Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2866 E. 2023/6568 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
eksik harcın tamamlattırılması↗ tanık delili↗ kısmi kabul↗ kovuşturmaya yer olmadığına dair karar↗ harcın tamamlanması↗ i̇i̇k 308/b↗ arabuluculuk↗ belirsiz alacak davası↗ ilk itiraz↗ icra hukuk mahkemesi↗ yazılı delil↗ şikayet↗ kambiyo senedi↗ derdestlik↗ ispat yükü↗ kamu düzeni↗ alacak davası↗ tebligat↗ esastan ret↗ iflas↗ asıl alacak↗ menfi tespit↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adıyaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2019/273 E., 2020/376 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin işleri kötü gittiği için 50.000,00 TL'yi davalı ... ve C. K.'dan borç aldığını, bu paraya karşılık peyder pey 90.000,00 TL ödediğini, borcun bitmesine rağmen davalıların müvekkilinden fazladan para istediklerini, müvekkilinin vermemesi üzerine davalı, davalının babası ve kardeşinin müvekkilinin işyerinde zorla 150.000,00 TL senet imzalattırdıklarını, sonra bu senedi icraya verdiklerini, icra dosyasından dolayı müvekkilinin önce arabasının sonrada ikamet ettiği evinin satışa çıkarıldığını, davalı ile müvekkili arasında daha önce herhangi bir ticaretin bulunmadığını, müvekkilinin çiftçi olduğunu, davalıdan herhangi bir mal almışlığının olmadığını, müvekkili aleyhine başlatılan Adıyaman İcra Dairesinin 2018/1190 E. sayılı dosyasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, takibe konulan çeklerin bedellerinin müvekkilinin elden nakit olarak verdiğini, olaya ilişkin tefecilik suçundan suç duyurusunda bulunulduğunu ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, Adıyaman İcra Dairesinin 2018/1190 E. sayılı icra takibinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkiline olan borcunu ödemediğini, sürekli oyaladığını, davacının en son 150.000,00 TL bedelli senedi borçlarına karşılık müvekkiline verdiğini, davacının kendisine karşı başlatılan icra takibine Adıyaman İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/55 E. sayılı dosyası ile itiraz ettiğini, borçlunun itirazının reddedildiğini, davanın değerinin açık ve net bir şekilde belli olduğunu, davacının davayı değerini 1.000,00 TL olarak göstererek belirsiz alacak davası şekilinde açmasının mümkün olmadığını, eksik harcın tamamlanmasının gerektiğini, davacının her ne kadar ilgililer hakkında tefecilikten suç duyurusunda bulunduğunu, tefecilikten dolayı suçu duyurusu dosyalarının halen derdest olduğu iddiasında bulunulmuş ise de davalının taraf olduğu bir soruşturma dosyasının olmadığını, davacının imzaya ilişkin herhangi bir itirazının bulunmadığını, bu nedenle davada ispat yükünün davacıda tarafta olduğunu, davacının borçlu olmadığını yazılı delille ispatlaması gerektiğini, davacının ödediğini iddia ettiği paranın miktarı itibariyle senetle kanıtlaması gerektiğini, yalnızca 8.000,00 TL'lik bir ödemesinin bulunduğunu, davacının arabasının başka bir borcuna ilişkin dosyadan satıldığını, davacının dava dilekçesinde takibe konu çeklerin elden nakit olarak davalıya ödediği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, dava öncesinde arabuluculuk yoluna gidilmediğini savunarak davanın reddine, davacı aleyhine asıl alacak üzerinden %20'den aşağı olmamak üzere icra tazminatı ödemesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı hakkında tefecilik suçundan şikayetçi olduğu ancak davalı hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, davacının kısmen ödemeye ilişkin yazılı delil sunamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin işin esasına girmeksizin ve uyuşmazlığı irdelemeksizin uyuşmazlığı çözmeyen bir karar verdiğini, davalının süresinde ilk itirazında bulunduğu halde bu itirazı incelemeksizin ve tartışılmaksızın ön inceleme sürecinin tamamlandığını, usulüne uygun tanık listelerinin mahkemeye sunulduğunu, ancak mahkeme sadece bir tanığı dinleyerek, diğer tanıkların beyanlarında ise tekrarla yetinmek suretiyle aleyhe hüküm kurduğunu, tanıkların tamamının dinlenilmesi halinde hükmün sonucunun lehte değişeceğini belirterek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemenin usul hatası yaptığını, davalı asile tebligat çıkartmadığını, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olduğunu, işin esasına girmeden ve deliller incelenmeden karar verildiğini, tanıkların dinlenmediğini, bilirkişi raporu alınmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kambiyo senedi nedeniyle menfi tespit talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 201 inci, 308 inci 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve davacı vekilinin ödeme iddiasının ispatı için tanık deliline dayanmış olmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 6100 sayılı Kanun'un 308 inci maddesi gereği davalı, dava konusunun hepsi ya da bir kısmını kabul edebilir. İşbu dosyadaki davalı vekilinin cevap dilekçesinde, davacının iddia ettiği 88.000,00 TL ödemeden yalnızca 8.000,00 TL'nin doğru olduğunu, başkaca elden ödeme yapılmadığı savunulmuş olup, anılan beyanın kısmen kabul mahiyetinde olduğu açıktır. Bu durumda mahkemece davalının kabulünde olan 8.000,00 TL gözardı edilerek davanın tümüyle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2044 E. 2018/7787 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulen açılmış dava · tasfiye memuru atanması · tasfiye memuru · pasif husumet · fesih · ek tasfiye · vekalet ücreti · temsil
Benzer bu kararda… in suça konu faaliyetleri davalı şirkete ait iş yerinde gerçekleştirdiği, şirketin tefecilik suçuna konu faaliyetler açısından paravan olarak kullanıldığı, şirketin «fesih» ve tasfiyesi davalarında şirket ortaklarına «husumet» düşmediği gerekçesiyle davalı şirket hakkındaki davanın kabulü ile, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, şirkete «tasfiye memuru atanmasına», davalı ortaklar hakkındaki davanın ise «pasif husumet» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı şirket ve «temsilcileri» vekili temyiz etmiştir.
2-) Davalı şirketin «temsilcileri» olan ..., ... ve ...’ın temyiz itirazlarına gelince, davacı dava dilekçesiyle «husumeti» sadece davalı şirkete yöneltmiş, adı geçen gerçek kişileri ise, şirket temsilcisi sıfatıyla davada göstermiştir.
Bu nedenle anılan şahıslar hakkında «usulen açılmış» bir dava olmadığı halde, adı geçenler hakkında hüküm tesisi ile «husumetten» ret kararı verilmesi doğru görülmemiş, hükmün adı geçen gerçek şahıslar yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4083 E. 2021/4099 K.
Ortak:kamu düzeni
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, kararda «kamu düzenine» aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAsliye Ceza Mahkemesinin 2009/337 esas ve 2011/852 kararı ile sayılı dosyası kapsamında dava konusu edilen «bono» nedeniyle davacının müdahil sıfatıyla davaya katıldığı, yapılan yargılama sonunda dava konusu edilen 10.500,00 Euro tutarlı senet de değerlendirilmek suretiyle davlının tefecilik suçundan mahkumiyetine karar verildiği, kararın temyiz incelenmesinden geçerek kesinleştiği, bu durumda ceza davası sonunda tefeciliğe ilişkin maddi vakıa kesinleştiğinden 818 sayılı Borçlar Kanununun 20/1. (6098 sayılı TBK’nın 27/1) maddesi hükmü uyarınca, kanunun «emredici» hükümlerine, ahlaka ve «kamu düzenine» aykırı sözleşmeler «geçersiz» olacağından, dava konusu bononun hukuken geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı aleyhine «kötüniyet tazminatına» karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:emredici hüküm · kötüniyet tazminatı · kötü niyet tazminatı · bono · kötü niyet · geçersizlik · kötüniyet
Benzer bu karardaAsliye Ceza Mahkemesinin 2009/337 esas ve 2011/852 kararı ile sayılı dosyası kapsamında dava konusu edilen «bono» nedeniyle davacının müdahil sıfatıyla davaya katıldığı, yapılan yargılama sonunda dava konusu edilen 10.500,00 Euro tutarlı senet de değerlendirilmek suretiyle davlının tefecilik suçundan mahkumiyetine karar verildiği, kararın temyiz incelenmesinden geçerek kesinleştiği, bu durumda ceza davası sonunda tefeciliğe ilişkin maddi vakıa kesinleştiğinden 818 sayılı Borçlar Kanununun 20/1. (6098 sayılı TBK’nın 27/1) maddesi hükmü uyarınca, kanunun «emredici» hükümlerine, ahlaka ve «kamu düzenine» aykırı sözleşmeler «geçersiz» olacağından, dava konusu bononun hukuken geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı aleyhine «kötüniyet tazminatına» karar verilmiştir.
2-Davalı takipte haklı olduğunu kanıtlayamamış ise de kötü niyetli olduğu da söylenemeyeceğinden davalı aleyhine «kötü niyet tazminatı» verilmesi doğru olmayıp, hükmün bu nedenle bozulması gerekmektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2866 E. , 2023/6568 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/964 Esas, 2022/401 Karar
HÜKÜM/KARAR Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Adıyaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 2019/273 E., 2020/376 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin işleri kötü gittiği için 50.000,00 TL'yi davalı ... ve C. K.'dan borç aldığını, bu paraya karşılık peyder pey 90.000,00 TL ödediğini, borcun bitmesine rağmen davalıların müvekkilinden fazladan para istediklerini, müvekkilinin vermemesi üzerine davalı, davalının babası ve kardeşinin müvekkilinin işyerinde zorla 150.000,00 TL senet imzalattırdıklarını, sonra bu senedi icraya verdiklerini, icra dosyasından dolayı müvekkilinin önce arabasının sonrada ikamet ettiği evinin satışa çıkarıldığını, davalı ile müvekkili arasında daha önce herhangi bir ticaretin bulunmadığını, müvekkilinin çiftçi olduğunu, davalıdan herhangi bir mal almışlığının olmadığını, müvekkili aleyhine başlatılan Adıyaman İcra Dairesinin 2018/1190 E.
sayılı dosyasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, takibe konulan çeklerin bedellerinin müvekkilinin elden nakit olarak verdiğini, olaya ilişkin tefecilik suçundan suç duyurusunda bulunulduğunu ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, Adıyaman İcra Dairesinin 2018/1190 E. sayılı icra takibinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkiline olan borcunu ödemediğini, sürekli oyaladığını, davacının en son 150.000,00 TL bedelli senedi borçlarına karşılık müvekkiline verdiğini, davacının kendisine karşı başlatılan icra takibine Adıyaman İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/55 E. sayılı dosyası ile itiraz ettiğini, borçlunun itirazının reddedildiğini, davanın değerinin açık ve net bir şekilde belli olduğunu, davacının davayı değerini 1.000,00 TL olarak göstererek belirsiz alacak davası şekilinde açmasının mümkün olmadığını, eksik harcın tamamlanmasının gerektiğini, davacının her ne kadar ilgililer hakkında tefecilikten suç duyurusunda bulunduğunu, tefecilikten dolayı suçu duyurusu dosyalarının halen derdest olduğu iddiasında bulunulmuş ise de davalının taraf olduğu bir soruşturma dosyasının olmadığını, davacının imzaya ilişkin herhangi bir itirazının bulunmadığını, bu nedenle davada ispat yükünün davacıda tarafta olduğunu, davacının borçlu olmadığını yazılı delille ispatlaması gerektiğini, davacının ödediğini iddia ettiği paranın miktarı itibariyle senetle kanıtlaması gerektiğini, yalnızca 8.000,00 TL'lik bir ödemesinin bulunduğunu, davacının arabasının başka bir borcuna ilişkin dosyadan satıldığını, davacının dava dilekçesinde takibe konu çeklerin elden nakit olarak davalıya ödediği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, dava öncesinde arabuluculuk yoluna gidilmediğini savunarak davanın reddine, davacı aleyhine asıl alacak üzerinden %20'den aşağı olmamak üzere icra tazminatı ödemesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı hakkında tefecilik suçundan şikayetçi olduğu ancak davalı hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, davacının kısmen ödemeye ilişkin yazılı delil sunamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin işin esasına girmeksizin ve uyuşmazlığı irdelemeksizin uyuşmazlığı çözmeyen bir karar verdiğini, davalının süresinde ilk itirazında bulunduğu halde bu itirazı incelemeksizin ve tartışılmaksızın ön inceleme sürecinin tamamlandığını, usulüne uygun tanık listelerinin mahkemeye sunulduğunu, ancak mahkeme sadece bir tanığı dinleyerek, diğer tanıkların beyanlarında ise tekrarla yetinmek suretiyle aleyhe hüküm kurduğunu, tanıkların tamamının dinlenilmesi halinde hükmün sonucunun lehte değişeceğini belirterek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemenin usul hatası yaptığını, davalı asile tebligat çıkartmadığını, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olduğunu, işin esasına girmeden ve deliller incelenmeden karar verildiğini, tanıkların dinlenmediğini, bilirkişi raporu alınmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kambiyo senedi nedeniyle menfi tespit talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 201 inci, 308 inci 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve davacı vekilinin ödeme iddiasının ispatı için tanık deliline dayanmış olmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 6100 sayılı Kanun'un 308 inci maddesi gereği davalı, dava konusunun hepsi ya da bir kısmını kabul edebilir. İşbu dosyadaki davalı vekilinin cevap dilekçesinde, davacının iddia ettiği 88.000,00 TL ödemeden yalnızca 8.000,00 TL'nin doğru olduğunu, başkaca elden ödeme yapılmadığı savunulmuş olup, anılan beyanın kısmen kabul mahiyetinde olduğu açıktır. Bu durumda mahkemece davalının kabulünde olan 8.000,00 TL gözardı edilerek davanın tümüyle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1.Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine
08.11.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/981255400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz