Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4485 E. 2023/6605 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rehin ve hapis hakkı↗ ihbar süresi↗ hapis hakkı↗ doğrudan zarar↗ virman↗ ticari itibar↗ zimmet↗ takipsizlik kararı↗ hesap kat↗ icazet↗ icra hukuk mahkemesi↗ takas↗ bloke↗ hile↗ rehin↗ şikayet↗ eş rızası↗ ispat yükü↗ genel kredi sözleşmesi↗ vade↗ ihbar↗ esastan ret↗ iflas↗ kredi sözleşmesi↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 6.Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/286 Esas, 2019/346 Karar
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı temsilcisi tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı temsilcisi dava dilekçesinde; dava dilekçesinde özetle; şirketin yazılı talimatı ile banka hesabına kayden toplam 16.000.000,00 TL kredinin virman yoluyla yatırıldığını, hesapta bulunan paranın çekilmesi için yazılı talimat mevcut olmamasına rağmen banka yetkililerinin önce firma hesabına bloke koyduklarını, sahte dekontlar düzenleyerek paraları farklı banka hesaplarına göndermek suretiyle çektiklerini, genel müdürlük talimatları doğrultusunda şube yetkililerince işlemlerin gerçekleştiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; para aktırımı yapıldığı iddia edilen hesapların yine davacının farklı hesapları olduğunu, davacı şirketin kredi hesaplarının kat edildiğini, borcun ödenmemesi nedeniyle şirket aleyhine takip başlattıklarını, davalının kötü niyetli olarak takip işlemlerini uzatmak amacıyla dava açtığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin diğer davalı ... A.Ş.'nin genel müdürü olarak görev yaptığını, davaya konu uyuşmazlık ile şahsi olarak hiçbir ilişkisinin bulunmadığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile banka kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucunda kredilerin kapatma işlemlerine ilişkin olarak düzenlenen dekontlarda davacı firmayı temsile yetkili kişinin imzası bulunmadığı, söz konusu kredilerin borcunun kapatma dekontlarında yer alan işlemlerin davacı firmanın mevduat hesabındaki kredi kapatma işlemleri ile uyumlu olup birbirini teyit ettiği, dekontlar ile yapılan işlemlerin davacı firmanın hesabından başka bir firmanın veya şahsın hesabına para aktarımı işlemi olmadığı, davacı firmanın hesabından çıkan paranın tamamı ile yine davacı firmanın davalı bankaya olan kredi borcunun kapatılması işlemine ilişkin olduğu, davacıyı maddi olarak doğrudan zarara uğratan bir işlem niteliğinde olmadığı, taraflar arasında düzenlenen sözleşme hükümleri arasında bankanın herhangi bir ihbara gerek olmaksızın takas ve hapis hakkı ile borçlu cari hesaptan alacaklı cari hesaba da dahil olmak üzere her türlü virman yetkisi bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temsilcisi istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı temsilcisi istinaf dilekçesinde özetle; davalı bankanın kendisine tevdi edilen mevduatı davacı firmaya usulünce ödediğini ispat edemediği sürece ödeme yükümlülüğünden kurtulamayacağını, ispat yükünün davalıda olduğunu, para çekilme işlemlerine icazet verilmediğini, genel kredi sözleşmesinin 6 ncı maddesinde açıklanan bankanın rehin ve hapis hakkının mevduat sahibine ödenen paraların ve banka arasında vade ve ihbar süresi belirlenmesi halinde bu maddenin ileri sürülebileceğini, yapılan usulsüz işlemler sonucunda paranın üçüncü kişilere virman yoluyla ödendiğini, paranın davalı banka menfaatine kullanıldığını, hesap özetleri ve sahte dekontlarla bu durumun sabit olduğunu, hesabından para çekilmesi işleminde davalı bankanın üzerine düşen yasal sorumluluğu yerine getirmediğini, 10 adet işlemle toplam 13.000.000,00 TL'nin davalı banka nezdinde bulunan firma hesabına aktarıldığını, bu yönde herhangi bir yazılı ve sözlü talimatı bulunmadığını, hesabının içinin boşaltıldığını, kredi geri ödeme vadesinin kısaltılamayacağını, mevzuata aykırı olarak firmayla ilgisi bulunmayan üçüncü kişilere farklı numaralı ve birden fazla hesaplarına virman yoluyla hesaptan çekilerek ödendiğini, hesap kat tarihi olan 31.10.2012 tarihi itibarıyla kendilerinin bankaya 800.994,58 TL nakdi kredi borcu bulunduğunu, dava konusunun ise 28.09.2009 yılına ait 13.000.000,00 TL alacaklarıyla borçlarının hiçbir ilgisinin bulunmadığını, bankanın hile ve desise ile hareket ettiğini, kendileri tarafından kredi borcunun da ödendiğini, devamında bankanın bu alacakla ilgili icra takibi başlatıldığını, icra hukuk mahkemesince takibin iptal edildiğini, ticari itibarını kaybettiğini, yüksek miktarda zarar ve şeklen iflas ettiğini, maddi zararlarının görmezden gelindiğini, diğer davalının cevap ve beyanlarının açıkça inkar mahiyetinde olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/170865 sayılı dosyasında, davacının bu davadaki iddialarına dayalı şikayeti üzerine davalı ... hakkında zimmet suçundan soruşturma başlatıldığı ve soruşturmanın takipsizlik ile sonuçlandığı, alınan bilirkişi raporları ile davacının hesabında bulunan kredi bedelinin tamamının davacının davalı bankaya olan kredi borcunun kapatılması işlemlerinde kullanıldığı, davacının maddi olarak zarara uğramadığı, öte yandan, davacının hesabından kredi bedelinin aktarılmasına ilişkin dekontlarda davacı yetkilisinin imzası bulunmadığı gibi bu yönde bankaya verdiği herhangi bir talimatı bulunmamakta ise de, taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerinde davalı bankanın herhangi bir ihbara gerek olmaksızın davacı hesapları üzerinde takas ve hapis hakkı ile borçlu cari hesaptan alacaklı cari hesaba da dahil olmak üzere her türlü virman yetkisinin bulunduğunun hükme bağlandığı, hal böyle olunca, mahkemece davacının hesabında bulunan kredi bedelinin tamamının davacının davalı bankaya olan kredi borcunun kapatılması işlemlerinde kullanıldığı, davacının maddi olarak zarara uğramadığı, davalının genel kredi sözleşmeleri kapsamında virman yetkisi bulunduğundan İlk Derece Mahkemesinin davanın reddi yönündekikararında herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı temsilcisinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, banka hesabında bulunan paranın bilgi ve rıza dışında başka hesaplara aktarılması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olup, davacının hesabında bulunan kullandığı kredi bedelinin bilgisi ve rızası dışında hesabından çıkıp çıkmadığı, hesaptan çıkmış ise kredi bedelinin hangi hesaplara aktarıldığı, davalı bankanın virman yetkisi bulunup bulunmadığı, davacının yapılan işlemler nedeniyle maddi zarara uğrayıp uğramadığı, maddi zarara uğramış ise yapılan işlemlerin banka genel müdürünün talimatı doğrultusunda yapılıp yapılmadığı hususları uyuşmazlık konusudur.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 420 ile 416 ncı maddeleri ve 617 nci maddesinin üçüncü fıkrası ve 621 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı temsilcisi tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İhtiyati haciz | İhtiyati haciz kararı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/10170 E. 2011/10438 K.
Ortak:virman
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı «temsilcisi» dava dilekçesinde; dava dilekçesinde özetle; şirketin yazılı talimatı ile banka hesabına kayden toplam 16.000.000,00 TL kredinin «virman» yoluyla yatırıldığını, hesapta bulunan paranın çekilmesi için yazılı talimat mevcut olmamasına rağmen banka yetkililerinin önce firma hesabına «bloke» koyduklarını, sahte dekontlar düzenleyerek paraları farklı banka hesaplarına göndermek suretiyle çektiklerini, genel müdürlük talimatları doğrultusunda şube yetkil …
… sayısı belirtilen kararı ile banka kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucunda kredilerin kapatma işlemlerine ilişkin olarak düzenlenen dekontlarda davacı firmayı «temsile» yetkili kişinin imzası bulunmadığı, söz konusu kredilerin borcunun kapatma dekontlarında yer alan işlemlerin davacı firmanın mevduat hesabındaki kredi kapatma işlemleri ile uyumlu olup birbirini teyit ettiği, dekontlar ile yapılan işlemlerin davacı firmanın hesabından başka bir firmanın veya şahsın hesabına para aktarımı işlemi olmadığı, davacı firmanın hesabından çıkan paranın tamamı ile yine davacı firmanın davalı bankaya olan kredi borcunun kapatılması işlemine ilişkin olduğu, davacıyı maddi olarak «doğrudan zarara» uğratan bir işlem niteliğinde olmadığı, taraflar arasında düzenlenen sözleşme hükümleri arasında bankanın herhangi bir «ihbara» gerek olmaksızın «takas» ve «hapis hakkı» ile borçlu cari hesaptan alacaklı cari hesaba da «dahil» olmak üzere her türlü «virman» yetkisi bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; davalı bankanın kendisine tevdi edilen mevduatı davacı firmaya usulünce ödediğini ispat edemediği sürece ödeme yükümlülüğünden kurtulamayacağını, «ispat yükünün» davalıda olduğunu, para çekilme işlemlerine «icazet» verilmediğini, «genel kredi sözleşmesinin» 6 ncı maddesinde açıklanan bankanın «rehin» ve «hapis hakkının» mevduat sahibine ödenen paraların ve banka arasında «vade» ve «ihbar süresi» belirlenmesi halinde bu maddenin ileri sürülebileceğini, yapılan usulsüz işlemler sonucunda paranın üçüncü kişilere «virman» yoluyla ödendiğini, paranın davalı banka menfaatine kullanıldığını, hesap özetleri ve sahte dekontlarla bu durumun sabit olduğunu, hesabından para çekilmesi işleminde davalı bankanın üzerine düşen yasal sorumluluğu yerine getirmediğini, 10 adet işlemle toplam 13.000.000,00 TL'nin davalı banka nezdinde bulunan firma hesabına aktarıldığını, bu yönde herhangi bir yazılı ve sözlü talimatı bulunmadığını, hesabının içinin boşaltıldığını, kredi geri ödeme vadesinin kısaltılamayacağını, mevzuata aykırı olarak firmayla ilgisi bulunmayan üçüncü kişilere farklı numaralı ve birden fazla hesaplarına virman yoluyla hesaptan çekilerek ödendiğini, «hesap kat» tarihi olan 31.10.2012 tarihi itibarıyla kendilerinin bankaya 800.994,58 TL nakdi kredi borcu bulunduğunu, dava konusunun ise 28.09.2009 yılına ait 13.000.000,00 TL alacaklarıyla borçlarının hiçbir ilgisinin bulunmadığını, bankanın «hile» ve desise ile hareket ettiğini, kendileri tarafından kredi borcunun da ödendiğini, devamında bankanın bu alacakla ilgili icra takibi başlatıldığını, «icra hukuk» mahkemesince takibin iptal edildiğini, «ticari itibarını» kaybettiğini, yüksek miktarda zarar ve şeklen «iflas» ettiğini, maddi zararlarının görmezden gelindiğini, diğer davalının cevap ve beyanlarının açıkça inkar mahiyetinde olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararın …
Benzer bu karardaOysa alacaklı tarafından dosyaya sunulan 27.10.2010 ve 23.11.2010 tarihli hesaptan «virman» yetkisi veren talimatlar ile bu talimatlar sonucu yapılan işlemleri gösteren hesap özetlerinden açıkça «ihtiyati haciz» talep eden tarafından ödeme yapıldığı anlaşılmakta olup, dosya kapsamından «muaccel» bulunduğu sabit olan ihtiyati haciz talebine konu alacak mahkeme gerekçesinin aksine yargılamayı da gerektirmemektedir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:muacceliyet · ihtiyati haciz · kefil · haciz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre, «ihtiyati haciz» talep edenin kredi veren değil «kefil» sıfatında bulunduğu ve kredi alacaklısına ödeme yapıldığına ilişkin belgelerin açıklayıcı olmadığı, iddianın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Oysa alacaklı tarafından dosyaya sunulan 27.10.2010 ve 23.11.2010 tarihli hesaptan «virman» yetkisi veren talimatlar ile bu talimatlar sonucu yapılan işlemleri gösteren hesap özetlerinden açıkça «ihtiyati haciz» talep eden tarafından ödeme yapıldığı anlaşılmakta olup, dosya kapsamından «muaccel» bulunduğu sabit olan ihtiyati haciz talebine konu alacak mahkeme gerekçesinin aksine yargılamayı da gerektirmemektedir.
Kararı, «ihtiyati haciz» talep eden vekili temyiz etmiştir.
Dava, «ihtiyati haciz» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17299 E. 2014/5967 K.
Ortak:virman · icra hukuk mahkemesi · takas · rehin · şikayet
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davacı «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; davalı bankanın kendisine tevdi edilen mevduatı davacı firmaya usulünce ödediğini ispat edemediği sürece ödeme yükümlülüğünden kurtulamayacağını, «ispat yükünün» davalıda olduğunu, para çekilme işlemlerine «icazet» verilmediğini, «genel kredi sözleşmesinin» 6 ncı maddesinde açıklanan bankanın «rehin» ve «hapis hakkının» mevduat sahibine ödenen paraların ve banka arasında «vade» ve «ihbar süresi» belirlenmesi halinde bu maddenin ileri sürülebileceğini, yapılan usulsüz işlemler sonucunda paranın üçüncü kişilere «virman» yoluyla ödendiğini, paranın davalı banka menfaatine kullanıldığını, hesap özetleri ve sahte dekontlarla bu durumun sabit olduğunu, hesabından para çekilmesi işleminde davalı bankanın üzerine düşen yasal sorumluluğu yerine getirmediğini, 10 adet işlemle toplam 13.000.000,00 TL'nin davalı banka nezdinde bulunan firma hesabına aktarıldığını, bu yönde herhangi bir yazılı ve sözlü talimatı bulunmadığını, hesabının içinin boşaltıldığını, kredi geri ödeme vadesinin kısaltılamayacağını, mevzuata aykırı olarak firmayla ilgisi bulunmayan üçüncü kişilere farklı numaralı ve birden fazla hesaplarına virman yoluyla hesaptan çekilerek ödendiğini, «hesap kat» tarihi olan 31.10.2012 tarihi itibarıyla kendilerinin bankaya 800.994,58 TL nakdi kredi borcu bulunduğunu, dava konusunun ise 28.09.2009 yılına ait 13.000.000,00 TL alacaklarıyla borçlarının hiçbir ilgisinin bulunmadığını, bankanın «hile» ve desise ile hareket ettiğini, kendileri tarafından kredi borcunun da ödendiğini, devamında bankanın bu alacakla ilgili icra takibi başlatıldığını, «icra hukuk» mahkemesince takibin iptal edildiğini, «ticari itibarını» kaybettiğini, yüksek miktarda zarar ve şeklen «iflas» ettiğini, maddi zararlarının görmezden gelindiğini, diğer davalının cevap ve beyanlarının açıkça inkar mahiyetinde olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararın …
… ahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/170865 sayılı dosyasında, davacının bu davadaki iddialarına dayalı «şikayeti» üzerine davalı ... hakkında «zimmet» suçundan soruşturma başlatıldığı ve soruşturmanın «takipsizlik» ile sonuçlandığı, alınan bilirkişi raporları ile davacının hesabında bulunan kredi bedelinin tamamının davacının davalı bankaya olan kredi borcunun kapatılması işlemlerinde kullanıldığı, davacının maddi olarak zarara uğramadığı, öte yandan, davacının hesabından kredi bedelinin aktarılmasına ilişkin dekontlarda davacı yetkilisinin imzası bulunmadığı gibi bu yönde bankaya verdiği herhangi bir talimatı bulunmamakta ise de, taraflar arasında akdedilen «genel kredi sözleşmelerinde» davalı bankanın herhangi bir «ihbara» gerek olmaksızın davacı hesapları üzerinde «takas» ve «hapis hakkı» ile borçlu cari hesaptan alacaklı cari hesaba da «dahil» olmak üzere her türlü «virman» «yetkisinin» bulunduğunun hükme bağlandığı, hal böyle olunca, mahkemece davacının hesabında bulunan kredi bedelinin tamamının davacının davalı bankaya olan kredi borcunun kapatılması işlemlerinde kullanıldığı, davacının maddi olarak zarara uğramadığı, davalının genel kredi sözleşmeleri kapsamında virman yetkisi bulunduğundan İlk Derece Mahkemesinin davanın reddi yönündekikararında herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı «temsilcisinin» istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… sayısı belirtilen kararı ile banka kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucunda kredilerin kapatma işlemlerine ilişkin olarak düzenlenen dekontlarda davacı firmayı «temsile» yetkili kişinin imzası bulunmadığı, söz konusu kredilerin borcunun kapatma dekontlarında yer alan işlemlerin davacı firmanın mevduat hesabındaki kredi kapatma işlemleri ile uyumlu olup birbirini teyit ettiği, dekontlar ile yapılan işlemlerin davacı firmanın hesabından başka bir firmanın veya şahsın hesabına para aktarımı işlemi olmadığı, davacı firmanın hesabından çıkan paranın tamamı ile yine davacı firmanın davalı bankaya olan kredi borcunun kapatılması işlemine ilişkin olduğu, davacıyı maddi olarak «doğrudan zarara» uğratan bir işlem niteliğinde olmadığı, taraflar arasında düzenlenen sözleşme hükümleri arasında bankanın herhangi bir «ihbara» gerek olmaksızın «takas» ve «hapis hakkı» ile borçlu cari hesaptan alacaklı cari hesaba da «dahil» olmak üzere her türlü «virman» yetkisi bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAncak, davalı banka vekilince cevap dilekçesinde ve yargılama aşamasında davacının «müşterek borçlu müteselsil kefil» olduğu genel kredi ve «kefalet sözleşmesinin» 5. maddesi ile bankanın «virman», «rehin», hapis ve «takas» hakkının düzenlendiği, yine sözleşmenin 47. maddesi gereğince banka «defter» ve kayıtlarının «kesin delil niteliğinde» olduğunun taraflarca kabul edildiği ileri sürülmüş, bankanın defter ve kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılması talep edilmiş, mahkemece ise, davalı bankanın savunmasında geçen genel kredi ve kefalet sözleşmesi incelenmeden karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «icra hukuk» mahkemesine yapılan «şikayet» başvurusu üzerine davacının «takip talebini» «öğrenme tarihinin» 17.05.2011 olarak kabul edildiği, buna göre «borca itirazın» süresinde yapılmış olmakla takibin davacı şirket yönünden durdurulmasına karar verildiği, davacı şirket hakkında kesinleşmiş takip bulunmaksızın yapılan kesintinin …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:öğrenme tarihi · takip talebi · delil niteliği · borca itiraz · kesin delil · kefalet sözleşmesi · müşterek borçlu müteselsil kefil · müteselsil kefil
Benzer bu karardaAncak, davalı banka vekilince cevap dilekçesinde ve yargılama aşamasında davacının «müşterek borçlu müteselsil kefil» olduğu genel kredi ve «kefalet sözleşmesinin» 5. maddesi ile bankanın «virman», «rehin», hapis ve «takas» hakkının düzenlendiği, yine sözleşmenin 47. maddesi gereğince banka «defter» ve kayıtlarının «kesin delil niteliğinde» olduğunun taraflarca kabul edildiği ileri sürülmüş, bankanın defter ve kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılması talep edilmiş, mahkemece ise, davalı bankanın savunmasında geçen genel kredi ve kefalet sözleşmesi incelenmeden karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «icra hukuk» mahkemesine yapılan «şikayet» başvurusu üzerine davacının «takip talebini» «öğrenme tarihinin» 17.05.2011 olarak kabul edildiği, buna göre «borca itirazın» süresinde yapılmış olmakla takibin davacı şirket yönünden durdurulmasına karar verildiği, davacı şirket hakkında kesinleşmiş takip bulunmaksızın yapılan kesintinin …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1876 E. 2011/11620 K.
Ortak:virman · icazet
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davacı «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; davalı bankanın kendisine tevdi edilen mevduatı davacı firmaya usulünce ödediğini ispat edemediği sürece ödeme yükümlülüğünden kurtulamayacağını, «ispat yükünün» davalıda olduğunu, para çekilme işlemlerine «icazet» verilmediğini, «genel kredi sözleşmesinin» 6 ncı maddesinde açıklanan bankanın «rehin» ve «hapis hakkının» mevduat sahibine ödenen paraların ve banka arasında «vade» ve «ihbar süresi» belirlenmesi halinde bu maddenin ileri sürülebileceğini, yapılan usulsüz işlemler sonucunda paranın üçüncü kişilere «virman» yoluyla ödendiğini, paranın davalı banka menfaatine kullanıldığını, hesap özetleri ve sahte dekontlarla bu durumun sabit olduğunu, hesabından para çekilmesi işleminde davalı bankanın üzerine düşen yasal sorumluluğu yerine getirmediğini, 10 adet işlemle toplam 13.000.000,00 TL'nin davalı banka nezdinde bulunan firma hesabına aktarıldığını, bu yönde herhangi bir yazılı ve sözlü talimatı bulunmadığını, hesabının içinin boşaltıldığını, kredi geri ödeme vadesinin kısaltılamayacağını, mevzuata aykırı olarak firmayla ilgisi bulunmayan üçüncü kişilere farklı numaralı ve birden fazla hesaplarına virman yoluyla hesaptan çekilerek ödendiğini, «hesap kat» tarihi olan 31.10.2012 tarihi itibarıyla kendilerinin bankaya 800.994,58 TL nakdi kredi borcu bulunduğunu, dava konusunun ise 28.09.2009 yılına ait 13.000.000,00 TL alacaklarıyla borçlarının hiçbir ilgisinin bulunmadığını, bankanın «hile» ve desise ile hareket ettiğini, kendileri tarafından kredi borcunun da ödendiğini, devamında bankanın bu alacakla ilgili icra takibi başlatıldığını, «icra hukuk» mahkemesince takibin iptal edildiğini, «ticari itibarını» kaybettiğini, yüksek miktarda zarar ve şeklen «iflas» ettiğini, maddi zararlarının görmezden gelindiğini, diğer davalının cevap ve beyanlarının açıkça inkar mahiyetinde olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararın …
DAVA Davacı «temsilcisi» dava dilekçesinde; dava dilekçesinde özetle; şirketin yazılı talimatı ile banka hesabına kayden toplam 16.000.000,00 TL kredinin «virman» yoluyla yatırıldığını, hesapta bulunan paranın çekilmesi için yazılı talimat mevcut olmamasına rağmen banka yetkililerinin önce firma hesabına «bloke» koyduklarını, sahte dekontlar düzenleyerek paraları farklı banka hesaplarına göndermek suretiyle çektiklerini, genel müdürlük talimatları doğrultusunda şube yetkil …
… sayısı belirtilen kararı ile banka kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucunda kredilerin kapatma işlemlerine ilişkin olarak düzenlenen dekontlarda davacı firmayı «temsile» yetkili kişinin imzası bulunmadığı, söz konusu kredilerin borcunun kapatma dekontlarında yer alan işlemlerin davacı firmanın mevduat hesabındaki kredi kapatma işlemleri ile uyumlu olup birbirini teyit ettiği, dekontlar ile yapılan işlemlerin davacı firmanın hesabından başka bir firmanın veya şahsın hesabına para aktarımı işlemi olmadığı, davacı firmanın hesabından çıkan paranın tamamı ile yine davacı firmanın davalı bankaya olan kredi borcunun kapatılması işlemine ilişkin olduğu, davacıyı maddi olarak «doğrudan zarara» uğratan bir işlem niteliğinde olmadığı, taraflar arasında düzenlenen sözleşme hükümleri arasında bankanın herhangi bir «ihbara» gerek olmaksızın «takas» ve «hapis hakkı» ile borçlu cari hesaptan alacaklı cari hesaba da «dahil» olmak üzere her türlü «virman» yetkisi bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın davalılardan ... yönünden reddine, diğer davalı aleyhine kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen kararın temyizi üzerine Dairemizce; yapılan «virmanlar» sonucunda paranın davacının da ilgilisi olduğu anlaşılan dava dışı şahıslar tarafından ne şekilde kullanıldığı, virmanlar sonucu kullanım yada kullanımlar da davacının bilgisinin, menfaatinin bulunup bulunmadığı, davacının anılan virmanların tarihlerinden sonra dava konusu hesapta çeşitli işlemlerde bulunmak suretiyle yapılan virmalara «icazetinin» olup olmadığının araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmek gerektiği, gerekçesiyle bozulması sonrasında, bozma kararına uyan yerel mahkemece yeniden yapılan yar …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/4485 E. , 2023/6605 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1465 Esas, 2021/1587
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 6.Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/286 Esas, 2019/346 Karar
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı temsilcisi tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı temsilcisi dava dilekçesinde; dava dilekçesinde özetle; şirketin yazılı talimatı ile banka hesabına kayden toplam 16.000.000,00 TL kredinin virman yoluyla yatırıldığını, hesapta bulunan paranın çekilmesi için yazılı talimat mevcut olmamasına rağmen banka yetkililerinin önce firma hesabına bloke koyduklarını, sahte dekontlar düzenleyerek paraları farklı banka hesaplarına göndermek suretiyle çektiklerini, genel müdürlük talimatları doğrultusunda şube yetkililerince işlemlerin gerçekleştiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; para aktırımı yapıldığı iddia edilen hesapların yine davacının farklı hesapları olduğunu, davacı şirketin kredi hesaplarının kat edildiğini, borcun ödenmemesi nedeniyle şirket aleyhine takip başlattıklarını, davalının kötü niyetli olarak takip işlemlerini uzatmak amacıyla dava açtığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin diğer davalı ... A.Ş.'nin genel müdürü olarak görev yaptığını, davaya konu uyuşmazlık ile şahsi olarak hiçbir ilişkisinin bulunmadığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile banka kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucunda kredilerin kapatma işlemlerine ilişkin olarak düzenlenen dekontlarda davacı firmayı temsile yetkili kişinin imzası bulunmadığı, söz konusu kredilerin borcunun kapatma dekontlarında yer alan işlemlerin davacı firmanın mevduat hesabındaki kredi kapatma işlemleri ile uyumlu olup birbirini teyit ettiği, dekontlar ile yapılan işlemlerin davacı firmanın hesabından başka bir firmanın veya şahsın hesabına para aktarımı işlemi olmadığı, davacı firmanın hesabından çıkan paranın tamamı ile yine davacı firmanın davalı bankaya olan kredi borcunun kapatılması işlemine ilişkin olduğu, davacıyı maddi olarak doğrudan zarara uğratan bir işlem niteliğinde olmadığı, taraflar arasında düzenlenen sözleşme hükümleri arasında bankanın herhangi bir ihbara gerek olmaksızın takas ve hapis hakkı ile borçlu cari hesaptan alacaklı cari hesaba da dahil olmak üzere her türlü virman yetkisi bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temsilcisi istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı temsilcisi istinaf dilekçesinde özetle; davalı bankanın kendisine tevdi edilen mevduatı davacı firmaya usulünce ödediğini ispat edemediği sürece ödeme yükümlülüğünden kurtulamayacağını, ispat yükünün davalıda olduğunu, para çekilme işlemlerine icazet verilmediğini, genel kredi sözleşmesinin 6 ncı maddesinde açıklanan bankanın rehin ve hapis hakkının mevduat sahibine ödenen paraların ve banka arasında vade ve ihbar süresi belirlenmesi halinde bu maddenin ileri sürülebileceğini, yapılan usulsüz işlemler sonucunda paranın üçüncü kişilere virman yoluyla ödendiğini, paranın davalı banka menfaatine kullanıldığını, hesap özetleri ve sahte dekontlarla bu durumun sabit olduğunu, hesabından para çekilmesi işleminde davalı bankanın üzerine düşen yasal sorumluluğu yerine getirmediğini, 10 adet işlemle toplam 13.000.000,00 TL'nin davalı banka nezdinde bulunan firma hesabına aktarıldığını, bu yönde herhangi bir yazılı ve sözlü talimatı bulunmadığını, hesabının içinin boşaltıldığını, kredi geri ödeme vadesinin kısaltılamayacağını, mevzuata aykırı olarak firmayla ilgisi bulunmayan üçüncü kişilere farklı numaralı ve birden fazla hesaplarına virman yoluyla hesaptan çekilerek ödendiğini, hesap kat tarihi olan 31.10.2012 tarihi itibarıyla kendilerinin bankaya 800.994,58 TL nakdi kredi borcu bulunduğunu, dava konusunun ise 28.09.2009 yılına ait 13.000.000,00 TL alacaklarıyla borçlarının hiçbir ilgisinin bulunmadığını, bankanın hile ve desise ile hareket ettiğini, kendileri tarafından kredi borcunun da ödendiğini, devamında bankanın bu alacakla ilgili icra takibi başlatıldığını, icra hukuk mahkemesince takibin iptal edildiğini, ticari itibarını kaybettiğini, yüksek miktarda zarar ve şeklen iflas ettiğini, maddi zararlarının görmezden gelindiğini, diğer davalının cevap ve beyanlarının açıkça inkar mahiyetinde olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/170865 sayılı dosyasında, davacının bu davadaki iddialarına dayalı şikayeti üzerine davalı ... hakkında zimmet suçundan soruşturma başlatıldığı ve soruşturmanın takipsizlik ile sonuçlandığı, alınan bilirkişi raporları ile davacının hesabında bulunan kredi bedelinin tamamının davacının davalı bankaya olan kredi borcunun kapatılması işlemlerinde kullanıldığı, davacının maddi olarak zarara uğramadığı, öte yandan, davacının hesabından kredi bedelinin aktarılmasına ilişkin dekontlarda davacı yetkilisinin imzası bulunmadığı gibi bu yönde bankaya verdiği herhangi bir talimatı bulunmamakta ise de, taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerinde davalı bankanın herhangi bir ihbara gerek olmaksızın davacı hesapları üzerinde takas ve hapis hakkı ile borçlu cari hesaptan alacaklı cari hesaba da dahil olmak üzere her türlü virman yetkisinin bulunduğunun hükme bağlandığı, hal böyle olunca, mahkemece davacının hesabında bulunan kredi bedelinin tamamının davacının davalı bankaya olan kredi borcunun kapatılması işlemlerinde kullanıldığı, davacının maddi olarak zarara uğramadığı, davalının genel kredi sözleşmeleri kapsamında virman yetkisi bulunduğundan İlk Derece Mahkemesinin davanın reddi yönündekikararında herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı temsilcisinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, banka hesabında bulunan paranın bilgi ve rıza dışında başka hesaplara aktarılması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olup, davacının hesabında bulunan kullandığı kredi bedelinin bilgisi ve rızası dışında hesabından çıkıp çıkmadığı, hesaptan çıkmış ise kredi bedelinin hangi hesaplara aktarıldığı, davalı bankanın virman yetkisi bulunup bulunmadığı, davacının yapılan işlemler nedeniyle maddi zarara uğrayıp uğramadığı, maddi zarara uğramış ise yapılan işlemlerin banka genel müdürünün talimatı doğrultusunda yapılıp yapılmadığı hususları uyuşmazlık konusudur.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 420 ile 416 ncı maddeleri ve 617 nci maddesinin üçüncü fıkrası ve 621 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı temsilcisi tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/981548500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz