6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Peşin satış teşvik primi bedelinin istenememesi ve birleşen davada derdestlik

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/3730 E. 2022/9062 K. · · İlk derece: İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Gerekçe özeti

Akaryakıt bayilik ilişkisinde peşin satış teşvik primi/finansal destek olarak ödenen bedel, faturalardaki ibareler ve sözleşme hükmüyle birlikte değerlendirildiğinde bayilik sözleşmesinin süresine (5 yıl) ilişkin olup, bedelin daha uzun intifa süresini kapsadığı ispatlanamadıkça denkleştirici adalet kapsamında geri istenemez. Ayrıca ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe itirazın iptali davasına konu alacak daha önce açılan alacak davasında da talep edilmişse derdestlik oluşur ve itirazın iptali davası dava şartı yokluğundan reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Birleşen itirazın iptali davasında derdestlik → ret

Gerekçe: İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takibe itirazın iptali istemli birleşen davanın konusu olan 500.000,00 TL alacak, birleşen davadan önce açılan asıl alacak davası içinde de talep edilmiş olduğundan, itirazın iptali davasında derdestlik durumu oluşmuştur; bu nedenle birleşen dava derdestlik dava şartı yokluğundan reddedilir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Sözleşme süresini aşan intifa dönemine ilişkin finansal destek ve sabit yatırım bedeli talebi → ret

İddia: Davacı, 15 yıllık intifa süresi boyunca ürünlerini satacağı inancıyla ödediği finansal destek bedelinin (270.000 USD) ve sabit yatırım/demirbaş bedelinin denkleştirici adalet ilkesine göre güncellenmiş değerinin tahsilini istemiştir.

Gerekçe: Sabit yatırım/demirbaş bedeline ilişkin istek yönünden, dava edilen yatırımlar açıklanmadığı ve demirbaşlar davacıya iade edildiği için talebin reddi yerindedir. 270.000 USD finansal destek bedeli yönünden ise, sözleşme süresi 5 yıl olup verilen bedelin intifa süresinin tamamını (15 yıl) kapsar şekilde verildiğini ispatlayacak delil bulunmadığı, davacının bu bedeli kendi kayıtlarında 5 yıllık sözleşme süresiyle muhasebeleştirdiği anlaşıldığından bu talebin reddi de yerindedir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Peşin satış teşvik primi olarak ödenen bedelin denkleştirici adalet kapsamında istenip istenemeyeceği → kabul

İddia: Davalı, peşin satış teşvik primi ödemelerinin 15 yıllık intifa süresiyle ilişkilendirilemeyeceğini, sözleşmenin ve ödemelerin 5 yıl için yapıldığını savunmuştur.

Gerekçe: Tahsiline karar verilen bedele ilişkin faturalar, KDV hariç toplam 569.715,08 TL bedelli peşin satış teşvik primi faturalarıdır; taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin süresi beş yıl olup, faturalar üzerindeki ibareler ve peşin satış teşvik priminin ödenmesine ilişkin sözleşme hükmü birlikte değerlendirildiğinde davacının bu faturalarla ödediği bedeli davalıdan isteyemeyeceği anlaşılmaktadır. Bu nedenle asıl davanın bu alacak kalemi bakımından da reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Peşin satış teşvik primi/finansal destek bedelinin sözleşme süresiyle sınırlı sayılacağı ve aynı alacağın önce açılan davada talebi halinde itirazın iptali davasında derdestlik oluşacağı yönünde emsaldir.

Usul tespitleri

Dava şartı
derdestlik (aynı alacağın önce açılan davada talep edilmesi)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
denkleştirici adalet ilkesi peşin satış teşvik primi akaryakıt bayilik sözleşmesi intifa hakkı derdestlik

Atıf yapılan mevzuat: 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun — 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun 56

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Peşin satış teşvik primi faturasıyla ödenen bedelin geri istenememesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4009 E. 2023/6673 K.

    Ortak: · dava şartı · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11482 E. 2018/3918 K.

    Ortak:dava şartı · Alacak

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İstirdat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2354 E. 2019/750 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

2 benzer karar daha
  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3026 E. 2023/6932 K.

    Ortak: · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5558 E. 2023/358 K.

    Ortak: · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/3730 E.  ,  2022/9062 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 02.11.2017 tarih ve 2014/966 E- 2017/795 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine-kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 04.03.2021 tarih ve 2019/303 E- 2021/305 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 13.12.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.

Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Asıl davada davacı vekili, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun’un 56. maddesi uyarınca rekabet kurulu tarafından geçersiz sayılan anlaşmalar sebebiyle, taraflar arasında bağıtlanan protokol gereğince ticari faaliyetin geliştirilmesi amacıyla peşin satış teşvik primi açıklamalı fatura karşılığında davalıya ödenen 270.000 USD + KDV (432.140,94 TL) finansal destek bedelinin ve intifa süresi boyunca (15 yıl) söz konusu istasyonda kendi ürünlerini satacağı inancı ile davalı yanın gerçekleştirdiği istasyon inşaatına ilişkin olarak ibraz edilen 7 adet peşin satış teşvik primi açıklamalı faturalar karşılığında davalıya ödenen 672.313,78 TL (KDV dahil) bedelin, sabit yatırım ve demirbaşlara ilişkin olarak yapılan ödemelerin, geçersiz kılınan 18.09.2010 tarihi aşan sürelere ait olmak üzere Yargıtay içtihatlarında kabul edilmiş denkleştirici adalet ilkesine göre saptanan 1.005.259,73 TL teşvik prim bedeli ile 27.295,08 TL sabit yatırım ve demirbaş bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Asıl davada davalı vekili, dava konusu satış teşvik primi ödemelerinin 15 yıl intifa süresi ile ilişkilendirilemeyeceğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 5 yıl olduğunu, ödemelerin de 5 yıl için yapıldığını, intifa sözleşmesinin tarafı olmadıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.

Birleşen davada davacı vekili, taraflar arasında 06.04.2015 tarihli, 15 yıl süreli intifa sözleşmesi akdedildiğini, intifa bedelinin tamamının malike ödendiğini, Rekabet Kurulu Kararı ile sözleşmenin sona erdiğini, davalının bedeli müvekkilinden tahsil ettiğini, ancak 18.09.2010 tarihinde akaryakıt istasyonunda başka bir dağıtım şirketinin bayisi olarak faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirkete ödenmek üzere ipotekle güvence altına alınan 500.000,00 TL’lik kısmı için davalı aleyhine İstanbul 10. İcra Müdürlüğü’nün 2012/1611 esas sayılı dosyası ile takip yapıldığını, borçlu davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu iddia ederek itirazın iptaline, takibin devamına ve %20 oranında tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Birleşen davada davalı vekili, davacı ile müvekkili arasında bayilik sözleşmesinin 5 yıl için yapıldığını ve 568.550,01 TL ödendiğini, işbu ödeme için davacı ... ile müvekkili şirket arasında düzenlenen protokol ve işletmecilik anlaşmasının esas alındığını, davacı lehine tesis edilen ipoteğin amacının cari hesap sonucundaki alacağın varlığını garanti altına almak olduğunu, ipoteğin varlığının kesin borç anlamına gelmediğini, davacı ile müvekkili arasındaki sözleşmenin 5 yıl için yapılmış olduğundan sürenin dolması ile davacı tarafından sona erdirildiğini, intifa bedeli 24.285,00 TL+KDV’nin davacı tarafından müvekkilinden tahsil edildiğini, davacının benzer taleplerle açtığı dava derdest iken ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yaptığını, İstanbul 26.

Asliye Ticaret Mahkemesi’nde 2012/86 esas sayılı dosya ile dava açıldığını, taleplerin sözleşmenin sona ermesine bağlı olarak oluşan zararlara ilişkin olduğunu, aynı konuda açılmış dava varken takip yapılmasının usulsüz olduğunu, ayrıca davacının müvekkilinden hiçbir alacağı olmadığının İstanbul 34. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2012/129 esas ve İstanbul 26. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2012/86 esas sayılı dosyası ile ispatlandığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesi’nce, asıl dava yönünden bakiye intifa süresine ilişkin hesaplama yapılmak sureti ile denkleştirici adalet ilkesi gereğince 615.076,00 TL’ye dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen dosya yönünden davalının bayilik sözleşmesi gereğince verdiği ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takipte tahsilde tekerrür etmemek üzere yapılmış olduğundan yasal ve yerinde olduğu ve tespit edilen alacak üzerinden itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatı isteminin reddine verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi’nce, 27.295,98 TL tutarında sabit yatırım bedeline ilişkin isteğe ilişkin, davacı vekilinin dava ettiği yatırımları açıklamadığı, istasyondaki demirbaşların ve kurumsal malzemelerin 01.12.2010 tarihinde davacıya iade edildiği, bu kaleme ilişkin istek yerinde olmadığından red edilmiş olmasının isabetli olduğu, somut olayda, ekli protokol g özel şartlarında davacı şirketin davalıya 270.000,00 USD finansal destek sağlamayı vaat ettiği ve fatura karşılığı ödediği, ancak sözleşme süresi 5 yıl olmakla, verilen bedelin intifa süresinin tamamını kapsar şekilde verildiğini ispatlayacak bir delil bulunmadığı, davacının bu bedeli kendi kayıtlarında bu şekilde (5 yıllık sözleşme süresi ile) muhasebeleştirdiği ve kayıtlara işlediği anlaşıldığından davacının bu konudaki talebinin reddi ile ilgili mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak bilirkişi raporlarında bu husus belirlenmesine karşın yapılan hesaplamalarda gerek çıplak gerekse güncellenmiş değerlere bu tutarın dahil edilerek hesaplama yapıldığı, davacı tarafın diğer isteğinin ise KDV hariç ödenen 569.715,08 TL bedelin kullanılmamış süreye isabet eden güncellenmiş bedeline ilişkin olduğu, davacı ödenen yatırım bedeli dışında güncellenmiş bedeli de talep etmekte ise de anılan ödeme, intifa hakkının terkin edildiği tarihe kadar davacı şirketin kullanımında kabul edilerek bu süre için ayrıca semere isteminin mümkün görülmediği, her ne kadar terkinden itibaren semere istenebileceği düşünülse de iyi niyetli sebepsiz zenginleştiği kabul edilmesi gereken malik davalının elinde kalan paranın iadesi ile sorumlu tutulması gerektiği, davacı tarafından taşınmaz üzerine inşası gerçekleştirilen akaryakıt istasyonunda kendi ürünlerini satacağı inancı ile davalının gerçekleştirdiği ödemelerine finansal destek amacı ile 569.715,08 TL+270.000,00 USD ödemede bulunduğu, her iki ödemeden kullanılmayan süreye isabet eden geri kalan miktarın 17.03.2014 tarihli bilirkişi raporuna göre çıplak bedelin her iki kalemde 611.278,00 TL olarak hesaplandığı, bu tutardan USD ödemeye ilişkin olan 239.216,00 TL düşüldüğünde kalan bakiyenin 372.062,00 TL olarak hesaplandığı, ancak davacı vekilinin 29.04.2014 tarihli dilekçesi ekinde bulunan hesaplama tablosunda (595.833,08-233.145,33= 362.687,75 TL) olduğunun hesaplandığı, taleple bağlılık ilkesi gereği davacı vekilinin dilekçesinde talep ettiği bedeli gösteren hesaplama tablosunun esas alınması gerektiği, birleşen davanın, alacak davasına konu edilen alacakların tahsilini teminen ipotekli takibe vaki itirazın iptaline ilişkin olduğu, davacı tarafından açılan asıl davanın alacak davası olup açılış tarihinin 06.04.2012 olduğu, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takip tarihinin de 06.04.2012 olduğu, birleşen ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takip için açılan itirazın iptali davasının açılış tarihinin ise 10.04.2013 olduğu, itirazın iptali davasının alacak davası ile birleştirildiği, itirazın iptali davasının konusu olan 500.000,00 TL alacak, itirazın iptali davasından önce açılan alacak davası içinde talep edilmiş olduğundan itirazın iptali davasında derdestlik durumunun oluşturulduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davada davanın kısmen kabulüne, 362.687,75 TL yatırım bedelinin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilerek davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, fazla istemin tümüyle reddine, birleşen davanın derdestlik dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

1-İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince birleşen davada verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre asıl ve birleşen davacı ....’nin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının reddi ile birleşen davada usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

2-İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince asıl davada esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre asıl ve birleşen davacı ....’nin asıl davaya yönelik temyiz isteminin reddi gerekir.

3-Asıl dava, taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesi kapsamında davalıya ödenen 270.000,00 USD finansal destek bedeli ile 672.313,78 TL peşin satış teşvik priminin 18.09.2010 tarihini aşan süre için denkleştirici adalet ilkesi gereğince güncellenmiş değerlerinin ve ayrıca 27.295,08 TL sabit yatırım bedelinin tahsili istemi ile açılan alacak davasıdır.

Bölge Adliye Mahkemesi’nce yukarıda açıklanan gerekçe ile 672.313,78 TL peşin satış teşvik primi bakımından asıl davanın kısmen kabulü ile 362.687,75 TL’nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilerek davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin emsal nitelikteki kararlarında, dağıtıcı şirketlerin yaptıkları sabit yatırımlardan, sözleşmenin sona ermesinden sonra bayi tarafından kullanılmaya devam edilen, istasyona değer katan yatırımların değerinin keşfen belirlenmesi ile bu bedelin istenebileceği kabul edilmektedir. Ancak somut olayda Bölge Adliye Mahkemesi’nce asıl davada davalıdan tahsiline karar verilen 362.687,75 TL’nin davalıya ödenmesine ilişkin dosya içinde bulunan faturalar incelendiğinde bu faturaların, 46753, 46754, 46755, 46756, 46757, 46758 ve 46770 numaralı, KDV hariç toplam 569.715,08 TL bedelli, peşin satış teşvik primi faturaları olduğu, taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesinin süresinin beş yıl bulunduğu, faturalar üzerindeki ibareler ve bu peşin satış teşvik priminin ödenmesine ilişkin sözleşme hükmü birlikte değerlendirildiğinde asıl ve birleşen davacı ....’nin peşin satış teşvik primi ibareli faturalarla ödediği bedeli davalıdan isteyemeyeceği anlaşılmaktadır.

Bu sebeple asıl davanın bu alacak kalemi bakımından da reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden asıl davada Bölge Adliye Mahkemesi’nce verilen kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davacı ....’nin temyiz isteminin reddi ile birleşen davada Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle asıl ve birleşen davacı ....’nin asıl davaya yönelik temyiz isteminin REDDİNE, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davalı Güneştepe Petrol … Ltd. Şti.’nin asıl davaya yönelik temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının asıl dava yönünden BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak asıl ve birleşen davada davalı Güneştepe Petrol İnşaat Gıda Tur.

Eğitim ve Tic.Ltd. Şti.'ne verilmesine, istek halinde aşağıda yazılı 37,90 TL harcın temyiz eden birleşen davaya yönelik-birleşen davada davacıya iadesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden asıl ve birleşen davada davalıya iadesine, 14.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/868580100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Kısmen onandı, kısmen bozuldu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/303 E. 2021/305 K.

Bayilik/intifa sözleşmesinde kullanılmayan süreye isabet eden bedelin sebepsiz zenginleşme ile iadesi

Gerekçe özeti

Rekabet Kurulu kararıyla geçersiz hale gelen bayilik/intifa ilişkisinde, sağlayıcı tarafından bayiye ödenen finansal destek ve yatırım bedellerinin kullanılmayan süreye isabet eden kısmının iadesi istendiğinde; bu bedelin sözleşme süresinin tamamını kapsayacak şekilde verildiği ispatlanamıyorsa (örn. muhasebe kayıtları aksini gösteriyorsa) o kalem talep dışı bırakılır. İade sorumluluğu sebepsiz zenginleşme hükümlerine (TBK 79) dayandığından davalı sadece kendisinin fiilen zenginleştiği (elinde kalan) tutar kadar sorumludur; davacının ödediği ancak davalının elinde kalmayan KDV gibi kalemler iade kapsamına girmez, ayrıca terkin tarihine kadarki kullanım için semere talep edilemez. İpotekli bir alacağa ilişkin icra takibinde, ipotek borçlusu (taşınmaz maliki) İİK 149 ve TMK 887 gereğince zorunlu takip arkadaşı olarak takipte taraf gösterilmemişse takip usulsüzdür; bu durumda alacaklının aynı alacağı önce açtığı alacak davasıyla talep etmiş olması halinde, sonradan açılan itirazın iptali davası HMK 114/1-ı gereğince derdestlik dava şartı yokluğundan reddedilmelidir; bu husus mahkemece re'sen dikkate alınır.

Emsal değeri

İpotek veren üçüncü kişinin takipte taraf gösterilmediği hallerde takibin usulsüz olacağı ve aynı alacağın önceden açılmış alacak davasına konu edilmiş olması durumunda itirazın iptali davasının derdestlik dava şartı yokluğundan reddedilmesi gerektiği yönündeki tespit, ipotekli alacaklarda çoklu dava/takip stratejisi bakımından emsal niteliğindedir. Ayrıca Rekabet Kurulu kararıyla geçersiz kalan bayilik/intifa sözleşmelerinde sebepsiz zenginleşme esasına göre iade hesaplamasında KDV'nin ve semerenin dışlanması yönündeki değerlendirme de bölgesel emsal değeri taşımaktadır.

Kavramlar: denkleştirici adalet ilkesi sebepsiz zenginleşme taleple bağlılık ilkesi derdestlik dava şartı zorunlu takip arkadaşlığı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip itirazın iptali icra inkar tazminatı rekabetin korunması / muafiyet

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/303

KARAR NO 2021/305

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 02/11/2017

NUMARASI 2014/966 Esas 2017/795 Karar

BİRLEŞEN DOSYA İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/113 Esas 2013/110 Karar sayılı dosyası

DAVA

Alacak

BİRLEŞEN DAVA

İtirazın İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ 04/03/2021

Asıl davanın kısmen kabulüne ,birleşen davanın kabulüne ilişkin verilen hükmün taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili asıl dava dilekçesi ile 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanunun 16. Maddesi gereğince Rekabet Kurulu tarafından geçersiz sayılan anlaşmalar gereğince taraflar arasında bağıtlanan protokol gereğince davalıya peşin satış teşvik primi adı altında ödenen 270.000 -usd ve KDV destek süresinin 15 yıl boyunca söz konusu ürünleri satacağı inancı ile verdiği ve davalı yanın gerçekleştirdiği istasyon inşaatına ilişkin olarak ibraz edilen 7 adet peşin satış teşvik primi açıklamalı faturalar karşılığı 672.313,78 -kdv dahil bedelin, sabit yatırım ve demirbaşlara ilişkin ödemelerin , geçersiz kılınan 18.09.2010 tarihini aşan sürelere ait olmak üzere denkleştirici adalet ilkesine göre saptanan 1.005.259,73-TL teşvik prim bedeli ve 27.295,08 -TL sabit yatırım ve demirbaş bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

ASIL DAVADA CEVAP

Davalı vekili asıl davaya verdiği cevapta dava konusu satış teşvik primi ödemelerinin 15 yıl intifa süresi ile ilişkilendirilemeyeceğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 5 yıl olduğunu, ödemelerinde 5 yıl için yapıldığını, intifa sözleşmesinin tarafı olmadıklarını davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

BİRLEŞEN DAVA

Asıl dava ile birleşen İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında davacı vekili, taraflar arasında 06.04.2015 tarihli 15 yıl intifa sözleşmesi akdedildiğini, intifa bedelinin tamamının malike ödendiğini, Rekabet Kurulu Kararı ile sözleşmenin sona erdiğini, davalının bedeli müvekkilinden tahsil ettiğini, ancak 18.09.2010 tarihinde akaryakıt istasyonunda başka bir dağıtım şirketinin bayisi olarak faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirkete ödenmek üzere ipotekle güvence altına alınan 500.000- TL lik kısmı için davalı aleyhine İstanbul ....İcra Müd.... esas sayılı dosyası ile takip yapıldığını, borçlu davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu, itirazın iptaline-takibin devamına %20 oranında tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

BİRLEŞEN DAVADA CEVAP

Davacı ile müvekkili arasında bayilik sözleşmesinin 5 yıl için yapıldığını ve 568.550,01-TL ödendiğini, işbu ödeme için davacı ... ile müvekkili şirket arasında düzenlenen protokol ve işletmecilik anlaşmasının esas alındığını davacı lehine tesis edilen ipoteğin amacının cari hesap sonucundaki alacağın varlığını garanti altına almak olduğunu, ipoteğin varlığının kesin borç anlamına gelmediğini, davacı ile müvekkili arasındaki sözleşmenin 5 yıl için yapılmış olduğundan sürenin dolması ile davacı tarafından sona erdirildiğini, intifa bedeli 24.285-TL+kdvnn davacı tarafından müvekkilinden tahsil edildiğini, davacının benzer taleplerle açtığı dava derdest iken ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yaptığını, İstanbul 26.Asliye Ticaret Mahkemesinde 2012/86 esas sayılı dosya ile dava açıldığını, taleplerin sözleşmenin sona ermesine bağlı olarak oluşan zararlara ilişkin olduğunu, aynı konuda açılmış dava varken takip yapılmasının usulsüz olduğunu derdestlik nedeni ile davanın davanın reddini, ayrıca davacının müvekkilinden hiçbir alacağı olmadığı İstanbul 34 Asliye Ticaret Mah.2012/129 E.

ve İstanbul 26.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/86 esas sayılı dosyası ile ispatlandığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ

Mahkemece; asıl dava yönünden bakiye intifa süresine ilişkin hesaplama yapılmak sureti ile denkleştirici adalet ilkesi gereğince 615.076-TL ye dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Birleşen dosya yönünden davalının bayilik sözleşmesi gereğince verdiği ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takipte tahsilde tekerrür etmemek üzere yapılmış olduğundan yasal ve yerinde olduğu ve tespit edilen alacak üzerinden itirazın iptaline,takibin devamına ve icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Davacı vekili, ilk derece mahkemesince alınan 15.06.2015 tarihli raporda 270.000-usd dışında kalan tutar yönünden hesaplama yapıldığını, denkleştirici adalet ilkesi uyarınca davalının iade ile yükümlü olduğu tutarın 1.008.538-TL olduğu belirlendiği halde, zaten hesaba katılmamış tutar indirilmek sureti ile hüküm verilmesinin yerinde olmadığını, davacının intifa hakkı süresi için davalı şirkete 30.09.2004 tarihinde ödenen yatırım bedelinden karşılıksız kalan süreye isabet eden tutarı, intifa hakkının terkin tarihi itibarı ile denkleştirici adalet ilkesine göre hesaplama ile bulunacak tutarı istediğini verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, birleşen dava yönünden davalının iade etmesi gereken miktarı bilmesi nedeni ile inkar tazminatı talebinin reddedilmiş olmasının da yerinde olmadığını belirterek kararı istinaf etmiştir.2-Davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşmenin 5 yıllık olarak yapıldığını, işletme sözleşmesinin intifa sözleşmesinden 5,5 ay sonra yapıldığını, sözleşmenin sona erme sebebinin 2002/2 sayılı tebliğ olmayıp 5 yıllık akdedilen sözleşme olduğunu, süre sonunda davacı tarafından gayrımenkuldeki petrol istasyonu işletmesini 5 yıldan sonra devam ettirmediğini, ödemelerinde 5 yıl için verildiğini, mahkemenin alınan bilirkişi raporlarına rağmen bu kararı verdiğini, hukuka ve hakkaniyete uygun 01.09.2014 tarihli rapor yok sayılarak karar verildiğini, alınan bu rapora göre davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını bu konudaki taleplerinin değerlendirilmediğini, davacının petrol istasyonu açılması için yapması zorunlu olan masrafları davalıdan talep edemeyeceğini, sabit yatırım bedelinin yapılması gereken yatırım olduğunu, bu sabit yatırımlarla davacıya hizmet verildiğini bu konudaki mahkemenin kabul kararının yerinde olmadığını, birleşen dosya yönünden davacının alacaklarının zamanaşımına uğradığını, mahkemece ipoteğin paraya çevrilmesi ve takibin devamı kararının hatalı olduğunu, ayrıca inkar tazminatı reddedildiği halde vekalet ücreti verilmemesinin de hatalı olduğunu belirterek kararı istinaf etmiştir.

GEREKÇE

.Dava; davacı tarafından davalıya bayiilik sözleşmesi kapsamında ödenen 270.000usd finansal destek bedeli ile intifa süresi boyunca geçerli olacağı nedeniyle 672.313,78-TL peşin satış teşvik priminin 18.09.2010 tarihini aşan süre için denkleştirici adalet ilkesi gereğince güncellenmiş değerlerinin ve 27.295,08- TL sabit yatırım bedelinin tahsili ve birleşen dosya yönünden 500.000 -TL ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takipte itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince ;

27. 295,98-TL tutarında sabit yatırım bedeline ilişkin istek ,davacı vekilinin dava ettiği yatırımları açıklamadığı ,istasyondaki demirbaşları ve kurumsal malzemelerin 1.12.2010 tarihinde davacıya iade edildiği bu kaleme ilişkin istek yerinde olmadığından red edilmiş,mahkemenin bu kalem isteği red etmesinde isabetsizlik görülmemiştir.Davacı ile davalı arasında 22.08.2005 tarihinde 5 yıllık süre ile bayilik sözleşmesi imzalanmıştır. Ekli protokol g maddesinde davacı işleticiye ticari faaliyetin geliştirilmesi için 270.000-usd( kdv hariç 366.228-TL) ödemeyi taahhüt ettiği ve ödemenin yapıldığı sabittir. Davacı tarafından dava dışı tapu maliki Güngören Güneştepe ...Okul Talebelerine Yardım Derneği ile 05.04.2005 tarihinde sözleşme tarihinden önce 27.000 TL bedelle 15 yıl intifa hakkı konusunda resmi senet ,14.04.2005 tarihinde dava dışı dernek tarafından davacı lehine davalının doğmuş ve doğacak bilumum hak ve alacakları ile verdiği borçların teminatını teşkil etmek üzere 500.000-TL lik ipotek tesis edilmiştir.Dağıtım şirketleri (sağlayıcılar) ile bayiiler arasındaki hukuki ilişkinin temeli işletme sözleşmesi ve intifa ve kira sözleşmesi olarak iki anlaşma şeklinde düzenlenmektedir.

Sağlayıcı(Davacı) öncelikle taşınmazı sahibi olan bayii yada üçüncü kişiden intifa hakkını almakta, daha sonra bayiye istasyonun işletmesini vermektedir. Sağlayıcı ile bayiler arasındaki tek ilişki 2 ayrı sözleşmeye konu edilmekte ise de amaç tek bir sözleşme yapmaktır. Rekabet Kurulunca 12.03.2009 tarihinde yayınladığı duyuru ile 18.09.2005 tarihinden olan ve süresi 5 yılı aşan bayilik sözleşmesi ve intifa, kira, kredi sözleşmeleri azami hadde indirme" ilkesi gereğince 18.09.2010 tarihine kadar muafiyetten yararlanacağı, bu tarihten sonra muafiyet koşullarının ortadan kalkacağı 4054 sayılı kanunu 56 maddesi gereğince geçersiz hale geleceği ,bu anlaşmaya göre ifada bulunmuş olan tarafın yerine getirdiği edimleri isteme hakkının ortaya çıkacağı, bu edimlerin geri istenmesinde tarafların iade borcunun BK 63 ve 64 maddesine tabi olduğu açıklanmıştır.Somut olayda, ekli protokol G Özel şartlarında davacı şirketin davalıya 270.000-usd finansal destek sağlamayı vaadettiği ve fatura karşılığı ödediği ancak sözleşme süresi 5 yıl olmakla, verilen bedelin intifa süresinin tamamını kapsar şekilde verildiğini ispatlayacak bir delil bulunmadığı, davacının bu bedeli kendi kayıtlarında bu şekilde (5 yıllık sözleşme süresi ile )muhasebeleştirdiği ve kayıtlara işlediği anlaşıldığından davacının bu konudaki talebinin reddi ile ilgili mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Ancak bilirkişi raporlarında bu husus belirlenmesine karşın yapılan hesaplamalarda gerek çıplak ,gerekse güncellenmiş değerlere bu tutar dahil edilerek hesaplanmıştır.Davacı tarafın diğer isteği ise kdv hariç ödenen 569.715,08- TL bedelin kullanılmamış süreye isabet eden güncellenmiş bedeline ilişkindir.Davacı ödenen yatırım bedeli dışında güncellenmiş bedeli de talep etmekte ise de anılan ödeme intifa hakkının terkin edildiği tarihe kadar davacı şirketin kullanımında kabul edilerek bu süre için ayrıca semere istemi mümkün görülmemiştir.Herne kadar terkinden itibaren semere istenibileceği düşünülse de iyiniyetli sebebsiz zenginleştiği kabul edilmesi gereken malik davalının elinde kalan paranın iadesi ile sorumlu tutulması gerekmektedir.Davacı tarafından taşınmaz üzerine inşası gerçekleştirilen akaryakıt istasyonunda kendi ürünlerini satacağı inancı ile davalının gerçekleştirdiği ödemelerine finansal destek amacı ile 569.715,08- TL+270.000-usd ödeme de bulunduğu,her iki ödemeden kullanılmayan süreye isabet eden geri kalan miktarın 17.3.2014 tarihli bilirkişi raporuna göre çıplak bedelin her iki kalemde 611.278-TL olarak hesaplandığı, bu tutardan usd ödemeye ilişkin olan 239.216 -TL düşüldüğünde kalan bakiye 372.062-TL olarak hesaplanmaktadır.Ancak davalı vekilinin 29.4.2014 tarihli dilekçesi ekinde bulunan hesaplama tablosunda (595.833,08-233.145,33= 362.687,75-TL)olduğu hesaplanmıştır.Taleple bağlılık ilkesi gereği davacı vekilinin dava dilekçesinde talep ettiği bedeli gösteren hesaplama tablosu esas alınması gerekmektedir.Ancak davalının yatırım bedelinin kullanılmayan bölümünden doğan iade sorumluluğu sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanmaktadır.

Sebepsiz zenginleşmeye ilişkin TBK’nın 79. maddesi hükmü gereğince davalı sadece kendisinin sebepsiz zenginleştiği miktar kadar sorumludur. Bu sebeple davacı tarafından ödenen ve ancak davalının elinde kalmayan KDV ödemesi dikkate alınmamalıdır.Birleşen dava alacak davasına konu edilen alacakların tahsilini teminen ipotekli takibe vaki itirazın iptaline ilişkindir. İcra dosyasında , davacı alacaklı, davalı borçlu olarak gösterilmiş,örnek 9 ödeme emrinin de borçlu davalı adına düzenlendiği, ancak ipotek borçlusu olan taşınmaz maliki takipte taraf olarak gösterilmemiştir.İİK'nun 149. maddesinde; "İcra müdürü, ibraz edilen akit tablosunun kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva ettiğini ve alacağın muaccel olduğunu anlarsa borçluya ve taşınmaz üçüncü şahıs tarafından rehnedilmiş veya taşınmazın mülkiyeti üçüncü şahsa geçmişse ayrıca bunlara birer icra emri gönderir" düzenlemesi mevcut olup, madde içeriğinden, borçlu ile ipotek veren arasında zorunlu takip arkadaşlığının bulunması nedeniyle haklarında birlikte takip yapılması zorunludur.TMK'nun 887.

maddesi gereğince; ipotekli taşınmazın maliki borçtan şahsen sorumlu değil ise de, alacaklının ödeme isteminin ona karşı etkili olması, bu istemin hem borçluya hem kendisine karşı yapılmış olmasına bağlıdır, ,takip dosyasında taşınmaz maliki takipte zorunlu takip arkadaşı olduğundan usulüne uygun bir takip bulunmamaktadır.İİK 45 maddesinin 1 fıkrası uyarınca rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusuna karşı yalnız rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılabilir.Başka türlü takip yapılamaz.Ancak anılan madde hükmü , borçluya karşı alacak davası açılmasını engelleyen bir düzenleme içermemektedir.Zira alacaklı açtığı bu alacak davası sonunda elde edeceği ilama dayalı olarak ipotek hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takip başlatabilecektir.(Yargıtay 19.H.D nin 2017/2886-2019/3446 emsal ilamı )Davacı tarafından açılan asıl dava alacak davası olup açılış tarihi 06.04.2012 dir.

İpoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takip tarihide 06.04.2012 başlatılmıştır.Birleşen dava ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takip için açılan itiraz iptali davasının açılış tarihi ise 10.04.2013 tarihidir. İtirazın iptali davası alacak davası ile birleştirilmiştir. İtirazın iptali davasının konusu olan 500.000- TL alacak, itirazın iptali davasından önce açılan alacak davası içinde talep edilmiş olduğundan itirazın iptali davasında derdestlik durumu oluşturulmuştur. HMK’nın 114. maddesinin birinci fıkrasının “ı” bendinde düzenlenen aynı davanın, daha önce açılmış ve hâlen görülmekte olmaması dava şartı olup mahkemece re’sen dikkate alınmalıdır. Bu itibarla davalı vekilinin red edilen icra inkar tazminatı bakımından vekalet ücretine hükmedilmesi ve sözleşme sonlandıktan sonra 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından zamanaşımına yönelik istinaf nedenleri yerinde değildir.Ancak asıl ve birleşen davaya yönelik ileri sürdüğü diğer istinaf nedenleri yerinde görülmüş olup, birleşen davanın derdestlik dava şartı yokluğundan reddine karar verilmek gerekirken itirazın iptaline karar verilmesi doğru görülmemiştir.Ancak bu hata/eksiklik nedeniyle yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden hükmün kaldırılmasına yeniden hüküm verilmesine ,asıl dava da 15 yıllık intifa süresi için davalıya verilen yatırım bedelinden 362.687,75 TL kullanılmamış süreye isabet eden kısmın davalıdan tahsiline ,fazla istemin reddine ,birleşen davanın da derdestlik dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1- Asıl ve birleşen davada;davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nın 353(1)-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Asıl ve birleşen davada; davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/966 Esas-2017/795 Karar sayılı ve 02/11/2017 tarihli hükmünün HMK.'nun 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "Asıl davada; davanın kısmen kabulüne, 362.687,75-TL yatırım bedelinin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilerek davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, fazla istemin tümüyle reddine, Birleşen davanın derdestlik dava şartı yokluğu nedeniyle REDDİNE"İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak; "Asıl dava yönünden; Alınması gereken 24.775,20-TL nispi karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin yatırılan 15.333,45-TL harcın mahsubu ile bakiye 9.441,75-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,Davacı tarafından peşin yatırılan 15.357,90-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından yapılan 3.900-TL bilirkişi ücreti, 148-TL posta masrafı olmak üzere toplam 4.048-TL yargı giderinin, davanın kabulü oranında hesaplanan 1.421,87-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 41-TL yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 27--TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın üzerinde bırakılmasına, Davacı vekili için takdir olunan 33.838,14-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davalı vekili için takdir olunan 50.543,35-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine Birleşen dava yönünden;

Alınması gereken 59,30-TL harcın; davacı tarafından peşin yatırılan 6.038,75-TL harçtan mahsubu ile fazla olan 5.979,45-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, Davalı vekili için takdir olunan 4.080-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" Asıl ve birleşen davada davacı tarafından yatırılan peşin harcın istinaf karar harcına mahsubuna,eksik kalan 46.80-TL harcın davacıdan tahsiliyle hazineye gelir kaydına ,İstinaf yoluna başvuran asıl ve birleşen davada davalı tarafından yatırılan 19.042-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,Asıl ve birleşen davada davacı tarafından yapılan 107,70-TL istinaf yargı giderinden davanın kabulü oranında hesaplanan 38-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın üzerinde bırakılmasına,Asıl ve birleşen davada davalı tarafından yapılan 37,90-TL istinaf yargı giderinden davanın reddi oranında hesaplanan 25-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 04/03/2021

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.