibra edilmemesine karar verildiği, pay sahibinin «oydan yoksunluğu» hususunu düzenleyen TTK'nun 436/2.maddesi uyarınca, şirketin yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde «görevli», imza «yetkisine» haiz kişilerin «yönetim kurulu üyelerinin ibra» edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy hakkını kullanamayacakları, davalı şirketin 6 ortağı olup, davacılar da «dahil» olmak üzere 5 ortağın yönetim kurulu üyesi olduğu, yönetim kurulunda olmayan üyenin sadece ... ve Turistik Tesisler A.Ş. olduğu, ...'ın şirketin ortağı olduğu, ... ve Turistik Tesisler A.Ş'nin «temsilcisi» olduğu ileri sürülsede, Hüseyin'in yönetim kurulu üyesi olmayan şirketi temsilen oy kullanmalarının mümkün olduğu, yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmalarının sonuca etkili olmadığı, ... .'ın kendi ibrasına karşı dava açmakta «hukuki yararı» bulunmadığı, ayrıca davacıların ilgili karara dair muhalefet şerhlerininde bulunmadığı, keza denetim kurulu üyesinin de ibrasına karar verildiği, yönetim kurulu üyelerinin ibraya ilişkin oy kullanma «yasağının» denetçiler açısından geçerli olmadığı, kaldı ki buna ilişkin herhangi bir muhalefet de bulunmadığı, iptali istenen 4. maddenin içi boş sadece kapanış maddesi olduğ …
Bu durumda, mahkemece «yönetim kurulu üyelerinin ibrada» oy kullanmalarının sonuca etkili olup olmadığının, her yönetim kurulu üyesi açısından ayrı ayrı ve «denetime elverişli» olacak şekilde değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak birleşen davanın bu yönden reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3- Birleşen dava; davalı şirketin 29.04.2013 tarihli genel kurul toplantısında alınan (2) numaralı finansal tabloların kabulü, (3) numaralı yönetim ve denetim kurulu üyelerinin «ibrası» ve (4) numaralı «kar dağıtımı» kararlarının iptali istemine ilişkindir.
Ancak davacıların «ibra» kararına yönelik «muhalefet şerhi» bulunmasa da, TTK'nın 436. maddesi hükmü «emredici» olup bu madde hükmüne aykırı hareket edilmesi halinde kullanılan oylar «geçersiz» olacağından alınan genel kurul kararı da yok hükmünde olacaktır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2882 E. , 2023/6761 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/2283 Esas, 2022/89 Karar
HÜKÜM
Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/279 E., 2021/587 K.
Taraflar arasındaki şirket genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili ...'ın davalı şirketin 20.03.2019 tarihinde yapılan genel kurulunda şirket ortaklarından Jirayr Kınaryan ile birlikte 20.03.2022 tarihine kadar görev yapmak üzere yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini ve şirket hamiline yazılı %40 hisse senedine sahip olduğunu, 27.03.2019 tarihli yönetim kurulunun kararı ile hamiline yazılı pay senetlerinin bastırılmasına dair karar alındığını ancak bugüne kadar hissedarlara hamiline yazılı hisse senetlerinin dağıtılmadığını, şirketin ortaklarından ve yönetim kurulu üyesi olan Jirayr Kınaryan tek başına aldığı karar ile 12.02.2021 tarihinde genel kurul toplantısına karar verdiğini ve kararı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlattığını, usulsüz alınan yönetim kurulu kararı ve yapılan çağrı ile toplanmasına karar verilen şirketin yayınlanan genel kurul gündeminde olmamasına, hiç bir görüşme ve müzakere yapılmaksızın ve mevcut yönetim kurulunun görev süresi dolmaksızın haklı bir gerekçe de gösterilmeden şirketin %40 hissesine sahip ortak davacının yönetim dışında bırakılmasının hedeflendiğini, ayrıca Jirayr Kınaryan birlikte hareket ettiği finans müdürü Cennet Biçici ile kanuna, yönetmeliğe, şirket ana sözleşmesinin hükümlerine aykırı olarak 20.03.2022 tarihinde görev süresi dolacak olan yönetimi azlettiğini beyanla, ileride telafisi imkansız sonuçların doğmaması için tedbir talep edildiği ve davalı şirketin 10.03.2021 tarihli genel kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılmasını, karar kesinleşinceye kadar tarafsız bir yönetici kayyım atanmasını, talebin kabul edilmemesi halinde karar kesinleşinceye kadar şirketin denetlenmesi için denetçi kayyım atanmasına ve ticaret siciline kararların tesciline, davanın ise kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; hukuksuz ve mesnetsiz davanın öncelikle dava şartı yokluğundan esasa girilmeden reddine ve ihtiyati tedbir talebinin de reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 446 ncı maddesinde genel kurul kararlarının iptalinin şartları ve usulü düzenlemiş olup, anılan maddede toplantıda hazır bulunup karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirten pay sahibinin iptal davası açabileceğinin belirtildiği, somut talep açısından dava şartı olan muhalefetin bulunmadığının anlaşıldığı, bir an için muhalefet şerhinin bulunduğu varsayılsa bile; 6102 sayılı Kanun'un 413 üncü maddesi hükmüne göre; yönetim kurulu üyelerinin görevden alınmaları ve yenilerinin seçiminin yılsonu finansal tablolarının müzakeresi maddesiyle ilgili sayıldığı, genel kurul gündeminde yıl sonu finansal tablolarının müzakeresinin bulunduğu anlaşılmakla davanın esastan da reddi gerektiği, tüm yargılama dosyası kapsamına göre davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının usule, yasaya, dosyadaki bilgi, belgelere aykırı olduğu gibi davacının delilleri dahi toplanmaksızın hüküm tesis edildiğini, kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olmaması gerektiğini, genel kurul toplantısının usulüne uygun gerçekleştirilmediği gibi toplantı tutanakları usulsüz ve gerçeklere aykırı olarak düzenlendiğini, gündemin tümünün görüşülmediğini, toplantı sonlandırılmadan, muhalefet şerhleri tutanağa geçirtilmeden ve tutanak toplantı salonunda imza altına alınmadan odayı terk etmiş olmaları, Genel Kurul'da alınan kararların tamamını da batıl hale getirdiğini, deliller arasında yemin deliline de dayanılmasına rağmen delil kullandırılmaksızın hüküm kurulması usule, yasaya aykırı olduğunu, Şirket Genel Kurulunun Çalışma Esas ve Usulleri Hakkında İç Yönerge'sindeki "Muhalefet Şerhi" hükümlerini değerlendirmediği ve bu sebeple eksik ve hatalı değerlendirme yaptığını, davacının görev süresi devam etmesine rağmen genel kurulun ilan edilen gündemininde yönetim kurulu seçimine ilişkin madde olmaksızın ve gerekçe gösterilmeksizin görevinden azledildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına davacı vekilinin aksi yöndeki tüm istinaf sebepleri yerinde görülmediği gerekçesiyle davacının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, genel kurul kararının iptaline ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 413 ve 445 inci maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/981704900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz