Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3032 E. 2023/6631 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
muayene ve ihbar yükümlülüğü↗ garanti kapsamı↗ ayıplı mal↗ gümrük beyannamesi↗ gizli ayıp↗ ayıp ihbarı↗ ihbar yükümlülüğü↗ ayıp↗ ba beyannamesi↗ delil tespiti↗ bedel iadesi↗ bilirkişi raporuna itiraz↗ keşif↗ satış sözleşmesi↗ satım sözleşmesi↗ garantörlük↗ ihbar↗ yetki↗ tacir↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yasal faiz↗ yükleten (shipper)↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/1139 E., 2018/1323 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 18.11.2015 tarihli satış sözleşmesi ile davalı şirketten aldığı 18.03.2017 tarihinde gümrük beyannamesi ile teslim edilen makinalardan 4 oz karton bardak makinesi ile 2 adet 7,5 oz bardak makinesi ve kesim makinesinin gizli ayıplı olduğunu, seri üretim yapmadığını, davalının defalarca servis gönderdiğini, sorun giderilmediği için mahkeme aracılığı ile yaptırdıkları delil tespitine bilirkişilerce "makinelerin seri üretim yapamayacak durumda olduğunu, satıcı firma yetkili servisi tarafından garanti kapsamında ücretsiz olarak kullanılır hale getirilebileceği, makinelerin gizli ayıplı olarak değerlendirilebileceği "yönünde kanaat bildirildiğini, müvekkilini üzerine düşen ayıp ihbarı yükümlülüğünü yerine getirdiğini ileri sürerek gizli ayıplı makinelerin bedelinin yasal faizi ile iadesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Daval vekili cevap dilekçesinde; değişik iş dosyasında yapılan tespiti kabul etmediklerini, sorunun makineden değil, makine ayarlarındaki kullanıcı tarafından yapılan bozulmalardan veya tamamen kullanıcı hatasından kaynaklandığını, alıcı davacının üzerine düşen sorumlululğu yerine yerine getirmediğini, makinelerin teslim alındıktan sonra çalıştırılmadığını, gizli ayıp olup olmadığının dahi kontrol edilmediğini, muayene ve ihbar yükümlülüğü yerine getirilmediğini, müvekkili şirketin 3 servis elemanı ile makineleri kurmak ve eğitim vermek için gittiklerinde muhatap bulamadıklarını, makineleri kendilerinin kurduğunu, davacının yetkin eleman bulundurmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 18.11.2015 tarihli yazılı satım sözleşmesine dayalı ticari bir ilişkiden kaynaklandığı, dava konusu makinelerin davacıya 18.03.2016 tarihinde teslim edildiği, davacının davalıdan satın almış oldukları makinelerin sürekli arıza verdiği, bu nedenle gizli ayıplı oldukları iddiasıyla ayıplı makineler için davalıya ödenen bedelin iadesini istediği, mahallinde yapılan keşif sonucu alınan 13.07.2018 tarihli bilirkişi heyeti raporuna göre, dava konusu makinelerde ayıba rastlanmadığı, söz konusu makinelerin bakım ve ayarını yapabilecek eleman yetiştirilmesi ve ayrıntıların öğretilmesi gerektiğinin bildirildiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin son fıkrası ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi birlikte değerlendirildiğinde; davacının süresi içinde ayıp ihbarında bulunmadığı gibi davalı tarafından davacıya satılan makinelerde açık veya gizli herhangi bir ayıbın bulunmadığı, bu nedenle davacının bu makine bedellerini davalıdan isteyemeyeceği, davacının davayı açmakta haklı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı cevap dilekçesinde kendilerine ayıp ihbarı yapılmadığını, tüm savunma ve beyan dilekçelerinde kendilerine bu ihbarın yapıldığını, defalarca makineler için servis hizmeti verdiklerini, üretici firmadan yabancı teknik personel getirdiklerini belirttiğini, taraflar arasındaki sözleşmede ayıp ihbarı ile ilgili bir yazılı usulün bulunmadığını, 6098 sayılı Kanun'un 225 inci maddesinde ağır kusurlu olan satıcının, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamayacağını, tacirler arasındaki ayıplı mal satışından kaynaklanan uyuşmazlıklarda ayıp ihbarının tanıkla ispatının kabul edilmediğini, bilirkişi raporunun hiçbir bilimsel veriye dayanmadığını, makinelerin çalışma prensiplerinin neler olduğunu, olması gereken üretim sayılarının ne kadar miktarda olduğunu, üretim amacına göre kapasitesinin yeterli olup olmadığının raporda yer almadığını, davacı tarafın tüm ısrarlarına rağmen bilirkişiler makineler ile çok kısa süre ilgilendiklerini, 10 dakika çalışıp duran makinelerin bilirkişilere telefonla bildirildiğini ancak inceleme yapılmadığını, davacının iddiasının makinelerin hiç çalışmadığı değil seri üretim yapmadığını ve sürekli arızaya geçtiğini, üretime engel olduğunu, makinelerde kullanıma bağlı bir hata olmadığını, müvekkil firmanın yeterli donanıma sahip olduğunu, davalı sattığı makineleri “bu makineler bu kadar” deyip geri çekilme hakkı tanınmamasının gerektiğini, itibar edilmeyen bilirkişi raporuna itirazların doğrultusunda Üniversite Öğretim Elemanlarından oluşan heyetten yeniden bilimsel rapor aldırılması ve delil tespiti esnasında alınan raporlar ile arasındaki çelişkilerin giderilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, taraflar arasındaki satım sözleşmesine istinaden 18.03.2016 tarihindeki gümrük beyannamesi ile davacıya teslim edilen makinelerden 4 Oz karton bardak makinesi ile 2 adet 7,5 Oz bardak makinesinin ve kesim makinesinin gizli ayıplı olduğu iddia edilmiş ise de mahkemece yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporundan makineleri çalıştıracak bir eleman yetiştirilmesi, makine ayarlarının nasıl yapılacağının öğrenilmesi, makinelerin bakımının düzenli yapılmasının gerektiği, inceleme sürecinde herhangi bir ayıba rastlanılmadığının bildirildiği, buna göre davacıya satılan makinelerde açık veya gizli bir ayıbın bulunmadığı, davacının makine bedellerini davalıdan isteyemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki satım sözleşmesinden kaynaklı ayıp nedeniyle ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 207, 208, 222 ve 223 üncü maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3671 E. 2021/1915 K.
Ortak:ayıplı mal · gizli ayıp · ayıp ihbarı · ayıp · ihbar · tacir · teslim
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı cevap dilekçesinde kendilerine «ayıp ihbarı» yapılmadığını, tüm savunma ve beyan dilekçelerinde kendilerine bu ihbarın yapıldığını, defalarca makineler için servis hizmeti verdiklerini, üretici firmadan yabancı teknik personel getirdiklerini belirttiğini, taraflar arasındaki sözleşmede ayıp ihbarı ile ilgili bir yazılı usulün bulunmadığını, 6098 sayılı Kanun'un 225 inci maddesinde ağır kusurlu olan satıcının, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamayacağını, «tacirler» arasındaki «ayıplı mal» satışından kaynaklanan uyuşmazlıklarda ayıp ihbarının tanıkla ispatının kabul edilmediğini, bilirkişi raporunun hiçbir bilimsel veriye dayanmadığını, makinelerin çalışma prensiplerinin neler olduğunu, olması gereken üretim sayılarının ne kadar miktarda olduğunu, üretim amacına göre kapasitesinin yeterli olup olmadığının raporda yer almadığını, davacı tarafın tüm ısrarlarına rağmen bilirkişiler makineler ile çok kısa süre ilgilendiklerini, 10 dakika çalışıp duran makinelerin bilirkişilere telefonla bildirildiğini ancak inceleme yapılmadığını, davacının iddiasının makinelerin hiç çalışmadığı değil seri üretim yapmadığını ve sürekli arızaya geçtiğini, üretime engel olduğunu, makinelerde kullanıma bağlı bir hata olmadığını, müvekkil firmanın yeterli donanıma sahip olduğunu, davalı sattığı makineleri “bu makineler bu kadar” deyip geri çekilme hakkı tanınmamasının gerektiğini, itibar edilmeyen «bilirkişi raporuna itirazların» doğrultusunda Üniversite Öğretim Elemanlarından oluşan heyetten yeniden bilimsel rapor aldırılması ve «delil tespiti» esnasında alınan raporlar ile arasındaki çelişkilerin giderilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 18.11.2015 tarihli «satış sözleşmesi» ile davalı şirketten aldığı 18.03.2017 tarihinde «gümrük beyannamesi» ile «teslim» edilen makinalardan 4 oz karton bardak makinesi ile 2 adet 7,5 oz bardak makinesi ve kesim makinesinin gizli ayıplı olduğunu, seri üretim yapmadığını, davalının defalarca servis gönderdiğini, sorun giderilmediği için mahkeme aracılığı ile yaptırdıkları «delil tespitine» bilirkişilerce "makinelerin seri üretim yapamayacak durumda olduğunu, satıcı firma yetkili servisi tarafından «garanti kapsamında» ücretsiz olarak kullanılır hale getirilebileceği, makinelerin gizli ayıplı olarak değerlendirilebileceği "yönünde kanaat bildirildiğini, müvekkilini üzerine düşen «ayıp ihbarı yükümlülüğünü» yerine getirdiğini ileri sürerek gizli ayıplı makinelerin bedelinin «yasal faizi» ile iadesini talep etmiştir.
… afından yapılan bozulmalardan veya tamamen kullanıcı hatasından kaynaklandığını, alıcı davacının üzerine düşen sorumlululğu yerine yerine getirmediğini, makinelerin «teslim» alındıktan sonra çalıştırılmadığını, «gizli ayıp» olup olmadığının dahi kontrol edilmediğini, muayene ve «ihbar yükümlülüğü» yerine getirilmediğini, müvekkili şirketin 3 servis elemanı ile makineleri kurmak ve eğitim vermek için gittiklerinde muhatap bulamadıklarını, makineleri kendilerinin kurduğunu, davacının «yetkin» eleman bulundurmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaDiğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223'üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır" hükmünün yer aldığı, «tacir» olan davacı tarafca «ayıp ihbarı» yasal süresinde yapılmadığından davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece TTK’nın 23-1/c maddesi gereğince «ayıp ihbarının» süresinde yapılmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmişse de, bu konuda yeterli inceleme yapılmamıştır.
Noterliği’nin 05271 yevmiye nolu «ihtarnamesinin» 10.06.2014 tarihinde düzenlendiği, dava konusu malın 24.06.2013 tarihinde faturalandırıldığı, TTK’nın 23-1/c maddesinde, "Malın ayıplı olduğu «teslim» sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya «ihbar» etmelidir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:öğrenme tarihi · ipoteğin kaldırılması · ihtarname · eksik inceleme
Benzer bu karardaNoterliği’nin 05271 yevmiye nolu «ihtarnamesinin» 10.06.2014 tarihinde düzenlendiği, dava konusu malın 24.06.2013 tarihinde faturalandırıldığı, TTK’nın 23-1/c maddesinde, "Malın ayıplı olduğu «teslim» sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya «ihbar» etmelidir.
Dava, «ayıplı mal» nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve «ipoteğin kaldırılması» istemine ilişkindir.
Mahkemece konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla satım konusu plastik boruların ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise bu ayıbın açık veya «gizli ayıp» niteliğinde olup olmadığı tespit ettirilerek, ayıp açıkca belli değilse, gizli ayıp olduğu takdirde, davacının söz konusu gizli ayıbı «öğrenme tarihi» tespit edildikten sonra, bu ayıbın öğrenildiğinde hemen satıcıya bildirilmesi gerektiğinden TBK m.
223/2 gereğince derhal bildirim yapılıp yapılmadığı tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7892 E. 2022/4561 K.
Ortak:ayıp · ihbar · teslim · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 18.11.2015 tarihli «satış sözleşmesi» ile davalı şirketten aldığı 18.03.2017 tarihinde «gümrük beyannamesi» ile «teslim» edilen makinalardan 4 oz karton bardak makinesi ile 2 adet 7,5 oz bardak makinesi ve kesim makinesinin gizli ayıplı olduğunu, seri üretim yapmadığını, davalının defalarca servis gönderdiğini, sorun giderilmediği için mahkeme aracılığı ile yaptırdıkları «delil tespitine» bilirkişilerce "makinelerin seri üretim yapamayacak durumda olduğunu, satıcı firma yetkili servisi tarafından «garanti kapsamında» ücretsiz olarak kullanılır hale getirilebileceği, makinelerin gizli ayıplı olarak değerlendirilebileceği "yönünde kanaat bildirildiğini, müvekkilini üzerine düşen «ayıp ihbarı yükümlülüğünü» yerine getirdiğini ileri sürerek gizli ayıplı makinelerin bedelinin «yasal faizi» ile iadesini talep etmiştir.
… afından yapılan bozulmalardan veya tamamen kullanıcı hatasından kaynaklandığını, alıcı davacının üzerine düşen sorumlululğu yerine yerine getirmediğini, makinelerin «teslim» alındıktan sonra çalıştırılmadığını, «gizli ayıp» olup olmadığının dahi kontrol edilmediğini, muayene ve «ihbar yükümlülüğü» yerine getirilmediğini, müvekkili şirketin 3 servis elemanı ile makineleri kurmak ve eğitim vermek için gittiklerinde muhatap bulamadıklarını, makineleri kendilerinin kurduğunu, davacının «yetkin» eleman bulundurmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 18.11.2015 tarihli yazılı «satım sözleşmesine» dayalı ticari bir ilişkiden kaynaklandığı, dava konusu makinelerin davacıya 18.03.2016 tarihinde «teslim» edildiği, davacının davalıdan satın almış oldukları makinelerin sürekli arıza verdiği, bu nedenle gizli ayıplı oldukları iddiasıyla ayıplı makineler için davalıya ödenen bedelin iadesini istediği, mahallinde yapılan «keşif» sonucu alınan 13.07.2018 tarihli bilirkişi heyeti raporuna göre, dava konusu makinelerde ayıba rastlanmadığı, söz konusu makinelerin bakım ve ayarını yapabilecek eleman yetiştirilmesi ve ayrıntıların öğretilmesi gerektiğinin bildirildiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin «son» fıkrası ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi birlikte değerlendirildiğinde; davacının süresi içinde «ayıp» ihbarında bulunmadığı gibi davalı tarafından davacıya satılan makinelerde açık veya gizli herhangi bir ayıbın bulunmadığı, bu nedenle davacının bu makine bedelleri …
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporuna göre, icra takibine konu edilen 2 adet çekin «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu ve davalı tarafça ödenmediği, her ne kadar davalı taraf malların ayıplı olduğunu iddia etmiş ise de, davacının gönderdiği malları kabul ettiği, ancak TTK 23/c maddesi gereğince süresinde «ayıp» ihbarında bulunmadığı, ayıp iddiasının tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalının ayıp iddiasını TTK 18/3 maddesine göre «yazılı delil» ile ispat etmesi gerektiği, ancak «ihbara» dair yazılı delil sunmadığı ve malları ayıbı ile kabul ettiği, bu nedenle davacının icra takibine konu alacağa ilişkin mal «teslimini» ispat ettiği, bedelin ödenmediği, davacının icra takibinin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… na göre ve özellikle Davalı,Takibe konu olan diğer 25.11.2013 keşide tarihli 35.400.- TL'lik çekin malın ayıplı olması nedeniyle ödenmediğini savunmuş ise de ürünün «son» kabul merci olan Tülomsaş tarafından ayıbın kendisine bildirildiğinde bunun davacıya «ihbar» edildiği usulüne uygun delille ispatlanamadığından,ayıba dayalı savunması ile ödenmeyen 35.400.- TL’lik çeke dayalı davalının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir 2- Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında kesilen faturalar ve bu «fatura» bedeli tutarı kadar «çek» verildiği, verilen ve takibe konu çeklerden 06.11.2013 keşide tarihli 56.400 TL'lik çekin iki kez aynı bedelli farklı tarihli çek ile değiştirildiği ve bu durumun davacının kabulünde olduğu ve «yenilenen» çekin bankadan gelen cevabi yazı ile ödendiği sabittir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yazılı delil · ticari defter kayıtları · yenileme · ticari defter · fatura · çek · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporuna göre, icra takibine konu edilen 2 adet çekin «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu ve davalı tarafça ödenmediği, her ne kadar davalı taraf malların ayıplı olduğunu iddia etmiş ise de, davacının gönderdiği malları kabul ettiği, ancak TTK 23/c maddesi gereğince süresinde «ayıp» ihbarında bulunmadığı, ayıp iddiasının tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalının ayıp iddiasını TTK 18/3 maddesine göre «yazılı delil» ile ispat etmesi gerektiği, ancak «ihbara» dair yazılı delil sunmadığı ve malları ayıbı ile kabul ettiği, bu nedenle davacının icra takibine konu alacağa ilişkin mal «teslimini» ispat ettiği, bedelin ödenmediği, davacının icra takibinin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… na göre ve özellikle Davalı,Takibe konu olan diğer 25.11.2013 keşide tarihli 35.400.- TL'lik çekin malın ayıplı olması nedeniyle ödenmediğini savunmuş ise de ürünün «son» kabul merci olan Tülomsaş tarafından ayıbın kendisine bildirildiğinde bunun davacıya «ihbar» edildiği usulüne uygun delille ispatlanamadığından,ayıba dayalı savunması ile ödenmeyen 35.400.- TL’lik çeke dayalı davalının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir 2- Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında kesilen faturalar ve bu «fatura» bedeli tutarı kadar «çek» verildiği, verilen ve takibe konu çeklerden 06.11.2013 keşide tarihli 56.400 TL'lik çekin iki kez aynı bedelli farklı tarihli çek ile değiştirildiği ve bu durumun davacının kabulünde olduğu ve «yenilenen» çekin bankadan gelen cevabi yazı ile ödendiği sabittir.
Bu durumda takip ve dava konusu olan 06.11.2013 keşide tarihli 56.400.- TL'lik çekin «yenilenme» amacıyla verilen 341121 «çek» nolu 56.400.- TL'lik çek ile 17.02.2014 tarihinde ödendiğinden davalının bu çek yönünden borçlu olmadığı anlaşılmakla davanın bu çek yönünden reddine karar verilmesi gerekirken davanın tam kabulüne dair karar doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3032 E. , 2023/6631 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/380 Esas, 2022/309 Karar
HÜKÜM
Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/1139 E., 2018/1323 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 18.11.2015 tarihli satış sözleşmesi ile davalı şirketten aldığı 18.03.2017 tarihinde gümrük beyannamesi ile teslim edilen makinalardan 4 oz karton bardak makinesi ile 2 adet 7,5 oz bardak makinesi ve kesim makinesinin gizli ayıplı olduğunu, seri üretim yapmadığını, davalının defalarca servis gönderdiğini, sorun giderilmediği için mahkeme aracılığı ile yaptırdıkları delil tespitine bilirkişilerce "makinelerin seri üretim yapamayacak durumda olduğunu, satıcı firma yetkili servisi tarafından garanti kapsamında ücretsiz olarak kullanılır hale getirilebileceği, makinelerin gizli ayıplı olarak değerlendirilebileceği "yönünde kanaat bildirildiğini, müvekkilini üzerine düşen ayıp ihbarı yükümlülüğünü yerine getirdiğini ileri sürerek gizli ayıplı makinelerin bedelinin yasal faizi ile iadesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Daval vekili cevap dilekçesinde; değişik iş dosyasında yapılan tespiti kabul etmediklerini, sorunun makineden değil, makine ayarlarındaki kullanıcı tarafından yapılan bozulmalardan veya tamamen kullanıcı hatasından kaynaklandığını, alıcı davacının üzerine düşen sorumlululğu yerine yerine getirmediğini, makinelerin teslim alındıktan sonra çalıştırılmadığını, gizli ayıp olup olmadığının dahi kontrol edilmediğini, muayene ve ihbar yükümlülüğü yerine getirilmediğini, müvekkili şirketin 3 servis elemanı ile makineleri kurmak ve eğitim vermek için gittiklerinde muhatap bulamadıklarını, makineleri kendilerinin kurduğunu, davacının yetkin eleman bulundurmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 18.11.2015 tarihli yazılı satım sözleşmesine dayalı ticari bir ilişkiden kaynaklandığı, dava konusu makinelerin davacıya 18.03.2016 tarihinde teslim edildiği, davacının davalıdan satın almış oldukları makinelerin sürekli arıza verdiği, bu nedenle gizli ayıplı oldukları iddiasıyla ayıplı makineler için davalıya ödenen bedelin iadesini istediği, mahallinde yapılan keşif sonucu alınan 13.07.2018 tarihli bilirkişi heyeti raporuna göre, dava konusu makinelerde ayıba rastlanmadığı, söz konusu makinelerin bakım ve ayarını yapabilecek eleman yetiştirilmesi ve ayrıntıların öğretilmesi gerektiğinin bildirildiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin son fıkrası ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi birlikte değerlendirildiğinde;
davacının süresi içinde ayıp ihbarında bulunmadığı gibi davalı tarafından davacıya satılan makinelerde açık veya gizli herhangi bir ayıbın bulunmadığı, bu nedenle davacının bu makine bedellerini davalıdan isteyemeyeceği, davacının davayı açmakta haklı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı cevap dilekçesinde kendilerine ayıp ihbarı yapılmadığını, tüm savunma ve beyan dilekçelerinde kendilerine bu ihbarın yapıldığını, defalarca makineler için servis hizmeti verdiklerini, üretici firmadan yabancı teknik personel getirdiklerini belirttiğini, taraflar arasındaki sözleşmede ayıp ihbarı ile ilgili bir yazılı usulün bulunmadığını, 6098 sayılı Kanun'un 225 inci maddesinde ağır kusurlu olan satıcının, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamayacağını, tacirler arasındaki ayıplı mal satışından kaynaklanan uyuşmazlıklarda ayıp ihbarının tanıkla ispatının kabul edilmediğini, bilirkişi raporunun hiçbir bilimsel veriye dayanmadığını, makinelerin çalışma prensiplerinin neler olduğunu, olması gereken üretim sayılarının ne kadar miktarda olduğunu, üretim amacına göre kapasitesinin yeterli olup olmadığının raporda yer almadığını, davacı tarafın tüm ısrarlarına rağmen bilirkişiler makineler ile çok kısa süre ilgilendiklerini, 10 dakika çalışıp duran makinelerin bilirkişilere telefonla bildirildiğini ancak inceleme yapılmadığını, davacının iddiasının makinelerin hiç çalışmadığı değil seri üretim yapmadığını ve sürekli arızaya geçtiğini, üretime engel olduğunu, makinelerde kullanıma bağlı bir hata olmadığını, müvekkil firmanın yeterli donanıma sahip olduğunu, davalı sattığı makineleri “bu makineler bu kadar” deyip geri çekilme hakkı tanınmamasının gerektiğini, itibar edilmeyen bilirkişi raporuna itirazların doğrultusunda Üniversite Öğretim Elemanlarından oluşan heyetten yeniden bilimsel rapor aldırılması ve delil tespiti esnasında alınan raporlar ile arasındaki çelişkilerin giderilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, taraflar arasındaki satım sözleşmesine istinaden 18.03.2016 tarihindeki gümrük beyannamesi ile davacıya teslim edilen makinelerden 4 Oz karton bardak makinesi ile 2 adet 7,5 Oz bardak makinesinin ve kesim makinesinin gizli ayıplı olduğu iddia edilmiş ise de mahkemece yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporundan makineleri çalıştıracak bir eleman yetiştirilmesi, makine ayarlarının nasıl yapılacağının öğrenilmesi, makinelerin bakımının düzenli yapılmasının gerektiği, inceleme sürecinde herhangi bir ayıba rastlanılmadığının bildirildiği, buna göre davacıya satılan makinelerde açık veya gizli bir ayıbın bulunmadığı, davacının makine bedellerini davalıdan isteyemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki satım sözleşmesinden kaynaklı ayıp nedeniyle ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 207, 208, 222 ve 223 üncü maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/981579200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz