Peşin satış teşvik primi bedelinin istenememesi ve birleşen davada derdestlik
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/3730 E. 2022/9062 K. · · İlk derece: İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Akaryakıt bayilik ilişkisinde peşin satış teşvik primi/finansal destek olarak ödenen bedel, faturalardaki ibareler ve sözleşme hükmüyle birlikte değerlendirildiğinde bayilik sözleşmesinin süresine (5 yıl) ilişkin olup, bedelin daha uzun intifa süresini kapsadığı ispatlanamadıkça denkleştirici adalet kapsamında geri istenemez. Ayrıca ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe itirazın iptali davasına konu alacak daha önce açılan alacak davasında da talep edilmişse derdestlik oluşur ve itirazın iptali davası dava şartı yokluğundan reddedilir.
Ele alınan sorunlar
Birleşen itirazın iptali davasında derdestlik → ret
Gerekçe: İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takibe itirazın iptali istemli birleşen davanın konusu olan 500.000,00 TL alacak, birleşen davadan önce açılan asıl alacak davası içinde de talep edilmiş olduğundan, itirazın iptali davasında derdestlik durumu oluşmuştur; bu nedenle birleşen dava derdestlik dava şartı yokluğundan reddedilir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Sözleşme süresini aşan intifa dönemine ilişkin finansal destek ve sabit yatırım bedeli talebi → ret
İddia: Davacı, 15 yıllık intifa süresi boyunca ürünlerini satacağı inancıyla ödediği finansal destek bedelinin (270.000 USD) ve sabit yatırım/demirbaş bedelinin denkleştirici adalet ilkesine göre güncellenmiş değerinin tahsilini istemiştir.
Gerekçe: Sabit yatırım/demirbaş bedeline ilişkin istek yönünden, dava edilen yatırımlar açıklanmadığı ve demirbaşlar davacıya iade edildiği için talebin reddi yerindedir. 270.000 USD finansal destek bedeli yönünden ise, sözleşme süresi 5 yıl olup verilen bedelin intifa süresinin tamamını (15 yıl) kapsar şekilde verildiğini ispatlayacak delil bulunmadığı, davacının bu bedeli kendi kayıtlarında 5 yıllık sözleşme süresiyle muhasebeleştirdiği anlaşıldığından bu talebin reddi de yerindedir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Peşin satış teşvik primi olarak ödenen bedelin denkleştirici adalet kapsamında istenip istenemeyeceği → kabul
İddia: Davalı, peşin satış teşvik primi ödemelerinin 15 yıllık intifa süresiyle ilişkilendirilemeyeceğini, sözleşmenin ve ödemelerin 5 yıl için yapıldığını savunmuştur.
Gerekçe: Tahsiline karar verilen bedele ilişkin faturalar, KDV hariç toplam 569.715,08 TL bedelli peşin satış teşvik primi faturalarıdır; taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin süresi beş yıl olup, faturalar üzerindeki ibareler ve peşin satış teşvik priminin ödenmesine ilişkin sözleşme hükmü birlikte değerlendirildiğinde davacının bu faturalarla ödediği bedeli davalıdan isteyemeyeceği anlaşılmaktadır. Bu nedenle asıl davanın bu alacak kalemi bakımından da reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Peşin satış teşvik primi/finansal destek bedelinin sözleşme süresiyle sınırlı sayılacağı ve aynı alacağın önce açılan davada talebi halinde itirazın iptali davasında derdestlik oluşacağı yönünde emsaldir.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- derdestlik (aynı alacağın önce açılan davada talep edilmesi)
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
denkleştirici adalet ilkesi↗ peşin satış teşvik primi↗ akaryakıt bayilik sözleşmesi↗ intifa hakkı↗ derdestlik↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Peşin satış teşvik primi faturasıyla ödenen bedelin geri istenememesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4009 E. 2023/6673 K.
Ortak:derdestlik · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesi’nce, 27.295,98 TL tutarında «sabit yatırım bedeline» ilişkin isteğe ilişkin, davacı vekilinin dava ettiği yatırımları açıklamadığı, istasyondaki demirbaşların ve kurumsal malzemelerin 01.12.2010 tarihinde davacıya iade edildiği, bu kaleme ilişkin istek yerinde olmadığından red edilmiş olmasının isabetli olduğu, somut olayda, ekli «protokol» g özel şartlarında davacı şirketin davalıya 270.000,00 USD finansal destek sağlamayı vaat ettiği ve «fatura» karşılığı ödediği, ancak sözleşme süresi 5 yıl olmakla, verilen bedelin intifa süresinin tamamını kapsar şekilde verildiğini ispatlayacak bir delil bulunmadığı, davacının bu bedeli kendi kayıtlarında bu şekilde (5 yıllık sözleşme süresi ile) muhasebeleştirdiği ve kayıtlara işlediği anlaşıldığından davacının bu konudaki talebinin reddi ile ilgili mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak bilirkişi raporlarında bu husus belirlenmesine karşın yapılan hesaplamalarda gerek çıplak gerekse güncellenmiş değerlere bu tutarın «dahil» edilerek hesaplama yapıldığı, davacı tarafın diğer isteğinin ise KDV hariç ödenen 569.715,08 TL bedelin kullanılmamış süreye isabet eden güncellenmiş bedeline ilişkin olduğu, davacı ödenen yatırım bedeli dışında güncellenmiş bedeli de talep etmekte ise de anılan ödeme, «intifa hakkının» «terkin» edildiği tarihe kadar davacı şirketin kullanımında kabul edilerek bu süre için ayrıca semere isteminin mümkün görülmediği, her ne kadar terkinden itibaren semere istenebileceği düşünülse de iyi niyetli «sebepsiz zenginleştiği» kabul edilmesi gereken malik davalının elinde kalan paranın iadesi ile sorumlu tutulması gerektiği, davacı tarafından taşınmaz üzerine inşası gerçekleştirilen akaryakıt istasyonunda kendi ürünlerini satacağı inancı ile davalının gerçekleştirdiği ödemelerine finansal destek amacı ile 569.715,08 TL+270.000,00 USD ödemede bulunduğu, her iki ödemeden kullanılmayan süreye isabet eden geri kalan miktarın 17.03.2014 tarihli bilirkişi raporuna göre çıplak bedelin her iki kalemde 611.278,00 TL olarak hesaplandığı, bu tutardan USD ödemeye ilişkin olan 239.216,00 TL düşüldüğünde kalan bakiyenin 372.062,00 TL olarak hesaplandığı, ancak davacı vekilinin 29.04.2014 tarihli dilekçesi ekinde bulunan hesaplama tablosunda (595.833,08-233.145,33= 362.687,75 TL) olduğunun hesaplandığı, «taleple bağlılık ilkesi» gereği davacı vekilinin dilekçesinde talep ettiği bedeli gösteren hesaplama tablosunun esas alınması gerektiği, birleşen davanın, alacak davasına konu edilen alacakların tahsilini teminen «ipotekli» takibe vaki itirazın iptaline ilişkin olduğu, davacı tarafından açılan asıl davanın «alacak davası» olup açılış tarihinin 06.04.2012 olduğu, «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile yapılan takip tarihinin de 06.04.2012 olduğu, birleşen ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takip için açılan itirazın iptali davasının açılış tarihinin ise 10.04.2013 olduğu, itirazın iptali davasının alacak davası ile birleştirildiği, itirazın iptali davasının konusu olan 500.000,00 TL alacak, itirazın iptali davasından önce açılan alacak davası içinde talep edilmiş olduğundan itirazın iptali davasında «derdestlik» durumunun oluşturulduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davada davanın kısmen kabulüne, 362.687,75 TL yatırım bedelinin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» işletilerek davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, fazla istemin tümüyle reddine, birleşen davanın derdestlik dava «şartı yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 04.03.2021 tarih, 2019/303 E. ve 2021/305 K. sayılı kararıyla 27.295,98 TL tutarında «sabit yatırım bedeline» ilişkin talebe ilişkin, davacı vekilinin dava ettiği yatırımları açıklamadığı, istasyondaki demirbaşların ve kurumsal malzemelerin 01.12.2010 tarihinde davacıya iade edildiği, bu kaleme ilişkin istek yerinde olmadığından red edilmiş olmasının isabetli olduğu, somut olayda, ekli «protokol» özel şartlarında davacı şirketin davalıya 270.000,00 USD finansal destek sağlamayı vaat ettiği ve «fatura» karşılığı ödediği, ancak sözleşme süresi 5 yıl olmakla, verilen bedelin intifa süresinin tamamını kapsar şekilde verildiğini ispatlayacak bir delil bulunmadığı, davacının bu bedeli kendi kayıtlarında bu şekilde (5 yıllık sözleşme süresi ile) muhasebeleştirdiği ve kayıtlara işlediği anlaşıldığından davacının bu konudaki talebinin reddi ile ilgili mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak bilirkişi raporlarında bu husus belirlenmesine karşın yapılan hesaplamalarda gerek çıplak gerekse güncellenmiş değerlere bu tutarın «dahil» edilerek hesaplama yapıldığı, davacı tarafın diğer isteğinin ise KDV hariç ödenen 569.715,08 TL bedelin kullanılmamış süreye isabet eden güncellenmiş bedeline ilişkin olduğu, davacı ödenen yatırım bedeli dışında güncellenmiş bedeli de talep etmekte ise de anılan ödeme, «intifa hakkının» «terkin» edildiği tarihe kadar davacı şirketin kullanımında kabul edilerek bu süre için ayrıca semere isteminin mümkün görülmediği, her ne kadar terkinden itibaren semere istenebileceği düşünülse de iyi niyetli «sebepsiz zenginleştiği» kabul edilmesi gereken malik davalının elinde kalan paranın iadesi ile sorumlu tutulması gerektiği, davacı tarafından taşınmaz üzerine inşası gerçekleştirilen akaryakıt istasyonunda kendi ürünlerini satacağı inancı ile davalının gerçekleştirdiği ödemelerine finansal destek amacı ile 569.715,08 TL+270.000,00 USD ödemede bulunduğu, her iki ödemeden kullanılmayan süreye isabet eden geri kalan miktarın 17.03.2014 tarihli bilirkişi raporuna göre çıplak bedelin her iki kalemde 611.278,00 TL olarak hesaplandığı, bu tutardan USD ödemeye ilişkin olan 239.216,00 TL düşüldüğünde kalan bakiyenin 372.062,00 TL olarak hesaplandığı, ancak davacı vekilinin 29.04.2014 tarihli dilekçesi ekinde bulunan hesaplama tablosunda (595.833,08-233.145,33= 362.687,75 TL) olduğunun hesaplandığı, «taleple bağlılık ilkesi» gereği davacı vekilinin dilekçesinde talep ettiği bedeli gösteren hesaplama tablosunun esas alınması gerektiği, birleşen davanın, alacak davasına konu edilen alacakların tahsilini teminen «ipotekli» takibe vaki itirazın iptaline ilişkin olduğu, davacı tarafından açılan asıl davanın «alacak davası» olup açılış tarihinin 06.04.2012 olduğu, «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile yapılan takip tarihinin de 06.04.2012 olduğu, birleşen ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takip için açılan itirazın iptali davasının açılış tarihinin ise 10.04.2013 olduğu, itirazın iptali davasının alacak davası ile birleştirildiği, itirazın iptali davasının konusu olan 500.000,00 TL alacak, itirazın iptali davasından önce açılan alacak davası içinde talep edilmiş olduğundan itirazın iptali davasında «derdestlik» durumunun oluşturulduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davada davanın kısmen kabulüne, 362.687,75 TL yatırım bedelinin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» işletilerek davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, fazla istemin tümüyle reddine, birleşen davanın derdestlik dava «şartı yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 02.11.2017 tarih, 2014/966 E. ve 2017/795 K. sayılı hükmünün kaldırılmasına asıl davanın reddine, birleşen davanın «derdestlik» dava «şartı yokluğu» nedeniyle reddine ilişkin hüküm kesinleştiğinden yeniden hüküm «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11482 E. 2018/3918 K.
Ortak:dava şartı · Alacak
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari avans faizi · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · avans faizi · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamı ve uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davanın kısmen kabulü ile 26.569,78 TL'nın dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari avans faizi» ile birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, davalı ... yönünden açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce taraflar yararına bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2354 E. 2019/750 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3026 E. 2023/6932 K.
Ortak:intifa hakkı · Alacak
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesi’nce, 27.295,98 TL tutarında «sabit yatırım bedeline» ilişkin isteğe ilişkin, davacı vekilinin dava ettiği yatırımları açıklamadığı, istasyondaki demirbaşların ve kurumsal malzemelerin 01.12.2010 tarihinde davacıya iade edildiği, bu kaleme ilişkin istek yerinde olmadığından red edilmiş olmasının isabetli olduğu, somut olayda, ekli «protokol» g özel şartlarında davacı şirketin davalıya 270.000,00 USD finansal destek sağlamayı vaat ettiği ve «fatura» karşılığı ödediği, ancak sözleşme süresi 5 yıl olmakla, verilen bedelin intifa süresinin tamamını kapsar şekilde verildiğini ispatlayacak bir delil bulunmadığı, davacının bu bedeli kendi kayıtlarında bu şekilde (5 yıllık sözleşme süresi ile) muhasebeleştirdiği ve kayıtlara işlediği anlaşıldığından davacının bu konudaki talebinin reddi ile ilgili mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak bilirkişi raporlarında bu husus belirlenmesine karşın yapılan hesaplamalarda gerek çıplak gerekse güncellenmiş değerlere bu tutarın «dahil» edilerek hesaplama yapıldığı, davacı tarafın diğer isteğinin ise KDV hariç ödenen 569.715,08 TL bedelin kullanılmamış süreye isabet eden güncellenmiş bedeline ilişkin olduğu, davacı ödenen yatırım bedeli dışında güncellenmiş bedeli de talep etmekte ise de anılan ödeme, «intifa hakkının» «terkin» edildiği tarihe kadar davacı şirketin kullanımında kabul edilerek bu süre için ayrıca semere isteminin mümkün görülmediği, her ne kadar terkinden itibaren semere istenebileceği düşünülse de iyi niyetli «sebepsiz zenginleştiği» kabul edilmesi gereken malik davalının elinde kalan paranın iadesi ile sorumlu tutulması gerektiği, davacı tarafından taşınmaz üzerine inşası gerçekleştirilen akaryakıt istasyonunda kendi ürünlerini satacağı inancı ile davalının gerçekleştirdiği ödemelerine finansal destek amacı ile 569.715,08 TL+270.000,00 USD ödemede bulunduğu, her iki ödemeden kullanılmayan süreye isabet eden geri kalan miktarın 17.03.2014 tarihli bilirkişi raporuna göre çıplak bedelin her iki kalemde 611.278,00 TL olarak hesaplandığı, bu tutardan USD ödemeye ilişkin olan 239.216,00 TL düşüldüğünde kalan bakiyenin 372.062,00 TL olarak hesaplandığı, ancak davacı vekilinin 29.04.2014 tarihli dilekçesi ekinde bulunan hesaplama tablosunda (595.833,08-233.145,33= 362.687,75 TL) olduğunun hesaplandığı, «taleple bağlılık ilkesi» gereği davacı vekilinin dilekçesinde talep ettiği bedeli gösteren hesaplama tablosunun esas alınması gerektiği, birleşen davanın, alacak davasına konu edilen alacakların tahsilini teminen «ipotekli» takibe vaki itirazın iptaline ilişkin olduğu, davacı tarafından açılan asıl davanın «alacak davası» olup açılış tarihinin 06.04.2012 olduğu, «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile yapılan takip tarihinin de 06.04.2012 olduğu, birleşen ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takip için açılan itirazın iptali davasının açılış tarihinin ise 10.04.2013 olduğu, itirazın iptali davasının alacak davası ile birleştirildiği, itirazın iptali davasının konusu olan 500.000,00 TL alacak, itirazın iptali davasından önce açılan alacak davası içinde talep edilmiş olduğundan itirazın iptali davasında «derdestlik» durumunun oluşturulduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davada davanın kısmen kabulüne, 362.687,75 TL yatırım bedelinin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» işletilerek davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, fazla istemin tümüyle reddine, birleşen davanın derdestlik dava «şartı yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… .2007 tarihinde İntifa Hakkı Tesisi Vaadi ve Yatırım Hakkında Protokol (Protokol'') imzaladıklarını, müvekkili lehine tapuya 31.10.2008 tescil tarihli 15 yıl süreli «intifa hakkı» tesis edilerek kullanım hakkının 31.10.2023 tarihine kadar müvekkiline geçtiğini, bunun karşılığında davalıya 1.500.000,00 USD + KDV ödemede bulunduğunu, ancak akaryakıt istasyonunun tapuya tescil tarihinden 305 gün sonra yani 01.09.2009 tarihinde faaliyete başladığını, 12.03.2009 Rekabet Kurumu mevzuatı çerçevesinde akaryakıt bayilikleri ile ilgili 5 yıllık «muafiyet» getirildiği, bu nedenle davalı ile aralarındaki sözleşmenin süresinden önce 31.10.2013 tarihinde sona erdiğini, davalının «fesih» «ihtarnamesi» göndererek «terkin» için vekaletname göndermesini istediğini, buna karşılık sona eren intifa hakkı ve ilgili sözleşmeler nedeniyle talep ve dava hakları saklı kalmak üzere terkin vekaletnamesini davalıya gönderdiğini ve intifa hakkının tapudan terkin edildiğini, dava konusu alacağın sözleşmelerden kaynaklana alacak olduğunu bu nedenle 10 yıllık «zamanaşımına» tabi olduğunu belirterek 31.10.2013-31.10.2023 tarihleri arasında kullanılmayan döneme ait ve istasyonun 305 gün geç faaliyete geçilmesi nedeniyle bu dönem için davalıya ödenen tutarın «kıstelyevm usulü» ile hesap edilen tutar için şimdilik 1.961.346,44 TL'nin denkleştirici adalet prensibi uyarınca sözleşmenin sona erdiği tarihe kadar olan dönem için uyarlanarak güncellenmiş bedelinin sözleşmelerin sona erdiği 31.10.2013 tarihinden itibaren «ticari faizi» ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının taleplerinde «zamanaşımının» dolduğunu zira davacının «bayilik sözleşmelerinin» 5 yıl ile sınırlandırıldığına dair Rekabet Kurumu kararının davacı tarafından 12.03.2209 yılında öğrendiğini, davacının davasını «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine dayandırdığını, 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, geri verme davalarında zamanaşımı süresinin 1 yıl olduğunu, taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesinin tarihinin 11.06.2009 olduğunu, bu sözleşmenin 1 yıllık olduğunu ve her yılın sonunda uzatılabileceğini, 5 yıl sonra sözleşmenin her halükarda sona sona ereceğinin kararlaştırıldığını, hem «rekabet kurulu» kararına hem bayilik sözleşmesine rağmen 15 yıllık «intifa hakkına» güvenerek ödemiş olduğunu iddia ettiği bedelin bir kısmının konusuz kaldığı ve sebepsiz zenginleşme niteliğinde olduğu iddiasının kabul edilemeyeceğini, kurum kararlarına aykırı olarak 15 yıl yapılmasının fiilen bayilik sözleşmesini uzatmayacağını, bayilik «hizmet bedelinin» 5 yıllık ödenmiş olduğu gerçeğini değiştirmeyeceğini, davacının hiçbir «ihtirazı kayıt» koymadan intifayı kaldırmak için vekaletname vermesinin sözleşmenin bittiğine dair inancını ortaya koyduğunu, müvekkilinin iyi niyetli olduğunu, sadece elinde kalanları vermekle yükümlü olduğunu, ayrıca davacının ödediği miktar üzerinden KDV ve gelir vergisine ilişkin kazanımlarını da düşmesi gerektiğini, aksi halde müvekkilinin almadığı bedelleri de düşmek zorunda kalacağını, intifa bedelinin «fatura» karşılığı ödendiğini, faturayı «defterlerine» işleyip vergiden düştüğünü bu nedenle davacının gerçekten yaptığı ödemenin esas alınmasını ve bu bedel 5 yılın kullanılmayan kısmı ile değerlendirilmesi gerektiğin …
… intifa bedeli için karşı taraftan talep edebileceği alacağının 1.810.474,00 TL olduğu, istasyonun faaliyete geç başladığı dönem yönünden (305 günlük süre) sözleşme «fesih» tarihine kadar ödenen bedelin iadesine ilişkin davacı taraf talebinin bulunmadığı gibi bu hususta karşı tarafa herhangi bir «ihtarname» de gönderilmediği bu sebeple bu yöndeki davacı taraf isteminin yerinde olmadığı, kaldı ki, mevzuat gereği Enerji Piyasası Düzenleme ve Denetleme Kurumu (EPDK) izni olmadan akaryakıt bayiliğinin açılamayacağı ve satış yapılamayacağı, «intifa hakkının» tesis edildiği tarihten sonra faaliyete başlanan süre içinde istasyonun faaliyete geçirilmesi amacıyla gerekli izinlerin alındığının iddia ve ispatlanamadığı, davanın da yasada öngörülen 10 yıllık «zamanaşımı» süresi içinde açıldığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 1.810.474,00 TL'nin dava tarihi olan 02.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kıstelyevm usulü · kıstelyevm · istinaf dilekçesinin reddi · rekabet kurulu kararı · güven ilişkisi · çerçeve sözleşme · zilyetlik · hizmet bedeli
Benzer bu kararda… .2007 tarihinde İntifa Hakkı Tesisi Vaadi ve Yatırım Hakkında Protokol (Protokol'') imzaladıklarını, müvekkili lehine tapuya 31.10.2008 tescil tarihli 15 yıl süreli «intifa hakkı» tesis edilerek kullanım hakkının 31.10.2023 tarihine kadar müvekkiline geçtiğini, bunun karşılığında davalıya 1.500.000,00 USD + KDV ödemede bulunduğunu, ancak akaryakıt istasyonunun tapuya tescil tarihinden 305 gün sonra yani 01.09.2009 tarihinde faaliyete başladığını, 12.03.2009 Rekabet Kurumu mevzuatı çerçevesinde akaryakıt bayilikleri ile ilgili 5 yıllık «muafiyet» getirildiği, bu nedenle davalı ile aralarındaki sözleşmenin süresinden önce 31.10.2013 tarihinde sona erdiğini, davalının «fesih» «ihtarnamesi» göndererek «terkin» için vekaletname göndermesini istediğini, buna karşılık sona eren intifa hakkı ve ilgili sözleşmeler nedeniyle talep ve dava hakları saklı kalmak üzere terkin vekaletnamesini davalıya gönderdiğini ve intifa hakkının tapudan terkin edildiğini, dava konusu alacağın sözleşmelerden kaynaklana alacak olduğunu bu nedenle 10 yıllık «zamanaşımına» tabi olduğunu belirterek 31.10.2013-31.10.2023 tarihleri arasında kullanılmayan döneme ait ve istasyonun 305 gün geç faaliyete geçilmesi nedeniyle bu dönem için davalıya ödenen tutarın «kıstelyevm usulü» ile hesap edilen tutar için şimdilik 1.961.346,44 TL'nin denkleştirici adalet prensibi uyarınca sözleşmenin sona erdiği tarihe kadar olan dönem için uyarlanarak güncellenmiş bedelinin sözleşmelerin sona erdiği 31.10.2013 tarihinden itibaren «ticari faizi» ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının taleplerinde «zamanaşımının» dolduğunu zira davacının «bayilik sözleşmelerinin» 5 yıl ile sınırlandırıldığına dair Rekabet Kurumu kararının davacı tarafından 12.03.2209 yılında öğrendiğini, davacının davasını «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine dayandırdığını, 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, geri verme davalarında zamanaşımı süresinin 1 yıl olduğunu, taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesinin tarihinin 11.06.2009 olduğunu, bu sözleşmenin 1 yıllık olduğunu ve her yılın sonunda uzatılabileceğini, 5 yıl sonra sözleşmenin her halükarda sona sona ereceğinin kararlaştırıldığını, hem «rekabet kurulu» kararına hem bayilik sözleşmesine rağmen 15 yıllık «intifa hakkına» güvenerek ödemiş olduğunu iddia ettiği bedelin bir kısmının konusuz kaldığı ve sebepsiz zenginleşme niteliğinde olduğu iddiasının kabul edilemeyeceğini, kurum kararlarına aykırı olarak 15 yıl yapılmasının fiilen bayilik sözleşmesini uzatmayacağını, bayilik «hizmet bedelinin» 5 yıllık ödenmiş olduğu gerçeğini değiştirmeyeceğini, davacının hiçbir «ihtirazı kayıt» koymadan intifayı kaldırmak için vekaletname vermesinin sözleşmenin bittiğine dair inancını ortaya koyduğunu, müvekkilinin iyi niyetli olduğunu, sadece elinde kalanları vermekle yükümlü olduğunu, ayrıca davacının ödediği miktar üzerinden KDV ve gelir vergisine ilişkin kazanımlarını da düşmesi gerektiğini, aksi halde müvekkilinin almadığı bedelleri de düşmek zorunda kalacağını, intifa bedelinin «fatura» karşılığı ödendiğini, faturayı «defterlerine» işleyip vergiden düştüğünü bu nedenle davacının gerçekten yaptığı ödemenin esas alınmasını ve bu bedel 5 yılın kullanılmayan kısmı ile değerlendirilmesi gerektiğin …
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının talebini «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine dayandırdığını, davacının talebinin aşılarak talebin genel alacak olarak değerlendirilerek 10 yıllık «zamanaşımının» uygulanamayacağını, her ne kadar Küçükçekmece Tapu Sicil Müdürlüğünün tescil istem belgesinde çıplak mülkiyetin 732.000,00 TL bedelle «feragat» edildiği belirtilse de bu bedelin gerçeği yansıtmadığını, müvekkil şirketin yetkilisi ve tek sahibi olan ...'a verilen vekaletnamede ivazsız olarak «intifa hakkının» tapudan fek ve «terki» ettirme konusunun açıkça yetkili kılındığını, «ticari avans faizi» işletilmesi haksız olduğunu, davacının iddia ettiği gibi istasyonun 305 gün sonra faaliyet geçmediği, talebi haksız olup gün sayısının yanlış olduğunu, bu durum biran için kabul edilse dahi davacının sözleşmeyi feshetme hakkı bulunduğunu, «fesih» hakkını kullanmadığını, «güven ilişkisi» «çerçevesinde sözleşmenin» devam ettiğini, herhangi bir «ihtar» göndermediğini belirterek talebin haksız olduğunu belirterek aleyhe kısımların bozulmasını istemiştir.
İcra Dairesinin 2021/383 E. sayılı İlamlı İcra takibi başlatılması ile tebellüğ edildiğini, davalının yerel mahkemenin vermiş olduğu kararı 27.01.2021 tarihinde istinaf etmesi nedeniyle de istinaf talebinin süresinde olmadığını, bu nedenle, davalının «istinaf dilekçesinin reddine» karar verilmesini talep etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5558 E. 2023/358 K.
Ortak:intifa hakkı · Alacak
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesi’nce, 27.295,98 TL tutarında «sabit yatırım bedeline» ilişkin isteğe ilişkin, davacı vekilinin dava ettiği yatırımları açıklamadığı, istasyondaki demirbaşların ve kurumsal malzemelerin 01.12.2010 tarihinde davacıya iade edildiği, bu kaleme ilişkin istek yerinde olmadığından red edilmiş olmasının isabetli olduğu, somut olayda, ekli «protokol» g özel şartlarında davacı şirketin davalıya 270.000,00 USD finansal destek sağlamayı vaat ettiği ve «fatura» karşılığı ödediği, ancak sözleşme süresi 5 yıl olmakla, verilen bedelin intifa süresinin tamamını kapsar şekilde verildiğini ispatlayacak bir delil bulunmadığı, davacının bu bedeli kendi kayıtlarında bu şekilde (5 yıllık sözleşme süresi ile) muhasebeleştirdiği ve kayıtlara işlediği anlaşıldığından davacının bu konudaki talebinin reddi ile ilgili mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak bilirkişi raporlarında bu husus belirlenmesine karşın yapılan hesaplamalarda gerek çıplak gerekse güncellenmiş değerlere bu tutarın «dahil» edilerek hesaplama yapıldığı, davacı tarafın diğer isteğinin ise KDV hariç ödenen 569.715,08 TL bedelin kullanılmamış süreye isabet eden güncellenmiş bedeline ilişkin olduğu, davacı ödenen yatırım bedeli dışında güncellenmiş bedeli de talep etmekte ise de anılan ödeme, «intifa hakkının» «terkin» edildiği tarihe kadar davacı şirketin kullanımında kabul edilerek bu süre için ayrıca semere isteminin mümkün görülmediği, her ne kadar terkinden itibaren semere istenebileceği düşünülse de iyi niyetli «sebepsiz zenginleştiği» kabul edilmesi gereken malik davalının elinde kalan paranın iadesi ile sorumlu tutulması gerektiği, davacı tarafından taşınmaz üzerine inşası gerçekleştirilen akaryakıt istasyonunda kendi ürünlerini satacağı inancı ile davalının gerçekleştirdiği ödemelerine finansal destek amacı ile 569.715,08 TL+270.000,00 USD ödemede bulunduğu, her iki ödemeden kullanılmayan süreye isabet eden geri kalan miktarın 17.03.2014 tarihli bilirkişi raporuna göre çıplak bedelin her iki kalemde 611.278,00 TL olarak hesaplandığı, bu tutardan USD ödemeye ilişkin olan 239.216,00 TL düşüldüğünde kalan bakiyenin 372.062,00 TL olarak hesaplandığı, ancak davacı vekilinin 29.04.2014 tarihli dilekçesi ekinde bulunan hesaplama tablosunda (595.833,08-233.145,33= 362.687,75 TL) olduğunun hesaplandığı, «taleple bağlılık ilkesi» gereği davacı vekilinin dilekçesinde talep ettiği bedeli gösteren hesaplama tablosunun esas alınması gerektiği, birleşen davanın, alacak davasına konu edilen alacakların tahsilini teminen «ipotekli» takibe vaki itirazın iptaline ilişkin olduğu, davacı tarafından açılan asıl davanın «alacak davası» olup açılış tarihinin 06.04.2012 olduğu, «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile yapılan takip tarihinin de 06.04.2012 olduğu, birleşen ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takip için açılan itirazın iptali davasının açılış tarihinin ise 10.04.2013 olduğu, itirazın iptali davasının alacak davası ile birleştirildiği, itirazın iptali davasının konusu olan 500.000,00 TL alacak, itirazın iptali davasından önce açılan alacak davası içinde talep edilmiş olduğundan itirazın iptali davasında «derdestlik» durumunun oluşturulduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davada davanın kısmen kabulüne, 362.687,75 TL yatırım bedelinin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» işletilerek davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, fazla istemin tümüyle reddine, birleşen davanın derdestlik dava «şartı yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki 07.11.2006 başlangıç tarihli ve 15 yıl süreli «intifa hakkına» ilişkin sözleşmenin, «bayilik sözleşmesinin» 21.06.2006 tarihinde yapılmasından ve 5 yıl süreli olmasından dolayı 21.06.2011 tarihine kadar geçerli olduğu, davacı tarafça yapıldığı bildirilen kalıcı teknik yatırımların işletme sözleşmesinin bir gereği olarak sözleşmenin süresine bakılmaksızın yapılması gereken yatırımlar olduğu, 21.06.2011 tarihinde sona eren üzerinde intifa hakkı tesis edilen petrol istasyonuna davacı tarafça yapıldığı bildirilen kalıcı teknik yatırımların bedelinin «sebepsiz zenginleşme» hükümleri uyarınca davalılardan tahsili isteminin yerinde olmadığı, tapu «kaydına» göre davacı lehine 07.11.2006 tarihinde tesis edilen intifa hakkının 20.02.2014 tarihinde «terkin» edildiği, bu haliyle dava tarihi itibarıyla intifa hakkının henüz terkin edilmediği, intifa terkin edilmedikçe davacı yanın iddiaya konu talepleri yönünden henüz d …
… ı ile taraflar arasındaki sözleşmede 5 yıllık süre ile kararlaştırıldığından 5 yıllık sürenin dolduğu, sözleşmenin 21.06.2011 tarihinden önce feshedilmediği, kanopi «masrafının» 15 yıl intifa süresi için yapıldığına ilişkin bir delil bulunmadığı ve sözleşmede kararlaştırılan 5 yıllık süren dolduğuna göre kanopi kaplama ışıklandırma bedelinin talep edilemeyeceği, 06.11.2006 tarihli 200.000,00 TL ve ilave KDV bedelli faturanın ise gayrimaddi haklar bedeli açıklamasıyla düzenlendiği, davacının 13.04.2012 tarihli yazılı beyanında bu «fatura» kapsamında yapılan ödemenin intifa bedeli ödemesi olduğunun açıklandığı, «intifa hakkı» tesisine ilişkin 07.11.2006 tarihli 4118 yevmiye nolu resmi senette ise intifa hakkı bedelinin 27.750,00 TL olduğu, bu bedelin istasyondaki tesislerin donanımının tamamının (tankların, pompaların, jeneratörün, dış cephe dizaynının, kanopinin vs.) inşa ve iktisap bedellerinin davacı tarafından karşılanması ve ayrıca kalan miktarın ödenmesiyle karşılandığının belirtildiği, her ne kadar davacı tarafından faturadaki bedelin intifa bedeli olduğu ileri sürülmüş ise de davacının iddiasına dayanak faturanın "gayrimaddi haklar" açıklamasıyla düzenlendiği, faturadaki bedelin intifa bedeli olduğuna dair bir delil bulunmadığı, bu durumda intifa süresiyle açıkça ilişkilendirilemeyen nakdi yardımın sözleşme ile ilişkili bulunduğunun kabulü gerektiği, davacının alacağına dayanak olan iki faturanın da intifa bedeli ile ilgili olmadığı ayrıca yatırım bedellerine ilişkin talep bakımından intifanın «terkin» edilmesine gerek bulunmadığı (emsal Yargıtay 19.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasındaki 15 yıl süreli «intifa hakkı» Rekabet Kurulunun 12.03.2009 tarihli genelgesi ile 5 yıl süre ile sınırladığından kalan süreye ilişkin önceden yapılan ödemelerin iadesi istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sabit yatırım · erken açılan dava · bedel iadesi · bayilik sözleşmesi · maktu vekalet ücreti · sebepsiz zenginleşme · usulden reddi · fatura
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin yatırım bedellerinin iadesine ilişkin talebin ret gerekçesinin Yargıtayın uzun süre önce «terk» etmiş olduğu içtihatlara dayanılarak tesis edildiğini, yatırım «bedellerinin iadesi» için intifanın terkin edilmesine gerek olmadığından kararın bu yönden de hatalı olduğunu, yatırım bedeli iadesi talebi yönünden güncel içtihatların, dava konusu istasyonda keşfen yapılacak inceleme ile yapılan yatırımların taşınmaza kattığı değer tespit edilmek suretiyle iadeye konu bedelin belirlenmesi yönünde olduğunu, müvekkili tarafından işletmecilik ilişkisinin devam edeceğine güvenilerek ve intifa süresi olan 15 yıl için 17.07.2006 ve 06.11.2006 tarihli faturalarla istasyona toplam 233.000,00 TL + KDV yatırım yapıldığının dosya kapsamında sabit olduğunu, dolayısıyla iadeye konu bedelin bu tutarlar üzerinden belirlenmesi gerektiğini, intifa süresi boyunca yapıldığı tartışmasız olan «sabit yatırımların» tümü bakımından denkleştirici adalet ilkesine göre ve kullanılmayan süreye tekabül eden güncel bedelin hesaplanarak hüküm tesis edilmesi gerektiğini, taleplerinin intifanın davadan önce terkin edilmesine bağlı olduğu kabul edilse bile bu durumda «erken açılan» davanın «usulden reddine» karar verilmesi ve aynı doğrultuda davalı lehine «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerektiğini, nisbi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini iste …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki 07.11.2006 başlangıç tarihli ve 15 yıl süreli «intifa hakkına» ilişkin sözleşmenin, «bayilik sözleşmesinin» 21.06.2006 tarihinde yapılmasından ve 5 yıl süreli olmasından dolayı 21.06.2011 tarihine kadar geçerli olduğu, davacı tarafça yapıldığı bildirilen kalıcı teknik yatırımların işletme sözleşmesinin bir gereği olarak sözleşmenin süresine bakılmaksızın yapılması gereken yatırımlar olduğu, 21.06.2011 tarihinde sona eren üzerinde intifa hakkı tesis edilen petrol istasyonuna davacı tarafça yapıldığı bildirilen kalıcı teknik yatırımların bedelinin «sebepsiz zenginleşme» hükümleri uyarınca davalılardan tahsili isteminin yerinde olmadığı, tapu «kaydına» göre davacı lehine 07.11.2006 tarihinde tesis edilen intifa hakkının 20.02.2014 tarihinde «terkin» edildiği, bu haliyle dava tarihi itibarıyla intifa hakkının henüz terkin edilmediği, intifa terkin edilmedikçe davacı yanın iddiaya konu talepleri yönünden henüz d …
… ı ile taraflar arasındaki sözleşmede 5 yıllık süre ile kararlaştırıldığından 5 yıllık sürenin dolduğu, sözleşmenin 21.06.2011 tarihinden önce feshedilmediği, kanopi «masrafının» 15 yıl intifa süresi için yapıldığına ilişkin bir delil bulunmadığı ve sözleşmede kararlaştırılan 5 yıllık süren dolduğuna göre kanopi kaplama ışıklandırma bedelinin talep edilemeyeceği, 06.11.2006 tarihli 200.000,00 TL ve ilave KDV bedelli faturanın ise gayrimaddi haklar bedeli açıklamasıyla düzenlendiği, davacının 13.04.2012 tarihli yazılı beyanında bu «fatura» kapsamında yapılan ödemenin intifa bedeli ödemesi olduğunun açıklandığı, «intifa hakkı» tesisine ilişkin 07.11.2006 tarihli 4118 yevmiye nolu resmi senette ise intifa hakkı bedelinin 27.750,00 TL olduğu, bu bedelin istasyondaki tesislerin donanımının tamamının (tankların, pompaların, jeneratörün, dış cephe dizaynının, kanopinin vs.) inşa ve iktisap bedellerinin davacı tarafından karşılanması ve ayrıca kalan miktarın ödenmesiyle karşılandığının belirtildiği, her ne kadar davacı tarafından faturadaki bedelin intifa bedeli olduğu ileri sürülmüş ise de davacının iddiasına dayanak faturanın "gayrimaddi haklar" açıklamasıyla düzenlendiği, faturadaki bedelin intifa bedeli olduğuna dair bir delil bulunmadığı, bu durumda intifa süresiyle açıkça ilişkilendirilemeyen nakdi yardımın sözleşme ile ilişkili bulunduğunun kabulü gerektiği, davacının alacağına dayanak olan iki faturanın da intifa bedeli ile ilgili olmadığı ayrıca yatırım bedellerine ilişkin talep bakımından intifanın «terkin» edilmesine gerek bulunmadığı (emsal Yargıtay 19.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/3730 E. , 2022/9062 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 02.11.2017 tarih ve 2014/966 E- 2017/795 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine-kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 04.03.2021 tarih ve 2019/303 E- 2021/305 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 13.12.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun’un 56. maddesi uyarınca rekabet kurulu tarafından geçersiz sayılan anlaşmalar sebebiyle, taraflar arasında bağıtlanan protokol gereğince ticari faaliyetin geliştirilmesi amacıyla peşin satış teşvik primi açıklamalı fatura karşılığında davalıya ödenen 270.000 USD + KDV (432.140,94 TL) finansal destek bedelinin ve intifa süresi boyunca (15 yıl) söz konusu istasyonda kendi ürünlerini satacağı inancı ile davalı yanın gerçekleştirdiği istasyon inşaatına ilişkin olarak ibraz edilen 7 adet peşin satış teşvik primi açıklamalı faturalar karşılığında davalıya ödenen 672.313,78 TL (KDV dahil) bedelin, sabit yatırım ve demirbaşlara ilişkin olarak yapılan ödemelerin, geçersiz kılınan 18.09.2010 tarihi aşan sürelere ait olmak üzere Yargıtay içtihatlarında kabul edilmiş denkleştirici adalet ilkesine göre saptanan 1.005.259,73 TL teşvik prim bedeli ile 27.295,08 TL sabit yatırım ve demirbaş bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı vekili, dava konusu satış teşvik primi ödemelerinin 15 yıl intifa süresi ile ilişkilendirilemeyeceğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 5 yıl olduğunu, ödemelerin de 5 yıl için yapıldığını, intifa sözleşmesinin tarafı olmadıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili, taraflar arasında 06.04.2015 tarihli, 15 yıl süreli intifa sözleşmesi akdedildiğini, intifa bedelinin tamamının malike ödendiğini, Rekabet Kurulu Kararı ile sözleşmenin sona erdiğini, davalının bedeli müvekkilinden tahsil ettiğini, ancak 18.09.2010 tarihinde akaryakıt istasyonunda başka bir dağıtım şirketinin bayisi olarak faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirkete ödenmek üzere ipotekle güvence altına alınan 500.000,00 TL’lik kısmı için davalı aleyhine İstanbul 10. İcra Müdürlüğü’nün 2012/1611 esas sayılı dosyası ile takip yapıldığını, borçlu davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu iddia ederek itirazın iptaline, takibin devamına ve %20 oranında tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili, davacı ile müvekkili arasında bayilik sözleşmesinin 5 yıl için yapıldığını ve 568.550,01 TL ödendiğini, işbu ödeme için davacı ... ile müvekkili şirket arasında düzenlenen protokol ve işletmecilik anlaşmasının esas alındığını, davacı lehine tesis edilen ipoteğin amacının cari hesap sonucundaki alacağın varlığını garanti altına almak olduğunu, ipoteğin varlığının kesin borç anlamına gelmediğini, davacı ile müvekkili arasındaki sözleşmenin 5 yıl için yapılmış olduğundan sürenin dolması ile davacı tarafından sona erdirildiğini, intifa bedeli 24.285,00 TL+KDV’nin davacı tarafından müvekkilinden tahsil edildiğini, davacının benzer taleplerle açtığı dava derdest iken ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yaptığını, İstanbul 26.
Asliye Ticaret Mahkemesi’nde 2012/86 esas sayılı dosya ile dava açıldığını, taleplerin sözleşmenin sona ermesine bağlı olarak oluşan zararlara ilişkin olduğunu, aynı konuda açılmış dava varken takip yapılmasının usulsüz olduğunu, ayrıca davacının müvekkilinden hiçbir alacağı olmadığının İstanbul 34. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2012/129 esas ve İstanbul 26. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2012/86 esas sayılı dosyası ile ispatlandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce, asıl dava yönünden bakiye intifa süresine ilişkin hesaplama yapılmak sureti ile denkleştirici adalet ilkesi gereğince 615.076,00 TL’ye dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen dosya yönünden davalının bayilik sözleşmesi gereğince verdiği ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takipte tahsilde tekerrür etmemek üzere yapılmış olduğundan yasal ve yerinde olduğu ve tespit edilen alacak üzerinden itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatı isteminin reddine verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, 27.295,98 TL tutarında sabit yatırım bedeline ilişkin isteğe ilişkin, davacı vekilinin dava ettiği yatırımları açıklamadığı, istasyondaki demirbaşların ve kurumsal malzemelerin 01.12.2010 tarihinde davacıya iade edildiği, bu kaleme ilişkin istek yerinde olmadığından red edilmiş olmasının isabetli olduğu, somut olayda, ekli protokol g özel şartlarında davacı şirketin davalıya 270.000,00 USD finansal destek sağlamayı vaat ettiği ve fatura karşılığı ödediği, ancak sözleşme süresi 5 yıl olmakla, verilen bedelin intifa süresinin tamamını kapsar şekilde verildiğini ispatlayacak bir delil bulunmadığı, davacının bu bedeli kendi kayıtlarında bu şekilde (5 yıllık sözleşme süresi ile) muhasebeleştirdiği ve kayıtlara işlediği anlaşıldığından davacının bu konudaki talebinin reddi ile ilgili mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak bilirkişi raporlarında bu husus belirlenmesine karşın yapılan hesaplamalarda gerek çıplak gerekse güncellenmiş değerlere bu tutarın dahil edilerek hesaplama yapıldığı, davacı tarafın diğer isteğinin ise KDV hariç ödenen 569.715,08 TL bedelin kullanılmamış süreye isabet eden güncellenmiş bedeline ilişkin olduğu, davacı ödenen yatırım bedeli dışında güncellenmiş bedeli de talep etmekte ise de anılan ödeme, intifa hakkının terkin edildiği tarihe kadar davacı şirketin kullanımında kabul edilerek bu süre için ayrıca semere isteminin mümkün görülmediği, her ne kadar terkinden itibaren semere istenebileceği düşünülse de iyi niyetli sebepsiz zenginleştiği kabul edilmesi gereken malik davalının elinde kalan paranın iadesi ile sorumlu tutulması gerektiği, davacı tarafından taşınmaz üzerine inşası gerçekleştirilen akaryakıt istasyonunda kendi ürünlerini satacağı inancı ile davalının gerçekleştirdiği ödemelerine finansal destek amacı ile 569.715,08 TL+270.000,00 USD ödemede bulunduğu, her iki ödemeden kullanılmayan süreye isabet eden geri kalan miktarın 17.03.2014 tarihli bilirkişi raporuna göre çıplak bedelin her iki kalemde 611.278,00 TL olarak hesaplandığı, bu tutardan USD ödemeye ilişkin olan 239.216,00 TL düşüldüğünde kalan bakiyenin 372.062,00 TL olarak hesaplandığı, ancak davacı vekilinin 29.04.2014 tarihli dilekçesi ekinde bulunan hesaplama tablosunda (595.833,08-233.145,33= 362.687,75 TL) olduğunun hesaplandığı, taleple bağlılık ilkesi gereği davacı vekilinin dilekçesinde talep ettiği bedeli gösteren hesaplama tablosunun esas alınması gerektiği, birleşen davanın, alacak davasına konu edilen alacakların tahsilini teminen ipotekli takibe vaki itirazın iptaline ilişkin olduğu, davacı tarafından açılan asıl davanın alacak davası olup açılış tarihinin 06.04.2012 olduğu, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takip tarihinin de 06.04.2012 olduğu, birleşen ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takip için açılan itirazın iptali davasının açılış tarihinin ise 10.04.2013 olduğu, itirazın iptali davasının alacak davası ile birleştirildiği, itirazın iptali davasının konusu olan 500.000,00 TL alacak, itirazın iptali davasından önce açılan alacak davası içinde talep edilmiş olduğundan itirazın iptali davasında derdestlik durumunun oluşturulduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davada davanın kısmen kabulüne, 362.687,75 TL yatırım bedelinin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilerek davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, fazla istemin tümüyle reddine, birleşen davanın derdestlik dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince birleşen davada verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre asıl ve birleşen davacı ....’nin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının reddi ile birleşen davada usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2-İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince asıl davada esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre asıl ve birleşen davacı ....’nin asıl davaya yönelik temyiz isteminin reddi gerekir.
3-Asıl dava, taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesi kapsamında davalıya ödenen 270.000,00 USD finansal destek bedeli ile 672.313,78 TL peşin satış teşvik priminin 18.09.2010 tarihini aşan süre için denkleştirici adalet ilkesi gereğince güncellenmiş değerlerinin ve ayrıca 27.295,08 TL sabit yatırım bedelinin tahsili istemi ile açılan alacak davasıdır.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce yukarıda açıklanan gerekçe ile 672.313,78 TL peşin satış teşvik primi bakımından asıl davanın kısmen kabulü ile 362.687,75 TL’nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilerek davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin emsal nitelikteki kararlarında, dağıtıcı şirketlerin yaptıkları sabit yatırımlardan, sözleşmenin sona ermesinden sonra bayi tarafından kullanılmaya devam edilen, istasyona değer katan yatırımların değerinin keşfen belirlenmesi ile bu bedelin istenebileceği kabul edilmektedir. Ancak somut olayda Bölge Adliye Mahkemesi’nce asıl davada davalıdan tahsiline karar verilen 362.687,75 TL’nin davalıya ödenmesine ilişkin dosya içinde bulunan faturalar incelendiğinde bu faturaların, 46753, 46754, 46755, 46756, 46757, 46758 ve 46770 numaralı, KDV hariç toplam 569.715,08 TL bedelli, peşin satış teşvik primi faturaları olduğu, taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesinin süresinin beş yıl bulunduğu, faturalar üzerindeki ibareler ve bu peşin satış teşvik priminin ödenmesine ilişkin sözleşme hükmü birlikte değerlendirildiğinde asıl ve birleşen davacı ....’nin peşin satış teşvik primi ibareli faturalarla ödediği bedeli davalıdan isteyemeyeceği anlaşılmaktadır.
Bu sebeple asıl davanın bu alacak kalemi bakımından da reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden asıl davada Bölge Adliye Mahkemesi’nce verilen kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davacı ....’nin temyiz isteminin reddi ile birleşen davada Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle asıl ve birleşen davacı ....’nin asıl davaya yönelik temyiz isteminin REDDİNE, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davalı Güneştepe Petrol … Ltd. Şti.’nin asıl davaya yönelik temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının asıl dava yönünden BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak asıl ve birleşen davada davalı Güneştepe Petrol İnşaat Gıda Tur.
Eğitim ve Tic.Ltd. Şti.'ne verilmesine, istek halinde aşağıda yazılı 37,90 TL harcın temyiz eden birleşen davaya yönelik-birleşen davada davacıya iadesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden asıl ve birleşen davada davalıya iadesine, 14.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/868580100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz