Peşin satış teşvik primi faturasıyla ödenen bedelin geri istenememesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4009 E. 2023/6673 K. ·
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Akaryakıt bayiliğinde, tahsili istenen bedele ilişkin faturaların 'peşin satış teşvik primi' ibareli olması ile bu primin ödenmesine dair sözleşme hükmü birlikte değerlendirildiğinde, bayi bu faturalarla ödediği bedeli denkleştirici adalet kapsamında dağıtıcıdan geri isteyemez. Aynı alacak, önceki bir alacak davasında talep edilmişse, sonradan açılan itirazın iptali davasında derdestlik dava şartı yokluğu doğar.
Ele alınan sorunlar
Peşin satış teşvik primi bedelinin denkleştirici adalet kapsamında istenmesi → ret
İddia: Davacı, davalıya ödenen bedelin 15 yıllık intifa süresi için ödendiğini, akaryakıt istasyonunun tüm inşaat maliyetinin müvekkiline yansıtıldığını, denkleştirici adalet gereği bu bedeli isteyebileceğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin süresi beş yıldır. Davalıya ödenen ve tahsili istenen bedele ilişkin faturaların 'peşin satış teşvik primi' ibareli olması ile bu primin ödenmesine ilişkin sözleşme hükmü birlikte değerlendirildiğinde, davacı bu faturalarla ödediği bedeli davalıdan isteyemez; bu alacak kalemi bakımından da asıl davanın reddi gerekir. Bölge Adliye Mahkemesi bozmaya uyarak asıl davanın reddine karar vermiş, bu karar bozmaya uygun bulunarak onanmıştır. (Dairenin bozma ilamıyla belirlenip Bölge Adliye Mahkemesince uyularak uygulanan ve onanan gerekçe.)
Gerekçe kaynağı: özgün
Birleşen itirazın iptali davasında derdestlik → ret
Gerekçe: İtirazın iptali davasının konusu olan alacak, bu davadan önce açılan alacak davası içinde talep edilmiş olduğundan, itirazın iptali davası yönünden derdestlik durumu oluşmuştur; birleşen dava derdestlik dava şartı yokluğu nedeniyle reddedilir. Bu hükmün kesinleşmesi nedeniyle yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir. (Yargıtay'ca onanan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi gerekçesi.)
Emsal değeri
Peşin satış teşvik primi ibareli faturalarla ödenen bedelin geri istenememesi ve aynı alacak yönünden derdestlik bakımından bağlayıcı temyiz içtihadı.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- derdestlik (birleşen dava)
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
akaryakıt bayiliği↗ peşin satış teşvik primi↗ denkleştirici adalet↗ intifa↗ derdestlik↗ dava şartı↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Peşin satış teşvik primi bedelinin istenememesi ve birleşen davada derdestlik
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3730 E. 2022/9062 K.
Ortak:derdestlik · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 04.03.2021 tarih, 2019/303 E. ve 2021/305 K. sayılı kararıyla 27.295,98 TL tutarında «sabit yatırım bedeline» ilişkin talebe ilişkin, davacı vekilinin dava ettiği yatırımları açıklamadığı, istasyondaki demirbaşların ve kurumsal malzemelerin 01.12.2010 tarihinde davacıya iade edildiği, bu kaleme ilişkin istek yerinde olmadığından red edilmiş olmasının isabetli olduğu, somut olayda, ekli «protokol» özel şartlarında davacı şirketin davalıya 270.000,00 USD finansal destek sağlamayı vaat ettiği ve «fatura» karşılığı ödediği, ancak sözleşme süresi 5 yıl olmakla, verilen bedelin intifa süresinin tamamını kapsar şekilde verildiğini ispatlayacak bir delil bulunmadığı, davacının bu bedeli kendi kayıtlarında bu şekilde (5 yıllık sözleşme süresi ile) muhasebeleştirdiği ve kayıtlara işlediği anlaşıldığından davacının bu konudaki talebinin reddi ile ilgili mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak bilirkişi raporlarında bu husus belirlenmesine karşın yapılan hesaplamalarda gerek çıplak gerekse güncellenmiş değerlere bu tutarın «dahil» edilerek hesaplama yapıldığı, davacı tarafın diğer isteğinin ise KDV hariç ödenen 569.715,08 TL bedelin kullanılmamış süreye isabet eden güncellenmiş bedeline ilişkin olduğu, davacı ödenen yatırım bedeli dışında güncellenmiş bedeli de talep etmekte ise de anılan ödeme, «intifa hakkının» «terkin» edildiği tarihe kadar davacı şirketin kullanımında kabul edilerek bu süre için ayrıca semere isteminin mümkün görülmediği, her ne kadar terkinden itibaren semere istenebileceği düşünülse de iyi niyetli «sebepsiz zenginleştiği» kabul edilmesi gereken malik davalının elinde kalan paranın iadesi ile sorumlu tutulması gerektiği, davacı tarafından taşınmaz üzerine inşası gerçekleştirilen akaryakıt istasyonunda kendi ürünlerini satacağı inancı ile davalının gerçekleştirdiği ödemelerine finansal destek amacı ile 569.715,08 TL+270.000,00 USD ödemede bulunduğu, her iki ödemeden kullanılmayan süreye isabet eden geri kalan miktarın 17.03.2014 tarihli bilirkişi raporuna göre çıplak bedelin her iki kalemde 611.278,00 TL olarak hesaplandığı, bu tutardan USD ödemeye ilişkin olan 239.216,00 TL düşüldüğünde kalan bakiyenin 372.062,00 TL olarak hesaplandığı, ancak davacı vekilinin 29.04.2014 tarihli dilekçesi ekinde bulunan hesaplama tablosunda (595.833,08-233.145,33= 362.687,75 TL) olduğunun hesaplandığı, «taleple bağlılık ilkesi» gereği davacı vekilinin dilekçesinde talep ettiği bedeli gösteren hesaplama tablosunun esas alınması gerektiği, birleşen davanın, alacak davasına konu edilen alacakların tahsilini teminen «ipotekli» takibe vaki itirazın iptaline ilişkin olduğu, davacı tarafından açılan asıl davanın «alacak davası» olup açılış tarihinin 06.04.2012 olduğu, «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile yapılan takip tarihinin de 06.04.2012 olduğu, birleşen ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takip için açılan itirazın iptali davasının açılış tarihinin ise 10.04.2013 olduğu, itirazın iptali davasının alacak davası ile birleştirildiği, itirazın iptali davasının konusu olan 500.000,00 TL alacak, itirazın iptali davasından önce açılan alacak davası içinde talep edilmiş olduğundan itirazın iptali davasında «derdestlik» durumunun oluşturulduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davada davanın kısmen kabulüne, 362.687,75 TL yatırım bedelinin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» işletilerek davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, fazla istemin tümüyle reddine, birleşen davanın derdestlik dava «şartı yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 02.11.2017 tarih, 2014/966 E. ve 2017/795 K. sayılı hükmünün kaldırılmasına asıl davanın reddine, birleşen davanın «derdestlik» dava «şartı yokluğu» nedeniyle reddine ilişkin hüküm kesinleştiğinden yeniden hüküm «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesi’nce, 27.295,98 TL tutarında «sabit yatırım bedeline» ilişkin isteğe ilişkin, davacı vekilinin dava ettiği yatırımları açıklamadığı, istasyondaki demirbaşların ve kurumsal malzemelerin 01.12.2010 tarihinde davacıya iade edildiği, bu kaleme ilişkin istek yerinde olmadığından red edilmiş olmasının isabetli olduğu, somut olayda, ekli «protokol» g özel şartlarında davacı şirketin davalıya 270.000,00 USD finansal destek sağlamayı vaat ettiği ve «fatura» karşılığı ödediği, ancak sözleşme süresi 5 yıl olmakla, verilen bedelin intifa süresinin tamamını kapsar şekilde verildiğini ispatlayacak bir delil bulunmadığı, davacının bu bedeli kendi kayıtlarında bu şekilde (5 yıllık sözleşme süresi ile) muhasebeleştirdiği ve kayıtlara işlediği anlaşıldığından davacının bu konudaki talebinin reddi ile ilgili mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak bilirkişi raporlarında bu husus belirlenmesine karşın yapılan hesaplamalarda gerek çıplak gerekse güncellenmiş değerlere bu tutarın «dahil» edilerek hesaplama yapıldığı, davacı tarafın diğer isteğinin ise KDV hariç ödenen 569.715,08 TL bedelin kullanılmamış süreye isabet eden güncellenmiş bedeline ilişkin olduğu, davacı ödenen yatırım bedeli dışında güncellenmiş bedeli de talep etmekte ise de anılan ödeme, «intifa hakkının» «terkin» edildiği tarihe kadar davacı şirketin kullanımında kabul edilerek bu süre için ayrıca semere isteminin mümkün görülmediği, her ne kadar terkinden itibaren semere istenebileceği düşünülse de iyi niyetli «sebepsiz zenginleştiği» kabul edilmesi gereken malik davalının elinde kalan paranın iadesi ile sorumlu tutulması gerektiği, davacı tarafından taşınmaz üzerine inşası gerçekleştirilen akaryakıt istasyonunda kendi ürünlerini satacağı inancı ile davalının gerçekleştirdiği ödemelerine finansal destek amacı ile 569.715,08 TL+270.000,00 USD ödemede bulunduğu, her iki ödemeden kullanılmayan süreye isabet eden geri kalan miktarın 17.03.2014 tarihli bilirkişi raporuna göre çıplak bedelin her iki kalemde 611.278,00 TL olarak hesaplandığı, bu tutardan USD ödemeye ilişkin olan 239.216,00 TL düşüldüğünde kalan bakiyenin 372.062,00 TL olarak hesaplandığı, ancak davacı vekilinin 29.04.2014 tarihli dilekçesi ekinde bulunan hesaplama tablosunda (595.833,08-233.145,33= 362.687,75 TL) olduğunun hesaplandığı, «taleple bağlılık ilkesi» gereği davacı vekilinin dilekçesinde talep ettiği bedeli gösteren hesaplama tablosunun esas alınması gerektiği, birleşen davanın, alacak davasına konu edilen alacakların tahsilini teminen «ipotekli» takibe vaki itirazın iptaline ilişkin olduğu, davacı tarafından açılan asıl davanın «alacak davası» olup açılış tarihinin 06.04.2012 olduğu, «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile yapılan takip tarihinin de 06.04.2012 olduğu, birleşen ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takip için açılan itirazın iptali davasının açılış tarihinin ise 10.04.2013 olduğu, itirazın iptali davasının alacak davası ile birleştirildiği, itirazın iptali davasının konusu olan 500.000,00 TL alacak, itirazın iptali davasından önce açılan alacak davası içinde talep edilmiş olduğundan itirazın iptali davasında «derdestlik» durumunun oluşturulduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davada davanın kısmen kabulüne, 362.687,75 TL yatırım bedelinin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» işletilerek davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, fazla istemin tümüyle reddine, birleşen davanın derdestlik dava «şartı yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:denkleştirici adalet ilkesi · intifa hakkı
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesi’nce, asıl dava yönünden bakiye intifa süresine ilişkin hesaplama yapılmak sureti ile «denkleştirici adalet ilkesi» gereğince 615.076,00 TL’ye dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen dosya yönünden davalının «bayilik sözleşmesi» gereğince verdiği «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile yapılan takipte «tahsilde tekerrür» etmemek üzere yapılmış olduğundan yasal ve yerinde olduğu ve tespit edilen alacak üzerinden itirazın iptaline, takibin devamına ve «icra inkar tazminatı» isteminin reddine verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, 27.295,98 TL tutarında «sabit yatırım bedeline» ilişkin isteğe ilişkin, davacı vekilinin dava ettiği yatırımları açıklamadığı, istasyondaki demirbaşların ve kurumsal malzemelerin 01.12.2010 tarihinde davacıya iade edildiği, bu kaleme ilişkin istek yerinde olmadığından red edilmiş olmasının isabetli olduğu, somut olayda, ekli «protokol» g özel şartlarında davacı şirketin davalıya 270.000,00 USD finansal destek sağlamayı vaat ettiği ve «fatura» karşılığı ödediği, ancak sözleşme süresi 5 yıl olmakla, verilen bedelin intifa süresinin tamamını kapsar şekilde verildiğini ispatlayacak bir delil bulunmadığı, davacının bu bedeli kendi kayıtlarında bu şekilde (5 yıllık sözleşme süresi ile) muhasebeleştirdiği ve kayıtlara işlediği anlaşıldığından davacının bu konudaki talebinin reddi ile ilgili mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak bilirkişi raporlarında bu husus belirlenmesine karşın yapılan hesaplamalarda gerek çıplak gerekse güncellenmiş değerlere bu tutarın «dahil» edilerek hesaplama yapıldığı, davacı tarafın diğer isteğinin ise KDV hariç ödenen 569.715,08 TL bedelin kullanılmamış süreye isabet eden güncellenmiş bedeline ilişkin olduğu, davacı ödenen yatırım bedeli dışında güncellenmiş bedeli de talep etmekte ise de anılan ödeme, «intifa hakkının» «terkin» edildiği tarihe kadar davacı şirketin kullanımında kabul edilerek bu süre için ayrıca semere isteminin mümkün görülmediği, her ne kadar terkinden itibaren semere istenebileceği düşünülse de iyi niyetli «sebepsiz zenginleştiği» kabul edilmesi gereken malik davalının elinde kalan paranın iadesi ile sorumlu tutulması gerektiği, davacı tarafından taşınmaz üzerine inşası gerçekleştirilen akaryakıt istasyonunda kendi ürünlerini satacağı inancı ile davalının gerçekleştirdiği ödemelerine finansal destek amacı ile 569.715,08 TL+270.000,00 USD ödemede bulunduğu, her iki ödemeden kullanılmayan süreye isabet eden geri kalan miktarın 17.03.2014 tarihli bilirkişi raporuna göre çıplak bedelin her iki kalemde 611.278,00 TL olarak hesaplandığı, bu tutardan USD ödemeye ilişkin olan 239.216,00 TL düşüldüğünde kalan bakiyenin 372.062,00 TL olarak hesaplandığı, ancak davacı vekilinin 29.04.2014 tarihli dilekçesi ekinde bulunan hesaplama tablosunda (595.833,08-233.145,33= 362.687,75 TL) olduğunun hesaplandığı, «taleple bağlılık ilkesi» gereği davacı vekilinin dilekçesinde talep ettiği bedeli gösteren hesaplama tablosunun esas alınması gerektiği, birleşen davanın, alacak davasına konu edilen alacakların tahsilini teminen «ipotekli» takibe vaki itirazın iptaline ilişkin olduğu, davacı tarafından açılan asıl davanın «alacak davası» olup açılış tarihinin 06.04.2012 olduğu, «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile yapılan takip tarihinin de 06.04.2012 olduğu, birleşen ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takip için açılan itirazın iptali davasının açılış tarihinin ise 10.04.2013 olduğu, itirazın iptali davasının alacak davası ile birleştirildiği, itirazın iptali davasının konusu olan 500.000,00 TL alacak, itirazın iptali davasından önce açılan alacak davası içinde talep edilmiş olduğundan itirazın iptali davasında «derdestlik» durumunun oluşturulduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davada davanın kısmen kabulüne, 362.687,75 TL yatırım bedelinin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» işletilerek davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, fazla istemin tümüyle reddine, birleşen davanın derdestlik dava «şartı yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
3-Asıl dava, taraflar arasında akdedilen «bayilik sözleşmesi» kapsamında davalıya ödenen 270.000,00 USD finansal destek bedeli ile 672.313,78 TL peşin satış teşvik «priminin» 18.09.2010 tarihini aşan süre için «denkleştirici adalet ilkesi» gereğince güncellenmiş değerlerinin ve ayrıca 27.295,08 TL «sabit yatırım bedelinin» tahsili istemi ile açılan alacak davasıdır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3026 E. 2023/6932 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kıstelyevm usulü · kıstelyevm · istinaf dilekçesinin reddi · rekabet kurulu kararı · intifa hakkı · güven ilişkisi · çerçeve sözleşme · zilyetlik
Benzer bu kararda… .2007 tarihinde İntifa Hakkı Tesisi Vaadi ve Yatırım Hakkında Protokol (Protokol'') imzaladıklarını, müvekkili lehine tapuya 31.10.2008 tescil tarihli 15 yıl süreli «intifa hakkı» tesis edilerek kullanım hakkının 31.10.2023 tarihine kadar müvekkiline geçtiğini, bunun karşılığında davalıya 1.500.000,00 USD + KDV ödemede bulunduğunu, ancak akaryakıt istasyonunun tapuya tescil tarihinden 305 gün sonra yani 01.09.2009 tarihinde faaliyete başladığını, 12.03.2009 Rekabet Kurumu mevzuatı çerçevesinde akaryakıt bayilikleri ile ilgili 5 yıllık «muafiyet» getirildiği, bu nedenle davalı ile aralarındaki sözleşmenin süresinden önce 31.10.2013 tarihinde sona erdiğini, davalının «fesih» «ihtarnamesi» göndererek «terkin» için vekaletname göndermesini istediğini, buna karşılık sona eren intifa hakkı ve ilgili sözleşmeler nedeniyle talep ve dava hakları saklı kalmak üzere terkin vekaletnamesini davalıya gönderdiğini ve intifa hakkının tapudan terkin edildiğini, dava konusu alacağın sözleşmelerden kaynaklana alacak olduğunu bu nedenle 10 yıllık «zamanaşımına» tabi olduğunu belirterek 31.10.2013-31.10.2023 tarihleri arasında kullanılmayan döneme ait ve istasyonun 305 gün geç faaliyete geçilmesi nedeniyle bu dönem için davalıya ödenen tutarın «kıstelyevm usulü» ile hesap edilen tutar için şimdilik 1.961.346,44 TL'nin denkleştirici adalet prensibi uyarınca sözleşmenin sona erdiği tarihe kadar olan dönem için uyarlanarak güncellenmiş bedelinin sözleşmelerin sona erdiği 31.10.2013 tarihinden itibaren «ticari faizi» ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının talebini «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine dayandırdığını, davacının talebinin aşılarak talebin genel alacak olarak değerlendirilerek 10 yıllık «zamanaşımının» uygulanamayacağını, her ne kadar Küçükçekmece Tapu Sicil Müdürlüğünün tescil istem belgesinde çıplak mülkiyetin 732.000,00 TL bedelle «feragat» edildiği belirtilse de bu bedelin gerçeği yansıtmadığını, müvekkil şirketin yetkilisi ve tek sahibi olan ...'a verilen vekaletnamede ivazsız olarak «intifa hakkının» tapudan fek ve «terki» ettirme konusunun açıkça yetkili kılındığını, «ticari avans faizi» işletilmesi haksız olduğunu, davacının iddia ettiği gibi istasyonun 305 gün sonra faaliyet geçmediği, talebi haksız olup gün sayısının yanlış olduğunu, bu durum biran için kabul edilse dahi davacının sözleşmeyi feshetme hakkı bulunduğunu, «fesih» hakkını kullanmadığını, «güven ilişkisi» «çerçevesinde sözleşmenin» devam ettiğini, herhangi bir «ihtar» göndermediğini belirterek talebin haksız olduğunu belirterek aleyhe kısımların bozulmasını istemiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının taleplerinde «zamanaşımının» dolduğunu zira davacının «bayilik sözleşmelerinin» 5 yıl ile sınırlandırıldığına dair Rekabet Kurumu kararının davacı tarafından 12.03.2209 yılında öğrendiğini, davacının davasını «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine dayandırdığını, 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, geri verme davalarında zamanaşımı süresinin 1 yıl olduğunu, taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesinin tarihinin 11.06.2009 olduğunu, bu sözleşmenin 1 yıllık olduğunu ve her yılın sonunda uzatılabileceğini, 5 yıl sonra sözleşmenin her halükarda sona sona ereceğinin kararlaştırıldığını, hem «rekabet kurulu» kararına hem bayilik sözleşmesine rağmen 15 yıllık «intifa hakkına» güvenerek ödemiş olduğunu iddia ettiği bedelin bir kısmının konusuz kaldığı ve sebepsiz zenginleşme niteliğinde olduğu iddiasının kabul edilemeyeceğini, kurum kararlarına aykırı olarak 15 yıl yapılmasının fiilen bayilik sözleşmesini uzatmayacağını, bayilik «hizmet bedelinin» 5 yıllık ödenmiş olduğu gerçeğini değiştirmeyeceğini, davacının hiçbir «ihtirazı kayıt» koymadan intifayı kaldırmak için vekaletname vermesinin sözleşmenin bittiğine dair inancını ortaya koyduğunu, müvekkilinin iyi niyetli olduğunu, sadece elinde kalanları vermekle yükümlü olduğunu, ayrıca davacının ödediği miktar üzerinden KDV ve gelir vergisine ilişkin kazanımlarını da düşmesi gerektiğini, aksi halde müvekkilinin almadığı bedelleri de düşmek zorunda kalacağını, intifa bedelinin «fatura» karşılığı ödendiğini, faturayı «defterlerine» işleyip vergiden düştüğünü bu nedenle davacının gerçekten yaptığı ödemenin esas alınmasını ve bu bedel 5 yılın kullanılmayan kısmı ile değerlendirilmesi gerektiğin …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «istinaf yoluna başvurma» süresinin ilamın usulen ilgili tarafa “tebliği” ile başlayacağı, başvuru süresinin “öğrenme” ile başlamayacağı, Küçükçekmece Tapu Sicil Müdürlüğünün 22.05.2019 tarihli cevabi yazısında; ... mahallesi 6007 sayılı parsel taşınmazda 07.11.2013 tarihi 31771 yevmiyeli intifa hakkında kısmen «feragat» edildiği ve buna ilişkin tescil istem belgesinin incelenmesinde; belirtilen taşınmazda kayıtlı olan intifa hakkından, çıplak mülkiyet sahibi Tekoğlu Petrol lehine 732.000,00 TL bedelle feragat edildiğinin belirtildiği, eldeki davanın açılış tarihi 02.10.2018 olmakla, dava açılışından önce davacının «intifa hakkının», bedeli de gösterilmek suretiyle sona erdirildiğinin anlaşıldığı, talebin «sebepsiz zenginleşmeye» göre değil sözleşmeden kaynaklı bir talep olarak değerlendirilmesi sebebiyle «zamanaşımının» 10 yıl olduğu, istasyonun geç faaliyete geçirilmesi nedeniyle kullanılmayan süreye isabet eden kısma yönelik talep edilen intifa bedeline ilişkin olarak davalının en geç altı ay içinde bayilik lisansı alarak istasyonu faaliyete geçirmesi gerektiği, «protokol» maddelerinin incelenmesinde, taraflar arasında, faaliyete süresinde başlanamamasından ötürü intifa «bedelinin iade» edileceğine dair bir düzenleme olmadığı, davacı vekilinin dava dilekçesindeki dayanağı protokolün 4 ve 7 nci maddelerinin istasyonun hukuken ve fiilen işletilememesi halinde intifa bedelinin geri iadesine ilişkin olduğu, istasyonun geç faaliyete geçmesinden dolayı intifa bedelinin talep edilebilmesi koşulları somut olayda mevcut olmadığı, davacı taraf intifa hakkını «terkin» ederken, bakiye dönem için talep edebileceği intifa bedelini 732.000,00 TL olarak belirlediğinden, artık protokol hükümleriyle ilgili bu tartışmaya esasen gerek kalmadığı, davalı tarafın iyi niyetli olarak ve sözleşmenin süresi sonuna kadar devam edeceği düşüncesiyle iktisap ettikleri intifa bedelinin iyi niyetli «zilyet» olduklarının kabulü ile iradelerine bağlı olmayan nedenlerle sözleşmenin «geçersiz» hale gelmesi sonucu elinde kalanı vermekle yükümlü olduğunun kabulünün gerektiği, davacının talep edebileceği en fazla bedel 732.000,00 TL olmakla; mevcut durumda bu bedelin güncellenmiş değerinin talep edilmesinin de mümkün olmadığını, terkin işleminin 07.11.2013 tarihinde gerçekleştirildiği, terkin işleminin gerçekleşmesi ile birlikte iade borcunun doğmuş olduğunun kabulü gerektiği, terkin tarihi itibariyle davacının «temerrüt faizi» talep etmesi mümkün olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/4009 E. , 2023/6673 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/488 Esas, 2023/818 Karar
HÜKÜM
Dava ret
BİRLEŞEN İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2013/113 E., 2013/110 K. SAYILI DOSYASI
HÜKÜM
Derdestlik dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine ilişkin hüküm kesinleştiğinden yeniden hüküm verilmesine yer olmadığına
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen asıl alacak, birleşen itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kısmen bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda asıl davanın reddine, birleşen davanın derdestlik dava şartı yokluğu nedeniyle reddine ilişkin hüküm kesinleştiğinden yeniden hüküm verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili asıl davanın dilekçesinde; 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun’un (4054 sayılı Kanun) 56 ncı maddesi uyarınca Rekabet Kurulu tarafından geçersiz sayılan anlaşmalar sebebiyle, taraflar arasında bağıtlanan protokol gereğince ticari faaliyetin geliştirilmesi amacıyla peşin satış teşvik primi açıklamalı fatura karşılığında davalıya ödenen 270.000,00 USD + KDV (432.140,94 TL) finansal destek bedelinin ve intifa süresi boyunca (15 yıl) söz konusu istasyonda kendi ürünlerini satacağı inancı ile davalı yanın gerçekleştirdiği istasyon inşaatına ilişkin olarak ibraz edilen 7 adet peşin satış teşvik primi açıklamalı faturalar karşılığında davalıya ödenen 672.313,78 TL (KDV dahil) bedelin, sabit yatırım ve demirbaşlara ilişkin olarak yapılan ödemelerin, geçersiz kılınan 18.09.2010 tarihi aşan sürelere ait olmak üzere Yargıtay içtihatlarında kabul edilmiş denkleştirici adalet ilkesine göre saptanan 1.005.259,73 TL teşvik prim bedeli ile 27.295,08 TL sabit yatırım ve demirbaş bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada, davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 06.04.2015 tarihli, 15 yıl süreli intifa sözleşmesi akdedildiğini, intifa bedelinin tamamının malike ödendiğini, Rekabet Kurulu Kararı ile sözleşmenin sona erdiğini, davalının bedeli müvekkilinden tahsil ettiğini, ancak 18.09.2010 tarihinde akaryakıt istasyonunda başka bir dağıtım şirketinin bayisi olarak faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirkete ödenmek üzere ipotekle güvence altına alınan 500.000,00 TL’lik kısmı için davalı aleyhine İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2012/1611 sayılı dosyası ile takip yapıldığını, borçlu davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve %20 oranında tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili asıl davaya ilişkin cevap dilekçesinde; dava konusu satış teşvik primi ödemelerinin 15 yıl intifa süresi ile ilişkilendirilemeyeceğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 5 yıl olduğunu, ödemelerin de 5 yıl için yapıldığını, intifa sözleşmesinin tarafı olmadıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı vekili birleşen davaya ilişkin cevap dilekçesinde; davacı ile müvekkili arasında bayilik sözleşmesinin 5 yıl için yapıldığını ve 568.550,01 TL ödendiğini, işbu ödeme için davacı ... ile müvekkili şirket arasında düzenlenen protokol ve işletmecilik anlaşmasının esas alındığını, davacı lehine tesis edilen ipoteğin amacının cari hesap sonucundaki alacağın varlığını garanti altına almak olduğunu, ipoteğin varlığının kesin borç anlamına gelmediğini, davacı ile müvekkili arasındaki sözleşmenin 5 yıl için yapılmış olduğundan sürenin dolması ile davacı tarafından sona erdirildiğini, intifa bedeli 24.285,00 TL+KDV’nin davacı tarafından müvekkilinden tahsil edildiğini, davacının benzer taleplerle açtığı dava derdest iken ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yaptığını, İstanbul 26.
Asliye Ticaret Mahkemesi’nde 2012/86 E. sayılı dosya ile dava açıldığını, taleplerin sözleşmenin sona ermesine bağlı olarak oluşan zararlara ilişkin olduğunu, aynı konuda açılmış dava varken takip yapılmasının usulsüz olduğunu, ayrıca davacının müvekkilinden hiçbir alacağı olmadığının İstanbul 34. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/129 E. ve İstanbul 26. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/86 E. sayılı dosyası ile ispatlandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 02.11.2017 tarih, 2014/966 E. ve 2017/795 K. sayılı kararı ile asıl dava yönünden bakiye intifa süresine ilişkin hesaplama yapılmak sureti ile denkleştirici adalet ilkesi gereğince 615.076,00 TL’ye dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen dosya yönünden davalının bayilik sözleşmesi gereğince verdiği ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takipte tahsilde tekerrür etmemek üzere yapılmış olduğundan yasal ve yerinde olduğu ve tespit edilen alacak üzerinden itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 04.03.2021 tarih, 2019/303 E. ve 2021/305 K. sayılı kararıyla 27.295,98 TL tutarında sabit yatırım bedeline ilişkin talebe ilişkin, davacı vekilinin dava ettiği yatırımları açıklamadığı, istasyondaki demirbaşların ve kurumsal malzemelerin 01.12.2010 tarihinde davacıya iade edildiği, bu kaleme ilişkin istek yerinde olmadığından red edilmiş olmasının isabetli olduğu, somut olayda, ekli protokol özel şartlarında davacı şirketin davalıya 270.000,00 USD finansal destek sağlamayı vaat ettiği ve fatura karşılığı ödediği, ancak sözleşme süresi 5 yıl olmakla, verilen bedelin intifa süresinin tamamını kapsar şekilde verildiğini ispatlayacak bir delil bulunmadığı, davacının bu bedeli kendi kayıtlarında bu şekilde (5 yıllık sözleşme süresi ile) muhasebeleştirdiği ve kayıtlara işlediği anlaşıldığından davacının bu konudaki talebinin reddi ile ilgili mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak bilirkişi raporlarında bu husus belirlenmesine karşın yapılan hesaplamalarda gerek çıplak gerekse güncellenmiş değerlere bu tutarın dahil edilerek hesaplama yapıldığı, davacı tarafın diğer isteğinin ise KDV hariç ödenen 569.715,08 TL bedelin kullanılmamış süreye isabet eden güncellenmiş bedeline ilişkin olduğu, davacı ödenen yatırım bedeli dışında güncellenmiş bedeli de talep etmekte ise de anılan ödeme, intifa hakkının terkin edildiği tarihe kadar davacı şirketin kullanımında kabul edilerek bu süre için ayrıca semere isteminin mümkün görülmediği, her ne kadar terkinden itibaren semere istenebileceği düşünülse de iyi niyetli sebepsiz zenginleştiği kabul edilmesi gereken malik davalının elinde kalan paranın iadesi ile sorumlu tutulması gerektiği, davacı tarafından taşınmaz üzerine inşası gerçekleştirilen akaryakıt istasyonunda kendi ürünlerini satacağı inancı ile davalının gerçekleştirdiği ödemelerine finansal destek amacı ile 569.715,08 TL+270.000,00 USD ödemede bulunduğu, her iki ödemeden kullanılmayan süreye isabet eden geri kalan miktarın 17.03.2014 tarihli bilirkişi raporuna göre çıplak bedelin her iki kalemde 611.278,00 TL olarak hesaplandığı, bu tutardan USD ödemeye ilişkin olan 239.216,00 TL düşüldüğünde kalan bakiyenin 372.062,00 TL olarak hesaplandığı, ancak davacı vekilinin 29.04.2014 tarihli dilekçesi ekinde bulunan hesaplama tablosunda (595.833,08-233.145,33= 362.687,75 TL) olduğunun hesaplandığı, taleple bağlılık ilkesi gereği davacı vekilinin dilekçesinde talep ettiği bedeli gösteren hesaplama tablosunun esas alınması gerektiği, birleşen davanın, alacak davasına konu edilen alacakların tahsilini teminen ipotekli takibe vaki itirazın iptaline ilişkin olduğu, davacı tarafından açılan asıl davanın alacak davası olup açılış tarihinin 06.04.2012 olduğu, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takip tarihinin de 06.04.2012 olduğu, birleşen ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takip için açılan itirazın iptali davasının açılış tarihinin ise 10.04.2013 olduğu, itirazın iptali davasının alacak davası ile birleştirildiği, itirazın iptali davasının konusu olan 500.000,00 TL alacak, itirazın iptali davasından önce açılan alacak davası içinde talep edilmiş olduğundan itirazın iptali davasında derdestlik durumunun oluşturulduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davada davanın kısmen kabulüne, 362.687,75 TL yatırım bedelinin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilerek davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, fazla istemin tümüyle reddine, birleşen davanın derdestlik dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 14.12.2022 tarih, 2021/3730 E. ve 2022/9062 K. sayılı kararı ile asıl ve birleşen davacı ....’nin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının reddi ile birleşen davada usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına, asıl ve birleşen davacı ....’nin asıl davaya yönelik temyiz isteminin reddine, ancak, asıl davanın, taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesi kapsamında davalıya ödenen 270.000,00 USD finansal destek bedeli ile 672.313,78 TL peşin satış teşvik priminin 18.09.2010 tarihini aşan süre için denkleştirici adalet ilkesi gereğince güncellenmiş değerlerinin ve ayrıca 27.295,08 TL sabit yatırım bedelinin tahsili istemi ile açılan alacak davası olduğu, Bölge Adliye Mahkemesince 672.313,78 TL peşin satış teşvik primi bakımından asıl davanın kısmen kabulü ile 362.687,75 TL’nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilerek davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine karar verildiği, Yargıtay (Kapatılan) 19.
Hukuk Dairesinin emsal nitelikteki kararlarında, dağıtıcı şirketlerin yaptıkları sabit yatırımlardan, sözleşmenin sona ermesinden sonra bayi tarafından kullanılmaya devam edilen, istasyona değer katan yatırımların değerinin keşfen belirlenmesi ile bu bedelin istenebileceği kabul edildiği, ancak somut olayda Bölge Adliye Mahkemesince asıl davada davalıdan tahsiline karar verilen 362.687,75 TL’nin davalıya ödenmesine ilişkin dosya içinde bulunan faturalar incelendiğinde bu faturaların, 46753, 46754, 46755, 46756, 46757, 46758 ve 46770 numaralı, KDV hariç toplam 569.715,08 TL bedelli, peşin satış teşvik primi faturaları olduğu, taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesinin süresinin beş yıl olduğu, faturalar üzerindeki ibareler ve bu peşin satış teşvik priminin ödenmesine ilişkin sözleşme hükmü birlikte değerlendirildiğinde asıl ve birleşen davacı ....’nin peşin satış teşvik primi ibareli faturalarla ödediği bedeli davalıdan isteyemeyeceği, bu sebeple asıl davanın bu alacak kalemi bakımından da reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle asıl davada Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 02.11.2017 tarih, 2014/966 E. ve 2017/795 K. sayılı hükmünün kaldırılmasına asıl davanın reddine, birleşen davanın derdestlik dava şartı yokluğu nedeniyle reddine ilişkin hüküm kesinleştiğinden yeniden hüküm verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalıya ödenen bedelin 15 yıllık intifa süresi için ödendiğinin dosya kapsamı ile ispatlandığını, taraflar arasındaki protokolden, 270.000,00 USD+KDV tutarındaki finansal destek dışında yapılan ödemelerin davalının maliki olduğu ve halihazırda davalının kullanımında olan taşınmaz üzerindeki istasyonun inşası için ödendiğinin açık olduğunu, gerek bilirkişi raporlarında yer alan tespitler gerekse dosyaya sunulu fatura ve delillere göre davaya konu akaryakıt istasyonunda inşası gerçekleşen akaryakıt istasyonun tüm maliyetinin müvekkili şirkete yansıtıldığının açıkça görüldüğünü belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesi kapsamında davalıya ödenen finansal destek bedeli ile peşin satış teşvik priminin Rekabet Kurulu kararı gereği 18.09.2010 tarihini aşan süre için denkleştirici adalet ilkesi gereğince güncellenmiş değerlerinin ve sabit yatırım bedelinin tahsili istemine; birleşen dava ise bayilik sözleşmesi gereği verilen ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 102 ve devamı maddeleri.
3. 4054 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Asıl davada davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/981603300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz