6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ortağın yönetici sorumluluğunda doğrudan/dolaylı zarar ayrımı ve aktif husumet

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3142 E. 2023/6720 K. · · İlk derece: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Şirket yöneticisinin sorumluluğunda pay sahibi/ortak, ancak doğrudan uğradığı zararın kendisine ödenmesini isteyebilir; yöneticinin ortaklık malvarlığını azaltan davranışlarından doğan dolaylı zararlarda ise tazminatın yalnızca şirkete ödenmesini talep edebilir. Doğrudan zararı bulunmayan ortağın, zararın kendisine ödenmesi istemiyle açtığı dava aktif husumet yokluğundan reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Yönetici sorumluluğunda doğrudan/dolaylı zarar ve aktif husumet → ret

İddia: Davacı, yönetici ortağın hile ve kusurlu işlemleriyle kendisini zarara uğrattığını, ortak irade ile karar almayı imkansız kıldığını, şirkete sağladığı imkanlar ve ödediği bedellerin doğrudan zararı olduğunu ileri sürerek zararın kendisine ödenmesini talep etmiştir.

Gerekçe: TTK 553 ve 555 uyarınca pay sahipleri şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açabilir. Yöneticinin ortaklık malvarlığını azaltan veya kötüleştiren aykırı davranışları ortakların dolaylı zarar görmesine yol açar. Ortağın kendi adına tazminat isteyebilmesi, zararın doğrudan zarar niteliğinde olmasına bağlıdır; yöneticilerin şirketi atıl kılıp acze düşürmeleri üçüncü kişiler yönünden doğrudan zarardır. Bunun dışındaki dolaylı zararlarda ortaklar ancak tazminatın şirkete ödenmesini isteyebilir. Somut olayda davacının doğrudan zararı bulunmadığından, zararın kendisine ödenmesi talebiyle açılan davanın reddinde isabetsizlik yoktur. (Yargıtay'ca onanan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi gerekçesi.)

Emsal değeri

Yönetici sorumluluğunda doğrudan/dolaylı zarar ayrımı ve ortağın dolaylı zararda tazminatı ancak şirkete talep edebilmesi bakımından bağlayıcı temyiz içtihadı.

Usul tespitleri

Dava şartı
aktif husumet (taraf sıfatı)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetici sorumluluğu doğrudan zarar dolaylı zarar aktif husumet pay sahibi sorumluluk davası

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu — 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 5536102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 555

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Genel Kurul Kararının İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2096 E. 2011/4798 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/3142 E.  ,  2023/6720 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2022/292 Esas, 2022/225 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2021/402 E., 2021/599 K.

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının %50 ortak olarak ... Madencilik A.Ş.'yi kurduklarını, daha sonra kurdukları şirket ile davalının aile şirketi olan dava dışı ... Metal..şirketi ile 24.08.2016 tarihinde rödovans sözleşmesi akdedildiğini, davacının iş makinalarını maden sahasına gönderdiğini, tüm masrafları karşıladığını, davacının, davalıya işin yürümesi için çeşitli zamanlarda para verdiğini, ancak madenin çok az rezerve sahip olduğunun ortaya çıktığını, ayrıca ... Metal şirketinin maden sahasını başka bir şirkete de kiraya verdiğini, davacının uğradığı zarar nedeniyle 15.03.2017 tarihinde davalıya ihtarname gönderdiğini, müvekkilinin davalı tarafça aldatılararak şirket kuruluşuna dahil edildiğini, davalı şirket ortağının şirketin karar almasına engel olduğunu, şirketin maden işletilmesi gayesi ile kurulmasına karşın bu işle iştigal edemediğini, davacının uğradığı zararın katlanılmaz hale geldiğini ileri sürerek davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, davacının zararının tespitine, şimdilik 50.000,00 TL zararın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece 2018/237 E.

sayılı dava dosyasında 09.06.2021 tarihli duruşmada şirket feshiyle, şirket yöneticisinin sorumluluğu davalarının birlikte görülmesinin uygun olmaması nedeniyle davaların ayrılmasına, tazminat davasının mahkemenin yeni esasına kaydedilmesine karar verilerek yöneticinin sorumluluğu davası eldeki esas numarasını almıştır.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının tüm iddialarının asılsız olduğunu, davacı ile davalının müşterek imza yetkilisi olduklarını, davalının tek başına işlem yapmasının mümkün olmadığını, davacının onay vermemesi nedeniyle ruhsatın kaybedilmemesi için orman izin bedellerinin dava dışı şirket tarafından ödendiğini, davacının haksız davranışları nedeniyle ruhsat sahibi ... Metal tarafından sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, davacının getirdiği iş makinalarını uyarıya rağmen kaldırmadığını, maden sahasının dava dışı şirkete çok önceden kiralandığını, davacının bu hususu şirketi kurarken bildiğini, asıl davalının zarara uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının şirket ortağı olduğu, yönetim kurulu üyesi olan davalının kusurlu davranışları sonucu kendisini zarara uğrattığını iddia ederek zararın tespiti ve davacıya ödenmesinin talep edildiği, davacının ancak doğrudan uğradığı zararın kendisine ödenmesini talep edebileceği, şirket ortağı olan davacının doğrudan zarara uğraması için şirketten müstakil olarak zarar görmesi gerektiği, somut olayda, davacının iddiasının ... Madencilik A.Ş.'nin yönetimi sürecinde davalı ...’in yetkisi olmadığı halde tek başına gerçekleştirdiği işlemler sonucu şirketi zarara uğrattığı olduğu, davacının zararın doğrudan kendisine tazmin edilmesini talep edebileceği doğrudan bir zararının bulunmadığı, davacının doğrudan uğradığı zarar bulunmadığı, ancak dolaylı zarar iddiasında ise zararın şirkete ödenmesini isteyebileceği gerekçesiyle davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine hükmedilen kararın yasaya, usule ve gerçeğe aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılması ile davanın kabulünü istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 553 ve 555 inci maddeleri gereğince pay sahiplerinin şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açmaları imkanının mevcut olduğu, yöneticinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışlarının ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açacağı, söz konusu davanın görülebilmesi için, oluştuğu iddia olunan zararın doğrudan ya da dolaylı zarar niteliğinde olup olmadığının tespiti gerektiği, şirket ortağının sorumluluk davası yolu ile kendileri adına istemde bulunabilmelerinin koşulunun oluştuğu ileri sürülen zararın doğrudan zarar niteliğinde olmasına bağlı olduğu, şirket yöneticilerinin, şirketin almış olduğu borcu ya da başkaca edim yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla şirketi atıl kılarak acz içine düşürmeleri hali, üçüncü kişiler yönünden doğrudan zarar niteliğinde olup bunun dışında kalan ve dolaylı zarar olarak nitelendirilebilecek hususlarda ortakların veya alacaklıların, ancak yöneticilerin ödeyeceği tazminatın şirkete verilmesi yönünde istemde bulunabilecekleri, zararın davacıya ödenmesi talebi karşısında bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı tarafıdan şirket kuruluşu safhasında hile ile kandırıldığını ve iradesinin sakatlandığını, davalının hukuken ayıplı taşınmazı işletmek üzere devrettiğini, sözleşme gereklerini yerine getirmediğini, şirketin karar almasına mani olduğunu, davalının ortağı olduğu ... Metal Mamülleri A.Ş.'ye menfaat sağladığını, ortak irade ile karar alma durumunun ortadan kaldırıldığını, bilirkişiler tarafından bu hususun değerlendirilmediğini, her ne kadar taraflar müşterek yetkili olsa da davalının tutumunun birlikte karar almayı imkansız kıldığını, davacının şirkete sağladığı imkan ve şartların ödemiş olduğu bedellerin doğrudan zararı olduğunu açıkça gösterdiğini, eksik ve hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Yönetici ortağın yaptığı işlemler nedeniyle zarara uğradığını ileri süren davacının açtığı sorumluluk davasıdır.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6102 sayılı Kanun 553 ve 555 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve Kanun'a uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/981688900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/292 E. 2022/225 K.

Yönetici sorumluluğu davasında doğrudan/dolaylı zarar ayrımı ve aktif husumet

Gerekçe özeti

Şirket yöneticisinin yasadan veya esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurla ihlali nedeniyle açılan sorumluluk davasında, ortak veya alacaklının kendi adına ve kendisine ödenmek üzere tazminat isteyebilmesi, iddia edilen zararın doğrudan zarar niteliğinde olmasına bağlıdır. Zarar, ortaklığın malvarlığının azalması/kötüleşmesi şeklinde gerçekleşip ortağa yalnızca dolaylı olarak yansıyorsa, ortak ancak tazminatın şirkete ödenmesini isteyebilir; kendisine ödenmesini talep edemez. Bu durumda, doğrudan zarar iddiasını sürdüren ve tazminatın kendisine ödenmesini talep eden ortağın davasında aktif dava ehliyeti (aktif husumet) yoktur ve bu husus mahkemece re'sen gözetilir.

Emsal değeri

Şirket yöneticisinin sorumluluğu davasında ortağın doğrudan/dolaylı zarar ayrımına göre aktif husumetinin belirlenmesi ve zararın kendisine değil şirkete ödenmesi gerektiği yönündeki tespit, benzer sorumluluk davalarında bölgesel emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: aktif husumet doğrudan zarar dolaylı zarar şirket yöneticisinin sorumluluğu TTK 553

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/292

KARAR NO 2022/225

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 15/09/2021

NUMARASI 2021/402 Esas - 2021/599 Karar

DAVA

Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 17/02/2022

Aktif husumet yokluğundan reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, davacı ile davalı ...'in %50 ortak olarak davalı ... A.Ş.'yi kurduklarını, sonra davalı şirket ile davalı ...'in aile şirketi olan dava dışı ... şirketi ile 24.8.2016 tarihinde rodovans sözleşmesi akdedildiğini ve Mersin ili, Mut ilçesi, ... köyündeki mermer ocağının işletilmesi için davalı şirkete kiralandığını, davacının iş makinalarını maden sahasına gönderdiğini, masrafları karşıladığını, davacının davalı ...'e işin yürümesi içi çeşitli zamanlarda para verdiğini, ancak madenin çok az rezerve sahip olduğunun ortaya çıktığını, ayrıca ... şirketinin maden sahasını başka bir şirkete de kiraya verdiğini, davacının uğradığı zarar nedeniyle 15.3.2017 tarihinde davalı ...'e zararını ihtar ettiğini, davacının iş makinalarını bir yıl süreyle davalı ...

kullandığından zarara uğradığını, davacının davalı tarafça aldatılararak şirket kuruluşuna dahil ettiğini, davalı şirket ortağının şirketin karar almasına engel engel olduğunu, davalı şirketin maden işletilmesi gayesi ile kurulmasına karşın bu işle iştigal edemediğini, davacının uğradığı zararın katlanılmaz hale geldiğini, bu nedenlerle davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, davacının zararının tespitine, şimdilik 50.000 TL zararın ilk ihtarname tarihi olan 15.3.2017 tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

TEFRİK;Mahkemenin 2018/237esas sayılı dava dosyasında 09.06.2021 tarihli oturumda 1 nolu ara kararı ile ; "Şirket feshiyle, şirket yöneticisinin sorumluluğu davalarının birlikte görülmesinin uygun olmaması nedeniyle davalırın ayrılmasına, tazminat davasının mahkemenin yeni esasına kaydedilmesine," karar verilerek yöneticinin sorumluluğu davası eldeki esası almıştır.

CEVAP

Davalı vekili, davacının tüm iddialarının asılsız olduğunu, davacı ile davalının müşterek imza yetkilisi olduklarını, davalının tek başına işlem yapmasının mümkün olmadığını, davacının onay vermemesi nedeniyle ruhsatın kaybedilmemesi için orman izin bedellerinin dava dışı şirket tarafından ödendiğini, davacının haksız davranışları nedeniyle ruhsat sahibi ... tarafından sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, davacının getirdiği iş makinalarını uyarıya rağmen kaldırmadığını, maden sahasının dava dışı şirkete çok önceden kiralandığını, davacının bu hususu şirketi kurarken bildiğini, asıl davalının zarara uğradığını, tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davacının iddiası, ... A.Ş.'nin yönetimi sürecinde davalı ...’in yetkisi olmadığı halde tek başına gerçekleştirdiği işlemler sonucu şirketi zarara uğrattığı yönünde olduğu, davacının zararın doğrudan kendisine tazmin edilmesini talep edebileceği doğrudan bir zararı bulunmadığını, bir davada aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığının mahkemece öncelikle ve resen gözetilecek hususlardan olduğunu, davacının doğrudan uğradığı zarar bulunmadığından davacının aktif dava ehliyeti(aktif husumet) bulunmadığını, davacı, ancak dolaylı zarar iddiasında ise zararın şirkete ödenmesini isteyebilecek olduğunu, olayda, davacı uğradığı zararın doğrudan zarar olduğu iddiasını devam ettirdiğinden davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili;gerekçeli istinaf dilekçesi sunacağını bildirmiş ise de sunmamış, kararda, aleyhine hükmedilen her husus bakımından yasaya, usule ve gerçeğe aykırı olduğunu, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava yönetici ortağın yaptığı işlemleri nedeniyle zarara uğradığını ileri süren davacının açtığı sorumluluk davasıdır.TTK'nın 553(1). maddesi uyarınca, şirket yöneticileri yasadan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. TTK'nın 553-555 maddeleri gereğince, şirket alacaklıları ve pay sahiplerinin şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açmaları imkanı mevcuttur. Yöneticinin, ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açar. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların ve alacaklıların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur.

Söz konusu davanın açılıp görülebilmesi için, oluştuğu iddia olunan zararın doğrudan ya da dolaylı zarar niteliğinde olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Şirket ortağı veya alacaklısı konumunda olan kişilerin sorumluluk davası yolu ile kendileri adına istemde bulunabilmelerinin koşulu, oluştuğu ileri sürülen zararın, doğrudan zarar niteliğinde olmasıdır. Şirket yöneticilerinin, şirketin almış olduğu borcu ya da başkaca edim yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla şirketi atıl kılarak acz içine düşürmeleri hali, üçüncü kişiler yönünden doğrudan zarar niteliğinde olup, bunun dışında kalan ve dolaylı zarar olarak nitelendirilebilecek hususlarda ortakların veya alacaklıların, ancak yöneticilerin ödeyeceği tazminatın şirkete verilmesi yönünde istemde bulunmaları mümkündür.

Açıklanan nedenlerle;zararın davacıya ödenmesi talebi karşısında bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 80,70-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 21,40-TL harcın davacıdan alınarak Hazine' ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafça yapılan 100-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.17/02/2022

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.