Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/5809 E. 2023/6668 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': 'beş yıllık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
5174 sayılı kanun↗ sınırlı ihya↗ münfesihlik↗ yeniden tescil↗ re'sen terkin↗ yasal hasım↗ ticaret sicili tescili↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ vekâlet ücreti↗ yargılama giderleri↗ derdestlik↗ ihya↗ infaz↗ tasfiye memuru↗ rücu↗ hak düşürücü süre↗ alacak davası↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ ihtar↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ yargılama gideri↗ tebligat↗ ticaret sicili↗ ek tasfiye↗ terkin↗ harç↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ vekalet ücreti↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/131 E., 2022/514 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı işçi tarafından açılan alacak davası sonucu verilen karar uyarınca yapılan ödemelerin tahsili için açtıkları rücuan alacak davasında taraf teşkili sağlanmasını teminen, ticaret sicilden 31.07.2013 tarihinde re'sen terkin edilen ... Sosyal Hizmetler ve Turizm Ltd. Şti.nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi ve 30.12.2012 tarihli ve 28513 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5’inci maddesi kapsamında; “5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği İle Odalar ve Borsalar Kanunu’nun (5174 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle oda kaydının silinmiş olması” gerekçesiyle re'sen terkin kapsamına alınarak, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 31.07.2013 tarihinde sicil kaydının re'sen terkin edildiği, geçici 7 nci maddenin onbeşinci fıkrası uyarınca ihya davasının beş yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, yasal hasım konumunda olan müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmaması gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, ihyası istenen şirket hakkında bir dava olduğu halde tasfiyenin şeklen ve eksik olarak ticaret sicil kayıtlarına yansıdığı; yargılaması devam eden 2021/399 E. sayılı davanın görülebilmesi ve verilecek kararın infaz işlemlerinin yapılmasının 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi anlamında ek tasfiye işlemini gerektirdiği ve bunun için söz konusu şirketin ihya edilerek yeniden ticaret siciline tescilinin zorunlu hale geldiği, davalının yasal hasım konumunda olduğu, tasfiyenin usulsüz kapatılmasından dolayı sorumluluğu bulunmadığı, davacı vekili yararına vekâlet ücreti takdirine yer olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 8840-8 sicil numarasında kayıtlı iken tasfiyesi kapatılmış olan ''... Sosyal Hizmetler ve Turizm Limited Şirketi'' ünvanlı şirketin ticaret sicil kaydının, Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/399 E. sayılı dava dosyası yönünden ve Mahkemece verilecek kararının infazı işlemleriyle sınırlı olarak ihyası ile şirketin bu konuyla sınırlı olmak üzere İstanbul Ticaret Siciline yeniden tesciline, ek tasfiye işlemlerinin yapılması için ...'in tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın kabulüne karar verildiği halde lehlerine vekalet ücretine hükmedilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, davalı ... Sicil Müdürlüğü tarafından ihyası istenen şirketin 12.08.2013 tarihinde 5174 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle oda kaydının silinmiş olması nedeniyle Ticaret Sicil Gazetesinde gerekli ilan yapılarak süresi içerisinde bir başvuru yapılmadığından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında sicil kaydının re'sen terkin edildiği, geçici 7 nci maddede şirketlerin re'sen terkin sebeplerinin tahdidi olarak sayıldığı, bunlar arasında yukarıda belirtilen terkin sebebi yer almadığı gibi şirkete ve şirketin temsilcilerine maddenin dördüncü fıkrası uyarınca tebligat yapıldığına ilişkin herhangi bir mazbata-belge sunulmadığı, şirkete yapılan tebligatın iade edildiğine ilişkin Sicil Müdürlüğü tarafından düzenlenen belgeyi destekleyecek mahiyette herhangi bir mazbata-belge de sunulmadığı, ve sicil dosyasında da rastlanılmadığı, buna göre yasa hükmünde öngörülen ihtar koşulunun yerine getirildiği hususunun davalı tarafça ispat edilemediği, usulüne uygun geçerli bir terkin işlemi bulunmadığından terkin edilen şirketler yönünden davaya konu ihya talebinin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen hak düşürücü süreye tabii olmadığı, davacının devam eden dava dosyası nedeniyle şirketin ihyasını istemekte haklı ve hukuki yararının olduğu, terkin edilen şirket yönünden ihya koşullarının oluştuğu, geçici 7 nci madde çerçevesinde yapılan terkin işlemi hatalı olduğu, somut olayda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 312 nci maddesinin ikinci fıkrasının uygulanma koşullarının bulunmayıp, 326 ncı maddesi uyarınca davalı Sicil Müdürlüğünün yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu olduğu, re'sen terkin edilmiş şirketler bakımından ihya kararı verilmesi halinde şirketlerin tasfiye haline gireceğine ilişkin bir yasal düzenleme bulunmadığından bu şirketlere tasfiye memuru atanmasına da gerek olmadığı, Mahkemece davanın kabulüne ve şirketin ticaret sicil kaydının ihyasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de davanın kabulüne karar verildiği davalı aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesinin ve tasfiye memuru atanmasının doğru bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile davanın kabulüne; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 8840-8 sicil numarasında sicile kayıtlı ... Sosyal Hizmetler Ve Turizm Limited Şirketi'nin Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/399 E. sayılı dava dosyasının sonuçlandırılması ve verilecek kararın infazı işlemleri ile sınırlı olarak re'sen terkin kararının iptali ile şirketin ihyasına, davacı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ihyası istenen şirket hakkında dedest dava bulunduğuna dair sicl kayıtlarına intikal eden bir bildirim olmadığını, dayanak davanın da re'sen terkin tarihinden sonra ikame edildiğini, re'sen terkin işlemi ile ilgili olarak gerekli ilanların yapıldığını, terkin işleminin hukuka uygun olduğunu, müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, terkin işleminin usulüne uygun olmadığı yönünde davacı iddiası olmadığı ve davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığı, ihyası istenen şirkete tasfiye memuru atanması gerektiğini, derdest olduğu belirtilen dayanak dava ihyası istenen şirketin terkin tarihinden sonra açılmış olduğundan ve müvekkili tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca tesis edilen işlemler usulüne uygun olduğundan ihyası istenen şirketin taraf olduğu dava açısından verilecek ihya kararında 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca tasfiye memuru atanması gerektiğini belirterek müvekkili aleyhine vekalet ücreti hükmedilmemesi ve ihyası istenen şirkete tasfiye memuru atanması yönünde karar verilmek üzere Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca ticaret sicilden re'sen terkin edilen şirketin, bu şirkete karşı açılmış rücu davaları sebebi ile ihyası talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un 326, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/257 E. 2024/1352 K.
Ortak:münfesihlik · re'sen terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · yargılama giderleri · ihya · tasfiye memuru · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaSicil Müdürlüğü tarafından «ihyası» istenen şirketin 12.08.2013 tarihinde 5174 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle oda «kaydının» silinmiş olması nedeniyle Ticaret Sicil Gazetesinde gerekli «ilan» yapılarak süresi içerisinde bir başvuru yapılmadığından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında sicil kaydının re'«sen terkin» edildiği, geçici 7 nci maddede şirketlerin re'sen terkin sebeplerinin tahdidi olarak sayıldığı, bunlar arasında yukarıda belirtilen terkin «sebebi» yer almadığı gibi şirkete ve şirketin «temsilcilerine» maddenin dördüncü fıkrası uyarınca «tebligat» yapıldığına ilişkin herhangi bir mazbata-belge sunulmadığı, şirkete yapılan tebligatın iade edildiğine ilişkin Sicil Müdürlüğü tarafından düzenlenen belgeyi destekleyecek mahiyette herhangi bir mazbata-belge de sunulmadığı, ve sicil dosyasında da rastlanılmadığı, buna göre yasa hükmünde öngörülen «ihtar» koşulunun yerine getirildiği hususunun davalı tarafça ispat edilemediği, usulüne uygun geçerli bir terkin işlemi bulunmadığından terkin edilen şirketler yönünden davaya konu ihya talebinin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen «hak düşürücü süreye» tabii olmadığı, davacının devam eden dava dosyası nedeniyle şirketin ihyasını istemekte haklı ve «hukuki yararının» olduğu, terkin edilen şirket yönünden ihya koşullarının oluştuğu, geçici 7 nci madde çerçevesinde yapılan terkin işlemi hatalı olduğu, somut olayda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 312 nci maddesinin ikinci fıkrasının uygulanma koşullarının bulunmayıp, 326 ncı maddesi uyarınca davalı Sicil Müdürlüğünün «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinden sorumlu olduğu, re'sen terkin edilmiş şirketler bakımından ihya kararı verilmesi halinde şirketlerin «tasfiye» haline gireceğine ilişkin bir yasal düzenleme bulunmadığından bu şirketlere «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı, Mahkemece davanın kabulüne ve şirketin «ticaret sicil» kaydının ihyasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de davanın kabulüne karar verildiği davalı aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesinin ve tasfiye memuru atanmasının doğru bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm tesisi ile davanın kabulüne; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 8840-8 sicil numarasında sicile kayıtlı ...
… dalar ve Borsalar Birliği İle Odalar ve Borsalar Kanunu’nun (5174 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle oda «kaydının» silinmiş olması” gerekçesiyle re'«sen terkin» kapsamına alınarak, «tebligat» ve «ilan» prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 31.07.2013 tarihinde sicil kaydının re'sen terkin edildiği, geçici 7 nci maddenin onbeşinci fıkrası uyarınca «ihya» davasının beş yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılmadığını, «yasal hasım» konumunda olan müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmaması gerektiğini savunmuştur.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; «ihyası» istenen şirket hakkında dedest dava bulunduğuna dair sicl kayıtlarına intikal eden bir bildirim olmadığını, dayanak davanın da re'«sen terkin» tarihinden sonra ikame edildiğini, re'sen terkin işlemi ile ilgili olarak gerekli ilanların yapıldığını, terkin işleminin hukuka uygun olduğunu, müvekkili aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, terkin işleminin usulüne uygun olmadığı yönünde davacı iddiası olmadığı ve davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılmadığı, ihyası istenen şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, «derdest» olduğu belirtilen dayanak dava ihyası istenen şirketin terkin tarihinden sonra açılmış olduğundan ve müvekkili tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca tesis edilen işlemler usulüne uygun olduğundan ihyası istenen şirketin taraf olduğu dava açısından verilecek ihya kararında 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca tasfiye memuru atanması gerektiğini belirterek müvekkili aleyhine «vekalet ücreti» hükmedilmemesi ve ihyası istenen şirkete tasfiye memuru atanması yönünde karar verilmek üzere Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
Benzer bu karardaCEVAP Davalı «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «ihya» davasının «terkin» tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde açılmadığını, dava dışı şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re’«sen terkin» edildiğini, 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 inci maddesinde müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceği ifade edilmiş ve (d) bendinde “18.05.2004 tarihli ve 5714 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32’nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilmemesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler”in müdürlüklerce kapsama alınacağının düzenlendiğini, dava dışı şirketin bu kapsamda olduğunu, «yasal hasım» bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Dairemizin yerleşik uygulaması gereğince, «terkin» edilen şirketin ortakları veya yetkilisi dışında «üçüncü kişiler» tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasına istinaden açılan «ihya» davaları, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde düzenlenen ek «tasfiye» niteliğinde olup, Mahkemece davanın kabulü ile şirketin ihyasına (ek tasfiye) karar verilmesi durumunda, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin 2 nci fıkrası gereğince dava dilekçesinde belirtilen dava dosyası ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına ve «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihtar usulü · kıdem tazminatı · rücuen tahsil · üçüncü kişi · yetki · yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı Turkal Temizlik İnşaat Taahhüt ve Ticaret Limited Şirketi işçilerinden E.B. ve D.T. tarafından «kıdem tazminatı» ve yıllık izin ücreti alacağı için müvekkil idare aleyhine dava açıldığını, D.T. tarafından açılan dava sonucu Ankara 15.
İş Mahkemesinin 05.04.2021 tarih ve 2017/711 E., 2021/364 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, işbu davalar sonucunda müvekkili idare tarafından dava dışı işçilere ödenen miktarın «rücuen tahsili» amacıyla müvekkili tarafından Ankara 21.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/353 E. sayılı dosyasında yürütülen yargılama sırasında Turkal Temizlik İnşaat Taahhüt ve Ticaret Limited Şirketinin «terkin» edildiği bildirilmiş olduğunu, anılan «şirketin ihyası» için gerekli işlemleri yapmak üzere söz konusu Mahkemece taraflarına «yetki» verildiğini ileri sürerek anılan şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «ihya» davasının «terkin» tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde açılmadığını, dava dışı şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re’«sen terkin» edildiğini, 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 inci maddesinde müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceği ifade edilmiş ve (d) bendinde “18.05.2004 tarihli ve 5714 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32’nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilmemesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler”in müdürlüklerce kapsama alınacağının düzenlendiğini, dava dışı şirketin bu kapsamda olduğunu, «yasal hasım» bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6691 E. 2023/1278 K.
Ortak:münfesihlik · re'sen terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · yargılama giderleri · derdestlik · ihya · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz kararda… dalar ve Borsalar Birliği İle Odalar ve Borsalar Kanunu’nun (5174 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle oda «kaydının» silinmiş olması” gerekçesiyle re'«sen terkin» kapsamına alınarak, «tebligat» ve «ilan» prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 31.07.2013 tarihinde sicil kaydının re'sen terkin edildiği, geçici 7 nci maddenin onbeşinci fıkrası uyarınca «ihya» davasının beş yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılmadığını, «yasal hasım» konumunda olan müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmaması gerektiğini savunmuştur.
Sicil Müdürlüğü tarafından «ihyası» istenen şirketin 12.08.2013 tarihinde 5174 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle oda «kaydının» silinmiş olması nedeniyle Ticaret Sicil Gazetesinde gerekli «ilan» yapılarak süresi içerisinde bir başvuru yapılmadığından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında sicil kaydının re'«sen terkin» edildiği, geçici 7 nci maddede şirketlerin re'sen terkin sebeplerinin tahdidi olarak sayıldığı, bunlar arasında yukarıda belirtilen terkin «sebebi» yer almadığı gibi şirkete ve şirketin «temsilcilerine» maddenin dördüncü fıkrası uyarınca «tebligat» yapıldığına ilişkin herhangi bir mazbata-belge sunulmadığı, şirkete yapılan tebligatın iade edildiğine ilişkin Sicil Müdürlüğü tarafından düzenlenen belgeyi destekleyecek mahiyette herhangi bir mazbata-belge de sunulmadığı, ve sicil dosyasında da rastlanılmadığı, buna göre yasa hükmünde öngörülen «ihtar» koşulunun yerine getirildiği hususunun davalı tarafça ispat edilemediği, usulüne uygun geçerli bir terkin işlemi bulunmadığından terkin edilen şirketler yönünden davaya konu ihya talebinin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen «hak düşürücü süreye» tabii olmadığı, davacının devam eden dava dosyası nedeniyle şirketin ihyasını istemekte haklı ve «hukuki yararının» olduğu, terkin edilen şirket yönünden ihya koşullarının oluştuğu, geçici 7 nci madde çerçevesinde yapılan terkin işlemi hatalı olduğu, somut olayda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 312 nci maddesinin ikinci fıkrasının uygulanma koşullarının bulunmayıp, 326 ncı maddesi uyarınca davalı Sicil Müdürlüğünün «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinden sorumlu olduğu, re'sen terkin edilmiş şirketler bakımından ihya kararı verilmesi halinde şirketlerin «tasfiye» haline gireceğine ilişkin bir yasal düzenleme bulunmadığından bu şirketlere «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı, Mahkemece davanın kabulüne ve şirketin «ticaret sicil» kaydının ihyasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de davanın kabulüne karar verildiği davalı aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesinin ve tasfiye memuru atanmasının doğru bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm tesisi ile davanın kabulüne; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 8840-8 sicil numarasında sicile kayıtlı ...
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; «ihyası» istenen şirket hakkında dedest dava bulunduğuna dair sicl kayıtlarına intikal eden bir bildirim olmadığını, dayanak davanın da re'«sen terkin» tarihinden sonra ikame edildiğini, re'sen terkin işlemi ile ilgili olarak gerekli ilanların yapıldığını, terkin işleminin hukuka uygun olduğunu, müvekkili aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, terkin işleminin usulüne uygun olmadığı yönünde davacı iddiası olmadığı ve davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılmadığı, ihyası istenen şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, «derdest» olduğu belirtilen dayanak dava ihyası istenen şirketin terkin tarihinden sonra açılmış olduğundan ve müvekkili tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca tesis edilen işlemler usulüne uygun olduğundan ihyası istenen şirketin taraf olduğu dava açısından verilecek ihya kararında 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca tasfiye memuru atanması gerektiğini belirterek müvekkili aleyhine «vekalet ücreti» hükmedilmemesi ve ihyası istenen şirkete tasfiye memuru atanması yönünde karar verilmek üzere Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
Benzer bu kararda… uygun olarak 5174 sayılı Kanun'un 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerin ve durumların tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler kapsamında resen «sicilden terkin» edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi gereği şirkete tebliğe çıkarılan «ihtarın» 03.07.2014 tarihinde "taşınmış" notuyla iade edildiğini, ihtarın ayrıca 07.07.2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde «ilan» edildiğini, bu durumda usul ve yasaya uygun olarak şirketin sicilden «resen terkin» edildiğini, şirketin terkin tarihinde «derdest» davasının kendileri tarafından bilinmesi mümkün olmadığından Müdürlüğün davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, «yasal hasım» konumundaki davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin hatalı olduğunu, şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereği ek «tasfiye» hükümlerine göre tasfiyesinin sağlanarak «tasfiye memuru atanması» gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak kararın bozulmasını istemiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/413 E. sırasında kayıtlı davanın «derdest» olduğu, anılan şirketin sicilden resen terkininin aynı zamanda geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrasına da aykırılık teşkil ettiği, esasen «ihyası» istenen şirketin «sicilden terkin» koşulları oluşmadığı halde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine aykırı olarak dosyada yer alan «ticaret sicili» kayıtlarına göre ihyası istenen şirket halen faal iken davalı sicil terkin işlemini gerçekleştirmiş olduğundan, İlk Derece Mahkemesince şirkete «tasfiye memuru atanmaksızın» şirketin ihyasına karar verilmesinde ve usulsüz terkin işlemini gerçekleştiren davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı asılın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtarat · zayi belgesi · resen terkin · yargılama giderlerinden sorumluluk · maddi hata · sicilden terkin · zayi · taraf ehliyeti
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin 2014/413 E. sayılı dosyası üzerinden yargılaması devam eden «derdest» davasının olduğu, bu nedenle davacının davayı açmakta «hukuki yararı» bulunduğu 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasında «terkin» sebepleri sınırlı olarak sayıldığı, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5174 sayılı Kanun) 10 ve 32 inci maddeleri kapsamında odaca «kaydın» silinmesinin bu madde kapsamında olmadığı, kaldı ki 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca şirket yetkilisine usulüne uygun «ihtarat» yapıldığının da ispatlanamadığı, bu haliyle dava konusu şirket hakkında uygulanmaması gereken 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesi uygulanmış olması sebebiyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasındaki süre sınırlamasının dikkate alınamayacağı, dava açılmasına yanlış işlem yaparak davalı sebebiyet verdiğinden davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, ...
… uygun olarak 5174 sayılı Kanun'un 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerin ve durumların tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler kapsamında resen «sicilden terkin» edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi gereği şirkete tebliğe çıkarılan «ihtarın» 03.07.2014 tarihinde "taşınmış" notuyla iade edildiğini, ihtarın ayrıca 07.07.2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde «ilan» edildiğini, bu durumda usul ve yasaya uygun olarak şirketin sicilden «resen terkin» edildiğini, şirketin terkin tarihinde «derdest» davasının kendileri tarafından bilinmesi mümkün olmadığından Müdürlüğün davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, «yasal hasım» konumundaki davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin hatalı olduğunu, şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereği ek «tasfiye» hükümlerine göre tasfiyesinin sağlanarak «tasfiye memuru atanması» gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak kararın bozulmasını istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 30.12.2012 tarih ve 28513 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan «münfesih» olmasına veya sayılmasına rağmen «tasfiye» edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 1 inci maddesinin d bendi "18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler." ifadesi ile Kanunda olmayan bir hali tebliğ ile düzenlediği, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde tahdidi olarak sayılan silinme sebepleri arasında yer almayan «ihyası» istenen şirketin oda kaydının silinmesine dayanılarak davalı tarafından söz konusu «terkin» işleminin gerçekleştirilmesi anılan Kanun maddesine açıkça aykırı olduğu, yapılan işlemler geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendindeki usule göre de yerine getirilmediği, terkin işlemi nedeniyle şirketi «temsil» ve ilzama yetkili kişilere «ihtar» gönderilmediği, terkin işleminin gerçekleştiği tarihte ihyası istenen şirket tarafından 10.06.2014 tarihinde «zayi belgesi» verilmesi istemiyle Ankara 4.
… cevap dilekçesinde; söz konusu şirketin 23.10.2014 tarihinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi hükmüne uygun olarak resen «sicilden terkin» edildiğini, şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği ek «tasfiye» ile tasfiye olunarak şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, bu davanın açılmasına sebebiyet vermeyen ve «yasal hasım» konumunda olan davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilememesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6185 E. 2023/7038 K.
Ortak:sınırlı ihya · münfesihlik · re'sen terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · yargılama giderleri · derdestlik · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz kararda… dalar ve Borsalar Birliği İle Odalar ve Borsalar Kanunu’nun (5174 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle oda «kaydının» silinmiş olması” gerekçesiyle re'«sen terkin» kapsamına alınarak, «tebligat» ve «ilan» prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 31.07.2013 tarihinde sicil kaydının re'sen terkin edildiği, geçici 7 nci maddenin onbeşinci fıkrası uyarınca «ihya» davasının beş yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılmadığını, «yasal hasım» konumunda olan müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmaması gerektiğini savunmuştur.
Sicil Müdürlüğü tarafından «ihyası» istenen şirketin 12.08.2013 tarihinde 5174 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle oda «kaydının» silinmiş olması nedeniyle Ticaret Sicil Gazetesinde gerekli «ilan» yapılarak süresi içerisinde bir başvuru yapılmadığından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında sicil kaydının re'«sen terkin» edildiği, geçici 7 nci maddede şirketlerin re'sen terkin sebeplerinin tahdidi olarak sayıldığı, bunlar arasında yukarıda belirtilen terkin «sebebi» yer almadığı gibi şirkete ve şirketin «temsilcilerine» maddenin dördüncü fıkrası uyarınca «tebligat» yapıldığına ilişkin herhangi bir mazbata-belge sunulmadığı, şirkete yapılan tebligatın iade edildiğine ilişkin Sicil Müdürlüğü tarafından düzenlenen belgeyi destekleyecek mahiyette herhangi bir mazbata-belge de sunulmadığı, ve sicil dosyasında da rastlanılmadığı, buna göre yasa hükmünde öngörülen «ihtar» koşulunun yerine getirildiği hususunun davalı tarafça ispat edilemediği, usulüne uygun geçerli bir terkin işlemi bulunmadığından terkin edilen şirketler yönünden davaya konu ihya talebinin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen «hak düşürücü süreye» tabii olmadığı, davacının devam eden dava dosyası nedeniyle şirketin ihyasını istemekte haklı ve «hukuki yararının» olduğu, terkin edilen şirket yönünden ihya koşullarının oluştuğu, geçici 7 nci madde çerçevesinde yapılan terkin işlemi hatalı olduğu, somut olayda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 312 nci maddesinin ikinci fıkrasının uygulanma koşullarının bulunmayıp, 326 ncı maddesi uyarınca davalı Sicil Müdürlüğünün «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinden sorumlu olduğu, re'sen terkin edilmiş şirketler bakımından ihya kararı verilmesi halinde şirketlerin «tasfiye» haline gireceğine ilişkin bir yasal düzenleme bulunmadığından bu şirketlere «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı, Mahkemece davanın kabulüne ve şirketin «ticaret sicil» kaydının ihyasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de davanın kabulüne karar verildiği davalı aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesinin ve tasfiye memuru atanmasının doğru bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm tesisi ile davanın kabulüne; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 8840-8 sicil numarasında sicile kayıtlı ...
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; «ihyası» istenen şirket hakkında dedest dava bulunduğuna dair sicl kayıtlarına intikal eden bir bildirim olmadığını, dayanak davanın da re'«sen terkin» tarihinden sonra ikame edildiğini, re'sen terkin işlemi ile ilgili olarak gerekli ilanların yapıldığını, terkin işleminin hukuka uygun olduğunu, müvekkili aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, terkin işleminin usulüne uygun olmadığı yönünde davacı iddiası olmadığı ve davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılmadığı, ihyası istenen şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, «derdest» olduğu belirtilen dayanak dava ihyası istenen şirketin terkin tarihinden sonra açılmış olduğundan ve müvekkili tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca tesis edilen işlemler usulüne uygun olduğundan ihyası istenen şirketin taraf olduğu dava açısından verilecek ihya kararında 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca tasfiye memuru atanması gerektiğini belirterek müvekkili aleyhine «vekalet ücreti» hükmedilmemesi ve ihyası istenen şirkete tasfiye memuru atanması yönünde karar verilmek üzere Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
Benzer bu karardaİhbarı takip eden ayın ilk günü itibarıyla oda «kaydı» silinmiş sayılır” düzenlemesine yer verildiği, 30.12.2012 tarihli ve 28513 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 5 ... maddesinin (d) bendinde, "18.5.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler..." denilerek Kanun'da olmayan bir hâlin tebliğ ile düzenlendiği, oysa ki 6102 sayılı Kanun'un geçici maddesinin tadadi olduğu ve 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde; "01.07.2015 tarihine kadar aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve «limited şirketler» ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki «tasfiye» usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır" denilmek sureti ile ancak kanun metninde sayılan halleri tespit edilen «şirketin tasfiyesinin» 6102 sayılı Kanun hükümlerine uyulmaksızın anılan maddedeki usule göre tasfiye edileceğinin belirtildiği, dolayısıyla bu maddede belirtilen sınırlı hallere mühhasıran ... bir tasfiye yöntemi getirildiği, tadadi nitelikteki bu haller dışındaki durumlarda geçici 7 nci maddeye göre değil 6102 sayılı Kanun veya ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uygun tasfiye yapılacağı, kanunda sayılan haller dışında bir «sebebe» dayalı re'«sen terkin» işlemi yapılamayacağından terkin işleminin hukuka aykırı olduğundan tasfiyeyle sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığı gibi, «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı, ancak davacı talebinin şirket adına kayıtlı aracın tasfiyesiyle «sınırlı ihya» ve ek tasfiye talep ettiği gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediği, şirket üzerinde mal varlığı bulunması halinde 10 yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanacağı, şirketin terkin tarihi ve dava tarihi dikkate alındığında bu sürenin geçmediği, aksi olsa dahi geçici 7 nci madde kapsamında olmayan şirket hakkında hak düşürücü sürenin uygulanamayacağı, davalının usulsüz terkin işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği gözetilerek davalı aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... plakalı aracın malikinin, 23.10.2014 tarihinde «tasfiye» aşaması gerçekleştirilmeksizin resen «sicilden terkin» edilen «ihyası» istenen şirket olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 ... maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında olan şirketlere ilişkin olarak aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca şirketi yetkili kimselere yapılması gereken «ihtaratın» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığından terkin işleminin hatalı olduğu, yine aynı maddenin onbeşinci fıkrası uyarınca tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirketin ortaya çıkabilecek «malvarlığının», unvana ilişkin «kaydın» silindiği tarihten itibaren 10 yıl sonra Hazineye intikal edeceği, ve ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatiflerin alacaklıları ile «hukuki menfaati» bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde Mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebileceği, ihyası istenilen şirketin «münfesihliğe» ilişkin durumunun ortadan kalkmamış olması ve mevcut olayda ihyası istenen şirketin mal varlığı bulunduğundan 10 yıllık sürenin de geçmediği hususu dikkate alındığında, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği sadece şirketin üzerine kayıtlı olan araç ile sınırlı olmak üzere «şirketin ihyası» gerektiği, davalı ...
Sicil Müdürlüğü her ne kadar «yasal hasım» olsa da «terkin» işlemi usulsüz olduğundan «yargılama giderlerinden sorumlu» olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, Logart Yazılım Danışmanlık Bilgisayar Eğitim Gıda Reklam İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin üzerine kayıtlı ... plakalı araç ile ilgili sınırlı olmak üzere ihyasına, şirkete 40...10 T.C. kimlik numaralı ...'ın «tasfiye memuru» olarak atanmasına karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtar usulü · infisah · yediemin · ihtarat · resen terkin · yargılama giderlerinden sorumluluk · ek tasfiye işlemleri · hukuki menfaat
Benzer bu karardaŞti.nin «tasfiye işlemleri» aşamasında firma adına kayıtlı aracın «yedieminde» bulunduğunu, şirket hakkında «resen terk» işlemi uygulandığından araçla ilgili herhangi bir işlem yapılamadığını, halen şirket adına kayıtlı aracın yedieminden çıkarılması ve tasarrufta bulunulabilmesi için sicilden resen terkin edilen şirketin ek tasfiye işlemlerinin yapılması gerektiğini belirterek Logart Yazılım Danışmanlık Ltd.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... plakalı aracın malikinin, 23.10.2014 tarihinde «tasfiye» aşaması gerçekleştirilmeksizin resen «sicilden terkin» edilen «ihyası» istenen şirket olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 ... maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında olan şirketlere ilişkin olarak aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca şirketi yetkili kimselere yapılması gereken «ihtaratın» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığından terkin işleminin hatalı olduğu, yine aynı maddenin onbeşinci fıkrası uyarınca tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirketin ortaya çıkabilecek «malvarlığının», unvana ilişkin «kaydın» silindiği tarihten itibaren 10 yıl sonra Hazineye intikal edeceği, ve ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatiflerin alacaklıları ile «hukuki menfaati» bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde Mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebileceği, ihyası istenilen şirketin «münfesihliğe» ilişkin durumunun ortadan kalkmamış olması ve mevcut olayda ihyası istenen şirketin mal varlığı bulunduğundan 10 yıllık sürenin de geçmediği hususu dikkate alındığında, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği sadece şirketin üzerine kayıtlı olan araç ile sınırlı olmak üzere «şirketin ihyası» gerektiği, davalı ...
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenen şirketin, «münfesih» sayılmasına rağmen 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca kendisine yapılan «ihtar» ve «ilan» üzerine süresi içerisinde bildirimde bulunmadığından 23.10.2014 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiği, «infisah» «sebebinin» 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'na (5174 sayılı Kanun) göre odaca «kaydı» silinenler olduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 ... maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca «terkin» işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirkete ya da şirketin «yetkisine» tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilan suretiyle «ihtarının usule» aykırı olduğundan terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, öte yandan 5174 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında, "Oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl içinde, ilgilinin üyesi bulunduğu odaya müracaatla adres ve durumunu bildirmemesi halinde, oda yönetim kurulunun teklifi ve meclis kararıyla «ticaret sicil» kaydının resen silinmesi için ticaret sicil memurluğuna «ihbarda» bulunulur.
Şti.'nin ek tasfiyesine, müvekkilinin veya mahkemece uygun görülecek başkaca bir kimsenin «tasfiye işlemleri» için yetkilendirilmesine, kararın tescil ve «ilanına» karar verilmesini talep etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/5809 E. , 2023/6668 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
HÜKÜM
İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm tesisi ile davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2022/131 E., 2022/514 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı işçi tarafından açılan alacak davası sonucu verilen karar uyarınca yapılan ödemelerin tahsili için açtıkları rücuan alacak davasında taraf teşkili sağlanmasını teminen, ticaret sicilden 31.07.2013 tarihinde re'sen terkin edilen ... Sosyal Hizmetler ve Turizm Ltd. Şti.nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi ve 30.12.2012 tarihli ve 28513 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5’inci maddesi kapsamında; “5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği İle Odalar ve Borsalar Kanunu’nun (5174 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle oda kaydının silinmiş olması” gerekçesiyle re'sen terkin kapsamına alınarak, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 31.07.2013 tarihinde sicil kaydının re'sen terkin edildiği, geçici 7 nci maddenin onbeşinci fıkrası uyarınca ihya davasının beş yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, yasal hasım konumunda olan müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmaması gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, ihyası istenen şirket hakkında bir dava olduğu halde tasfiyenin şeklen ve eksik olarak ticaret sicil kayıtlarına yansıdığı; yargılaması devam eden 2021/399 E. sayılı davanın görülebilmesi ve verilecek kararın infaz işlemlerinin yapılmasının 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi anlamında ek tasfiye işlemini gerektirdiği ve bunun için söz konusu şirketin ihya edilerek yeniden ticaret siciline tescilinin zorunlu hale geldiği, davalının yasal hasım konumunda olduğu, tasfiyenin usulsüz kapatılmasından dolayı sorumluluğu bulunmadığı, davacı vekili yararına vekâlet ücreti takdirine yer olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 8840-8 sicil numarasında kayıtlı iken tasfiyesi kapatılmış olan ''...
Sosyal Hizmetler ve Turizm Limited Şirketi'' ünvanlı şirketin ticaret sicil kaydının, Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/399 E. sayılı dava dosyası yönünden ve Mahkemece verilecek kararının infazı işlemleriyle sınırlı olarak ihyası ile şirketin bu konuyla sınırlı olmak üzere İstanbul Ticaret Siciline yeniden tesciline, ek tasfiye işlemlerinin yapılması için ...'in tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın kabulüne karar verildiği halde lehlerine vekalet ücretine hükmedilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, davalı ... Sicil Müdürlüğü tarafından ihyası istenen şirketin 12.08.2013 tarihinde 5174 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle oda kaydının silinmiş olması nedeniyle Ticaret Sicil Gazetesinde gerekli ilan yapılarak süresi içerisinde bir başvuru yapılmadığından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında sicil kaydının re'sen terkin edildiği, geçici 7 nci maddede şirketlerin re'sen terkin sebeplerinin tahdidi olarak sayıldığı, bunlar arasında yukarıda belirtilen terkin sebebi yer almadığı gibi şirkete ve şirketin temsilcilerine maddenin dördüncü fıkrası uyarınca tebligat yapıldığına ilişkin herhangi bir mazbata-belge sunulmadığı, şirkete yapılan tebligatın iade edildiğine ilişkin Sicil Müdürlüğü tarafından düzenlenen belgeyi destekleyecek mahiyette herhangi bir mazbata-belge de sunulmadığı, ve sicil dosyasında da rastlanılmadığı, buna göre yasa hükmünde öngörülen ihtar koşulunun yerine getirildiği hususunun davalı tarafça ispat edilemediği, usulüne uygun geçerli bir terkin işlemi bulunmadığından terkin edilen şirketler yönünden davaya konu ihya talebinin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen hak düşürücü süreye tabii olmadığı, davacının devam eden dava dosyası nedeniyle şirketin ihyasını istemekte haklı ve hukuki yararının olduğu, terkin edilen şirket yönünden ihya koşullarının oluştuğu, geçici 7 nci madde çerçevesinde yapılan terkin işlemi hatalı olduğu, somut olayda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 312 nci maddesinin ikinci fıkrasının uygulanma koşullarının bulunmayıp, 326 ncı maddesi uyarınca davalı Sicil Müdürlüğünün yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu olduğu, re'sen terkin edilmiş şirketler bakımından ihya kararı verilmesi halinde şirketlerin tasfiye haline gireceğine ilişkin bir yasal düzenleme bulunmadığından bu şirketlere tasfiye memuru atanmasına da gerek olmadığı, Mahkemece davanın kabulüne ve şirketin ticaret sicil kaydının ihyasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de davanın kabulüne karar verildiği davalı aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesinin ve tasfiye memuru atanmasının doğru bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile davanın kabulüne;
İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 8840-8 sicil numarasında sicile kayıtlı ... Sosyal Hizmetler Ve Turizm Limited Şirketi'nin Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/399 E. sayılı dava dosyasının sonuçlandırılması ve verilecek kararın infazı işlemleri ile sınırlı olarak re'sen terkin kararının iptali ile şirketin ihyasına, davacı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ihyası istenen şirket hakkında dedest dava bulunduğuna dair sicl kayıtlarına intikal eden bir bildirim olmadığını, dayanak davanın da re'sen terkin tarihinden sonra ikame edildiğini, re'sen terkin işlemi ile ilgili olarak gerekli ilanların yapıldığını, terkin işleminin hukuka uygun olduğunu, müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, terkin işleminin usulüne uygun olmadığı yönünde davacı iddiası olmadığı ve davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığı, ihyası istenen şirkete tasfiye memuru atanması gerektiğini, derdest olduğu belirtilen dayanak dava ihyası istenen şirketin terkin tarihinden sonra açılmış olduğundan ve müvekkili tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca tesis edilen işlemler usulüne uygun olduğundan ihyası istenen şirketin taraf olduğu dava açısından verilecek ihya kararında 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca tasfiye memuru atanması gerektiğini belirterek müvekkili aleyhine vekalet ücreti hükmedilmemesi ve ihyası istenen şirkete tasfiye memuru atanması yönünde karar verilmek üzere Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca ticaret sicilden re'sen terkin edilen şirketin, bu şirkete karşı açılmış rücu davaları sebebi ile ihyası talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un 326, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/981598300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz